GENEL - 18 Ocak 2021 Pazartesi 09:21

Müslüman aileye ‘İncil’ şoku

A
A
A
Müslüman aileye ‘İncil’ şoku

Ordu’da yaşayan Müslüman bir ailenin 18 yaşındaki çocukları E.

Ordu’da yaşayan Müslüman bir ailenin 18 yaşındaki çocukları E.G.’ye, bilgisi dahilinde olmadan, Hristiyanların kutsal kitabı olan İncil gönderildi. Ücretsiz gönderilen kutsal kitabı alan genç, “Ailem bana sen mi sipariş verdin?’ diye sordu, Müslümanım, Kur’an-ı Kerim gelse sevinirdim” dedi.


Ordu’nun Altınordu ilçesine bağlı Akkese Mahallesi’nde yaşayan bir aile, 18 yaşındaki çocuklarına gelen bir kargo ile şaşkına döndü. 16 Ocak tarihinde, çocukları E.G.’ye ücretsiz gönderilen kargoyu teslim alan aile, paketi açtıklarında hayatının şokunu yaşadı. Müslüman olarak dünyaya gelen ve bu şekilde hayatlarını devam ettiren aileye, tanımadıkları bir kişi tarafından, bir kitap firması aracılığı ile Hristiyanların kutsal kitabı olan ‘İncil’ ve Hristiyan dini içerikli kitaplar ile birlikte kiliselerin adreslerini gösteren bir de kartvizit gönderildi. Şaşkına dönen baba Osman G., oğlundan şüphelendiklerini dahi belirtirken, 18 yaşındaki çocukları E.G. ise Kur’an-ı Kerim ve İslam dini içerikli kitaplar gelseydi mutlu olacağını, gelen kargoyu ilk fırsatta geri göndereceğini belirtti.



“İncil görünce şaşırdık”


Aralıklarla internet yoluyla alışveriş yapan, kişisel bilgilerini böyle bir kitap firması ile paylaşmamasına rağmen tüm bilgilerinin karşı tarafta olduğunu dile getiren ve bu nedenle isminin açıklanmasını istemeyen 18 yaşındaki E.G., “Öncelikle, kargo firmasından bana bir telefon geldi ve adıma ait kargo olduğu söylendi. Ben böyle bir kargo beklemiyorum, mesaj da gelmedi. Kargoyu babam teslim aldı. Zaten ben internet üzerinden ürün satın aldığım zaman ailemin bilgisi oluyor. Babam kargoyu açtığı zaman, İncil ve Hristiyan dini ile alakalı bazı kitaplar çıktı. Biz şaşırdık, hatta İncil’i, ilk gördüğümde ajanda zannettim. Kargocu gidince gönderen kişinin numarasını aradım ve bana bir süre sonra geri dönüş yaptı. Bana, ‘Ya sen bu şekilde bir talepte bulundun, ya da başkaları senin adına talepte bulundu’ dedi ve istememem dahilinde geri gönderebileceğini söyledi” dedi.



“Müslümanım, ailem bana ‘sen mi sipariş verdin?’ diye sordu, Kur’an-ı Kerim gelse sevinirdim”


Şaşırdıkları durum karşısında ailesinin de kendisine ısrarla, İncil ve diğer kitapları kendisinin sipariş verip-vermediği konusunda sorular sorduğuna değinen E.G., “Kargoya hiçbir ücret vermedik, gönderici ödemeli geldi. Ben yabancı sitelerden ürün almıyorum, genelde güvenilir yerlerden alışveriş yapıyorum. Böyle bir şey kesinlikle beklemiyorum, Elhamdülillah Müslümanım, neden böyle şeyleri araştırma isteği duyayım. Ben ve ailem de çok şaşırdı. Hatta beni, ‘sen mi sipariş verdin’ diye zorladılar ama benim böyle bir siparişte bulunma imkanım yok. İncil yerine Kur’an-ı Kerim gelse ailem ve ben de sevinirdim. Tabii, bizim ülkemizde Hristiyan insanlar da bulunabiliyor. Benim şaşırdığım yön ise, bu kitapların Müslüman bir bireye gelmesi. Bence çocukları kandırmaya yönelik yapılan bir eylem olabilir, lütfen bunlara kanmasınlar” diye konuştu.



“Çocuğumdan şüphelendim”


Kargoyu teslim alınca oğlundan şüphelendiğini dahi ifade eden baba Osman G., “Kargo şirketinden bir kargo geldi. Kargonun nerden geldiğini bilmiyorduk ve merak edip açtığımızda İncil ve diğer Hristiyanlık dini ile ilgili kitaplar çıktı. Yani şaşırdık ve Elhamdülillah Müslümanız. Bizim kitabımız Kur’an-ı Kerim ve bize İncil gelmesi şok etti ve şaşırdık. Oğlumdan şüphelendim ve kendisinin sipariş verip-vermediğini sordum. İstemediğimiz halde bu kargo bize geldi” şeklinde konuştu.



“Çocuğum tam kandırılacak yaşta, kargoyu geri iade etmeyi düşünüyorum”


“Benim çocuğum daha lise öğrencisi ve 18 yaşında” diyen baba Osman G., “Yani çocuk tam şu an kandırılacak yaşta. Bence bunda bir oyun olduğunu düşünüyorum. Kargoyu geri iade etmeyi düşünüyorum. Gençlere de böyle bir kargoya kanmamalarını tavsiye ediyorum ve yetkililerden de bu durum hakkında bir çözüm bulmalarını istiyorum” ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Annesinin güvenli diye gönderdiği ev, duvarın çökmesiyle 15 yaşındaki çocuğa mezar oldu Hatay’da aşırı yağışla birlikte oluşan heyelana dayanamayan müstakil evin duvarları çöktü. Afete uykusunda yakalanan 15 yaşındaki Abdulhanan Elmuhammed hayatını kaybetti. Olay yerindeki aileye yardıma koşan Mehmet Ceylan, "Çocuğumuz çekyatın altında sıkışarak havasızlıktan hayatını kaybetmişti" dedi. Kentte etkili olan şiddetli yağışla birlikte yaşanan heyelan, Antakya ilçesi Hacı Ömer Alpagot Mahallesi’nde, dağ yamacında bulunan müstakil bir evin duvarlarının çökmesine neden olmuştu. Heyelana uykuda yakalanan ev halkından 4 kişi yaralanmıştı. Hastaneye kaldırılan 15 yaşındaki Abdulhanan Elmuhammed yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Olayda Abdulhanan’ın 10 yaşındaki kardeşi Abdulcelil Çelik Elmuhammed de ağır yaralanmıştı. Olayda yaralanan 2 kardeşin, anneleri tarafından evlerinin güvenli olmadığı düşünülerek akşamüzeri ablalarına misafirliğe gönderildiği anlaşılmıştı. Abdulhanan Elmuhammed’e mezar olan ve kardeşi Abdulcelil Çelik Elmuhammed’in ağır yaralanmasına neden olan müstakil evin heyelanla birlikte duvarlarının çöktüğü ve tavanın sağlam olduğu görüldü. Olayın ilk anında aileye yardıma koşan Mehmet Ceylan, yaşananları anlatarak yağmur suyunun gidecek yer bulamayınca evin duvarını patlattığını söyledi. Olayda hayatını kaybeden 15 yaşındaki çocuğun çekyat altında sıkışarak can verdiğini anlatan Mehmet Ceylan, "İlk etapta geldiğimde aşağısının bayağı kötü olduğunu gördüm. 3 kişi çıkarılmıştı, 1 kişi ise bulunamamıştı. Anneyle karşılaştığımda şoktaydı. Duvarların patlamış olduğunu gördüm. Yağmur suyunun, toprağın birikintisinin gidecek yeri olmadığından duvarları patlatıp, heyelanı oluşturduğunu gördük. Çevreye baktık bulamadık. En son çocuk, yağmur sularının gittiği derede bulundu. Çocuğumuz çekyatın altında sıkışarak havasızlıktan hayatını kaybetmişti" dedi.
Ankara Özel: "Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğu ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, "Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" dedi. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezinde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu. Özel, "Değerli dostlarım, büyüklerim, akranlarım, sevgili kardeşlerim, değerli gençler aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz. Aile, düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Sendeleyince omuzumuza dokunandır. Yokluğuna katlanmak zordur. Ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı bölüşürüz. Ama ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Siz birbirinizin ailesisiniz. Bize oy versin, vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil; birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. İşte bizler ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emekçileri, emeklileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik" şekilde konuştu. "Bizim suçumuz, seçim kazanmak" Son yerel seçimleri kazandıkları için haksız ilan edildiklerini söyleyen Özel, "Bizim suçumuz, seçim kazanmak ya da seçimi kazanacakları aday yapmak. Bizim suçumuz, müesses nizama baş kaldırmak. Bizim suçumuz, kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz, paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidar hedeflemek. Bu yüzden mesele, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir, halkların meselesidir." ifadelerini kullandı. "Türkiye değil, dünya hukuk tarihinde olmayacak bir karar" Özel, "Malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayarak; hem de o kurultay ile ilgili yürüyen davaları perişan olmuş şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız." "O telefona bakmadık, bakamadık" Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesinden bahseden Özel, "Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz. İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek." dedi.