GÜNDEM - 03 Eylül 2023 Pazar 13:15

Arazi toplulaştırması çiftçileri mağdur etti

A
A
A
Arazi toplulaştırması çiftçileri mağdur etti

Niğde’nin merkeze bağlı Yıldıztepe beldesinde çiftçiler, Arazi Toplulaştırma Projesi çerçevesinde işlem yapan özel bir şirket tarafından arazilerinin birleştirilmesi yerine parçalandığını, iyi yerlerin ellerinden alınarak verimsiz araziler verildiğini ileri sürüp tepki gösterdi.


Yıldıztepe’de arazileri toplulaştırma çerçevesine alınan 300 kişiden 279’u, yapılan uygulamadan memnun kalmadı ve konuyu mahkemeye taşıdı. Toplulaştırma çalışmalarının adil bir yöntemle yapılmadığını iddia eden belde halkı, toplulaştırmanın devlet eliyle değil özel bir şirket tarafından yapıldığı için amacı dışına çıkıldığını ve hak kayıpları yaşadıklarını anlattı. Yıldıztepe’de çiftçilik yapan ve arazisinde yer alan evi, ağaçları ve ruhsatlı su kuyusu komşusuna geçen Kadir Aksoy "biz hakkımız olanı istiyoruz" dedi. Aksoy; ’’Benim yerleşim yerimi aldı, yan komşuma verdiler. İtiraz ettik, kabul edilmedi, mahkemeye gittik net bir çözüm alamadık. 40 yıllık ağaçlarım, evim, mandıram, elektriğim yan komşuya verildi. Çizen kişi şahsa özel çizmeseydi bu sorunlar yaşanmayacaktı. 1 kilometre ileride bu toprağa eş değer tarlalarım var, toplulaştırmanın anlamı bir yerde toplamaktır. Verimli tarlam yerinde kalsın. Kimsenin hakkını istediğimiz yok ama kasabamızda 10 kişi istediği yerden istediği güzellikte yeri aldı. En büyük adaletsizlik burada, biz bunu kabul etmiyoruz" diye konuştu.


"Devlet eliyle yapılırsa kabul ederiz"


Çiftçi Mehmet Özcan ise "279 kişi imza topladık. 6 senedir tarla teslim edilmedi. Satacağız satamıyoruz, alacağız alamıyoruz. Ortada tapu var, tarla yok. ’Anlaştıralım’ diyen müdürü verilen tarlaya götürdüm, ’tarlada üzerimi örtecek toprak bulabilirsen vallahi kalkmam’ dedim. Kayayı verdiler bana. 48 bin 600 metrekare yerimi 41’e düşürmüşler. Ne yaptılar benim tarlamı? 8 yıldır bu sorunları yaşıyoruz. Buna can dayanmaz. DSİ’ye mi verirler, tarıma bilmem. Devlet eliyle yapılırsa biz kabul ederiz, değilse buraya şirket sokmayız. 40 derece sıcakta çalışıyoruz yetiştiriyoruz, karınlarını doyuruyoruz, oyumuzu veriyoruz, ’senin vekilin olayım’ diyorlar ol diyoruz, maaşlarını veriyoruz, vergilerimizi veriyoruz. Bize yapılır mı bu?" dedi. Belde halkından Mehmet Akay ise bu mağduriyet çözülmezse büyük sorunlar olacağını ifade etti. Akay; "Benim iyi yerimi gitmiş başkasına vermiş. Şimdi ben iyi yerimi kötü yere verir miyim? Vermem. Burada kan gövdeyi götürür. Adaletli bir ayrım olur, tapuları veririz ya da burada cinayet çıkar" ifadelerini kullandı. Toplulaştırma yerine arazisinin parçalandığını söyleyen Ayşe Güngör ise; "Babamdan bize parça parça tarlalar düştü. Ben de dilekçe ile birleştirilmesini istedim. Tarlaları taşımadılar 10 kez dilekçe verdim. Tapulaştırmada bize parça parça yerler verdiler. Biz buraya toplanmasını istedik. 12 parçaya bölmüşler bu nasıl toplulaştırma? Bunun anlamı ne? Madem bütünleştirme dediler. Adamı olan tarlasını çok güzel taşıdı, topladı ama adamı olmayan mağdur edildi. İlla torpil mi lazım her şeyde" ifadelerine yer verdi.


Proje çerçevesinde yapılması gereken yolların da düzensiz yapıldığına dikkati çeken Ali Güngör, "Burada 15 kişiye özel toplulaştırma oldu, geriye kalan herkes mağdur" dedi. Beldede hayvancılık yapan Musa Akgümüş’ün yaşadığı evin bulunduğu arsanın yarısı ise yan komşusuna geçti. Arsasında değişiklik istemediğini ifade eden Akgümüş, "Hem komşum hem de ben mağdur edildik" dedi.



Arazi toplulaştırması çiftçileri mağdur etti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Bodrum’da deniz çayırlarını korumak için proje başlatıldı Deniz Biyoloğu ve Sualtı Belgeselcisi Dr. Mert Gökalp, Bodrum’daki deniz çayırlarını korumak için "Yeşil Deniz Koruyucuları" adlı proje başlattıklarını söyledi. Eko Miras Derneği Kurucusu Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, Bodrum çevresinde hayata geçirdiği Project Posidonia adlı çalışmayla kıyı ekosistemlerini tehdit eden yapılaşma tehdidi ve deniz çayırlarının önemi üzerine belgesel çekmiş, farkındalık çalışması yürütmüştü. Project Posidonia kapsamında "Bodrum Yarımadası Kıyıları ve Deniz Çayırları Analiz Raporu" da hazırlanarak, deniz çayırlarının tahribatı ortaya konuldu. Gökalp, tahrip olan çayırların yeniden yeşermesini sağlamak ve farkındalık çalışması yapmak için "Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers" adlı proje başlattıklarını duyurdu. Bugün Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği’nde (BODTÜM) ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelen Dr. Gökalp, projeyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Bodrum kıyılarının yüzde 50’si yapılaşmış" Bodrum’da deniz çayırlarının durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Gökalp, "Baktığımız zaman Bodrum’un yüzde 50’si kıyı anlamında yapılaşmış vaziyette ve önündeki deniz çayırları da bu yapılaşmanın etkisiyle direkt olarak veya endirekt olarak sökülmüş vaziyette. Ama bizim havadan yaptığımız analizler neticesinde gördük ki Bodrum’da ilk 10-15 metre içerisinde halen 2 bin 300 hektar deniz çayırı alanı var. Bunu deniz çayırlarının yaşadığı 40 metreye kadar koyarsak yaklaşık olarak 6 bin 500 hektar bir deniz çayırı alanı var. Bu alan ne sağlıyor biliyor musunuz bize? Bu alan oksijen sağlıyor, kıyıların korunmasını sağlıyor. Dalgaların enerjisinin azalmasını sağlıyor. Kumun çekilmemesini sağlıyor. Balıklara barınak sağlıyor, yavrulama alanı, üreme alanı sağlıyor. Birçok daha fazla etkisi var; karbon soğurulmasında, iklim değişikliğinde çok önemli birtakım etkileri var deniz çayırlarının. Şimdi bu elimizden alındığı zaman ne oluyor? Ekonomik olarak, ekolojik olarak kayıplar yaşıyoruz. Balıkçılığımız yavaş yavaş bitiyor aşırı balıkçılıkla beraber. Kirlilikle beraber denizlerin bereketi gidiyor, kimyası gidiyor. Siz zaten atıkları basıyorsunuz, bu deniz çayırları o atıkları da temizliyor, bakterileri ve virüsleri de temizliyor içerisinden. Turizm anlamında parlaklık azalıyor, yani görüş azalıyor. Deniz çayırı olmazsa eğer kirlilik anlamında partikül sayısı artıyor" dedi. Deniz çayırlarını korumanın turizmle doğrudan bağlantısı olduğunu dile getiren Gökalp, "E bu durumda ne yapmanız lazım? Sizin balığı korumak için, insanın yaşamını korumak için deniz çayırlarını korumanız gerekiyor. Bunu da nasıl yaparsınız? Koruma alanlarıyla yaparsınız. Bunu nasıl yaparsınız? İsterseniz 5 yıldızlı, 7 yıldızlı bir turizm tesisi olun, önünüzdeki deniz çayırlarını koruyarak yaparsınız. Çünkü bunu yapmazsanız 5-10 sene içerisinde, bunu bir bilim insanı olarak, belgeselci olarak söylüyorum, turizm tesisinize gelecek kimse kalmayacak. Neden? Ekoturizmi desteklemediğiniz için Yunanistan’daki, Hırvatistan’daki iyi, sorumlu, vicdanlı turizm sizi geçmiş olacak" diye konuştu. "Kaybı geriye getirme şansımız var" Deniz çayırlarını korumak ve bu konuda farkındalığı arttırmak için eğitim seferberliğinin bir üst noktaya ilerletilmesi gerektiğini anlatan Dr. Mert Gökalp, başlatılan projeye ilişkin şunları söyledi: "Bizim deniz koruyucuları yetiştirmemiz lazım. Yani denizinden, kıyısından, karasından, her tarafından sorumlu olan vicdanlı gençler, bilimciler, kamu personeli yetiştirmemiz lazım. Yani vatandaş olarak topluca korumak gerekiyor. Bunun için de biz ’Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers’ diye bir proje başlatıyoruz. Neden burada? Çünkü en fazla rantın olduğu yer, en fazla çatışmanın olduğu alan ama en fazla da potansiyelin olduğu alan. Çünkü sen bu deniz çayırını koruyabilirsen, eğer korumayı başarırsan çok ciddi potansiyeli var Bodrum’un. Bu giden kaybı geriye getirme şansımız var. Pozitif bakmalıyız her şeye. İşte bu Green Rangers ile beraber umarım bu kayıp alanlarda çayır restorasyonu yapacağız. Oradaki çayırları biraz daha geliştirmeye başlayacağız korumayla beraber. Çünkü koruma en önemli bölüm. Ardından hayalet ağlarını toplayacağız, plastikleri toplayacağız." Herkesi bu projeye katılmaya davet eden Dr. Mert Gökalp, şu çağrıyı yaptı; "Gelin Green Rangers olarak, Project Posidonia olarak, Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği olarak, bu işe gönül vermiş insanlar olarak belediyemizle beraber, diğer STK’larla beraber, kurumlarla beraber gelin hep beraber ya bu işe bir el atalım. Beraber olalım; Türkiye’de hep ayrılır ya insanlar, ya biz birleşelim istiyorum. Gelen hep beraber şu işi bir değiştirelim. Çünkü eğer bunu yapmazsak 5 sene içerisinde, bakın en fazla 5 sene içerisinde Bodrum’un turizmi çökecek."