GÜNDEM - 22 Temmuz 2024 Pazartesi 19:07

Muş’ta bir köy karantinaya alındı

A
A
A
Muş’ta bir köy karantinaya alındı

Muş’ta bir köy, şarbon hastalığı tespit edilmesi üzerine karantinaya alındı.


Muş merkeze bağlı Kumluca köyü, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda şarbon hastalığının tespit edilmesi üzerine 21 günlük karantinaya alındı. Köyde Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerince 600 büyükbaş hayvan hastalığa karşı aşılandı.


Şarbon hastalığının tespit edildiği köyde vatandaşlara bilgiler veren Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Veteriner Hekimi Selami Kaşıkara, köyde 21 günlük karantinanın başlatıldığını ifade ederek, “Hastalığın ilk çıktığı nokta meralar oluyor. Tabii bu meradan bulaşma sağlanıyor. Meradan hayvana ilk bulaştığında hayvanda ani ölüm görülüyor. Ani ölümünden sonra doğal deliklerden kan gelmesiyle kesin şarbon hastalığı olarak değerlendiriyoruz. Hayvanın kesinlikle içinin açılmasını, organlara bakılmasını istemiyoruz. Çünkü bu doğada en az bin yıl yaşayan bir bakteridir. Doğaya saçıldığı zaman bütün canlılar, hem memeliler hem insanlar tehlike altında olabiliyor. Tabii bunun tespitini yapmak için İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne başvurduğunuzda ekiplerimiz buraya geliyor ve karantina başlatıyorlar. Numunemizi Elazığ Kontrol Laboratuvarı Enstitüsüne gönderiyoruz. Burada pozitif çıktıktan sonra köy karantinaya alınıyor. 21 gün karantina dönemi var. Köyden 21 gün boyunca hayvan girişi, çıkışı, alış, satışı herhangi bir şekilde meraya çıkışı yasaklanıyor. Bundan sonra ölen hayvanlar kesinlikle etinin yenilmemesini istiyoruz. İnsanlara bulaşma riski var, ölüm riski var. Ölen hayvanları derin bir çukura gömüyoruz” ifadelerini kullandı.


Şarbon hastalığının temas yolu ile insanlara da bulaştığını söyleyen Kaşıkara, “Karantina çıkan bölgede 5 yıl boyunca sürekli aşılama devam etmektedir. Karantina olmayan bölgeler, hastalık çıkmayan bölgelerde de üreticilerimizin aşı yapmalarını, yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Şarbon hastalığı zor bir hastalık, insanlara geçen bir hastalık. Şarbonlu ete, hayvana, şüphelendiğiniz bir hayvana, ani ölmüş bir hayvana kesinlikle dokunmamaları, etini kesmemeleri, kanıyla direkt temasta bulunmamaları gerekmektedir. Sağlık İl Müdürlüğü ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’ne haber vermeleri vatandaşlarımız için en acil durumdur” dedi.


Büyükbaş hayvanlarını karantinaya aldığını söyleyen çiftçilerden Erkan Korkmazer, yapılan aşılamalardan sonra hayvanlarda iyileşmenin başladığını ifade ederek, “Köyümüzde 10 gündür başlayan bir şarbon vakasından dolayı ortalama 30-40 hayvanımız telef oldu. Hemen Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne müracaatta bulunarak bunun önlemini aldık. Gelen ekipler bütün hayvanları aşıladılar. Yapılan aşılamadan sonra hayvanlarda herhangi bir ölüm yaşanmadı, bu da yapılan aşının yüzde yüzlük bir sonuç garantisi. Şu anda hayvanlarımız karantinada, bir hafta daha karantinada olacak. Ricamız hayvanı telef olan çiftçilerimiz hemen Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne bilgi versinler. Hayvanlarını öyle rastgele bırakmasınlar, diğer hayvanlara bulaşmasın” şeklinde konuştu.



Muş’ta bir köy karantinaya alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.