KÜLTÜR SANAT - 27 Ağustos 2023 Pazar 00:06

Kapadokya’da 140 kişilik koro Beethoven’in 9. Senfonisi ile kulakların pasını sildi

A
A
A
Kapadokya’da 140 kişilik koro Beethoven’in 9. Senfonisi ile kulakların pasını sildi

Cumhuriyetimizin 100. yılında L.V. Beethoven’in 9. Senfonisi, 140 kişilik dev kadro ile barış, kardeşlik ve dostluk adına sahne Kapadokya’da sahne aldı.



Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası Devlet Çok Sesli Korosu, 140 kişilik ekibi ile Kapadokya’nın muhteşem atmosferinde, muhteşem konser verdi.


Kapadokya’nın önemli destinasyonları arasında yer alan, Paşa Bağları ören yerinde, Cumhuriyetin 100. Yılı etkinlikleri çerçevesinde L.V. Beethoven’in 9. Senfonisini seslendiren Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrasını Şef Cem Mansur yönetti. Feryal Türkoğlu, Ferda Yetişer, Ayhan Uçtuk ve Tuncay Kurtoğlu’nun solist olarak sahne aldığı konserin teması “Cumhuriyetimiz 100. Yılında, Barış Kardeşlik Dostluk Yolunda” oldu.


Programda konuşan Şef Cem Mansur “1824’de Beethoven’in daha dört yılı var. Artık tamamen sağır olduğu bir dönem. 30’lu yaşlardan itibaren tamamen duymayan bir kişinin yazdığı bir müzik. Bu kadar çetrefilli, bu kadar karmaşık, bu kadar güzel ve dramatik olan bu müziğin hiçbir zaman duymamış olması ilginç” dedi.



Kapadokya’da 140 kişilik koro Beethoven’in 9. Senfonisi ile kulakların pasını sildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Tuna Ortaylı’dan babası İlber Ortaylı’ya hüzün dolu veda İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı için Galatasaray Üniversitesi’nde bir tören düzenlendi. Konuşması sırasında gözyaşlarını tutamayan İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı, "Dün odasına girdiğimde masanın üzerinde kalan yarım tashihi görmek içimi acıttı. Düşününce hayatını dolu dolu yaşamış ama hala yaşamaya doyamamış bu adamla baba olarak daha gezilecek çok yer, torunlarıyla geçireceği çok vakit, gülünecek çok anlar vardı" dedi. İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı bugün son yolculuğuna uğurlanacak. Fatih Camii’nde son yolculuğuna uğurlanacak İlber Ortaylı için ilk tören yıllarca çalıştığı Galatasaray Üniversitesi’nde yapıldı. Tören öncesi bölgede güvenlik önlemi alınırken, uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlar üniversiteye alınırken kimlik kontrolünden geçirildi. Törende siyaset, sanat ve spor camiasından çok sayıda isim bulundu. Törene AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Eski KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Muhammed Uludağ, İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Ortaylı’nın yakınları, akademisyenler, öğrencileri katıldı. Tören İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Tören esnasında İlber Ortaylı’nın avukat arkadaşı Tayfun Akca Topuz fenalaştı. Topuz’a tören alanında bulunan sağlık ekipleri müdahale etti. Topuz, tedbir amaçlı hastaneye kaldırıldı. Tuna Ortaylı’dan babasına hüzün dolu veda İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı, "Bugün burada babam İlber Ortaylı’nın yaptığı bütün işler arasında en kıymet verdiği akademisyenlik mesleği için bir şeyler söylemek istiyorum. Akademik kariyeri boyunca yurt içi ve yurt dışında birçok yerde hocalık yaptı. Konferans ve sempozyumlarda konuşmaları oldu. Sadece ülke için ulusalarası akademik camiada da çok sevilen ve sayılan bir meslektaşınız oldu. Öğrencilerinden büyük sevgi ve saygıyla söz ederdi. Çalışmaya başladığı ilk yıldan itibaren burada tanıdığı farklı kuşaklardan meslektaşlarıyla yaptığı derin entellektüel konuşmalardan çok besleniyordu. Kendi genç meslektaşları için övgülerde buluyordu. Onlarla akran gibi kahkahalarla gülerdi. Hastane sürecinde etrafı kitapları, sözlükleri ve gazetelerle çevriliyken bir yandan da çıkacak kitabının tavsirini yapıyordu. Dün Kronik Kitap’taki odasına girdiğimde masanın üzerinde kalan yarım tashihi görmek içimi acıttı. Düşününce hayatını dolu dolu yaşamış ama hala yaşamaya doyamamış bu adamla baba olarak daha gezilecek çok yer, torunlarıyla geçireceği çok vakit, gülünecek çok anlar vardı. Ben kendisiyle ilgili olarak bir tek bunlara hayıflanıyorum. Umarım sizler de İlber Hocayı düşününce kendisiyle yapılmamış şeylerin burukluğunu hissediyorsunuzdur" diye konuştu. "Her lisanla verdiği güçlü mesajlarla Türk’lüğe, Türkiye’ye, bütün ulusuna, milletine büyük hizmetler vermiştir" Eski KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, "İlber hocayı budan 35 yıl önce tanıdım. Bana hep Tatar kardeşim diyordu. Kendisi bir Kırım Tatarı ben de öyle. Ortak bir özelliğimiz vardı. Yıllar sonra Cumhurbaşkanı olduktan sonra kendisini sık sık arayıp Kıbrıs’a davet ettim. Her davete geldi. Üniversitelerde konuşmalar yaptı. En son 12 Haziran günü yeni Cumhurbaşkanı yerleşkesinde o büyük 500 kişilik salonu tıka basa doldurduk. Kendine has üslubuyla çok güzel konuşmalar yaptı, tavsiyelerde bulundu. Bazıları farklı anladı ama o kalbinden konuştu. O gerçek bir Türk milliyetçisiydi. Sadece Türkiye’de yaşayan vatandaşlar için değil Balkanlar’da diğer ülkelerde Türk devletlerinde ve de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki kardeşlerin davasına inanmış ve engin bilgisiyle Kıbrıs Türkü’nün verdiği mücadelenin ne kadar asil bir mücadele olduğunu, egemenlik temelinde kendi devletiyle bu yolu yürümesi gerektiğini orada ifade etmiş. Bunlar hep kayıtlara geçmiş. Her lisanla verdiği güçlü mesajlarla Türk’lüğe, Türkiye’ye bütün ulusuna, milletine büyük hizmetler vermiştir. Mekanı cennet olsun nur içinde yatsın" dedi. Tiyatro sanatçısı Prof. Zeliha Berksoy ise, "İlber benim 19 yaşımdan beri arkadaşımdı. 60 yıllık bir dostluktu. Çok kıymetli ve alışılmışın dışında bir tarihçiydi. Tarihi yer ve yurdunda, 5 kıtada takip ederdi. Üniversitedeki tüm kitaplara hakim, insan ilişkilerine inmiş ve dünyayı gezmiş bir bilim adamıydı. Müthiş bir bilgi birikimi vardı. Akılalmaz bir hafızaya sahipti. Tüm bilim insanlarıyla da yakın dostluğu vardı. Öğrencileri, gençleri çok sevdi, onları yetiştirmek için memleketinden asla ayrılmadı. Canı istese dünyanın en iyi üniversitelerinde yer alırdı ama o memleketinde ömrünü geçiren, milletine bağlı yüce ruhlu bir insandı. Allah rahmet eylesin" dedi. Tayfun Topuz Akca ise, "İlber Ortaylı ile en son 15 gün önce telefonda görüştüm. İyi olduğunu söyledi. Dilekleri, duyguları, temmennilerini aktardı. Eşim de onun gibi profesördü. Onları arka arkaya kaybettim. İlber’in hiçbir arzusu yoktu. Hepimizin arzumuz da onun varlığını sürdürmesiydi. Onunla dolu dizgin vakit geçirebilmeyi anımsamayı istemiştik. İlkokul çocukları bile onun düşüncelerinden neler öğrettiler. Zekası çocuklara sirayet etmişti. Dostluğumuz 30 yıla dayanıyordu. Hepimizin başı sağ olsun" diye konuştu. "Herkes ortak bir hüzünde birleşti" Ortaylı’nın kitaplarını okuyarak büyüdüğünü söyleyen Mete Şafak, "Tarihe ilgiydim. Onun kitaplarını okuyarak büyüdüm. Tarihe çok katkısı olan biriydi. Akademideki bilgiyi halka anlattı. Yeri uzun süre doldurulamaz. Herkes ortak bir hüzünde birleşti. Ben de onu anmak için buraya geldim" diye konuştu. İlber Ortaylı’nın 60 yıllık arkadaşı olduğunu söyleyen Füsun Özbilgen de, "Üniversite yıllarından arkadaşımdı. Bambaşka, kendine özel, zeki, müthiş hafızası olan, espirili olan hayaty keyifle yaşayan bir insandı. Çok büyük bir değerdi. Kaybından çok büyük acı duyuyorum. Bu okulun bahçesinde güzel anılarımız var. Ama buraya kadarmış. Derin bir acı duyuyorum. Herkesle dost herkesle müthiş iletişim kuran biriydi. Benim tanıdığım İlber çok özel bir insandı" dedi. Salih Güngör Musaoğlu ise, "İlber Hocanın vefatı beni çok fazlasıyla üzdü. Ve çok değerli bir bilimadamıydı. Çok üzüntülüyüm. Mekanı cennet olsun. Ülkemin başı sağolsun" şeklinde konuştu.
Balıkesir Ünlü Japon Uzman uyardı, "Yapı ve Zemin hayati önem taşıyor" Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Ayvalık Belediyesi ile Ayvalık Kent Konseyi iş birliğiyle düzenlenen "Balıkesir’in Depremselliği ve Yapı-Zemin İlişkisi" konulu konferans vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Ayvalık Belediyesi’ne ait Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi’nde gerçekleşen konferansa, Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki konuşmacı olarak katıldı. Konferansta; Ayvalık Belediye Meclis Üyesi Havva Taylan, Ayvalık Kent Konseyi Başkanı Halil Coşkun, Ayvalık Kent Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Ayvalık Afet Arama Kurtarma Gönüllüleri (AYKUT) Koordinatörü Gülser Özkan’ın yanı sıra sivil toplum kuruluşları ile siyasi partilerin temsilcileri ve çok sayıda vatandaş hazır bulundu. Türkiye ile Japonya arasındaki depremsellik konusunu değerlendiren Moriwaki, iki ülkenin de aktif deprem kuşağında yer aldığını belirterek yapı güvenliği ve zemin etüdünün önemine dikkat çekti. Deprem öncesinde alınacak önlemlerin can ve mal kaybını büyük ölçüde azaltabileceğini vurgulayan Moriwaki, özellikle yapı-zemin ilişkisinin doğru analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Konferansta katılımcılara deprem bilinci konusunda bilgiler veren Moriwaki, Japonya’daki uygulamalardan örnekler paylaşarak Türkiye’de de benzer önlemlerin yaygınlaştırılması gerektiğine işaret etti. Dünya’da en fazla depremin Çin’de olduğunu kaydeden Moriwaki, "Bu sıralamada; Japonya dördüncü, Türkiye ise altıncı sırada yer alıyor. Çin’in yüzölçümünün oldukça geniş olması da bu sıralamada birinci olmasının nedenlerinden biri olarak da sayabiliriz. Türkiye ile Japonya arasındaki yüzölçümünü de ele alacak olursak, Türkiye Japonya’dan yüzölçümü olarak iki kat daha büyük. Metrekare bazında ele alacak olursak; Japonya altıncı, Türkiye ise on yedinci sırada yer alıyor. Sıralamada Kıbrıs ise; dünyada dördüncü sırada yer alıyor. Kıbrıs yüz ölçümü olarak küçük ama deprem sayısı olarak büyük bir coğrafya olarak yer alıyor" dedi. "Yapı denetim sistemiyle binaların deprem dirençleri yükseldi" Türkiye’de en büyük depremlerden birinin 1939 yılında 7.9 şiddetinde Erzincan’da meydana geldiğini hatırlatan Yoshinori Moriwaki, "Japonya’nın Fukişima kentinde 2011 yılında 9.1 şiddetinde meydana gelen deprem en güçlü sarsıntılar olarak kayda geçirilmiştir. Hatta sizler bu depremi, bu kentteki nükleer santralde oluşan sızıntı ile hatırlayacaksınız. Ancak dikkat edildiğinde; Fukişima’da 9.1 şiddetindeki depremle, Erzincan’daki depremi kıyaslayacak olursak, Erzincan’daki depremin aşırı yıkıcı olduğunu görebiliriz. 1999’daki Yalova depreminde de bu bölgedeki çok lüks konutların bile çöktüğünü görebiliyoruz. Bu depremin ardından müteahhittin bu binaların malzemelerinden çaldığını ve sağlam yapılar yapılmadığına ilişkin iddialar yer almıştı. Bunun üzerine 2001 yılından 2011 yılına kadar Türkiye’de yapı denetim sistemi başlatıldı. Bu süreç ve sonrasında yapı denetiminden geçerek inşa edilen binaların 2000’li yılların öncesine göre daha sağlam olduğunu gördük. Tabi Türkiye’deki yapı denetim sisteminde sıkıntılar yok değil ama en azından günümüzde yapılan binalar bu sistem nedeniyle depreme daha dirençli hale geldi" ifadelerini kullandı. "Türkiye’deki deprem yönetmeliği, Japonya’dan daha katı kurallara sahip" Türkiye’deki en büyük sıkıntının; ülke genelindeki 21 milyon civarındaki yapı stoğunun yüzde 50’den fazlasının kaçak binalardan oluşmasından kaynaklandığını vurgulayan Japon Deprem Uzmanı Moriwaki, "Bakıldığında; Türkiye ile Japonya’nın deprem yönetmelikleri aynı. Hatta 2018 yılından itibaren Türkiye’deki yönetmelik, Japonya’dan daha katı kurallara sahip hale geldi. Tam da bu katı kuralların biraz yumuşatılması düşünülürken, 2023 yılındaki depremle bu düşünce rafa kaldırıldı. Şimdi ise bu yönetmeliğin işlevselliğinin arttırılmasına yönelik akademisyenlerin çalışmalarının olumlu sonuçlar vereceğine inanıyorum" diye konuştu. Konferans; katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından, Ayvalık Belediye Meclis Üyesi Havva Taylan’ın deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki’ye verdiği ödül ile teşekkür etmesiyle sona erdi.
Elazığ Prof Dr. Açık, "Kadınların ekonomik güçlenmesini, sürdürülebilir kalkınmanın ve rekabet gücünün vazgeçilmez unsuru olarak görüyoruz" Kadınların üretime, ticarete, pazarlara ve karar alma süreçlerine eşit erişimi sağlanmadan, sürdürülebilir kalkınmadan ve ekonomik adaletten söz etmenin mümkün olmadığını aktaran Türk İş Dünyası Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yasemin Açık, "Temsil ettiğimiz geniş iş dünyası ağıyla birlikte, kadınların ekonomik güçlenmesini sürdürülebilir kalkınmanın ve rekabet gücünün vazgeçilmez unsuru olarak görüyoruz" dedi. Türk İş Dünyası Konfederasyonu, Birleşmiş Milletler Kadınların Statüsü Komisyonu’nun yetmişinci oturumu (CSW70) kapsamında ‘Küresel Tedarik Zincirlerinde Yapısal Engellerin ve Ayrımcı Uygulamaların Aşılması’ temalı bir yan etkinlik düzenledi. Türkiye’den ve uluslararası arenadan kurumların üst düzeyde katılımıyla New York’taki Türkevi’nde gerçekleştirilen etkinlikteki panelde, girişimci kadınların küresel pazarlarda daha görünür ve rekabetçi olmalarını sağlayacak mekanizmaların oluşturulmasına vurgu yapıldı. Etkinlikte ayrıca, ‘Kadın Erkek Eşitliğine Duyarlı Satın Alma Araç Seti’nin lansmanı gerçekleştirildi. Federasyon Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yasemin Açık, "Kadın erkek eşitliğine duyarlı satın alma ve tedarik politikaları, ekonomik bir tercihten ziyade adalet ve kapsayıcılık meselesidir" ifadelerini kullandı "Eşit erişimi sağlanmadan ekonomik adaletten söz edemeyiz" Açılışta konuşan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yasemin Açık, kadın-erkek fırsat eşitliğinin küresel ekonomideki yapısal dönüşümün anahtarı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Açık, "Kadın-erkek fırsat eşitliğine duyarlı satın alma ve tedarik politikaları, ekonomik bir tercihten ziyade bir adalet ve kapsayıcılık meselesidir. Kadınların üretime, ticarete, pazarlara ve karar alma süreçlerine eşit erişimi sağlanmadan, sürdürülebilir kalkınmadan ve ekonomik adaletten söz etmek mümkün değil. Federasyon olarak temsil ettiğimiz geniş iş dünyası ağıyla birlikte, kadınların ekonomik güçlenmesini sürdürülebilir kalkınmanın ve rekabet gücünün vazgeçilmez unsuru olarak görüyoruz. Amacımız, eşitliği bir niyet beyanı olmaktan çıkarıp kurumsal süreçlerin ayrılmaz bir parçası haline getirmek" diye konuştu.