KÜLTÜR SANAT - 22 Mart 2025 Cumartesi 16:04

Kapadokya’nın 4 bin yıllık mutfak kültüründen günümüze yolculuk

A
A
A
Kapadokya’nın 4 bin yıllık mutfak kültüründen günümüze yolculuk

Kapadokya Bölgesi’nin 4 bin yıllık zengin kültüründeki geleneksel tatlar modern bir dokunuşla harmanlanarak unutulmaz lezzetlere dönüştü. Kapadokya’nın yerel mutfağını yansıtan Uzundere Kapadokya Mutfağı, Hititler’den Osmanlı’ya kadar uzanan bir tarihi zenginliği bir arada sunuyor. Sirkencübin Şerbeti, Tarihi Kültepe Kurabiyesi, Kapadokya mutfağında ayrı bir yeri olan ekşi mayalı ekmekler, baharatlı tandır etleri, meyvelerle tatlandırılmış et yemekleri ve şerbetler gibi gelenekler, binlerce yıllık tarih ve kültürle şekillenir gibi eski tatlar tekrar gün yüzüne çıktı.


Kapadokya’nın 4 bin yıllık mutfak geleneğini günümüze taşıyan dünyaca ünlü şef Ulaş Tekerkaya, üç yıl boyunca Kapadokya başta olmak üzere Anadolu’nun yemek kültürünü araştırdı ve kaleme aldı. Kapadokya ve Anadolu’nun 4 Bin yıllık mutfak kültürünü inceleyen Tekerkaya Hititler, Frigler, Roma İmparatorluğu, Selçuklu ve Osmanlı gibi medeniyetlerin izlerini taşıyan yemekleri tekrar gün yüzüne çıkarttı. Nevşehir’in merkeze bağlı Göreme beldesinde bulunan ve bölgenin tek Helal Sertifikalı otelinde unutulmaya yüz tutmuş tatları tekrar gün yüzüne çıkaran Şef Ulaş Tekerkaya; "Kapadokya bölgesindeki 4 bin yıllık mutfak kültürünü günümüze taşıdık. Tamamen bu bölgede yaşayan insanların ve medeniyetlerin bu bölgede neler tükettiğiyle alakalı bütün kaynaklara eriştik ve günümüze uyarladık. Yemeklerin yanında yemeğin tarihi kaynaklarını gösterebileceğimiz QR kodları oluşturduk" dedi.



"Üzüm ve kabak çekirdekleri ve kurutulmuş meyveler kullandık"


Tarihi yemeklerin hiç birisinde domates salatalık biber salça gibi ürünler kullanmadıklarını söyleyen Tekerkaya; "Tamamen bu bölgede yetişen üzüm kabak, kuru meyveler kabak çekirdeği ve o dönemki yapılmış olan buğday arpa tahıl çeşitliliği ile beraber orijinal bir menü çıkardık. Menümüzün içerisinde de tamamen doğal olan yiyecekler mevcut. Tatlılarımızın çoğunluğunda şeker un gibi faktörler yok." ifadelerini kullandı.



"Diş kirası ile uğurluyoruz"


Ünlü Şef Ulaş Tekerkaya misafirlerine en sonda giderken diş kirası adı altında bir hediye sunduklarını söyledi. Tekerkaya; "O diş kirasını yabancılara ve yerli misafirlere ne kadar önem teşkil ettiğini ve mütevaziliğin Kapadokya başta olmak üzere Osmanlı, Selçuklu, Anadolu ve Türk tarihindeki önemini anlatıyoruz" diye konuştu.



53 çeşit menü oluşturuldu


Geçmişi 4 bin yıl öncesine kadar dayanan 53 çeşit yemek ve içecek oluşturduklarını söyleyen Terkaya; "Çorbalarımızın içerisinde insan oğlunun ilk çağlardan bu tarafa tüketmiş olduğu, Hz. Adem (A.S.) söylemlerin de ve kayıtlarında geçen baba çorbası dediğimiz buğday çorbası ile başlıyoruz. Günümüzdeki göçebe mutfağındaki tarhana çorbasına kadar hepsini oluşturduk. Tatlılarda da Göremeye ait olan ve Roma döneminde yapılmış bir Korama Roma tatlısı var. Tamamen geçmişin izlerini taşıyan ve hacı Bektaş velinin dergahından pirpir lokması içerisinde herhangi bir şeker yağ un olmayan bir tatlı. Bu lezzetler ve tatlıları insanlığa kazandırmış olduk. Tatlılarımızda ve yiyeceklerimizin çoğunluğun da Hititlerden, Firiklerden, Roma imparatorluğundan, İslam mutfağından, Selçuklu’dan Mevlevilikten, Osmanlı’dan ve Hacı Bektaş’tan izler var. Çünkü Hacı Bektaş Veli’nin söylemiyle ‘Bir lokmayı iki kişi bölüşürse dostluk pekişir’ sözüyle o yoldan devam ettik. Tatlılarımızın ve şerbetlerimizin içerisindeki ürünlerin hepsinde de bölgedeki yetişen ürünlerden oluşturduk" dedi. Gelen misafirlerine İslamiyet’teki sofra adabının da anlatıldığını söyleyen Tekerkaya; "Menümüzü ilk başta sofraya başlama ve en sonda sofraya bitirme olarak nitelendirdik. İslamiyet‘te ve diğer dinlerde insanların sofradaki saygı, sevgi ve adabı Mevlevilik ve Bektaşilik kültüründeki sofra adabının nasıl devam ettiğini anlatabilmek için menüye kısa bir not yazdık. Gelen misafirlere ilk başta besmeleyle başlayıp, yemek duasıyla bitirdiğimiz bir İslami konsept oluşturduk. İşletmemiz Kapadokya bölgesinde helal belgesine sahip tek işletme" dedi.


Tekerkaya gelen misafirlere; "Bizim soframızı şenlendirdiniz, dişleriniz yoruldu" diye küçük hediyeler verdiklerini de sözlerine ekledi.



Kapadokya’nın 4 bin yıllık mutfak kültüründen günümüze yolculuk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Başkan Aydemir’den Kayseri’ye çağrı: "Vatandaşımız Tıkyemek’e sahip çıkmalı" Kayseri Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Altan Aydemir, yeniden başkan seçilmesinin ardından ilk projelerinin imalathane kurmak olacağını söyledi. Kayserili vatandaşlara da çağrıda bulunan Aydemir, "Vatandaşımızın kendini düşünerek, Tıkyemek’e sahip çıkması lazım" dedi. Kayseri Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Altan Aydemir, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Yeniden başkan seçilmesinin ardından yapacakları ilk projenin 16 bin metrekarelik alana imalathane kurmak olacağını dile getiren Aydemir; "Yeni dönemde göreve geldikten sonra yapacağımız ilk projemiz, imalathane kurmak olacak. Çalışmalarımızda da sonra yaklaştık. Şu anda 16 bin metrekare arsamızı temin ettik. Milli Emlak’tan bu arsanın satışını istedik. Önümüzdeki hafta içerisinde görüşmelerimizi yapıp, Ankara’dan satışını almaya gideceğiz. 16 bin metrekare alanımıza 50 tane dükkan sığıyor. Toplu sanayi sitesine benzer şekilde bizde de toplu imalathane olacak. Yufka, lokum, pasta ve yemek üreten kişilerin imalathanelerini bu yapacağımız alana taşımak istiyoruz. Şimdi bina altlarında üretim için ruhsat verilmiyor. Daha önceden ruhsatını alan vatandaşlarda yeni devir yaptığında alan kişi oraya tekrar ruhsat alamıyor. Biz şehrin hemen 6-7 kilometre dışında kuracağımız imalathaneyi İl Tarım Müdürlüğü’müzün kriterlerine göre yapacağız. Denetimlere gelindiğinde ‘burasının böyle olması gerekiyor’ demesine kalmaksızın projemizi yapacağız. Teknolojiye uyumlu, akıllı bir imalathane olacak. Burada iş yapacak üyelerimiz de kira öder gibi mülk sahibi olacaklar. Alan aldığı kadar yer yapacağız ve fazla kişiyi kaydetmeyeceğiz. Buraya başvuru yapacak üyemizin, imalat ruhsatı olması lazım. Devletimiz yapının yüzde 70’ini ödeyerek, yapılacak imalathaneyi teslim edecek. Burayı alacak üyemizde yüzde 30’unu ödedikten sonra devletimiz karşıladığı yüzde 70’lik kısmı ilk 2 yılı ödemesiz, 11 yıla yayıyor. Buradaki kullanabileceğimiz alan kısıtlı ama talep ulursa bir başka yerde yine proje yaparız. Projemiz Türkiye’de ilk olan bir proje olacak" ifadelerini kullandı. "Tıkyemek’e sahip çıkalım" Vatandaşların kendilerini de düşünerek, Tıkyemek projesine sahip çıkması gerektiğini ifade eden Aydemir; "Tıkyemek projemizde üyelerimizi tamamladık. 2 kurye firmasıyla görüştük. Birisi Kayseri’de diğeri de Ankara’dan geldi. Hatta önümüzdeki hafta içerinde görüşmelerimiz olacak. Tıkyemek hem esnafın kazandığı hem de vatandaşın kazandığı bir proje. Esnafımız bu projeye çok sahip çıktı. Çevre illerden de takip ediliyor. Oralarda da talep var ve çalışmalar yapılıyor. Tıkyemek’te bin 500 esnafımız var. Bu projemize marketleri de dahil etmek istiyoruz. Projemiz öncelikle Kayseri için. Aracı firma bizim üzerimizden rant elde ediyor. Türkiye genelindeki esnaflarımız bu durumdan çok muzdarip. Biz bu yüzden böyle bir proje geliştirdik. Tıkyemek artık hayatımıza girdi. Vatandaşımızın kendini düşünerek, Tıkyemek’e sahip çıkması lazım. Düşük fiyata aynı ürünü yemiş olacak" dedi. "Devletimizin büyük imkanları var" Çıraklık okulunda eğitim görüp, işletmelerde çalışan öğrencilerin sigortalarının devlet tarafından yapıldığını ve bunun esnaf için çok değerli olduğunu belirten Aydemir; "Çıraklıktan çıkıp, bizim işletmelerimizde iş öğrenen arkadaşlarımızın sigortasını devletimiz yapıyor. Bu önemli genç arkadaşımız merdivenden düşebilir. Belki başka bir kaza geçirebilir. Bu da işletmeye çok büyük külfet getirir. Devletimiz bunların önüne geçmek için çıraklık yapmak için yanımıza gelen arkadaşları sigortalı yapıyor. Bunun bile bizim için çok büyük artısı var. Devletimizin gerçekten çok büyük imkanları var. Önceden Bağ-Kur borcu olanlar hizmet alamıyorlardı. Şimdi Bağ-Kur’a borcu da olsa yıl sonuna kadar hastanelerde hizmet alabilirler. Benim ‘Bağ-Kur’a borcum var’ deyip, gitmemezlik etmesinler" şeklinde konuştu.
Konya KTO’da Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkan Yardımcısı Kutluhan Taşkın, Konya Ticaret Odası’nda (KTO) meclis üyeleriyle bir araya geldi. KTO Başkanı Selçuk Öztürk, "Reel sektörün sahadan gelen geri bildirimlerinin dikkate alınmasını, kamu ile özel sektör arasındaki istişare kültürünün güçlenmesini son derece kıymetli buluyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkan Yardımcısı Kutluhan Taşkın, Konya Ticaret Odası’nda Meclis Üyeleriyle bir araya geldi. Konya Ticaret Odası Şubat Ayı Meclis Toplantısı öncesinde gerçekleşen buluşmada, Türkiye’nin ekonomi politikalarının mevcut yönü ve bu politikaların reel sektör üzerindeki yansımaları kapsamlı şekilde ele alındı. Toplantıda, meclis üyeleri tarafından reel sektörün talep ve beklentileri dile getirilirken, Başkan Yardımcısı Taşkın yöneltilen soruları yanıtladı. Görüşmenin ardından Konya Ticaret Odası Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkan Yardımcısı Kutluhan Taşkın’ı Oda Meclislerinde ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, "Meclis üyelerimizle bir araya gelerek ekonomik gelişmeler ve reel sektörün beklentilerini paylaştığımız hemşehrimiz başkan yardımcımıza katılımları ve değerli katkıları için teşekkür ediyorum. Ekonomi politikalarının tasarımında reel sektörün sahadan gelen geri bildirimlerinin dikkate alınmasını son derece kıymetli buluyor; kamu ile özel sektör arasındaki istişare kültürünün daha da güçleneceğine inanıyoruz" dedi "Uygulanan politikalar ekonominin geleceğine olan inancımızı artırıyor" Konuşmasında küresel ve ulusal ekonomik gelişmelere de değinen Başkan Öztürk, son yıllarda yaşanan belirsizliklerin Türkiye ekonomisi açısından önemli bir sınama süreci oluşturduğunu ifade etti. Öztürk, "Pandemi sonrası oluşan kırılgan dengeler, artan jeopolitik riskler ve küresel finansal sıkılaşma süreci, ülkemizi de etkilemiştir. Bu dönemde özellikle 2023 sonrası uygulanan ekonomi politikalarının daha öngörülebilir, kural temelli ve dezenflasyonu merkeze alan bir çerçeveye oturtulmuş olması önemli bir kazanımdır" diye konuştu. Enflasyonla kararlı mücadelenin sürdürülmesi, mali disiplinin güçlendirilmesi ve para politikasında sadeleşme adımlarının orta vadede makroekonomik istikrar açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Öztürk, "Bugün gelinen noktada beklentilerin daha rasyonel bir zemine oturduğunu, finansal göstergelerde kademeli bir dengelenme sürecinin başladığını ve ekonomi yönetiminin piyasa mekanizmasını önceleyen bir yaklaşım sergilediğini görmekteyiz. Bu sürecin, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü bir koordinasyon ve uzun vadeli bir perspektifle yürütülmesi, reel sektör olarak ekonomimizin geleceğine olan inancımızı artırmaktadır" ifadelerini kullandı. Başkan Öztürk, reel sektörün temel beklentisinin; enflasyonla mücadeleden taviz verilmeden, üretim kapasitesini, istihdamı ve ihracat potansiyelini koruyacak seçici ve hedefli desteklerin sürdürülmesi olduğunu belirterek, "Güçlü bir makroekonomik denge ancak güçlü ve sürdürülebilir bir reel sektör yapısıyla mümkündür" dedi. Ekonomik değerlendirmelerin ardından Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, oda ve iştiraklerinin Şubat ayı faaliyetlerine ilişkin bilgilendirme sunumunu meclis üyeleriyle paylaştı.