ASAYİŞ - 02 Kasım 2022 Çarşamba 13:25

Yaşlı adama çarparak ölümüne yol açan sürücü yakalandı

A
A
A
Yaşlı adama çarparak ölümüne yol açan sürücü yakalandı

Ordu’nun Altınordu ilçesinde yaşlı adama çarparak ölümüne yol açan sürücü yakalandı.

Ordu’nun Altınordu ilçesinde yaşlı adama çarparak ölümüne yol açan sürücü yakalandı.


Altınordu ilçesi Ordu-Ulubey karayolu Şehitlik mevkisinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir araç yol kenarında yaya olarak bulunan D.A.C. (77) adlı yaşlı adama çarparak ölümüne yol açtı. Yaşlı adamın ölümüne sebep olan aracın bulunması için çalışma başlatan jandarma suç araştırma timleri (JASAT) ve asayiş timleri kaza mahallinde kazaya karışan araca ait parçalar buldu.


Bu parçaların detaylı incelenmesi ve araştırmaları sonucunda yaşlı adamın ölümüne sebep olan araç Altınordu ilçesi Kuylu Mahallesi’nde bir evin önünde kazalı durumda ve park halinde bulundu. Kazaya ait olay yerinden alınan araç parçaları ile mukayese edildiğinde evin önündeki araçla bire bir örtüştüğü tespit edildi.


Aracı kullandığı belirlenen şüpheli N.Ö. (52) adlı şahsın alkollü olduğu belirlendi. Trafik kazası sonucu ‘taksirle öldürme’ suçundan gözaltına alınan ve mahkemeye çıkarılan N.Ö. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun "Dijital oyunlarda şiddet, çocuklarda saldırganlığı tetikleyebilir" Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti. Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Liv Hospital Samsun’dan Psk. Ozan Yazıcı, "Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir" dedi. "Saldırganlık tamamen anormal değildir" Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Şiddet daha yıkıcı bir boyuttur" Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi. "Çocuklar gördüklerini taklit eder" Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı. "Şiddet içerikli oyunlar tehlikeli bir algı oluşturabilir" Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi. "Duyarsızlaşma ve empati kaybı görülebilir" Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi. "Davranış değişiklikleri dikkat çekiyor" Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı. "Yasaklamak değil, yönetmek gerekiyor" Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu. "Ekrandaki davranışlar gerçek hayata yansıyabilir" Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
Muş Muş’ta çiğ süt soğuk zincir projesi hayata geçti Muş’un Yeşilova beldesinde kurulan süt toplama merkeziyle birlikte çiğ süt, piyasanın üzerinde 24 TL’den alınmaya başlandı. Muş’un Yeşilova beldesinde süt toplama merkezinin faaliyete geçmesiyle birlikte üreticiler rahat bir nefes aldı. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında, çiğ sütler piyasa fiyatının üzerinde değerlendirilerek çiftçiye ekonomik katkı sağlanıyor. Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA)’nın finansman desteğiyle hayata geçirilen "Çiğ Süt Soğuk Zincir Projesi" kapsamında köylerde üretilen sütler modern sistemlerle toplanarak soğuk zincirle muhafaza ediliyor. Normal şartlarda mandıralarda yaklaşık 16 TL’den alıcı bulan süt, bu proje sayesinde 24 TL’den üreticiden alınmaya başlandı. Piyasanın üzerinde belirlenen alım fiyatı, özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin yüzünü güldürürken, projenin bölge genelinde yaygınlaştırılmasıyla hayvancılık sektörüne önemli katkı sunması bekleniyor. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cemal Aral, Merkezlerde toplanan sütlerin, paydaşlar ve üreticilerle yapılan anlaşmalar doğrultusunda gerçek değeri üzerinden alındığını ifade ederek, "Bugün çiftçilerimizle birlikte kurduğumuz süt toplama merkezlerinde, Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (DAKA) katkılarıyla süt toplama merkezlerini hayata geçirdik ve sütleri burada topluyoruz. Gerek paydaşlarımızla gerek çiftçilerimizle yaptığımız anlaşmalar doğrultusunda sütün değeri ne ise o fiyattan alıyoruz. Mandıralar sütü 14-15 liradan alırken, Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyat ne ise biz de o fiyattan alıyoruz. Bunun altında asla alım yapmıyoruz. Bu da çiftçinin kazancıdır. Çiftçi sütten para kazandıkça hayvancılığını genişletiyor ve hayvan sayısında artış yapıyor. Sütün yağ oranı ne kadar yüksek olursa fiyat da o kadar yükseliyor. Şu anda 4 yerde süt toplama merkezimiz var. Bu merkezlerin sayısını yavaş yavaş 17’ye çıkarmayı hedefliyoruz. İlerleyen süreçte daha da artırmayı ve tüm köylerde açmayı düşünüyoruz" dedi. Yeşilova Kültür Mahallesi Muhtarı Ömer Karabulut ise "Ben de daha önce sabahları, burası açılmadan önce sütümü mandıraya veriyordum. Tabii ki bu durum bizim için büyük bir memnuniyet oldu. Devletin verdiği desteklerden gayet memnunuz. Bu desteklerle birlikte hayvancılığımız artmıştır. İnşallah bu şekilde devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
İstanbul Aziz Yıldırım: "Fenerbahçe’de yapılan her şeyi Aziz Yıldırım ve arkadaşları yapmıştır" Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, kulübün kendi özüne dönmesi gerektiğini ifade etti. Kulübün mali durumlarını yönetimin tek tek anlatması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Tek tek bunları konuşalım, yönetime destek olalım. Fenerbahçe’de yapılan her şeyi Aziz Yıldırım ve arkadaşları, 1998 yılından sonra yapmıştır. Onların malları, mülklerini satarak bizleri unutturamazsınız" dedi. Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu nisan ayı toplantısı, Fenerbahçe Spor Kulübü Faruk Ilgaz Tesisleri’nde gerçekleştiriliyor. Toplantıya katılım sağlayan sarı-lacivertlilerin eski başkanı Aziz Yıldırım açıklamalarda bulundu. Mevcut yönetime mali rakamlarla ilgili sorular sorarak çözüm alternatifleri sunan Yıldırım, "Aslında bugün gelmeyecektim. Çünkü Divan Kurulu Fenerbahçe akil insanların olduğu toplumdur. Biz burada birlik beraberlik veya onun gibi sözlerle gündem geçirecek gibi konuşamayız. Biz burada Fenerbahçe dertlerini konuşmalıyız. Ama biz hiçbir şey söylemiyoruz. Fenerbahçe 2018 yılında 400 milyon Euro borcu olduğunu söyledim. 1 milyar 950 milyon Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının borcu vardı, bunun karşılığı da bugün değerini gördüğünüz mal varlıkları. 1 milyar 250 milyon da bundan önceki yönetimin yaptığı borç vardı. İkisinin toplamı 3 milyar 2 milyon. Bankalar Birliği ile anlaştılar ve süreç başladı. 650 milyon Euro borç olduğunu söylediler, nerede o yalancılar? Geldiğimiz noktada Sadettin Bey’den rica ediyorum. Gelin açık açık her şeyi açıklayın, bırakın 2018, 2019’u. Bugün ne yaptınız, bunları anlatın, insanlar ikna olsun. Fenerbahçe çürümüşlüğün içindedir. Bu çürümüşlükten kurtulması için ne yapması lazım? Arınması lazım. Fenerbahçe’nin içerisinde eğer diğer kulüplerden üyeler varsa sicil kurulları bunları tespit etmeli. Yönetim de bunları göndermelidir. Kulüp kendi özüne dönmelidir. Seçim kazanmak için üye olanlar varsa ayrılmalı, gitmiyorsa da kulüp atmalıdır. FETÖ’cüleri kulüp atmalıdır. 3 Temmuz ile bugünleri karıştırmak kadar büyük hata olamaz. 3 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanet eden onu ortadan kaldırmaya çalışan örgütle Fenerbahçe camiasının mücadelesidir. Bunu herkes iyi bilsin. Aziz Yıldırım davası falan değildir. Fenerbahçe’nin davasıdır. Çünkü askerleri 2007’den sonra Balyoz, Ergenekon, kuzey, güney davaları ile yok edenler, polisi ele geçirenler bu ülkenin en güçlü spor kulübü olan ve Fenerbahçe Cumhuriyeti olan burayı ele geçirmek için operasyon yapmışlardır. Bu operasyon yalnız benim şahsıma değil, Fenerbahçe camiasınadır. Onun için hepiniz 3 Temmuz ile ilgili başka şekilde durmamız lazım. 3 Temmuz devam ediyor. Aziz Yıldırım’ı suçladıkları neydi 650 milyon Euro. Ödedikleri 100 milyon Euro. Bu borcu nasıl ödeyeceksiniz, gelin anlatın. 340 milyon Euro para ödedik diyorsunuz, bu para nereden geldi? Kolejin arsası; bu kadar para gelecek. Bu kadar harcayacağız deyin. Transferler; sizi uyarıyorum. Siz geçici bir yönetimsiniz. Başkan gelip, burada kendi durumunu açıklamalı. Fenerbahçe camiası boşta kalmamalı, biz destekleriz. Transferle ilgili 1997 yılında hiçbir yönetici vasfım yokken 25 tane Fenerbahçe’nin değerli futbolcusuyla vakıf kurduk. İçinde ben yokum. Onların 15 tanesi bu dünyadan göç etti, hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Bu vakıf Oğuz Çetin başkanlığında kuruldu. Cemil Turan onursal başkan olarak duruyor. Diğer tüm sporcular Fenerbahçe’ye katkı sağlamış, oradalar. Bunları çağıracaksınız, oturtacaksınız, bakacaklar gönderecekler ama transferi siz yapacaksınız. Onlar seçecekler. Biz 2010 yılında Aykut Kocaman sportif direktörken bunu uyguladık. Brezilya’ya Cristian’ı almaya gitti. Sol tarafta oynayan Andre Santos’u buldu getirdi. Bu insanlardan faydalansın Fenerbahçe. Bu fayda hem onlara hem camiaya büyük güç katacaktır. Bunu dikkate almanızı rica ediyorum. Bu sporcuları alın Brezilya, Uruguay, Arjantin, Avrupa’ya gitsinler. Bunlar bu işi bilirler. Oradan oyuncu seçsinler. İstediğiniz mevkilere, siz de gidin satın alın. Sakın yaşlı adam almayın. Bu Sidiki’yi kim aldı? Hangi akıl aldı? Yazık. Kante’nin bedelini gelin anlatın. Ben senede 150 milyon Euro kazanmıyorum. Sizden önceki daha beter; Nene. Dün stada gelen insanların o umutları, onların heyecanı hepsi bitti. Kızım telefon açıyor. ’Bana ne olacak’ diyor. ’Üzülme’ diyorum" ifadelerini kullandı. "Fenerbahçe’de yapılan her şeyi Aziz Yıldırım ve arkadaşları yapmıştır" Fenerbahçe’de üniversitenin kendisi adına kanayan yara olduğunu belirten Aziz Yıldırım, "10 sene uğraştım. Üniversite önemli, gerekirse hep beraber bir araya gelelim. Bir çözüm üretelim ve bütün varlığını kulübe tekrar kazandıralım. Fenerbahçe’nin bir şeye karar vermesi lazım. Gelir-gider bütçelerinin denkleştirilmesi. Eğer gelir-gider bütçelerini denkleştiremezseniz, 10 sene sonra bugünkü borcun yüzde 100 katına ulaşır. Kimse ödeyemez. Götürür kulübün anahtarını devredersiniz. Amatör şubeler; arkadaşlarımla ben yaptık. Bugün yanlış yaptık. Geliri yok, gideri var. Onun giderlerini kapatmak için 50 tane operasyon yaptık. Stadın ismini 90 milyon dolara Ülker’e sattım. Paranın 30 milyonunu erkek basketbol takımının Ülker’den aldığı borç vardı. Sonra Avrupa şampiyonu oldu. 60 milyon kaldı. 45 milyon doları harcadık. Amatörlerin gelir-giderlerine bakmak lazım. Hepsi için tek tek mali kongre yapmak lazım. Orada insanlara sormak lazım. Ben sordum erkek basketbolla ilgili cevap çıkmadı ve devam ettik. Borçlandık. Onun için tek tek bunları konuşalım, yönetime destek olalım. Fenerbahçe’de yapılan her şeyi Aziz Yıldırım ve arkadaşları, 1998 yılından sonra yapmıştır. Onların malları, mülklerini satarak bizleri unutturamazsınız. Bugün Atatürk’ü kimse unutmuyorsa bizi de kimse unutmayacaktır" diye konuştu.
Şanlıurfa Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Eroğlu: "Çeşitli salgın hastalıkların gelecekte de yaşanacağı ifade ediliyor" Türk Veteriner Hekimler Birliği Bölge Toplantısı’nın 4’üncüsü Şanlıurfa’da düzenlendi. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, küresel ısınma, iklim değişiklikleri ve doğal alanların tahribatı gibi sorunların gelecekte de Covid-19 gibi salgın hastalıkların yaşanacağını bilimsel olarak ifade ettiğini söyledi. Türk Veteriner Hekimler Birliği Bölge Toplantısı’nın 4’üncüsü Şanlıurfa’da düzenlendi. Bölgenin oda başkanlarının katıldığı toplantıda, veteriner hekimler mesleğin sorunları ve hayvancılık politikalarını masaya yatırdı. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak 7 bölgede, bölge toplantıları yapıyoruz. Yöredeki odalarımız katılıyor. İlk üçünü yaptık, dördüncüsü bugün Şanlıurfa’da düzenleniyor. Daha sonra Kastamonu, Rize ve Muş’ta bitecek. Toplantılar vesilesi ile sahadaki arkadaşlarımız, oda başkanlarımızın mesleğimizin sorunları, bölgedeki hayvancılık, veteriner hekimlerin sorumlulukları, görevleri hakkında çalışmalar yapacağız. Ben öncelikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve ailelerine başsağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum. Bir daha böyle acı olayların yaşanmasını kesinlikle istemiyoruz. Veteriner hekimler hem insan sağlığı hem hayvan sağlığı hem de çevre sağlığı konusunda çalışmalar yapan meslek grubudur. Bizim ülkemizde hayvancılığımızla ilgili çeşitli sorunlar yaşıyoruz. Veteriner hekimler hayvancılığın aktörü olan hayvancılıkla ilgili konularda temel meslek grubu, özellikle hastalıklara karşı koruyucu çalışmalar ve hastalıklarla mücadelede aktif rol oynuyor. Özellikle hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda çalışmalar yürütüyoruz. Biliyorsunuz Covid-19 gibi bütün dünyayı etkileyen bir salgın yaşandı. Küresel ısınma, iklim değişiklikleri, doğal alanların tahribatı gibi durumlara baktığımızda çeşitli salgın hastalıkların gelecekte de yaşanacağı ifade ediliyor. İşte bunlara karşı veteriner hekimler önemli görevler yapıyorlar. Bu konular üzerinde yaptığımız çalışmaları devletin çeşitli makamlarına, Tarım ve Orman Bakanlığı’na, Sağlık Bakanlığı’na, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ve İçişleri Bakanlığı’na sunuyoruz. Sahipsiz hayvanlar konusu var, zaman zaman çok acı olaylar yaşanıyor. Bütün bunları bu toplantılarda görüşüyoruz" ifadelerini kullandı. Toplantı, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti.
Samsun Alaçam’dan Torino’ya: Selma Kalanç milli formayla zirve peşinde Samsunspor Bocce Takımı sporcusu Dr. Selma Kalanç, Ankara’da düzenlenen seçmelerde zirveye çıkarak Akdeniz Oyunları’nda Türkiye’yi temsil etme hakkı kazandı. Genç sporcu, şimdi gözünü İtalya’da kürsünün zirvesine dikti. 15-18 Nisan tarihleri arasında Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde düzenlenen Raffa Akdeniz Oyunları milli takım seçmeleri tamamlandı. Türkiye’nin farklı illerinden 24 sporcunun katıldığı organizasyon, dört gün boyunca yoğun ve çekişmeli müsabakalara sahne oldu. Seçmeler sonucunda, Samsunspor Bocce Takımı sporcusu Dr. Selma Kalanç ile Bingöl ili sporcusu Şevval Akcanlı’dan oluşan Raffa Büyük Kadınlar Takımı, birinciliği elde ederek 21 Ağustos - 3 Eylül tarihleri arasında İtalya’nın Torino kentinde gerçekleştirilecek Akdeniz Oyunları’nda Türkiye’yi temsil etme hakkı kazandı. Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi olan Dr. Selma Kalanç, Samsun’un Alaçam ilçesinde küçük yaşlarda bocce sporuna başladı. Başarılı sporcu, antrenörü Gökhan Bozdemir eşliğinde uzun süredir yoğun bir hazırlık süreci geçirdi. Beden eğitimi öğretmeni ve Bocce Milli Takım Antrenörü Gökhan Bozdemir, sürece ilişkin yaptığı açıklamada, "Aylarca süren yoğun bir antrenman programıyla Akdeniz Oyunları milli takım seçmelerine hazırlandık. Çok şükür emeklerimizin karşılığını aldık" dedi. Selma Kalanç’ın hem akademik hem sportif başarılarıyla örnek bir sporcu olduğunu vurgulayan Bozdemir, "Alaçam’ın köylerinden gelen ve küçük yaşta bu spora başlayan sporcularımdan biri olan Selma, kendinden küçük sporculara akademik başarı ile sporun birlikte yürütülebileceğini kanıtlıyor. Tüm sporcularımla gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı. Bozdemir ayrıca, "İnşallah 21 Ağustos - 3 Eylül tarihleri arasında İtalya’da düzenlenecek Akdeniz Oyunları’nda ülkemize altın madalya kazandırıp, kürsüde İstiklal Marşı’mızı okutabiliriz. Bize destek olan herkese şahsım ve sporcularım adına teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Milli sporcu Selma Kalanç’ın, önümüzdeki süreçte Akdeniz Oyunları’na yönelik kamp programına katılacağı ve hazırlıklarını milli takım düzeyinde sürdüreceği öğrenildi. Disiplinli çalışması ve azmiyle dikkat çeken Kalanç’ın, uluslararası arenada da önemli bir başarıya imza atması bekleniyor. Elde ettiği başarıyla Samsun ve Alaçam’ın gururu olan genç sporcu, hem eğitim hayatındaki başarısı hem de spor kariyerindeki yükselişiyle örnek olmaya devam ediyor. Selma Kalanç’ın Akdeniz Oyunları’nda göstereceği performans, şimdiden merakla bekleniyor.