GÜNDEM - 31 Ekim 2025 Cuma 09:44

Ordu’da inşaat kazısı 2 binayı kullanılamaz hale getirdi: Vatandaşlar 10 gündür mağdur

A
A
A
Ordu’da inşaat kazısı 2 binayı kullanılamaz hale getirdi: Vatandaşlar 10 gündür mağdur

Ordu'nun Altınordu ilçesinde, belediye tarafından ruhsatlandırılan inşaat çalışmaları sonucu bitişiğindeki 2 bina oturulamaz hale geldi. Güvenlik gerekçesiyle tahliye edilen toplam 14 dairede yaşayan vatandaşlar, 10 gündür kendileriyle ilgilenen kimsenin olmadığını ileri sürerek, mağduriyetlerini dile getirdi.

Olay, Altınordu ilçesi Güzelyalı Mahallesi'nde 20 Ekim 2025 tarihi akşam saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Altınordu Belediyesi tarafından bir arsa, bina yapımı için ruhsatlandırıldı. Bir süre sonra inşaat başlarken, üst kısmında bulunan 6 yıllık binanın zemininde oynama ve istinat duvarında çatlama meydana geldi. Bunun üzerine 5 katlı binanın istinat duvarı güçlendirildi.

Ordu’da inşaat kazısı 2 binayı kullanılamaz hale getirdi: Vatandaşlar 10 gündür mağdur

İkinci bir inşaat için başlatılan kazı çalışmaları sonucu evde çatlaklar ve kayma oldu

İnşaat yapımı devam eden alanın bitişiğinde yeni bir inşaat için 16 Ekim 2025 tarihinde başlatılan kazı çalışmaları ile birlikte 5 katlı ve 8 daireli binanın iç ve dış kısmında çatlaklar meydana gelirken, bitişiğindeki 6 katlı ve 6 daireli binada da küçük çaplı hasarlar oluştu. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi, bitişik durumda olan 2 bina güvenlik amaçlı tahliye edilerek, kapıları mühürlendi.

Ordu’da inşaat kazısı 2 binayı kullanılamaz hale getirdi: Vatandaşlar 10 gündür mağdur

Yıkılma tehlikesi olan binanın çevresine demir bariyer ile önlem alındı

Olayın ardından çatlaklar ve kaymaların olduğu binanın sokak, araç trafiğine kapatıldı. Sokakta, Altınordu Belediyesi tarafından sadece demir bariyerler ile önlem alınırken vatandaşlar, hem alınan tedbirlerin yetersiz olduğunu hem de bu süreçte çok mağdur olduklarını belirterek, duruma tepki gösterdi. Geçen süre zarfında ise 10 gün yaklaşık 10 santimetre olan kayma ve eğilmenin, 1 metreye yaklaştığı gözlemlendi.

Ordu’da inşaat kazısı 2 binayı kullanılamaz hale getirdi: Vatandaşlar 10 gündür mağdur

"Halen kayma var, başımıza gelen bir felaket"

Binada daire sahibi Nihal Kır Korkut, "Başımıza gelenin bir felaket olduğunu söylemek istiyorum. Kaymadan dolayı ev mühürlendi, giriş yasaklandı. 10 günden bu yana burada sandalyede oturuyoruz. İlk günlerde eşyalarımızın boşaltılmasını talep ettik ama müsaade edilmedi. Şu anda halen kayma var, bu saatten sonra girilemiyor. O yüzden 2 apartman hepsi mağdur durumda" dedi.

Ordu’da inşaat kazısı 2 binayı kullanılamaz hale getirdi: Vatandaşlar 10 gündür mağdur

"Ne belediye, ne de müteahhit firma tarafından önlem alınmadı"

Nihal Kır Korkut, alınan tedbirlerin yetersiz olduğunu ifade ederek, "Ön tarafta 2 tane inşaat yapımı başladı, ilk inşaatta binamızda çatlamalar meydana geldi. Sonrasında yapılacak olan bina için temel açma esnasında duvara kadar eşildi, kazık ya da farklı bir şekilde önlem alınmadı. Burada ne firma ne de belediye tarafından tedbir alınmadan işlem yapıldı. Bu sefer de evin banyo kısımlarında patlamalar ve ayrılmalar meydana geldi. İnsanlar korkudan dışarıya çıktı ve belediyeye ihbarda bulununca bina mühürlendi. Giriş yok ama 10 günden bu yana da hiçbir şekilde ne yapılacağına dair bilgi alamıyoruz" diye konuştu.

Ordu’da inşaat kazısı 2 binayı kullanılamaz hale getirdi: Vatandaşlar 10 gündür mağdur

"Yapılacak olan inşaattan daire almak için tüm birikimimi verdim, biz de evimizden olacağız"

Tüm birikimlerini vererek, bölgedeki inşaattan daire aldığını ve mağdur olduğunu belirten Gülbeyaz Topal, "Buradaki bina yıkılacak, burada kimin zararı karşılanacak? Biz de evimizden olacağız. Burada biran önce yetkililerimizin işlem yapması gerekiyor. Burada daha beklenecek bir zaman kalmadı. Benim 6 yaşındaki torunum korkudan uyuyamıyor, ses olunca binanın yıkıldığını sanıyor. İnsanlar buradan bir mendil dahi alamadan çıktılar. Hem onlar, hem de kendim için her gün ağlıyorum. Ben evimi sattım, buraya almak için yatırım yaptım ve ben de ortada kaldım. Gebze'de bina çöktü ve insanlar öldü, böyle mi olması gerekiyor? Okul öğrencileri buradan geçmeye devam ediyor, bu bina yıkılırsa çocukların birine bir şey olursa bu acıyı kim kaldıracak?" ifadelerine yer verdi.

Selim Kuşcu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanından Ramazan’da ağız ve diş sağlığı önerileri: "Ara yüz temizliği, diş fırçalama çok önemli" - "İftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli" Ramazan Ayı’nda ağız ve diş sağlığına ilişkin tavsiyelerde bulunan Dt. Eda Tınaş, "Uzun süreli açlık ve susuzluk sebebiyle tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte. Tükürük azalmasına bağlı olarak diş eti enfeksiyonları, çürük miktarının artması ve inflamasyon görülebilmekte. Ramazan Ayı’nda iftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli. Ara yüz temizliği, diş fırçalama çok çok etkili ve önemlidir" şeklinde konuştu. Ramazan Ayı’nda beslenme düzeninin değişmesi ve uzun açlığın ağız ve diş sağlığını etkileyebildiğini aktaran uzmanlar, tavsiyelerde bulundu. Dr. Cinik Diş Kliniği’nden Dt. Eda Tınaş, ağız kokusuna karşı iftar ve sahur sonrası ağız ve diş bakımlarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. "Tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte" Vatandaşlara önerilerde bulunan Dt. Eda Tınaş, "Uzun süreli açlık ve susuzluk sebebiyle tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte. Kuruluk sebepli ağız içi PH’ı değişmekte ve mekanik temizlik azalmakta. Bu sebeple hastalarımızda dil yüzeyinin temizliği çok çok önemlidir. Hastalarımızın tükürük azalmasına bağlı olarak diş eti enfeksiyonları, çürük miktarının artması ve inflamasyon görülebilmekte. Ağız kokusu aslında multifaktöriyel bir sebeptir. Keton cisimlerinin veya anaerop bakterilerin aktivitesinin artması sebebiyle ağız kuruluğu ve kokusu meydana gelmektedir. Bu noktada dil yüzeyinin temizlenmesi oldukça önemlidir. Ramazan Ayı’nda iftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli. Asitli yiyeceklerin tüketimi sonrasında hastalarımızdan minimum yarım saat sonra dişlerini fırçalamasını istiyoruz. Ağız bakımı iyi olmayan hastalarda periodontitis( diş eti hastalığı) veya gingivitis dediğimiz rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Ağız kuruluğu, tükürüğün azalması sebebiyle hastalarımız yeterli, etkin bir mekanik temizlik de yapamamakta. Bu noktada ara yüz temizliği, diş fırçalama çok çok etkili ve önemlidir" şeklinde konuştu. "Ara yüz temizliği ve diş ipi kullanımı, fırçalamak önemli" Ramazan Ayı’nda ağız ve diş tedavilerin ilişkin konuşan Dt. Tınaş, "Hastalarımızın konforu ve sistemik durumlar sebebiyle tedaviler iftar sonrasına belki ertelenebilir. Tabi ki acil olan durumlar için anında tedavi yapılabilir. Çürük oluşumu aslında zaman, konak direnci ve tükürük yapısı birçok faktöre bağlıdır. Hastalarımız çok fazla şekerli, asitli gıdalar tükettiği zaman tabi ki bu risk artmaktadır. Ara yüz temizliği ve diş ipi kullanımı, diş fırçalamak önemli. Kibarca dil yüzeyinin de temizlenmesi etkili, ortalama diş fırçalama süresi 2 dakika kadar olmalı, çok fazla bastırarak sert fırçalamak da yanlış. Çok fazla yumuşak, etkin temizlemekten uzak durmak da yanlış orta derece diyebileceğimiz şekilde, diş etine zarar vermeden diş etinden dişe doğru fırçalayabilir. 6 ay ya da yılda bir diş hekimi kontrolü mutlaka öneriyoruz. Diş kanması aslında hastanın periodontol olarak bir problemi olduğunu gösterir. Diş eti sağlığı aslında diş sağlığı kadar önemli bir durumdur. Düzenli diş hekimi kontrolü sayesinde bu durum kontrol altına alınabilir. İftardan sonra biraz daha protein ağırlıklı rafine şekerlerden uzak şekilde beslenebilirler" dedi.
Antalya ANTGİAD iftarında "İnsanın Fabrika Ayarları" konuşuldu Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), geleneksel iftar yemeğinde iş dünyasını, akademiyi ve sivil toplumu aynı sofrada buluşturdu. Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleşen buluşmada insan, toplum ve değerler ekseninde güçlü mesajlar verildi. ANTGİAD tarafından düzenlenen geleneksel iftar yemeği, yoğun katılımla bir otelde gerçekleşti. Programın açılışında konuşan ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, Ramazan ayının yalnızca bir ibadet dönemi değil, insanın kendisiyle yeniden bağ kurduğu, sakinleştiği ve iç muhasebe yaptığı özel bir zaman dilimi olduğuna vurgu yaptı. Yavaş, "İnsani duygularımız kaybolmuyor; sessizleşiyor, bastırılıyor ve görünmez hale geliyor. Çünkü çağımızda hız var ama derinlik yok, gürültü var ama anlam yok" dedi. "Toplum birbirine karşı etiketler oluşturuyor " Toplumsal kutuplaşmaya dikkat çeken Yavaş, bu tablonun kendiliğinden oluşmadığını vurgulayarak, "Bugün kutuplaşma; tahammülsüzlük ve empati yoksunluğu ile beslenen bir iklimdir. İnsanlar artık fikirleriyle değil, etiketleriyle tanımlanıyor. Toplum birbirini kucaklamak yerine, birbirine karşı zıt kutuplar oluşturuyor" dedi. Kutuplaşmanın kısa vadede bazı aktörlere alan açsa da uzun vadede toplumsal zarar ürettiğini belirten Yavaş, "Kutuplaşma sorunları çözmez, sadece erteler. Ve ertelenen her sorun, büyüyerek geri döner" ifadelerine yer verdi. "Dil bozulursa, düşünce de daralır" Dilin toplum üzerindeki belirleyici etkisine değinen Yavaş, kelimelerin anlam kaybının düşünce dünyasını da daralttığını ifade etti. Yavaş, "Toplumlar önce kelimelerle ayrışır. Eleştiri ‘tehdit’, farklılık ‘tehlike’ olarak görülmeye başlandığında, insanlar düşüncelerinden değil kelimelerden korkar hale gelir. Dili kim yönetiyorsa, zihni de o yönetir" dedi. "Sorun kaynak yetersizliği değil, paylaşım eksikliği" Dünyadaki çatışmaların temel nedenlerine de değinen Yavaş, kaynakların yeterli olmasına rağmen süregelen kavgaların insani eksikliklerden beslendiğini vurgulayarak, "Dünyada hepimize yetecek kadar hava, su ve gıda var. Sorun kaynak yetersizliği değil; insani yetersizliktir. Paylaşma eksik, vicdan eksik, anlam eksik" şeklinde konuştu. "Vicdan yoksa, en güçlü sistemler bile çöker" Vicdan kavramına da vurgu yapan Yavaş, şu değerlendirmeyi yaptı: "Vicdan; insanın içindeki en sessiz ama en güçlü pusuladır. Yasa yokken de doğruyu gösterir, kamera yokken bile yanlışı durdurur." Sevginin ise toplumları ayakta tutan en güçlü bağ olduğuna dikkat çeken Yavaş, Ramazan ayının bu anlamda önemli bir vicdan ve sevgi hatırlatması sunduğunu ifade etti. ATGİAD Başkanı Ercan Yavaş, konuşmasının finalinde "Fabrika ayarlarımıza dönersek iyi insan oluruz" dedi. "İnsan bozulmadı, sadece unuttu" Programa konuk olan Prof. Dr. Sinan Canan, "İnsanın Fabrika Ayarları" başlıklı konuşmasında insan doğasının temel özelliklerine, günümüz yaşam tarzının zihin ve duygu dünyası üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Canan, insanın doğuştan getirdiği biyolojik ve psikolojik donanımın günümüz yaşam biçimiyle çoğu zaman çeliştiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "İnsan doğası gereği merhametli, öğrenmeye açık ve anlam arayan bir varlıktır. Ancak içinde yaşadığımız sistem, bizi bu özelliklerden uzaklaştıracak biçimde çalışıyor. Hızlı, tepkisel ve yüzeysel bir hayata alışıyoruz. Sürekli tetikte olan bir beyin, derin düşünemez. Sürekli kıyas yapan bir zihin, şükredemez. Sürekli yarış halinde olan bir insan da merhametini kolayca kaybedebilir." "İnsan, özünde kötü değildir" İnsanın özünde kötü olmadığını, ancak çevresel şartların ve öğrenilmiş davranış kalıplarının bireyi dönüştürdüğünü belirten Canan, şu değerlendirmeyi yaptı: "Her insan dünyaya masum ve potansiyel dolu gelir. Kötülük doğuştan gelmez; öğrenilir." "Fabrika ayarlarına dönmek" ifadesinin bir nostalji çağrısı değil, bilinçli bir farkındalık süreci olduğunu dile getiren Canan, "Fabrika ayarlarına dönmek demek, insanın kendi doğasını yeniden tanıması demektir. Kendi zihninin nasıl çalıştığını bilmek, duygularını fark etmek ve reflekslerini sorgulamak demektir" dedi. ANTGİAD üyelerine özel imzalı kitap Program sonunda Prof. Dr. Sinan Canan, "İnsanın Fabrika Ayarları" adlı kitabını ANTGİAD üyeleri için imzalayarak armağan etti. Bu esnada üyelerle sohbet eden Canan, yoğun ilgi gördü.
Adana Dağlı: "Adana gençliğini Türkiye Yüzyılı’na hazırlıyoruz" AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, kentteki gençlik ve spor alanındaki yatırımlara değinerek, "4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın dev yatırım hamlesi, Adana’mızın yarınlarına duyduğumuz inancın en somut göstergesidir" dedi. AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, Adana genelinde gençlik ve spor alanında hayata geçirilen yatırımlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Adana’nın dört bir yanında tamamlanan, devam eden ve ihale aşamasında bulunan toplam 14 projenin şehrin gençlik ve spor altyapısını güçlendirdiğini belirten Dağlı, projelerin toplam yatırım bedelinin 4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın olduğunu vurguladı. Tamamlanan projeler arasında Adana Olimpik Kapalı Yüzme Havuzu ikmal yapımı, Sarıçam Salonlu Gençlik Merkezi ve Pozantı Yarı Olimpik Yüzme Havuzu gibi önemli tesislerin yer aldığını ifade eden Dağlı, bu yatırımlar sayesinde gençlerin modern ve donanımlı alanlara kavuştuğunu söyledi. Devam eden projeler kapsamında Sarıçam’da öğrenci yurtları, ilçelerde sentetik saha dönüşümleri ve yeni spor alanlarının yapımı sürerken; ihale aşamasındaki gençlik merkezleri ve spor salonlarıyla birlikte Adana’nın spor altyapısının daha da güçleneceğini belirtti. Başkan Dağlı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Gençliğe yapılan yatırım, Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımdır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken, güçlü şehirler ve donanımlı bir gençlik hedefiyle çalışıyoruz. Adana gençliğini Türkiye Yüzyılı’na hazırlıyoruz. 4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın dev yatırım hamlesi, Adana’mızın yarınlarına duyduğumuz inancın en somut göstergesidir." Dağlı, yatırımların planlı ve disiplinli bir kamu yönetimi anlayışıyla yürütüldüğünü, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanıldığını belirtti.