POLİTİKA - 16 Ekim 2021 Cumartesi 16:25

Kurtulmuş: “Türkiye’nin petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri neden birilerini rahatsız ediyor”

A
A
A
Kurtulmuş: “Türkiye’nin petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri neden birilerini rahatsız ediyor”

Ordu’da, 20 il ve ilçelerin belediye başkanlarının da katılımı ile birlikte AK Parti Yerel Yönetimler Bölge Toplantısı gerçekleştirildi.

Ordu’da, 20 il ve ilçelerin belediye başkanlarının da katılımı ile birlikte AK Parti Yerel Yönetimler Bölge Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki de katılarak, gündeme dair açıklamalarda bulundu.


Ordu’da bir otelde düzenlenen toplantının ilk oturumu, basın mensuplarına açık olarak gerçekleşti. 20 ilden çok sayıda belediye başkanının ve partililerin katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda, yapılan ve yapılacak olan projelerin yanı sıra, yerel yönetimlerin önemi hakkında bilgiler verildi.



“Türkiye’nin petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri neden birilerini rahatsız ediyor”


Program konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama çalışmalarının bazı devletlere rahatsızlık verdiğini, Türkiye’nin önüne engeller konulmaya çalışıldığını söyledi. Kurtulmuş, “Suriye paramparça hale getirilmiş, Irak siyaseten bölünmüş, Libya parçalanmış, Yemen ikiye bölünmüş, zaten Balkanlar yönetilemez bir hale getirilmiş ve Kafkaslarda da yeni bir güç mücadelesinin içeresine girilmiş. Ayrıca Doğu Akdeniz’de be özellikle bizi ilgilendiren kısmıyla Ege’de Yunanistan üzerinden köşeye sıkıştırılmaya çalışılmış. Yunanistan’ın sesi niye bu kadar çok artıyor? Niye Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerinden birileri rahatsızlık duyuyor? Niçin PYD-YPG sadece Suriye’de değil, Suriye üzerinden Türkiye’ye zarar verecek bir silahlı terör örgütü haline getiriliyor? Niçin DEAŞ denilen eşkıya çetesi, Türkiye’nin de başına bela ediliyor? Bu soruların cevabı, güçlü ve büyük Türkiye’nin oluşmaması için, Türkiye’nin çevresindeki problemler boğulması, problemler ile meşgul edilmesidir. Bu çerçevede AK Parti siyasi hareketi bütün bu oynanan oyunların farkındadır, bu oyunların ne manaya geldiğini iyi bilmektedir. Kimin taşeron, kimin buralarda bunları kullanan gruplar olduğunun fevkalade farındadır ve bu mücadelenin Allah’ın izni ile güçlü be büyük Türkiye istikametinde yürütülmesi için kararlı bir siyasi kadrodur” dedi.



“Türkiye Suriye’yi, kendi güvenliğinin bir parçası olarak”


“Bu günlerde yeniden Suriye’de, Türkiye aleyhinde ifade edilenler kışkırtılıyor ve Türkiye’nin Suriye denkleminin dışına atılarak, Suriye’de görmüş olduğu, kendisine karşı eylem içinde olanları önleme ve Suriye’nin birlik ve bütünlük sağlamak fonksiyonunu icra edemez hale gelmesini istiyorlar” diyen Kurtulmuş, “Kim hangi taşeron örgütü kullanırsa kullansın, Türkiye Suriye’yi, kendi güvenliğinin bir parçası olarak görmektedir. Bizim derdimiz Suriye’yi kimin yöneteceği değil, bizim derdimiz Suriye’nin petrollerine kimin konacağı da değildir. Bizim derdimiz kardeş Suriye halkının bir arada bütün bir şekilde yaşamasıdır. Onların derdi ise işine gelen gurupları taşeron olarak kullanarak, Suriye halklarının arasına nefret ve düşmanlık koymaktır” şeklinde konuştu.



“Afganistan halkı kardeşimiz ve dostumuzdur”


AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Taliban heyetinin Türkiye’yi ziyaret ettiğini ve kendilerine dostça nasihatler verdiklerini belirterek, “Afganistan Taliban heyeti Türkiye’ye geldi. Her vesileyle Taliban’a Türkiye olarak nasihatlarımızı söylüyoruz. Diyoruz ki, ‘bütün toplumsal kesimlerin tenzil edildiği, işin içerisinde olduğu kapsayıcı bir yönetim tarzını ortaya koyun, insanlara ayrımcılık yapmayın, kadınlara karşı ayrımcılık içerisinde olmayın, eğitim meselesini önemseyin’ bütün bunları dost bir millet olarak gördüğümüz Afgan halkının gelişmesi ve kalkınması için söylüyoruz. Çünkü bizim Afganistan’ı kimin yöneteceği ile ilgili bir kaygımız yoktur. Afgan halkının tamamı bizim kardeşimiz ve dostumuzdur” ifadelerine yer verdi.



“Gönül belediyeciliğini inşa ediyoruz”


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki ise yaptığı konuşmada, yapılan ve yapılacak olan yatırımları anlattı. Tüm dünyada ülkelerin pandemi sürecinde sıkıntılar çektiğini ve Türkiye’nin pandemi ile mücadelede üstün gayret gösterdiğini anlattı. Özhaseki, “Cumhurbaşkanımızın ifadesi ile ‘gönül belediyeciliğini’ hep birlikte inşa ediyoruz. Yani vatandaşlarımız ile birlikte, onların gönlünü alarak, onlara danışarak onların dertlerini dinleyerek, onların istekleri doğrultusunda dualarını alarak hizmet etmeye devam ediyoruz” diye konuştu.



“Türkiye’de muhalefet sorunu olduğu kesin”


Özhaseki, muhalefet partisi CHP’yi de eleştirerek, sözlerine şöyle devam etti:


“Bunları yaparken de aslında belediyecilikte ‘karşıda bir rakip var da, bizi de zorluyorlar o yüzden de bunları yapıyor’ değiliz. Yok, keşke olsa, karşıya en yakın parti CHP gözüküyor. Bu CHP’ye de Deniz Baykal sonrasında bir haller oldu. Eskiden Deniz Baykal, yerli ve milli bir insandı, ben hiç oy vermedim ayrı bir konu ama yerli ve milli olduğuna şahitlik ederiz. Kendine has bir takım ilkeleri vardı. Cumhuriyet’in temel ilkeleri, Atatürk’ün ilke ve inkılapları ile laiklik üzerinden bir muhalefet yürütürdü. Bir FETÖ operasyonu yaptılar, yerine Kılıçdaroğlu diye kişi getirdiler, her şeye müsait bir adam. 8-10 senedir 2 tane temel stratejileri var. Biri Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti karşıtlığı. Recep Tayyip Erdoğan gitsin de ne olursa olsun. Ne olacak gidince? Millet sizi seviyor mu ve oyunuzu yükseltiyor mu? Bir taraflarına İYİ Parti’yi, bir taraflarına da biraz utanarak söylemeye sıkıldıkları, arkada tutup kimse anlamaz diye düşündükleri HDP var. Bunun içinde ne kadar benzemez varsa, ne idealleri, ne inançları, ne bu ülke hakkındaki hiçbir görüşü birbirini tutmayan tüm gurupları bir araya topladılar. Muharrem İnce içlerinden ayrılıyor, onların yalancı olduğunu söylüyor. Kendi içlerinden bir adam bunu söylüyorsa, doğru söylüyor. Ne yazık ki böyle bir CHP ile karşı karşıyayız. Hakikaten bu ülkede bir muhalefet sorunu olduğu da kesin.”



“Türkiye’deki doğal kaynaklar sınırsız”


Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, toplantıda bulunan belediye başkanlarına seslenen Dr. Mehmet Hilmi Güler ise insan sayısının ve bütçenin sınırlı olduğunu ancak kaynakların sonsuz olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:


“Ben bugün burada size kaynak yönetimi noktasında yorum yapmak istiyorum. Kaynak sınırsız, insan sayısı ve bütçe sınırlı ama kaynakları istediğiniz gibi, kabiliyetinize bağlı olarak, bilginize bağlı olarak istediğiniz gibi sonsuza kadar uzatabilirsiniz. Bunun da en güzel yeri Karadeniz, Ordu ve bu bölge. Onun için burada kaynak üretiminde ne yapabileceğimize bakacağız. Ben bakanlığım döneminde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ismini, tabi kaynaklar ve enerji bakanlığı olarak kafamda değiştirdim. Boşa esen rüzgarlar, boşa akan sular, madenler, güneş enerjisi bunların hepsi kabiliyete bağlı olarak sonsuz kaynak, istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Atıklar bile aslında hep birer değer, bunları değerlendirmemiz lazım.”


Toplantının ikinci otumu basın mensuplarına kapalı olarak devam etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Başkan Özdoğan: "Annelerimiz, güçlü toplumun en sağlam temelidir" Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan; Anneler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, annelerin aile yapısının temel direği, sevginin ve fedakârlığın en güçlü temsilcisi olduğunu ifade etti. Başkan Bilal Özdoğan mesajında şu ifadelere yer verdi; "Hayatımızın her anında sevgisiyle yanımızda olan, fedakârlıklarıyla bizleri büyüten, ailemizin ve toplumumuzun temelini oluşturan tüm annelerimizin Anneler Günü’nü gönülden kutluyorum. Annelerimiz; merhametin, sabrın, şefkatin ve karşılıksız sevginin en güzel timsalidir. Geleceğe güvenle bakan güçlü bireylerin yetişmesinde en büyük pay yine annelerimize aittir." Başkan Özdoğan, annelerin sadece aile içinde değil toplumun her alanında önemli bir görev üstlendiğini belirterek; ""Annelerimiz, kültürümüzü, değerlerimizi ve birlik ruhumuzu gelecek nesillere aktaran en önemli hazinemizdir. Özellikle vatan uğruna evlatlarını toprağa veren şehit annelerimiz başta olmak üzere, fedakârlıklarıyla hayatımıza yön veren tüm annelerimize minnettarız. Onların duaları ve emekleri, güçlü bir toplumun en sağlam temelidir" değerlendirmesinde bulundu. Mesajının sonunda tüm annelere sağlık, huzur ve mutluluk dileklerini ileten Başkan Özdoğan; "Başta şehit ve gazi annelerimiz olmak üzere, ömrünü ailesine adayan tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor, ahirete irtihal etmiş annelerimizi rahmet ve minnetle anıyorum" ifadelerini kullandı.
Ankara Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
Kayseri Konuşmak için çağırdığı eşini boğazını keserek öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet Kayseri’de boşanma aşamasındaki eşini boğazını keserek öldüren sanık indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Kayseri’de boşanma aşamasında olduğu eşi Rabia A’yı defalarca bıçakladıktan sonra, boğazını keserek öldüren R.A.’nın yargılanmasına Kayseri 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık R.A ve avukatı ile öldürülen Rabia A.’nın anne-babası ve avukatlar katıldı. Duruşmada konuşan avukatlar; sanığın Rabia A.’yı canavarca hisle defalarca bıçakladıktan sonra boğazını keserek öldürdüğünü belirterek, verilecek cezada bu durumun göz önünde bulundurulmasını istedi. Sanığın önceki duruşmadaki ifadelerinin haksız tahrik indirimi almaya yönelik olduğunu belirten avukatlar, mahkeme heyetinden indirim uygulanmamasını talep etti. Rabia A.’nın babası sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını isterken annesi ise idam edilmesini istediğini söyledi. "Canavarca hisle yapmadım" Cinayeti canavarca hisle yapmadığını söyleyen R.A, savunmasında öldürdüğü eşinin ailesinin avukatların yönlendirmesiyle kendisinin aleyhinde ifade verdiğini öne sürdü. Eşini ve özgürlüğünü kaybettiğini belirten R.A. psikolojisinin bozuk olduğunu belirterek mahkemeden kendisini tedaviye göndermelerini talep etti. Yapılan yargılama sonucu mahkeme heyeti R.A.’yı boşanma aşamasındaki eşini öldürme suçunun sabit olduğuna hükmederek, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Kararı oy birliği ile alan mahkeme heyeti R.A’ya ayrıca bıçak taşıdığı için 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan de 8 ay hapis ve 5 bin lira para cezasına hükmetti. Olay Melikgazi ilçesinde 14 Kasım 2025’te meydana gelen olayda R.A. konuşmak için çağırdığı boşanma aşamasındaki eşi Rabia A.’yı sokak ortasında bıçaklayarak öldürdü. Olay sonrası kaçan şüpheli R.A., polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, istiklaline kast edeceklerin bileğini bükecek kudrete sahiptir" Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, istiklaline kast edeceklerin bileğini bükecek kudrete sahiptir" - "İmzalanan 182 anlaşma ile toplam 8 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşıldı" "Bugün Türkiye yeni nesi savaş, uçağını, SİHA’larını, elektronik harp sistemlerini, tankını, savaş gemilerini inşa eden, denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her alanda yazılım ve kendi sistemleri yapan bir ülkedir"- "Türkiye Savunma Sanayi’nde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlığımızı tersine çevirdik. 2025 yılında ihracatta ilk defa yılda 10 milyar doların üzerine çıktık"- "Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ihracatımız Nisan ayında 962 milyon dolara çıktı. Geçen yıla göre yüzde 28 artış oldu. İlk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik"- "Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda ilk 10 ülke arasına girmek"- "Dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmak kolay olmadı. Ambargolarla kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemleri vermedikleri günler oldu. Sadece dışardan değil içerden de ihanete, kumpasa maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş Truva atlarının sabotajları ile mücadele ettik"- "Kimi zaman ekonomiyi eğip bükerek, kimi zaman "balıklar ürküyor" gibi komik hamlelerle savunma sanayimizi engellemeye çalıştılar" (İSTANBUL) - İstanbul Fuar Merkezinde düzenlenen SAHA EXPO 2026 kapanış programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İmzalanan 182 anlaşma ile toplam 8 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşıldı. Türk Savunma Sanayi artık yalnızca bölgesinde değil dünyada rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen bir ekosistem haline gelmiştir" dedi.