GENEL - 23 Şubat 2023 Perşembe 18:20

Ürgüp Belediyesi Hatay’da çadır kent kurdu

A
A
A
Ürgüp Belediyesi Hatay’da çadır kent kurdu

Ürgüp Belediyesi ekipleri Hatay Kırıkhan’daki depremzedeler için çadır kent kurulumunu tamamladı.

Ürgüp Belediyesi ekipleri Hatay Kırıkhan’daki depremzedeler için çadır kent kurulumunu tamamladı.


Hatay’ın Kırıkhan ilçesine giden Ürgüp Belediye Başkanı Mehmet Aktürk, Belediye Başkanı Ayhan Yavuz ile kurulan çadır kentte incelemelerde bulundu. Ürgüp Belediye Başkanı Mehmet Aktürk yaptığı açıklamada, "Çadır kent kurmak üzere geldiğimiz Hatay-Kırıkhan’da, Belediye Başkanımız Ayhan Yavuz ile koordineli olarak çadırkent kurulumunu gerçekleştirdik. Depremzedelerimize Çadır kent hayırlı olsun. Rabbim, ülkemizi ve milletimizi tüm afetlerden korusun” dedi.


Ürgüp Belediye Başkanı Mehmet Aktürk bölgedeki çalışmaları inceledikten sonra depremzedeleri ziyaret ederek acılarına ortak oldu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Ordu’da yangın: Kedilerini kurtarmak isteyen karı koca dumandan etkilendi Ordu’nun Ünye ilçesinde bir binada çıkan yangın paniğe neden olurken, evdeki kedilerini alevlerin arasından kurtarmaya çalışan çift, dumandan etkilenerek hastaneye kaldırıldı. Yangın, Kaledere Mahallesi Zincirli Sokak üzerinde bulunan 4 katlı bir binanın son katında meydana geldi. Hakan ve Gülperi Y.’ye ait olduğu öğrenilen dairenin yatak odasında yangın başladı. Kısa sürede büyüyerek tüm odayı kaplayan alevleri fark eden ev sakinleri, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Olay yerine intikal eden Ordu Büyükşehir Belediyesi Ünye İtfaiye Grup Amirliği ekipleri, yangına müdahale etmeye başladı. Kedilerini kurtarmak isterken dumandan etkilendiler Yangın sırasında evde bulunan kedilerini kurtarmak için yoğun çaba sarf eden çift, yoğun dumana maruz kaldı. İtfaiye ve sağlık ekiplerinin yardımıyla dışarı çıkarılan çift, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından Ünye Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Yangının paniğiyle apartman boşluğuna düştüğü anlaşılan kediler için itfaiye ekipleri seferber oldu. Alt kattaki dairenin banyo penceresinden ekiplerin titiz çalışmasıyla kurtarılan kediler güvenli bir yere alındı. Yangın sonrası evde büyük çapta maddi hasar meydana gelirken, hastaneye kaldırılan Hakan ve Gülperi Y. çiftinin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
İstanbul Ayşe Tokyaz cinayeti davasında sanık Cemil Koç: "Delillerin eksik olduğunu düşünüyorum" Küçükçekmece’de eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülen ve cesedi bavulla yol kenarına bırakılan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayeti davasının 2’nci duruşmasında savunma yapan sanık Koç, "Olaya ilişkin savunmamı bana tüm dosya sunulduğu zaman yapacağım. Delillerin eksik olduğunu düşünüyorum" dedi. Küçükçekmece’de 11 Temmuz 2025 tarihinde eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülen ve cesedi bavula konularak Eyüpsultan’da yol kenarına bırakılan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayetine ilişkin Cemil Koç’un (38) da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 9 sanığın yargılanmasına devam edildi. Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Cemil Koç, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Müşteki ikiz kardeş Esra ve anne Halime Tokyaz ile 4’ü tutuklu 6 sanık ile tarafların avukatları da salonda hazır bulundu. Müşteki kardeşler Kadir ve Kübra Tokyaz da duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmada, Esra Tokyaz’ın olaydan 1 gün sonra emniyette verdiği ifadeyi Cemil Koç ile paylaştıkları iddia edilen polis memurları N.Ç. (44) ile Z.B.’nin (31) Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki dosyaları, ağır ceza mahkemesindeki cinayet davasıyla birleştirildi. Böylece davadaki sanık sayısı 11’e yükseldi. "Delillerin eksik olduğunu düşünüyorum" Duruşmada söz alan tutuklu sanık Cemil Koç, "Öncelikle Esra’nın sosyal medyadan paylaştığı, ’ben senin ifadeni satırı satırına biliyorum’ konulu ses kayıtları kesilmiş olarak dosyaya sunuldu. Aleyhime olan delilleri kabul etmiyorum. Olay öyle bir sonuçla sonlandı ki ben suçlu oldum ama dosya kapsamında somut bir delil yok" dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Sen başka kanıtlar sunulmasını istedin, biz araştırdık, tebliğ edildi ama sen kabul etmiyorsun dosyayı" dedi. Koç ise, "Esra mahkemeye girerken, Cemil sana bir sürprizim var deyip benim Ayşe ile çektiğim fotoğrafı masaya koyuyor. Olayın sonu kötü bitti, Ayşe öldü. Herkes sadece beni suçlu biliyor, kimse öncesinde yaşananlardan bahsetmiyor. Olaya ilişkin savunmamı bana tüm dosya sunulduğu zaman yapacağım. Delillerin eksik olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Cemil Koç’un işlerine yardım ettiği öne sürülen tutuklu sanık C.A. ise savunmasında, "Benim bu olayda en ufak bir eylemim olduysa suçum varsa çekmeye razıyım. Ben böyle bir şey yapmadım bu benim vicdanıma da ters benim hiçbir şeyle ilgim yok. Barış Can, ben arkadaşlarımla kahve içmek için buluştum alt tarafı bu yüzden 2 aydır tutukluyum" şeklinde konuştu. Sanık avukatları ise, Cemil Koç’un susma hakkı kullandığını düşünerek yargılamanın bu yönde yapılması gerektiğini belirtti. Üye hakimden Koç’a: "Otopside beyin kanaması diyor sen niye kalp masajı yaptın?" Duruşmada üye hakim, Cemil Koç’a, "Ayşe’nin öldüğünü gördüğünü söyledin, Ayşe’nin öldüğünü ne zaman anladın" şeklinde soru yöneltti. Soruya sanık Koç, "Birilerini aramak için telefonu arıyordum, o anki psikolojim karışıktı. O sırada vücudu morarmaya başladı. Hatta kalp masajı yapma çalıştım. Yardım çağırmadım çünkü vefat ettiğini anladım. Daha önce buna benzer bir durum yaşadığım için kimse de bana inanmayacağı için çağırmadım. Ayşe’nin burnu kırıktı ama ben kırmadım. Olaydan önce kırılmıştır. Adli Tıp Kurumundan bir talebim var. E-nabız verileri çıkarılsın, bu kırığın ölüm öncesinden olduğu ortaya çıksın" diye konuştu. Bunun üzerine üye hakim sanığa, "Otopside beyin kanaması diyor sen niye kalp masajı yaptın" dedi. Sanık ise, "Ağzından köpük geldiğinde, nefes almayınca, kalp masajı yapmaya çalıştım. Birlikte hiç uyuşturucu kullanmadık, bir yakınlaşma yaşadık ben boğazında hissedince o zaman söyledi bana" diye konuştu. Sanık Koç, kimsenin kendisine inanmayacağını düşündüğünü belirterek, "Bagajı kontrol etmedim, kan var mı yok mu diye. Olay sonrası vicdan azabı çekiyordum, annesi beni arayıp kızım diye ağlıyordu. Merdivenlerden kucağıma aldım ve koltuğa yatırdım. Valiz açıktı. Ayşe’yi aldım ve valizin içerisine koydum. Ekstra bir müdahalede bulunmadım. Ben olay günü Ayşe’nin biraz üzerine gittim ama hangi konu yüzünden üzerine gittiğimi daha sonra açıklayacağım" diye konuştu. Savcılıktan tutukluluk halinin devamı talebi Bir diğer tutuklu sanık Cemal Arslan da, olayda en ufak bir suçu varsa cezasını çekmeye razı olduğunu, bu olayın vicdanına ters olduğunu belirtti. Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, Cemil Koç’un da aralarında bulunduğu sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti. Tutukluluk halinin devamına hükmedildi Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Cemil Koç’un da aralarında bulunduğu 4 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, dosyadaki delillerin incelenmesi ve savunma yapabilmesi için Cemil Koç’a gönderilmesine hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.
Antalya ALKÜ’de iki dev destan tek yürekte buluştu Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesinde (ALKÜ) Türk tarihinin iki dönüm noktası olan "12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü" ile "18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü" etkinlikleri, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, bu iki tarihi değerin Türk milletinin hafızasında, ruhunda ve vicdanında kenetlendiğini belirterek, "12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü kalemle yazılmış bir diriliş, 18 Mart Çanakkale Zaferi ise kanla yazılmış bir varoluşun adıdır. İstiklâl Marşı, bir milletin "Korkma!" diye başlayan en büyük cesaretidir. Çanakkale ise o cesaretin ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Bu iki büyük değer, bize sadece geçmişi anlatmaz; aynı zamanda kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve nereye yürümemiz gerektiğini hatırlatır. İşte bu yüzden böylesi programlar oldukça önem arz etmektedir. Bunlar, bir milletin kendini yeniden hatırladığı, kökleriyle bağ kurduğu, değerlerini diri tuttuğu anların adıdır" dedi. Programın moderatörlüğünü üstlenen Doç. Dr. Yavuz Uysal, açılışta yaptığı konuşmada Çanakkale’de cephede verilen mücadelenin İstiklal Marşı’nda kelimelere dönüştüğünü belirterek, "Bu iki mücadele aynı ruhun ve aynı diriliş hareketinin yansımasıdır" dedi. Akif’in ödülü reddetme hassasiyetine ve marşın bir kimlik inşası olduğuna değinen Bayram, gençlere marşın her dizesinin altındaki derin anlamı sorgulama çağrısında bulundu. Dr. Irmak Karabulut ise Çanakkale Zaferi’nin Mustafa Kemal Atatürk’ü dünya tarihine kazandıran bir deha örneği olduğunu anlattı. Siperler arasındaki mesafenin 8 metreye kadar düştüğü o anlarda Türk askerindeki sarsılmaz tevekkülü vurgulayan Karabulut, Atatürk’ün Anzak annelerine yazdığı mektubu hatırlatarak, "Çanakkale’yi kazandıran bu yüksek ruhtur" dedi. Programın devamında Dr. Öğr. Üyesi Melih Can ve Dr. Öğr. Üyesi Adem Karaca tarafından müzik dinletisi yapıldı. Program teşekkür belgelerinin verilmesiyle sona erdi. Eğitim Fakültesi Başöğretmen Atatürk Konferans Salonu’nda yapılan etkinliğe Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Prof. Dr. Işık Bayraktar, Genel Sekreter Hüseyin Er, fakülte dekanları, MYO müdürleri, akademisyenler, idari personel ve öğrenciler katıldı.