EKONOMİ - 26 Eylül 2025 Cuma 16:47

Nevşehir’de kabak çekirdeği hasadı başladı

A
A
A
Nevşehir’de kabak çekirdeği hasadı başladı

2019 yılında coğrafi işaret alan ve Türkiye genelinde çerezlik kabak çekirdeği üretiminde ilk sırada yer alan Nevşehir’de kabak çekirdeği hasadı yapıldı.


Hasat programı, Acıgöl ilçesine bağlı Karacaören Köyü’nde gerçekleştirildi. Programa katılan Nevşehir Valisi Ali Fidan, çiftçilerle birlikte tarlaya girerek kabak kırdı ve kabak çekirdeği ayıkladı.


Vali Ali Fidan, gazetecilere yaptığı açıklamada, kabak çekirdeğinin hem Nevşehir hem de Türkiye için önemli bir ürün olduğunu vurguladı:


"Üretim yapan tüm çiftçilerimize hayırlı hasatlar diliyorum. Nevşehir’de çerezlik kabak çekirdeği önemli bir ürün. 2005 yılında 25 dekar alanda başlayan üretim, 2024 yılında 300 bin dekara ulaşmış durumda. Bu üretimle Nevşehir, 23 bin 670 ton ürün elde ederek Türkiye genelindeki üretimin yaklaşık yüzde 34’ünü karşılıyor. Çerezlik kabak çekirdeği, Nevşehir ihracatının da yüzde 2’sini oluşturuyor. Hem üretim miktarı hem de lezzetiyle öne çıkan bir ürün. Biz de çiftçilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz."


Türkiye genelinde ise 2024 yılı verilerine göre 778 bin 594 dekar alanda çerezlik kabak üretimi yapılırken, yaklaşık 71 bin ton ürün elde edildi.


Vali Fidan, açıklamaların ardından traktörün direksiyonuna geçerek kabak hasadı yaptı.



Nevşehir’de kabak çekirdeği hasadı başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun "Dijital oyunlarda şiddet, çocuklarda saldırganlığı tetikleyebilir" Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti. Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Liv Hospital Samsun’dan Psk. Ozan Yazıcı, "Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir" dedi. "Saldırganlık tamamen anormal değildir" Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Şiddet daha yıkıcı bir boyuttur" Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi. "Çocuklar gördüklerini taklit eder" Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı. "Şiddet içerikli oyunlar tehlikeli bir algı oluşturabilir" Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi. "Duyarsızlaşma ve empati kaybı görülebilir" Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi. "Davranış değişiklikleri dikkat çekiyor" Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı. "Yasaklamak değil, yönetmek gerekiyor" Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu. "Ekrandaki davranışlar gerçek hayata yansıyabilir" Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
Muş Muş’ta çiğ süt soğuk zincir projesi hayata geçti Muş’un Yeşilova beldesinde kurulan süt toplama merkeziyle birlikte çiğ süt, piyasanın üzerinde 24 TL’den alınmaya başlandı. Muş’un Yeşilova beldesinde süt toplama merkezinin faaliyete geçmesiyle birlikte üreticiler rahat bir nefes aldı. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında, çiğ sütler piyasa fiyatının üzerinde değerlendirilerek çiftçiye ekonomik katkı sağlanıyor. Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA)’nın finansman desteğiyle hayata geçirilen "Çiğ Süt Soğuk Zincir Projesi" kapsamında köylerde üretilen sütler modern sistemlerle toplanarak soğuk zincirle muhafaza ediliyor. Normal şartlarda mandıralarda yaklaşık 16 TL’den alıcı bulan süt, bu proje sayesinde 24 TL’den üreticiden alınmaya başlandı. Piyasanın üzerinde belirlenen alım fiyatı, özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin yüzünü güldürürken, projenin bölge genelinde yaygınlaştırılmasıyla hayvancılık sektörüne önemli katkı sunması bekleniyor. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cemal Aral, Merkezlerde toplanan sütlerin, paydaşlar ve üreticilerle yapılan anlaşmalar doğrultusunda gerçek değeri üzerinden alındığını ifade ederek, "Bugün çiftçilerimizle birlikte kurduğumuz süt toplama merkezlerinde, Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (DAKA) katkılarıyla süt toplama merkezlerini hayata geçirdik ve sütleri burada topluyoruz. Gerek paydaşlarımızla gerek çiftçilerimizle yaptığımız anlaşmalar doğrultusunda sütün değeri ne ise o fiyattan alıyoruz. Mandıralar sütü 14-15 liradan alırken, Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyat ne ise biz de o fiyattan alıyoruz. Bunun altında asla alım yapmıyoruz. Bu da çiftçinin kazancıdır. Çiftçi sütten para kazandıkça hayvancılığını genişletiyor ve hayvan sayısında artış yapıyor. Sütün yağ oranı ne kadar yüksek olursa fiyat da o kadar yükseliyor. Şu anda 4 yerde süt toplama merkezimiz var. Bu merkezlerin sayısını yavaş yavaş 17’ye çıkarmayı hedefliyoruz. İlerleyen süreçte daha da artırmayı ve tüm köylerde açmayı düşünüyoruz" dedi. Yeşilova Kültür Mahallesi Muhtarı Ömer Karabulut ise "Ben de daha önce sabahları, burası açılmadan önce sütümü mandıraya veriyordum. Tabii ki bu durum bizim için büyük bir memnuniyet oldu. Devletin verdiği desteklerden gayet memnunuz. Bu desteklerle birlikte hayvancılığımız artmıştır. İnşallah bu şekilde devam edeceğiz" şeklinde konuştu.