ASAYİŞ - 23 Kasım 2020 Pazartesi 13:28

El bombasıyla öldürülmeye teşebbüs edilen o kadın konuştu

A
A
A
El bombasıyla öldürülmeye teşebbüs edilen o kadın konuştu

Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde dini nikahlı eşi tarafından el bombası ile öldürülmeye teşebbüs edilen 26 yaşındaki Hacer Çelik, ’’Adaletin yerini bulmasını istiyorum’’ dedi.

Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde dini nikahlı eşi tarafından el bombası ile öldürülmeye teşebbüs edilen 26 yaşındaki Hacer Çelik, ’’Adaletin yerini bulmasını istiyorum’’ dedi.


Ürgüp ilçesi Bahçelievler Mahallesi Memiş Aksoy Caddesi 518.sokakta bulunan evinden dini nikahlı eşi tarafından kapısının önüne bomba düzeneği koyularak öldürülmeye teşebbüs edilen 26 yaşındaki Hacer Çelik yaşadıklarını anlattı. Çelik açıklamasında daha önce de Bayram Çelik hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ancak savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini söyledi. Çelik, “Zaten daha önceden tehditleri vardı. Evi yaktı, arabayı yaktı. Hatta evimizi kurşunladı. En son Cumartesi günü kızımı uyuttum. Oğlumu da uyutmak için odama geçtim. Annemler gece ses duyup kalkmışlar. Annemler dışarı baktığında Bayram’ın kaçtığını görmüşler. Sonra annem beni kaldırdı. Hemen polisi aradık. Erdal abim hiçbir şeye dokunmayın polisler parmak izi alsınlar dedi. Sonra annem dışarı baktığında kapının önünde bir şey bağlı olduğun gördüm. Sonra el feneri ile baktık ki kapının önünde el bombası koyulmuş. Tekrar polisi aradım. El bombası bağlamışlar dedim. Sonrasında ise polis ekipleri gelince bakmışlar ki gerçek el bombası koyulmuş. Ben böyle bir şey yapacağı aklıma gelmezdim. Bu kadarını da beklemezdim” dedi.




’’Ayrılmak istedim”


Bir süre önce Bayram Çelik’ten ayrılmak istediğini ancak her defasında kendisinin tehdit ettiğini ifade eden Hacer Çelik, “Ayrılmak istedim. Sonrasında çocuğumu bana ver dedi. Bende mahkemeye başvurdum sende başvurabilirsin dedim. Hakim hangimize verirse ona kabulüm demiştim. Cezaevinden izinli çıktığı günden beri beni arayıp telefon ile sürekli tehdit ediyordu. Ben savcılığa şikayette bulundum. Sonrasında bugün mahkemeden kağıt geldi. Kovuşturmaya yer olmadığı yazıyordu. Ben adalet yerini bulsun istiyorum” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.