KÜLTÜR SANAT - 15 Ekim 2025 Çarşamba 14:21

Doğu Türkistan’dan Niğde’ye uzanan yol: Altay Köyü’nde yaşayan Kazak kültürü

A
A
A
Doğu Türkistan’dan Niğde’ye uzanan yol: Altay Köyü’nde yaşayan Kazak kültürü

Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bir göç hikayesinin yaşayan tanığı Altay Köyü’nde, aradan geçen onca yıla rağmen Kazak kültürü tüm canlılığıyla yaşatılmaya devam ediyor.



Kültür ve doğa turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olan Niğde’nin Ulukışla ilçeisne bağlı Altay Köyü, her yıl artan ziyaretçi sayısıyla kentin alternatif turizm rotaları arasında öne çıkıyor.


1955 yılında Doğu Türkistan’dan göç eden Kazak Türkleri tarafından kurulan köy, bugün hala geleneksel yaşam biçimini, mutfağını ve değerlerini koruyor.


Kazak kültürünün özgün izlerini taşımaya devam eden köyde geleneksel kıyafetlerden yemeklere, müzikten at biniciliğine kadar birçok kültürel unsur korunuyor.


Kıl çadırlarda ikram edilen kımız (at sütü), Kazak mantısı, akçay (sütlü çay) ve Özbek pilavı gibi özgün lezzetler; okçuluk, at binme ve geleneksel kıyafetlerle düzenlenen etkinlikler, köyün kültürel kimliğini ziyaretçilerine yaşatıyor.


"Türkiye’de tek örnek"


Ulukışla Kaymakamı Emir Osman Gökçe, Altay Köyü’nün Türkiye’de benzeri olmayan bir kültürel mirasa sahip olduğunu belirterek, "1955 yılında Kazak Türkü vatandaşlarımızın bu bölgeye göç etmesiyle kurulmuş bir köyümüz burası. Köyümüz kendi karakteristik özelliklerini hala taşımaktadır. Bu yönüyle Türkiye’de tek köy olma özelliği taşımaktadır. Özellikle yemek kültürü hala yaşatılmaktadır. Köyümüzün turistik açıdan geliştirilmesi ve turistik tesislerin artırılması bizim için önem arz etmektedir" dedi.


İl Kültür ve Turizm Müdürü Elif Belkız Baştürk ise Altay Köyü’nün gastronomi ve kültürel çeşitliliğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Gerek kültürüyle gerek gastronomisiyle Türkiye’nin pek çok ilinden farklı bir yapıya sahip. Buraya geldiğinizde Kazak mantısı, kımız, akçay, Özbek pilavı gibi özgün tatlarla karşılaşıyorsunuz. Ok atmak, ata binmek, kıl çadırda zaman geçirmek Orta Asya bozkır kültürünü yaşamanızı sağlıyor. Burası adeta yaşayan bir tarih ve herkesin mutlaka deneyimlemesi gereken bir yer.


Altay Köyü’nün ilk dünyaya gelen bebeklerinden biri olduğunu söyleyen köy sakini Abdulmennan Balabakan yıllar öncesine uzanarak o zorlu göçü anlattı.


Balabakan; "1933 senesinde beyimiz Alp Han, Çinliler tarafından öldürüldü. Ardından oğlu Eliz Han dört yıl boyunca Çinlilerle savaştı. Doğu Türkistan’dan Çin zulmüne kaçarak buraya geldik. 1937’de başlayan göç, Hindistan ve Pakistan üzerinden İstanbul’a uzandı. Ben o zaman 45-50 günlük bebekmişim.Türkiye Cumhuriyeti bizi misafir etti, sonra burada ev verildi. Çiftçilik yaparak hayatımıza devam ettik. O günden beri köyümüz, yurdumuz burası. Kültürümüzü burada yaşatıyoruz" diye konuştu.


Bir diğer köy sakini Musa Erol ise duygularını, "Bu Altay Köyü ilk kurulunca, ilk dünyaya gelen bebek benmişim. Onun için kendi köyümü bırakmak istemiyorum. Kazak geleneğini yaşatıyoruz" sözleriyle ifade etti.


Kazak yemeklerini tatma, kıl çadırlarda otantik bir ortamda vakit geçirme, okçuluk ve ata binme gibi etkinliklere katılma imkanı bulan ziyaretçiler, burada hem Kazak bir kültürünü tanıma hem de Anadolu’nun köklü misafirperverliğini deneyimleme fırsatı buluyor.


"Orta Asya’nın kültürünü burada yaşıyoruz"


Altay Köyü’nün sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda kültürel bir bellek olduğunu söyleyen ziyaretçiler, köydeki atmosferin etkileyici olduğunu belirtti.


Ziyaretçilerden Burçin Eser, "Kazakistan’a gitme şansımız olmadı ama burada o kültürü yaşadık. Okçuluk, ata binme, kımız içme gibi gelenekleri görmek bizi çok mutlu etti. Halk çok sevecen, ortam çok güzel, herkesi buraya bekleriz" dedi.


Erdi Çam ise, "Buraya gelip bu kültürü yerinde görmek istiyordum. Kazakistan’a gitmeden bu kültürü tanımak mümkün. Buradaki insanlar çok misafirperver" diye konuştu.


Gözde Çam da, "Unuttuğumuz Türk kültürünü böyle köyleri ziyaret ederek hatırlayabiliriz. Gerçekten yaşayan bir değerle karşılaştık. Kıl çadırda, otağlarda Orta Asya kültürünü hissetmek, bir film platosundaymış gibi" sözleriyle paylaştı.


Turizme yeni bir rota: Altay Köyü


Tur rehberi Serdar Salcıoğlu da bölgenin alternatif turizm açısından büyük potansiyel taşıdığını vurgulayarak, "Rehberlerin ve acentaların klasik rotalardan çıkıp bu tür alternatif rotaları değerlendirmeleri gerekiyor. Ülkemizin her köşesinde olduğu gibi burada da tanıtılmayı bekleyen güzellikler var. Altay Köyü, kültürel miras açısından mutlaka görülmesi gereken bir yer" ifadelerini kullandı.


Yalnızca Kazak Türklerinin göç hikayesini değil, aynı zamanda Türk kültürünün köklerine uzanan bir yaşam biçimini temsil eden Alay Köyü, ziyaretçiler için geçmişin ruhunu bugüne taşıyan bir kültür hazinesi niteliğinde.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Çiftçi: "Şehirlerimizde, her bir vatandaşımızın huzur ve güveni bizim sorumluluğumuzdadır" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Şehirlerimizde, sokaklarımızda, caddelerimizde her bir vatandaşımızın huzur ve güveni bizim sorumluluğumuzdadır. Bu huzur ve güven ortamını bozmaya çalışanlara asla fırsat vermeyeceğiz" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kırşehirli Dernekler Federasyonu tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Bakan Çiftçi, "Anadolu dediğimiz zaman aklımıza vatan gelir, vatan dediğimiz zaman aklımıza ilim, irfan ve ahlak gelir. Kırşehir Anadolu’nun orta yerinde bir şehir olmanın ötesinde, medeniyetimizin ruhunu mayalayan, yetiştirdiği manevi şahsiyetlerle gönül dünyamızı inşa eden müstesna bir şehrimizdir. Kırşehir’in bağrından çıkan bozkırın tezenesi merhum Neşet Ertaş şöyle diyor; ‘Kalpten kalbe bir yol vardır. Gözünen görünmez sırdır.’ Bizim Kırşehirli kardeşlerimizle, Kamanlı kardeşlerimizle kalpten kalbe yolumuz var hamdolsun. İşte bugün bu organizasyonla görüyoruz ki, Gurbette sizlerin birliği, beraberliği ve kardeşliği, kalpten kalbe bir yol olmuştur" şeklinde konuştu. İçişleri Bakanlığı olarak en temel vazifelerinin milletin huzur, güvenlik ve kamu düzenini temin etmek olduğunu vurgulayan Bakan Çiftçi, "Bizlerde İçişleri Bakanlığı olarak en temel vazifemiz, aziz milletimizin huzurunu, güvenliğini ve kamu düzenini temin etmektir. Bir ülkenin istikrar içinde büyümesinin, kalkınmasının ve gelişmesinin olmazsa olmazı huzur ve güvenin tesis edilmiş olmasıdır. Terörle mücadeleden, asayişin sağlanmasına siber zorbalardan sokak çetelerine ve zehir tacirleriyle mücadeleye varıncaya kadar. Kamu düzeninin sağlanması noktasında muhterem Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 23 yılda çok büyük mesafeler katettik. Güvenlik güçlerimiz milletimizin huzuru için gece gündüz demeden fedakarca görev yapmaktadırlar" diye konuştu. Her vatandaşın huzur ve güveninin sorumlulukları olduğuna dikkati çeken Bakan Çiftçi, "Şehirlerimizde, sokaklarımızda, caddelerimizde her bir vatandaşımızın huzur ve güveni bizim sorumluluğumuzdadır. Bu huzur ve güven ortamını bozmaya çalışanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Ahilik geleneğinin ve Ahi Evran’ın mirasçıları olarak, sizlerin birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu, adalete, dayanışmaya, ticari hayata sunduğunuz güçlü katkı huzur ve güvenin sağlanması noktasında büyük katkıya sahiptir. Üretimle, istihdamla ve yatırımla ülkemizin kalkınmasına verdiğiniz omuz bireysel bir başarı değil topyekün milletimizin başarısıdır. Allah varlığınızı ve sağlığınızı daim eylesin" ifadelerini kullandı "Türkiye Yüzyılı’nı müreffeh bir gelecek olarak inşa edeceğiz" Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda güvenli, huzurlu ve müreffeh bir gelecek olarak inşa edeceklerini ifade eden Bakan Çiftçi, "Büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşmanın yolu; güç ile merhameti, kazanç ile ahlakı, devlet ile milleti aynı istikamette buluşturmaktan geçer. Bizler, milletimizin huzurunu korumaya, şehirlerimizi güvenli hale getirmeye, yatırım ortamını daha güçlü kılmaya, demokrasimizi ve kamu düzenimizi daha sağlam temellere oturtmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Sizlerin duası, desteği ve gayretiyle Türkiye Yüzyılı’nı; güvenli, huzurlu ve müreffeh bir gelecek olarak inşa edeceğiz" sözlerini söyledi. Programa, ayrıca Kırşehir Valisi Mustafa Sefa Demiryürek, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, milletvekilleri, siyasi partilerin temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Isparta Başkan Başdeğirmen: "En önemli yatırımlarımızdan birisi GES" Isparta Belediyesi tarafından yeni otogarın çatısına 1,3 megavatlık (MW) güneş enerjisi santrali kuruluyor. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, GES kurma çalışmalarını yerinde inceleyerek, çalışmalara ilişkin bilgi aldı. Başkan Başdeğirmen, yeni otogarın çatısıyla birlikte Isparta Belediyesi’nin toplam 21 megavatlık güneş enerjisi santraline sahip olduğunu söyledi. Isparta Belediyesi, yenilenebilir enerji alanında güneşten elektrik üretmeye devam ediyor. Bugüne kadar birçok GES projesini hayata geçiren Isparta Belediyesi, kendi tesislerinde uygun olan çatılara da güneş enerjisi santrali kuruyor. Ayrıca mahallelere inşa edilen kapalı pazar alanlarının çatıları da güneş enerjisi santralleriyle donatılıyor. Isparta Belediyesi şimdi de yeni otogarın çatısına GES kuruyor. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, yeni otogarın çatısında devam eden GES çalışmalarını yerinde inceleyerek, çalışmalara ilişkin bilgi aldı. Yüklenici firma yetkilisi Musa Çağrı Can, yeni otogara GES kurulumunda panel döşemelerini tamamladıklarını belirterek, önümüzdeki hafta tüm çalışmaları tamamlayarak teslim edeceklerini söyledi. Can, "Belediyemize hayırlı uğurlu olsun. Güneş enerjisi santrali yatırımları ömürlük yatırımlar. Güneş olduktan sonra belediyemizin para kazanacağı yatırımlar. Başkanımız sağ olsun GES konusunda özverili çalışıyor. Belediyenin GES gücü 20 megavatı geçti diye biliyorum. Buradaki GES yeni otogarın elektrik ihtiyacını karşılayacak. Esnaf elektrik kullanım ücretini ödeyecek ama belediye GES’ten ek gelir elde etmiş olacak" dedi. "Isparta Belediyesi için büyük bir kazanç" Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen de göreve geldiği günden bu yana güneş enerjisi santrallerinin kendileri için ne kadar önemli olduğunu her zaman dile getirdiğini söyledi. Yapılması gereken yatırımların en önemlilerinden birisinin GES olduğuna değinen Başkan Başdeğirmen, "İlk defa yatırım maliyetinin dışında daha sonra herhangi bir maliyeti olmayan, güneş olduğu sürece üretilen bir elektrik enerjisi var. Bu da Isparta Belediyesi için çok büyük bir kazançtır. Yaklaşık 4 yıl önce bu çatıdaki yapıların kaldırılarak yeniden çatının kapatılmasıyla alakalı birçok konuşmalar yapmıştık, gelmiştik incelemelerde bulunmuştuk. Önceki şekliyle üzerinin kapatılamaması durumu ortaya çıktı ondan sonra da çatıyı değiştirerek düz bir çatı haline getirdik. Onu yaparken de ‘ileride GES kuracak şekilde statiğini yapıyoruz’ demiştik. O günden bugüne sözümüzü yerine getirmiş olduk. Burada 1,3 MW GES hizmete giriyor. Yaklaşık 10 gün önce de Davraz Kapalı Pazar Alanı’nın çatısına da 1,2 MW’lik güneş enerjisi santrali kurmuştuk. Aynı firma hem orayı hem burayı gayet güzel bir şekilde yaptı. Kendilerine de çok teşekkür ediyorum. Kalabalık ekiple çok düzgün bir çalışma yaptılar, çok memnun kaldık. Şu anda toplamda Isparta Belediyesi’nin güneşten elektrik üretimi 21 MW’a ulaştı. Bunun geliri bizim için en önemli gelirlerden bir tanesi. Bu gelirlerle şehrimize çok farklı yatırımlar yapma imkanı buluyoruz. Bu yeşil, temiz enerjidir. Herhangi bir fosil yakıt kullanılmadan üretilen bir enerji. Bu da hem şehrimizin hem de insanlarımızın sağlıklı yaşamasına katkı sağlayan bir çalışma. Tüm ihtiyacımızı karşılayacak duruma gelinceye kadar güneş enerjisi santrallerini kurmaya devam edeceğiz. Uzun yıllar Isparta’mız buradan üretilecek elektrikle geleceğine yatırım yapacak. Çocuklarımızın geleceklerini buralardan gelecek gelirlerle hazırlayacağız" ifadelerini kullandı.