SAĞLIK - 27 Ekim 2025 Pazartesi 09:14

Doç. Dr. Ekiz: "İrritabl bağırsak sendromu yaşam kalitesini düşürüyor"

A
A
A
Doç. Dr. Ekiz: "İrritabl bağırsak sendromu yaşam kalitesini düşürüyor"

İrritabl bağırsak sendromunun (IBS) bağırsaklarda yapısal bir hasar olmadan gelişen, fonksiyonel bir sindirim sistemi hastalığı olduğunu belirten Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, "İrritabl Bağırsak Sendromu, bağırsak hareketlerinin ve duyarlılığının bozulması sonucu ortaya çıkar. Hastalar çoğu zaman karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal ya da kabızlık şikayetleriyle başvurur. Ancak bu belirtiler genellikle psikolojik kaynaklı sanılıp ihmal ediliyor. Oysa IBS, ciddi bir yaşam kalitesi kaybına neden olabilen kronik bir hastalıktır" dedi.



Medical Park Ordu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, IBS hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. IBS’nin bağırsaklarda yapısal bir hasar olmadan gelişen fonksiyonel bir sindirim sistemi hastalığı olduğunu belirten Doç. Dr. Fuat Ekiz, "Bu hastalık bağırsak hareketlerinin ve duyarlılığının bozulması sonucu ortaya çıkar. Hastalar çoğu zaman karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal ya da kabızlık şikayetleriyle başvurur. Ancak bu belirtiler genellikle psikolojik kaynaklı sanılıp ihmal ediliyor. Oysa IBS, ciddi bir yaşam kalitesi kaybına neden olabilen kronik bir hastalıktır" ifadelerine yer verdi.



"Beslenme alışkanlıkları da etkili olabilir"


Stresin, hastalığın belirtilerini artıran bir faktör olduğunu ancak tek başına neden olmadığını ifade eden Doç. Dr. Ekiz, "Stres, IBS’nin alevlenmesini tetikler fakat tek neden değildir. Genetik yatkınlık, beslenme alışkanlıkları, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlikler ve geçirilmiş enfeksiyonlar da etkili olabilir. Bu yüzden hastalığı yalnızca ‘psikolojik’ görmek doğru değildir" diye konuştu.



"Tedavi her hastaya göre planlanmalı"


IBS’de tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Ekiz, "Tedavide hastanın semptomlarına, yaşam tarzına ve beslenme alışkanlıklarına göre yol izlenir. Diyet düzenlemesi, gaz yapan ve bağırsak hareketlerini etkileyen gıdaların azaltılması, gerekirse probiyotik ve lif takviyeleri kullanılabilir. Stres yönetimi ve düzenli egzersiz de tedavinin önemli parçalarıdır" ifadelerini kullandı.



"3 aydan uzun süren şikayetlerde uzman desteği alınmalı"


Hastalığın genellikle dalgalı bir seyir izlediğini belirten Doç. Dr. Ekiz, uzun süren sindirim sistemi şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, şu uyarılarda bulundu:


"Eğer karın ağrısı, gaz, şişkinlik veya dışkılama değişiklikleri 3 aydan uzun sürüyorsa mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır. Erken tanı, hem hastalığın kontrol altına alınmasını kolaylaştırır hem de gereksiz endişe ve yanlış tedavilerin önüne geçer."



"Dengeli beslenme ve hareketli yaşam önemli"


Bağırsak sağlığının korunması için dengeli beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli egzersiz ve stres kontrolünün büyük önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Ekiz, vatandaşlara bağırsak sağlığını korumaya yönelik yaşam tarzı değişiklikleri konusunda farkındalık çağrısında bulundu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun "Ramazan’da 3 öğün beslenilmeli" Diyetisyen Tuba Yıldırım, Ramazan’da doğru beslenme hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, "Ramazan’da öğünlerinizi genel olarak iftar, ara öğün ve sahur şeklinde düzenleyebilirsiniz. Böylece gün içinde almanız gereken besin ögelerini üç öğüne bölmüş ve dengeli beslenmiş olursunuz" dedi. Ramazan ayında uzun saatler aç ve susuz kaldığımız ve beslenme düzenimizin oldukça değiştiği için bu dönemde dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirten Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Diyetisyen Tuba Yıldırım, "Ramazan’da öğünlerinizi genel olarak sahur, iftar ve ara öğün şeklinde düzenleyebilirsiniz. Böylece gün içinde almanız gereken besin ögelerini üç öğüne bölmüş ve dengeli beslenmiş olursunuz" diye konuştu. Sağlıklı beslenmenin hayatın her döneminde önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Dyt. Yıldırım, "Ramazan ayı uzun saatler aç ve susuz kaldığımız, beslenme düzenimiz oldukça değiştiği için bu dönemde dengeli beslenme büyük önem taşıyor. Normal günlerde, herhangi bir öğünde eksik aldığımız bir besin ögesini gün içinde ara öğünlerde veya diğer ana öğünlerde tamamlama fırsatımız oluyor. Ancak Ramazan ayında öğün sayımız sınırlanıyor. Dengeli beslenme her zaman çok önemli ama özellikle Ramazan ayında daha enerjik ve sağlıklı olabilmek için düzenli ve dengeli beslenme gereklidir" diye konuştu. Dyt. Yıldırım, Ramazan’da doğru beslenme önerilerini şöyle sıraladı: "Ramazan’da öğünlerinizi genel olarak sahur, iftar ve ara öğün şeklinde düzenleyebilirsiniz. Böylece gün içinde almanız gereken besin ögelerini üç öğüne bölmüş ve dengeli beslenmiş olursunuz. Sahur yapma alışkanlığı sayesinde hem açlık süreniz azalır hem de metabolizma hızınızı korumuş olursunuz. Sahurda yumurta, ceviz, peynir, avokado ve mevsim söğüşlerini içeren hafif bir kahvaltı veya yoğurt, yulaf, taze meyve, çiğ kuruyemişlerden hazırlanan sağlıklı bir kase tercih edebilirsiniz. İftar öğünü de en az sahur kadar önemlidir. Orucu bir hurma ve su ile açtıktan sonra çorba ve renkli bir salata ile devam edip, sonrasında ana yemeğe geçebilirsiniz. İftarda uzun açlık döneminden sonra midenizi hızlı bir şekilde doldurmak ani tansiyon ve şeker yükselmelerine, mide barsak rahatsızlıklarına sebep olduğu için iftardan sahura kadar öğün sayısını artırıp, aralıklarla beslenmeye özen gösteriniz. Tatlı seçiminizi iftardan hemen sonra yapmak yerine bir iki saat sonra ara öğün şeklinde hafif sütlü tatlılardan tercih etmek sağlıklı olacaktır. İftardan sonra tatlı isteklerinde kahve ve hurma ikilisi kan şekerini dengelemeye ve tatlı yeme ihtiyacını azaltmaya yardımcı olacaktır. Ramazan’da hareketsizlik, bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına neden olabilir. İftardan sonra bir saatlik yürüyüşler yapmak sindirimi kolaylaştırır. İftardan sahura kadar ortalama en az iki litre su içmelisiniz. Bir şişe soda ve bir bardak bitki çayı da sindirim sisteminize iyi gelecektir."
Uşak Uşak’ın yeni Valisi Serdar Kartal görevine başladı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararname ile İçişleri Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığından Uşak Valiliğine atanan Serdar Kartal görevine başladı. Uşak Valiliğine atanan Serdar Kartal için valilik binasında karşılama töreni düzenlendi. Tören mangasını selamlayan Kartal, vali yardımcıları ve kurum müdürleriyle tanıştıktan sonra Valilik binasına geçti. Burada açıklamalarda bulunan Vali Kartal; "Göreve başlarken, böylesine derin bir kültüre, güçlü bir birlik ruhuna ve yükselen bir kalkınma dinamizmine sahip Uşak ilinde hizmet edecek olmanın ağır fakat onurlu sorumluluğunu yüreğimde hissettiğimi belirtmek istiyorum. Bu birikimi koruyarak ve daha da ileriye taşıyarak, sanayisiyle üreten, tarımıyla bereketlenen, gençleriyle güçlenen ve her bir hemşehrisini kucaklayan bir Uşak hedefiyle kararlılıkla yol alacağız." dedi. Kartal sözlerine şöyle devam etti; "Uşak’ın huzurunu, refahını ve geleceğini daha da güçlendirmek için var gücümüzle çalışacağız. Sizlerin talep ve önerileri bizler için yol gösterici olacaktır. Yüce Allah’ın inayeti, dualarınız ve bu birliktelik ruhuyla Uşak’ı her alanda daha ileriye taşıyacağımıza inancımız tamdır. Bizler için devlette makamlar gelip geçicidir, kalıcı olan ise aziz milletimize hizmet etmektir. Bu bilinçle Uşak’ımızın her ilçesini, her köyünü, her mahallesini ve her bir vatandaşını kapsayan, adaletli, şeffaf ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışını hakim kılmayı esas alacağız. Kapısı da gönlü de herkese açık bir idare anlayışıyla, devletimizin şefkatini, güler yüzünü ve güven veren varlığını hayatın her alanında hissettirmeyi temel vazifemiz olarak görüyoruz." dedi. Açıklama sonrası Vali Kartal, makamında il protokolü ile bir toplantı gerçekleştirdi.
Antalya Rus sahipleri, kaybolan köpeklerini sokak sokak arıyor: Canlı bulana 100 bin, ölü bulana 10 bin ödül Antalya 4 yıldır yaşayan iki Rus aile, 10 Ocak’ta Kemer’de kaybolan köpekleri yüzünden adeta perişan oldu. Kemer’de bir gezi esnasında Rubi ve Boris adlı köpeklerini kaybeden aileler, köpeklerini sağ bulana 100 bin, ölüsünü bulana ise 10 bin TL ödül verecek. Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle 4 yıl önce Türkiye’ye gelerek Antalya’nın Döşemealtı ilçesine yerleşen İvakina çifti, köpekleri Rubi ve arkadaşlarının köpekleri Boris’i yanlarına alarak 8 kişilik bir kafile halinde Kemer’in Tekirova ilçesinde Tahtalı Dağı eteklerinde gezmeye çıktı. Otomobilleriyle Tahtalı Teleferik yoluna giren kafile, Galina İvakina’nın rahatsızlanması üzerine durakladı. Grup araçlarından inince köpekler de ormanlık alanda oynamaya başladı. Köpeklerin kavga sesi geldi Galina İvakina’yı yürüterek kendine gelmesine çalışan grup, o sırada orman içinde bulunan Boris ve Robi’nin bulunduğu bölgeden köpeklerin kavga sesini duydu. O noktaya doğru ilerleyen grubun karşısına büyük bir Kangal köpeği çıkınca, yanlarında çocuklar da bulunan kafile köpeğin saldırması üzerine uzaklaşmak zorunda kaldı. Robi’nin takip cihazı bulundu, Boris’ten haber yok Bütün güçlüklere rağmen köpeklerini aramaktan vazgeçmeyen aileler, kaybolduktan 9 gün sonra Robi’nin tasmasındaki takip cihazını çobanların çöp döktüğü yerin yanında buldu. Vladislav İvakin, durumu çobanlara sorduğunda "Biz görmedik" cevabını aldığını öne sürdü. Kayıp köpek sahiplerinin ısrarlı aramalarından birine katıldığını söyleyen arkadaşları Zülfiye Aslan da aileyle birlikte köpekleri bulmak için gittiklerinde bir çobanın yanlarına gelerek "Burada duramazsınız, burası özel mülk, jandarma gelecek" dediğini, kendisinin "Siz mi çağırdınız" sorusu üzerine "Hayır, Teleferik’ten aradılar" cevabını verdiğini ancak kendilerinin Teleferik istasyonundaki kişilere bunu sorduklarında "Biz hiçbir şey bilmiyoruz, bize ne? Biz niye arayalım ki" cevabını aldıklarını belirtti. Binlerce el ilanı bastırdılar Kayıp köpeklerini aramaktan vazgeçmeyen sahipleri, bastırdıkları binlerce el ilanında köpekleri sağ bulana 100 bin TL, ölüsünü bulana 10 bin lira ödül koyarak ve her gün gidip ortalama 200 kilometre yol katederek köpeklerini bulma umutlarını diri tutmaya çalışıyor.