SAĞLIK - 26 Temmuz 2024 Cuma 16:34

Muş’ta yaklaşık 2 milyar TL’lik dev yatırım hızla yükseliyor

A
A
A
Muş’ta yaklaşık 2 milyar TL’lik dev yatırım hızla yükseliyor

Muş Valisi Avni Çakır, yapımına devam edilen 500 yataklı hastane inşaatında incelemelerde bulunarak, “2025 yılı itibariyle Muş’umuz 500 yataklı yeni hastanesine kavuşmuş olacak” dedi.


Muş-Bitlis kara yolu üzerinde Toprak Baba Parkı yakınında yapımı devam eden yeni hastane inşaatı hızla ilerliyor. 500 yatak kapasiteli hastanenin 2025 yılında tamamlanması hedeflenirken, projenin toplam maliyetinin ise 1 milyar 630 milyon lira olarak belirlendi.


Toplam 142 bin 500 metrekare açık alan üzerine kurulan 5 katlı hastane inşaatında incelemelerde bulunan ve ilgililerden bilgi alan Muş Valisi Avni Çakır, “Muş için çok önemli bir yatırım. 2022 yılında ihalesi yapılan inşaat bugün itibariyle fiziki gerçekleşmenin yüzde 40 civarında oluşmuş durumda. İş teslimi 2025 yılının 11. ayı gözüküyor. İnşallah ciddi bir aksilik olmazsa süresinde iş teslim edilecek gibi gözüküyor. Muş halkımızın merakla beklediği inşaat. Muş’taki sağlık sistemimizin yıllarca ihtiyacını da giderecek şekilde bir inşaat olarak planlandı. Bulunduğu konum da son derece müsait. Bu hastanemiz sadece Muş’a hitap etmeyecek. Aynı zamanda bölge hastanesi vasfını da elde etmiş olacak. Ulaşım anlamında şu anki sahamızdan Bitlis yaklaşık 40 dakika, Bingöl bir saat civarında bir mesafede. Dolayısıyla öncelik hem Muş’umuza, hem de bölgemize hizmet edecek” dedi


Vali Çakır, yeni yapılan hastanenin bölgeye hizmet vereceğini ifade ederek, “Hastane en son yaşamış olduğumuz Maraş depremindeki tecrübeleri de dikkate alınarak izolatör sistemiyle son derece depreme de dayanıklı bir şekilde inşa edildi. Bu anlamda inşaatın zorluk sürecini de geride bırakmış bulunuyoruz. Çünkü zeminde yaklaşık 1,5 yıllık bir süreyi bulan ciddi çalışmalar gerçekleştirildi. Artık zemindeki bu çalışmaların nihayetlenmesiyle beraber de maşallah her gün böyle yükselir. Bir aksilik olmazsa 2025 yılı itibariyle Muş’umuz 500 yataklı yeni hastanesine kavuşmuş olacak. Hastaneyi sadece sağlık hizmeti noktasında düşünmemek lazım, tam anlamıyla devreye girdikten sonra Muş’un ekonomisine de çok ciddi anlamda katkı sunacak. Ön tahminlerimize göre 4 bin dolayında burada personel çalışacak. Dolayısıyla buradaki hizmet sektörüyle, yeme-içme sektörüyle, diğer ticaret sektörüyle yani Muş’a çok ciddi yeni ilave istihdam kaynakları da gelmiş olacak” şeklinde konuştu.


İnşaatı devam eden hastane ile ilgili teknik bilgi veren Sağlık Müdürü Doç. Dr. Mehmet Kabak ise “Bu hastanemiz 500 yatak olarak planlanmaktadır. 387 odamız olacaktır. Burada 129 poliklinik odası, 2 anjiyo odası, 21 ameliyathanemiz, 2 lokal ameliyathane, 90 yoğun bakım yatağı olarak planlanmaktadır. Yatak sayımız da 600’ün üzerine çıkmakla birlikte eğitim araştırma statüsünü kazanabilmesiyle birlikte Muş’ta ilk defa üçüncü basamak hastane hizmetinin açılmasını planlamaktayız. Tabii bu süreçler hastane açıldıktan sonra ilerler. Üçüncü basamak hastane kazandıktan sonra daha özellikli yan dallarının olduğu, cerrahi branşların olduğu, daha detaylı ameliyathane işlemlerinin yapıldığı bir kompleks hastane haline getirilmesi planlanmaktadır. Bu sebepten ötürü vatandaşlarımızın il dışına sevklerini azaltarak Muş ilinde tedavilerinin tamamlanmasını amaçlamaktayız. Bakanlığımızın temel planı bu. Bakanlığımızın Muş ilindeki yatırımları tüm hızıyla devam etmekte olup, 500 yataklı hastane de bu yatırımların en büyüğü olma özelliğine sahiptir” diye konuştu.


Vali Çakır’a; Vali Yardımcısı Cihat Abukan, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Mehmet Kabak, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ömer Başer, İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmet Başkan Yardımcısı Selami Güzel, Muş Şeker Fabrikası Müdürü Turgut Kızılkaya ve firma yetkilileri eşlik etti.



Muş’ta yaklaşık 2 milyar TL’lik dev yatırım hızla yükseliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."