POLİTİKA - 07 Ocak 2023 Cumartesi 12:58

Bakan Soylu: "Dağdan gelenlerin yüzde 35’i HDP’den gitti"

A
A
A
Bakan Soylu: "Dağdan gelenlerin yüzde 35’i HDP’den gitti"

Teröre, terörizme ve bileşenlerine karşı duruşlarını sürdüren Diyarbakır Annelerinin; ilk defa Nevşehir’de düzenlenen ’1.

Teröre, terörizme ve bileşenlerine karşı duruşlarını sürdüren Diyarbakır Annelerinin; ilk defa Nevşehir’de düzenlenen ’1. Uluslararası Evlat Nöbeti: Diyarbakır Anneleri Kongresi’nde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Bin 200’ün üzerinde dağdan gelenlerle, teslim olanlarla, ikna ile gelenlerle yaptığımız çalışmalar çerçevesinde yüzde 35’i HDP’den gittiğini kendi ifadeleriyle ortaya koymuşlardır" dedi.


Kentte bulunan bir otelde düzenlenen kongrede düzenlenecek oturumlarla; yeni toplumsal hareket, duygusal emek, medya sosyolojisi, aidiyet ve inanç, protest duruş, kadın direnişi başlıkları ele alınacak. Kongrede aynı zamanda PKK’nın kaçırdığı ve istismara uğrattığı çocuklara dair de önemli analizler sunulacağı kongrede konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Tarih bize çok şey öğretiyor, öğretmeye de devam edecek. Bunu hep beraber görüyor ve yaşıyoruz. Aslında çok zor bir dönemden geçtik. Geçen gün Şırnak’ın terörle maruf olan, çok sıkıntılı olarak yıllarca ülkemize meydana okuyan bir vadisindeydim. Hayatımda gördüğüm en ürkütücü yerlerden bir tanesiydi. Terör örgütünün, kahraman evlatlarımız tarafından temizlendiği en son yer olarak nitelendirebiliriz. Elinizi attığınız zaman hemen yerin üzerinden 6 bin 500 kalori kömürün rahatlıkla alınabileceği bir yerdeydim. Bazen bin 500 metrelik yarlar vadiyi girintili ve çıkıntılı hale getirmiş, yüzlerce mağara istediği gibi herkesin saklanabileceği bir alan tesis edilmiş. Tam da Türkiye’yi bu vadi gibi bir koridora sokmak istediler yıllardır. Her birimize dokundular, dokunulmadık tarafımız kalmadı. ’Ben inançlıyım’, ’dindarım’ diyen insanlara dokundular. Geleneğini, göreneğini, kimliğini, annesi ve babasının öğretisini yaşamaya ve geleceğe aktarmaya çalışan, masumiyetiyle ayakta durmaya çalışan bu milletin her bir birimine dokundular. Pergele Anadolu coğrafyasının sabit ayağını ortasına koyup etrafımızdaki coğrafyayı Anadolu’nun özünü çekip istedikleri gibi diğer ayağıyla 360 derecelik bir eksen çizip istedikleri gibi o coğrafyaları teslim alabilmek için bel kemiğimizi almak istediler. Yıllardan beri bu operasyonu laik - dindar, Türk - Kürt, Sünni - Alevi, köylü - şehirli bütün bunların üzerinden taşımaya çalışan, teslim olmaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız" dedi.



"Hürriyetimizi kazandıran ecdadımıza mahcup olmadık. Yenilmedik, ezilmedik"


Terörden arındırılan bölgelerde yapılan yatırımlar hakkında bilgiler veren Bakan Soylu, "Sütaş Fabrikası kuruldu, bugünkü maliyetle 5 milyon TL’lik yatırım. İlk etapta ekonomik olarak dokunduğu kişi sayısı 10 bin. Ama o coğrafyadaki yüzbinlerce aileyle ticari olarak ilişki içerisinde. Şimdi Bingöl’de yaklaşık 600 milyon dolarlık tesis kuruluyor. Sadece bir perde fabrikası, 2 bin kişi çalıştırmak için inşaatının kabasını bitirmiş, bütün iç hazırlıklarını yapmış, oranın ekonomisine katkı koyabilmek için gün sayıyor. Tam 450 bin metrekare Diyarbakır’ın merkezinde Ortadoğu’nun en büyük lojistik merkezini kurduk. Gabar’da kalitesi çok yüksek olan ve Şırnak’ı petrol şehri haline getirmiş olan petrol bulunduktan sonra vızır vızır arabalarla gidip gelmeye başladıktan sonra, Şırnaklı hemşehrilerimizin yüzü güldükten sonra bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız. İkinci alandaki tarama çalışmaları inşallah Mart ayı sonunda inşallah bize başka bir müjdeyi verecek diye bekliyoruz. Sadece bu kadar mı? Elbette ki hayır. İlçelerde dolaşırken ’tekstil fabrikası istiyoruz’ diyenler, bizi bu konuda başka bir şeye teşvik ettiler ve inşallah 3-4 ay içerisinde bunu sağlayabilecek bir anlayışı hep birlikte ortaya koymuş olacağız. Terör bu ülkeye çok bedel ödetti. Terörün sadece Doğu ve Güneydoğu’nun geri kalması olarak tahlil edersek belki bir yanılgıyla karşı karşıya kalırız. Hakkari’de 2016 yılında tıp fakültesi kazanan çocuk sayısı 0, 2017’de, 2018’de, 2019’da 0, 2020’de 4, 2021’de 19, 2022’de 26. Terör, sadece bizi birbirimize düşüren bir anlayışı ortaya koymadı, insan kaynağımızı çekip aldı. Ümidimizi, geleceğimizi elimizden çekip aldı. 3 tane terör örgütü söyleyeceğim; bunlardan bir tanesi PKK. Dinsiz bir örgüttür, amacı tektir. Bu ülkenin inanç değerleri ve bu ülkenin birliği üzerine tahribat oluşturmaktır. Bunda da geçtiğimiz dönemde kısmen başarılı olmuştur. Bizim en büyük birlik sebebimiz olan İslam’ı Doğu ve Güneydoğu’dan tasfiye etmek istemiştir. Bunun akıl sahibi Amerika’dır, Batı ve Avrupa’dır. DEAŞ terör örgütü; o da bütün dünyaya İslamiyet’i, Müslümanlığı tam da bizim karşımızda olanların isteyebileceği bütün malzemeleri verebilmek ve meseleyi odağından tamamen ayırıp nefretleştirmek, düşmanlaştırmak ve İslam’ı başkalaştırmak için kurulmuş bir organizasyonun kendisidir. Bugün FETÖ’nün barındığı yer Amerika’dır. DEAŞ’ı dünyanın başına bela eden de Amerika’dır. Bu kadar açık ve nettir. Avrupa bütün bu meselelerin taşıyıcısıdır, icat edicisi değildir. Böyle bir yeteneği de söz konusu değildir. 100 yıl önce bize özgürlüğümüzü ve hürriyetimizi kazandıran ecdadımıza mahcup olmadık. Yenilmedik, ezilmedik, mağlup olmadık, Allah’a hamt olsun bugün Ayasofya’nın minaresi gibi başımız dimdik ayaktayız. Bu ülkenin evladı olarak şunu söylemek isterim; olabildiğince ümitliyim. 2023 yılına hep birlikte adım attık. Bizi bu şekilde bu yıla adım attırmamaya çalışanlara karşı başardık. Doğu Akdeniz’de bugün dünyaya rağmen enerji alıyoruz. Çocukluğumuzdan beri bir Karabağ meselesi vardı, bugün Azerbaycan’ın ortaya koyduğu iradeye destek olarak bugün Karabağ meselesi, kalbimize saplanmış bir hançer sökülüp atılmıştır" ifadelerini kullandı.



"Dağdan gelenlerin yüzde 35’i HDP’den gitti"


"Diyarbakır Anneleri kolay bir iş başarmamışlardır. O coğrafyadaki iklimi belki burada bulunan arkadaşlarımız bilemeyebilir; orada bir tek kadının bile ses söyleme kabiliyetinin elinden alındığı baskı iklimini yırtıp atmak kolay bir iş değildir" diyen Bakan Soylu, "Oradaki aile kavramını yok etmek, gelenek ve görenek kavramını yok etmek, aile bağlılığını yok etmek için bütün kabiliyetini ortaya koyan terör örgütü büyük bir baskı oluşturmuştur. Bu baskıyı söküp atmak kolay bir iş değildir. Kadınların dışında hiçbir güç bu baskıyı sökemezdi. 9 yaşındaki evladını kendisinden alıp, Kalaşnikof boyunca boyu olana silah veren bir anlayış kötülük ile tanımlanmayacak kadar aşağılık bir anlayıştır. Bunu destekleyenler de destek olanlar da dünyada sahneye çıkarmak isteyenler de o aşağılık anlayışın en güçlü parçalarıdır. Bir çocuğun en büyük gücü annesinin kucağıdır. 60 yaşına gelsek de annemizin kucağına başımızı koyduğumuz an masumiyetimizi tekrar yakalarız. O anneleri oraya getiren, HDP binası önüne getiren, o binanın önünde annelerin cesaretiyle beraber var eden anlayış bu masumiyettir. Bin 200’ün üzerinde dağdan gelenlerle, teslim olanlarla, ikna ile gelenlerle yaptığımız çalışmalar çerçevesinde yüzde 35’i HDP’den gittiğini kendi ifadeleriyle ortaya koymuşlardır. ’Bizi HDP binasından getirdiler, bizi festivallerden getirdiler, bizi partinin örgüt yapısı içinden getirdiler dağa’ diyerek aslında HDP’nin siyasi parti olmadığını, HDP’nin tamamen PKK terör örgütünün siyasal kolu olduğunu ortaya koymaktadır" şeklinde konuştu.



"Türkiye’nin hazinesinden siyasi partiye aktarılan parayı Murat Karayılan dağıtımını sağlayacak?"


HDP’ye giden parayı Murat Karayılan’ın yönettiğini ve Anayasa Mahkemesi’nin HDP’nin parasına bloke koyduğunu açıklayan Soylu, "Şimdi Anayasa Mahkemesi HDP’nin parasına blokaj koydu. İfadelerden birinde diyor ki; ’Murat Karayılan’ın belirlemediği hiç kimse HDP’ye genel sayman olamaz.’ Biz bu ülkede vergi vereceğiz, bu insanlar emek verecek, burada tarım üretecek, insanlar gece sabahlara kadar kamyonları, tırları sürecekler sonra onların verdiği vergilerle birlikte bu ülkenin meşru bir siyasi partisinin genel saymanını Murat Karayılan belirleyecek. Türkiye’nin hazinesinden, maliyesinden bir siyasi partiye aktarılan parayı Murat Karayılan dağıtımını sağlayacak, nereye gideceğini naylon faturalarla o karar verecek, ardından ’siz bunu niçin gerçekleştirdiniz’ diye kabahat bulacaksınız. Sonra bu parti siyasi parti olacak, bugün ülkeyi yönetmek isteyen siyasi partilerle eşdeş olarak değerlendirilecek. Bütün siyasi partilere söylüyorum, AK Parti, CHP, MHP, her birine; kendinizi bir terör örgütünün siyasi partisiyle aynı ve eşdeş nasıl görüyorsunuz, aynı çatı altında tanımlanmasına nasıl müsaade ediyorsunuz? Ondan sonra kendi belediyene dağdan geleni terörist olarak değil, ot toplayıcı olarak aldığını söylemek zorunda kalırsın. Bu milletin huzurunda doğruları söylemek zorundayız kim ne derse desin" dedi.



"Terör örgütlerinin oluşturmuş olduğu o iklimi dağıttık, yok ettik"


Bölgede terör örgütünün oluşturduğu iklimi de yok ettiklerinin altını çizen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "’Bu ülkeden bir tek kız çocuğu daha dağa çıkmayacak’ dedim. Allah’a şükür galip geldik. Bu ülkede 558 tane çocuğu annelerinden, babalarından koparıp istismar ederek dağa çıkarıyorlardı. Bugün sayı 57’ye düştü, bu kadar basit. Oradan gelenlerin sayısı neredeyse 3 katı kadar. Devletin, annelerin, babaların ikna ederek gelenlerin sayısı. Biz terör örgütlerinin oluşturmuş olduğu o iklimi dağıttık, parçaladık, yok ettik. Şimdi çocuklarımız mühendis, doktor, öğretmen, hemşire oluyorlar. Terör kırmızı çizgimizdir, buna asla müsaade etmeyiz. Annelerimizin ortaya koyduğu iradenin sonuna kadar arkasındayız" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ı gururlandıran başarı: Şampiyon takım yarı finalde Kars Valisi Ziya Polat, Digor Kaymakamı Ahmed Tayyib Kahraman ile birlikte, Ağrı’da düzenlenen Okul Sporları Yıldız Kızlar futbol müsabakalarında şampiyon olarak Türkiye Yarı Finalleri’ne katılmaya hak kazanan T.T. Yatılı Bölge Ortaokulu kız futbol takımı antrenörleri ve sporcularını makamında kabul etti. "Şampiyon takıma tebrik" Ziyarette, elde edilen başarıdan dolayı sporcuları tek tek tebrik eden Vali Ziya Polat, takımın disiplinli çalışmasının ve azminin bu başarıda önemli rol oynadığını vurguladı. Genç sporcuların Kars’ı en iyi şekilde temsil ettiğini ifade eden Polat, elde edilen şampiyonluğun hem il hem de eğitim camiası adına gurur verici olduğunu belirtti. "Hedefiniz daha büyük başarılar olsun" Vali Polat, Türkiye Yarı Finalleri öncesinde sporculara moral vererek, "Bu başarı sizin azminizin ve emeğinizin bir sonucudur. Şimdi önünüzde daha büyük bir hedef var. Türkiye Yarı Finalleri’nde de aynı kararlılıkla mücadele ederek ilimizi en iyi şekilde temsil edeceğinize inanıyorum" dedi. "Sporun ve eğitimin önemi vurgulandı" Ziyaret sırasında gençlerin sporla iç içe büyümesinin önemine dikkat çekilirken, sporun sadece fiziksel gelişim değil, aynı zamanda disiplin, takım ruhu ve özgüven kazandırdığına vurgu yapıldı. Öğrencilerin akademik başarılarının yanı sıra sportif alanda da elde ettikleri bu tür derecelerin desteklenmeye devam edeceği ifade edildi. Ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getiren antrenör ve sporcular, kendilerine verilen destekten dolayı Vali Ziya Polat ve Digor Kaymakamı Ahmed Tayyib Kahraman’a teşekkür etti. Türkiye Yarı Finalleri’nde de aynı başarıyı sürdürmek için çalışmalarını aralıksız sürdüreceklerini belirttiler. Kars’ı başarıyla temsil eden T. T. Yatılı Bölge Ortaokulu kız futbol takımı, elde ettiği şampiyonlukla hem ilde hem de bölgede takdir topladı. Gözler şimdi Türkiye Yarı Finalleri’nde mücadele edecek olan başarılı takımın göstereceği performansa çevrildi.
Ağrı Patnos’ta baharın coşkusu: Nevruz ateşi birlik için yandı Ağrı’nın Patnos ilçesinde, baharın gelişini müjdeleyen Nevruz Bayramı, düzenlenen renkli bir programla kutlandı. Protokolün ve öğrencilerin yoğun katılım gösterdiği etkinlikte, birlik ve beraberlik mesajları ön plana çıktı. Patnos İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen Nevruz Bayramı kutlamaları, bu yıl Süphandağı Anadolu Lisesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Baharın gelişini ve doğanın uyanışını simgeleyen program, renkli görüntülere sahne oldu. Kutlama programına; Patnos Kaymakam Vekili Ahmet Coşkun, AK Parti Patnos İlçe Başkanı Çetin Taşdemir, Patnos Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Faruk Yavuz, İlçe Milli Eğitim Müdürü Yüksel Zorlu, ilçe protokolü, okul müdürleri, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Geleneksel Nevruz Ateşi Yakıldı Programın en heyecan verici anı, baharın ve bolluğun simgesi olan geleneksel Nevruz ateşinin yakılması oldu. Kaymakam Vekili Ahmet Coşkun ve protokol üyeleri, yakılan ateşin üzerinden atlayarak bu kadim geleneği yaşattı. Katılımcıların neşesi ve öğrencilerin bayram coşkusu alana hakim olurken, Nevruz’un kardeşlik iklimi tüm ilçeye yayıldı. Kaymakam Coşkun’dan Birlik Mesajı Törende kısa bir konuşma yapan Kaymakam Vekili Ahmet Coşkun, Nevruz’un sadece bir mevsim değişikliği değil, aynı zamanda gönülleri birleştiren bir köprü olduğunu vurguladı. Coşkun konuşmasında şu ifadelere yer verdi:"Nevruz, binlerce yıllık tarihimizden gelen ortak bir kültür mirasıdır. Bu bayramın ilçemizde ve ülkemizde birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını daha da pekiştirmesini temenni ediyorum. Programın hazırlanmasında büyük emek harcayan öğretmenlerimize ve heyecanlarını bizlerle paylaşan öğrencilerimize teşekkürlerimi sunuyorum." Program, çekilen hatıra fotoğrafları ve Nevruz’un ruhuna uygun çeşitli etkinliklerin ardından sona erdi.
Ankara Bakan Ersoy: "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının kültürel bütünleşme idealinin fikir babası ve bu büyük vizyonun mimarıdır" dedi. Bakan Ersoy, Doğumunun 150. Yılında Ziya Gökalp Anma Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Programda konuşan Ersoy, Türk düşünce hayatının en önemli isimlerinden biri olan Ziya Gökalp’i doğumunun 150. yılında anmak, anlamak ve yeniden yorumlamak üzere bir araya geldiklerini kaydederek, "Bu anlamlı buluşma, yalnızca bir anma programı değil; aynı zamanda küresel çapta önemli gelişmeler yaşanırken Türk devletlerinin birlik ve dayanışma ruhunu eyleme dönüştüren en güçlü irade beyanıdır" diye konuştu. "Bu yılın ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi çok önemli bir karardır" Türk devletlerini ortak bir çatı altında buluşturan Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı’nın (TÜRKSOY) yalnızca fikir birliğinin değil, bu fikirlerin somut adımlara dönüşmesinin de öncüsü ve itici gücü olduğuna değinen Ersoy, şöyle konuştu: "Bu çerçevede 16 Kasım 2024 tarihinde Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta gerçekleştirilen TÜRKSOY Daimi Konsey 41. Dönem Toplantısı’nda bakanlığımızın teklifi ile 2026 yılının ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi oy birliğiyle kabul edilmişti. 2025 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kazakistan’ın Aktau şehrinde yapılan toplantılarda ise bu somut kararlar bir takvime bağlanmıştı. İçinde bulunduğumuz yılın ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi çok önemli bir karardır. Bu karar, Türk dünyasının ortak aklının, ortak hafızasının ve ortak geleceğe dair iradesinin somut bir göstergesidir. Hem Aşkabat hem de Aktau’da yapılan planlamalar, Gökalp’in fikirlerinin yalnızca geçmişe ait olmadığını; bugün de yol gösterici olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Nitekim 2024 yılı boyunca, vefatının 100. yılı vesilesiyle düzenlenen bilimsel toplantılar, sempozyumlar ve anma etkinlikleri, Gökalp’in düşünce dünyasının ne denli canlı ve güncel olduğunu bir kez daha göstermiştir." "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır" Ziya Gökalp’in Türk birliği idealini yalnızca siyasi bir hedef olarak değil; kültürel ve bilimsel temeller üzerine inşa edilmesi gereken köklü bir medeniyet tasavvuru olarak ele alan öncü bir mütefekkir olduğunu vurgulayan Ersoy, "Onun kültür ve medeniyet ayrımı, bugün Türk devletlerinin kendi öz kimliğini koruyarak modern dünyada güçlü bir şekilde var olma arayışına yön veren temel bir rehber niteliğindedir. TÜRKSOY ise bu vizyonun kurumsal hayattaki en somut yansımasıdır. Kültürel bütünleşme hedefi; Gökalp’in bir asır önce işaret ettiği istikametin bugün hayata geçirilmiş halidir. İsmail Gaspıralı’nın ’dilde, fikirde, işte birlik’ ülküsüyle şekillenen bu anlayış, Gökalp’in ortaya koyduğu sosyolojik temeller üzerinde yükselerek Türk dünyasının ortak geleceğine yön vermektedir. Bu çerçevede Ziya Gökalp; yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının kültürel bütünleşme idealinin fikir babası ve bu büyük vizyonun mimarıdır. Kendi kültürüne dayanarak evrenselleşmek. İşte bu yaklaşım, bugün TÜRKSOY’un temsil ettiği kültürel bütünleşme vizyonunun da temelini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. "Ziya Gökalp’in fikirleri, gençlerin zihninde yeniden hayat bulmalıdır" Bakan Ersoy, bugün başlatılan bu etkinlikler silsilesinin; Türkiye’den Türkistan coğrafyasına Balkanlar’dan Batı dünyasına uzanan geniş bir etki alanına sahip olduğuna dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Üniversitelerimizde düzenlenecek bilgi şölenleri, sanat kurumlarımızın katkılarıyla hayat bulacak eserler, uluslararası paneller ve sergiler; Gökalp’in fikirlerini yeniden yorumlayarak geleceğe taşıyacaktır. Selanik’ten Malta’ya, Bakü’den Ankara’ya uzanan bu çok katmanlı program, aynı zamanda bir kültürel diplomasi hamlesidir. Bu anma yılının en önemli hedeflerinden biri de genç kuşaklardır. Ziya Gökalp’in fikirleri, sadece akademik metinlerde kalmamalı; gençlerin zihninde yeniden hayat bulmalıdır. Onun ortaya koyduğu düşünce sistemi, dijital çağın dünyasında gençlerimiz için sağlam bir pusula olabilir." Programa ayrıca, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Derya Örs, Türk Ocakları Genel Başkanı Mehmet Öz, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve davetliler katıldı. Program, Türk Ocakları Genel Başkanı Öz tarafından Bakan Ersoy’a plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Eskişehir Down Sendromu farkındalığı için anlamlı buluşma Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Türkiye Down Sendromu Derneği iş birliğiyle ‘Down Sendromu Farkındalık Etkinliği’ gerçekleştirildi. Etkinlik, Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda yapıldı. Program kapsamında panel, sergi açılışı ve çeşitli gösteriler yer aldı. Panel bölümünün açılış konuşmasını gerçekleştiren Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serpil Koçdar, tüm katılımcılara teşekkür ederek, "Down sendromlu bireyler hayata +1 ile başlar. Dolayısıyla hayatta önemli olan, eksikliği değil bu artı değerleri görebilmek ve bunu yalnızca bir gün değil, her gün hatırlayabilmektir. Bu noktada eğitim kritiktir; çünkü farkındalık oluşturur, kapsayıcılığı güçlendirir ve toplumu dönüştürür" dedi. "Ailelerin çocuklarla kurduğu iletişim, gelişim sürecinde temel rol oynar" Panelde konuşan Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken ise erken çocukluk döneminde kurulan etkileşimin belirleyici rolüne dikkat çekti. Özellikle 0-9 yaş aralığının kritik olduğunu belirten Diken, ailelerin çocuklarla kurduğu iletişimin gelişim sürecinde temel rol oynadığını ifade ederek, "Çocuklar uyanıkken ve etkileşimler aracılığıyla öğrenir. Öğrenme, anlık yaşantıların anlamlandırılmasıyla gerçekleşir" diye belirtti. "Onlar bize iyi insan olmayı öğretiyor" Eskişehir İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Barış Hancı, Down sendromlu bireylerin topluma kattığı manevi değere dikkat çekti. Hancı, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Down sendromlu bireyler dünyaya, bizlerin çoğu zaman unuttuğu bir pencereden bakar. Bizler onlara bir şey öğretmeye çalışırken aslında onlar bize iyi insan olmayı öğretir. Eğitim camiası olarak bizler, kapsayıcı eğitim anlayışıyla her öğrencimizin potansiyelini ortaya çıkarmayı ve onları hayata en donanımlı şekilde hazırlamayı temel bir görev kabul ediyoruz." "Gerçek engel zihinlerdeki kalıplardadır" Odunpazarı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim Koordinatörü Uğur Bozkurt, farkındalığın ötesine geçerek ‘dâhil etme’ vurgusu yaptı. Bozkurt, "Gerçek engel kromozom sayılarında değil, zihinlerdeki kalıplarda ve toplumsal önyargılardadır. Bu kapsamda onlara sadece kapıları açmakla kalmamalı, o kapıdan birlikte yürümeliyiz" ifadelerini kullandı. Down sendromuna ilişkin toplumsal algı Türkiye Down Sendromu Derneği Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen, down sendromuna ilişkin toplumsal algıya değinerek 21 Mart’ın kendileri için bir farkındalık gününden öte anlam taşıdığını ifade etti. Toplumsal sorumluluğun önemi Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu ise, Eskişehir’in özel bireyler için örnek bir şehir olduğunu belirterek toplumsal sorumluluğun önemini vurguladı. Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerileri Panelin bir diğer konuşmacısı, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Ergenekon oldu. Ergenekon, Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerilerine odaklanarak "Serbest zaman etkinlikleri bireyin bağımsızlığını ve yaşam kalitesini artırır. Bu becerilerin sistemli şekilde öğretilmesi gerekiyor" dedi. Panelin ardından etkinlikte Down sendromlu bireyler tarafından hazırlanan çalışmalar sergilenirken, katılımcılar farkındalık mesajları verdi. Etkinlik, konuşmacılara çiçek takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Etkinliğe; Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serpil Koçdar, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, Eskişehir İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Barış Hancı, Odunpazarı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim Koordinatörü Uğur Bozkurt, Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu, Türkiye Down Sendromu Derneği Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen ile öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.