EKONOMİ - 13 Ağustos 2025 Çarşamba 13:58

Fındıkta patoz mesaisi başladı: Saatlik ücreti 4 bin 500 TL

A
A
A
Fındıkta patoz mesaisi başladı: Saatlik ücreti 4 bin 500 TL

Ordu’da hasat edilen fındıkta zorlu geçen ayıklama mesaisine başlayan patozcular, saatlik ücret olarak 4 bin 500 TL kazanıyor.


2024 yılında 202 bin ton olarak açıklanan rekolte, 2025 yılı için ise 64 bin ton olarak hesaplandı. Ordu’da fındık toplama tarihleri ise sahil kesimleri için 4, orta kesimler için 11 ve yüksek kesimler için 18 Ağustos olarak açıklandı.


Karadeniz Bölgesi’nin en önemli geçim kaynaklarından birisi olan fındık hasadı, 2025 yılı sahil kesimlerinde resmi olarak 4 Ağustos tarihinde toplanmaya başlandı. Türkiye’de en fazla üretiminin yapıldığı, orta kesimlerde devam eden ancak yüksek kesimlerde ciddi oranda rekolte kaybı olan fındıkta patoz mesaisi de başladı. Üreticiler, harmana getirip kuruttukları fındıkları patoz işleminden geçiriyor.



Zor şartlar altında çalışılıyor, saatlik ücreti 4 bin 500 TL


Zorlu çalışma şartları olan ve her yıl ortalama 2 ay kadar, iş yoğunluğuna göre günün yaklaşık 20 saatini çalışarak geçiren, diğer günlerde farklı işler ile uğraşan patozcular bu yıl ise mahsulün az olması nedeniyle yaklaşık 3 hafta çalışacaklarını belirtiyor. Güneşli hava ve işlerinin gereği toz içerisinde çalışan patozcular, geçen yıl 3 bin 500 TL olan saatlik çalışma ücretlerini bu yıl 4 bin 500 TL olarak belirlediklerini belirtiyor.



"Bu yıl fındık az, saatlik ücreti 4 bin 500 TL"


Patoz sahibi Cengiz Şahin, 2025 yılı patoz sezonuna başladıklarını söyledi. Bu yıl fındığın az olması nedeniyle işlerinde azalma olduğunu ifade eden Şahin, "Az çalışıyoruz, müşterilerimizi de gezmek zorundayız. Gece-gündüz demeden istek doğrultusunda gidiyoruz. Bu yıl saatlik fiyatlar 4 bin 500 TL. Bu bizim için açıklanan bir fiyat. Bu sene 20 gün kadar çalışırız ama fındık bol olduğu zaman 2 aydan fazla çalışıyoruz" dedi.


Altınordu ilçesi Öceli Mahallesi’nde yıllardır fındık üretimi yapan Salih Türkeli, zorlu geçen fındık hasadını tamamlayıp patoza verdiklerini, kokarca ve zirai don nedeniyle fındığın az olduğunu, 2025 yılı fındık hasat sezonunu tamamladıklarını kaydetti.



"Şu an için patoza verdik ve hasadı bitirdik"


Üretici Temel Türkeli ise hasadını yaptıkları fındığı patoza verdiklerini ifade ederek, "Şimdi birinci etabı verdik, diğer fındıkları sonra vereceğiz. Biz de fındık bu yıl güzeldi. Kokarca çok var ancak yavru halinde olduğu için fındığa etkisi olmamış. Şu an için hasat sezonunu bitirdik, sıcak hava bizi biraz zorladı, fındığı da etkiledi. Yine de Allah’a şükürler olsun" diye konuştu.



Fındıkta patoz mesaisi başladı: Saatlik ücreti 4 bin 500 TL

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun "Dijital oyunlarda şiddet, çocuklarda saldırganlığı tetikleyebilir" Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti. Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Liv Hospital Samsun’dan Psk. Ozan Yazıcı, "Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir" dedi. "Saldırganlık tamamen anormal değildir" Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Şiddet daha yıkıcı bir boyuttur" Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi. "Çocuklar gördüklerini taklit eder" Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı. "Şiddet içerikli oyunlar tehlikeli bir algı oluşturabilir" Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi. "Duyarsızlaşma ve empati kaybı görülebilir" Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi. "Davranış değişiklikleri dikkat çekiyor" Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı. "Yasaklamak değil, yönetmek gerekiyor" Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu. "Ekrandaki davranışlar gerçek hayata yansıyabilir" Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
Muş Muş’ta çiğ süt soğuk zincir projesi hayata geçti Muş’un Yeşilova beldesinde kurulan süt toplama merkeziyle birlikte çiğ süt, piyasanın üzerinde 24 TL’den alınmaya başlandı. Muş’un Yeşilova beldesinde süt toplama merkezinin faaliyete geçmesiyle birlikte üreticiler rahat bir nefes aldı. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında, çiğ sütler piyasa fiyatının üzerinde değerlendirilerek çiftçiye ekonomik katkı sağlanıyor. Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA)’nın finansman desteğiyle hayata geçirilen "Çiğ Süt Soğuk Zincir Projesi" kapsamında köylerde üretilen sütler modern sistemlerle toplanarak soğuk zincirle muhafaza ediliyor. Normal şartlarda mandıralarda yaklaşık 16 TL’den alıcı bulan süt, bu proje sayesinde 24 TL’den üreticiden alınmaya başlandı. Piyasanın üzerinde belirlenen alım fiyatı, özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin yüzünü güldürürken, projenin bölge genelinde yaygınlaştırılmasıyla hayvancılık sektörüne önemli katkı sunması bekleniyor. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cemal Aral, Merkezlerde toplanan sütlerin, paydaşlar ve üreticilerle yapılan anlaşmalar doğrultusunda gerçek değeri üzerinden alındığını ifade ederek, "Bugün çiftçilerimizle birlikte kurduğumuz süt toplama merkezlerinde, Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (DAKA) katkılarıyla süt toplama merkezlerini hayata geçirdik ve sütleri burada topluyoruz. Gerek paydaşlarımızla gerek çiftçilerimizle yaptığımız anlaşmalar doğrultusunda sütün değeri ne ise o fiyattan alıyoruz. Mandıralar sütü 14-15 liradan alırken, Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyat ne ise biz de o fiyattan alıyoruz. Bunun altında asla alım yapmıyoruz. Bu da çiftçinin kazancıdır. Çiftçi sütten para kazandıkça hayvancılığını genişletiyor ve hayvan sayısında artış yapıyor. Sütün yağ oranı ne kadar yüksek olursa fiyat da o kadar yükseliyor. Şu anda 4 yerde süt toplama merkezimiz var. Bu merkezlerin sayısını yavaş yavaş 17’ye çıkarmayı hedefliyoruz. İlerleyen süreçte daha da artırmayı ve tüm köylerde açmayı düşünüyoruz" dedi. Yeşilova Kültür Mahallesi Muhtarı Ömer Karabulut ise "Ben de daha önce sabahları, burası açılmadan önce sütümü mandıraya veriyordum. Tabii ki bu durum bizim için büyük bir memnuniyet oldu. Devletin verdiği desteklerden gayet memnunuz. Bu desteklerle birlikte hayvancılığımız artmıştır. İnşallah bu şekilde devam edeceğiz" şeklinde konuştu.