SAĞLIK - 23 Şubat 2026 Pazartesi 09:40

4 yaşında felç geçirdi, 52 yıl sonra kolunu yeniden hareket ettirdi

A
A
A
4 yaşında felç geçirdi, 52 yıl sonra kolunu yeniden hareket ettirdi

Osmaniye’de, 4 yaşında geçirdiği çocuk felci nedeniyle sol omzunu 52 yıl boyunca hareket ettiremeyen 57 yaşındaki Nihal İyi, geçirdiği iki başarılı ameliyatın ardından kolunu yeniden oynatmanın sevincini yaşadı.


Muğla’dan akraba ziyareti için Osmaniye’ye gelen Nihal İyi, yıllardır süren rahatsızlığına çare aramayı bırakmıştı. Tesadüfen yaşadığı bir diyalog ise hayatının dönüm noktası oldu. Eşarbını yere oturarak bağladığını gören akrabası, durumun nedenini sordu. Nihal İyi’nin yaşadıklarını anlatması üzerine kendisine Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel tavsiye edildi. Uzun yıllar umudunu yitirdiğini belirten Nihal İyi, "52 yıl geçmişti. Artık olmaz diye düşünüyordum. Ama doktor bey ‘Ben bunu yaparım’ deyince içimde yeniden bir umut doğdu" dedi.


Kolumu 52 senedir hareket ettiremiyordum hiç umudum yoktu ama Kemal bey bana umut verdi diyen Nihal İyi, "Ben bu durumu 3,5-4 yaşından beri yaşıyorum. Yüksek ateşten dolayı çocuk felci geçirdim. Babam rahmetli, 10 yaşıma kadar beni götürmediği yer kalmadı. Ama gittiğimiz hiçbir yer sonuç vermedi. Doktor, babama kolumu dondurmayı teklif etti. Babam da kabul etmedi. Ondan sonra hayatım böyle devam etmeye başladı. Süreç bu şekilde ilerledi. Bir yere de varamadık. Ben buraya tesadüfen gezmeye geldim. Geçen sene annemi ziyarete Muğla’dan 10 günlüğüne gelmiştim. Teyzemin kızı, kuzenim, eşarbı yere oturarak bağladığımı görünce nedenini sordu. Ben de durumu anlattım. Böylece Kemal Bey’le tanışmama vesile oldu. Ama yine de ümidim yoktu. Çünkü aradan 52 sene geçmişti. Olmaz diye düşünüyordum. Kemal Bey "Ben bunu yaparım" deyince ister istemez içime bir umut doğdu." Diye konuştu.


-"Kolumu ilk hareket ettirdiğimde ağladım"


Kolumla daha önce yapamadığım hareketleri yaptığımda doktoruma gelip anlatıyorum diyen İyi, "İlk omuz nakil ameliyatı olduğumda, kolumu ilk kaldırdığım an o heyecanla ağlayarak doktorumun yanına gelmiştim. "Doktor bey, kolumu kaldırabiliyorum" demiştim. O sevinci, o anı hiç unutamam. Kolumdan iki defa ameliyat oldum. Fizik tedavisine gidiyorum. Bu süreç devam etmektedir. Yapabildiğim her yeni hareketi büyük bir sevinçle doktoruma göstermeye geliyorum. " ifadelerini kullandı.


Hastamızın gözlerinde görmek, inanın bizi çok motive ediyor diyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel, "Nihal Hanım bize ilk başvurduğunda, polio sekeli nedeniyle sol kolunu oynatamadığını ve bu sürecin oldukça uzun zamandır devam ettiğini öğrendik. Bize geldiğinde 52 yıldır kolunu oynatmıyordu. Kendisiyle detaylı bir şekilde konuştuk. Ameliyatlarla bazı kazanımlar elde edebileceğimizi anlattık. O da sürece son derece pozitif yaklaştı. Bu sürecin sonunda, bir omuzdan bir de dirsekten olmak üzere farklı tendon transfer ameliyatları yaptık. Kendisi çok azimli bir hastaydı. Fizik tedavi sürecinde de bizi gerçekten çok iyi ve pozitif şekilde destekledi. Ameliyatlardan gördüğü faydayı en üst düzeye çıkardı. İlk kez omzunu hareket ettirdiğinde buraya ağlayarak gelmesi ve 52 yıl sonra omzunda bir hareketi görmüş olması bizim için çok anlamlıydı. Belki birçok kişi bunu yeterli görmeyebilir. Ama 52-53 yıldır kolunu oynatamayan bir insanın yerine kendimizi koyduğumuzda; elini ağzına götürebilmek, başına götürebilmek, eşarbını kendi başına bağlayabilmek ve o mutluluğu hastamızın gözlerinde görmek, inanın bizi çok motive ediyor. Yeni hastalar için, onlara katkı sağlayabilmek adına bizi ileri derecede motive ediyor."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kartal Belediyesi’nin düzenlediği Ramazan ayı inanç turları başladı Kartal Belediyesi’nin, Ramazan ayı dolayısıyla düzenlediği inanç turları kapsamında, İstanbul’un önemli inanç merkezlerine düzenlenen turlar her gün farklı bir mahalleden hareket edecek. Kartal Belediyesi’ne ait otobüsler ile vatandaşlar cami ve türbeleri ziyaret edecek. Ramazan ayı nedeniyle düzenlenen inanç turunun ilkine Atalar Mahallesi sakinleri katıldı. Kartal Belediyesi’nin düzenlediği inanç turlarının ilk gününde vatandaşları, Kartal Belediyesi Başkan Yardımcısı Dr. Dilek Kars, Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Deniz Karacan, Muhtarlık İşleri Müdürü Banu Kocadağ ile Atalar Muhtarı Erhan Gülmüş yalnız bırakmadı. Üç otobüs ile mahalle muhtarlığının önünden hareket eden Kartallıların ilk durağı Beykoz’da bulunan Yuşa Tepesi oldu. Burada Hz. Yuşa’nın Türbesi’ni ziyaret ederek dua eden vatandaşlar daha sonra Fatih’te bulunan Hırka-i Şerif Camii’ne ulaştı. Ramazan Ayı’nın ilk Cuma günü ziyarete açılan ve peygamber efendimizin kutsal emanetlerinin ziyaret edilebildiği Cami’de yaklaşık bir saat kalarak ibadet eden mahalle sakinlerinin katıldığı inanç turunun son durağı ise Eyüp’te bulunan Eyüp Sultan Türbesi ve Camisi oldu. Burada ibadet eden vatandaşlar rehberler eşliğinde Eyüp Sultan’da bulunan külliye, imarethane ile önemli din ve devlet büyüklerinin mezarlarını ziyaret ederek, dua etti. Vatandaşlar daha sonra yine Kartal Belediyesi’nin kendilerine tahsis edilen otobüsleri ile Kartal’a döndü. Kartal Belediyesi ücretsiz olarak düzenlediği İnanç Turu’na katılan tüm vatandaşlara içinde; Yasin Cüzü, tülbent, teşbih, imsakiye ve Kartal Belediyesi’nin hazırladığı kitapçık bulunan set hediye edildi. Rehberler eşliğinde gezilen kutsal mekanların özelliklerinin ve hikâyelerinin de anlatıldığı inanç turlarında vatandaşlar duygu dolu anlar yaşadı. İstanbul’un önemli ibadet merkezlerini ziyaret etme olanağı bulduklarını belirten vatandaşlar, memnuniyet duyduklarını ifade etti. Kartal Belediyesi tarafından düzenlenecek inanç turları Ramazan ayı süresince her gün farklı bir mahalleden kalkacak araçlarla devam edecek.
İstanbul Uzmanlardan ‘sosyal medya’ uyarısı: "Çocuklardaki etkisi tahmin ettiğimizden çok daha büyük" Sosyal mecralar tüm toplumu etkilerken uzmanlar, çocuklar ve ergenler üzerindeki etkilerine yönelik konuştu. Uzmanlar, "Dijital dünyanın çocuklar ve ergenlerdeki etkisi tahmin ettiğimizden çok daha büyük, çocuğun yaşıyla uyumlu davranmamasında önemli bir yerde duruyor. Saldırganlık, gerçek yaşamdan uzaklaşma, oyunlar nedeniyle gerçekçi düşünememe gibi durumlarla karşılaşılabiliyor. Son araştırmalarda ise ergenlik yaşının biraz daha geriye doğru düştüğünü görüyoruz. İçerikler kesinlikle filtrelenmeli, yaş sınırı kesinlikle doğru ve mantıklı olacak. Sosyal medya bağımlılığına dair belirtiler görülüyorsa mutlaka uzmana başvurulmalı" diyerek uyardı. Sosyal mecralar toplum hayatına büyük etki ederken uzmanlar, sosyal medyanın çocuklar ve ergenler üzerindeki sosyal ve psikolojik etkileri, oluşturduğu durumlar ve ailelerin dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. Biruni Üniversite Hastanesi’nden Klinik Psikolog Aybige Üstüner ve Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, çocuklarda sosyal medyanın davranışsal yansımaları ve ergenlik yaşına etkisine yönelik konuştu. Uzmanlar, 15 yaş altına sosyal medya yasağı konusunu da değerlendirdi. "Ergenlik yaşının biraz daha geriye doğru düştüğünü görüyoruz" Sosyal medyanın etkilerine yönelik konuşan Klinik Psikolog Aybige Üstüner, "18 yaş altında genelde gözle görülür etkiler karşımıza çıkıyor. Hem psikolojik hem bilişsel, sosyal, fiziksel anlamda etkileri göz ardı edilemez. Psikolojik etkilerine baktığımızda; benlik algısında ciddi değişiklik, sosyal ilişkilerde bozulma, akademik başarıda genelde düşüş, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu tabloları çok fazla karşımıza çıkıyor. Kişilerin gerçeklik ve sanal algıları da olumsuz etkileniyor. Yapılan son araştırmalarda ise ergenlik yaşının biraz daha geriye doğru düştüğünü görüyoruz. Cinsellik, çocukların yetişkin temalarına daha erken maruz kalmaları, kişileri fiziksel anlamda olumsuz olarak etkiliyor" dedi. "Çok sınırsız bir dünya, yaş sınırı kesinlikle doğru ve mantıklı olacaktır" Sosyal medyaya yaş sınırlaması konusunu değerlendiren Üstüner, "Çocukların maruz kaldığı içeriklerin kesinlikle filtrelenmesi gerektiğine inanıyorum. Çok sınırsız bir dünya, bu yüzden yaş sınırı kesinlikle doğru ve mantıklı olacaktır. Aileler içeriklere kesinlikle müdahale etmeli, vakit geçirilen sosyal mecraların içerikleri hakkında bilgi sahibi olmalı. Sosyalleşme, spor, sanat aktivitelerinin yanında okulda geçirilen ve arda kalan vakitler daha sağlıklı bir şekilde geçirilmeli. Aile içi ilişkiler biraz daha güçlendirilmeli. Sosyal medyadan uzak kaldığı takdirde çok ciddi öfke, kızgınlık, vakit geçirmek için çok heyecanlanması genellikle bağımlılık belirtileri arasında oluyor. Bunlar görülüyorsa mutlaka bir uzmana başvurmaları gerektiğini düşünüyorum. Bir de dijital ebeveynlik; mecralar hakkında çocuklar kadar ebeveynlerin bilgi sahibi olması. Bu süreçte çok daha sağlıklı bir şekilde ilerlenmesini sağlıyor. Çocuklar ne yazık ki bazı oyunlar sonucunda gerçek ve sanal dünyayı ayırt edemez hale geliyorlar. Olumsuz içerikli oyunlar çok fazla var" diye konuştu. "İzledikleri herhangi bir şeyi gerçek hayata uygulamaya çalışıyorlar" Ailelerin kimi zaman telefon, tablet gibi teknolojik ürünleri çocuklarının oyalanması için verdiklerini söyleyen Üstüner, "Çok küçük gruplarda bakıcı gibi kullanılıyor, kafede ve ya evde oyalamak için fakat tehlikesi aslında çok daha büyük. Şu an çok fazla dikkat, odaklanma, öfke problemleri, dil becerilerinde de gecikme görüyoruz. Genellikle küçük yaş gruplarında çok fazla görüyoruz; oynadıkları ya da izledikleri içeriklerin yaşlarına uygun olmaması kaynaklı davranış problemleri ortaya çıkıyor. Kreş çağındaki çocuklarda vurma, itme, uyumsuz davranışlar ve ya izledikleri bir videodaki herhangi bir şeyi gerçek hayata uygulamaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı. "Ebeveynler denetimi bırakmasınlar" Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, "Sosyal medya ve dijital dünya hem çok renkli hem de tam bizim görmek istediğimiz şeyleri, hayallerimizi gösteriyor. Normalde sosyal medya uygulamalarının birçoğunda 13 yaş sınırlandırması vardı. Ancak birçok genç ve çocuk ebeveynlerin sosyal medyalarını kullanma ya da yaşlarını büyüterek giriş yapmaya devam ediyordu. Şimdi yeni bir uygulama konuşuluyor. Burada da mutlaka ebeveynler denetimi bırakmasınlar. Çocukların ve ergenlerin dürtü kontrolleri ve sonuçları öngörme becerileri yetişkinler kadar gelişmiş değil. Küçük yaş grubu ve ergenler günün sonunda dijitalin hızına alışıyorlar; günlük hayattan, akademik hayattan sıkılmaya başlıyorlar. Gerçek hayatın hızı onlara yavaş gelmeye başlıyor. Odaklanma, hafıza problemleri, küçük yaşlarda motor gelişim bozuklukları gibi birçok konuda, duygusal anlamda da etkilerini görebiliyoruz. Duygusal olarak yalnızlık hisseden çocuğun sosyal medyayı daha çok kullandığını görüyoruz. En çok odaklanılması gereken psikolojik noktalardan biri gerçek hayatta sosyalleşmenin yerini tutmaya başlaması" diye konuştu. "Çocuğunuz dijital mecralarda nasıl içerikler tüketiyor, neleri izliyor?" Ankay Kudu, "Çok güzel bir söz var; ‘Çocuklar ıslak beton gibidir, neyi atarsanız onun izi kalır’ diye. Çocuklar rol model almaya çok müsaitler ve tam bu yaş gruplarında sosyal medyanın sınırsız dünyasına dahil oluyorlar, ailelerin denetiminde kullanılmalı. Çocuğunuz dijital mecralarda nasıl içerikler tüketiyor, neleri izliyor? Ailelerin bilinçlenip rol model olmaya başlaması lazım. Aksi takdirde çocuklar kendi yaşlarına uygun olmayan içeriklerden etkilenmeye devam edeceklerdir. Sosyal medya çocuğun yaşıyla uyumlu davranmamasında önemli bir yerde duruyor. Bu sadece çocukların değil ergenlerin hatta çoğu zaman yetişkinlerin de önündeki büyük bir sınav oluyor, yaşımız dışındaki davranışlara özenebiliyoruz. Ekran maruziyeti, akran baskısı, duygusal yalnızlık, bunlar risk faktörleri. Çocukla açık iletişim kurmak çok önemli. Ergenlik konusunda genetik faktörler önemli ama bununla ilgili bazı araştırmalar var. Sosyal medya kullanımında aileler tarafından erken ergenlik noktasıyla ilgili hekimlere başvurdukları konusunda geri dönüşler var" dedi. "Saldırganlık, gerçek yaşamdan uzaklaşma, oyunlar nedeniyle gerçekçi düşünememe" ‘Çocukların ve ergenlerin dijital mecralarda onlara verilen görevleri gerçek hayatta risk boyutlarıyla değerlendirememesini görebiliyoruz’ diyerek sözlerine devam eden Ankay Kudu, "Gördüğümüz üzere dijital dünyanın çocuklar ve ergenlerdeki etkisi tahin ettiğimizden çok daha büyük. Bu yüzden öfke, saldırganlık, gerçek yaşamdan uzaklaşma, oyunlar nedeniyle gerçekçi düşünememe gibi durumlarla karşılaşılabiliyor. Çocuklarda bu tarz duygusal dalgalanmaları görüyorsak mutlaka profesyonel bir desteğe başvurmak gerekiyor. Aileler genellikle şöyle geliyor; ‘Çocuğum ekranda çok fazla vakit geçiriyor, nasıl azaltabilirim?’. Onlara ekran süresinin yanında içerik kalitesinin de çok önemli olduğunu vurguluyoruz. Çocukların elinden tableti, telefonu ya da oyunları aldığımızda yerine başka bir şey vermemiz gerekiyor. Mutlaka çocuğu mutlu edecek bir aktivite koyulması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Manisa Alaşehir Belediyesinden kadın personele Ramazan kolaylığı Alaşehir Belediyesi, Ramazan ayı dolayısıyla kadın çalışanlarına yönelik anlamlı bir uygulamayı hayata geçirdi. Belediye bünyesinde görev yapan 101 kadın personelin mesai bitiş saatleri, Ramazan ayı boyunca yarım saat öne çekildi. Alaşehir Belediyesi’nde kadın personelin Ramazan ayı çalışma saatleri yarım saat öne çekildi. Uygulama kapsamında kadın personelin mesai çıkış saatleri 17.30 yerine 17.00 olarak düzenlendi. Belediye yönetimi, kararın aile bütünlüğünü desteklemek ve çalışanların Ramazan ayını huzur içerisinde geçirmelerini sağlamak amacıyla alındığını açıkladı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma duygularının en yoğun şekilde yaşandığı mübarek bir dönem olduğunu belirtti. Başkan Öküzcüoğlu açıklamasında, "Ramazan ayı birlik, beraberlik ve dayanışma duygularının en yoğun şekilde yaşandığı mübarek bir aydır. Bizler de Alaşehir Belediyesi olarak çalışma arkadaşlarımızın bu manevi atmosferi aileleriyle birlikte huzur ve mutluluk içerisinde yaşayabilmeleri için böyle bir karar aldık. Değerli kadın çalışanlarımızın iftar hazırlıklarını telaşsızca yapabilmeleri, çocukları ve eşleriyle daha fazla vakit geçirebilmeleri bizler için son derece önemlidir" ifadelerini kullandı. Atatürk’ün "Her şey kadınlarımızın eseridir" sözünü hatırlatan Başkan Öküzcüoğlu, kadınların hem iş hayatında hem de aile hayatında desteklenmesi gerektiğine inandıklarını vurgularken, çalışanların mutluluğu ve huzurunun hizmet kalitesine de olumlu katkı sağlayacağını ifade etti. Uygulamanın Ramazan ayı boyunca devam edeceği bildirildi. Kadın personel ise alınan karardan duydukları memnuniyeti dile getirdi.