EKONOMİ - 16 Ocak 2024 Salı 16:24

Bakan Yardımcısı İnan: “Kişi başı gelirin artarak 40 bin dolar seviyelerine çıkması gerekiyor”

A
A
A
Bakan Yardımcısı İnan: “Kişi başı gelirin artarak 40 bin dolar seviyelerine çıkması gerekiyor”

Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, Türkiye’de kişi başı gelirin 10 bin doları geçmeye başladığını belirterek, “Gitmemiz gereken yerler 20, 30, 40 bin dolarlar. Hakikaten hızlı bir fark kapatma dönemine girmemiz gerekiyor. Bu da birkaç açıdan bugüne kadar geldiğimiz temponun dışına çıkıp, sıçramalar yaparak adımlar atmamızı gerektiriyor” dedi.


Ordu Ticaret ve Sanayi Odası’nda Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, Ordu Valisi Muammer Erol, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Celal Tezcan, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Osman Zeki Ardahanlıoğlu, protokol üyeleri ile ilgililer ve iş adamlarının katılımı ile ‘Ordu Sanayici Buluşmaları’ toplantısı düzenlendi. Program, saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.


“Kişi başı gelirin 40 bin dolar seviyelerine çıkması gerekiyor”


Programda konuşan Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, “Bildiğiniz üzere bir sıçrama dönemine ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim. Ülkemiz 10 bin dolar kişi başı geliri yakaladı ve geçiyor ama gitmemiz gereken yerler 20, 30, 40 bin dolarlar. Hakikaten hızlı bir fark kapatma dönemine girmemiz gerekiyor. Bu da birkaç açıdan bugüne kadar geldiğimiz temponun dışına çıkıp, sıçramalar yaparak adımlar atmamızı gerektiriyor” diye konuştu.


“Sanayi alanlarının oluşturulmasında önümüzdeki 5 yıl içinde 2 katına çıkarma hedefini koyduk”


Bakan Yardımcısı İnan, birçok alanda büyüme yolunda altyapı, sanayi alanları ve liman gibi engellere takıldıklarını belirterek, “Devletin üzerine düşen, bizlerin üzerine düşen görevler var. Daha topraktan, alandan başlayarak demiryolları, karayolları, limanlar, enerji alt yapısı. Hakikaten şu anda birçok alanda büyüyeceğimizde ya altyapıya, ya sanayi alanlarına takılıyoruz, ya da limana takılıyoruz. Bir alt yapımızın kapasitesini doldurduğumuz birçok açıdan hissediliyor. Bu anlamda hakikaten sanayi alanlarının oluşturulmasında önümüzdeki 5 yıl içinde 2 katına çıkarma hedefini koyduk. İnşallah bunun Karadeniz’deki yansıması 2 katından da daha fazla olur. Bütün Türkiye’yi gezdiğimizde Karadeniz’deki sıkışıklık, başka yerlerde ki sıkışıklıklara benzemiyor. Buranın kendi doğal dinamikleri gereği de öyle” ifadelerine yer verdi.


Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, şunları söyledi:


“Küresel rekabette bir ölçek meydan okuması var. Gelişmiş ülkelerdeki rakiplerimiz büyük ölçekli şirketlerle giderken az önce tarımı da biraz konuştuk. Tarımda da benzer bir ölçek problemimiz var. Biraz daha ortaklıklar, konsolidasyonlar, yurt içi, yurt dışı birliktelikler üzerine kafa yorup, bu ölçeğimizi küresel ringe çıkarken ölçeğimizi nasıl büyütürüz diye hep beraber kafa yormamız lazım. Bu ölçek büyütme, konsolidasyonlar beraberinde başka bir meydan okumayı getiriyor. O da gerçekten bizim millet olarak daha çok kas geliştirmemiz gereken bir kurumlaşma kapasitesi meselesi. Hakikaten ölçeğimizi büyültürken de kurumlarımızı daha sonraki nesillere sağlıklı bir şekilde aktaracak mekanizmaları, sistemleri kurup insanların etkisini tabii ki güçlü liderlikler her zaman büyük değerler katar ama kurumlaşma kapasitemize de hep beraber kafa yormamız lazım.”


Toplantı soru-cevap şeklinde devam etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.