EKONOMİ - 25 Temmuz 2024 Perşembe 12:57

‘Gençler önce eğitimde, sonra istihdamda’ projesi tamamlandı

A
A
A
‘Gençler önce eğitimde, sonra istihdamda’ projesi tamamlandı

Muş’un Bulanık ilçesinde yürütülen ve Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen ‘Muş’ta Gençler Önce Eğitimde Sonra İstihdamda’ projesinin kapanış toplantısı yapıldı.


Bulanık ilçesinde yürütülen, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansının başvuru sahibi, Bulanık - Malazgirt Süt Üreticileri Birliğinin eş başvuru sahibi, Bulanık Kaymakamlığı ile SÜTAŞ’ın iştirakçi olduğu ‘Muş’ta Gençler Önce Eğitimde Sonra İstihdamda’ projesinin kapanışı toplantısı öğretmenevi konferans salonunda yapıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda bir konuşma yapan Vali Avni Çakır, başarıyla tamamlanan projeyi büyük bir sevgiyle takip ettiği projelerden bir tanesi olduğunu söyledi. Muş’un Türkiye’nin en genç 6’ncı ili olduğunu belirten Vali Çakır, “Dolayısıyla gençlerimizi Muş’un sahip olduğu potansiyeller doğrultusunda ve ülkemizin gelecekteki ihtiyaçları doğrultusunda yetiştirmemiz lazım, hazırlamamız lazım. Tabiri caizse biz şimdi tohum saçıyoruz. Gençlerimizi, bölgemizin üstün olduğu özelliklerle birleşerek onları geleceğe hazırlamaya çalışıyoruz. İnşallah bu tür projeler öyle sihirli değildir, bir anda hemen sonucu göremezsiniz ama uzun vadede mutlaka faydasını, sonucunu görürsünüz. Gençlerimizdeki bu ciddiyet, takip, zaten onların bu işe verdiği önemin de çok göstergesiydi” dedi.


Muş’un ciddi bir tarım ve hayvancılık şehri olduğunun altını çizen Çakır, şöyle konuştu:


“Bu konuda çok büyük fırsatlarımız var. Bunu da tabii sayısal anlamda fazlalığınız çok fazla bir anlam ifade etmiyor. Bunu çok rasyonel, gerçekli ve geleceğe yönelik bir şekilde donatmanız gerekiyor ki gelecekteki fırsatlardan faydalanabilesiniz, bu imkanları değerlendirebilesiniz. Bu anlamda da benzer projeleri çok önemsiyoruz. İnşallah devamı da gelecek. Muş’ta bu sene Avrupa Birliği kapsamında yine DAKA’nın projesinin yanında genel sekreterliğimizin de başka projesi vardı. Yine yerel eylem gruplarımızın projeleri var. Bu anlamda biz peyderpey dediğim gibi kadınlarımızı, gençlerimizi, kızlarımızı daha donanımlı hale getirmeye gayret ediyoruz. İnşallah bundan sonraki projelerimiz de devam edecek. Güzel bir proje oldu. İnşallah gençlerimizi de peyderpey bunun sonuçlarıyla buluşturacağız ilerleyen süreçte. Dediğim gibi hiçbir emek, çaba karşılıksız kalmaz. Mutlaka bunun karşılığını alacaksınız. Yeter ki uygun zamanı sabırla bekleyelim.”


Bin 200 projeye 830 milyon Euro destek


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Sözleşme Yönetimi Daire Başkanı Uğur Güneş ise genel müdürlüğün destek verdiği projelere değindi. Şu ana kadar bin 200 projeye 830 milyon Euro destek verdiklerini dile getiren Uğur Güneş, “Operasyonumuz genel anlamda İŞKUR’un operasyon faydalanıcısı olduğu ve 30 milyon Euro’luk bir bütçeye temas eden bir operasyondur. Yaklaşık 400 proje başvurusu almış olan genel müdürlüğümüz bunlardan fonlanmaya değer 52 projeyi seçti ve bunları ortalama 200 bin Euro minimum bütçeyle fonlamıştır ki projemiz de 280 bin Euro civarlarında bir bütçeyle birçok faaliyetlerini gerçekleştirmiştir. Tabii bu süreçte iştirakçi olan kurumlarımızın destekleriyle projemiz çok iyi yerlere gelmiştir. İPA dediğimiz Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı fonları Türkiye’yle Avrupa Birliği arasında bir finansal anlaşmadır ve 2007 yılından bu yana uygulanmaktadır. Yaklaşık 830 milyon Euro’luk bir bütçeyle bin 200 proje, 2007 yılından beri fonlanmıştı. 70 bin vatandaşımız ki bunun 53 bini kadın istihdama yine erişmişti. Ayrıca mesleki yeterlilik standartlarının belirlenmesiyle beraber birçok operasyon da bu şekilde sonuçlanmış ve 140 bin bireyimizin mesleki eğitim sertifikası ve bedelleri kurumumuzca yatırılmıştır. Türkiye’de Eurostat verilerine göre 84 milyon vatandaşımızın yaklaşık 6 milyonu ne istihdamda, ne eğitimde olan gençlerimizdir. Bu özellikle İŞKUR’un çok uzun yıllardır üzerinde çalıştığı, bakanlığımızın uzun yıllardır üzerinde çalıştığı bir konudur” dedi. Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) Genel Sekreter Vekili Mehmet Emin Çakay da, kalkınma çalışmalarında özellikle projelerin açılış ve kapanışının kendileri için ayrı bir heyecan vesilesi olduğunu belirterek, “Bu kapsamda özellikle kapanış toplantılarının ayrı bir önemi var. Buradan alacağımız dersler, bundan sonraki süreçler, malum bu projelerin hayata geçirilmesi çok kolay olmuyor. Sonuçta ortaya bir finansman kaynağı da konuluyor ve bir hedefe hizmet ediyor. Dolayısıyla gerek başkanımızın açıklamalarında gerekse arkadaşlarımızın proje süresi boyunca yaptığı faaliyetlerde ortaya koydukları performans gerçekten önemli bir konuya işaret ediyor. Kalkınma konuları özellikle ülkemiz ve bölgemiz açısından önemli bir konu ifade etmekte. Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı olarak 2009 yılından bugüne bölgemizin kalkınmasında, ekonominin bütün alanlarında, tarımda, turizmde ve diğer alanlarda çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bugüne kadar bölgemizde birçok program ve projeyi hayata geçirdik. Kalkınma konularına baktığınız zaman aslında potansiyel alanlarına, özellikle tarım, turizm, ekonomi konuları her ne kadar gündemdeyse de bu potansiyelden bir tanesi de aslında beşeri sermaye konusudur. Dolayısıyla beşeri sermaye konusunun niteliği bölgesel kalkınma açısından önem arz ediyor. Projenin özeline baktığımız zaman NEET gençliğine odaklandığını görüyoruz. NEET gençliği özellikle son zamanlarda başta Avrupa ülkelerinde olmak üzere gelişmekte olan ülkeler için önemli bir konuyu, önemli bir alanı teşkil etmekte. Zira ne eğitimde, ne istihdamda olan gençlerin niteliklerinin arttırılması, bu niteliklerinin ekonomiye ve kalkınmaya entegrasyonu önemli bir konuyu, önemli bir alanı teşkil ediyor. Dolayısıyla projemizin kapanışına baktığımız zaman da aslında önemli bir konuda malumunuz olduğu üzere Muş ilimiz bölgemizin tarım sektörünün en önemli odağında olan bir ilimiz ve aynı zamanda Bulanık ilçemizin de bu Muş özelinde daha nitelikli bir halde olduğunu ve önümüzdeki süreçte kalkınma çalışmalarında, tarım politikalarının gelişmesine önemli bir potansiyeli barındırıyor. Dolayısıyla özellikle NEET gençliğimiz tarım ve kırsal kalkınma alanındaki bu projede edindikleri deneyimlerin bundan sonraki süreçlerde takip edilmesi ve devam edilmesi bizim açımızdan da desteklenmesi hepimize düşer. Özellikle ajans olarak bize düşen önemli bir görev ve sorumluluk olarak addediyoruz” ifadelerini kullandı.


Yapılan konuşmaların ardından proje kapsamında eğitim gören kursiyerlere sertifikaları verildi. Programa Vali Yardımcısı Tahir Yılmaz, Bulanık Kaymakamı Ömer Övünç Koşansu, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şeyhmus Yentür, Türkiye İş Kurumu İl Müdürü Mehmet Emin Taylan, kurum amirleri ve kursiyerler katıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."