EKONOMİ - 12 Ekim 2021 Salı 12:52

Genç girişimci Avrupa’da gördüğü çiftliği memleketinde uyguladı

A
A
A
Genç girişimci Avrupa’da gördüğü çiftliği memleketinde uyguladı

Niğdeli genç girişimci Gökhan Tuğrul Avrupa’da gördüğü çiftliklerden etkilenerek memleketi Niğde’de benzer standartlarda çiftlik kurdu.

Niğdeli genç girişimci Gökhan Tuğrul Avrupa’da gördüğü çiftliklerden etkilenerek memleketi Niğde’de benzer standartlarda çiftlik kurdu. 7,5 milyon liraya genomik damızlık düve ve süt çiftliği kuran genç girişimci, modern hayvancılık yapmaya başladı


Niğde’de yaşayan Gökhan Tuğrul, inşaat mühendisliği okumak için 2016 yılında Macaristan’a gitti. Eğitimi süresince ziyaret ettiği modern çiftliklerden etkilenen genç girişimci memleketinde benzer bir işletme kurmaya karar verdi. Ülkesine döndüğünde 1 milyon 200 bin lirası hibe olmak üzere 7,5 milyon liraya genomik damızlık düve ve süt çiftliği kuran Tuğrul, modern hayvancılık yapmaya başladı. 20 bin metrekaresi kapalı olmak üzere 96 bin metrekare bir alan içine kurulu tesiste 198 genomik hayvan bulunuyor. Hayvanlara her an müdahale edebilecek sağlık ekibinin hazır bulunduğu çiftlikte günlük ortalama 3 bin 800 litre süt verimi sağlanıyor. Hayvanların yüz yıllık kütüklerinin bulunduğunu belirten Gökhan Tuğrul, çiftliğin Avrupa standartlarında olduğunu belirtti. Tuğrul; “Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Yapı Denetim programından mezun oldum. Mezun olmamla birlikte inşaat mühendisliği bölümünü tamamlamak istedim. Bunun için de Avrupa’ya gitme fırsatım oldu. Macaristan’a gittiğimde zaten çiftçi bir ailenin çocuğu olduğum için orada tarım ve hayvancılıkla alakalı araştırmalar yaptım dikkatimi çeken en önemli hususlardan bir tanesi hayvancılığın gen değerleri dikkat edilerek yapılıyor olmasıydı. Biraz daha sürdürülebilir, yüz yıllık hayvan kütüklerinin tutularak yapılan işletmeler olduğu için ülkeme döndüğüm zaman böyle bir çiftlik kurmak istedim" dedi. Kurduğu işletmenin 1 milyon 200 bin lirasını Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Kırsal Kalkınma programlarından yararlanarak hibe alan Tuğrul 7.5 milyon TL’ye mal olan tesiste günlük yaklaşık 3 bin 800 litre süt verimi elde ediyor.


Genomik testleri yapılan hayvanın süt verimi, yağ oranı, süt protein oranını tahmin etmeye yaradığını söyleyen Tuğrul; "Genomik test hayvanlardan alınan kılın, kan ve dokunun laboratuvar ortamına gönderilerek DNA’sı elde edildikten sonra yani genomik test kiti kullanılarak yapılmasıdır. Bizde aynı şekilde hepsini test yaparak ülkemize kazandırdık. Genomik hayvan ataları, bilgileri, alacağımız süt verimi, yağ oranı, süt protein oranını bile tahmini olarak belirlenen yani sağlık özellikleri, alacağımız hayvanın damızlık özelliklerinin belli olması demek’’ dedi.


Niğde’nin ilk, Türkiye´nin ise ikinci genomik işletmesi unvanına sahip tesiste yurt içi ve yurt dışı pazarında düve satışları birkaç yıl sonra yapılmaya başlayacak.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Temizlediği aracında 2 saat uyudu ölümden döndü, yüzde 90 görme kaybı yaşadı Eskişehir’de yaşayan adam, 2 yıl önce Sakarya’da ikamet ettiği dönemde koltuklarını temizlediği aracının içinde uyuduktan 1 gün sonra hastaneye kaldırıldı. Kimyasal ve toksik zehirlenme sonucu doktorların ‘yaşamaz’ dediği fakat hayata tutunduktan sonra yüzde 90 oranında görme yetisini kaybeden adam, tekrar çalışabileceği bir iş arıyor. Gaziantep’te yaşadığı dönemde 45 yaşındaki Yasin Kurt, 300 personeli yöneten pazarlama müdürü iken şirketinin iflas etmesi sonrası ailesiyle 2 yıl önce Sakarya’ya taşındı. 2024 yılının Kasım ayında Sakarya’daki evinin önünde otomobilinin koltuklarını temizleyen Kurt, aniden bastıran yağmur nedeniyle aracın içinde beklemeye karar verdi. Temizlediği koltukların hızla kuruması için aracını çalıştırıp kaloriferi açan Kurt, kapalı ortamda yükselen kimyasal buharın etkisiyle uykuya daldı. Yaklaşık 2 saat boyunca çalışan araç içinde uyuyan talihsiz adam, o sırada vücudundaki mevcut kan düşüklüğünün de etkisiyle, kaloriferden yayılan kimyasal gazları ve eski model aracın içeri sızdırmış olması muhtemel egzoz gazını soludu. Uyandığında ilk etapta kötü bir durum hissetmeyen Kurt, evine dönüp rutin şekilde duşunu aldı. Ertesi gün sırtına saplanan şiddetli ağrıyla uyanan Yasin Kurt, hastaneye kaldırıldı. Durumu hızla kötüleşen adam entübe edildi. Doktorların "yaşamaz, yüzde 99 ihtimalle uyanamaz" dediği Kurt, Sakarya’daki hastanede 2 günlük yoğun bakım sürecinin düşük ihtimale rağmen hayatta kaldı. Kurt, serviste uyandıktan sonra görme yetisini neredeyse tamamen kaybettiğini fark etti. Yapılan klinik incelemelerde, kapalı araç içerisinde yüksek ısıya maruz kalan temizlik kimyasallarının buharlaşması ve içeri sızan olası karbonmonoksit gazı neticesinde, kandaki oksijen ile azotun yer değiştirdiği, yani ağır bir "toksik zehirlenme" yaşandığı saptandı. Tedavi süreci devam ediyor Uğradığı ağır zehirlenmenin ardından hareket kabiliyeti kısıtlanan ve görme yetisini sıfırlayan Yasin Kurt, tedavisinin devamı için ailesiyle birlikte Eskişehir’e taşındı. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde 10 gün boyunca yoğun bir kortizon tedavisi gören Kurt’un vücudundaki motor hareket yeteneği belli ölçüde geri kazandırıldı. Sıfıra inen görme seviyesi ise uzun uğraşlar neticesinde sol gözde yüzde 5, sağ gözde ise yüzde 2 oranına kadar yükselebildi. Yüzde 90 görme engelli 2 çocuk babası Kurt, 11 yaşından beri durmaksızın çalıştığını ve üretmekten asla vazgeçmediğini belirterek iş aradığını belirtti. "Kandaki oksijen ile azotun yer değiştirdiği ve toksik zehirlenme yaşadığım belirlendi" Yasin Kurt, 2024 yılının Kasım ayında Sakarya’da yaşanan olayın başlangıcını, araba içindeki o kritik iki saati ve hastanede ölüm kalım savaşı verdiği ilk anları şu sözlerle aktardı: "Olay 2024 yılının Kasım ayında gerçekleşti, neredeyse iki yıl olacak. Hava kapalıydı ve yağmur yağmak üzereydi. Ben de detaylı temizliği çok sevdiğim için kendi aracımın koltuklarını temizleme kimyasallarıyla silmeye başladım. Kadınlar evlerini nasıl titizlikle temizlerse, erkekler de arabalarına öyle detaylı temizlik yapar. Koltukları silmeyi bitirdiğim esnada yağmur başladı. Sitenin içine koşturup girmek yerine arabanın içinde kalmayı tercih ettim. Islak koltukların kuruması için de aracı çalıştırıp kaloriferi açtım. Normalde uyku problemi olmayan biri olmama rağmen, o gün aracın içinde yaklaşık bir iki saat uyumuşum. O dönemde hemoroide bağlı olarak kan değerlerimde de ciddi bir düşüklük vardı. Uyandıktan sonra eve çıkıp duşumu aldım, her şey rutin görünüyordu. Ancak ertesi gün sırtımda, sanki iki tane hançer saplanmış gibi çok şiddetli bir acı hissettim. Eşime hemen hastaneye gitmemiz gerektiğini söyledim. Kendimde ne olduğunu, ne yaşadığımı o an hiç tahmin edemedim. Hastaneye ulaştığımızda beni çok acil bir şekilde entübasyona aldılar çünkü artık nefes alamaz hale gelmiştim. Yapılan ilk teşhiste, kandaki oksijen ile azotun yer değiştirdiği ve toksik zehirlenme yaşadığım belirlendi." "‘Yüzde 99 ihtimalle bir daha uyanamaz’ demişler" Doktorların yaşama ihtimaline yüzde 1 dediği Kurt hastane süreciyle alakalı, "Sakarya Araştırma Hastanesi’nde iki gün boyunca entübe olarak kaldım. Doktorlar aileme, ‘Bu adam yaşamaz, yüzde 99 ihtimalle bir daha uyanamaz’ demişler. Ancak Allah’ın hikmetiyle, Rabbim beni iki evladıma bağışladı. O ‘ol’ derse her şey oluyor. Uyandığımda ilk etapta her yeri bembeyaz görüyordum. Gözlerimde ciddi bir sıkıntı vardı ve vücudumun her yerinde eşek arısı sokuyormuş gibi büyük bir acı hissediyordum, hareket kabiliyetim son derece sınırlıydı. Kırk yaşıma kadar hastane ortamına hiç alışmadığım için orada daha fazla kalamadım ve evimize döndük" dedi. "Aktif olup üretebilirsem çok daha hızlı iyileşeceğim" Eskişehir’deki kortizon tedavisi sonrasındaki mevcut durumuna, engel oranına ve iş hayatına geri dönme arzusuna değinen Kurt, "Daha sonra tedavi sürecine Eskişehir’de devam etmek amacıyla annemle birlikte buraya geldik. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde on gün boyunca yoğun bakımda kortizon tedavisi gördüm. Bu tedavi, vücudumdaki hareket kabiliyetini belli bir ölçüde artırdı ancak görme kaybım o dönemde tamamen sıfıra inmişti, hiçbir yeri göremiyordum. Kortizon tedavisinin tamamlanmasının ardından görme yetim yavaş yavaş geri gelmeye başladı. Şu an sol gözümde yüzde 5, sağ gözümde ise yüzde 2 oranında bir görme kapasitesine sahibim. Bu süreç ileriye dönük olarak daha iyiye gitme eğilimi gösteriyor. Netice itibarıyla şu an yüzde 90 görme engelliyim. Aradan geçen bir buçuk yıllık süreçte çalışamadım, maluliyet emekliliği gibi belli durumlar gündeme gelse de ben henüz 45 yaşındayım. Kendimi 45 yaşından çok daha verimli ve dinamik hissediyorum. Ben çalışmayı, üretmeyi seven bir adamım. Ekonomik olarak çalışıp, emeğimin karşılığını hak ederek kazanmayı, aileme destek olmayı ve kendi adıma bir şeyler başarmayı istiyorum, hayatımı pasif şekilde sürdürmek için henüz çok erken olduğunu düşünüyorum. Şu aşamada tedavisel boyut tamamlandığı için ağırlıklı olarak vitamin destekli bir tedavi alıyorum. Vücudumun kendini yenilediğini hissedebiliyorum ve her geçen gün daha iyiye gittiğimi biliyorum. Eğer evde oturmak ya da dışarıda amaçsızca gezinmek yerine aktif bir şekilde çalışıp üretebilirsem, psikolojik olarak bu durumun iyileşme sürecimi çok daha fazla hızlandıracağına inanıyorum. Elhamdülillah, bugün dünden daha iyiyim ve gelecekte çok daha iyi olacağımı biliyorum. Tıbbın da cevap veremediği, yanıldığı birçok durum olabiliyor. İnsanların fiziksel yapıları ve dirençleri çok farklıdır, ben de güçlü bir yapıya sahibim, iyileşiyorum ve gittikçe daha da iyi olacağıma inancım tamdır" diye konuştu.