EKONOMİ - 15 Ekim 2021 Cuma 09:59

150 çeşit doğal ürünle damaklara hitap diyor

A
A
A
150 çeşit doğal ürünle damaklara hitap diyor

Ordu’nun Ünye ilçesinde bir gıda firması, ürettiği 150 çeşit doğal ürünle damaklara hitap diyor.

Ordu’nun Ünye ilçesinde bir gıda firması, ürettiği 150 çeşit doğal ürünle damaklara hitap diyor.


Korona virüs (Kovid-19) salgınıyla birlikte geleneksel yollarla ve yüksek teknolojiyle hijyenik şartlarda üretilen ürünlerin kullanımında artış yaşanıyor. İnsan sağlığına pek çok etkisi deneysel olarak ortaya konan kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi zeytinde de talep giderek artıyor. Sağlık sırrı acımtırak tadında bulunan zeytin, sofralara ulaşmadan sadece su ve tuz ile doğal fermantasyon işlemlerinden geçirilirken sağlığı olumlu etkileyen maddelerini kaybetmiyor.



Teknoloji kullanılarak olgunlaştırılan zeytin, doğallığını kaybediyor


Uzmanlar da kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan zeytinde yapılan hileler hakkında uyarılarda bulunurken ürünün doğallığının korunmasının sağlık açısından önemine değiniyor. Uzmanlar, doğal zeytinin suya atıldığında renginin açılmaması, suyun saydamlığını bozmaması, zamanında hasat edildiğinin göstergesi olarak çekirdeğinden kolay ayrılmasının doğallık göstergelerinden olduğunu bildiriyor. Yeni üretim teknolojileri kullanılarak zeytinin daha kısa sürede olgunlaşması, tatlandırılması, uzun süre dayanıklı hale getirilmesi için kullanılan katkı koruyucu gibi kimyasal maddeler sebebiyle içeriğindeki bazı maddelerin yok edildiği ve doğal olmaktan çıkarıldığı bildiriliyor.



150 çeşit ürün


Ordu’nun Ünye ilçesinde 25 yıldır faaliyet gösteren ve doğal olarak ürettikleri zeytin ile beraberinde 150 çeşit farklı ürünü de bünyesinde bulunduran Çalıkoğlu Gıda Paz. Gıda Ltd. Şti., özellikle pandemi sürecinde insanların doğal besinlere ulaşması için gayret gösteriyor. Dünyanın en kaliteli zeytin unvanına sahip Gemlik zeytini üretimi ile serüvenine başlayan firma, zamanla kuru üzüm, incir, kayısı, reçel, tahin, pekmez ve bakliyat grubunu da bünyesine ekleyerek, tarlada doğal olarak üretilen ürünlerin sofralara sağlıklı bir şekilde ulaşmasını sağlıyor.



“Doğallık ve kaliteyi ön planda tutmaya çalışıyoruz”


Ordu’da çeyrek asırdır hizmet veren Çalıkoğlu Gıda Genel Müdürü Resül Çalık, doğal diye satılan bazı ürünlerde gıda boyaları ve katkı maddelerinin kullanılabildiğini, tüketicilerin bu konuda dikkatli olmaları gerektiğini söyledi. Salgın süreciyle birlikte doğal ürünlere talebin her geçen gün arttığını aktaran Resül Çalık, ‘doğal’ diye satılan bazı ürünlerde gıda boyaları ve katkı maddeleri kullanılabildiğine dikkat çekti. Çeyrek asırdır doğal üretim anlayışı ile başladıkları hizmetlerine kesintisiz devam ettiklerini kaydeden Çalık, tüm ürünlerin üretiminde sağlık açısından geleneksel yöntemleri kullanmaya özen gösterdiklerini vurguladı. Çalık, “İnsanlar özellikle pandemi sürecinde doğal ve sağlıklı gıdalar konusunda daha çok bilinçlendi. Piyasada maalesef pekmezden kurutulmuş meyvelere kadar doğal olmayan, içerisinde katkı maddeleri bulunduran ürünler de var. Biz, 25 yıl önce başladığımız kalite ve doğallık vurgusu ile hizmetimizi sürdürüyoruz. Amacımız insanların en kaliteli ürünleri en uygun şekilde sofralarına getirebilmeleri. Çalıkoğlu ve Mytat ürünlerinde de her zaman doğallık ve kaliteyi ön planda tuttuk, bundan sonraki süreçte de devam edeceğiz” dedi.



“Doğal olarak bilinen her ürün doğal olamayabiliyor”


İnsanların, doğal adı altında satılan her ürüne kanmamasını, bu konuda dikkatli olmalarını ve güvendikleri markaları tercih etmeleri gerektiğini anlatan Çalık, “Maalesef doğal adı altında satılan paketli ürünler bazen doğal olmayabiliyor. İnsanlar güvendikleri ve doğal ürün diye ürünlere güvenerek satın alabiliyor. Özellikle pekmez, zeytin, reçel, bakliyat gibi ürünlerde doğallıktan çıkılıp, gıda boyaları ve bazı katkı maddeleri ile ürünlerin doğallığından uzaklaşılabiliyor. Gıda boyaları ve katkı maddelerinin kullanıldığı bu durum da insanların sağlığını olumsuz yönde etkiliyor, uzun vadede de insanlarda çeşitli hastalıklara yol açabiliyor, toplum olarak etiket okuma alışkanlığı edinmemiz çok önemli" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul Emniyet Müdürlüğünden Beşiktaş’taki kavgayla ilgili açıklama İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Beşiktaş’ta çıkan kavgada husumetlisini palayla kovalayan ve polisin müdahalesiyle ayak bileğinden vurularak etkisiz hale getirilen şüphelinin taburcu edilmesinin ardından gerekli tahkikat işlemlerinin başlatılacağını açıkladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Beşiktaş Meydanı Vapur İskelesi önünde meydana gelen ’Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması’, ’6136 Sayılı Kanuna Muhalefet’ ve ’Kasten Yaralama’ olayına ilişkin yürütülen çalışmalarda; daha önceden aralarında husumet bulunduğu belirlenen F.D. (23) ile G.U. (32) isimli şahısların söz konusu iskele önünde karşılaşmaları üzerine aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüştüğü tespit edilmiştir. Kavga sırasında F.D. isimli şüphelinin, pala olarak tabir edilen kesici aletle diğer şahsı kovalamaya başladığı belirlenmiştir. Olay sırasında bölgede görev yapan polis ekiplerince taraflara müdahale edilmiş, şüphelinin görevli polis memurlarına da saldırmaya çalışması üzerine şahsın etkisiz hale getirilmesi amacıyla kontrollü şekilde ateş açılmıştır. Şüpheli, sol ayak bileğinden vurularak etkisiz hale getirilmiş ve yakalanmıştır. Müdahale esnasında seken çekirdekler nedeniyle olay yerinden geçmekte olan üç vatandaş hafif şekilde yaralanmış, yaralı şahıslar hastaneye sevk edilerek tedavi altına alınmıştır. Konu ile ilgili yakalanan ve tedavi amaçlı hastaneye kaldırılan şüpheli şahıs hakkında, taburcu edilmesinin ardından gerekli tahkikat işlemleri başlatılacaktır" denildi.
Kars Kars’taki bin yıllık Kız Kalesi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya Kars’ta tarihi Kız Kalesi, yılların ihmali ve doğa şartlarının etkisiyle adeta zamana yenik düşüyor. Ermenistan sınırına sıfır noktada Akyaka ilçesine bağlı Kalkankale köyünde bulunan ve stratejik bir tepede yükselen yaklaşık bin yıllık Kız Kalesi, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bölge halkı ve tarih meraklıları, kalenin bir an önce restore edilerek turizme kazandırılmasını istiyor. Kalkankale (Tignis) köyü sınırları içerisinde yer alan ve halk arasında "Kız Kalesi" olarak bilinen tarihi yapı, Karahan Çayı’nın batısında Ermenistan sınırına yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta yüksek bir tepe üzerine inşa edildi. Orta Çağ’da M.S. 10. yüzyılda yapıldığı değerlendirilen kale, bölgenin en önemli savunma yapıları arasında gösteriliyor. Horasan harcı ve düzgün kesme tüf taşından yapılan kale surları ile burçların büyük bölümü bugün yıkılmış durumda. Günümüze ulaşabilen temel duvar kalıntıları, yapının geçmişte üç ayrı sur sistemine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bugün kaleden geriye yalnızca ayakta kalmayı başaran tek bir yüksek burç kaldı. Ani Ören Yeri ile mimari benzerlik taşıyor Tarihi kale, yalnızca askeri amaçlı bir yapı olmasıyla değil, mimari özellikleriyle de dikkat çekiyor. Kale, Ani Ören Yeri içerisindeki tarihi yapılarla benzer mimari özellikler taşımasıyla dikkat çekiyor. Bu yönüyle Kız Kalesi’nin Ani kültür havzasının önemli savunma noktalarından biri olduğu değerlendiriliyor. Bölgedeki tarihi mirasın önemli parçalarından biri olmasına rağmen kalede bugüne kadar kapsamlı bir restorasyon çalışması yapılmadı. Turizme kazandırılsın çağrısı Doğu Anadolu’nun tarihi ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan Kars’ta özellikle son yıllarda kültür turizmine ilginin artmasıyla birlikte gözler yeniden tarihi yapılara çevrildi. Kız Kalesi’nin restore edilerek turizme kazandırılmasını isteyen Kalkankale Muhtarı Metin Okçu, "Köyümüzde bulunan Kız Kalesi, milattan önce 6000’li yıllarda yapılmış olan bir kaledir. Urartular tarafından yapılmış, tarihi net olarak bilinmemekle birlikte yöremiz açıcından turizme kazandırılması gereken bir tarihi eserdir. Biz defalarca Turizm Bakanlığı’na başvuruda bulunduk. Kalkankale’de bulunan Kız Kalesi bizim için önem arz etmektedir. Yetkililerden buranın restorasyonunu, yolunun yapılmasını ve turizme kazandırılmasını istiyoruz. Bunu değerlendirmek gerekiyor. Bugün yarın kapı açılırsa bizim için çok büyük önem arz edecektir" dedi. Küçük Aküzüm köyünün muhtarı Teoman Gelekçi de Kız Kalesi’nin biran evvel restore edilmesini istedi. Gelekçi, "Buraya Kız Kalesi’ni görmeye geldik. Bu kale yıllarca ayakta kalmış, Kars Kalesi kadar, belki Kars Kalesi’nden de yüksektir. Ama turizme kazandırılmasını istiyoruz. Burası gezilecek bir yer, burayı turizme kazandırsalar iyi olur" diye konuştu. Sınır hattında eşsiz bir manzaraya sahip olan kale, gerekli çalışmaların yapılması halinde hem yerli hem yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri olabilecek potansiyele sahip. Ancak mevcut haliyle yapı, defineciler, doğal aşınma ve bakımsızlık nedeniyle her geçen gün biraz daha yok oluyor. Tescilli kültür varlığı ama koruma yetersiz Kız Kalesi’nin taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli olduğu biliniyor. Buna rağmen kalede güvenlik, çevre düzenlemesi, bilgilendirme tabelaları ve koruma önlemlerinin yetersiz olması dikkat çekiyor. Bölge sakinleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların kaleye sahip çıkması gerektiğini belirterek, "Bu eser sadece Kars’ın değil, Anadolu tarihinin ortak mirasıdır" çağrısında bulunuyor. Bir zamanlar sınırları koruyan görkemli surlarıyla bölgeye hakim olan Kız Kalesi, bugün sessizliği ve yalnızlığıyla dikkat çekiyor. Yüzlerce yıllık geçmişiyle medeniyetlerin izini taşıyan tarihi yapı, restore edilmediği takdirde tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.
Ankara Ankara merkezli 6 ildeki suç örgütü operasyonunda 6 kişi tutuklandı Ankara merkezli 6 ilde "Ruhsuzlar" adlı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 8 şüpheliden 6’sı tutuklandı. Ankara’da 9 Aralık 2025’te bir eğlence mekanının kurşunlanmasıyla ilgili, kendilerine "Ruhsuzlar" ismini veren ve birden fazla ilde çok sayıda eğlence mekanlarına yönelik planlı eylemleri olan, belli bir hiyerarşi içerisinde talimatlara göre hareket ettikleri tespit edilen silahlı suç örgütüne yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından 12 Aralık 2025 tarihinde operasyon yapılmıştı. Operasyonlarda, örgüt lider ve yöneticilerinden oluşan 5 şüpheli tutuklanmıştı. ‘Ruhsuzlar’ isimli suç örgütüne yönelik devam eden çalışmalar sonucu 4 farklı ilde iş yerlerine silahlı eylem yaptıkları tespit edildi. Örgüt üyelerine yönelik Ankara merkezli 6 ilde 14 şahsa karşı 6 Mayıs’ta eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyonlarda 8 şahıs gözaltına alındı. Şahısların ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 2 adet ruhsatsız tabanca, tabancalara ait şarjörler ile çok sayıda fişek ele geçirildi. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde işlemleri tamamlanarak adli makamlara sevk edilen R.K., K.Ç., A.A., T.K., A.C.E., A.D., A.M.K., Ş.Ö. isimli 8 şüpheliden 6’sı tutuklandı. Silahlı suç örgütüne yönelik yapılan her iki operasyon kapsamında; örgütün lider, yöneticileri ve üyelerinden oluşan toplam 11 şüpheli tutuklandı.
İstanbul Bakan Kacır: ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Turkcell’in hayata geçirdiği ‘Yarının Teknoloji Liderleri’ proje yarışmasında ödül töreninde konuştu. Kacır, ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir’’ dedi. Turkcell’in, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği "Yarının Teknoloji Liderleri" proje yarışmasının ödül töreni Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de üniversitelilere yönelik proje yarışması olan "Yarının Teknoloji Liderleri"nde birinci olan SIGNIFY projesi 1 milyon TL, ikinci MEMOVISION projesi 800 bin TL, üçüncü SMELLCONTROL projesi ise 600 bin TL ile ödüllendirildi. Ayrıca jüri tarafından belirlenen CYBERKIDS, ENERATICS ve KAZAI projelerine de 300 bin TL’lik para ödülü takdim edildi. Törende açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, ‘‘Türkiye’nin teknoloji alanında elde ettiği kazanımlar, kendine has bir ekosistem inşasını ve kendine has bir teknoloji geliştirme yolculuğunu da ifade ediyor. Kendine has bir ekosistem dediğimizde aslında çok bileşenli bir yapıdan bahsediyoruz. Altyapılarıyla, üniversiteleriyle, araştırma merkezleriyle, laboratuvarlarıyla, teknoparklarıyla, yazılımcılarıyla ve elbette girişimcileriyle adeta bir sinir ağında ortaklaşa çalışan inovasyon zekası Türkiye’nin teknoloji ekosistemi. Bu zeka dünyada parmakla gösterilen başarılara imza atıyor" dedi. Türkiye’de teknoloji ve inovasyona yapılan yatırımlara ilişkin de bilgi veren Bakan Kacır, ‘‘Türkiye son 23 yılda araştırma, geliştirme ve inovasyona daha önceki dönemlerle mukayese edildiğinde çok daha fazla kaynak ayırıyor. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolardı. Şimdi Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 20 milyar dolar. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin 29 bin Ar-Ge insan kaynağı vardı. Şimdi Türkiye’de 311 bin Ar-Ge insan kaynağı var. 23 yıl önce Türkiye milli gelirinin yüzde 0,5’ini Ar-Ge’ye ayırmaktaydı. Şimdi milli gelirimizin yaklaşık yüzde 1,5’ini araştırma geliştirme faaliyetlerine ayırıyoruz. İtalya gibi, İspanya gibi ülkelerle milli gelirimizden Ar-Ge ayırdığımız pay çok yakın seviyelerde. Türkiye bugün 114 teknoparkında 13 bin teknoloji girişiminin inovasyon yaptığı bir ülke. Türkiye bugün özel sektörde bin 700’den fazla Ar-Ge ve tasarım merkezine sahip bir ülke’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ Teknoloji girişimlerinin sermayesinin maddi olmadığını vurgulayan Kacır, ‘‘Borçlanma enstrümanları yani daha yaygın kullandığımız haliyle krediler, çoğunlukla sizin sunacağınız teminatlar karşılığında size verilir. Yani bir kredi talep ettiğinizde çoğunlukla o krediyi geri ödeyememeniz halinde hangi teminatlarla borcunuzu karşılayabileceğiniz, daha açık ifadesiyle tapunuzun, araba ruhsatınızın olup olmadığı sorulur. Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir. Teknoloji girişimlerinin büyümesini sağlayacak olanlar borçlanma değil, sermaye yatırımları, sermaye ortaklıklarıdır’’ diye konuştu. ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı’’ Türkiye’de teknoloji girişimlerine yapılan girişim sermayesi yatırımlarını büyütmeye çalıştıklarını söyleyen Kacır, ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı. Bir önceki beş yılda bu tutar 550 milyon dolardı. Ondan önceki beş yılda bu tutar 280 milyon dolardı. Yani katlanarak büyüyen bir yatırım ölçeğinden bahsediyoruz. Bu ölçeğin büyümesi için pek çok tedbir alıyoruz. Bir yandan kamu kaynaklarını girişim sermayesi fonlarına yönlendiriyoruz. Fonların fonu mekanizmaları kuruyoruz. Eş finansman mekanizmaları kuruyoruz. Kamunun bir lirasını özel sektör üç lira, beş lira eklesin ve Türkiye’nin teknoloji girişimleri yatırım ortaklıklarıyla büyüsün istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Turkcell olarak temel yaklaşımımız, teknolojiyi insan için faydaya dönüştürmek" Törenin açılış konuşmasını yapan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini desteklemek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan projenin önemine işaret ederek şunları söyledi: "Turkcell olarak ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna 30 yıldan uzun süredir öncülük ediyoruz. Bu yolculukta Turkcell’i Türkiye’nin teknoloji lideri yapan en temel yaklaşım ise ‘Teknolojiyi insanımız için faydaya dönüştürmek’. Bizim için teknoloji; insanın hayatına dokunduğunda, bir ihtiyaca cevap verdiğinde ya da bir gencimizin önünde yeni bir kapı açtığında gerçek anlamını buluyor. Yarının Teknoloji Liderleri Proje Yarışması da bu anlayışın somutlaşmış hali. Gençlerimizden aldığımız motivasyonla bu yıl yarışmanın kapsamını daha da genişlettik. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de projemizi açtık. 71 ilden 161 üniversitenin katılımıyla toplam 829 proje yarıştı. Yarının Teknoloji Lideri olmak için geliştirilen projelerin sayısı geçen yılın iki katını aştı. Bu başarının arkasında güçlü bir ekosistem var. Devletimizin ortaya koyduğu vizyon, sağladığı destek ve açtığı alan, gençlerimizin yolunu açıyor. Kamu, üniversite ve özel sektörün aynı hedefte buluştuğu bu yapı, ülkemizin teknoloji yolculuğuna hız kazandırıyor." "Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Konuşmasında gençlere de seslenen Genel Müdür Koç, "Bir fikre sahip çıkmak, yarına sahip çıkmaktır. Bu cesaretin, herhangi bir ödülden daha değerli olduğunu lütfen aklınızdan çıkarmayın. Yalnızca ödül alanlar değil; fikrinin peşinden gitme cesareti gösteren herkes bu yarışmanın kazananıdır. Ortaya koyduğunuz her fikir, yazdığınız her bir kod, bu ülkenin güçlü yarınlarına atılmış birer imzadır. Bundan böyle de sizlerin yanında olmaya ve ‘Turkcell ile Yarınlar Senin!’ demeye devam edeceğiz. Ödül almaya hak kazanan arkadaşlarımızı, finale kalan 12 ekibi ve başvuru yapan her bir gencimizi yürekten kutluyorum. Bu vesileyle vizyonlarıyla bu sürece yön veren Sayın Bakanımıza ve devletimizin değerli temsilcilerine saygılarımı sunuyorum. Ayrıca İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Erkan Durdu liderliğinde İnsan Kaynakları ekiplerimize ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, kıymetli jürimize ve üniversitelerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Yarının teknoloji liderlerinin geliştirdiği projeler Yarışmada birincilik ödülünü "Signify" projesi kazandı. Proje, işitme engelli bireylerin bankacılık ve sağlık gibi temel hizmetlerde tercümana bağımlı kalmamalarını hedefliyor. Signify, mahremiyet ve iletişim kopukluğunu, yapay zekâ destekli çift yönlü anlık çeviri ile ortadan kaldırmayı sağlıyor. İkinciliği ise dijital reklamcılıkta içeriklerin etkisini ölçmek için kullanılan kampanya sonrası yöntemlerin maliyetli ve yavaş olması sorununa çözüm getiren "MEMOVISION" kazandı. "Smellcontrol" projesi ise üçüncülük ödülünü kazandı. Endüstriyel tesisler ve kentsel alanlardaki gaz sızıntıları ile uçucu organik bileşiklerin (VOC) geleneksel yöntemlerle ayırt edilememesi sorununu, çoklu gaz karışımlarını eş zamanlı analiz ederek çözmeyi amaçlıyor. İlk 3’ün yanı sıra 300’er bin TL para ödülüne layık görülen projeler ise şunlar oldu: "Sosyal Okuryazarlılık" ödülüne "Cyberkids" projesi layık görüldü. Proje, internet kullanım yaşının düşmesiyle çocukların maruz kaldığı siber zorbalık, veri ihlalleri ve oltalama (phishing) gibi tehditleri, çocukların bilişsel seviyesine uygun oyunlaştırılmış yöntemlerle önlemeyi amaçlıyor. "Sürdürülebilir Gelecek" ödülünü "ENERATICS" projesi aldı. Eneratics, veri merkezlerinde enerji maliyeti ve karbon ayak izini düşürmek için IT iş yükü, soğutma (HVAC) ve batarya sistemlerini koordine eden gerçek zamanlı bir enerji orkestrasyon katmanı sunuyor. "Ölçeklenme Potansiyeli" ödülünün sahibi "KazAI" projesi oldu. Yarışmaya katılan ve trafik kazaları sonrası manuel yürütülen ve haftalar sürebilen hasar tespiti, kusur oranı belirleme ve maliyet hesaplama süreçlerini dijitalleştirerek, operasyonel yükü ortadan kaldırmayı hedefliyor.