EĞİTİM - 21 Nisan 2026 Salı 09:25

Rektör Baş: "2027 yılı itibarıyla kampüsümüzde fakültesiz bina kalmayacak"

A
A
A
Rektör Baş: "2027 yılı itibarıyla kampüsümüzde fakültesiz bina kalmayacak"

Ordu Üniversitesi (ODÜ) Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, üniversitenin son yıllarda her alanda büyük bir ivme kazandığını belirterek, "2027 yılı itibarıyla kampüsümüzde fakültesiz bina kalmayacak" dedi.


Ordu Üniversitesi Kalite Koordinatörlüğü tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen ‘Başarı-Teşvik Ödül Töreni’nde farklı kategorilerde verilen başarı ödülleri sahiplerini buldu. Morfoloji binası konferans salonunda düzenlenen törende konuşan Rektör Prof. Dr. Orhan Baş, üniversitenin son yıllarda hem akademik hem de sosyal alanda büyük bir ivme kazandığını belirtti. Rektör Baş, Ordu Üniversitesi’nin dünya sıralamasında ilk 1000 bandına girmesinin ve YÖKAK tarafından akreditasyon onayı almasının önemli bir başarı olduğunu vurguladı. Rektör Baş ayrıca mezunlara uluslararası geçerlilik sağlayan "Mavi Diploma" verme hakkının kazanılmasının üniversitenin çıtasını yükselttiğini ifade etti.


Ordu Üniversitesi’ndeki aktif öğrenci oranının yüksekliğine dikkat çeken Rektör Baş, kayıt yaptıran yaklaşık 18 bin 700 öğrencinin yüzde 99’unun eğitimlerine aktif olarak devam ettiğini ve bu durumun öğrenci memnuniyet anketlerine de yansıdığını dile getirdi. Üniversitenin öğrenci odaklı bir anlayışla yönetildiğinin altını çizen Rektör Baş, Ordu Üniversitesi’nin öğrenci memnuniyetinde Karadeniz Bölgesi’nde birinci, Türkiye genelinde ise 11’inci sırada yer aldığını ifade etti.


Ordu Üniversitesi’nin fiziksel gelişimi ve inşaat projeleri hakkında bilgi veren Rektör Baş, 2027 yılı itibarıyla kampüs içerisinde binası bulunmayan fakülte kalmamasını planladıklarını vurguladı. Rektör Baş, "Bu sene Güzel Sanatlar Fakültesi binamızın temelini atacağız. Yine Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi binamızın ikinci etabını Deniz Ticaret Odası Başkanlığının desteğiyle gerçekleştireceğiz. İnşallah 2026’nın sonunda, 2027’nin başında Mühendislik Fakültemizin ve Teknoparkımızın da temelini atacağız. 2027 yılı itibarıyla kampüsümüzde fakültesiz bina kalmayacak" diye konuştu.


Programın devamında akademik başarı, yılın iş birliği, kamu-üniversite-sanayi, vefa, etkinlik düzenleme, memnuniyet, toplumsal katkı gibi birçok kategoride verilen ödüller sahiplerini buldu.



Rektör Baş: "2027 yılı itibarıyla kampüsümüzde fakültesiz bina kalmayacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sinop Sinop’ta ustalar deneyimlerini öğrencilere aktardı Sinop’ta "Herkesin bir mesleği olmalı" sloganıyla hayata geçirilen proje kapsamında, ortaokul öğrencileri otomotiv sektörünün deneyimli ustalarıyla bir araya gelerek mesleki eğitimin inceliklerini öğrendi. Sinop’ta genç nesilleri hayata ve istihdama daha güçlü hazırlamak amacıyla başlatılan "Öğrencilerimizi Mesleğin Ustalarıyla Buluşturuyoruz Projesi" tüm hızıyla devam ediyor. Proje kapsamında son olarak TOBB Gelincik Ortaokulu öğrencileri, otomotiv sektörünün duayen isimleriyle buluştu. Sinop Mesleki Eğitim Merkezi Öğretmeni Haluk Öztürk’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinlikte; Oto Tamir Ustası Halit Fidan ve Oto Kaporta Ustası Hüseyin Tütüncü, tecrübelerini gençlerle paylaştı. Mesleğin sadece bir iş değil, bir sanat ve altın bilezik olduğunu vurgulayan ustalar, öğrencilere mesleklerinin püf noktalarını anlattı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda, uygulamalı eğitimin önemi ve teknik eğitimin gelecekteki istihdam olanakları üzerindeki kritik rolü üzerinde duruldu. Valilik koordinesinde yürütülen projeyle, öğrencilerin farklı iş kollarını tanımaları ve kariyer planlamalarını yaparken usta-çırak kültürüyle harmanlanmış bir vizyon kazanmaları hedefleniyor. Etkinlik boyunca öğrencilerin sorularını içtenlikle yanıtlayan usta isimler, teknolojik gelişmelerin sanayiye entegrasyonundan bahsederek, mesleki eğitimin dijitalleşen dünyadaki değerine dikkat çekti. Program, öğrencilerin meslek dallarına yönelik farkındalıklarının artırılması ve ustaların geleceğe dair altın değerindeki tavsiyeleriyle sona erdi.
Balıkesir YÖREX’TE Edremit rüzgarı esecek Avrupa Birliği’nden çifte tescil alan Edremit Zeytinyağı ve Edremit Körfezi Yeşil Çizik Zeytini, 14. YÖREX’te görücüye çıkıyor. Edremit Ticaret Odası, dünya standartlarındaki bu iki dev markasıyla Antalya’da lezzet rüzgarı estirecek. Türkiye’nin en büyük yerel değerler buluşması olan 14. Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX), bu yıl Edremit’in uluslararası arenada tescillenmiş çifte gururuna ev sahipliği yapıyor. Edremit Ticaret Odası (ETO), 22-26 Nisan tarihleri arasında Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek fuarda, Avrupa Birliği (AB) nezdinde tescil edilen hem Edremit Zeytinyağı hem de Edremit Körfezi Yeşil Çizik Zeytini ile yer alıyor. Edremit Körfezi’nin binlerce yıllık zeytin kültürünü dünyaya taşıyan Edremit Ticaret Odası, YÖREX’te bu yıl "Sizin Oraların Nesi Meşhur?" sorusuna iki güçlü yanıt veriyor. Türkiye’nin AB tescilli sayılı ürünleri arasında yer alan Edremit’in zeytini ve zeytinyağı, AB logolu sunumlarıyla fuarın en prestijli ürünleri arasında gösteriliyor. Bölgenin iklimiyle şekillenen kendine has dokusu ve aromasıyla Edremit Zeytini, yine bölgenin "altın sıvısı" Edremit Zeytinyağı ile birlikte standın odak noktasını oluşturuyor. Tarladan sofraya tescilli güven Edremit standını ziyaret edenler, sadece bir ürün değil, Avrupa standartlarında koruma altına alınmış bir kalite mirasını deneyimleme şansı buluyor. Coğrafi işaretin sağladığı güvenle hem sofralık zeytinde hem de zeytinyağında Edremit’in neden bir dünya markası olduğu, fuar boyunca gerçekleştirilecek profesyonel tadım etkinlikleriyle anlatılacak. Fuar öncesi hazırlıkları değerlendiren Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, zeytin ve zeytinyağındaki AB tescilinin önemine değinerek şunları belirtti: "Edremit olarak hem zeytinyağımız hem de sofralık zeytinimizle Avrupa Birliği tesciline sahip olmanın gururunu yaşıyoruz. YÖREX’te bu iki stratejik ürünümüzle yer alarak, bölgemizin gastronomi gücünü ve üretim kalitesini tüm Türkiye’ye ve dünyaya bir kez daha kanıtlayacağız. Tescilli zeytinimiz ve yağımızla, Edremit markasını uluslararası pazarda en üst seviyeye taşımaya kararlıyız." 70 ilden 500’den fazla katılımcının buluştuğu bu dev organizasyonda, Edremit Ticaret Odası sadece ürün tanıtımı değil, aynı zamanda yerel kalkınma ve coğrafi işaretli ürünlerin ekonomiye katkısı üzerine de temaslarda bulunacak. Ziyaretçiler, Edremit’in tescilli ikilisini 2. Hall’deki stantta yakından tanıyabilecek.
İstanbul Umre hayaliyle çıktıkları yolda dolandırıldılar: "Tatile gitmeyecektik, sadece ibadet etmek istedik" Çekmeköy’de umre ibadetini yerine getirmek amacıyla özel bir tur şirketine binlerce lira yatıran çok sayıda vatandaş, paralarını kaptırarak büyük bir mağduriyet yaşadı. "Savaş çıktı, uçuşlar iptal edildi" gibi bahanelerle oyalandıklarını ve tur şirketinin kapısına kilit vurarak sırra kadem bastığını iddia eden vatandaşlar, "Biz sadece ibadet etmek istemiştik. Mağduriyetimiz giderilsin, yetkililer sesimizi duysun" diyerek yardım çağrısında bulundu. İstanbul’da umreye gitmek için Elham Tur isimli firmaya başvuruda bulunan 60’a yakın vatandaşın hayalleri, şirketin ortadan kaybolmasıyla adeta kabusa döndü. Rezervasyon ve pasaport işlemleri için kişi başı binlerce dolar ödeme yapan mağdurlar, uçuş gününü beklerken bir anda ofisin kapanması ve yetkililere ulaşılamamasıyla beraber büyük bir şok yaşadı. İstanbul dışında Sakarya, Düzce, Kocaeli ve Diyarbakır gibi illerden de çok sayıda kişinin aynı yöntemle mağdur edildiğini öne süren vatandaşlar; Diyanet İşleri Başkanlığı ve TÜRSAB’a güvenerek bu yola çıktıklarını belirterek, "Biz ne Paris ne de yaz tatili peşindeydik; tek amacımız ibadetimizi yapmaktı" sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getirdi. "Bize ’Gideceksiniz, herhangi bir sorun yok’ dediler, sonrasında dolandırıldığımızı öğrendik" Umreye gitmek için Elham Tur şirketine başvuran ancak sonrasında konuyla alakalı hiçbir bilgi alamadıklarını aktaran Abdülkerim Tercanlı, "Elham Tur’a aracılar vasıtasıyla Şubat ayında başvuruda bulunduk. Başvuruda bizden bir miktar para istendi rezervasyon için, biz de gönderdik. Sonrasında Şubat ayının sonuna doğru bizden pasaportlarımız istendi. Pasaportlarımızı da verdiğimizde ’Biz size ulaşacağız, gerekli bilgileri verip uçak biletlerini alıp size ulaşacağız’ dendi. Sonrasında uçak biletlerinin alındığı ve umreye gidebileceğimiz söylendi. Üzerinden vakit geçtikçe ne bir haber ne de herhangi bir bilgi alabildik. En sonunda Mart ayının sonlarına doğru kendisine ulaşmak istediğimizde bize ’Siz gideceksiniz, herhangi bir sorun yok’ dediler. Sonrasında Ümit Sekmen’in bizi dolandırdığı ve paramızı alıp kaçtığı söylendi. Ben kendisi daha önceden de bu işleri yaptığı için inanmadım ama sosyal medyada görünce dolandırıldığımızı anladık" şeklinde konuştu. "Biz bu insanlara güvenemeyeceksek bu gibi şirketler neden var" Ailesi ile birlikte umreye gitmek için toplam 420 bin lira para ödeyen Tercanlı, yaşanan mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: "Bunun için savcılığa gidip başvurumuzu yaptık; CİMER’den yazımızı da yazdık fakat herhangi bir sonuca ulaşamadık. Biz yurt dışına veya şehirler arası bir yaz tatiline gitmek istemiyoruz; sadece ibadetimizi yapmak için umreye gitmek istiyoruz. Biz bu insanlara güvenemeyeceksek, bunlara para yatırıp da umreye gidemeyeceksek bu gibi şirketler daha neden var? Umreye gidebilmek için ben ve ailem toplam 8 kişi 410 bin lira, 420 bin lira gibi bir meblağ ödedik. Onun haricinde bunun gibi farklı şehirlerden mağdur olan bir sürü insan var, toplamda nereden baksanız 600-700 kişiye denk geliyor." "Buraya tavsiye üzerine gelmiştik, bu adamı tanımıyorduk, paramız gitti" Eşiyle birlikte umreye gitmek isteyen ve süreç boyunca sürekli olarak oyalandıklarını dile getiren Fevzi Karaduman, "Ben ve eşim Şubat’ın 16’sında Elham Tur’a müracaatta bulunduk umreye gitmek için. Kayıtlarımızı yaptılar, pasaportlarımızı aldılar. 1500 dolar verdim o zaman iki kişi için. 1000 dolar da kaldı, "Sonra verirsiniz" demişti. Para istediler, en son kalan parayı da ödedik. Ayın 31’inde beni arayıp dedi ki, "Sen ayın 4’ünde gidemezsin, sizi bayramdan sonra göndeririz.’ Ben de geldim ofiste, biraz bağırıp çağırdık birbirimize, ’Niye böyle kandırıyorsunuz bizi, biz gideceğiz, umutlandık’ dedim. Sonra hemen başka bir listeye kaydırdılar bizi. Sonra bütün masraflar hazırdı, bilet de almışlardı bana WhatsApp grubuna atmışlardı. Ayın 1’inde baktık olay patlak vermiş; herkesin telefonu kapalı, ofis kapalı. Pasaportlarımızı dahi polisten aldık. Ayın 23’ünde götürülen umrecileri de orada mağdur etmişler. O umrecilerin otel parası yatırmamış yemek parası yatırmamış; otelciler de onları dışarı çıkarmış, onları Türk yetkilileri getirdi Türkiye’ye. Buraya tavsiye üzerine gelmiştik, bu adamı tanımıyorduk, paramız gitti maalesef. Çok fazla insan mağdur oldu" diyerek aktardı. "Biz umreye gidecektik, Fransa’ya, Paris’e gitmeyecektik" Eşiyle birlikte umreye gitmek isterken mağdur olan İlyas Alemdaroğlu, "Tanıdık vasıtasıyla yazıldık fakat hiçbir sonuç alamadık. Bu konuyu TÜRSAB’ın denetlemesini istiyoruz. Diyanet’in bununla ilgilenmesini istiyoruz. Devletimiz büyüktür, onların el atmasını istiyoruz, mağduruz" dedi. Şeyma Alemdaroğlu ise amaçlarının tatil değil yalnızca ibadetlerini yerine getirmek olduğunu söyleyerek, "Görümcemin kaynanası ve kayınpederi birkaç yıl önce gitmişti, onlar çok memnun kaldılar. Orada Ümit Sekmen’in kendileriyle çok güzel ilgilendiğini söylediler. Ondan sonra biz de dedik ki, ’Madem memnun kaldınız biz de gidelim.’ Biz umreye gidecektik; Fransa’ya, Paris’e gitmeyecektik. Biz böyle bir şekilde olacağını düşünmedik, sadece güvendik. Biz güvendiğimiz için çok mağdur olduk, ne yapacağımızı bilmiyoruz. Yetkililerden yardım bekliyoruz" diye konuştu. "’Savaş çıktı gidemiyorsunuz’ dediler" Umreye gitmeyi uzun zamandır planladığını ifade eden Ayşegül Çokşener, tur şirketinin "savaş" bahanesiyle yaşattığı mağduriyeti şu sözlerle anlattı: "Ben umreye gitmek için bir yıldır çaba gösteriyordum, araştırma yapıyordum, Diyanet’le gitmek istedim ama bu arkadaşım gidip geldikten sonra Elham Tur’u çok methettiler, çok övdüler. Ben de bunlarla güvenerek, inanarak araştırdım geldim, burada direkt kendileriyle görüştüm. Bütün para ve pasaport işlemlerini kendim yaptım. Gidiş günü yaklaşınca bir hafta öncesinden bana haber geldi, ’Ertelendi, savaş çıktı’ diye. ’Suudi Arabistan savaş nedeniyle kabul etmiyor, sizi bayramdan sonra göndereceğiz’ dediler. Ben de ’Olmaz artık ben istemiyorum, paramı geri almak istiyorum’ dedim. Sonra bana sözleşme gönderdiler. Nisan’ın 15’i ile 30’u arasında paramın yatacağını söylediler ama birkaç gün sonra internette duydum ki Sakarya’da havaalanında insanlar kalmış. Burayı aradığımda hiçbir şekilde ne geri dönen ne de cevap veren oldu. Diyanet bu tür firmalara nasıl yetki veriyor? Bu kadar basit ve kolay olmaması lazım bunun. İnsanlar ’Arkamızda devlet var’ diyerek bu şirketlere yazılıyor."