GENEL - 24 Kasım 2020 Salı 12:11

Kapadokya’da ezan sesini duyan ABD’li anne ve oğlu Müslüman oldu

A
A
A
Kapadokya’da ezan sesini duyan ABD’li anne ve oğlu Müslüman oldu

Amerika’nın Louisiana eyaletinde yaşayan ve bir süre önce Kapadokya’ya tatile gelen 59 yaşındaki Ramona Smith ve 28 yaşındaki oğlu Michael Dunlop, Nevşehir’de duyduğu ezan sesinden sonra Müslüman olmaya karar verdi.

Amerika’nın Louisiana eyaletinde yaşayan ve bir süre önce Kapadokya’ya tatile gelen 59 yaşındaki Ramona Smith ve 28 yaşındaki oğlu Michael Dunlop, Nevşehir’de duyduğu ezan sesinden sonra Müslüman olmaya karar verdi.


Amerika’nın Louisiana Eyaletinde yaşayan ve burada doktorluk yapan 59 yaşındaki Ramona Smith ilk olarak tatile gittiği Dubai’de ezan sesini duydu. Ezan sesini duymasının ardından Müslümanlığı araştırmaya başlayan Smith, yaklaşık 10 gün önce de Kapadokya’ya oğlu ile birlikte tatile geldi. Burada kaldığı otelde sabah ezanını duymasının ardından kendisinin artık Müslüman olması gerektiğine inanan 59 yaşındaki Ramona Smith ve oğlu Michael Dunlop, Nevşehir İl Müftlüğü’ne başvurarak Müslüman olmak istediklerini iletti. Nevşehir İl Müftülüğünden aldıkları olumlu yanıt sonrasında İl Müftüsü Ahmet Celalettin Altunkaya öncülüğünde kelime-i şehadet getiren ABD’li anne ve oğlu Müslüman oldu. İl Müftülüğünde düzenlenen ihtida töreninin ardından 59 yaşındaki Ramona Smith ’Aliye Nur’ ismini alırken 28 yaşındaki oğlu Michael Dunlop ise ’Zekeriya Davud’ adını aldı.



İl Müftüsü Ahmet Celalettin Altunkaya burada yaptığı açıklamada, "ABD’li anne ve oğlun İslamiyet ile şereflenmeleri Müslüman olmaları amacıyla toplandık. Cenabı Allah’a sonsuz hamt olsun ki; bu kardeşlerimizi Amerika’dan Türkiye’ye bir yolculuğa vesile kıldı. Bu yolculuğun sonunda Müslümanlığa erişmiş oldular. Rabbim bu samimiyetlerini kabul eylesin” dedi.


Müslümanlığı seçen ABD’li doktor 59 yaşındaki Ramona Smith ise açıklamasında ilk olarak Dubai’de duyduğu ezan sesinden etkilendiğini ve Kapadokya bölgesine tatile geldiğinde de sabah ezanını duymasının ardından Müslüman olmaya karar verdiğini söyledi. Smith, “Ben kilisede ilk eğitimimi aldım ve orada büyüdüm ama içimde hep bir eksiklik ve boşluk vardı. Daha sonra Dubai’ye gittim. Dubai’de ezanı duydum. Ezan sesini duyduğumda kalbimde bir ağırlık hissettim. Daha sonrasında araştırmaya karar verdim. Araştırmam esnasında Bakara Suresini okumaya başladım. Bakara Suresini okuduğumda da dinimin İslam olacağını ve Müslüman olmam gerektiğini hissettim. Daha sonrasında bu dini en iyi yaşayabilecek ülkenin Türkiye olabileceğini düşündüm. Ülkemde çocukluğumda vaftiz oldum ve Hristiyanlığı seçtim. Çocukluğumdan beri ailem kiliseye götürüyordu. Hristiyanlığın alt kolları olan başka dinleri de araştırdım. Hep doğruyu ve güzel olanı aradım. Onun için Hindistan’a bile gittim. Bütün hepsinin mutlaka kendilerine göre doğruları vardı ama hep eksiklik gördüm. Kuran-ı Kerim’e baktığımız zaman tam olduğunu ve beni bütünlediğini anladım. Kapadokya bölgesinde de ezan sesini duyduğum zaman Müslüman olmaya karar verdim” dedi.


Michael Dunlop ise açıklamasında, Fatiha ve Bakara Surelerini okumasının ardından Müslüman olmaya karar verdiğini söyledi. Dunlop, "Bende hayatım boyunca bir boşluk içerisindeydim ve bu boşluğu değerlendirmek istiyordum. Hep içime bir boşluk vardı. Bir türlü dolduramıyordum. Kuran-ı Kerim’de Fatiha Suresini ve Bakara Suresini okudum. Elimi Kuran-ı Kerim’in üzerine koyduktan sonra kalbimde bir enerji geldiğini hissettim. Bunun neticesinde ’Bende Müslüman olmalıyım’ dedim. Elhamdülillah Müslüman oldum” dedi.



28 yaşındaki ABD’li gencin Cumhurbaşkanı Erdoğan sevgisi


Gazetecilere Türkçe açıklamalarda bulunan Michael Dunlop, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Türkiye’yi çok sevdiğini söyledi. Dunlop, “Benim adım Zekeriya ve ben Amerikalı Müslümanım. Ben Ortahisar’da yaşıyorum. Ben Recep Tayyip Erdoğan’ı çok seviyorum. Ben Türkiye’yi çok seviyorum” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.