POLİTİKA
Milli Parklar ile ilgili düzenleme TBMM’de kabul edildi 12 Mart 2026 Perşembe - 00:29:40 Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeye göre, kanun kapsamına giren alanların kaynak değerlerinin korunarak kullanılmasına imkan sağlamak amacıyla uzun devreli gelişim planlarına uygun olarak yapılan ziyaretçi yönetim planlarının etkin bir şekilde uygulanması ve korunan alanlara gelen ziyaretçilerin doğru bilgilendirilmesi bakımından ve korunan alan yönetiminden olumsuz etkilenen yöre insanının kayıplarının en aza indirilmesine imkan sağlanmak üzere, korunan alan sınırları dahilinde ve yakın çevresinde yaşayan yöre insanının alan kılavuzu olarak yetiştirilmeleri konusunda Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde gerekli çalışmaları yapacak. Eğitime alınacak alan kılavuzu adaylarının seçimi, eğitimleri, eğitim sonunda başarılı olanların görevlendirilmeleri ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller ile av ve doğa koruma memurları, saha bekçileri ve orman muhafaza memurlarının çalışma usul ve esasları Genel Müdürlükçe çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü döner sermayeli işletmeler kurabilecek. Milli parklarda, tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değerini bozanlara, yaban hayatı tahrip edenlere, bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile kirlilik ve benzeri çevre sorunları oluşturanlara bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve 5 bin güne kadar adli para cezası verilebilecek.
11 Mart 2026 Çarşamba - 23:10 İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu: "2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız ittifak görüşmesi dahi yoktur" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak bizim herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız bir ittifak değil, bakın bir ittifak görüşmesi dahi yoktur" dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, ‘İftar Buluşmaları’ programı kapsamında Ankara’da gazetecilerle iftar yaptı. Dervişoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), NATO’nun en güçlü ordularından biri olduğunu söyleyen Dervişoğlu, "Ülke güvenliği teminat altındadır. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri güçlü bir ordudur. Türk milleti de basiretli bir millettir. Ülkenin güvenliğini tartışma konusu yapmak gibi bir düşüncenin asla sahibi olamam. Bir kere bunu, milli duygularım engeller. Türkiye’nin hem ordusunun hem de teknolojik yeterliliklerinin çok üst düzey olması gerektiğine inanıyorum. Türkiye’nin jeopolitik durumu da zaten buna emrediyor" ifadelerini kullandı. "CHP’nin yarın bir önerge vereceklerine dair duyumlarımız var" İBB davasının canlı yayınlanıp yayınlanmaması konusuna ilişkin soruları cevaplayan Dervişoğlu, "Hassasiyetle üzerinde durulması icap eden bir şey. Ayrıca benim doğrudan bir karşı duruşum da yok. Ayrıca desem ki bu duruşmalar canlı yayınlansın, onu sağlayacak gücüm de yok. Cumhuriyet Halk Partisi’nde de yok, İYİ Parti’de de yok. Dolayısıyla bu speküle edilmiş bir konu. Hem yargılananlar hem de Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir şey istiyorsa kanun teklifini verdiler, meclisin gündemine gelirse biz İYİ Parti olarak ona evet oyu veririz ama o kaygıları ifade ederek. Yarın bir önerge vereceklerine dair duyumlarımız var" şeklinde konuştu. "2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız ittifak görüşmesi dahi yoktur" İstanbul’da yaptığı konuşmayı hatırlatan ve iktidara talip olduğunu ifade eden Dervişoğlu, "Aksaray’da konuşurken de bayrağı İstanbul’da kaldırdım, iktidar yolculuğunu Aksaray’dan başlatıyorum diye dile getirdim. İttifak konusuna gelince zamanından önce herhangi bir değerlendirme yapmayacağım. Ayrıca buna tek başına karar verecek olan da ben değilim. Kiminle ittifak yapılacak ya da hiç kimseyle yapılmayacak türünden bir karar çıkacaksa bu benim tek başıma vereceğim bir karar değil. Ben şahsımla ilgili kararları tek başıma alırım. Partimle, ülkemle ilgili kararları, partinin en yetkili organlarında konuşarak ve tartışarak almaktan yanayım. 2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak bizim herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız bir ittifak değil, bakın bir ittifak görüşmesi dahi yoktur. Ümit Özdağ ile bir görüşmemiz yok. Ümit Bey de böyle bir görüşmenin olmadığını biliyor. Ümit Bey’in ifadesi de şu, ittifak olmaya yakın görüyor İYİ Parti’yi. Ben de konuşmamız gereken şeyler var diyorum. Mesele o" diye konuştu. "İYİ Parti, altında toplanılabilecek bir şemsiye parti haline gelmiştir" Dervişoğlu, "Yüzde 9 oy bizim bir işimize yaramıyor, Türkiye’nin de işine yaramıyor. Bu sistemde çok daha yüksek oranda oy almak gerekiyor. İYİ Parti, altında toplanılabilecek bir şemsiye parti haline gelmiştir. Bizimle birlikte olmak isteyen partilerin taleplerine şahit oluyoruz, zamanı gelince konuşuruz. İki parti arasında sıkıştırılmış Türkiye’yi oradan çıkartıp alacağız. Buna ’üçüncü yol’ demiyorum. Bizim yolumuz, Türkiye’nin kurtuluşunun yegane yolu olarak tanımlanacak hale gelecektir" dedi.
CHP Genel Başkanı Özel’den İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’na ziyaret
29 Ocak 2026 Perşembe - 17:04 CHP Genel Başkanı Özel’den İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’na ziyaret Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti’nin 4. Olağan Kurultayı’nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı’nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret etti. İYİ Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 1 saat sürdü. İki genel başkan, görüşmenin ardından ortak basın açıklamasında bulundu. Müsavat Dervişoğlu, görüşmede ele alınması gereken bütün konuları değerlendirdiklerini ifade ederek, "Bunların içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik yargılamalarla alakalı yaşananlar da dahil olmak üzere kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunduk. Emeklilerin meselelerini ele aldık. Gençlerin sorunlarını ele aldık. Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu problemlerle ilgili olarak da fikirlerimizi paylaştık. Bununla birlikte Türkiye’de yaşanan süreçle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulmuş komisyon, o komisyonun raporu üzerindeki çalışmalar, bu zamana kadar yapılmış olanlara dair de düşüncelerimizi ifade ettik. Daha önce de defalarca belirttiğim gibi çözüm süreci adı verilen ihanet projesinin amacı Cumhuriyetimizin temel niteliklerini tartışmaya açmaktır. Bunu yeniden ifade ettim. Bunu başarmak için ise önce kelimeleri ve imajları değiştirmeye çalıştıklarını dile getirdim" diye konuştu. CHP Genel Başkanı Özel ise geçen hafta gerçekleştirilen kurultayda yeniden genel başkan seçilen Dervişoğlu’nu kutlayarak, "Bugün ben buraya yaptığımız ziyarette bir siyasi partinin genel başkanına hayırlısı olsun ziyaretine gitmenin ötesinde, bir ağabey ve kardeş hukuku içinde olduğumuz ve iyi günümüzde, kötü günümüzde birbirimizin yanında olduğumuz bir büyüğüme, sabahleyin gelip bir kahvesini içme noktasındaki bir sıcaklığı hissederek geldim ve görüşmemiz de o çerçevede gerçekleşti. Son bir yılda Cumhuriyet Halk Partisi çok zor günlerden geçti. Acı günlerimiz oldu, kayıplarımız oldu. En kötü günümüzde hem insani olarak kardeşlerimizi, evlatlarımızı kaybettiğimiz günlerde İYİ Parti’nin tüm kadrolarını ve genel başkanını telefonun ucunda ilk arayan, yanımıza ilk koşan, acımızı ilk paylaşanlar arasında gördük" dedi. İki lider açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Suç örgütü lideri olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir?" Özel, ‘Aziz İhsan Aktaş’ davasının duruşmasında yaşananların sorulması üzerine ilk yargılamaların başladığına dikkati çekerek, "Dün fiziken netleşti. Milletin kapısından milletin seçtiği belediye başkanları ve milletin son seçimde birinci parti yaptığı CHP’nin genel başkanı giriyor. Diğer kapıdan ise Tayyip Bey’in atadıkları giriyor. Bu iftiraları iddianameye bile koyamayanlar ile onun itirafçısı aynı kapıdan girip çıkıyorlar. Kapılar net. Dün İYİ Parti’nin, Gelecek Partisi’nin, DEVA Partisi’nin ve çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri ve temsilcileri bizle aynı kapıdan gelip adalet arayışında ve haysiyet suikastına karşı direnişte aynı yerlerde oturdular. Selamlaştık, genel başkanlarımızın selamını aldık. Aziz İhsan Aktaş da ‘Erdoğanların kapısından’ girdi. Sayın Erdoğan’ın atadıklarının kapısından girdiler. Aynı yerde oturdular, o kapıdan çıktılar gittiler. Benim oraya gittiğim araba partime ait. Aziz İhsan Aktaş’ın oraya geldiği arabanın kime ait olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve Aziz İhsan Aktaş’ın etrafında ana muhalefet partisini koruyan, ana muhalefet partisinin genel başkanına devletin verdiği korumalardan çok koruma vermişler, Aziz İhsan Aktaş’ı koruyorlar. Kimi kimden koruyorsunuz? Kimi hangi kapıdan sokuyorsunuz? 770 yılla yargılanan ve iddianamede ‘suç örgütü lideri’ olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir? Bu kişinin hakim-savcı kapısından girmesinin gerekçesi nedir? Gerekçe şu; biz Erdoğan’ın kendine hasım gördüğü tarafız. Onu iktidardan edeceğiz diye bizi düşman bildi, bize saldırıyor. Kendisine dost gördükleri o kapıdan giriyor" cevabını verdi. "Dengesizliğin giderilmesi lazım" Aynı soruya cevap veren Dervişoğlu ise 770 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş’ın devlet korumasında mahkeme salonuna getirilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirerek, "Burada bir dengesizlik vardır. Dolayısıyla o dengesizliğin giderilmesi gerekmektedir. Herkesi her şekilde itham etme geleneğinden gelen bir anlayışla da karşı karşıyayız. Silivri’de yapılan yargılamaların tamamını takip ediyoruz. Orada yapılan yargılamalar, soruşturmalar hukuk üzerinden bir değerlendirme yapma imkanı da sunuyor. En başından beri söylüyorum, bu soruşturmalar, kovuşturmalar ve yargılamalar, hukuki olmanın çok ötesinde siyasi bir iş hissiyatı oluşturuyor. Toplumun da genel kanaati bu. Ayrıca bu mahkemelerin, özel mahkemelermiş gibi bir yerden bir yere taşınması ya da yeni yapılacak yargılamalar için yeni salonların inşası sanki bir olağan dışı dönemde bütün bunların yapıldığına dair bir kanaat oluşturuyor. Hukuk devleti ve demokrasi açısından bunlar çok kabul edilebilir durum değildir" ifadelerini kullandı. "İstanbul seçimini yenileyelim, iddia ediyorum 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız" Erken seçimin bir çare olup olmayacağının sorulması üzerine Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kabul etmesi durumunda İstanbul seçimlerinin tekrarlanmasını kabul edebileceğini kaydederek, "Cesareti varsa kararı İstanbullular versin. Eğer Erdoğan’a inanıyorlarsa, Ekrem Başkan’ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa Erdoğan’ın göstereceği adaya oy verirler. Ben o gün siyaseti bırakacağım. Mart ayının 29’unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu’dur. İstanbullular iki sene öncesine göre farklı düşünüyorlarsa, Ekrem Başkan’ı seçmezlerse ben siyaseti bırakıyorum. Ekrem Başkan siyaseti bırakıyor. Buyursunlar oynasınlar. İddia ediyorum ki 1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız. Gelsinler, o seçimi yenileyelim. Bir tek şartım var. Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak yakamızdan düşecekler. Hemen getirecekler erken seçim sandığını. Türkiye’de yönetimi devralmaya hazırız" değerlendirmesinde bulundu. "Hükümeti, TBMM’de yeterli çoğunluk olmaması münasebetiyle erken seçim yapmaya zorlayamıyoruz" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise aynı soruya şu cevabı verdi: "Siyaset bir iddia işidir. Hükümeti TBMM’de yeterli çoğunluk olmaması münasebetiyle erken seçim yapmaya zorlayamıyoruz. 360 kişilik bir nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var. Bu çoğunluğun elimizde olmaması, iktidara erken seçim demeden seçim yapılmasını mümkün kılmıyor. O sebeple CHP’nin değerli genel başkanı bir iddia ortaya koyuyor. Hukuken de yapabileceği bir işe işaret ediyor ve belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini eş zamanlı olarak istifa ettirelim. Madem ki erken genel seçim yapamıyoruz, üzerinde spekülasyon olan İstanbul meselesini çözelim diyor. 770 yıldan yargılanan bir adam devlet korumasıyla gelirken, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere belediye başkanları tutuklu yargılanmaya devam ediyor. Dolayısıyla bu haksızlığın da giderilmesini temin edebilmeyi mümkün kılalım ve seçimin işaret fişeğini İstanbul’dan atalım diyorlar. Bu siyasi bir iddiadır, karşılık bulup bulmayacağı da tartışma konusudur ama netice itibarıyla bir yöntemdir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’i törenle karşıladı
29 Ocak 2026 Perşembe - 16:42 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’i törenle karşıladı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’i resmi törenle karşıladı. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Ankara’ya resmi ziyarette bulundu. Konuk Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in içinde bulunduğu makam aracını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin önündeki caddede karşılayan 103 süvari, Mirziyoyev’e protokol kapısına kadar eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mirziyoyev’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ana giriş kapısında karşıladı. Erdoğan ve Mirziyoyev’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından 21 pare top atışı eşliğinde iki ülkenin milli marşları çalındı. Mirziyoyev, Muhafız Alayı Tören Kıtası’nı ’Merhaba asker’ diyerek selamladı. Törende tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı. Heyetlerini birbirine takdim eden Erdoğan ve Mirziyoyev, merdivenlerde Türkiye ve Özbekistan bayrakları önünde gazetecilere poz verdi. İkili ve heyetler arası görüşmelere geçen Erdoğan ve Mirziyoyev, daha sonra Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Dördündü Toplantısı’na katılacak. Yapılacak olan anlaşmaların imza töreni sonrasında iki lider ortak basın toplantısı düzenleyecek. Törende Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, YÖK Başkanı Erol Özvar, Ankara Valisi Vasip Şahin ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım da yer aldı.
BBP Genel Başkanı Destici: "O saç örgüsü Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz"
29 Ocak 2026 Perşembe - 15:42 BBP Genel Başkanı Destici: "O saç örgüsü Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Şimdi de binlerce yıllık savaşçı geleneğimize, atalarımızın saç örgüsüne mi göz diktiniz? O saç örgüsü, Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" dedi. BBP’nin 33’üncü kuruluş yıl dönümü nedeniyle Ankara’da bir otelde program düzenlendi. Programa BBP Genel Başkanı Destici, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Elitaş, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, parti yöneticileri ve çok sayıda partili katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan program, güne özel hazırlanan videonun seyredilmesi ile devam etti. Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği mesaj okundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında şu ifadelere yer verdi: "Nazik davetinizden dolayı teşekkür ediyor, Büyük Birlik Partisi’nin kuruluşunun 33’üncü yıl dönümünü gönülden tebrik ediyorum. Bu vesileyle Büyük Birlik Partisi’nin kurucu Genel Başkanı, kıymetli siyasetçi Muhsin Yazıcıoğlu’nu bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Bin yıl önce bu toprakları fetheden ecdadımız, hangi hassasiyetleri gözettiyse, bugün de milletçe aynı istikamette yürüyor, bölgemizde yaşanan çalkantılara rağmen büyük ve güçlü Türkiye hedefimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Söz konusu Türkiye olduğunda tüm farklılıklarımızı bir yana bırakıp 86 milyon tek yürek, tek bilek olacağımıza, inşallah 21’inci asra mührümüzü vuracağımıza, şanlı bayrağımızın dünyanın dört bir yanında gururla dalgalanması için canla, başla çalışacağımıza yürekten inanıyorum. Bu düşüncelerle partinizin 33’üncü kuruluş yıl dönümünü tekrar tebrik ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla." Programda konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, BBP’nin 33 yıllık siyasi yolculuğunda yalnızca millete ve milli değerlere yaslandığını, Türk milletinin tarihi misyonu ile Türk-İslam birliği idealinden hiçbir zaman vazgeçmediklerini belirterek, Muhsin Yazıcıoğlu’nun çizgisini kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti. "Kim PKK-YPG-SDG’yi savunmak istiyorsa buyursun gitsin" Türk milletinin tüm köken, inanç ve düşünce farklılıklarıyla birlikte bir bütün ve kardeş olduğunu dile getiren Destici, "Yeni kurulmuş Suriye yönetiminin sınırları zorlayan hoşgörü ve tahammülüne rağmen, Türkiye’nin tüm uyarılarına rağmen, PKK’nın Suriye kolu SDG’nin anlaşmalara uymaması ve sivillere yönelik saldırılarının devam etmesi, Suriye’nin SDG’ye müdahalesiyle sonuçlandı. DEM’liler kanlarının son damlasına kadar savunacaklarını söylediler. Kim PKK-YPG-SDG’yi savunmak istiyorsa buyursun gitsin, kapı açık ama giderken geri dönmemek üzere, Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu ve kimliklerini bırakıp gidecekler. Türkiye’de ise devletimizin, hükümetin, Cumhur İttifakımızın kararlı duruşuna rağmen başta PKK uzantısı DEM sözcüleri olmak üzere ana muhalefetin grup başkan vekili DEM’lilerle yaptığı ortak basın toplantısında PKK-SGD’ye yapılan operasyonlara karşı çıktı. Bunun Türkiye’ye yansıması olacağını söylediler. Tehditkar cümleler kurdular. Sandılar ki dünkü düzen var. Artık dünkü düzen yok. Ya şartsız, müzakeresiz silahlarınızı bırakırsınız ya da boynunuza devletin ilmiği ve balyozu kafanıza geçer" ifadelerini kullandı. "Kazandıkları belediyelerde ilk iş olarak Türk bayrakları indirildi" Türk bayrağına yapılan saldırının Türk milletine, vatana ve cumhuriyete düşmanlığın ifadesi olduğunu söyleyen Destici, "Yıllar boyunca Türkiye’yi parçalamak için kurdurulup beslenmiş hain ve kahpe terör örgütünün işlediği cinayetlerinin yanı sıra, bazen doğrudan, bazen uzantıları aracılığıyla milletimizi ve değerlerimizi hedef alan hakaretlerine maruz kaldık. Kurdurdukları sözde partilerin kongrelerinde, toplantılarında Türk bayrakları yerlere atıldı. Kazandıkları belediyelerde ilk iş olarak gönderden, duvarlardan Türk bayrakları indirildi. Bazı partiler diyor ki kayyum atamasına son verilsin. Ne olacak, adamlarda en ufak bir değişiklik var mı? Tüm Anadolu’yu geziyoruz. Orada vatandaşa, yöneticilere soruyoruz. ‘Bu hainlerde en ufak bir geri adım var mı?’ diyoruz. ‘Yok’ diyorlar. Yine aynısını yapacaklar. Siyasi bölücülük tüm hızıyla maalesef devam ediyor. Sözde partilerin temsilcileri, katıldıkları toplantılarda her dönemde ve buldukları her fırsatta İstiklal Marşımıza saygısızlık yaptılar. TBMM kürsüsünden defalarca milletimize, devletimize, tarihimize, inançlarımıza ve değerlerimize hakaret ettiler" dedi. "O saç örgüsü, Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" Bugün sadece sınırlara değil, Türk tarihi ve töresine saldırıldığını vurgulayan Destici, "Sınırın ötesindeki YPG’li çapulcular ile Meclis’teki kravatlı uzantıları, ağız birliği etmişçesine yeni bir propaganda başlatmışlar. Neymiş? ’Saç örgüsü’ üzerinden kendilerine bir efsane uydurmaya çalışıyorlar. Buradan o kültür fukaralarına, o tarih yoksunlarına sesleniyorum. Siz kim, Türk’ün kadim töresi kim? Siz kim, binlerce yıllık devlet geleneğinin sembollerini ağzınıza almak kim? O, sizin propaganda malzemesi yapmaya çalıştığınız saç örgüsü; dağdaki teröristin süsü değil, Mete Han’ın, Tomris Han’ın rüzgarda savrulan yelesidir. O örgü Sultan Alparslan’ın Malazgirt ovasına girerken miğferinin altına gizlediği, kefen niyetine ördüğü saçlarıdır. O örgü Göktürk hakanlarının, Selçuklu yiğitlerinin, ’Ölürsem saçım mezarımda kefenim olsun’ diyen Türkmen beylerinin şeref nişanesidir. Türk’ün ’börk’ünü taklit ettiniz, yutmadık. Türk’ün bayramı, Ergenekon’dan çıkış günü olan Nevruz’u çalmaya kalktınız, ’bizimdir’ dediniz, o kirli ellerinizle ateşimizi kirletmeye çalıştınız, çaldırmadık. Şimdi de binlerce yıllık savaşçı geleneğimize, atalarımızın saç örgüsüne mi göz diktiniz? O saç örgüsü, Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" dedi. "Evlilikleri ve çocuk sahibi olmayı desteklemeliyiz" Verilere göre dünya üzerinde ‘nüfusunu kaybetme tehlikesi’ yaşayan ilk 5 ülke arasında Türkiye’nin de yer aldığını belirten Destici, "Evlilikler azalıyor, doğum oranları düşüyor, aile kurumunu ayakta tutmakta zorluklar yaşıyoruz. Bu konuyla ilgili yakın dönemde milletimizi ve devletten siyasete, sivil toplum kuruluşlarından basına, karar alma noktasında olanları bilgilendirdik, uyarılarda bulunduk, teklifler sunduk. Evlilikleri ve çocuk sahibi olmayı desteklemeliyiz. Evlenen çiftlere faizsiz kredi kullandırılmalı, evlenen çiftlerin ev ve araç sahibi olmaları için vergi ve faiz indirimleri sağlanmalıdır. 3 çocuk sahibi olan aileler için ayrı ve özel bir destekleme programı hayata geçirilmelidir. Kadınlarımıza yönelen şiddet konusunda sert ve radikal adımlar atılmalıdır. Daha doğrusu şiddetin her türlüsüne karşı daha fazla caydırıcı tedbirler ve hukuki düzenlemeler yapılmalıdır. Sokak çeteleri diye bir şey ortada bırakılmamalı, kökleri kazınmalı, yeni Ahmetler ve Atlaslar kaybedilmemelidir" şeklinde konuştu. "Milletin vicdanında ’idam’ çoktan onaylanmıştır" Destici, sözlerini şöyle sürdürdü: "Milletin vicdanında ’idam’ çoktan onaylanmıştır. Gelin, bundan kaçmayın. Gelin, bu kararı milletimiz versin. Teklifimiz şudur; terör suçları, çocuk katilleri, tecavüzcü sapıklar için Narin’in, Sıla bebeğin, Aybüke Yalçın öğretmenin katilleri için idam cezası referandumu yapılmasını öneriyoruz. Sandığı milletin önüne koyalım. Bakalım millet bebek katilleri için ’yaşam hakkı’ mı diyor, yoksa ’ip’ mi istiyor? Bunu hep birlikte görelim. Biz diyoruz ki; adalet mağdurun yüreğini soğutmaktır. Caniye merhamet, mazluma ihanettir. Biz bu ihanete ortak olmadık, olmayacağız. O ip o sandıktan çıkacak ve adalet yerini bulacaktır."
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Çam: "Dünyanın en önemli, en büyük ekonomileri bile Türkiye’ye hayran bir şekilde bakıyor"
29 Ocak 2026 Perşembe - 14:46 Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Çam: "Dünyanın en önemli, en büyük ekonomileri bile Türkiye’ye hayran bir şekilde bakıyor" Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam, "Dünyanın en önemli, en büyük ekonomileri bile Türkiye’ye hayran bir şekilde bakıyor" dedi. Kastamonu’ya gelen Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam, ilk olarak Vali Meftun Dallı’yı makamında ziyaret ederek bakanlığın Kastamonu’daki yatırım ve çalışmalarına ilişkin fikir alışverişinde bulundu. Ardından AK Parti Kastamonu İl Başkanlığı’na geçen Çam, burada partililerle bir aray geldi ardından da EDEP İl Koordinasyon Toplantısı’na katıldı. Toplantıda konuşan Çam, "Dünyadaki bir sürü kargaşasının içinde ülkemiz, devletimiz çok daha kritik bir noktada, güzel çalışmalar yapıyor. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde kabinesi, bakanları, bakanlıkları, bürokrasisi, teşkilatları hepsi ayrı ayrı kendi köşesinde, kendi kalesinde bayrağı en güzel noktaya taşımaya çalışıyor. Bu çalışma bir takım çalışması. Yani ayrımız, gayrımız yok. Zaten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin en önemli görevi de amacı da bir bir bütünlük sistemi oluşturmaktı ve bunu büyük ölçüde başardı" dedi. Ziyaret ettikleri her şehirde muazzam yatırımlarla karşılaştıklarını ifade eden Çam, "Bu çalışmalar bizim ne kadar köklü bir geçmişten geldiğimizi ve geleceğimizin ne kadar daha güçlü ve aydınlık içinde olduğunu gösteren, simgeleyen bir şey. Umut dolu bir çalışma ve tempo içinde Cumhurbaşkanımız her gününü biraz daha artıya çevirecek şekilde bütün kadrolarını çalıştırıyor. Bütün bakanlıklar öncelikle olarak orta vadeli plan, enflasyonla mücadele ve tasarruf tedbirleri çerçevesinde, deprem bölgesinin yeniden toparlanması, ülkemizin kalkınması, uluslararası standartlarda savunma sanayinde, ihracatta, turizmde her alanda gelişmesine katkı sağlayan muazzam bir ekonomi modelini uyguluyor. Yurt dışına çıktığımız zaman karşılaşıyoruz. Dünyanın en önemli, en büyük ekonomileri bile Türkiye’ye hayran bir şekilde bakıyor. Bu kadar kargaşanın olduğu, dünya ticaretinin, kavgalarının olduğu bir yerde Türkiye adeta bir güvenli liman olarak bölgesinde adım adım hem savaşlarının bitirilmesine katkı sağlamaya hem ekonomik ve ticari olarak daha da güçlenerek diğer ülkelere katkı sağlamaya çalışıyor. Bunlar bizler için çok büyük tabii imkanlar ve fırsatlar. Bunları zaman zaman vesileler oldukça da birbirimize hatırlatmamız icap ediyor" diye konuştu. AK Parti Milletvekili Serap Ekmekci ise, "Her sokağında her caddesinde tarihi, kültürü sonuna kadar yaşayabileceğiniz çok özel bir memlekete sahibiz. Kayak turizmi ve deniz turizmine sahibiz. Hem doğa, hem kültür, hem de manevi anlamda her yönde dolu dolu bir şehir. 19 ilçesi ve köyleriyle birlikte tarihi bir şehir. Kastamonu’muzu desteklerinizle, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılında kültür ve turizm anlamında en güzel yerlere taşıyacağımızdan şüphe duymuyoruz" şeklinde konuştu. AK Parti Milletvekili Halil Uluay da Kastamonu’nun kültürel ve turizm alanındaki varlıklarına değinerek, "Turizm sezonlarını yoğun bir şekilde yaşıyoruz. Bakanlığımızın desteklerini de ciddi manada alıyoruz" ifadelerini kullandı. AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu ise Kastamonu’nun tescilli yapılarıyla ilgili çalışmalara dikkat çekerek, "Vakıflar Bölge Müdürlüğümüz bünyesinde 126 tescilli binanın onarımını yapmış. Bunlar ecdadın bize mirası olan yapılardır. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın özellikle 2005 yılından itibaren bugüne kadar 454 tane sivil mimarlık örneğinin projesini yaptırdığını görüyoruz. Bunun yanında da 292 tanede kültür varlığımızın onarımını yaptığını görüyoruz. 2002 yılına kadar yapılmayan çalışmaların onlarca katını son 23 yılda yaptığını görüyoruz" dedi.