ÇEVRE - 29 Ağustos 2025 Cuma 13:09

Muşlu Berivanlar teknolojiye ayak uydurdu: Attan indi, motora bindi

A
A
A
Muşlu Berivanlar teknolojiye ayak uydurdu: Attan indi, motora bindi

Muş’ta hayvancılıkla geçimlerini sağlayan Berivanlar, teknolojiye ayak uydurarak günlük işlerini daha kolay hale getirdi.


Muş’ta geçimlerini süt sağımı ve süt ürünleri üretimiyle sağlayan Berivanlar, teknolojiye ayak uydurarak işlerini daha kolay hale getirdi. Eskiden at ve katırlarla kilometrelerce yol kat ederek hayvan sağımına giden kadınlar, artık motosiklet ve küçük motorlu araçları kullanmaya başladı. Yıllardır geleneksel yöntemlerle hayvancılık yapan Berivanlar, hem zamandan tasarruf ediyor hem de günlük iş yüklerini hafifletiyor. Günde iki kere hayvan sağımı yapan kadınlar, süt sağımının ardından sütü, motosiklet ile köylere taşıyor.


5 yıldır berivanlık yaptığını belirten Beriven ve Motosiklet Kullanıcısı Naime Gök, eskiden at ve eşeklerle gidilen yaylalara artık motorla ulaştıklarını, bu sayede hem kendisinin hem de diğer berivanların işinin kolaylaştığını söyleyerek, "5 senedir berivanlık yapıyorum. Kendi aracımızla geliyoruz, motor kullanıyorum. Eskiden nenelerimiz, annelerimiz atla, eşekle beriye gelirdi. Biz artık motorla geliyoruz. 5 kilometrelik yolu motorla gidip geliyoruz. Günde iki kez geliyoruz, süt sağımımızı yapıyoruz, sonra dönüyoruz. Motorumuz olduğu için berivan arkadaşlarımızı da alıp beraber geliyoruz. Yol uzak olduğu için yayan gelemiyorlar. Ben getirip götürüyorum" dedi.


Berivanlığı kaynanasından öğrendiğini söyleyen Ceylan Gök, yaklaşık 9 yıldır bu işi sürdürdüğünü belirterek, eskiden atla ve eşekle yapılan yolculukların artık motorla gerçekleştirildiğini ifade etti. Berivan Gök, "Gelin olarak geldim. Geldiğimde hiçbir şey bilmiyordum. Başta keçileri sağmayı yavaş yavaş kaynanam bana öğretti. Allah rahmet eylesin, kaynanam vefat edince bu işi ben devam ettirdim. 8-9 yıldır berivanlık yapıyorum. Eskiden atla, eşekle gidip gelmeler vardı ama artık motorla gidip geliyoruz. Eltim bizi götürüp getiriyor. Bazen koyunlarımız ya da keçilerimiz hasta olabiliyor. Onları da motora bindirip eve götürüyoruz. Eskiden çok sütümüz olurdu, peynir yapıp mandıraya verirdik. Ama artık o kadar değeri kalmadığı için sütü dondurucuya koyuyoruz. Kışın çıkarıp yiyoruz, yoğurt yapıyoruz" şeklinde konuştu.


İstanbul Bilgi Üniversitesi Patoloji Laboratuvarı mezunu olduğunu söyleyen Selen Gök ise, atanamayınca hayvancılıkla ilgilenmeye başladığını belirtti. Gök, 5 yıldır berivanlık yaptığını ve küçükbaş hayvanlara ağırlık verdiğini söyleyerek, "Burada hayvancılık yapıyoruz, 5 yıldır berivanlık yapıyorum. İstanbul Bilgi Üniversitesi Patoloji Laboratuvarı mezunuyum. Atanamayınca buraya geldim ve bu şekilde çalışıyorum. Memnunum, hayvanları seviyorum. Küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarımız var ama ben daha çok küçükbaşlarla ilgileniyorum. Bende sağdığım sütleri peynir, tereyağı, kaymak yapıyorum, aileme yardım ediyorum. Büyükbaşlarla annem ilgileniyor, küçükbaşlar bende. Böyle devam ediyor, güzel gidiyor, memnunuz. Artık atanma gibi bir beklentim yok. Fakat sürüyü büyütmeyi düşünüyorum. 80 hayvanla başlamıştım, şimdi 120’ye çıktı. 120’den 150’ye çıkarmayı hedefliyorum" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davada 1 sanık hakkında tahliye kararı İstanbul Fatih’te, 4 kişilik Böcek ailesinin zehirlenme iddiasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin, aralarında otel yetkilisi ile ilaçlama firması sahibinin de bulunduğu 5’i tutuklu 6 sanıklı davanın ilk duruşmasında ara karar açıklandı. Mahkeme, 1 sanığın tahliyesine hükmederek dosyayı mütalaaya gönderdi. Almanya’dan 9 Kasım 2025’te turistik amaçla İstanbul’a gelerek 13 Kasım 2025’te zehirlenme iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek’in ölümlerine ilişkin 5’i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, 5 tutuklu sanık, 1 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları ve müşteki aile hazır bulundu. "Bebeği aldığımda taş gibiydi, öldüğünü düşündüm" Tanık sıfatıyla beyanda bulunan esnaf Umut B., "Benim otelin olduğu yerde 3 tane iş yerim var. Dükkandan çıktığımda otelin önünde ambulans vardı. Olay yerine gittiğimde bebeği bana verdiler. Bebeği aldığımda taş gibiydi, öldüğünü düşündüm, anne yukarıdaydı. Babayla birlikte anneyi aldık, yürüyemiyordu kolundan tutarak indirdik. Sonrasında takviye ambulans geldi anneyi ambulansa bindirdik. Kapıya numara yapıştırılıp, yapıştırılmadığını hatırlamıyorum" şeklinde konuştu. Otel müdürü Halil D. ise tanık sıfatıyla bulunduğu beyanında, "Ben oteldeyken 101 numaralı odayla ilgili ilaçlama çalışması yapılması gerekti. Ben de bunun üzerinde DSS ilaçlamayı aradım. İlaçlama günü ben Diyarbakır’daydım. İlaçlama sonrası bana mesaj gönderildi. Otomatik bir mesajdı, 2 gün odaya girilmemesine dairdi" dedi. Beyanda bulunan Böcek ailesinin müşteki yakınları, sanıklardan şikayetçi olduklarını belirterek, cezalandırılmalarını talep etti. Tanık hakkında suç duyurusu talebi Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, müştekilerin davaya katılma taleplerinin ayrı ayrı kabulünü, dava dosyasındaki eksik hususların giderilmesini, tutuklu tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Maktullerin kesin ölüm nedenlerinin araştırılması için Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) gelecek raporun beklenmesini isteyen savcılık, duruşmada tanık sıfatıyla dinlenen otel müdürü Halil D. hakkında, olayla ilişkisinin bulunabileceğini değerlendirerek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. 1 sanık tahliye edildi Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti’nin tahliyesine hükmetti. Dava dosyasının esasa ilişkin mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısına gönderilmesine de karar veren heyet, 4 tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamına hükmederek, duruşmayı 26 Haziran gününe erteledi. Gelecek celse, savcılığın esasa ilişkin mütalaasını açıklaması bekleniyor.