KÜLTÜR SANAT - 07 Kasım 2025 Cuma 09:21

Niğde ve Kapadokya arkeolojisi için önemli keşif

A
A
A
Niğde ve Kapadokya arkeolojisi için önemli keşif

Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Bahçeli Kasabası’nda yer alan ve 2’nci yüzyılda inşa edilen Antik Roma Havuzu, 80 yıl sonra yeniden yapılan kazılarda bambaşka bir kimliğe büründü.


Yalnızca Antik Tyana’ya içme suyu sağladığı düşünülen havuzun, aslında suyla tedavi yapılan bir şifa merkezi olduğu ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesi çerçevesinde Bahçeli Roma Havuzu’nda sürdürülen kazı çalışmaları, Aksaray Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay ve ekibi tarafından yürütülüyor. Milattan sonra 2’nci yüzyılda, Hadrian ve Trajan dönemlerinde inşa edilen yapı, bugüne kadar sadece Antik Tyana kentine içme suyu sağlayan bir sistemin parçası olarak biliniyordu. Ancak 2025 yılı kazı çalışmaları, bu bilginin çok ötesine geçerek Roma Havuzu’nun sağlıkla ilişkili bir merkez olduğunu kanıtladı.


Doğanay, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgiler vererek, "Tyana Antik Kenti sınırları içerisindeki Roma Havuzu’nda 2025 yılında Bakanlığımızın Geleceğe Miras Projesi kapsamında iki buçuk aya yakın bir çalışma yürüttük. Bu çalışmalar neticesinde önemli bilgilere ulaştık. En önemlisi de bu havuzun Tiyana Antik Kenti’ne su getiren işlevsel bir yapı olmaktan ziyade, aynı zamanda önemli bir suyla tedavi merkezinin olduğu ortaya çıktı" dedi.


Asklepios kültü ve şifa merkezi kanıtları


Kazılar sırasında ortaya çıkan Asklepios kültüne ait buluntular, havuzun tıbbi ve dini bir işlev üstlendiğini doğruladı. Doğanay, bu keşiflerin önemine dikkat çekerek, "Kazılar sırasında bulduğumuz en önemli eser, sağlıkla ilişkilendirilen tanrı Asklepios’a ait bir sunak. Üzerinde yılan tasvirleri bulunan bu sunak ve yine yılan figürlü heykel parçaları, burasının bir tedavi merkezi olduğuna açık kanıt sunuyor. Ayrıca havuzun doğu cephesinde çıkan kalıntılar, Asklepios’a adanmış bir tapınak ya da kült merkezi olduğunu kesinleştiriyor" diye konuştu.


Doğanay, daha önce sadece içme suyu sağladığı düşünülen bu havuzun artık "şifalı sularla tedavi yapılan bir tapınak kompleksi" olarak değerlendirildiğini belirtti. Kazılarda ele geçirilen bir kitabenin yapının Marcus Aurelius ve Commodus dönemine ait olduğunu ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Doğanay, "Marcus Aurelius ve Commodus tarafından yaptırıldığını veya onlara ithaf edildiğine dair önemli bir kitabeortaya çıktı. Her iki imparatorun adının bu kitabede geçmesi, hem yapının tarihini netleştirdi hem de inşa sürecinin milattan sonra 177-180 yılları arasında, yani üç yıllık bir dönemde tamamlandığını gösterdi" şeklinde konuştu.


Niğde ve Kapadokya arkeolojisi için önemli keşif


Bahçeli Roma Havuzu’nda yürütülen kazılar, sadece Niğde tarihi açısından değil, Kapadokya arkeolojisi açısından da büyük önem taşıdığının altını çizen Aksaray Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay, "Bu yılki kazılar, Kapadokya ve Niğde tarihi açısından çok önemli bir bulguya işaret ediyor. Artık kesin olarak biliyoruz ki burası suyla tedavi yapılan bir yer. Yaklaşık 80 yıl aradan sonra yeniden yapılan kazılar sayesinde, bu bilgiler ilk kez bilimsel olarak teyit edildi" şeklinde konuştu.


Kazılarda sürpriz eserler bekleniyor


Kazıların 2026 yılında da devam edeceğini belirten Doğanay, alanın mimari dokusunun bütünüyle ortaya çıkarılacağını ve sonrasında turizme kazandırılacağını ifade eden Doğanay; "Önümüzdeki yıl yapacağımız çalışmalarla Roma Havuzu’nun çevresindeki kompleksleri de gün yüzüne çıkaracağız. Yapılacak çevre düzenlemeleriyle birlikte burasının ziyaretçilere açık bir arkeolojik sağlık merkezi olarak turizme kazandırılmasını hedefliyoruz. Kazıların genişlemesiyle birlikte daha sürpriz eserlere ulaşacağımızı düşünüyoruz. Böyle tedavi merkezleri antik dönemde de çok ziyaretçi alırdı. Ziyaretçiler burada adaklar adar, sunular bırakırdı. Bu nedenle kazılar ilerledikçe çok daha fazla kalıntıya ulaşacağımızdan eminiz" ifadelerini kullandı.


(ST-AG-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Görme engelliler için toplu taşımada "Sesli uyarı" talebi Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, görme engelli vatandaşların toplu taşıma araçlarını daha güvenli ve bağımsız kullanabilmesi için duraklarda ve araçlarda sesli uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılmasını istedi. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, görme engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin toplu taşımaya erişim olduğunu belirterek, bu alanda acil düzenleme yapılması gerektiğini söyledi. Köse, özellikle otobüslerde ve duraklarda sesli uyarı sistemlerinin hayata geçirilmesinin, görme engelli vatandaşların yaşam kalitesini önemli ölçüde artıracağını ifade etti. Toplu taşıma araçlarına binerken ve inerken büyük zorluklar yaşandığını vurgulayan Köse, "Hangi aracın durağa geldiğini, hangi durakta inileceğini bilmek görme engelli bireyler için hayati önem taşıyor. Sesli uyarı sistemleri bu noktada büyük bir ihtiyacı karşılıyor" dedi. Sesli sistemlerin yalnızca bir kolaylık değil, aynı zamanda temel bir erişilebilirlik hakkı olduğuna dikkat çeken Köse, bu uygulamanın yaygın olduğu şehirlerde görme engelli bireylerin toplumsal hayata daha aktif katıldığını dile getirdi. Köse, "Bu sistemler sayesinde bireyler kimseye ihtiyaç duymadan seyahat edebiliyor, özgüvenleri artıyor ve sosyal hayata daha güçlü şekilde dahil oluyor" diye konuştu. Uygulamanın hayata geçirildiği bölgelerde hem güvenliğin hem de konforun arttığını belirten Köse, sesli anons sistemlerinin durak isimlerini ve hat bilgilerini net bir şekilde ileterek karışıklığı ortadan kaldırdığını söyledi. Bu sayede sadece görme engelli bireylerin değil, yaşlılar ve yabancı yolcular gibi farklı grupların da toplu taşımadan daha verimli faydalandığını kaydetti. Yetkililere çağrıda bulunan Köse, tüm şehirlerde toplu taşıma araçları ve duraklarının erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini belirterek, "Erişilebilir bir şehir, herkes için yaşanabilir bir şehirdir. Sesli uyarı sistemleri artık bir tercih değil, zorunluluktur" ifadelerini kullandı.
Hatay Anne ve oğlunu öldüren katil akrabaların çaldıkları altınları kuyumcuya sattıkları ortaya çıktı Hatay’da ormanlık alanda çıplak halde cesedi bulunan Osman Zont’un annesi Zekiye Zont’un cansız bedeni toprağa gömülü halde bulundu. Jandarma ekiplerinin çalışmalarında anne ve oğlunun akrabaları tarafından öldürüldüğü ve katillerin ailenin yaşadığı evden çaldıkları altınları kuyumcuya sattıkları ortaya çıktı. İskenderun ilçesi Akçay Mahallesi’ndeki ormanlık alanda cesede rastlayan bir çoban, durumu jandarma ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekipleri, parmak izi incelemesi sonucu cesedin 33 yaşındaki Osman Zont’a ait olduğunu belirledi. Silahla vurulmuş halde bulunan Zont’un cesedi, otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Konuyla ilgili Zont’un ailesiyle iletişime geçmeye çalışan ekipler, 54 yaşındaki anne Zekiye Zont’un kayıp olduğunu fark ettiler. Durum üzerine çalışma başlatan ekipler, anne Zont’un cansız bedenini İskenderun yamaç paraşüt alanında topğrağa gömülü halde buldu. Jandarma ekiplerinin olayın failinin yakalanması için başlattığı çalışmada Zont ailesine akraba olan 2 kişi gözaltına alındı. Şahısların anne Zont’un altınlarını çaldığı ve Osman Zont’u gönül ilişkisinden dolayı öldürdüğünü söyledikleri öğrenildi. Şahısların jandarmadaki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.