GENEL - 24 Şubat 2023 Cuma 13:31

NEVÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akın: “Binaların hem yapısal hem de zemin şartları açısından uygun olması gerekiyor”

A
A
A
NEVÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akın: “Binaların hem yapısal hem de zemin şartları açısından uygun olması gerekiyor”

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) Rektör Yardımcısı Prof.

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mutluhan Akın ve Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Dinçer; ’Maraş 7.7 ve 7.6 depremleri sonrası yerinde depreme dayalı kaya düşmesi olan alanların belirlenmesi’ isimli proje çerçevesinde deprem bölgesinde teknik çalışmalarda bulundu.


NEVÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mutluhan Akın ve Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Dinçer’in de aralarında bulunduğu öğretim üyelerinden oluşan 5 kişilik araştırmacı grup, ’Maraş 7.7 ve 7.6 depremleri sonrası yerinde depreme dayalı kaya düşmesi olan alanların belirlenmesi’ isimli proje çerçevesinde 6 Şubat tarihinde Kahramanmaraş ilinde meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin tetiklediği ulaşım güzergahları ile yerleşim yerlerine zarar veren kaya düşmeleri ve heyelanların incelenmesi için deprem bölgesinde teknik çalışmalarda bulundu. NEVÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mutluhan Akın, Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Dinçer ve diğer üniversitelerin öğretim üyelerinden oluşan araştırmacı grup yaklaşık 5 gün boyunca Adana, Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Adıyaman, Kilis illerinde ve bu illere bağlı birçok yerleşim yerinde yapılan teknik incelemeler sırasında depremin neden olduğu zemin sıvılaşmalarına bağlı olarak gelişen yapısal hasarları da inceledi.


NEVÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mutluhan Akın araştırma sonrası yaptığı açıklamada; “Depremler ülkemiz için istenmeyen durumlara neden oldu. Deprem bölgesine genel olarak baktığımızda çok fazla faktörün bir arada yaşandığını gözlemledik. İlk göze çarpan faktör, deprem bölgesindeki yıkımın sadece bir faktörden değil, birkaç faktörün bir araya gelmesinden kaynaklandığı yönünde izlenimlerimiz var. İşçilik, malzeme gibi hususlarda gereğince mühendislik hizmeti almadan yapılan binalar var. Ayrıca problemli zeminler üzerine yapılan inşaatlarda ciddi anlamda yıkımlar var. Sadece binanın sağlam ve projesine uygun olarak yapılması yetmiyor. Aynı zamanda binanın üzerine oturtulduğu zemin şartlarının da uygun olması gerekiyor. Bunun son depremlerde çok fazla örneklerini gördük. Özellikle bazı yerleşimlerde suya doygun gevşek zeminler üzerine yapılan binalarda deprem sonrası yaşanan sıvılaşma ve bu sıvılaşmaya bağlı oturma ve yanal yayılma gibi yüzey deformasyonlarına bağlı olarak çok sayıda binada yıkılma ve ya ağır hasar gözlemledik” diye konuştu.


“Eğer depreme hazırlıklı olmak istiyorsak, hem binalarımızı yıkılmayacak şekilde sağlam yapmalıyız, hem de zemin şartlarının uygun olduğu yerlere veya gerekli önlemleri alarak yapmak zorundayız. Aksi taktirde bu yıkımlar ile karşılaşmamız kaçınılmaz olur” diyen Akın, fayın meydana getirdiği yüzey kırıklarının binaların altından geçmesinin binaların yapısal anlamda zarar görmesine veya yıkılmasına neden olduğunun altını çizdi. Akın, “Fayların oluşturduğu yüzey kırıklarına tampon bölge oluşturulur. Bu tampon bölge uygulaması ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, belli bir oranda fayın yüzey kırığından daha uzağa yerleşim yapılması tercih edilir. Fay kırığının üzerine bina yapmamak elbette önemli. Ancak bunun dışında yapacağınız binanın da aynı şekilde deprem dalgalarına karşı dayanıklı olması gerekiyor. Bunu son depremlerde gördük. Depremin merkez üssünden çok uzaklarda birçok yerleşim yerinde ciddi yıkımlar ile karşılaştık. Bu nedenle tampon bölge uygulamaları çok önemli. Tampon bölgenin dışına konumlandıracağımız binalarında hem yapısal hem de zemin şartları açısından uygun olması gerekiyor” şeklinde konuştu.


TOKİ tarafından yapılan binaların yıkımın ve hasarın olmadığı binalar olarak ön plana çıktığını da belirten Akın, “TOKİ’lerde tünel kalıp sistemi uygulanıyor. Yapım tekniği ile birlikte işçilik malzeme kalitesi ve zemin şartları da önemli. Bunların hepsinin bir arada olması gerekiyor” dedi.


Yaptıkları çalışmaları bir rapor haline getirdikten sonra TÜBİTAK’a sunacaklarını söyleyen Akın, “Depremden sonraki arazi çalışmalarımızda TÜBİTAK 1002 C çerçevesinde geliştirdik. TÜBİTAK 1002 C desteği doğal afetler sonrası arazi çalışmalarına destek veren bir uygulama. Bu proje çerçevesinde bölgedeki birçok yeri gözlemleme şansımız oldu. Depremin etkilerini yerinde gözlemledik. Özellikle zemin kaynaklı bina yıkımları gözlemledik. Bunun yanı sıra ulaşım güzergâhındaki kütle hareketlerinin ulaşım güzergahlarına ne boyutta zarar verdiğini gözlemleme şansımız oldu. Özellikle heyelanlar nedeniyle kapanan yollar, kaya düşmeleri ile kapanan yollar ve demir yollarındaki bozulmaları izleme fırsatımız oldu. Bu çalışmaları rapor olarak sunacağız” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Beyaz lahanada ne çiftçi kazandı ne de tüketici ucuza yedi Beyaz lahanada üretici fiyatları geçen yıla göre 15 liradan yüzde 40 düşüşle 9 liraya gerilemesine rağmen market ve pazarlarda tanesinin 100 liraya kadar ulaşması dikkati çekiyor. TÜİK’in şubat ayına ilişkin açıkladığı "Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi"ne (Tarım-ÜFE) göre, üretici fiyatları yıllık yüzde 40,10, aylık yüzde 0,21, yılın iki ayında yüzde 8,69 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 38,97 arttı. Beyaz lahana ise Tarım-ÜFE’ye göre geçen yılın şubat ayında 15 lira civarındayken bu yıl 8-9 lira aralığına geriledi. Bunlar resmi rakamlar ki bu fiyatlara göre bile üretici ürettiğinden kazanamadı. Birçok yerde çok daha düşük fiyatlar oluştu. Sadece fidesini 5 liradan alıp üretim yapan çiftçiler, gübre, ilaç, tarla isleme, mazot gibi diğer giderleri de eklediklerinde bu sezon kar etmeyi beklerken evdeki hesap çarşıya uymadı. Üreticilerin "Geçen yıl tüccar peşimizden ayrılmıyordu" dediği beyaz lahanada bu yıl adeta yüzüne bakan olmadı, alıcı gelmedi. Yine TÜİK’in 2024 ile 2025 dönemindeki üretim tahminlerine göre beyaz lahanada çok fazla bir değişiklik olmodı ve 635 bin ton olarak gerçekleşti. Hal böyle iken, Bursa’nın Yenişehir ilçesinde alıcısı çıkmadığı için dönümlerce beyaz lahana tarlada çürüdü. Birçok üretici maliyeti olan 8 liraya bile bırakmaya razıyken ne gelen oldu ne fiyat soran. Lahana geçen yıla göre üreticide yüzde 40 ucuzlamasına ve üretimi yeterli olmasına rağmen pazarda tanesinin 100 liraya ulaşması dikkati çekti. Ne üretici ektiğinden kazanabildi ne de çiftçide yeterli ürün olmasına rağmen alıcısı gelip almadığı, pazarda markette fiyatı düşmediği için tüketici ucuza yiyebildi.
İstanbul Fenerbahçe, sosyal medyadan asılsız iddialarda bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulundu Fenerbahçe’den yapılan açıklamada, "Organize şekilde gündeme sokulan yalan yanlış suçlamalar ve iftiralarla ilgili hukuki süreçler başlatılmış; ilgili kişi ve hesaplar nezdinde suç duyurularında bulunulmaya başlanmıştır. Kulübümüze zarar veren bu kişilerle ilgili süreç kararlılıkla sürdürülecektir" denildi. Sarı-lacivertli kulübün resmi internet sitesinden Fenerbahçe Spor Kulübü Başkan ve Yönetim Kurulu imzasıyla yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Son dönemde sosyal medya platformları üzerinden sistematik olarak dolaşıma sokulan asılsız iddiaları, çarpıtılmış bilgileri ve organize manipülasyon girişimlerini dikkatle takip etmekteyiz. Adeta tek elden hazırlanarak organize şekilde gündeme sokulan yalan yanlış suçlamalar ve iftiralarla ilgili hukuki süreçler başlatılmış; ilgili kişi ve hesaplar nezdinde suç duyurularında bulunulmaya başlanmıştır. Kulübümüze zarar veren bu kişilerle ilgili süreç kararlılıkla sürdürülecektir. Fenerbahçe Yönetim Kurulu olarak; sportif anlamda alınan kararların ve atılan adımların yoruma açık olduğunun, yeri geldiğinde eleştirilebileceğinin bilincindeyiz. Üyelerimizden ve taraftarlarımızdan gelen, samimiyetle paylaşılan her yorum ve eleştiri, bizim için olmazsa olmaz nitelikte ve değerdedir. Bu doğrultuda, kendi değerlendirmelerimizi ve özeleştirimizi de her zaman yapıyoruz. Futbol takımımız nezdinde son dönemde üst üste gelen saha sonuçlarının oluşturduğu duyguyu camiamızla birlikte en güçlü şekilde hissediyor ve anlıyoruz. Bunun sorumluluğunu da omuzlarımızda taşıyoruz. Konuşulması gereken her konunun doğru zeminde ve açık şekilde ele alınmasından hiçbir zaman kaçınmayız. Ancak tek merkezden çıkan, yalan yanlış manipülatif içeriklerin, kimliği belirsiz sahte hesaplar üzerinden gündeme getirildiği, aynı içeriklerin koordineli şekilde bazı kişilerce çeşitli yayın organları üzerinden kamuoyuna aktarıldığı bu ortamın, Fenerbahçemiz için ne denli sağlıksız, ne kadar zarar veren bir atmosfer oluşturduğu açıktır." "Camiamızı etkilemeye yönelik hiçbir girişimin Fenerbahçe’de karşılığı yoktur" Kongre üyelerinin ve taraftarların, kaynağı ve dayanağı olmayan iddia, iftira ve manipülasyonlara karşı her zamankinden daha dikkatli olmaları istenirken, "Sosyal medya üzerinden hayata geçirilmeye çalışılan yalan, yanlış ve iftiralarla gündemi yönlendirmeye, camiamızı etkilemeye yönelik hiçbir girişimin Fenerbahçe’de karşılığı yoktur; bu yöntemlerin sonuç doğurmayacağı açıktır. Fenerbahçe’nin gündemi, farklı mecralarda oluşturulmaya çalışılan algılarla değil; kulübümüzün gerçekleri ve camiamızın iradesiyle belirlenir. Kulübümüzün gündemine ilişkin tüm başlıklar, nisan ayında yapılacak Yüksek Divan Kurulu Toplantımızda kapsamlı şekilde ele alınacaktır" denildi.