SAĞLIK - 21 Aralık 2021 Salı 10:13

Prof. Dr. Enginyurt: “Aşılı olmak korona virüsü taşımadığımız anlamına gelmiyor”

A
A
A
Prof. Dr. Enginyurt: “Aşılı olmak korona virüsü taşımadığımız anlamına gelmiyor”

Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof.

Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Enginyurt, kış aylarında korona virüs vakalarının yükseldiğini belirterek, “Kapalı ortamlardan uzak durmalıyız. Özellikle aşılı olan insanlarda özgüven var, aşılı olmak virüsü taşımadığımız anlamına gelmiyor” dedi.


Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, en az iki doz aşı yaptıran nüfusa oranla illeri paylaştı. Bakan Koca’nın paylaştığı tabloya göre Ordu, yüzde 85,7’lik oran ile Türkiye’de nüfusa oranla en fazla aşı yapılan il olurken, Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Enginyurt, aynı zamanda Ordu’da yükselişte olan vakaların sebebinin, insanların aşılı olmalarına güvenip, kapalı ortamlarda fazla bulunmalarının ve kurallara uymamalarından kaynaklandığını söyledi.



“Ordu’daki vaka artışlarının sebebi insanların aşıya güvenip, kapalı ortamda çok bulunmaları”


Prof. Dr. Özgür Enginyurt, kış aylarının gelmesi ve havaların soğumasının, korona virüsün çoğalma hızını arttırdığını söyledi. Soğuk havalarda kapalı ortamlarda geçirilen zamanın yayılımı çoğalttığını kaydeden Enginyurt, “Kapalı alanlarda sosyal mesafeye dikkat etmiyoruz. Özellikle Ordu’daki vaka artışının sebebi, vatandaşlarımızın aşılı olduklarını düşünerek kapalı ortamları sık kullanması. Sosyal mesafenin yanında sosyal zamana da dikkat etmemiz gerekiyor. Kapalı ortamlarda geçirdiğimiz zamanı kısıtlı tutmamız gerekiyor. Kış aylarında her türlü kapalı ortam bizim için tehlike arz ediyor. Çünkü kapalı ortamda zaman geçiren insan sayısı artık arttı. Sadece ihtiyaçlarımızı karşılamak için kısa bir süre kapalı ortamlarda bulunmamız gerekiyor” dedi.



“Aşılı olmamız, virüsü taşımayacağımız anlamına gelmiyor, pandemiden kurtulmak için tüm dünyanın aşılı olması gerekiyor”


Korona virüs ile mücadelede aşının son derece önemli olduğunu ancak aşılı olan insanların da virüsü taşıyabileceğini ifade eden Enginyurt, “Aşılı olmamız, virüsü taşımayacağımız anlamına gelmiyor. Artık vatandaşlarımızın 6 ayda bir aşı yaptırmaları gerektiğini ve gündemdeki aşıyı yaptırmayı gerektiğini muhakkak bilmeleri gerekiyor. Avrupa’da tamamıyla kapanmaya giden ülkeler oldu ve Hollanda tamamen kapandı. Pandemiden kurtulabilmemiz için tüm dünyanın aşılı olması gerekiyor. Aşı olmayan toplumlardan mutasyonun çıkacağını söylemiştim ve bu varyantlar Güney Afrika’dan çıktı. Aşılanma tamamen tüm dünyada bitmediği sürece biz pandemiden kurtulamayız. Bununla yaşamaya devam edeceğiz. Artık maalesef pandeminin ne zaman biteceğinin süresini söyleyemiyorum. Aşılanmaya 6 ayda bir devam edeceğiz” şeklinde konuştu.



“Ordu’da aşılı vatandaşlarda fazladan bir özgüven var”


“Karadeniz Bölgesi’nde bizim halkımız sosyalleşmeyi çok seviyor. Ordulularda ve özellikle aşılı olan vatandaşlarda fazladan bir özgüven var” diyen Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Enginyurt, şu ifadelere yer verdi:


“Benim izlediğim vakalarda maalesef kaybettiğimiz vatandaşlar aşısız olanlar ve hastanede yoğun bakıma da yatanlar maalesef aşısız kişiler. Aşılı olmak bizi hastalıktan korumayacak, hastaneye yatıştan koruyacak. Vatandaşlarımız şunu anlamalı, eğer bu virüs herkesi hasta etseydi dünyada insan ırkı kalmazdı. ‘Benim yakınım hastalandı ama çok rahat geçirdi’ demek virüsün tehlikesiz olduğu anlamına gelmiyor. Bu hastalık 10 kişiden birinde ağır geçiyor. Artık kaçışımız yok kurallara ve kapalı ortamlarda çok az bulunmamız gerekiyor. Grip olduğunu hisseden eden herkes muhakkak test yaptırsın çünkü bizim ayrıştırabilmemiz tamamen teste bağlı. Grip semptomu ile korona virüs semptomu birbirine çok uyuyor. O yüzden sağlık çalışanlarının bile bunu ayırt etmesi mümkün değil, tek çaremiz test yaptırarak korona virüs olup olmadığımız anlamak.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.