POLİTİKA
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:54 Bakan Bayraktar: "600 milyon dolarlık yatırım olacak, bin 500’e yakın yeni istihdamı Eskişehir’imize kazandırzacağız" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Eskişehir için 3 çok önemli projenin olduğunu belirterek, "Lityum Karbonat Projesi, Penta 6 Tesisi ve bütün dünyanın gözünün üzerinde olduğu Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi. Dünyada nadir toprak elementlerine erişimle alakalı büyük bir mücadele var. Bu üç tesisimizde toplam yaklaşık 600 milyon dolarlık bir yatırım olacak ve neredeyse bin 500’e yakın da yeni istihdamı Eskişehir’imize, kazandırmış olacağız" diye konuştu. Bakan Bayraktar, 1 Mayıs Eskişehir programı kapsamında Eskişehir AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Bakan Alparslan, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak karşıladı. Ziyarette AK Parti Eskişehir Milletvekili ve TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez de bulundu. Bakan Bayraktar, Eskişehir için 3 proje hakkında bilgi verdi. Lityum Karbonat Projesi, Penta 6 Tesisi ve Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi’nde önemli adımların kaydedildiğini söyleyen Bakan Bayraktar, bu tesislerde Eskişehir’e bin 500 istihdam sağlanacağını aktardı. Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi’nde, endüstriyel tesis üretimine bu yıl içerisinde başlanacağına değinen Bakan Alparslan Bayraktar, bu anlamdan Türkiye’nin dünyanın ilk 5’inde olmasını hedeflediklerini söyledi. "600 milyon dolarlık bir yatırım olacak" Bayraktar, "Türkiye ekonomisi büyüyen, ihracatı büyüyen bir ülke. Son 23 yılda 230 milyar dolardan 1 buçuk trilyon dolarlık bir ekonomi haline geldik. Bunun ana itici gücü, ana motoru açıkçası bizim sanayimiz, üretimimiz ve ihracatımızdır. Dolayısıyla emek burada var, çok önemli bir çaba var. Sayın Bakanımız da ifade ettiler, bu çabanın karşılık bulması çok önemli ama samimi bir şekilde; yani istismar unsuru değil, samimiyetle bu çabanın karşılık bulması önemli. Biz 23 buçuk yıldır olduğu gibi, bugüne kadar olduğu gibi inşallah bundan sonraki süreçte de bu emekçimizin hakkının hiçbir zaman için kaybolmaması için büyük bir gayret içerisinde olacağız. Biz Kırka tesislerimizde bugün incelemelerde bulunduk. 2026’ya dair yatırım planlamalarımızı da bu arada yerinde inceledik. Onları da kısaca size ifade edeyim, özellikle 3 tane çok önemli projemiz var; Lityum Karbonat Projesi, Penta 6 Tesisi ve bütün dünyanın gözünün üzerinde olduğu Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi. İnşallah bu nadir toprak elementlerinde dünyanın ilk beşine girme hedefimiz var. Dünyada bugün artık maden savaşları, bu nadir toprak elementlerine erişimle alakalı büyük bir mücadele var. Ülkemizi bu anlamda o üst lige çıkaracak çok önemli projelerimizden bir tanesi. Onda da pilot tesisi malumunuz, bakanımızın döneminde tamamlamıştık, hizmete açmıştık. Şimdi endüstriyel tesis üretimine inşallah bu sene içerisinde başlıyoruz. Bütün bu üç tesisimizde toplam yaklaşık 600 milyon dolarlık bir yatırım olacak ve neredeyse bin 500’e yakın da yeni istihdamı inşallah biz Eskişehir’imize, özellikle bu bölgelerimize kazandırmış olacağız. İnşallah hayata geçtiğinde Eskişehir’in bir taraftan da sanayisinin de aynı şekilde lokomotif olacağı bir döneme gireceğiz. Biz her zaman için madencilikte şunu söylüyoruz: İş sağlığı ve güvenliği bizim için önemli. Dolayısıyla işçimiz, emekçimiz önemli. Çevreyle uyumlu madencilik; çevreye rağmen değil, çevreyle birlikte, onunla uyumlu bir şekilde madencilik ve katma değerli madencilik. İşi sadece ham maddeden ibaret değil; ham maddeyi ara ürüne ve nihai ürüne çevireceğiz" dedi. "Buradaki dağıtım bölgesi özellikle kırsalda yatırım anlamında geride kalmış" Eskişehir’in kırsal alanının elektrik ve doğalgaz hizmetlerinde geri de kaldığını belirten Bakan Bayraktar, Sevinç Mahallesi için düşünülen doğalgaz projesini planlanandan daha da erken bitireceklerini belirterek, "Bir başka konuda, bizim kendi alanımız; elektrik ve doğalgaz hizmetleri. Malumunuz vatandaşlarımızın, 86 milyonun 7/24 elektriğe ihtiyacı var, enerjiye ihtiyacı var. Artık elektriksiz, enerjisiz bir hayat düşünmek mümkün değil. Bu hizmetlerin de ki Eskişehir ve bu bölge diyelim buradaki dağıtım bölgesi özellikle kırsalda yatırım anlamında geride kalmış durumda. Bunları da inşallah o aradaki farkı kapatarak daha da ileri götürmek ve bu anlamda bu elektrik çağında, yeni dönemde herhangi bir şekilde hizmet kalitesinde düşüklük olmadan bu hizmetleri sizlere, vatandaşlarımıza ulaştırmak istiyoruz. Eskişehir aslında 1995’te doğalgazla tanışmış ama şu anda doğalgazın gitmediği halen mahallelerimiz var, özellikle merkezdeki mahalleler. Başta bunlar olmak üzere doğalgazı da gitmeyen yerlere götürmekle alakalı bir gayretin içerisindeyiz. Burada özellikle Sevinç Mahallesi’ndeki arkadaşlarımızla bugün konuştuk. Zaten takvimimizdeydi, onu inşallah biraz daha öne aldık. Önümüzdeki kış, inşallah onları doğalgazla tanıştırmış olacağız. Bu duygu ve düşüncelerle ben tekrar hepinize teşekkür ediyorum."
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:25 AK Parti 1 Mayıs’ta işçileri unutmadı 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla AK Parti Elazığ İl Başkanlığı sanayi sitesindeki işçilerle bir araya geldi. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla AK Parti Elazığ İl Başkanlığı tarafından yoğun bir program gerçekleştirildi. Gün boyunca sahada olarak emekçilerle bir araya gelen AK Parti heyeti, işçileri bu özel günlerinde unutmadı. AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekili Prof. Dr. Erol Keleş, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları ve il yönetimi, gün boyu süren program kapsamında sanayi esnafına yönelik ziyaretler gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen ziyaretlerde, sanayi esnafının talep ve önerileri dinlenirken, işçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlandı. Heyet, üretimin ve emeğin önemine vurgu yaparak çalışanlara destek mesajı verdi. AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, emeğin ve alın terinin toplumun en kıymetli değeri olduğunu vurgulayarak, "Üreten, çalışan ve şehrimizin kalkınmasına katkı sunan tüm emekçi kardeşlerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Sanayimizde, atölyelerimizde ve sahada alın teri döken her bir kardeşimiz, güçlü Türkiye’nin yapı taşlarını oluşturmaktadır. Bizler de AK Parti teşkilatları olarak emekçilerimizle her zaman bir arada olmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları da değerlendirmesinde, emeğin şehirlerin gelişimindeki en temel unsur olduğunun altını çizerek, "Alın teriyle üreten, şehrimizin büyümesine katkı sunan tüm emekçi kardeşlerimizin her zaman yanındayız. Elazığ Belediyesi olarak istihdamı artıran, üretimi destekleyen ve çalışma hayatını kolaylaştıran projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Daha güçlü bir Elazığ için emekçilerimizle birlikte çalışmayı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu.
AK Parti Milletvekili Açıkkapı: "Hürjet, Avrupa semalarında Türk mühendisliğinin imzasını taşımaktadır"
28 Nisan 2026 Salı - 18:08 AK Parti Milletvekili Açıkkapı: "Hürjet, Avrupa semalarında Türk mühendisliğinin imzasını taşımaktadır" AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı, "Bir zamanlar dışa bağımlı olarak bırakılmak istenen Türkiye, artık kendi İHA’sını, SİHA’sını, helikopterini, gemisini, füzesini, tankını, jet eğitim uçağını üreten, hem kendi milli piyade tüfeklerini en son teknolojilerle üretebilen, dost ve müttefik ülkelere ihraç eden güçlü bir ülke konumuna gelmiştir. Hürjet, Avrupa semalarında Türk mühendisliğinin imzasını taşımaktadır. Aziz milletimizin göğsünü kabartan bu başarı ile hepimiz ne kadar övünsek azdır" dedi. AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Açıkkapı, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi tarafından geliştirilen milli jetin, eğitim uçağı Hürjet’in İspanya’ya ihracatına ilişkin tarihi anlaşma Madrid’de imzalandığını hatırlatarak, "Bu anlaşma yalnızca bir savunma sanayi ihracatı olmanın ötesinde, Türkiye’nin geldiği seviyenin, mühendislik kabiliyetimizin, teknolojik bağımsızlık irademizin ve milli vizyonumuzun dünyaya ilanıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye savunma sanayinde adeta altın uçağını yaşamaktadır. Bir zamanlar dışa bağımlı olarak bırakılmak istenen Türkiye, artık kendi İHA’sını, SİHA’sını, helikopterini, gemisini, füzesini, tankını, jet eğitim uçağını üreten, hem kendi milli piyade tüfeklerini en son teknolojilerle üretebilen, dost ve müttefik ülkelere ihraç eden güçlü bir ülke konumuna gelmiştir. Hürjet, Avrupa semalarında Türk mühendisliğinin imzasını taşımaktadır. Aziz milletimizin göğsünü kabartan bu başarı ile hepimiz ne kadar övünsek azdır. Bu başarıda emeği geçen savunma sanayi başkanlığımızı, mühendislerimizi, teknisyenlerimizi ve gece gündüz demeden çalışan tüm kahraman evlatlarımızı gönülden tebrik ediyoruz" dedi. Açıkkapı, Doruk Madencilik konusuna değinerek, 21 ve 22. Dönem milletvekili Sabahattin Yıldız’ı konuşması için davet etti. Yıldız, "Ben 20-21-22. dönem Muş milletvekili Sabahattin Yıldız olarak, son günlerde kamuoyunda yer alan bazı yanlış bilgilerin düzeltilmesi amacıyla bu açıklamayı yapma gereği duydum. Son günlerde yazılı ve görsel basında ismim zikredilerek gerçeği yansıtmayan haberler yapılmaktadır. Söz konusu haberlerde Ankara’da işçi eylemlerine konu olan Doruk Maden işletmelerinin sahibi olduğum yönünde iddialar yer almaktadır. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına açıkça ifade etmek isterim. Yıldızlar Holding ve Doruk Maden işletmeleriyle herhangi bir ortaklığım, sahipliğim ya da doğrudan veya dolaylı hiçbir ilgim bulunmamaktadır. Doruk Madencilik sahibi olan Sabahattin Yıldız ile aramızda yalnızca isim benzerliği bulunmaktadır. 1995 yılında milletvekili seçilmeden önce yaklaşık 15 yıl müteahhitlik yaptım. Bu süre zarfında işçi ve esnaf alacaklarını zamanında ödenmesi azami hassasiyet gösterdi. Hayatım boyunca en büyük hassasiyetim kul hakkı olmuştur ve bu konuda her zaman titizlikle hareket etmişimdir. Milletvekilliğim süresince de herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığımı özellikle belirtmek istiyorum. Şu anda da devam eden hiçbir ticari faaliyetim bulunmamaktadır" dedi. Açıkkapı, muhalefet partilerinin muhalefetlerini bilgi sahibi olduktan sonra yapmaları gerektiğini hatırlatarak, muhalefet milletvekillerinin 21 ve 22. dönem milletvekili Yıldız’ı töhmet altında bıraktıklarını söyledi.
Bakan Fidan, Avusturya’yı ziyaret edecek
28 Nisan 2026 Salı - 16:59 Bakan Fidan, Avusturya’yı ziyaret edecek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29-30 Nisan tarihleri arasında Avusturya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29-30 Nisan tarihleri arasında Avusturya’ya gerçekleştireceği ziyarette Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger ile görüşecek. Bakan Fidan’ın ziyaret kapsamında, Avusturya Şansölyesi Christian Stocker tarafından kabul edilmesi, Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’yla bir görüşme gerçekleştirmesi, Viyana Diplomasi Akademisi’nde düzenlenecek konferansta hitapta bulunması ve Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelmesi öngörülüyor. Fidan’ın ziyaret kapsamında Avusturyalı yetkililerle gerçekleştireceği görüşmelerde; Türkiye ile Avusturya arasındaki ikili ilişkileri siyasi, ekonomik, ticari, askeri, kültürel ve beşeri boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşımla ele alması ve mevcut iş birliği alanlarının daha da derinleştirilmesine yönelik imkanları değerlendirmesi öğrenilirken, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin çeşitlendirilmesi, ticaret hacminin artırılması ile karşılıklı yatırımların teşvik edilmesine yönelik mevcut potansiyele ve fırsatlara dikkat çekmesi ve Avusturya’yla enerji, dijitalleşme, bağlantısallık ve savunma sanayii başta olmak üzere, stratejik nitelik taşıyan alanlarda iş birliği potansiyelinin altını çizmesi ve bunu geliştirmeye yönelik imkanları kapsamlı şekilde ele alması planlanıyor. Türkiye’nin, Avusturya’daki Türk toplumunun huzur, refah ve toplumsal uyumuna verdiği önemi vurgulaması ve bu bağlamda Türk toplumunun hak ve menfaatlerinin korunmasının öncelikli bir husus olduğunun altını çizmesi beklenen Fidan’ın, öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan vizyon doğrultusunda, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik perspektifini koruduğunu ifade etmesi, Türkiye-AB ilişkilerine stratejik bir vizyonla yaklaşılması, ilişkilerin dar siyasi hesaplara alet edilmemesinin tüm tarafların çıkarına olduğunu vurgulaması ve Türkiye-AB ilişkilerindeki mevcut tıkanıklıkların aşılması için daha kapsamlı ve kurumsal bir iş birliği yaklaşımına ihtiyaç olduğunu dile bekleniyor. Ayrıca Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna savaşında tarafların tekrar müzakere masasına oturmasına ve savaşın adil ve sürdürülebilir bir barışla sona erdirilmesine yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceğini belirtmesi, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaşın kalıcı şekilde sona erdirilmesi amacıyla ortaya konulan çabalara Türkiye’nin destek vermeyi sürdüreceğini ifade etmesinin yanı sıra Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin bir an önce sağlanması ve anılan Boğaz’da savaş öncesi statükoya dönülmesine yönelik küresel ihtiyacın altını çizmesi hedefleniyor. Öte yandan, İsrail’in Gazze’de ateşkes ihlallerini ve barış planını akamete uğratmaya yönelik adımlarını sürdürdüğüne dikkat çekeceğini vurgulayan Fidan’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik ettiğine ve işgalini sistematik biçimde genişlettiğine işaret etmesi, İsrail’in işgal ve yıkım politikalarının tüm bölgede barış ve istikrarı tehdit ettiğini vurgulaması öngörülüyor. Türkiye-Avusturya ilişkileri Türkiye ve Avusturya arasındaki çok yönlü ve tarihi ilişkiler olumlu mecrada ilerliyor. İki ülkenin üst düzeyli yetkilileri arasında özellikle uluslararası konferanslar ve toplantılar marjında son dönemde görüşmeler gerçekleşti. Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Meinl-Reisinger son olarak 17 Nisan tarihinde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’na katılmış ve Bakan Fidan’la bir araya gelmişti. Avusturya’yla ikili ticaret hacmi 2025 yılında 4,3 milyar doları aştı ve bunun kısa vadede 5 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Avusturya’nın Türkiye’ye doğrudan yatırımları 2005-2025 döneminde 11,2 milyar doları aşarken, aynı dönemde Türkiye’nin Avusturya’daki yatırımları 887 milyon dolar olarak gerçekleşti. İki ülkenin ortak zenginliği olarak görülen, Avusturya’da yaşayan yaklaşık 350 bin nüfuslu Türk toplumu, Türkiye- Avusturya ilişkilerinde önemli bir beşeri bağ oluşturuyor. 2025 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Avusturyalı turist sayısı 563 bini aştı. İkili ilişkileri ilgilendiren konuların yanı sıra, Avrupa güvenliği dahil güncel bölgesel ve küresel meseleler bağlamında da iki ülke arasında yakın eşgüdüm ve iş birliği bulunuyor.
AYM Başkanı Özkaya: "Mahkememiz tarafından başvuruları karşılama oranı yaklaşık yüzde 111 olarak gerçekleşmiştir"
28 Nisan 2026 Salı - 16:45 AYM Başkanı Özkaya: "Mahkememiz tarafından başvuruları karşılama oranı yaklaşık yüzde 111 olarak gerçekleşmiştir" Anayasa Mahkemesi’nin 64. Kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Başkan Kadir Özkaya, "2025 yılı, başvuru yoğunluğunun devam ettiği bir yıl olmuştur, bu kapsamda mahkememiz tarafından sonuçlandırılan başvuru sayısı 71 bin 175’e ulaşmıştır. Başvuruları karşılama oranı yaklaşık yüzde 111 olarak gerçekleşmiştir. Böylece, aynı yıl içerisinde yapılan başvurulardan daha fazlası sonuçlandırılmış ve derdest dosya sayısında azalma sağlanmıştır" dedi. Anayasa Mahkemesinin 64. kuruluş yıldönümü ve Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Şaban Kazdal için and içme töreni düzenlendi. Yüce Divan Salonu’nda düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaköse ile yüksek yargı organlarının üyeleri katıldı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, törende yaptığı konuşmada yeni seçilen üye Şaban Kazdal’ı tebrik ederek kendisine görevinde başarılar diledi. "Mahkememize göre adalet, hakkı esas alarak hareket etmektir" Başkan Özkaya hukukun üstünlüğü bağlamında Anayasa Mahkemesi’nin bağlı olduğu değerlerin başında hiç kuşkusuz adalet geldiğini söyleyerek, "Mahkememize göre adalet, her bir şeyi yerli yerine koymak, hakkı esas alarak hareket etmektir, hakkaniyete uygun hüküm kurmaktır. Hem ahlaki hem de hukuki bir kavramdır. Zıddı zulümdür, zorbalıktır, haddi aşmaktır. Bazen hak edene hakkını vermek bazen de hak etmeyene hak etmediğini vermemektir. Hukuk önünde eşit olmaktır. Hiç kimseye soyundan, inancından, makamından ya da başka herhangi bir sebepten dolayı ayrıcalık göstermemek; ayrımcılık yapmamaktır. Devletin varlığının ve meşruiyetinin ölçüsüdür. Kainatı ayakta tutandır. Köklü düşünce geleneğimizde adalet, bireysel ilişkilerden devlet düzenine kadar uzanan geniş bir alanda temel ölçü olarak kabul edilmiştir. Adalet, kadimden beri gerek ilahi kaynaklarda gerek beşeri sistemlerde yüceltilen bir gaye olmuştur" diye konuştu. Başkan Özkaya konuşmasına şöyle devam etti: "Yargısal diyaloğu daha yaygın ve daha etkin hale getirmek için hakim ve savcılarımızla bölge toplantıları gerçekleştiriyoruz. Bu toplantılarda, bireysel başvurularda verilen ihlal kararlarının hem başvurucular açısından hem de objektif etkileri bakımından sonuçlarını değerlendiriyor, adaletin en süratli şekilde tecellisi için çözüm yolları arıyoruz. Üniversiteler ve akademik dünya ile sürekli iletişim hâlinde olan mahkememiz, hukuk ve yargı alanındaki bilimsel etkinliklerde aktif bir rol üstlenmektedir. Anayasa yargısı alanına ilgi duyan ve bu alanda tecrübe kazanmak isteyen hâkim ve savcı yardımcıları, avukat stajyerleri ile hukuk fakültesi öğrencilerine Mahkememizde staj imkânı sunuyoruz. Yürüttüğümüz tüm bu çalışmalar aracılığıyla, bir Yüksek Mahkeme olarak yalnızca bugünün kararlarını vermediğimizi, yarınların adaletini tesis edecek genç hukukçulara 64 yıllık birikimimizi güçlü bir bilinçle aktarma gayretinde olduğumuzu ifade etmek isterim." "Sonuçlandırılan başvuru sayısı 71 bin 175’e ulaşmıştır" AYM’nin görev ve yetkisine giren tüm alanlarda icra ettiği çalışmaların sonuçlarını paylaşan Özkaya, "Bireysel başvuru sisteminin kabul edildiği tarihten itibaren geçen süreçte Anayasa Mahkemesine yapılan toplam başvuru sayısı 700 bini geçmiştir. Geride kalan 14 yıl boyunca bu başvuruların büyük bir kısmı karara bağlanarak önemli bir içtihat birikimi oluşturulmuştur. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru mekanizmasındaki etkin rolü, insan haklarının korunması ve ihlallerin önlenmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Ancak bu süreçte karşılaşılan en önemli zorluklardan biri, her yıl artan başvuru sayısının oluşturduğu yoğunluktur. Nitekim 2025 yılı, başvuru yoğunluğunun devam ettiği bir yıl olmuştur, bu kapsamda mahkememiz tarafından sonuçlandırılan başvuru sayısı 71 bin 175’e ulaşmıştır. Başvuruları karşılama oranı yaklaşık yüzde 111 olarak gerçekleşmiştir. Böylece, aynı yıl içerisinde yapılan başvurulardan daha fazlası sonuçlandırılmış ve derdest dosya sayısında azalma sağlanmıştır. Norm denetimi alanında ise 51 iptal davası ve 226 itiraz başvurusu olmak üzere toplam 277 başvuru yapılmış, önceki yıldan devredenlerle birlikte 43’ü iptal davası, 235’i itiraz başvurusu olmak üzere toplam 278 dava karara bağlanmıştır. Bu alanda da başvuruları karşılama oranı yüzde 100’ün üzerinde gerçekleşmiştir" diye konuştu. "Mahkememiz, siyasi parti kapatma davalarına ilişkin inceleme süreçlerinde de önemli bir hızlanma sağlanmıştır" Özkaya, 2025 yılı içerisinde siyasi parti mali denetimine ilişkin 128 başvuru yapıldığını, önceki yıldan devreden dosyalarla birlikte toplam 164 dosyanın karara bağlandığını ifade ederek, "Mahkememiz, Yüce Divan sıfatıyla yürüttüğü yargılamalarda biri hariç tüm davaları karara bağlamıştır. Bunun yanı sıra siyasi parti kapatma davalarına ilişkin inceleme süreçlerinde de önemli bir hızlanma sağlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin karşı karşıya olduğu yoğun iş yükü, bir yönüyle bireysel başvuru mekanizmasına duyulan güvenin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durum, aynı zamanda Mahkemenin mevcut kapasitesini zorlayan yapısal ve pratik sorunları da beraberinde getirmektedir. Mahkememiz, artan iş yüküne rağmen başvuruların etkin ve makul sürede sonuçlandırılabilmesi amacıyla çeşitli tedbirler almaya devam etmektedir" dedi. Tören, yeni seçilen üye Şaban Kazdal’ın yemin etmesinin ardından noktalandı.
Denizli’de sosyal hizmetleri için 774 milyon TL’lik dev bütçe
28 Nisan 2026 Salı - 16:17 Denizli’de sosyal hizmetleri için 774 milyon TL’lik dev bütçe İnsan odaklı belediyecilik anlayışıyla onlarca sosyal destek projesini hayata geçiren Denizli Büyükşehir Belediyesi, bütçesini vatandaşın sofrasına, eğitimine ve sağlığına yönlendirerek sosyal hizmetlerde yeni bir dönem başlattı. Başkan Çavuşoğlu, ihtiyaç sahibi her kesime dokunduklarını belirterek, "Bu şehirde hiç kimse kendini yalnız hissetmeyecek" mesajı verdi. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, göreve geldikleri günden bu yana sosyal hizmetlere ayırdıkları bütçeyi açıkladı. Şehrin sadece binalarla değil, huzur ve dayanışmayla büyüyeceğini vurgulayan Başkan Çavuşoğlu sosyal belediyecilik odaklı bir anlayışla hayata geçirdikleri projeleri anlattı. Denizli’de ilk kez hayata geçirdikleri Horoz Kart’tan emekli desteklerine, yeni doğan yardımından HPV aşısına, çocuk gelişim merkezlerinden ilkokula giden çocuklara beslenme desteğine kadar dev bir bütçeyi vatandaşın doğrudan sofrasına, eğitimine ve sağlığına yönlendirdiklerini kaydeden Başkan Çavuşoğlu, insan odaklı onlarca projeyle ihtiyaç sahibi tüm kesimlerin yanında yer aldıklarını söyledi. "Hiç kimse kendini yalnız hissetmeyecek" Sosyal hizmetleri çok önemsediklerini vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Göreve gelirken geride hiç kimseyi bırakmayacağımızın sözünü vermiştik ve bunu her geçen gün büyütüyoruz. Herkesin ve her kesimin geride bırakılmadığı bir sistem inşa ediyoruz. Biz bu kenti yönetirken sadece fiziki projelere değil insan hayatına dokunmaya da odaklanıyoruz. Bu şehirdeki hiç kimse kendini yalnız hissetmeyecek. Hiç bir anne ‘Çocuğum nasıl beslenir?’ diye düşünmeyecek. Çünkü bugün birbirimizin elinden tutmaya, yanımızdakine omuz vermeye ve dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı. Her bir kuruş vatandaşın huzuru ve refahı için ‘Mutlu İnsanların Şehri Denizli’ vizyonuyla çalıştıklarının altını çizen Başkan Çavuşoğlu, "İnsanlar güne huzurla ve güvenle başlayamazsa, dünyanın en güzel binalarını verin onları mutlu edemezsiniz. Çocuğuna süt alamayan anneyi bina yaparak mutlu edemezsiniz" dedi. Kaynakların doğru, yerinde ve adaletli kullanılmasının öncelikleri olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Her bir kuruşu vatandaşın huzuru ve refahı için harcıyoruz. Denizli’nin parası artık Denizli halkının cebine, mutfağına ve çocuklarının geleceğine gidiyor. Şehrin kaynaklarını bu zor günlerde yanımızdaki insana omuz vermek için harcıyoruz" ifadelerine yer verdi. İşte insan hayatına dokunan projelerden bazıları Denizli Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığının hayata geçirdiği ve sürdürdüğü sosyal hizmet projelerinin bazıları şöyle: "Horoz Kart, emeklilere yönelik ramazan ikramiyesi, yeni doğan yardımı, çocuk gelişim merkezleri, beslenme yardımı, mobil ikram araçları, hane yardımları, gıda kolisi, ısınma desteği, taşınma desteği, 65 yaş üstüne ücretsiz tamirat desteği, bebek çantası, bebek bezi (0-2 yaş) ve bebek maması desteği, evlilik desteği, kırtasiye paketi, ortaokul, lise ve MESEM öğrencilerine ulaşım desteği, test kitabı ücreti desteği, YKS sınav ücreti desteği, HPV aşısı desteği, çölyak hastalarına glütensiz gıda yardımı, hasta yatağı ve hasta bezi desteği, alzheimer, demans, zihinsel engelli ve otizm tanılı vatandaşlara takip cihazı, asker çantası desteği, asker ailelerine yemin töreni için yol ve yemek desteği, Evde Bakım ve Sağlık Koordinasyon Merkezi, Sevgi Eli ve Aşevi."
DEM Parti Genel Başkanı Oruç: "İşçilerin haklarını tanıyın"
28 Nisan 2026 Salı - 15:47 DEM Parti Genel Başkanı Oruç: "İşçilerin haklarını tanıyın" DEM Parti Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları Oruç, "İşçilerin haklarını gasp eden Yıldızlar Holding’e bir uyarıyı da biz buradan bir kez daha yapıyoruz. Amasız, fakatsız, eksiksiz ve zaman geçirmeden işçilerin haklarını tanıyın" dedi. Oruç, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Oruç, gözaltı ve operasyon furyasına uyandıklarını belirterek, dün Kazancı Yokuşu’nda 1977 1 Mayıs’ında katledilenleri anmak için oraya karanfil bırakmak için gidenlerin gözaltına alındığını ifade etti. Oruç, "Bugün bizler barışı konuştuğumuz bu süreçte bugün Türkiye’nin demokratikleşmesinin ne kadar önemli olduğunu konuştuğumuz bu süreçte hala klasik bir biçimde baskıların devam ediyor olması hala bildik, tanıdık, on yıllardır devam eden gözaltı ve operasyonların yine bu şekilde devam ediyor olmasını kabul etmek mümkün değil. Bu sürecinde asla doğasıyla uygun bir durumda değildir. Buradan bir kez daha ifade ediyoruz ki bir Mayıs engellenemez. Ezilenlerin ve sömürülenlerin haklarını savunanlar gözaltına alınamaz, tutuklanamaz" ifadelerini kullandı. Oruç, konuşmasında iş kazalarına değinerek, "Biz bunu iş kazası olarak görmüyoruz. Bu bir iş cinayetidir. Neden mi? Bakın patronlar üç işçinin yapması gereken işi şayet az ücret ödemek için bir işçiye yaptırıyorsa ve bunun sonucunda o işçi yaşamını kaybediyorsa bu bir iş cinayetidir. Patronlar ve devlet işçilerin temel yasal haklarını dahi yok sayıyor. Koruma mekanizmaları eksik. Ayrıca var olanlar da çalıştırılmıyor. Bu nedenle de iş cinayetidir. Bakın sadece geçen yıldan bugüne kadar en az 2 bin 500 yüz eve karanlık haber gitti. Mesela soruyorum. Ökkeş Erol’u tanıyor musunuz? Ökkeş Erol 74 yaşında. Ve bu yaşında geçinemediği için çalışmak zorunda kalan bir işçi. Tekirdağ Malkara’da fiber optik kablo döşemede çalışırken yaşamını yitirdi" şeklinde konuştu. Oruç, Doruk Madencilik’te çalışan işçiler günlerdir Ankara’da eylemde olduklarını hatırlatarak, "Onları ziyaret ettim. DEM Parti vekilleri her daim yanlarında muhalefetin milletvekilleri sürekli onlarla dayanışma içinde. Bu çok kıymetli, çok önemli. Açız, yoksuluz, çıplağız diyerek açlık grevine giren işçiler bugün açlık grevlerinin 9. günündeler. Ve işçilerin direnişleri kısmi bir kazanımla devam ediyor. Neden kısmi diyorum? Şunun için. Çalışma Bakanlığı maaşlarının bir kısmının ödendiğini söylese de edindiğimiz bilgilere göre bu ödenen kısım son derece cüziymiş. Madenciler tüm alacaklarını ve haklarını alana kadar grevi devam ettireceklerini söylüyorlar. Bakın biz maden işçilerini ziyaret ettiğimizde bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Ve işçiler orada o yağmurun altında direniyorlar. Niye? Aç kalmamak için. Niye? Maaşları ödensin diye. Niye? Mahrum edildikleri analarının ak sütü kadar helal olan haklarını alabilmek için yapıyorlar. Aşağıda metan gazı yukarıda biber gazı bize reva görülen bu diyor işçi. Gözaltına alınıyorlar. Gaz sıkılıyor işçiye. İnanılır gibi değil. Esas gözaltına alınması gereken esas hakkında işlem yapılması gereken o işçilerin hakkı olan maaşlara çöken patronken o patrona karşı hakkını müdafaa etmek için alana meydana çıkan işçilere gazlı, joplu saldırılar düzenleniyor ve işçiler gözaltına alınıyor. Bakın mecliste bir kaç yüz metre ileride Kurtuluş Parkı’nda eylemlerini devam ettiriyor bu işçiler. Ve doymak bilmez Yıldızlar Holding’e aynen şu mesajı veriyorlar. Yıldızlar da kayar. Durmaz yerinde. Evet. İşçilerin haklarını gasp eden Yıldızlar Holding’e bir uyarıyı da biz buradan bir kez daha yapıyoruz. Amasız, fakatsız, eksiksiz ve zaman geçirmeden işçilerin haklarını tanıyın" dedi. Oruç, Gülistan Doku dosyasının yeniden açılmasının önemine işaret ederek, "Gülistan’ın arkadaşı Rojvelat Kızmaz ölümü mutlaka araştırılmalıdır. Rojin Kabaiş başta babası ailesi olmak üzere kadın hareketinin aylardır gündemden düşürmediği konu ve Rojin Kabaiş için adalet talebi mutlaka sağlanmalı. Dağ fare doğurmamalı. Faili meçhul dediğiniz şey gökten inen bir karanlık değil. Bu sistemin ürettiği koruduğu sakladığı karanlığın ta kendisidir. Bakın Mehmet Sincar, Uğur Mumcu, Ceylan Önkol, Deniz Poyraz, Hrant Dink, Berkin Elvan, Gar Keçi davası, 10 Ekim Gar Faili meçhuller. Bunları biz saysak inanın günler yetmez bize. Günler yetmez. Bu kadar uzun bir liste ve bu kadar uzun karartılmış hayatlar var. Cumartesi anneleri bir ömürdür kayıplarını arıyor. Tüm faili belli davalar için gereken adımlar acilen atılmalı evet ama bu adımlar sahici ve sonuç alıcı adımlar olmalı" Oruç, 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın yaptığı açıklamaya değinerek, Öcalan’ın Türkiye’nin önüne tarihsel bir eşik koyduğunu ifade etti. Oruç, "Çatışma çözümleri deneyimlerine baktığımızda örgütlerin on yıllar boyunca atabildiği adımlar Türkiye’de bir yılda atıldı. Bakın bu çok önemli. Ve inanın bununla ilgili ileriki zamanlarda çatışma ve çözüm çalışacak olan akademisyenler bunu önemli inceleyecekler. PKK silahlara veda ettiğini örgütsel yapısını laf ettiğini dünyaya ilan etti. Bunu gerçekleştirerek de tarihi bir hamle yapmış oldu. Bu 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin en önemli gelişmelerinden birisi değerli arkadaşlar. Bu adımın gereklilikleri yapılırsa Türkiye sadece prangalarından kurtulmayacak. Toplumsal kutuplaşma son bulacak. Demokratikleşmenin zemini büyüyecek. Önümüzde bu kadar aydınlık bir tablo varken barışa bu kadar yaklaşmışken barışı ve demokratikleşmeyi bu kadar konuşuyorken barış menziline koşar bir adımla gidilmesi gerekirken iktidar ne yapıyor? İktidar aksak, ürkek ve oyalayıcı bir tutum içinde. Altını tekrar çiziyoruz. Barış sürecinde iktidarın adım atmadığı her an süreç karşıtlarının hile ve hurdayla dolu provokatif tutumları geliştirmesinin önünü açar. Bakın bu kadar fırsat ve risk denklemi söz konusuyken iktidara şu soruları soruyoruz. Ekranlarda sürekli süreç tıkandı diyerek ortalığı bulandıran medya simsarlarının ellerini nasıl oluşturduklarını görmüyor musunuz? Bunu görmemek mümkün mü? Bu kesimler ve onlara çanak tutanlar şu sözümüzü iyi dinlesinler. Ne olursa olsun barış gemisini limana ulaştıracağız. Ve yine iktidara bir soru daha soruyoruz. Orta Doğu’daki istikrarsızlığı derinleştirmek isteyen güçler bekleme halinizden son derece memnunlar. Son derece. Bunu görmüyor musunuz gerçekten? Farkında değil misiniz bunun? Madem dış güçler diye bir tehdit algınız var. O zaman bu tehditleri ortadan kaldırmak için barıştan daha iyi bir yol yok. Bunun halkını defalarca kez çizdik. İktidar artık Nasreddin Hoca misali ipe un sermekten vazgeçmeli. Teyit tespit tekerlemesine sarılarak puslu bir hava üretmemeli. Meclis komisyonunun nihai raporunu eksik de olsa siyasi barışın yolunu açmak için bir rehber olarak kabul etmeli. Ve buradan ilerlenmeli. Artık Arif’e tarif gerekmiyor değerli halkımız. Adım atılsın ki ülke nefes alsın. Adım atılsın ki barış umudunun üstündeki kara bulutlar dağılsın. Adım atılsın ki bu ülkede onurlu bir barış sağlansın" dedi.
Denizli Büyükşehirden dayanışmayı büyütecek dev yatırım
28 Nisan 2026 Salı - 15:18 Denizli Büyükşehirden dayanışmayı büyütecek dev yatırım Denizli Büyükşehir Belediyesi Kınıklı Sosyal Tesisi’nin temeli düzenlenen törenle atıldı. Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri’nin karşısında, Üniversite Caddesi üzerinde konumlanan tesis; hasta yakınları, refakatçiler ve öğrenciler için modern, konforlu ve ücretsiz bir barınma ve yaşam merkezi olarak hizmet verecek. Sosyal belediyecilik anlayışının en anlamlı yatırımlarından biri olan Denizli Büyükşehir Belediyesi Kınıklı Sosyal Tesisi’nin temel atma törenine; Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu ve eşi Nilgün Çavuşoğlu, Başkan Vekili Ali Marım, önceki dönem belediye başkanlarından Ali Aygören, ilçe belediye başkanları, siyasi partilerin il başkanları ve temsilcileri, meclis üyeleri, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Bülent Bozbaş, DESKİ Genel Müdürü Egemen Emre Beşli, belediye bürokratları, mahalle muhtarları, davetliler ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Geride kimseyi bırakmayacağız" sözü hayat buluyor Törende yaptığı konuşmada seçim meydanlarında verdikleri "Geride hiç kimseyi bırakmayacağız" sözünü hatırlatan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, kentin kaynaklarını doğrudan halkın ihtiyaçları için kullandıklarını belirtti. Şehrin her kesiminden temsilcinin katılımıyla gerçekleştirilen törende, birlik ve beraberlik mesajı veren Başkan Çavuşoğlu, bu tesisin sadece bir bina değil, zor zamanlarda vatandaşa uzanan bir dost eli olacağını ifade etti. "Hastane koridorlarındaki dram son buluyor" Hastane çevresinde yaşanan barınma sorununa dikkat çeken Çavuşoğlu, "Hastanelerimizin çevresinde vicdanımızı sızlatan o tabloyu sona erdirmek için bugün buradayız. Merdiven boşluklarında, hastane koridorlarında ya da ağaç altlarında, bir bankın üzerinde sabahlayan hasta yakınlarımızın dramına sessiz kalamazdık. En zor günlerini yaşayan, bir yandan hastasının derdiyle dertlenen diğer yandan barınma ve temizlik gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan vatandaşlarımıza kucak açıyoruz" dedi. "Sosyal belediyecilik insanın kalbine dokunmaktır" Tesisin en önemli fonksiyonlarından biri olan "Hasta Yakını Misafirhanesi"ne dikkat çeken Başkan Çavuşoğlu, hastane bahçelerinde, banklarda veya araç içlerinde eşlerini ve dostlarını bekleyen insanların yaşadığı çileyi bitirmek istediklerini söyledi. "Yaşamın içinde mutluluk kadar acı da var" diyen Çavuşoğlu, en zor anlarında hemşehrilerinin yanında olmanın boyunlarının borcu olduğunu dile getirdi. Belediyeciliğin sadece fiziksel projelerden ibaret olmadığını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Burada sadece bir bina inşa etmiyoruz; bir umut, bir nefes alanı inşa ediyoruz. Tesisimiz bünyesinde vatandaşlarımızın duşundan çamaşırhanesine kadar her türlü hizmeti ücretsiz sağlayacağız. 2-3 saat de olsa başını yastığa koyup dinlenebilecekleri, sıcak bir çay içebilecekleri kurumsal bir yuvayı Denizli’ye kazandırmanın huzurunu yaşıyoruz" ifadelerine yer verdi. "Üretenin ve ihtiyaç sahibinin yanındayız" Konuşmasında sadece sosyal tesislere değil, tarımdan engelli haklarına kadar geniş bir vizyona değinen Başkan Çavuşoğlu, Denizli’yi "Dertlerin çözüldüğü bir şehir" haline getirme hedefini paylaştı. Çiftçinin gübre ve mazot derdi çekmediği, annelerin çocuklarının beslenmesi konusunda kaygı duymadığı bir kent hayal ettiklerini belirten Başkan Çavuşoğlu, "Boğazımızdan haram lokma geçirmeden, şehrin kaynaklarını halkımıza sunuyoruz" dedi. Meclis üyeleri ve ilçe belediye başkanlarıyla omuz omuza çalıştıklarını ifade eden Çavuşoğlu, önümüzdeki aylarda yeni projelerin temellerinin atılmaya devam edeceği müjdesiyle sözlerini noktaladı. A’dan Z’ye tam donanımlı sosyal merkez Toplamda 3 bin 694 metrekare inşaat alanına sahip olan ve 906 metrekare taban alanı üzerine yükselen Kınıklı Sosyal Tesisi, bodrum üzeri 4 kat şeklinde inşa ediliyor. Tesisin bodrum katında 127 metrekarelik bağımsız girişli bir kitap kafe ile 105 metrekarelik güvenli bir sığınak alanı yer alıyor. Giriş katında ise sosyal etkileşimi artıracak 108 metrekarelik Kent Kafe, 89 metrekarelik geniş bir teras ve bölgeye canlılık katacak farklı büyüklüklerde 4 adet ticari dükkan bulunuyor. Denizli modern bir merkeze kavuşuyor Binanın üst katları ise tamamen konaklama ve kişisel bakım ihtiyaçlarına ayrılmış durumda. Birinci katta toplam 51 yatak kapasiteli kadın ve erkek yatakhaneleri ile ortak kullanım alanları yer alırken; ikinci ve üçüncü katlar daha özel konaklama imkanları sunuyor. Bu katlarda toplam 24 adet otel standartlarında oda ile beraber, içerisinde mutfağı, oturma odası ve bağımsız yatak odası bulunan 8 adet apart daire hizmet verecek. Tesisin tamamlanmasıyla birlikte Denizli, hem öğrencilerine hem de şifa arayan misafirlerine kapılarını açan modern bir merkeze kavuşmuş olacak.