YEREL HABERLER - 18 Ocak 2017 Çarşamba 10:52

Sarayda yaşam Mart’ta başlıyor

A
A
A
Sarayda yaşam Mart’ta başlıyor

Son yıllarda artan sanayi yatırımları ve gelişen ticari hayatla birlikte her geçen gün büyüyen Osmaniye’nin ilk marka konut projelerinden Osmaniye Sarayları’nda yaşam Mart ayında başlıyor.
Keten Proje tarafından, kentin, gayrimenkul yatırımı ve yaşam alanı bakamından geleceği en parlak bölgelerinden Çamlık Evler mevkiinde inşa edilen projede geri sayım sürüyor. Birinci etabın tamamlanmak üzere olduğu projede, ilk teslimatlar önümüzdeki günlerde yapılacak. Teslimatların ardından, Mart ayı itibarı ile konut sahipleri dairelerine taşınabilecek.
Çalışmaların hız kesmeden devam ettiği projenin çevresinde çalışma sürüyor. Ulaşımda sağlayacağı kolaylığın yanı sıra bölgenin değerini de katlayacak 30 ve 40 metrelik iki ayrı bulvar açılıyor.

Heyecan dorukta
Keten Proje Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin İraöz, Osmaniye Sarayları’nın, kentte her geçen gün artan kaliteli ve nitelikli konut ihtiyacı üzerine doğduğunu belirterek, beklentileri karşılamak için yoğun çaba gösterdiklerini söyledi. 7 blok ve 160 lüks konuttan oluşan projenin ilk etabında teslimata artık sayılı günler kaldığını belirten İraöz, “Teslimatlara önümüzdeki günlerde başlıyoruz. Bunun için hem heyecanlı hem de çok mutluyuz. Mart ayı ile birlikte konut sahipleri saray yaşamına ilk adımı atacaklar. Diğer etapta ise çalışmalar hızla devam edecek” dedi.

“Lüks” denilince ilk akla gelen proje
Sıra dışı mimarisi ile göz kamaştıran Osmaniye Sarayları’nın, “lüks konut” denilince kentte ilk akla gelen proje olarak öne çıktığını kaydeden Hüseyin İraöz, “Osmaniye Sarayları, şehrin sıkıcılığından bunalan ailelere, kentte eşi benzeri olmayan sosyal donatıları, mimarisi ve konumuyla ayrıcalıklı bir yaşamın kapılarını aralıyor. Doğayla iç içe, huzurlu ve mutlu bir yaşam sürmek isteyenlerin bu hayalini gerçeğe dönüştüren projemiz, yüksek konforun yanı sıra iyi bir yatırım fırsatı sunuyor” diye konuştu.
7’den 77’ye tüm bireyler için her türlü sosyal yaşam alanının en ince ayrıntısına kadar planlandığı projede, uygun ödeme koşulları ile satışların devam ettiğini vurgulayan İraöz, “Ev almak için plan yapanlara, örnek dairelerimizi görmeden tercih yapmamalarını tavsiye ediyoruz” dedi.

Osmaniye Sarayları hakkında
Çamlık Evler mevkiinde, oksijen deposu çam ağaçlarının yanı başında yükselen proje, 4+1, 3+1 ve 2+1 daire seçenekleri ile 7 blokta 160 konuttan oluşuyor. Konut sahiplerinin güvenliği ve rahatlığı için hiçbir detayın atlanmadığı proje, zengin sosyal donatılarıyla dikkat çekiyor. Tenis, basketbol ve voleybol sahaları, dört mevsim kullanılabilen kapalı yüzme havuzu ile SPA ve fitness merkezinin bulunduğu Osmaniye Sarayları; gölet, açık alan satranç, kamelya, dinlenme terasları, amfi, şelale, su kanalları ve süs havuzlarından oluşan sosyal rekreasyon alanları ile kullanıcılarına doğa ile baş başa bir yaşam fırsatı sunuyor. Dairelerin, kullanıcılara günlük yaşantılarında önemli kolaylıklar sağlayacak akıllı otomasyon sistemi ile donatıldığı projede, çocuklar için kapalı ve açık oyun alanları, kreş, top havuzu ve trambolinin yanı sıra; gölet teraslı kafeterya, taziye ve özel günlerde kullanılabilecek toplantı salonu, cep sineması, kuaför, market ve mescit de yer alıyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Depremin izlerinin silindiği İskenderun sahili ücretsiz nostaljik trenle şenlendi Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde zarar gören ve ihya çalışmalarıyla yeniden hayat bulan sahil, İskenderun Belediyesi’nin hizmete aldığı ücretsiz elektrikli gezi treniyle şenlendi. Asrın felaketinde kayma yaşanan İskenderun sahili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Birkaç ay öncesine kadar deprem nedeniyle yürünmesi dahi zor olan, birçok noktasında hasar ve söküklerin bulunduğu sahil bandı bugün ise vatandaşların nefes aldığı, ailelerin vakit geçirdiği modern bir yaşam alanına dönüştü. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmayı hedefleyen İskenderun Belediyesi, sahil bandında ücretsiz elektrikli gezi trenini hizmete aldı. İskenderun Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında 3 buçuk kilometrelik sahil boyunca hizmet verecek olan tren; özellikle yaşlıların, çocukların ve hamile kadınların sahili rahatça gezebilmesine imkan sağlıyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, ilk seferde kara trenin direksiyona geçerek vatandaşlarla birlikte sahil turu yaptı. Başkan Dönmez, deprem sonrası İskenderun’un hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. Depremin ardından büyük acılar yaşayan şehirde bugün insanların yeniden sahilde yürüyebildiğini, çocukların oynayabildiğini ve ailelerin güvenle vakit geçirebildiğini ifade eden Dönmez, "Birkaç ay önce burada insanlar yürümekte zorlanıyordu. Bugün ise sahilde gezi treniyle vatandaşlarımız keyifli vakit geçiriyor. Bu tablo, İskenderun’un yeniden ayağa kalktığının en önemli göstergelerinden biridir" dedi. Avrupa’daki turistik sahil kentlerinden ilham alınarak hazırlanan proje sayesinde sahilin daha canlı ve sosyal bir yapıya kavuştuğunu belirten Başkan Dönmez, "Artık İskenderun sahili sadece bir yürüyüş alanı değil, insanların vakit geçirmekten keyif aldığı modern bir yaşam merkezi haline geliyor. Üstelik gezi trenimiz tamamen ücretsiz olacak" diye konuştu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Gezi Treni", ilk günden itibaren sahilde oluşan yeni sosyal yaşamın sembollerinden biri olarak dikkat çekti.
İstanbul Kurban Bayramı’nda görünmeyen risk: Sessiz protein yükü Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, düzensiz öğünler ve uzun süren sofralar sindirim sistemini zorlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; yüksek protein yükü, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısı da sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yüksek protein odaklı beslenme alışkanlıklarının bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" dedi. Etin yanında lif kaynaklarına yer açın Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi. Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar" diye konuştu. Protein sağlıklı ama fazlası vücudu yorabiliyor Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti. Pirçek, "Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" dedi. "Bir tabak daha ye" ısrarı fark edilmeden fazla yemeye neden olabiliyor Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi. "‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?’ gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek" şeklinde konuştu. Bayram tabağı dengeli olmalı Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" dedi.