ASAYİŞ - 28 Mayıs 2021 Cuma 11:47

Savcı cani koca için 3 ayrı suçtan ceza talep etti

A
A
A
Savcı cani koca için 3 ayrı suçtan ceza talep etti

Nevşehir’de Ağustos 2020 tarihinden boşanmak istediği kocası tarafından 11 el ateş edilerek öldürülen Fatma Esra Dirlik’in eşi Mustafa Dirlik ikinci kez hakim karşısına çıktı.

Nevşehir’de Ağustos 2020 tarihinden boşanmak istediği kocası tarafından 11 el ateş edilerek öldürülen Fatma Esra Dirlik’in eşi Mustafa Dirlik ikinci kez hakim karşısına çıktı.


Nevşehir’de Ağustos ayında boşanmak istediği kocası tarafından 11 el ateş edilerek öldürün Fatma Esra Dirlik’in eşi Mustafa Dirlik Nevşehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde ikinci kez hakim karşısına çıktı. Koronavirüs tedbirleri kapsamında mahkeme salonuna avukatlar ve Fatma Esra Dirlik’in babası alındı. Eşini öldüren Mustafa Dirlik, Nevşehir E Tipi Kapalı Cezaevinden SEGBİS sistemi üzerinden duruşmaya katılırken, aldatıldığını iddia ederek suçlamaları kabul etmedi. Savcı eşini öldüren koca için eşi kasten öldürme, mala zarar verme ve cebir kullanarak kişinin hürriyetini yoksun kılma suçlarından cezalandırılmasını talep etti. Sanık eşinin avukatı savunma vermek üzere mahkemenin ertelenmesini talep etmesinin üzerine mahkeme 16 Temmuz tarihine ertelendi.


Mahkeme çıkışı açıklamada bulunan Avukat Sema Yurtbilir Yavuz, 16 Temmuz tarihinde yapılacak olan duruşmada kararın açıklanmasını bekliyoruz dedi. Yurtbilir Yavuz, “Bugün aslında yeni bir duruşma tarihi verildi. Çünkü savcı mütalaasını açıkladı. Mütalaaya karşı savunma verilmek üzere süre talep edildi. Bu yüzden 16 Temmuz tarihine yeniden gün verildi. Mütalaa da tabi ki eşi kasten öldürme, mala zarar verme ve cebir kullanarak kişinin hürriyetini yoksun kılma suçundan cezalandırma talep edildi. Bakalım 16 Temmuz’da karar çıkacağını bekliyoruz. Biz tabi ki her kadın cinayetinde olduğu gibi bu yargılamada da en yüksek ceza verilmesini istiyoruz ve bunu bekliyoruz” dedi.


Baba Süleyman Yiğit ise mahkeme çıkışı açıklamasında savcının mütalaasından memnun olduklarını ifade ederken en ağız cezanın verilmesini beklediklerini ifade etti. Yiğit, “Savcının mütalaasından memnunuz. Adaletin yerini bulması için savcının dosyayı takip etmesi bizleri mutlu etti. Bizlerin yapacağı bir şey yok. Kızım haksız bir yere namussuzlukla suçlanıyor. Bir insan kızımı düşünmüyorsa iki çocuğunu düşünmesi gerekiyor. Kızım namussuz olmuş olsaydı ben zaten burada olmazdım. Adliyeye de gelmezdim, dava da açmazdım. Bizim beklentimiz ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek: "27 Nisan E-muhtırası, hukuk devletine karşı bir müdahale girişimiydi" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "27 Nisan E-muhtırası, seçilmiş hükümeti hedef alan ve doğrudan milletimizin egemenlik hakkına ve hukuk devletine karşı bir müdahale girişimiydi" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "27 Nisan E-muhtırası, seçilmiş hükümeti hedef alan ve doğrudan milletimizin egemenlik hakkına ve hukuk devletine karşı bir müdahale girişimiydi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın millet iradesine dayanan kararlı duruşu, tarihi bir dönüm noktası oldu ve bu girişimi boşa çıkardı. Bugün Türkiye; rotası bildirilerle çizilen değil, iradesini sandıkta ortaya koyan milletin yön verdiği bir hukuk devleti ise, bu Cumhurbaşkanımızın 27 Nisan’da sergilediği güçlü liderlik ve aziz milletimizin bu iradeye verdiği sarsılmaz destekle mümkün oldu" ifadelerini kullandı. "Demokrasimize sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duruşunun Türkiye’de darbe ve muhtıra zihniyetine karşı verilen mücadelenin en önemli kırılma anlarından biri olarak tarihe geçtiğini belirten Bakan Gürlek, "27 Nisan’da ortaya konan irade, 15 Temmuz’da milletimizin destansı direnişiyle daha da güç kazandı. Adalet Bakanlığı olarak milli iradeyi esas almaya, demokrasimizin üzerinde hiçbir vesayet gölgesine izin vermemeye kararlılıkla devam ediyor; 27 Nisan E-muhtırasının yıl dönümünde demokrasimize sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. Bu vesileyle her türlü anti-demokratik girişimin karşısında olduğumuzu; hukuktan, adaletten ve milli iradeden asla taviz vermeyeceğimizi; vesayet ve darbe dönemlerinin artık tamamen geride kaldığını en güçlü şekilde ifade ediyoruz" dedi.
Samsun Makineleşen insan eleştirisi tuvale yansıdı: "Transhüman-izm" Samsun’da açıldı Teknolojinin insanı dönüştüren değil, dönüştürülmüş bir varlığa indirgeyen yönüne dikkat çeken çarpıcı bir sergi Samsun’da sanatseverlerle buluştu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Engin Güney’in "Transhüman-izm" adlı resim sergisi açıldı. Sergi, teknolojinin kendisinden çok, kullanım amacı ve arkasındaki ideolojik yönelimlerin insanı nasıl makineleştirdiğini eleştirel bir bakışla sorguluyor. Kontrolsüz dijitalleşme ve popüler kültürün, insan kimliğini adeta programlanmış bir robota dönüştürdüğüne vurgu yapılan sergide toplam 29 eser yer alıyor. Serginin 10 gün boyunca açık olacağını belirten Doç. Dr. Engin Güney, günümüzdeki teknolojik dönüşümün paradoksal bir noktaya ulaştığını ifade ederek, "Makine insansılaştırılırken insan makineleşiyor. Sanal olan gerçekmiş gibi sunulurken, gerçek olan da giderek sanallaştırılıyor. Doğal olanın tahrip edildiği bu süreçte insan, vicdan ve merhamet gibi öz değerlerinden uzaklaştırılıyor" dedi. "Transhüman-izm" başlığındaki ‘izm’ ifadesinin bilinçli olarak ayrıldığını dile getiren Güney, bu tercihle değişimin ideolojik boyutuna dikkat çekmek istediğini söyledi. Teknolojinin faydalarının yanı sıra bağımlılık üretme ve çıkar odaklı kullanım risklerine de işaret eden Güney, dijital oyunlar, sosyal medya, yapay zeka ve sanal gerçeklik uygulamalarının yanlış kullanımının insan üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Serginin iki bölümden oluştuğunu belirten Güney, ilk bölümde "dijitopik" yaşam modelinin eleştirildiğini, ikinci bölümde ise renk ve doku üzerinden geleceğe dair alternatif bir yaşam önerisi sunduğunu ifade etti. İnsan davranışlarına dair karamsar bir tablo gördüğünü söyleyen Güney, bu tablonun ancak ortak bir bilinçle değiştirilebileceğini vurguladı. Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Galerisi’nde düzenlenen serginin açılışına OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, OMÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Erhan Burak Pancar, OMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Seylan, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
İstanbul Beylikdüzü’nde tır kazasında faciadan dönüldü İstanbul Beylikdüzü’nde arıza nedeniyle duraklayan tır yokuş aşağı kaydı. Muhtemel bir faciayı önlemek için aracı 10 metrelik uçuruma yönlendirip, aşağı atlayan şoför hafif şekilde yaralandı. Kaza, saat 17.00 sıralarında Beylikdüzü ilçesi Kavaklı Mahallesi Kavaklı Caddesi’nde yaşandı. İddiaya göre, arıza nedeniyle sağ şeritte duraklayan tır kendiliğinden hareket etti. Hareket eden araç, sol şeritte seyreden başka bir tıra çarptı. Şoför, daha büyük bir facianın önüne geçmek için aracı yolun yanındaki 10 metrelik uçuruma doğru yönlendirerek, araçtan aşağı atladı. Hafif yaralanan şoför, ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldı. "Kahramanlık yapmış, kendini feda ederek tırı uçuruma yönlendirdi" Kazaya ilişkin konuşan esnaf Lokman Kondi, "Bizim 200-300 metre ileride dükkanımız var. Çok büyük bir gürültüye koştuk. Ben dedim her halde bina çöktü. O kadar gürültülü bir ses geldi ki, buradan 200 metre ilerideki toprak titredi. İnsanların koştuğunu görünce biz de yardım için koştuk. Tır şoförü araç kaymaya başlayınca kendisin kurtarmak için aşağıya atlamış. Ayağını burkmuş ama ucuz atlatmış. Burada yoğun bir trafik var, aşağıya gitse daha büyük bir facia olabilirdi. Aslında şoför kendisine göre bir kahramanlık yapmış. Bu bölgeden kendisini buraya atmış. Allah razı olsun, duyarlı vatandaşmış. Kendini feda ederek aracı uçuruma yönlendirmiş" dedi. Polis ekipleri ise kazayla ilgili inceleme başlattı.