- 03 Mart 2021 Çarşamba 10:07

Tarihi dizilerden etkilenip savaş aletleri üretmeye başladı

A
A
A
Tarihi dizilerden etkilenip savaş aletleri üretmeye başladı

Osmaniye’de, görevli olduğu operasyon sırasında çıkan çatışmada yaralandıktan sonra emekli olan 43 yaşındaki Uzman Çavuş Eshabil Avşar, çocukluktan beri bağımlısı olduğu bıçak üretim atölyesi kurdu.

Osmaniye’de, görevli olduğu operasyon sırasında çıkan çatışmada yaralandıktan sonra emekli olan 43 yaşındaki Uzman Çavuş Eshabil Avşar, çocukluktan beri bağımlısı olduğu bıçak üretim atölyesi kurdu. Tarihi dizilerden de esinlenerek savaş aletleri de üretmeye başlayan Avşar, içindeki bıçak sevdasını doyurabilmek için de bıçakçı dükkanı açtığını söyledi.


Çocukluk yıllarında lokantalarda çalışan Eshabil Avşar zaman içerisinde bıçaklara ilgi duymaya başladı. İlerleyen zamanlarda mesleğini daha da geliştirerek otellerin mutfak bölümünde şeflik yapan Avşar’ın bıçaklara olan ilgisi gün geçtikçe artmaya başladı. O yıllarda cep çakısı ve mutfak bıçaklarından koleksiyon yapmaya başlayan Avşar, şeflik mesleğini yarıda bırakarak askere gitti. Askerlikte komutanlarının isteği üzerine uzmanlık başvurusu yapan Avşar, kısa zaman içerisinde uzman çavuş olarak göreve başladı. Göreve başladığı halde bıçaklara olan ilgisi geçmeyen Uzman Çavuş Avşar’ın bıçaklara olan bağımlılığı gittikçe artarak koleksiyonunu daha da geliştirerek komando bıçakları biriktirmeye başladı. Görevi sırasında çıkan çatışmada yaralandıktan sonra emekli olan Uzman Çavuş, bıçaklara olan içindeki sevdasını doyurabilmek için kurduğu atölyede bıçak üretmeye başladı. Kısa zaman içerinde ünlü bir bıçak ustası olan Avşar, Türkiye’nin dört bir yanına ürettiği bıçakları gönderirken tarihi dizilerden de esinlenerek atölyesinde özel tasarımlı kılıç gibi savaş aletleri üretmeye başladı. Bıçaklara olan bağımlığını aşkla anlatan Avşar, ürettiği ürünlerin satışını yapmak için bıçakçı dükkanı kurduğunu söyledi.



“Patates soğan soyarak bıçak kullanmaya başladım”


Uzman çavuşluğa başladıktan sonra da bıçaklara olan sevdasının bitmediğini ifade eden Avşar, “Bu işe ilk koleksiyonculukla başladım ama koleksiyonculuğa da köyümüzün alt kısmında lokantalar vardı, oralarda kalfalık yaptım. Patates ve soğan soyarak bıçak kullanımına başladık. Askere gitmeden önce bir otelin mutfak şefiydim. Daha sonra askerliğim geldi. Askere gittikten sonra da komutanımız bana uzman çavuşluğu teklif etti. Uzman çavuşluğa dilekçe verdim. Kabul edildim uzman çavuşluğa başladım. Bıçak sevdam bitmedi. O zaman ki cep çakısı ve mutfak bıçaklarıydı. Bıçakları aldıkça evde biriktiriyorum. Bir kısmını kullanmıyorum dahi temizliyordum tekrardan dolabıma kaldırıyordum. Bir müddet sonra avcı ve komando bıçakları biriktirmeye başladım” diye konuştu.



“Tarihi dizilerden etkilenerek kılıç yapmaya başladım”


Girdiği her bıçakçıdan bıçak aldığını söyleyen Eshabil Avşar, “Bir bıçakçıya girdiğim zaman o bıçakçıdan bıçak almadan çıkamaz oldum. Koleksiyonculuktan ziyade bir hastalık seviyesine geldi. Bıçakçıya giriyorum, evimde daha kaliteli bıçaklar var biliyorum ama bir şey almadan çıkamaz hale geldim. Daha sonra bağımlılığı bitirebilmek için kendi bıçağımı kendim yapmaya başladım. Bu arada görevime devam ediyorum ama hobi amaçlı bıçak yapmaya başladım. Operasyonda yaralandım. Emekli oldum. Ben de dükkan ve atölyemi açtım ardından emekli oldum. Bıçak işini nasıl ileriye götürebilirim diye düşündüm. Ama öncelikle içimdeki bıçak sevdasına doymak sonra da bu güzelliği insanlara da sunabilmek. Kendi dükkanımızı açtığımız için satışa da başladık. Bundan birkaç yıl tarihi diziler çıktıktan sonra dizilerden etkilenerek oradaki kılıç, kalkan ve değişik materyalleri gördükten sonra ne yapabilirim diye düşümdüm. Ayrıca kılıç ama hangi kılıç tarihçesi nedir. Kimler kullanmış bunları araştırmaya başladım. Bunları nasıl yapabiliriz onları araştırdım” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Sokaklardan sahalara uzanan başarı hikayesi: Memurluğu bırakıp hayalindeki kulübü kurdu Denizli’de 20 yıldır futbol antrenörlüğü yapan Yunus Emre Fidan, 8 yaşında sokaklarda başladığı futbol serüvenini kendi kulübünü kurarak hayata geçirdi. Uzun yıllar devlet memurluğu yapan Fidan, genç sporculara daha fazla katkı sağlamak adına görevinden istifa ederek tüm zamanını futbola adadığını belirterek, "Çocukluktaki hayalimi başardığım için kendimle çok gurur duyuyorum" dedi. Futbola 8 yaşında başlayan Yunus Emre Fidan, Denizli’de çeşitli kulüplerde hem amatör hem de profesyonel olarak forma giydi. 18 yaşında Eskişehir’de bir kulüpte oynama fırsatı yakalayan Fidan, kısa süre sonra yeniden memleketine dönerek kariyerine devam etti. Futbolculuk sürecini eğitimle desteklemek isteyen Fidan, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (KPSS) elde ettiği başarıyla Denizli Adliyesi’nde zabıt katibi olarak göreve başladı. Memuriyet hayatı boyunca futboldan kopmayan Fidan, hafta sonlarını amatör kulüplerde gönüllü antrenörlük yaparak geçirdi. 2016 yılında Denizli’nin Zeytinköy Mahallesi’nde Bağbaşı Spor Kulübü olan kendi spor kulübünü kuran Fidan, başlangıçta sınırlı sayıda öğrenciyle çıktığı yolda kısa sürede büyüme kaydetti. Antrenörlük alanında da destek sağlıyor Antrenmanlarını hafta içi ve hafta sonu yoğun bir tempoyla sürdüren Fidan, yetiştirdiği sporcularla birlikte liglerde önemli dereceler elde etti. Aynı zamanda birçok genç futbolcunun farklı kulüplere transfer olmasına da katkı sağladı. 39 yaşında devlet memurluğundan istifa eden Fidan, artık tüm mesaisini gençlere ayırdığını belirterek, "Hayalim kendi kulübümü kurmak ve özgürce antrenman programlarımı uygulamaktı. Bugün geldiğimiz noktada hem başarılar elde ediyoruz hem de gençlerin önünü açıyoruz" dedi. Gençlere hedeflerinden vazgeçmemeleri çağrısında bulunan Fidan, azim ve istikrarla çalışmanın başarıyı getirdiğini vurguladı. Gençleri yetiştirmekle kalmayan aynı zamanda UEFA A lisansa sahip antrenör Yunus Emre Fidan, minik sporcuların futbol gelişimine katkı sağlarken, üniversitelerin antrenörlük bölümlerinde eğitim gören gençlere de tecrübelerini aktararak antrenörlük alanında destek veriyor. "Her çocuğun hayali olduğu gibi biz de sokaklarda başladık" Futbola sokaklarda başladığını ve profesyonel olarak farklı kulüplerde oynadığını belirten Yunus Emre Fidan, "20 yıldan beri futbol antrenörlüğü yapmaktayım. 8 yaşında her çocuğun hayali olduğu gibi bizde sokaklarda başladık. Sonrasında ise Denizli’de bir futbol kulübünde sporcu olarak başladım. Sonrasında Denizli içinde hem profesyonel hem de amatör olarak futbolculuk yaptım. 18 yaşında ise Denizli dışına çıkarak Eskişehir’de bir futbol kulübünde futbol oynamaya gittim. Sonrasında ise kısa süre içerisinde Denizli’ye gelerek futbol oynamaya devam ettim. Aynı süre zarfında üniversite sınavlarına hazırlandım. Bu futbolu çocuklarımızı ve gençlerimizi daha iyi anlatabilmek ve daha iyi uygulayabilmek adına üniversitesini bitirdim. Üniversite sürecinin ardından ise tabi futboldan hiç bir zaman kopmadık. Üniversitenin ardından KPSS sınavına girdim ve iyi bir sonuç aldım. Ama bunun sonucunda kendi bölümümden ayrı bir mesleğe geçtim. Ama bu süre zarfında futboldan veya herhangibi bir spordan kopamadık. KPSS’den aldığım puan neticesinde Denizli Adliyesinde zabıt katibi olarak göreve başladım. Göreve başladıktan sonra da hala daha amatör kulüplerde antrenörlük yapmaya devam ediyordum" diye konuştu. "39 yaşına geldiğimde devlet memurluğundan istifa ederek, gençlerimiz ile antrenmanlar yapıyoruz" 39 yaşına geldiğinde devlet memurluğundan istifa ederek hayali olan futbol kulübünü devam eden antrenör Fidan, "Devlet memuru iken hala daha cumartesi ve pazar günleri gönüllü olarak birçok kulüpte antrenörlük yaptım. 2016 yılında ise kendi adıma kulüp açtım. Çok az öğrencim vardı ama belli bir süre sonra öğrenci sayım baya bir yükselmişti. Devlet memurluğunu devam ederken gençlerimizi önünü açmak adına hafta sonları ve hafta içi olmak üzere yoğun bir tempoda antrenmanlarımızı sürdürmekteydik. 39 yaşına geldiğimde devlet memurluğundan istifa ederek gençlerimiz ile birlikte haftanın 7 günü boyunca çok yoğun bir tempoda hazırlıklarımızı ve antrenman sürecimizi sürdürüyoruz. Burada çok yetenekli çocuklarımız yetişiyor. Hem ligde maçlarda şampiyonluklar yaşayarak hem de birçok öğrencimizi farklı kulüplere veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Çocukluk hayalimi başardığım için kendimle çok gurur duyuyorum" Çocukluktaki hayalini gerçekleştirdiği için çok mutlu olduğunu ve şimdiki gençler için hayallerinin peşinden koşması gerektiğini belirten Fidan, "Çocukluktaki en büyük hayalim belki de çok uzak bir hayaldi, bir futbol kulübü kurmaktı ve bu futbol kulübünün antrenörü olmaktı. Hiç kimseye bağlı kalmaksızın sadece kendi antrenman periyotlarımı yansıtmak en büyük hayalimdi. Ve bunu başardığım için de kendimle çok gurur duyuyorum. Hiçbir zaman hiçbir evladımız hedeflerinden şaşmasınlar. Bu hayata bir defa geliyoruz her zaman ideallerimizi mutlaka yaşamamız gerekiyor" diye konuştu.
Antalya 27. Geleneksel Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali Yörük Göçü ile başladı Antalya’nın Kumluca ilçesinde bu yıl 27’ncisi düzenlenen Geleneksel Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali, "Geleneksel Yörük Göçü" ile başladı. 27. Geleneksel Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali, Atatürk Anıtı’na festival çelenk sunumu ve ardından düzenlenen "Geleneksel Yörük Göçü" ile start aldı. Geleneksel kıyafetler, yöresel müzikler, süslenmiş atlar, develer ve yüzlerce katılımcı eşliğinde gerçekleştirilen temsili Yörük Göçü, Belediye Hizmet Binası önünden başlayarak Orhan Okulu Caddesi’nde tamamlandı. Kumluca’nın dört bir yanından katılım sağlayan gruplar; Yörük kültürünü sergileyerek korteje zenginlik kattı. Göçe katılan mahalleler için ayrı bir anlam taşıyan kortejde, kura ile belirlenen sıralama bu yıl da göç ruhuna heyecan kattı. Kortejdeki yer alan oğlaklar ve at yavruları özellikle çocuklar ve izleyiciler tarafından büyük ilgi gördü. Yörük çocukları ise yürüyüşün en neşeli ve coşkulu anlarına renk kattı. Yörük Göçü’ne katılan gruplar, programın devamında protokolü geçit töreniyle selamladı. Kültürel değerlerin yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla düzenlenen etkinlik, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Göçü izlemek üzere şehir dışından gelen misafirler de etkinliğe büyük ilgi gösterdi. Kortejin ardından obalarına yerleşen katılımcılar, festival süresince çadırlarında misafirlerini ağırlayarak geleneksel Yörük hayatını gün boyu etkinlikleriyle yaşatacak. 28 Nisan Salı günü sona erecek festivalin açılışına Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Milletvekili Atay Uslu, Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, Kumluca Belediye Başkanı Uzm. Dr. Mesut Avcıoğlu, İlçe Cumhuriyet Başsavcı Vekili Burak Yazıcı, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Cemil Böcek, kamu kurum ve kuruluşlarının daire amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve çok sayıda Yörük vatandaş katıldı. Festivalin açılışında konuşan ve Yörük kültürünün gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirten Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Yörüklerimiz maziden atiye, Uzak Asya’dan Anadolu’ya ’yörüyerek’ geldiler. Yörüklerin serüveni Türk milletinin serüveni. Yörük dediğiniz zaman Türklüğü, milletimizin aslını, esasını ve özünü söylemiş oluyorsunuz. Yörükler bin yılları aşan bir sürede yapmış oldukları bu göçte sadece kendilerini ve sürülerini getirmediler. Heybelerinde milli kültürümüzün bütün unsurlarını getirdiler ve bu değerlerini Anadolu’yu Türkleştirmek ve Müslümanlaştırmak için kullandılar. Bugün eğer Anadolu bir Türk yurduysa bunu Yörüklerin göçüne borçluyuz. Böyle güzel bir kültürün de bugünden atiye taşınması gelecek nesillere aktarılması lazım. Artık yeni göçümüzün buradan yaylalara değil, yeni nesillerin kalplerine olması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Geleneksel Yörük Göçü ile başlayan 27. Geleneksel Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali Yörük Obaları Açılışı ve Yörük Ateşi, Halk Oyunları Şenliği, Şehitlerimize ve Gazilerimize Vefa Gecesi / Kur’an Ziyafeti, Acı Biber Yeme Yarışması, İrem Derici konseri, Kadınlar Matinesi, Özlem Şahin konseri, Poizi konseri ve Geleneksel Kumluca Yağlı Pehlivan Güreşleri gibi etkinliklere ev sahipliği yapacak.
Bursa Hem başkan, hem teknik direktör, hem de malzemeci Bursa’nın İznik ilçesine bağlı Elbeyli Mahallesi’nde 1960 yılında kurulan Elbeyli Üzümspor’un başkanı Engin Akbaşlı, atalarından miras kalan kulübü yaşatmak için teknik direktörlükten malzemeciliğe kadar her görevi üstleniyor. Elbeyli Üzümspor takımının başında bulunan Engin Akbaşlı, adeta kulübün her şeyini tek başına üstleniyor. Başkanlık görevini yürüten Akbaşlı, aynı zamanda teknik direktörlüğünden malzemeciliğine, temizliğinden yazı işlerine, transferinden saha düzenine kadar her detayla bizzat kendi ilgileniyor. Köy takımı olarak mütevazı imkanlarla yoluna devam eden Elbeyli Üzümspor, Süper Amatör Lig’de gösterdiği başarılı performansla dikkat çekti. Takım, Bölgesel Amatör Lig (BAL) hedefi doğrultusunda play-off mücadelesi veriyor. Yıllar öncesinden, atalarından ve dedelerinden miras kalan kulübü yaşatmak için çalıştığını söyleyen Engin Akbaşlı, "2014 yılında kulübün başına geldim. Maddi durumlardan dolayı malzemecilikte yaptık, başkanlıkta yaptık. Yeri geldi, cebimizden parada harcadık. Teknik direktörlükten tutun da takımın her şeyine ben koştum. Yeri geldi formaları yıkadım, yeri geldi topları taşıdım yeri geldi saha kenarlarından talimatlar verdik" dedi. Futbolcu Mustafa Demirhan ise, "Yıllardan beri Elbeyli Üzümspor takımında oynuyorum. Engin başkanımızdan çok memnunuz. Bize desteklerinden ve katkılarından dolayı ona minnettarız. Bir köy takımını bu seviyelere getirmesi büyük bir başarıdır. Engin başkan her işe koşuyor canını dişine katıyor. Yeri geliyor malzeme topluyor, yeri geliyor başkanlık yapıyor, yeri geliyor hocalık yapıyor" dedi.
İzmir Üç kuşaktır ateşe ve örse hayat veren kalaycı ailesi mesleğin geleceğinden endişeli Gelişen teknoloji ve değişen mutfak alışkanlıklarıyla birlikte unutulmaya yüz tutan kalaycılık mesleği, üç kuşaktır aynı dükkanda ter döken ustalar tarafından yaşatılmaya çalışılıyor. Mutfaklarda teflon, çelik ve plastik kullanımının artmasıyla çırak yetişmeyen mesleğin son temsilcilerinden olan dede, baba ve torun, aynı körüğün başında birlikte çekiç sallamaya devam ediyor. Mesleğe 11 yaşında babasının yanında adım atan Yaşar Bartık, yıllardır dükkanındaki ateşi söndürmedi. Geçmişte mahalle kültürünün önemli bir parçası olan ve mutfakların vazgeçilmezi sayılan bakır kaplar, günümüzde yerini seri üretim mutfak eşyalarına bıraktı. Gelişen teknolojiye rağmen mesleklerini ayakta tutmaya çalışan Bartık ailesi, şimdilerde ağırlıklı olarak bazı restoranlardan gelen talepleri karşılıyor ve vatandaşların sandıklarında sakladığı aile yadigarı eşyaları parlatarak onlara yeniden kullanım imkanı sunuyor. "Sağlıklı mutfaklardan çıktı" Bakır kullanımının azalmasıyla bir lezzet kültürünün de kaybolduğuna dikkat çeken Yaşar Bartık, "Bakırın o sağlıklı kokusunu özlemeyen var mı? Teflon, çelik ve plastiğin mutfağa girmesiyle aslında sağlık da mutfaklardan çıktı. Bizim için kalaycılık, kararmış bir metali parlatmaktan ibaret değil; bir kaba yeniden can vermektir. Ancak modern dünya, kolayca yıkanan teflon, çelik ve plastiği seçti" ifadelerini kullandı. Mesleğin en büyük zorluğunun ekonomik sıkıntılardan ziyade yalnızlık ve yeni ustaların yetişmemesi olduğunu belirten Bartık, "Arkanızdan gelen bir çırağın olmadığını, bu ateşi söndürecek son kişi olduğunuzu bilmek insanı daha fazla üzüyor. Bu dükkan kapandığında sadece bir meslek ölmeyecek, bir devrin son ışığı sönecek. Bizden sonra bu meslek tarih olsa bile, insanların bilmesini istediğimiz şey; bu kapların sadece parlamadığı, içinde emek, alın teri ve bir ömrün sadakati olduğudur" dedi.
Manisa Mesir Fener Alayı şölene dönüştü 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında düzenlenen fener alayı, binlerce kişinin katılımıyla dev bir şölene dönüştü. Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen Halk Dansları Gala Gecesi ise 12 ülkeden gelen misafirlerin performanslarıyla festivale uluslararası bir renk kattı. UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan köklü gelenek, bir hafta süren etkinliklerle kentte büyük bir heyecana neden oldu. Festivalin en görkemli anlarından biri olan fener alayı, Kafe Sera önünden başlayarak Manisa sokaklarını adeta bir karnaval alanına çevirdi. Yürüyüşe; Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa Milletvekili Şenol Sunat, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Özge Arslan, belediye meclis üyeleri, Manisa’yı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Şehir merkezinde halkın yoğun sevgi gösterileri eşliğinde ilerleyen kortej, Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi. Cumhuriyet Meydanı’ndaki programın devamında düzenlenen Halk Dansları Gala Gecesi, tam bir görsel şölene ev sahipliği yaptı. 12 farklı ülkeden Manisa’ya gelen dans grupları, kendi kültürlerine özgü performanslarını sergiledi. Renkli kostümleri ve etkileyici koreografileriyle izleyenleri büyüleyen ekipler, festivalin evrensel kardeşlik mesajını sahnede bir kez daha perçinledi. Gala gecesinde konuk ülke temsilcilerine plaket takdim eden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Tam Mesir’in ruhuna uygun; tiyatrosu, doğa sporları, gastronomisi ve misafir ülkelerden gelen halk oyunlarıyla dopdolu bir festival yaşıyoruz. Manisa’yı bir kültür şölenine çeviren tüm misafirlerimize ‘hoş geldiniz’ diyor, onları en iyi şekilde ağırlayan hemşehrilerime teşekkür ediyorum." Başkan Dutlulu, Pazar günü öğle saatlerinde Sultan Camii külliyesinde gerçekleştirilecek tarihi saçım törenine de tüm halkı davet ederek, "486 yıldır ecdadımızdan miras kalan bu güzel geleneği, hiçbir ayrım gözetmeksizin herkesle paylaşmaya devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımızı bu büyük coşkuya ortak olmaya bekliyoruz" dedi. Kortejden galaya uzanan bu renkli geceyle festival coşkusu zirveye taşınırken, Manisalılar tarihi miraslarına sahip çıkmanın gururunu bir kez daha yaşadı.