SAĞLIK - 02 Eylül 2021 Perşembe 09:35

Diyetisyenler uyarıyor: "Çocukları okula kahvaltı yapmadan göndermeyin”

A
A
A
Diyetisyenler uyarıyor: "Çocukları okula kahvaltı yapmadan göndermeyin”

Okula yetişme telaşının bazen günün en önemli öğünü kahvaltının atlanmasına sebep olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt.

Okula yetişme telaşının bazen günün en önemli öğünü kahvaltının atlanmasına sebep olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Anıl Öztürk, çocuklarımızın sağlıklı beslenmesinin bir yandan büyüyüp gelişmeleri öte yandan da derslere olan konsantrasyonlarını sağlayıp başarılı olabilmeleri için çok önemli olduğunu söyledi.


Tüketilen besinlerin günlük hareketleri sürdürebilmek ve yapılan işlere konsantre olabilmek için gereken enerjiyi bizlere sağladığını söyleyen Medical Park Ordu Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Anıl Öztürk, mini mini birlerin ilk kez okula adım attıkları bu günlerde okulda başarıyı artırmaya yardımcı olacak 4 önemli besin grubu hakkında bilgilendirmede bulundu.



“4 temel besin grubunu düzenli tüketmeliler”


Uzm. Dyt. Anıl Öztürk, günlük olarak 4 temel besin grubundan süt ve süt ürünleri, et-yumurta-kurubaklagiller, sebze ve meyveler, ekmek ve tahılların kişisel farklılıkların da (yaş, boy, kilo gibi) göz önünde bulundurarak yeterli ve dengeli bir şekilde tüketilmesinin; okul başarısının yükselmesi, derslere olan konsantrasyonun artması gibi birçok fayda sağlayacağına dikkat çekti. Dyt. Öztürk, “Bu 4 temel besin grubunun dengeli tüketilmesi, metabolizması yetişkinlerden daha hızlı çalışan çocuklarımız için enerji kaynağı oluşturur. Boy uzaması ve kilo kazanımı ile büyüme ve gelişmeyi sağlarken, kasların güçlenmesine, dişlerin sağlıklı olmasına ve bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine de yardımcı olur” dedi.



Hangi besin ne ölçüde tüketilmeli?


Uzm. Dyt. Anıl Öztürk hangi besin grubunun ne ölçüde tüketilmesi gerektiğini ve bu besin gruplarının çocuklara sağlayacağı faydaları şöyle sıraladı:


“Süt ve süt ürünleri: Süt, yoğurt, ayran, peynir gibi sütten yapılan besinlerdir. Günlük olarak 3-4 porsiyon tüketilmeleri gerekir. Günde 1 bardak süt + 1 kâse yoğurt +1-2 dilim peynir şeklinde tüketilmesi uygun olur. Sütte bulunan kalsiyum, kemik ve diş gelişimi ile boy uzaması için gerekli bir mineraldir. Riboflavin yani B2 vitamini ise deri sağlığı ve göz sağlığı için gerekli bir vitamindir. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagil ürünleri: Et, yumurta, kurubaklagiller grubundan her gün en az 2-3 köfte kadar et, tavuk, balık, hindi, haftada 3-4 kez 1 adet yumurta, haftada 2-3 kez kurubaklagil yemeklerinden yenmelidir. Balık tüketimi ise haftada en az 2 kez olacak şekilde düzenlenmelidir. Bu grupta sinir ve sindirim sistemi ile deri sağlığı için önemli olan B grubu vitaminleri bulunur. Bu gruptaki besinler demir açısından da oldukça zengindir. Ülkemizde eksikliği özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklarda ve okul dönemindeki çocuklarda sıklıkla görülen demir eksikliği anemisinin önlenmesi bu besinlerin tüketilmesi ile yakından alakalıdır. Bir yandan büyüme ve gelişmeyi desteklerken bir yandan da vücudu mikroplara karşı koruyan çinko minerali de yine bu grupta bol bulunan mineraller arasındadır.


Sebze ve meyve ürünleri: Sebze ve meyve grubundan günlük 5 porsiyon almak yeterlidir. Bir günde 3 porsiyon meyve ve 2 porsiyon salata ya da sebze yemeği yendiğinde günlük ihtiyaç karşılanmış olur. Bu grup bize özellikle A ve C vitamini sağlar. A ve C vitaminleri güçlü antioksidon vitaminler olduğundan bağışıklık sistemi içinoldukça önemlidir. Çocuklarımızı hastalıklardan korurlar.


Ekmek ve tahıl tüketimi: Buğday, pirinç, mısır, çavdar ve yulaf gibi tahıl taneleri ve bunlardan yapılan un, bulgur, yarma, gevrek ve benzeri ürünlerdir. Her öğünde 2 dilim ekmek ve öğünlerden birinde pilav veya makarna yenildiğinde günlük ihtiyaç hemen hemen karşılanmış olur. Bu grup, niasin ve tiamin gibi B grubu vitaminlerinden zengindir. Bu vitaminler sinir sistemi, sindirim sistemi, deri ve göz sağlığı için gereklidir. Bu görevlerine ek olarak besinlerdeki enerjinin vücutta güç enerjisine dönüşmesinde aldıkları görev de tüketilmelerini birkaç kat daha önemli hale getirmiştir.”



Okulda başarıyı artıracak 5 altın öneri


Uzm. Dyt. Anıl Öztürk, ailelere çocuğun okulda başarısını artırmak için pratik önerileri şöyle sıraladı:


“- Gıda seçimi


Okul çağındaki çocuklar kendi damak tadını keşfetmek için değişik yemekleri denemek isteyecektir. Burada önemli olan besin seçimi konusunda yukarıdaki ilkeler göz önünde bulundurularak çocuğa yardımcı olunmasıdır.Lifli gıda seçimlerinde “yaş+5 gram” hesaplaması yapılıp çocuklar bu ölçüde yönlendirilmelidir.


- Kahvaltı mutlaka yaptırılmalıdır


Okula yetişme telaşı, zamanın kısıtlı olması gibi mazeretler ile kahvaltı öğünü sık sık atlanmaktadır. Özellikle kız çocuklarında bu yaşlarda şişmanlama korkusu yaygındır ve bu nedenle yetersiz beslenirler. Günün en önemli öğünü olan kahvaltı atlanınca ise devreye fast-food yiyecekler girer. Burada aileye düşen görev, fast-food’lardan hızlı davranıp devreye girerek bu yiyeceklerden çocuklarını uzak tutmaktır.


- Öğün aralarında abur cubur yasak olmalı


Öğün aralarında bol şekerli, bol yağlı besinlerden (cips gibi), asit içeriği fazla olan içeceklerden (kola gibi) uzak durulması gerektiği, bu besinlerin sağlıksız olduğu ve şişmanlığa yol açtığı, şişmanlığın da ileride daha büyük problemleri beraberinde getireceği öğütlenmelidir.


- Evi okula yakınsa mutlaka yürümeliler


Evleri okullara yakın olan aileler çocuklarını servis yerine yürüyerek okula gitmeye teşvik etmelidir. Okul dışında ise çocuklar kendilerinin severek yapabileceği bir spor aktivitesi seçerek ona devam etmeleri konusunda yüreklendirilmeliler.Özellikle fazla kilolu çocuğu olan aileler egzersizi artırma yöntemi ile enerji açığı yaratma yönünden spora mutlaka başvurmalılar.


- Boy ve kiloları düzenli ölçülmeli


Okul çağındaki çocuklar zaman zaman boylarının ölçülüp ilerlemelerini görmekten mutlu olurlar. Düzenli bir şekilde yapılan ağırlık ve boy ölçümleri, çocuklarımızın diyetlerinin yeterli olup olmadığı konusunda bize bilgi verir. Hangi yaş grubunun hangi ölçümlere sahip olması gerektiği bir beslenme uzmanına danışılarak öğrenilmeli, yetersizlik durumunda düzenli takip ile çocuğun diyeti iyileştirilmelidir.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Başkan Yetişkin’in sosyal medya paylaşımı duydulandırdı Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. Anneler Günü’ne özel olarak hazırlanan ve Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi’nde yaşama yeniden ‘Merhaba’ diyen bir anne ve kızının yaşamını anlatan video annelerin fedakarlığı, çocukların yaşama güvenle tutunabilmesi ve sevginin simgesi oldu. Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi, alanında uzman eğitimcileri, çağa ve bilime uygun sınıfları ve araç gereçleri ile yüreğinde sevgi dolu personeliyle yüzlerce aileye umut olmaya devam ediyor. İncirliova ilçesinde yaşayan Melis Ören ile kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’yle tanıştıktan sonra hikayesini anlatan video, "Anne olmak herkes için farklı bir yolculuk. Bizim yolumuz biraz daha sabır ve anlayış istiyor" sözleriyle başlıyor. Anne Melis Ören, ilerleyen saniyelerde kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’nde eğitim almadan önce yaşadığı durumu şu sözlerle anlattı, "Derdini anlatamazdı. Derdini anlatamayınca ağlardı. Kendini yerlere atardı ve elimden hiçbir şey gelmiyordu. Çaresiz hissediyordum." Videonun devamında, Anne ve kızının birlikte Otizm Yaşam Merkezi’ne doğru umut yolculuğuna ait görüntüler yer alıyor. Daha sonra Otizm Yaşam Merkezi’ndeki ilk günlerini anlatan anne, heyecanının yüksek olduğunu ve her şeyi zamanla yaşayarak öğrendiklerini söyledi. Lina’nın merkezde çok güzel bir eğitim aldığını ve öğretmenlerin fedakârlıklarının sürece katkısından bahsetti. Mutluluk gözyaşlarının aktığı bir sonraki kesitte ise anne Ören, "Lina’nın annesi olmak paha biçilemez bir şey. Benim anneler günüm Otizm Yaşam Merkezi’nde başladı. Hediyem ise Lina’nın gözlerimin içine bakıp ‘anne’ demesi" sözleriyle yaşadıkları olumlu değişimi en güzel şekilde anlattı.
Kastamonu Çocukları için memurluğu bıraktı, kursta tanıştığı sanatla şimdi kadınlara umut oluyor Kastamonu’da yıllar önce çocuklarını büyütmek için memurluğu bırakan Seval Bahadır Koç’un kursta tanıştığı coğrafi işaretli taş baskı sanatı mesleği oldu. Kurduğu atölyede asırlardır devam eden geleneği yaşatan Koç, bir yandan da sanatını öğrettiği kadınları meslek sahibi yapıyor. Kastamonu’da yaşayan 53 yaşındaki Seval Bahadır Koç, yıllar önce memur olarak atandığı mesleğini çocuklarını büyütmek için bıraktı. Çocuklarını büyüten Seval Bahadır Koç, 10 yıl önce farklı bir şeyler öğrenmek için Halk Eğitim Merkezi’ne gitti. Merkezde Kastamonu’nun coğrafi işaretli sanatı olan taş baskıyla tanışan Seval Bahadır Koç, çok sevdiği bu sanatı mesleği haline getirdi. Önce evinin bir bölümünü atölyeye çeviren Seval Bahadır Koç, taş baskı sanatıyla masa örtüsünden kıyafete, çantadan çeyizlik ürünlere kadar çeşitli ürünler yapmaya başladı. Kısa süre sonra eve sığmayan sanatını daha profesyonel hale getirmek isteyen kadın girişimci, Tarihi Yakup Ağa Külliyesi’nin karşısındaki eski sübyan mektebinde atölye açtı. Yıllardır atölyesinde asırlardır devam eden taş baskı geleneğini yaşatan Seval Bahadır Koç, bir yandan da farklı şehirlerden gelen kadınlara taş baskı sanatını öğreterek meslek sahibi olmalarını sağlıyor. "Kursun ardından bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim" Taş baskı sanatıyla tanışma hikayesini anlatan Seval Bahadır Koç, "Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı bir kursa katıldım. Kursun ardından da bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim. Önce evimde küçük bir atölye kurdum. Malzemeleri yavaş yavaş temin ettim. Daha sonra dükkan kadar malzeme birikince dükkan açtım. Dükkanımda satışlarımı ve imalatımı yapıyorum. Şehir dışında gelenlere de bu sanatı tanıtmaya çalışıyorum" dedi. "Baskı yapmak çok hoşuma gitti" ? Çocukları için mesleğini bıraktığını ve şimdiki işini çok sevdiğini dile getiren Seval Bahadır Koç, "Aslında ben memur olarak atanmıştım, oğlumu büyütmek için mesleğe başlamadım. Daha sonra çocuklar büyüyünce bir meşgale aradım kendim için. Tesadüfen Halk Eğitim Merkezinin açtığı kursa katıldı. O zaman taş baskı ilgimi çekmemişti. Ama baskı yapmak çok hoşuma gitti. Ayrı bir terapi. Baskıyı yaparken üretim moduna giriyorsunuz. Bir örtü yaparken kafanızda ikinci örtüyü tasarlıyorsunuz. Çok zevkli bir iş. Onun için dedim ki ben bu işi ileride sürdürebilirim. O şekilde başladım, şimdi de çok memnunum. Unutulmaya yüz tutmuş bir sanat olduğu için birilerine aktarmak, bir yerlerde yapıldığını görmek çok iyi bir şey" diye konuştu. "Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor" Çok sayıda ilden kursiyerlerin geldiğini kaydeden Koç, "Kursiyerlerim var. Özel kurslar veriyorum. Değişik illerden kursiyerler geliyor. Öğrendikten sonra gidip memleketlerinde bu işi yapıyorlar, dükkanı olanlar var. Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor. Hem bir kadının emekçi olup para kazanması beni mutlu ediyor hem de Kastamonu’nun bir kültürünü başka şehirlere tanıtmak sevindiriyor" şeklinde konuştu. "Bine yakın kalıbım var" Sanatla ilgili bilgi veren Koç, yaptığı desenlerin kullandığı boya sebebiyle asla silinmediğini kaydederek, "Kalıpların her biri farklı bir desendir. Bir yerde çiçek deseni ya da geometrik bir desen gördüğümüzde hemen onun kalıbını yaptırıyoruz. Gördüğümüz her şeyin kalıbını yaptırmak zorunda hissediyorum. Şu an ne kadar kalıbım olduğunun sayısını bilmiyorum. Belki bine yakın kalıbım vardır. Çok kullandığım kalıplarımı göz önünde tutuyorum. Az kullandığım kalıplarımı ise kaldırıyorum, lazım olduğunda tekrar alıyorum. Bir örtüyü yapmam yarım saat, bir buçuk saat arasında tutuyor" ifadelerini kullandı.