GÜNDEM - 30 Mayıs 2026 Cumartesi 14:08

Bayramda evlatlarının mezarı başında buluştular

A
A
A
Bayramda evlatlarının mezarı başında buluştular

Kahramanmaraş’ta okulda yaşanan saldırıda hayatını kaybeden Adnan Göktürk Yeşil’in mezarı, Kurban Bayramı dolayısıyla saldırıda yaşamını yitiren diğer öğrencilerin aileleri tarafından ziyaret edildi.


Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde 15 Nisan 2026 tarihinde Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden Adnan Göktürk Yeşil, Kurban Bayramı’nda mezarı başında anıldı. Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde bulunan Adnan Göktürk Yeşil’in mezarını, aynı saldırıda hayatını kaybeden öğrencilerin aileleri ziyaret etti. Kurban Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilen ziyarette dualar edilirken, duygusal anlar yaşandı. Ziyarete Düziçi Belediye Başkanı Mustafa İba da katılarak ailelere başsağlığı dileklerini iletti. Başkan İba, hayatını kaybeden öğrencilere Allah’tan rahmet, ailelerine ise sabır temennisinde bulundu. Kabir başında Kur’an-ı Kerim okunup dualar edilirken, aileler evlatlarını özlemle andı. Bayramların kendileri için artık buruk geçtiğini ifade eden aileler, çocuklarının hatıralarını yaşatmaya devam edeceklerini söyledi.


Bayramlarda elimizi öpmesi, bizi ziyaret etmesi gereken çocuklarımızı biz mezarları başında ziyaret ediyoruz diyen Belinay Nur Poyraz’ın babası Murat Poyraz, "Bugün burada Adnan kardeşimizin ve diğer şehit ailelerimizin bayram ziyaretine geldik. Acımız çok büyük. Bayramlarda elimizi öpmesi, bizi ziyaret etmesi gereken çocuklarımızı biz mezarları başında ziyaret ediyoruz. Adnan kardeşimizi ve evlatlarımızı ziyaret ettik. Acımızın tarifi yok. Yaşadığımız acının büyüklüğünü anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyor. Devlet büyüklerimizin bu acımıza bir nebze olsun su serpmesini istiyoruz. Bu olayı gerçekleştiren şahsın ve varsa sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını devletimizden talep ediyoruz. Halkımızın da her zaman yanımızda olduğuna inanıyoruz. Ülkemizin ve milletimizin başı sağ olsun. Biz bu bayramı bayram gibi yaşayamadık ama tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramı’nı kutluyor, hayırlı bayramlar diliyorum" diye konuştu.



"Bizim geleceğe dair planlarımız çocuklarımızdı"


Bizim geleceğe dair bütün planlarımız çocuklarımızla birlikteydi, şimdi ise mezarlıklarda diyen Kerem Erdem Güngör’ün babası Mustafa Güngör, "Bugün Cevdet abimizin evladı, oğlumuzun okul arkadaşı Adnan’ı ziyaret etmek için buraya geldik. Bayram diyorlar ama bizim için bayram değil. Yaşadığımız acı çok büyük. Olayda hayatını kaybeden çocuklarımız oldu, yaralanan çocuklarımız da var. Tedavileri devam eden tüm evlatlarımıza acil şifalar diliyorum. Ailelerine de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. İnşallah en kısa sürede sağlıklarına kavuşurlar. Bizim geleceğe dair bütün planlarımız çocuklarımızla birlikteydi. Şimdi ise mezarlıklarda evlatlarımızın kabirlerini ziyaret ediyoruz. Bu acının tarifi gerçekten yok. Tek isteğimiz adaletin yerini bulmasıdır. Yaşananların sorumlularının hak ettikleri cezayı almasını istiyoruz. Bu süreçte yanımızda olan, acımızı paylaşan herkese teşekkür ediyorum. Allah herkesten razı olsun" ifadelerini kullandı.



"Bize bu bayram gelmedi"


Evlatlarımızı ve öğretmenimizi hiçbir zaman unutmayacağız diye Adnan Göktürk Yeşil’in babası Abdullah Cevdet Yeşil, "Bugün sağ olsun Kahramanmaraş’tan diğer şehit çocuklarımızın anne ve babaları oğlumuzu ziyarete geldiler. Bu ziyaret bizleri çok mutlu etti. Allah hepsinden razı olsun. Bize bu bayram gelmedi. Bayram yapamadık. Hiçbir ailemiz bayram yapamadı. Ama birlik ve beraberlik içerisinde, ailelerimizle dayanışma içinde ayakta durmaya çalışıyoruz. Milletimizden de Allah razı olsun. Her zaman yanımızda oldular, olmaya da devam ediyorlar. Evlatlarımızı ve öğretmenimizi hiçbir zaman unutmayacağız. Destek veren, acımızı paylaşan herkese teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun" dedi.



Bayramda evlatlarının mezarı başında buluştular

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ Tekirdağ’da bayram dönüşü trafiği yoğunluğu: Tekirdağ - İstanbul karayolunda ağır vasıtalara kısıtlama Kurban Bayramı tatilinin sona ermesine bir gün kala dönüş yolculuğuna başlayan vatandaşlar, Tekirdağ-İstanbul kara yolunda yoğunluğa sebep oldu. Özellikle Marmaraereğlisi, Yeniçiftlik, Yenice ve Beyazköy mevkilerinde trafik zaman zaman durma noktasına gelirken, ağır tonajlı araçların İstanbul yönüne geçişine geçici kısıtlama getirildi. Kurban Bayramı’nı memleketlerinde veya tatil beldelerinde geçiren vatandaşların dönüşe geçmesiyle birlikte Tekirdağ’da kara yollarında yoğun trafik oluştu. İstanbul ve çevre illere dönüş yapan sürücüler nedeniyle Tekirdağ-İstanbul kara yolunda uzun araç kuyrukları meydana geldi. Yoğunluk özellikle Yenice, Yeniçiftlik, Beyazköy ve Marmaraereğlisi mevkilerinde etkili olurken, bazı noktalarda trafik akışı zaman zaman durdu. Trafik ekipleri, ulaşımın aksamaması için bölgede yoğun mesai harcıyor. Tedbirler arttırıldı Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü tarafından bayram dönüşü kapsamında geniş güvenlik ve trafik tedbirleri alındı. Kent genelinde 79 ekip ve 444 personel görev yaparken, Tekirdağ-İstanbul kara yolundaki 7 ana ışıklı kavşakta ise 30 ekip ve 82 trafik personeli trafik akışını sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Artan trafik yoğunluğu nedeniyle İstanbul yönüne seyredecek ağır tonajlı araçlara da geçici kısıtlama getirildi. Ağır vasıtalara kısıtlama Bugün saat 13.00 itibarıyla başlayan uygulama kapsamında, yakıt, gıda ve bozulabilir ürün taşıyan araçlar dışında kalan ağır vasıtaların İstanbul istikametine geçişlerine 1 Haziran saat 01.00’e kadar izin verilmeyecek. Kısıtlama kapsamındaki araçlar, Marmaraereğlisi ilçesi Sultanköy Mahallesi’ndeki bekleme alanlarına yönlendirilirken, belirtilen sürenin sona ermesinin ardından yollarına devam edebilecek. Yetkililer, bayram dönüş trafiğinin gece saatlerinde ve yarın da etkisini sürdürmesinin beklendiğini belirterek sürücülere trafik kurallarına uymaları ve alternatif güzergahları değerlendirmeleri konusunda uyarılarda bulundu.
Kayseri Kayseri Oto Alım Satım ve Oto Kiralamacılar Odası kurulacak Anadolu Oto Galericiler Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Atabey; Kayseri Oto Galericiler ve Oto Kiralamacıları Esnaf Odası kurulum yetkisi aldı. Yetkinin Ticaret Bakanlığı tarafından tebliğ edildiğini kaydeden Atabey; "Odanın kurulması bizler için çok önemli. Bize nasip oldu, en kısa zamanda odayı kurup hayata geçireceğiz" dedi. Ticaret Bakanlığı tarafından Kayseri Oto Galericiler ve Oto Kiralamacıları Esnaf Odası kurulum yetkisi, Anadolu Oto Galericiler Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Atabey’e tebliğ edildi. En kısa sürede odayı kurarak hayata geçireceklerini kaydeden Bilal Atabey; "Bizler; oto alım satım ve oto kiralama yapan sektörün temsilcileriyiz ve bu işten ekmek kazanıyoruz. Bizim işimizin temsilcisi olarak seçildik. Bu işin sıkıntıları nedir diye baktığımızda 30 yıldır bir odamız yok. Oto alım satım yapan ve oto kiralayan arkadaşların çoğu Argıncık Esnaf Odası, Minibüsçüler Odası, Servisçiler Odası, Şoförler Odası’ndalar. Hiçbir oda bizim sıkıntımızı ve problemimizi bilmiyor. Çünkü bizim işimizi yapmıyorlar. Bunun için kendi odamızın olması zorunluluğunu gördük ve Ticaret Bakanlığı’na durumu ilettik. Kayseri Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (KESOB) Başkanı Şeyhi Odakır ile istişare etik ve Kayseri’de Oto Alım Satım ve Oto Kiralama Odası’nın elzem olduğunu gördük. Ticaret Bakanlığı bize uygunluk sağladı, şahsıma Kayseri Oto Alım Satım ve Oto Kiralama Odası Başkanlığı’nı kurma yetkisi verdi. Bunun için Ticaret Bakanlığı’na, Şeyhi Odakır ve Mustafa Alan Başkan’a teşekkürlerimi iletiyorum. Odamızın Kayseri’ye, oto alım satım ve kiralama yapan arkadaşlara hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi. Oto alım satım ve kiralama yapan esnafların sorunlarını daha hızlı ve güçlü bir şekilde çözebilmek için kurulacak odanın elzem olduğunun altını çizen Atabey; "Odanın kurulması bizler için çok önemli. Bize nasip oldu, en kısa zamanda odayı kurup hayata geçireceğiz. Sıkıntıları çözme noktasında, esnaflarımızla iletişim noktasında oda bizlere önemli kolaylıklar sağlayacak. Büyüyen ve gelişen otomotiv sektöründe site yapma gerekliliğimiz var. Oto alım satım için ilan verdiğimiz firmalar bizden afaki fiyatlar istiyor. Bunların bakanlıklar düzeyinde durdurulması ve dengelenmesi için odanın kurulma gerekliliğini tespit ettik. Toplu şekilde hareket edebilmemiz için oda olmak zorunluluğu vardı. Vergi Dairesi ile ilgili sıkıntılarımızı çözeceğiz. Esnaflar arasında sıkıntılar çıkıyor, alıcı-satıcı arasında sıkıntılar çıkıyor. Kimin haklı, haksız olduğu kurulacak hakem heyetiyle tespit edilecek. Dükkanımızı, evimizi yapacağız. Şahıs firması olup oto alım satımı yapan, oto kiralama yapan arkadaşlarımızın odamıza kayıt olmalarını rica ediyorum" ifadelerini kullandı.
Aydın Yerli ırklar daha dayanıklı İstanbul’da 17 yıl avukatlık yaptıktan sonra memleketi Aydın’a dönüp avukatlığın yanında hayvancılık da yapmaya başlayan Mücahit Kibar, hobi olarak başladığı hayvancılığı kısa sürede profesyonel bir üretim modeline dönüştürdü. ’Anası 50 lira, danası 100 lira’ sloganıyla özetlediği sığırlarda ’taşıyıcı anne’ sistemi ile Kibar, çiftliğiyle hem et verimini artırmayı hem de maliyetleri düşürmeyi hedefliyor. İstanbul’da uzun yıllar avukatlık yaptıktan sonra memleketi Aydın’a dönen Mücahit Kibar, mesleğini sürdürürken aynı zamanda tarım ve hayvancılık alanında yeni bir girişime imza attı. Küçük bir başlangıçla kurduğu çiftlikte zamanla üretim modelini geliştiren Kibar, besi materyalini dışarıdan temin etmek yerine kendi işletmesi içinde üretmeye yöneldi. Yerli ırkları ’taşıyıcı anne’ olarak kullandıkları sistemde, etçi ırklardan elde edilen spermlerle yüksek verimli buzağı üretimi hedeflediklerini kaydeden Kibar, bu yöntemle hem maliyetlerin düşürüldüğünü hem de daha sürdürülebilir bir besicilik modeli oluşturulduğunu belirterek üretimde verimliliği ön planda tuttuklarını ifade etti. Küçük bir başlangıçla hayvancılığa adım attığını belirten Kibar, "Aydınlıyım ve uzun süre İstanbul’da avukatlık yaptım. Daha sonra memleketime dönerek Aydın’a yerleştim. Buraya geldikten sonra hayvancılığa başladık. Üç dört hayvanla başladık, öğrendikçe geliştirdik, değiştirdik. Besi materyali dediğimiz küçük danaları dışarıdan almak çok maliyetliydi. Biz de bunu kendimiz üretmeye karar verdik. Araştırmalarımız neticesinde bu işi hem yapanlarla hem de uzmanlarla konuştuk ve yerli ırklarla çalışmaya başladık" dedi. "Anası 50 lira, danası 100 lira" Üretim sisteminin temelinde ’taşıyıcı anne’ modeli olduğunu belirten Kibar, yerli ırkların dayanıklılığına dikkat çekti. Kibar, "Yerli anaç hayvanlar çok ucuz. Bu bölgenin hava şartlarına ve mikroplara çok alışkın ve dayanıklılar. Diken yese de, çöp yese de büyüyorlar, gelişiyorlar ve buzağı veriyorlar. Bizim işimiz bir nevi koyunculuğun büyükbaş hali. Koyuncular süt sağmaz sadece kuzuya çalışırlar, biz de burada sadece buzağıya çalışıyoruz. Bizim amacımız iyi spermadan kaliteli buzağılar elde etmek. Bizim için anne hiç önemli değil. Bir anne melez olursa gen aktarımı hemen hemen olmuyora yakın. Baba daha baskın karakter oluyor. Dolayısıyla da çıkacak olan yavru babaya benziyor. Biz de buradan iyi bir ırk elde ediyoruz. Anayı taşıyıcı olarak kullanıyoruz. Yerli ırklarla melezleme yapıyoruz, et üretmek için yaptığımız besi materyalini buradan alıyoruz. Örnek veriyorum, bizim burada bir tane beyaz Simental kırığı bir danamızı var, hemen yanında da annesi var. Annesinin boyuna gelmek üzere. O dana 4-5 aylık. Kimse onu bilmez o anneden olduğunu. ’Bu hayvanın doğuracağı ne işe yarar?, hayvan küçücük, anası ne ki danası ne olsun?’ derler. Benim sloganım da ’anası 50 lira, danası 100 lira.’ Bu anlayış ile burada çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Üretim modelinin karlılığını anlattı Üretim modelini anlatan Kibar, karlılık ve doğal yetiştiriciliğe dikkat çekerek, "2025 Kurban Bayramı sonrası buradaki anneleri ortalama 42’şer bin liraya topladım. Hepsinden de bir sefer buzağı aldım. Buzağıların en düşüğünü de 110 bin TL’den sattım. Dolayısıyla ben burada karlı bir iş yaptım. Bakım maliyetlerim diğer kültür ırklarına göre çok düşük. Çünkü ben bunlardan süt sağmıyorum. Hayvanın günlük verdiği süt 4-5 kilogram civarında. Onu da buzağı istediği kadar emebiliyor. Böyle yapınca inek mastitis olmaz, buzağı ishal olmaz. Buzağı doğar doğmaz annesindeki ağız sütünü yani kolostrumu alır ve bağışıklığını kazanır. Biz buzağının peşinde koşacağız, ’aman ishal olacak, aman ayıralım, 2 kilo süt verdik, 5 kilo süt verdik, sütün ısısını ayarladık, ayarlamadık’ gibi bunlarla uğraşmayız. Anneden nasıl geliyorsa süt, doğal bir şekilde buzağı emer" ifadelerini kullandı. "Yerli ırkla melezleme et açığına çözüm olabilir" Sistemin en önemli avantajlarından birinin düşük bakım maliyeti ve doğal üretim süreci olduğunu vurgulayan Kibar, hayvan sağlığı açısından da önemli bir kolaylık sağladıklarını söyledi. Kibar, "Burada bir üretim modeli var. Yerli dişi ırklarla kaliteli erkek etçi ırkları melezlemenin ülkedeki et açığına çok büyük katkısı olacağını düşünüyoruz. Bir örnek daha vermek gerekirse, burada bir anne var ve çok büyük çaplı bir anne değil. İlk yavrusu Angus’tu, sattık. Şimdi içinde Hereford var. Aslında bizim hayvanlarımızın onlardan hiçbir farkı yok. Bunların doğuracağı angusların, Uruguay’dan gelen angustan hiçbir farkı yok. Aksine ondan fazla kilo alır, ondan aşağı kilo almaz. Ama biz ne yapıyoruz? Bütün paramızı döviz yapıp yurt dışına gönderiyoruz. Yerli üreticimiz de bıkıyor artık. Sütün, etin para etmediğini söylüyor. Etmez. Çünkü ben 200 bin liralık bir anne alıp günün sonunda 100 bin lira kazanıyorsam benim yaptığım iş mantıklı değil. Ama 50 bin liralık bir anne alıp 100 bin kazanıyorsam benim işim mantıklı" dedi. "Daha az insan, daha çok huzur" Hem avukatlık mesleğini sürdürdüğünü hem de hayvancılığın kendisine farklı bir huzur verdiğini dile getiren Kibar konuşmasını şu sözlerle noktaladı; "Başta babam bu işi yapmamı istemiyor. ’Ben seni okuttum, büyüttüm, avukat oldun. Avukatlık yap’ diyor. Ben avukatlığımı zaten yapıyorum. Ama şimdi ben avukatlıkta elde ettiğim stresimi dama geldiğim zaman çobanlık yaparak atıyorum. Yani ben ’çobanlıktan mutluyum, avukatlıktan mutluyum?’ Avukatlığı 17 yıldır yapıyorum, mesleğimi seviyorum. Ama çobanlıkta daha mutluyum. Daha az stresliyim, daha az insan, daha çok huzur."