EKONOMİ - 27 Kasım 2025 Perşembe 11:47

Niğde’nin yerli patates ve barbunyası Migros raflarına taşınıyor

A
A
A
Niğde’nin yerli patates ve barbunyası Migros raflarına taşınıyor

Yerli ürünlerin üretim ve satışına verdiği katkılara bir yenisini ekleyen Migros, Türkiye’nin tarım üssü Niğde’de yerli üretimin artırılması için bir çalışma başlattı.



Migros, yerli ürünlerin üretim ve satışına verdiği katkılara bir yenisini ekledi. Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan Niğde’de yerli patates ve yerli barbunya üretiminin artırılmasına destek veren marka, ‘İyi Tarım’ kriterlerine uygun şekilde üretilen bu ürünleri mağazalarıyla Türkiye’nin dört bir yanına ulaştıracak. Marka, Niğde Valiliği’nin koordinasyonunda İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Patates Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, ZZEF ve GürAta ile bu çerçevede kapsamlı bir iş birliği protokolü gerçekleştirdi.


Bu iş birliğiyle marka, bölgedeki üreticilere alım garantisi, eğitim ve teknik destek sağlayarak hem yerli üretimi arttırmayı hem de tüketicilerin taze ve güvenilir ürünlere uygun fiyatla erişimini güçlendirmeyi hedefliyor. Proje, sürdürülebilir tarımı teşvik ederken, üretici küçük aile işletmelerine gelir istikrarı sağlayarak Niğde’nin tarımsal üretim kapasitesinin ulusal düzeyde değer bulmasına katkı sunacak.


"Niğde tarımda Türkiye’nin stratejik üssü konumunda"


Niğde’nin verimli toprakları ve güçlü üretim potansiyeli ile Türkiye tarımında stratejik bir üs konumunda olduğunu belirten Niğde Valisi Cahit Çelik, "İlimiz 974.6 ton ile Türkiye’nin patates üretiminde birinci sıradadır ve toplam üretimin de yaklaşık yüzde 16’sını tek başına karşılamaktadır. Patates Araştırma Enstitümüz, Türkiye’nin en fazla tescilli yerli patates çeşidine sahip kurumu konumundadır. Gerçekleştirdiğimiz iş birliği, yerli ve milli tohumlarımızla üretilen patateslerin üreticiden raflara güvenle ulaşmasını sağlayacak. Niğde’de doğan, milli Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen ve çiftçimizin alın teriyle büyüyen bu ürünlerin markanın raflarında tüketici ile buluşması hem üretici hem tüketici hem de ülkemiz ekonomisi açısından memnuniyet verici. Bu proje ile sürdürülebilir tarımı yaygınlaştırmayı, dışa bağımlılığı azaltmayı, yerli üretimi desteklemeyi ve Niğde’nin tarımsal değerlerini ulusal ölçekte görünür kılmayı hedefliyoruz. Yerli üretim güçlü Türkiye demektir. Bu anlayışla üretmeye, geliştirmeye ve ülkemize değer katmaya devam edeceğiz" dedi.


"Proje, Niğde’nin Türkiye’nin tarımsal stratejik merkezlerinden biri olma hedefini güçlendiriyor"


Bu iş birliğinin Niğde’nin tarımsal üretim gücünü artıran, yerli üreticiyi destekleyen ve ulusal ölçekte örnek teşkil eden büyük bir adım olduğunu belirten AK Parti Niğde Milletvekili Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, "Niğde’nin Türkiye’nin tarımsal stratejik merkezlerinden biri olma hedefini güçlendiren, üreticilerimize yeni pazar alanları kazandıran ve sürdürülebilir tarım uygulamalarına önemli katkılar sunan bir proje. Markanın yerli ürün alım garantisi, üreticilerimize yönelik eğitim ve teknik destek süreçleri bu ortak çalışmayı çok daha değerli kılıyor. Emek veren tüm kurum, kuruluş ve paydaşlara teşekkür ediyorum" dedi.


"2026 yılından itibaren Migros markalı ürünlerin tamamı yerli olacak"


Migros’un yerli üretimi ve yerli üreticiyi destekleme hamlesine her geçen gün yenisini eklediklerini belirten Migros Grubu Pazarlama Direktörü Cavit Metin, "Yerel üretimi güçlendirme çalışmalarımıza tüm hızıyla devam ediyoruz. İthal edilen bakliyat, meyve ve sebzelerimizi kendi topraklarımızda, yerli tohumlarımızla yeniden ürettirmek için Türkiye’nin dört bir yanında çalışmalar yapıyoruz. 2026 yılında Migros markalı tüm ürünlerde tamamen yerli üretime geçmiş olacağız. 71 yıllık deneyimimizle Türkiye’nin en geniş çiftçi ve kooperatif ağıyla çalışan perakendecisiyiz. Niğde’de Valiliğimizin himayelerinde üretici ve kooperatiflerle hayata geçirdiğimiz iş birliği de bu kapsamda çok kıymetli. Patates ve barbunyada yerli üretimi artırıp, ithal ürüne ihtiyacı azaltarak yerel ürünlerin tarladan sofraya uzanan zincirde daha güçlü şekilde konumlandırılmasını hedefliyoruz" dedi.


"Uygun fiyatlı, sağlıklı ve güvenilir gıda tedarikini güvence altına alıyoruz"


Zzef Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Gürkan, "Yerel üreticilerimizin ürünlerinin, doğrudan organize perakende aracılığı ile tüketicilere ulaşması için danışmanlık veriyoruz. Bu projede bizlere destek veren başta Niğde Valiliğimize ve diğer proje paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Uygun fiyatlı, sağlıklı ve güvenilir gıdanın tedarikini güvence altına aldığımız, yerel üreticiyi destekleyen bu gibi projelerin yaygınlaşması için çalışmalarımıza devam edeceğiz"


"Niğde’deki proje ile yerli üretimin ve sürdürülebilir tarımın güçlenmesini sağlıyoruz"


GürAta Yönetim Kurulu Başkanı Alp Önder Özpamukçu, "GürAta olarak yerel üreticilerin güçlenerek ulusal pazara entegre olması için onları birlikler ve kooperatifler altında örgütleyerek perakendecilerle bir araya getiriyoruz. Niğde Valiliği himayelerinde gerçekleşen bu kıymetli proje ile yerli üretimin ve sürdürülebilir tarımın güçlenmesine katkı sağlıyoruz. Yerelleşme projelerimiz hem üreticiye hem de tüketiciye sürdürülebilir fayda oluşturmak üzerine kurulu. Yerel üretimi ve üreticiyi destekleyen bu tür projelerin yaygınlaştırılması için çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi.



Niğde’nin yerli patates ve barbunyası Migros raflarına taşınıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun "Dijital oyunlarda şiddet, çocuklarda saldırganlığı tetikleyebilir" Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti. Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Liv Hospital Samsun’dan Psk. Ozan Yazıcı, "Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir" dedi. "Saldırganlık tamamen anormal değildir" Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Şiddet daha yıkıcı bir boyuttur" Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi. "Çocuklar gördüklerini taklit eder" Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı. "Şiddet içerikli oyunlar tehlikeli bir algı oluşturabilir" Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi. "Duyarsızlaşma ve empati kaybı görülebilir" Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi. "Davranış değişiklikleri dikkat çekiyor" Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı. "Yasaklamak değil, yönetmek gerekiyor" Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu. "Ekrandaki davranışlar gerçek hayata yansıyabilir" Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
Muş Muş’ta çiğ süt soğuk zincir projesi hayata geçti Muş’un Yeşilova beldesinde kurulan süt toplama merkeziyle birlikte çiğ süt, piyasanın üzerinde 24 TL’den alınmaya başlandı. Muş’un Yeşilova beldesinde süt toplama merkezinin faaliyete geçmesiyle birlikte üreticiler rahat bir nefes aldı. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında, çiğ sütler piyasa fiyatının üzerinde değerlendirilerek çiftçiye ekonomik katkı sağlanıyor. Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA)’nın finansman desteğiyle hayata geçirilen "Çiğ Süt Soğuk Zincir Projesi" kapsamında köylerde üretilen sütler modern sistemlerle toplanarak soğuk zincirle muhafaza ediliyor. Normal şartlarda mandıralarda yaklaşık 16 TL’den alıcı bulan süt, bu proje sayesinde 24 TL’den üreticiden alınmaya başlandı. Piyasanın üzerinde belirlenen alım fiyatı, özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin yüzünü güldürürken, projenin bölge genelinde yaygınlaştırılmasıyla hayvancılık sektörüne önemli katkı sunması bekleniyor. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cemal Aral, Merkezlerde toplanan sütlerin, paydaşlar ve üreticilerle yapılan anlaşmalar doğrultusunda gerçek değeri üzerinden alındığını ifade ederek, "Bugün çiftçilerimizle birlikte kurduğumuz süt toplama merkezlerinde, Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (DAKA) katkılarıyla süt toplama merkezlerini hayata geçirdik ve sütleri burada topluyoruz. Gerek paydaşlarımızla gerek çiftçilerimizle yaptığımız anlaşmalar doğrultusunda sütün değeri ne ise o fiyattan alıyoruz. Mandıralar sütü 14-15 liradan alırken, Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyat ne ise biz de o fiyattan alıyoruz. Bunun altında asla alım yapmıyoruz. Bu da çiftçinin kazancıdır. Çiftçi sütten para kazandıkça hayvancılığını genişletiyor ve hayvan sayısında artış yapıyor. Sütün yağ oranı ne kadar yüksek olursa fiyat da o kadar yükseliyor. Şu anda 4 yerde süt toplama merkezimiz var. Bu merkezlerin sayısını yavaş yavaş 17’ye çıkarmayı hedefliyoruz. İlerleyen süreçte daha da artırmayı ve tüm köylerde açmayı düşünüyoruz" dedi. Yeşilova Kültür Mahallesi Muhtarı Ömer Karabulut ise "Ben de daha önce sabahları, burası açılmadan önce sütümü mandıraya veriyordum. Tabii ki bu durum bizim için büyük bir memnuniyet oldu. Devletin verdiği desteklerden gayet memnunuz. Bu desteklerle birlikte hayvancılığımız artmıştır. İnşallah bu şekilde devam edeceğiz" şeklinde konuştu.