POLİTİKA
17 Mart 2026 Salı - 23:58 Başkan Albayrak: "O çukuru kimin kapatması gerekiyordu diye tartışacağız ama giden bir can; bunu geri getirme şansına sahip değiliz" AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak basın mensupları adına düzenlenen iftar yemeği sonrasında, "O çukuru kimin kapatması gerekiyordu diye tartışacağız ama giden bir can; bunu geri getirme şansına sahip değiliz" dedi AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından basın mensupları için iftar yemeği düzenlendi. Program, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın karşılama konuşması ile başladı. Basın mensuplarının ve protokol üyelerinin iftar açmasıyla devam eden programda Başkan Albayrak, geçtiğimiz gün saat 19.30 sıralarında Zincirlikuyu Mahallesi Çağlayanlar Sokak’ta elektrikli bisikletle sürat yapan 9 yaşındaki Ömer Çelik’in otopark rampasından savrulup sokaktaki çukura düşüp hayatını kaybetmesi hakkında konuştu. "Bir lider olmak, bir genel başkan olmak şov işi değildir" AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak yaptığı konuşmada "Bakınız, bu şehir hepimizin; bu şehir bizim, bu şehir çocuklarımızın şehri. Oynamak zamanı değil, vakit geçirme zamanı değil; bu şehir için hayallerini ortaya koyma zamanı diyoruz. Onun için de üzerimize düşen ne varsa yapmamız lazım. Geçenlerde yine CHP İl Başkanı ’bunlar pazara çıkamaz’ diyor ama biz günde bin 700 tane insanı çadırımızda misafir ediyoruz. Orada belki birkaç tane gazeteci arkadaşımız geldi; hususi bizimle görüşmek isteyen insanlar geliyor oraya. Geliyor, ’Başkanım benim bir sorunum var, konuyla alakalı şöyle bir sıkıntım var’ diyen insanlar geliyor. Aslında biz halkımızla hep iç içe olduk, hâlâ da iç içeyiz. Geçenlerde Cumartesi Pazarı’na girdim; girer girmez adama döndüm, -onu arkadaşlar özellikle çekmişler- dedim ki ’arkadaş merhaba’, dedi ki ’sen CHP’liysen konuşmayacağım seninle.’ ’Yok’ dedim, ’ben AK Parti İl Başkanıyım’, ’o zaman’ dedi, ’Allah işini rast getirsin.’ Biz halkımızla her zaman iç içe olan bir yapıdayız. Niçin biliyor musunuz? Şundan dolayı; biz bu şehrin değil, bu ülkenin geleceğini düşünen insanlarız. Çünkü her zaman söylüyoruz; bir lider olmak, bir genel başkan olmak şov işi değildir. Yalan söylemeyle bir yere varılmaz; bir yere varamadılar da" dedi. "Mazeret üreten insan o işi yapmak istemiyor demektir" Konuşmasına 9 yaşındaki Ömer’in hayatını kaybetmesine neden olan çukur hakkında devam eden Başkan Albayrak, "O çocuğun da bir annesi ve babası var. Biz neyi tartışacağız? O kuyuyu kim açtı, sorumlusu kim, kimin kapatması gerekiyordu diye tartışacağız ama giden bir can; bunu geri getirme şansına sahip miyiz? Değiliz. Bazen siyaset yaptığımızı düşünüyorlar, tabii ki siyaset de yapacağız ama bugün kenar mahallelerdeki sokaklar ve caddeler gerçekten perişan durumda. Kuyunun açılmasıyla alakalı bir doğal gaz, bir elektrik diyorlar; açılmış olabilir ama bunu hemen kapatması gereken kurumlar, görev ve yetki alanları var. Bir şehrin veya bir ilçenin sahibi belediye başkanıdır. Aynı olay bugün Baksan’da da yaşanıyor; Baksan yıllardan beri sıkıntılı, her yer çukur ve çamur içinde. Adamın biri çukura olta atıyor; haber yapılıp sosyal medyada paylaşılınca bakıyoruz ki hemen oraya mıcır dökmüşler. İlla birinin olta atmasını beklemeye gerek yok; bu şehrin içinde gezmiyor musunuz, bu şehirde yaşamıyor musunuz? O küçük yavrumuzu büyüten anneyi, babayı düşünün; dokuz yıl emek veriyor, gece gündüz çalışıp evladını belli bir noktaya getiriyor ve bazı insanların hataları yüzünden biz o çocuğu kaybediyoruz. İnşallah tedbir alırlar çünkü kenar mahallelerde durum hep aynı; bir çukur açılıyor, herkes suçu birbirine atıyor ama sonuç itibarıyla devlet bunun parasını ESGAZ ise ESGAZ’a, OEDAŞ ise OEDAŞ’a veya belediyelere veriyor; belediyeler buraları kapatmak zorunda çünkü yetki alanı onlarda. Mazeret insanın kendine söylediği en büyük yalandır; mazeret üreten insan o işi yapmak istemiyor demektir. Bu yüzden akıllarını başlarına almaları ve bir an evvel teyakkuz haline geçerek belediyeyi yönetmeleri lazım. Bazen CHP İl Başkanı çıkıp ekonomi ve emekliler hakkında konuşuyor. Siz bugün Tepebaşı Belediyesinde çalıştırdığınız insanın parasını veremiyorsunuz, emekli olmuş bir insanın tazminatını ödeyemiyorsunuz ama emekliler hakkında şov yapmaya devam ediyorsunuz. Sandığı getirin diyorlar; evet, bugün Eskişehir’e bir sandık gelmeli ama o sandık belediyeler için olmalı. Ne Odunpazarı ne Tepebaşı ne de Büyükşehir yönetilebiliyor. Yönetilemeyen bir belediye anlayışı olduğu için sandığı bir an evvel getirmeliler ve burada bir belediye seçimi olmalı ki bu şehir bu akıbetten kurtulmalı" ifadelerini kullandı.
17 Mart 2026 Salı - 23:48 Başkan Yılmaz: "Bursa’nın kaynakları maalesef doğru bir şekilde yönetilmiyor" Bursa Büyükşehir Belediyesi Mart Ayı Meclis Toplantısı’nın ikinci birleşimi ardından açıklama yapan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Bursalıları susuz bıraktılar ve geldiğimiz noktada da sudan değil, suyu yönetememekten, şehri yönetememekten, BUSKİ’yi yönetememekten, ulaşımı yönetememekten bahsediyoruz. Aslında problem yönetememedir. Bunun altını çizmek istiyorum. Bu noktada eleştirilerimiz var. Bursa’nın kaynakları maalesef doğru bir şekilde yönetilmiyor" dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Mart Ayı Meclis Toplantısı’nın ikinci birleşiminde 22 gündem maddesi görüşülürken, bazı maddeler oy birliğiyle kabul edildi, bazıları ise partiler arasında tartışmalara sahne oldu. Mecliste özellikle imar planı değişiklikleri, belediye iştiraklerine ilişkin finansman kararları ve sosyal destek projeleri gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Meclis toplantısı çıkışı konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’da su faturalarına gelen fahiş fiyatlara dikkat çekti. Yılmaz, "Bu tüm ilçe belediye başkanının ortak kanaati ve ihtiyaçları ile birlikte konuşulmuş ve yine birlikte karar verilmiş ancak tekrar altını çizmek istiyorum ki burada problem katı atık bedeli değil suya yapılan fahiş zamlar. Biz buna rağmen AK Parti grubu olarak Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte şöyle bir karar aldık, dedik ki tamam su zamları geri alınsın, 2024 seçimleri öncesinde nasıl bir usul takip ediliyorsa ki her ay suya zam yapılıyordu enflasyon oranında burada aynı sistem devam etsin. Evine 300 lira fatura gelirken bin lira gelen, bin 500 lira gelen, 2 bin lira gelen hemşehrilerimizin isyanı var. Burada topu taca atıyor, ipe un seriyor. Ramazan’a yakışmayan bir tablo. Bursa’da birçok şey yönetilemediği gibi Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin de yönetilemediğine maalesef şu aziz günde bile şahitlik etmiş olduk. Sayın Başkan’ın bahsettiği konularla ilgili açıklama yapma gereği duydum. Çünkü mecliste mikrofonumun sesi kısıldı, konuşmamıza fırsat verilmedi, öncelikle bunu ifade etmek istiyorum" dedi. Gündeminin su zammı ve katı atık bedeli olduğunu söyleyen Başkan Oktay Yılmaz, "Tabii öncelikle gündem su zammı ve katı atık bedeli. Aslında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey yine ipe un sermiştir. Bırakın benim sorularıma vatandaşın haklı isyanına cevap vermesini Cumhuriyet Halk Partili Osmangazi Belediye Başkanını bile isyan eder hale getirmiştir. Osmangazi Belediye Başkanı, Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak kendi evindeki su faturasının örneği ile birlikte su zammının fahiş bir zam olduğunu basın mensuplarıyla, sizlerle kendisi de paylaşmıştı. Bunun katı atık bedelinden kaynaklanmadığını suya yapılan fahiş zamlardan kaynaklandığını ifade etmişti. Burada evine gelen su faturasından vatandaş şikayetçi ama Mustafa Bozbey neden örnek veriyor? Bakkala gelen su tüketimi olmayan su faturasından bahsediyor. 100 liradan bahsediyor. Evine 135 lira, 200 lira gelen hiç kimsenin isyanı yok aslında" diye konuştu. CHP’li belediyelerin maaş ödeyememe sıkıntısı çektiklerine de dikkat çeken Yılmaz, "Geçmişe dönük yine isim vermeden geçmişte yaptığımız katı atık bedellerin alınmamasıyla ilgili konuştu. Evet, biz AK Partili belediyeler olarak 2021’de pandemi döneminde vatandaşımıza, hemşehrimize destek olmak adına katı atık bedellerini geri çekmiştik. Yeni dönemde bilhassa Cumhuriyet Halk Partili ilçe belediye başkanlarımızın da talebiyle beraber çünkü maaş ödeyememek gibi sıkıntı daha çok Cumhuriyet Halk Partili belediyelerde söz konusuydu. Buradan gelen talepler, ilçelerin hakikaten kendi yönetimleriyle ilgili durumlarından dolayı katı atık bedelinin, yasal olarak belirlenen bedelinin çok altında bir bedel alınmaya başlandı. Bu Yıldırım, Osmangazi, Nilüfer için 135 TL, diğer ilçeler için 100 TL ve daha sonrasında 70 TL olarak belirlendi. Geçmiş dönem Büyükşehir Belediyesi bir kuruş katı atık topluma bedeli almazken bu dönem Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin talebiyle de artı 30 TL katı atık bedeli alınmaya başlanmıştır" ifadelerini kullandı. Belediye Başkanı Yılmaz, su zammının aynı sistemde enflasyonla beraber artmasını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "Bu tüm ilçe belediye başkanının ortak kanaati ve ihtiyaçları ile birlikte konuşulmuş ve yine birlikte karar verilmiş ancak tekrar altını çizmek istiyorum ki burada problem katı atık bedeli değil suya yapılan fahiş zamlar. Biz buna rağmen AK Parti grubu olarak Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte şöyle bir karar aldık, dedik ki tamam su zamları geri alınsın, 2024 seçimleri öncesinde nasıl bir usul takip ediliyorsa ki her ay suya zam yapılıyordu enflasyon oranında burada aynı sistem devam etsin. Katı atık bedellerini ilçe belediyeleri de almasın. Biz AK Partili belediyeler olarak buna hazır olduğumuzu ifade ettik. Ancak bugün yine Sayın Mustafa Bozbey ipe un serdi, ’bu ikisini karıştırmayın’ dedi. Vatandaş neden şikayetçiyse gelin birlikte geriye dönün. Bu aslında bir suyu siyasete alet etmek değildir. Suyu siyasete alet etmek seçim öncesinde ’ben suya indirim yapacağım’ diyerek, insanları kandırarak oy almak siyasete alet etmektir suyu. Bugün zaten suyu yönetmesini beceremediler. Bursalıları susuz bıraktılar ve geldiğimiz noktada da sudan değil, suyu yönetememekten, şehri yönetememekten, BUSKİ’yi yönetememekten, ulaşımı yönetememekten bahsediyoruz. Aslında problem yönetememedir. Bunun altını çizmek istiyorum. Bu noktada eleştirilerimiz var. Bursa’nın kaynakları maalesef doğru bir şekilde yönetilmiyor." Cumhur İttifakı olarak yapılması gereken ne varsa hazır olduklarını vurgulayan Yılmaz, "Bugün 5 bine yakın personel almış, 2 bine yakın personel çıkarmış. 5 binden fazla personel aldıklarını kendileri de ifade etmişlerdi daha önce. Bu Bursa’nın kaynaklarını verimli yönetemediklerinin de ayrı bir göstergesi suda yaşanan krizin bugün ulaşımda yaşandığına da şahitlik ediyoruz. Biz tartışmalardan uzak çözüm odaklı bir yaklaşımla istişare kültürü içerisinde gelin Bursa’nın problemlerini masaya yatıralım. Suyla ilgili de biz üzerimize düşeni yapmaya hazırız ama siz de yapacaksınız. Ulaşımla ilgili ne gerekiyorsa, kentsel dönüşümle ilgili ne gerekiyorsa biz Cumhur İttifakı olarak taşın altına elimizi koymaya hazırız. Biz sorun üreten değil, çözüm üreten taraftayız. Bunu da hemşehrilerimize buradan paylaşmak istiyorum. Herkesin Ramazan’ını tebrik ediyorum. Birkaç gün sonra inşallah bayramı idrak edeceğiz. Şimdiden tüm hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı mübarek olsun" dedi.
17 Mart 2026 Salı - 23:20 Gençlik ve Spor Bakanlığından Bayrampaşa’ya dev yatırım protokolü imzalandı Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Bayrampaşa Belediyesi arasında yapılan protokolle spor altyapısının güçlendirilmesi amacıyla ilçedeki altyapı tesislerine 1 milyar 150 milyon değerinde yatırım yapılacak. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Bayrampaşa Belediyesi arasında spor altyapısının güçlendirilmesi amacıyla bir protokol imzalandı. Bayrampaşa Semiha Erdem Spor Kompleksi’nde düzenlenen imza protokol toplantısına Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Bayrampaşa Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın, Bayrampaşalı milli sporcular, spor camiası temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. İftar ile başlayan programda Bakan Bak ve Belediye Başkan Vekili Akın, kürsüde birer konuşma yaptı. Ardından Bakan Bak ve Belediye Başkan Vekili Akın, yatırımı hayata geçirecek protokolleri imzaladı. Protokol kapsamında Bayrampaşa’da spor altyapısını güçlendirecek büyük yatırım programı hayata geçirilecek. Toplam 1 milyar 150 milyon lira değerindeki yatırımla ilçedeki spor tesisleri yenilenecek, modernize edilecek ve ilçeye yeni spor alanları kazandırılacak. Yatırım programı kapsamında Semiha Erdem Spor Kompleksi, Bayrampaşa Belediyesi Havuz Kompleksi, Bayrampaşa Stadı ve İdari Bina, Zübeyde Hanım Yaşam Merkezi, Necip Uysal Spor Tesisi, Mega Center Spor Tesisi, Cevatpaşa Spor Tesisi, Arda Turan Spor Tesisi başta olmak üzere birçok spor merkezleri yenilenmesi hedefleniyor. Protokol imzalamasının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Türk sporunda önemli yerlere gelmiş sporcular var. Basketbolda Hidayet Türkoğlu, Semih Erden, yine futbolda Arda Turan, Necip Uysal, diğer branşlarda da var. Potansiyel var, biz çocukken Yıldırım Mahallesi’nde oynardık, takımlarla maç yapardık, deplasmana gelirdik. Şehrin merkezinde, buraya yapılan spor yatırımlarını güncellemek gerekiyor, yenilemek gerekiyor. Şartları ve standartları arttırmak gerekiyor. Amatör spor kulüplerine destek vermek gerekiyor o yüzden başkanımız geldi. Hem gençler hem de amatör sporcular neler yapabileceğini ifade etti. Tamam biz dedik ki, başkan sana destek olalım, çünkü bizim amacımız bu. Gençlik ve Spor Bakanlığının en büyük görevlerinden bir tanesi de, spor yatırımları, spor tesislerini yapmak. Gençleri başta uyuşturucu olmak üzere, dijital bağımlılık, kumar gibi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için spor çok önemli. Tabi, Cumhurbaşkanımız da sporun içinden geldiği için sporu çok iyi bildiği için ülkenin dört bir yanına devasa spor tesisleri yapılıyor, basketbol gelişim merkezi gibi. Şimdi Ankara’da stadı yapıyoruz, çok modern bir stat. Şu ana kadar 40’a yakın stat yapıldı, devam edenler var. Yeni yapılacaklar var, yüzme havuzları, atletizm pistleri var. Türkiye spor ülkesi olma yolunda hızla ilerliyor" dedi. Konuşmasının devamında Bakan Aşkın Bak, "Bayan basketbol takımımız da Dünya Kupasına gitmeyi garantiledi. Şimdi maçları var, onlara da başarılar diliyoruz. Yarın Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde maçları var. İlk maçta Liverpool’u 1-0 yendi. İnşallah yarın tur atlayıp, çeyrek finale yani ilk 8’e kalacak. Daha önce Galatasaray başardı. Tabi, Türkiye’nin spor turizminde spor yatırımında önemli bir ivmesi var. Ayrıca biliyorsunuz, biz 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı İtalya ile beraber organize edeceğiz. Dolayısıyla stadyumları modernize ediyoruz. Ama Bayrampaşa özeline baktığımızda başkan, bunları gençlere sunmak zorunda. Bu tür yatırımlar çok önemli, çocuğun dışarı çıktığı zaman, top oynayacağı, futbol oynayacağı bir alan gerekli. Basketbol, voleybol oynayacağı bir alan gerekli. Okul bahçelerinde gerekli. Belediye bunları yaparken de belediyelerimizle birlikte yapıyoruz. Çünkü belediyelerin gençlere dokunması çok önemli" şeklinde konuştu. Sporun gençlerin hayatında çok önemli olduğunu dile getiren Bakan Bak, "Ben inanıyorum ki, spor ilaçtır. Birlik beraberliğin ilacı, iyileştirici gücü var. Topluma dokunan gücü var. Düşünsenize Semih Erden geldi, onu örnek alıp onunla fotoğraf çektirmek isteyen bir sürü genç var, Necip Uysal aynı şekilde. Sporda rol modeller çok önemli. Bizler Türkiye’nin dört bir yanındaki belediyelerimize destek veriyoruz. Amacımız gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, onları oraya yönlendirmek ve sporla beraber onlara bir yaşam tarzı ortaya koymak. Çağımızın hastalığı obezite ile mücadele etmek için spor çok önemli, sporla birlikte o kalorileri yakmanız lazım. Dolayısıyla spor yapmak çok önemli, tabi başkan için de gençlerle bir arada olmak çok önemli. Milli takımımıza da başarılar diliyorum. İnşallah 26 Mart’ta Romanya ile oynayacağız. Burada da söyledim, buraya katılan gençlerden 50 tanesini maça götüreceğiz, başkan otobüsü ayarlayacak ben de biletleri ayarlayacağım. Spor ortak bir dil, herkes bunu seviyor" ifadelerini kullandı. Daha sonra konuşan ve amaçlarının gençlere hizmet olmak olduğunu söyleyen Bayrampaşa Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın ise, "Spora ve sporcuya destek veren Bakanımıza, kendisi de spor camiasının içinden olduğu için sağ olsun kendisi de bizim ihtiyaçlarımıza sonuna kadar destek verdi. Keza, sayın Bakanım bu Bayrampaşa sokaklarında top oynamış, güreş yapmış, Bayrampaşa’yı çok iyi bilen bir insan olduğu için bizim ona sunmuş olduğumuz ihtiyaç listesini de zaten söylemeden biliyordu. ’Ben 20 sene önce sokaklarda top oynuyordum’ dedi ve bu bizim için bir avantaj oldu. Bayrama yaklaştığımız bugünlerde sayın Bakanım Bayrampaşa halkına bir bayram hediyesi vermiş oldu. Amacımız sadece çocuklarımızın kötü alışkanlardan kurtulmasını sağlamak, Türkiye Yüzyılı’nda geleceğin mimarı gençlerimize daha iyi imkanlar sağlamak" dedi.
AK Parti Milletvekili Ayhan Gider: Gazetecilik, şehrin hafızasını tutma ve toplumsal meselelere yön verme sanatıdır
10 Ocak 2026 Cumartesi - 14:01 AK Parti Milletvekili Ayhan Gider: Gazetecilik, şehrin hafızasını tutma ve toplumsal meselelere yön verme sanatıdır AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü için, "Kalemini ve kamerasını memleketimiz için kullanan, mesleki ilkelerinden ödün vermeden gece gündüz çalışan tüm gazeteci dostlarımı tebrik ediyorum" dedi. AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü mesajı yayınladı. Milletvekili Ayhan Gider, "Değerli basın mensubu arkadaşlarım, kıymetli dostlar; gazetecilik, sadece bir haber aktarma işi değil; şehrin hafızasını tutma ve toplumsal meselelere yön verme sanatıdır. Günün ilk ışıklarından gece yarısına kadar, Çanakkale’mizin her bir köşesinde verdiğiniz o görünmez emeğin, şehrimizin ortak aklına sunduğu katkı her türlü takdirin üzerindedir" dedi. Milletvekili Gider, günün anlam ve önemine değindiği mesajına şöyle devam etti: "Sizler; kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma hakkının sahadaki en güçlü temsilcilerisiniz. Bizlerin de en yakın mesai arkadaşları olarak, objektif bakış açınızla ve yapıcı eleştirilerinizle siyasetin ve toplumun dinamizmine güç katıyorsunuz. Emekle yoğrulan, her satırında bir gayret barındıran bu değerli mesleğin tüm paydaşlarının yanındayız. Bu vesileyle, kalemini ve kamerasını memleketimiz için kullanan, mesleki ilkelerinden ödün vermeden gece gündüz çalışan tüm gazeteci dostlarımı tebrik ediyorum. Şehrimizin sesini dünyaya duyurduğunuz nice başarılı yıllarınız olsun."
Başkan Kurnaz: "İlkadım Belediyesi, borçsuz ve güçlü bir belediye haline geldi"
10 Ocak 2026 Cumartesi - 13:22 Başkan Kurnaz: "İlkadım Belediyesi, borçsuz ve güçlü bir belediye haline geldi" Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen programda konuşan İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, görevde oldukları 21 aylık süreçte belediyeyi borçsuz ve güçlü bir yapıya kavuşturduklarını söyledi. 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti tarafından, İlkadım Belediyesi ev sahipliğinde Ihlamur Kafe’de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir program düzenlendi. Programın açılışında konuşan ve basın mensuplarının gününü kutlayan Başkan İhsan Kurnaz, "Gazeteciler, şehirlerin dinamik kalmasını sağlayan kişilerdir. Gazetecilerin güçlü olması, aynı zamanda şehrin dinamizmini de artırır. Doğru bilgiye ulaşılması noktasında gazeteciler çok önemli görevler ifa ediyor. Bu nedenle 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum" dedi. "İlkadım Belediyesi, borçsuz ve güçlü bir belediye haline geldi" Görevde olduğu 21 aylık süreci değerlendiren İlkadım Belediye Başkanı Kurnaz, "İlkadım Belediyesi’nde 21 ayı doldurduk. Bu sürede milletin her kuruşu millete geri döndü. Belediyemizin her kuruşunu geçmiş borçların ödenmesinde, araç-gereçlerin yenilenmesinde ve eksiklerin tamamlanmasında kullandık. Şu anda belediyemizin günü geçmiş tek bir lira borcu yok. Vergi dairesine, SGK’ya ve piyasaya borcumuz bulunmuyor. Bu, İlkadım tarihinde hiç olmamıştır. Biz piyasa borçlarını dahi günü gelmeden ödüyoruz. Belediyemizin şirketinin SGK’ya çok küçük bir borcu var, onu da kısa sürede temizleyeceğiz. Vergi dairesine borcu yok. Kısa sürede İlkadım Belediyesi, şirketiyle birlikte cebinde parası olan, yaptığı işi peşin yapan, kredi kullanmayan bir belediye olacak. Zaten şu anda da bu durumdayız. Yapılan projelerin parasını önceden ayırıyoruz ve bu sayede büyük iskontolar alıyoruz. Önemli bir noktaya geldik. Gazi Caddesi’nde esnafa verdiğimiz sözü tuttuk. Önce ışıklandırmasını yaptık, şimdi de yolunu tamamladık. Gazi Parkı’nı yeniliyoruz. Parkı yeni çehresiyle vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Bunların tamamının ödeneğini ayırdık. Göreve geldiğimiz günden bu yana 55 araç aldık. Bunların 38’ini İller Bankası’ndan kredi kullanarak temin ettik. Bunun dışında tek bir lira kredi kullanmadık. Ödediğimiz borçları ve hayata geçirdiğimiz projeleri kendi kaynaklarımızla yaptık. Borçlanmadan bu hizmetleri yerine getirdik. Bazı arkadaşlar gelirlerin yarıdan fazlasının İller Bankası’na kesildiğini söylüyor. Elbette kesilir; sıkışılan her dönemde bankadan kredi kullanılırsa ve geri ödenmezse alacaklara temlik konur. Biz güçlü bir belediye haline geldik. Bundan sonra da projelerimizi uygun maliyetlerle, İlkadımlı hemşehrilerimin parasını en iyi şekilde kullanarak yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Gazetecilerin ağır şartlar altında çalıştığını dile getiren Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yusuf Ziya Çakır ise yaptığı konuşmada, "Gazetecilerin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve kanunlardan kaynaklanan sıkıntılarının giderilmesi, bize göre acil çözüm bekleyen sorunların başında gelmektedir. Basın çalışanlarının özgür bir ortamda, yansız haber yapabilmelerini sağlayacak ve çalışma şartlarını iyileştirecek düzenlemeler, karşılaşılan güçlükleri azaltarak daha verimli çalışma ortamlarına zemin hazırlayacaktır. Her türlü zorluğa rağmen gazetecilik ilkelerinden ödün vermeden görevlerini yerine getiren meslektaşlarımız her türlü takdiri hak etmektedir. Mesleğimizin kutsallığının da altını çizerek tüm meslektaşlarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum" ifadelerini kullandı. Program, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
CHP Genel Başkanı Özel PMD’yi ziyaret etti
10 Ocak 2026 Cumartesi - 13:09 CHP Genel Başkanı Özel PMD’yi ziyaret etti CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla PMD’yi ziyaret etti. Özel, 2025 yılının Türkiye için de demokrasi için de gazeteciler için de zor bir yıl olduğunu söyledi. Özel, "Yasama süreçlerinde itiraz ettiğimiz dezenformasyon yasasının, çok sayıda meslektaşınız açısından ve halkın haber alma hakkı açısından ne büyük kısıtlamalara sebebiyet verdiği ne zorluklar yaşattığını da hep birlikte gördük" dedi. Özel CHP millertvekillerinin eylemine ilişkin olarak, "Son dönemlerde emeklilerin sayılarının arttığını görüyoruz. Hatta emeklilere seslendiğimde ellerini kaldırdığımda miting meydanlarında yüzde 70’e yakın emeklinin bulunduğunu da görüyoruz. Emeklilerin öfkesini çok gördüm. Ama gözlerinde bu kadar öfkeyle dolu bir ateşi ilk kez görüyorum. Meclis hafta sonu tatiline çıkarken, Meclisi kapatmama ve buraya dikkat çekmeye yönelik olarak emekliler için Meclis’te oturma eylemi başlatmayı uygun gördük. Bu nöbet sürüyor. Dün AK Parti Grup Başkanı kanun teklifini sundu ve açıkladı. Gerçekten kamera şakası gibiydi. Yani Meclis’te kameralar önünde adeta emeklilere kamera şakası yaptılar. Bir yasama faaliyeti beklenirken bir yasak savma faaliyetine girmişler" şeklinde konuştu. Son yapılan operasyonlara yönelik soruya Özel, "19 Mart operasyonundan sonra önce ilk bir ay geçti ve bir ayın sonunda toplumun yüzde 55’i bunun siyasi olduğunu düşünüyordu. Yüzde 25’i hukuki olduğunu düşünüyordu. Toplumun yüzde 20’si de görüş bildirmiyordu. 9 ay boyunca, bir propaganda yaptılar ve dediler ki iddianame çıksın bak neler olacak ve iddianame içinde olacağını söyledikleri bir sürü şey söylediler. Biz bunlar iddianamede olamaz. Bu tamamen yalan. Algı operasyonu diyerek bu süreyi geçirdik. Iddianame çıktı, biz haklı çıktık. Yani ne beş yüz altmış milyar yolsuzluk çıktı. Ne bavullarda para var çıktı. Ne parkenin altından 2 milyon euro değil 2 kuruş bile çıkmadı" diye konuştu. 13 milyon kişiyle mitingler yaptıklarını belirtren Özel, "Bunun siyasi olmadığına dair bu dava üzerinden ispat ve ikna imkanı yoksa çok sayıda toplum kesimine operasyon yapılsın ve bakın sadece CHP değil, topçusuna da yapılıyor, popçusuna da yapılıyor. Şikeye de yapılıyor, bahise de yapılıyor, uyuşturucu operasyonu da yapılıyor. Kimsenin gözünün yaşına bakılmıyor. İşte iktidara yakın gazetecilerle yapılıyor gibi bir algı yaptılar. Otuz tane toplumda özellikle de muhalif kimliğiyle önüne çıkmış sanatçıyı götürüyorlar. 15 gün sonra üçünün ben geri kalan 27’si hangi yirmi yedisi aklandı da üçü suçlu? Kimse bilmiyor. İsimler ilan edilse de bilmiyor. 15 gün boyunca aynı görüntü günde 900 kere ekrandan geçiyor. Burada iki yandaş, bunda iki yandaş 900 kere aynı görüntü dönüyor. Sonra bunların üçünde dördünde çıktı. 26’sı masummuş. O 26’sının çoluğu, çocuğu, ailesi, toplumdaki itibarı. Aynı şey gazetecilik mesleği için geçerli" ifadelerini kullandı.
Bakan Uraloğlu: "Hızlı tren projesi tamamlandığında Ankara-Samsun arası 2,5 saate düşecek"
10 Ocak 2026 Cumartesi - 12:48 Bakan Uraloğlu: "Hızlı tren projesi tamamlandığında Ankara-Samsun arası 2,5 saate düşecek" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "293 kilometre uzunluğundaki Ankara-Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Tren Hattı’nın ilk etabı olan 120 kilometrelik Kırıkkale-Çorum kesiminde yapım çalışmalarına başladık. Bu proje, Ankara merkezli olarak Türkiye’nin kuzeyine yapılan ilk hızlı tren yolcu taşımacılığı projesi olarak tarihe geçmiştir. Proje tamamlandığında Ankara-Samsun arası 2,5 saate düşecek, yılda 12 milyon yolcu ve 14 milyon ton yük taşınacaktır" dedi. Bakan Abdulkadir Uraloğlu, Samsun’da Yeşilkent Kavşağı’nın açılış törenine katıldı. Uraloğlu, törende yaptığı konuşmada, kentin ulaşım altyapısına yönelik yatırımların artarak süreceğini belirterek, Yeşilkent Kavşağı sayesinde şehir içi trafiğin rahatlayacağını ve yıllık 645 milyon liralık tasarruf sağlanacağını söyledi. Yeşilkent Kavşağı’nın açılışı için bir araya geldiklerini ifade eden Bakan Uraloğlu, törenin ardından Samsun Batı Çevre Yolu’nun temel atma törenini de gerçekleştireceklerini açıkladı. Batı Çevre Yolu’nun uzun yıllardır beklenen büyük bir proje olduğunu vurgulayan Uraloğlu, ilk kazmanın vurulmasıyla Samsunlulara yeni bir müjde daha verileceğini dile getirdi. Samsun’a yönelik hizmetlerin hız kesmeden devam ettiğini belirten Uraloğlu, kentin güçlü ekonomik yapısı ve nüfus yoğunluğu nedeniyle bölge içi ulaşımın yanı sıra doğu-batı ve kuzey-güney transit koridorlarında vazgeçilmez bir geçiş noktası haline geldiğini ifade etti. Samsun’daki yatırımlarından bahseden Uraloğlu, "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak son 24 yılda Samsun’un ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 91 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. 2002 yılında 120 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 321 kilometreye çıkardık. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağını 119 kilometreden 396 kilometreye yükselttik. Sinop’a ve Sarp’a bölünmüş yollarla bağlanarak Karadeniz Sahil Yolu’nun bütünlüğünü sağladık. Amasya, Çorum ve Ankara’ya bölünmüş yollarla bağlanarak Samsun’dan tüm İç Anadolu Bölgesi’ne konforlu ve güvenli ulaşımı tesis ettik" bilgilerini verdi. Samsun’da devam eden karayolu projelerine de değinen Bakan Uraloğlu, "Samsun Şehir Hastanesi Yolu, Havza-Vezirköprü Yolu, Çarşamba-Salıpazarı Bağlantı Yolu ve Ladik-Taşova Yolu’nun da aralarında bulunduğu 10 karayolu projemizde çalışmalar sürüyor. Bu projelerin en önemlilerinden biri olan Yeşilkent Kavşağı’nın açılışını yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz" diye konuştu. Yeşilkent Kavşağı’nın önemine dikkat çeken Uraloğlu, "Orta ve Doğu Karadeniz’in Ankara-İstanbul bağlantısında stratejik bir konumda bulunan ve Atakum ile İlkadım ilçeleri arasında önemli bir geçiş noktası olan Yeşilkent Kavşağı, günlük ortalama 50 bine yakın araç trafiğiyle en yoğun noktalardan biri haline gelmişti. Bu nedenle kavşağımızı, kollarıyla birlikte toplam 9 kilometre uzunluğunda, bitümlü sıcak karışım kaplamalı olarak modern standartlarda yeniden düzenledik" ifadelerini kullandı. Uraloğlu, şöyle devam etti: "Proje kapsamında 172 metre uzunluğunda 2 altgeçit köprüsü, 318 metre uzunluğunda 2 ilave köprü ve 29 metre uzunluğunda 1 üstgeçit köprüsü inşa ettik. Böylece bu güzergahta kesintisiz, hızlı ve konforlu bir trafik akışı sağladık. Atakum ve İlkadım arasındaki ulaşımı rahatlattık, Doğu Karadeniz’den Ankara ve İstanbul’a giden transit trafiğin standardını yükselttik. Trafik güvenliğini artırdık, kazaları minimize ettik. Yeşilkent Kavşağı sayesinde zamandan 600 milyon lira, akaryakıttan 45 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 645 milyon lira tasarruf sağlayacağız. Ayrıca yıllık 2 bin 700 ton karbon salınımını azaltarak Samsun’umuzun doğasını korumaya katkıda bulunacağız." Samsun’da demiryolu yatırımlarının da sürdüğünü belirten Bakan Uraloğlu, "Samsun’da sadece karayolu yatırımlarıyla sınırlı kalmıyoruz. İlimizden geçen demiryolu hattının tamamını yeniledik. Türkiye’nin en büyük demiryolu modernizasyon projelerinden biri olan Samsun-Sivas hattını tamamen yenileyerek sinyalli hale getirdik. Gelemen’de 258 bin metrekarelik lojistik merkezi hizmete aldık ve lojistik sektörüne 1,1 milyon ton ilave kapasite kazandırdık. Gelemen Lojistik Köyü ile Tekkeköy Lojistik Köyü arasındaki yaklaşık 7 kilometrelik iltisak hattını tamamlayarak iki lojistik merkezimizi entegre ettik. Havza OSB’yi demiryolu ağına bağlayacak yaklaşık 3 kilometrelik iltisak hattının yapımına da başladık" ifadelerini kullandı. Ankara-Samsun hızlı tren projesi Hızlı tren projelerine de değinen Uraloğlu, "293 kilometre uzunluğundaki Ankara-Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Tren Hattı’nın ilk etabı olan 120 kilometrelik Kırıkkale-Çorum kesiminde yapım çalışmalarına başladık. Bu proje, Ankara merkezli olarak Türkiye’nin kuzeyine yapılan ilk hızlı tren yolcu taşımacılığı projesi olarak tarihe geçmiştir. Proje tamamlandığında Ankara-Samsun arası 2,5 saate düşecek, yılda 12 milyon yolcu ve 14 milyon ton yük taşınacaktır" şeklinde konuştu. Bu demiryolu hattının Samsun Limanı ile Mersin Limanı’nı birleştireceğini belirten Uraloğlu, "Bu koridor İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki yük trafiğini hafifletecek, Türkiye’yi küresel ticarette lojistik bir süper güç haline getirecektir. Ayrıca 509 kilometrelik Samsun-Sarp Demiryolu Projesi de gündemimizde. Bu projeyi de hayata geçirdiğimizde Karadeniz ile Akdeniz arasında hızlı ve çevreci bir taşımacılık ağı kuracağız" açıklamasında bulundu. Şehir Hastanesi Raylı Sistem Hattı Konuşmasında yeni bir müjde paylaşan Bakan Uraloğlu, "Samsun şehir içi trafiğine yeni bir soluk getirecek Kılıçdede-Şehir Hastanesi/Kamu Kampüsü Raylı Sistem Hattı’nın yapım ihalesini bu ay içinde gerçekleştirmeyi planlıyoruz. 13,3 kilometre uzunluğundaki hattımız 16 istasyondan oluşacak ve İlkadım ile Canik ilçeleriyle birlikte Kamu Kampüsü’ne hizmet verecek. Mevcut tramvay hattında kullanılmak üzere 10 yeni tramvay aracının teslimatına da başlayacağız" dedi. Bakan Uraloğlu, konuşmasını "Yeşilkent Kavşağı Samsun’umuza, ülkemize ve milletimize hayırlı olsun. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Samsun’umuzun her köşesini eserlerle donatmaya devam edeceğiz. Bu projede emeği geçen Karayolları Genel Müdürlüğü çalışanlarımıza, yüklenici firmamıza ve Samsunlu hemşerilerimize teşekkür ediyorum" sözleriyle tamamladı. Törene, Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Samsun Milletvekilleri Mehmet Muş, Yusuf Ziya Yılmaz, Çiğdem Karaaslan, Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen, ilçe belediye başkanları ve protokol üyeleri katıldı.
Bakan Işıkhan: "Ülkemizde ev hizmetlerinde çalışanlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışında tutulmuştur"
10 Ocak 2026 Cumartesi - 12:40 Bakan Işıkhan: "Ülkemizde ev hizmetlerinde çalışanlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışında tutulmuştur" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, kadınların işgücü piyasasındaki haklarına önem verdiklerini belirterek, "Ek 9 sigortalılığı ve Kolay İşverenlik uygulamalarıyla ev hizmetlerinde çalışanların korunmasına yönelik önemli adımlar atılmıştır. Kadınları; işgücü piyasası, sendikal örgütlenme hakkı, çalışma saatleri, iş-aile uyumu gibi başlıca çalışma şartları da dahil olmak üzere her alanda güçlendirmeye büyük önem veriyoruz" dedi. Antalya’da HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından "Kayıtdışı İstihdamla Mücadele Ev İşçileri" konulu çalıştay, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Bir otelde düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılış bölümünde HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 50. Yıl Filmi gösterildi. Ardından Hizmet-İş Sendikası Komitesi Başkanı Hatice Ayhan ile HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin ve HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan konuşmalarını yaptı. Programda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Vedat Işıkhan, özellikle, "Ev İşçileri Çalıştayı"nı düzenleyerek çalışma hayatımızda önemli bir inisiyatif alan, başta HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Aslan olmak üzere, bu konuda çalışan, fikir ve çözüm üreten herkesi tebrik etti. Bakan Işıkhan, "Çalışma hayatında, sosyal diyalog ilkemizi, birlik ve beraberlik şuurumuzu içselleştirerek, her konuya çözüm odaklı ve sağ duyulu yaklaşan, emeğin hakkını müdafaa hususunda, her zaman elini taşın altına koymaktan çekinmeyen başta Genel Başkanımız Mahmut Arslan başta olmak üzere HAK-İŞ camiamızın her bir ferdine, bugüne kadar ortaya koymuş oldukları değerli çalışmalar için de ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Bu vesileyle, HAK-İŞ’in 50. Kuruluş yıl dönümünü bir kez daha kutluyorum. Metodu veya modeli ne olursa olsun; çalışmak, üretmek ve ekmeğini helalinden kazanmak için verilen emek ve dökülen alın teri; çeyrek asırdır, ülkemize ve aziz milletimize hizmet etmek için durmaksızın icraat üreten hükümetimiz için her daim paha biçilemez bir değer olmuştur" şeklinde konuştu. "Geçen 24 yıl boyunca da bu hedefimize ulaşmak için gece gündüz çalıştık, çabaladık" Bakan Işıkhan, tüm vatandaşlarının refahını, hakkını ve hukukunu korumak için çalıştıklarını belirterek, "2000’li yılların başında, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, ülkemizin yönetimini devralırken, ülkemizin her bir ferdinin refahının, hakkının, hukukunun korunması için, başta emek mücadelesi olmak üzere geçmiş yönetimlerin atıl bıraktığı her alanda adaleti sağlamak üzere yola çıkmıştık. Hamdolsun; geçen 24 yıl boyunca da bu hedefimize ulaşmak için gece gündüz çalıştık, çabaladık. Türkiye’yi adeta, sıfırdan alıp en yüksek standartlara çıkardık, çıkarmaya da devam ediyoruz. Öncelikle, ekonomi ve çalışma hayatı politikalarından başlayarak, sosyal hayatı huzura kavuşturacak, milletimizin yüzünü güldürecek her adımı tereddüt etmeden attık. Özellikle çalışma hayatının çözülemez olarak görülen sorunlarının büyük bir kısmı, hükümetlerimiz döneminde çözüldü. Sosyal diyalog, istişare kültürü, ortak hareket anlayışı ve çok sesli karar mekanizmaları yine bizim hükümetlerimiz eliyle, yeniden canlandırıldı. Tabi bu süreçte yalnız değildik. Sosyal paydaşlarımız, sendikalarımız, konfederasyonlarımız, akademi camiamız, sivil toplum kuruluşlarımız bu gelişim sürecinde her daim yanımızda oldular ve destekçimiz oldular" diye konuştu. "Mevcut sorunların çözümü için de ciddi bir mesai harcadığımızın bilinmesini isterim" Hızla gelişen teknolojiye ve sürekli dalgalanan finansal sisteme ayak uydurmak için yoğun mesai harcadıklarını ifade eden Bakan Işıkhan, "Bir taraftan istihdamı artırırken bir taraftan da bu artışa paralel olarak, nitelikli işgücünün yetiştirilmesi, kayıtlı istihdamın teşvik edilmesi, başta kadınlar ve gençler olmak üzere nispeten daha kırılgan olan grupları, çalışma hayatında daha da güçlendirecek politikaları hayata geçirdik. Bunların yerli ve milli kalkınma mücadelemize, katma değer üretecek hale getirilmesi için bütüncül bir emek politikası gütmenin derdinde olduk. Bu kapsamda, kadın istihdamını artıracak yeni programlarla birlikte mevcut sorunların çözümü için de ciddi bir mesai harcadığımızın bilinmesini isterim. Kadın istihdamının artışıyla birlikte ortaya çıkan veya geçmişe oranla yaygınlık kazanan esnek çalışma modellerine yönelik tedbirleri, çağın şartlarına uygun çalışma hayatı dönüşümlerini de gerçekleştirmemiz gerektiğinin farkındayız" ifadelerini kullandı. "Ülkemizde ev hizmetlerinde çalışanlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışında tutulmuştur" Çalıştayın ana temasını oluşturan; ev hizmetleri tam olarak böyle bir değişim ve dönüşüme ihtiyaç duyan bir çalışma modeli olarak karşılarına çıktığını söyleyen Bakan Işıkhan, "Bildiğiniz gibi, ev hizmetleri, işin, özel hane içerisinde görülmesi nedeniyle klasik işyeri anlayışından ayrılan, kendine özgü bir istihdam alanıdır. Bu sebeple ülkemizde ev hizmetlerinde çalışanlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışında tutulmuştur. Bu alan; temizlikten bakıma, çocuk ve yaşlı hizmetlerinden bahçe işlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamakta ve özellikle kadın emeğinin yoğun olduğu önemli bir çalışma biçimini oluşturmaktadır. Dolayısıyla iş ilişkisi, İş Kanunu’na dayalı bir iş sözleşmesiyle değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen hizmet sözleşmesiyle kurulmaktadır. Bunun doğal bir sonucu olarak da; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, iş güvencesi gibi İş Kanunu kaynaklı haklardan yararlanılamamaktadır. Benzer şekilde ev hizmetleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kapsamının da dışındadır. Ancak bu durum, çalışanın tamamen korumasız olduğu anlamına gelmemektedir" dedi. "Hayata geçirilen Kolay İşverenlik uygulaması, ev hizmetleri alanında önemli bir kolaylık sağlamaktadır" Bakan Işıkhan son olarak, "Türk Borçlar Kanunu’nun, 417’nci maddesi uyarınca; işveren, iş sağlığı ve güvenliği için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Bu alandaki önemli bir avantaj ise; vergi boyutunda karşımıza çıkmaktadır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesi gereği, ev hizmetlerinde özel kişiler tarafından çalıştırılanların ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiştir. Hayata geçirilen Kolay İşverenlik uygulaması, ev hizmetleri alanında önemli bir kolaylık sağlamaktadır. Ev hizmetlerinde; ayda 10 gün ve daha fazla sigortalı çalıştıran ve daha önce işveren tescili bulunmayan gerçek kişiler, e-Devlet üzerinden başvuru yaparak kolaylıkla Kolay İşverenlik sistemine dahil olabilmektedir. Kolay İşverenlik uygulaması; bürokratik işlemleri azaltan, dijitalleşmeyi esas alan, vatandaş odaklı ve erişilebilir bir yaklaşımdır. Ek 9 sigortalılığı ve Kolay İşverenlik uygulamalarıyla ev hizmetlerinde çalışanların korunmasına yönelik önemli adımlar atılmıştır. Kadınları; işgücü piyasası, sendikal örgütlenme hakkı, çalışma saatleri, iş-aile uyumu gibi başlıca çalışma şartları da dahil olmak üzere her alanda güçlendirmeye büyük önem veriyoruz. Ben de bir Sosyal Hizmet Hocası olarak özellikle çocuk, yaşlı, hasta bakım işçileri ile ev işçilerinin ihtiyaçlarını ve sorunlarını yakından takip ediyorum. Akademisyenlik hayatım boyunca sağlık ve sosyal hizmet işkolundaki sendikalarla, bakım hizmetleri konusunda çeşitli faaliyetlerde katkı sağlamaya gayret ettim. Evde bakım modeli, sosyal hizmetlerin çok önemli bir alanıdır. Dolayısıyla evde bakım işlerinin bu perspektifle geliştirilmesi, hem sendikacılığa, hem de örgütlenmeye önemli katkılar sağlayacaktır. ILO’nun 4 temel sosyal koruma ayağından biri olan; Bakım Sigortası’nın da Uzun Süreli Yaşlı Bakım Sigortası ülkemizde hayata geçmesi için çalışmalar yapıyoruz. Bu nedenle bakım alanında daha birçok yetişmiş profesyonele ihtiyaç olacak. Tabi sağlık riski barındırmayan, eğitim gerektirmeyen evde bakım işi dışındaki diğer ev işlerinde, genel işlerde de ülkemizde giderek artan ihtiyaç var. Örgütlenme çok yönlü bir bakış açısı ile yapıldığında hem hak arayışının gücü, hem de çalışmanın cazibesi artar. Evde çocuk bakımı, yaşlı bakımı, hasta bakımı gibi diğer ev işlerinde de örgütlenme mücadelesini çok değerli buluyorum" şeklinde konuştu.
Başkan Bozbey, Ak Parti iddialarını yalanladı
10 Ocak 2026 Cumartesi - 12:11 Başkan Bozbey, Ak Parti iddialarını yalanladı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Ak Parti’ye geçeceği iddialarını yalanlayarak, "Bu iddialara üzülüyorum. Üstelik iki tarafa da haksızlık yapılıyor. Böyle bir görüşme, iletişim yok. Bunlar doğru şeyler değil. Biz Bursa’ya hizmet etmenin derdindeyiz" dedi. Başkan Mustafa Bozbey, kar ve yoğun yağışın ardından barajdaki su seviyesinin 75 santim yükseldiği müjdesini vererek, "İki gündür keyifli uyuyorum. Barajlarımız yükseliyor. Çınarcık Barajı’ndaki suyu da en kısa sürede Bursalılar ile buluşturucağız. Ancak tasarrufa da devam ediyoruz" diye konuştu. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü sebebiyle Bursalı gazetecilerle Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde gazetecilerle biraraya gelen Başkan Bozbey, transfer iddialarına birkez daha son noktayı koydu. Başkan Bozbey, iddia edildiği gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirterek, "Bunu daha önce de paylaştım. Bu haberlere üzülüyorum. Üstelik de her iki tarafa da haksızlık yapılıyor. Böyle bir konuşma, münasebetin, bir iletişimin olmadığı bir ortamda bu iddialar ortaya atılıyor. Böyle bir şeyin ifade edilmesi bizleri de üzüyor, karşı tarafı da üzüyor. Bunlar doğru şeyler değil. Bizler kamuoyu önünde insanlara hizmet etmek için kendimizi ifade edecek cesarete sahibiz. Bizim işimiz Bursa’ya hizmet etmek. Yapılacak çok işimiz var. Bursa’nın yıllardır birikmiş sorunları var. Bunları bir bir çözmenin derdindeyiz" diye konuştu. Başkan Bozbey, barajdaki su seviyesinin 75 santimetre yükseldiğini de ifade ederek, "İki gündür rahat uyuyorum. Biraz daha keyifli uyuyorum. Her gün yağmur yağacak mı? kar yağacak mı? bekliyoruz. İki gündür 75 santimetre civarında barajda suda yükselme oldu. Biraz nefes aldık, inşallah önümüzdeki süreçte suyun daha fazla yükselmesiyle Bursa nefes alacak. Arıtma tesisimizin inşaatı devam ediyor. Bir müjde vereceğiz ama biraz daha bekleyelim. İhale sürecinden önce Çınarcık Barajı’nın arıtmasını tamamlayacağız. Böylece Bursa’yı Çınarcık susuyla da arıtma tesisinin tamamlanmasıyla buluşturmuş olacağız. Bursalılar merak etmesin. Yine de tasarrufa devam edelim. Artık Bursa su şehri değil. Biz de gelecekle ilgili bir çok projemizi hazırlamak durumundayız. 3-5-10 sene sonra suyla ilgili karşılaşılacak sorunların şimdiden çözümü noktasında çalışıyoruz. Bunu da ileride paylaşacağız" şeklinde konuştu.
AK Partili Saygılı: "Türkiye, küresel belirsizlikleri yenen ekonomik istikrar alanı inşa etti"
10 Ocak 2026 Cumartesi - 11:41 AK Partili Saygılı: "Türkiye, küresel belirsizlikleri yenen ekonomik istikrar alanı inşa etti" AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, 2025 yılı ekonomi verilerini değerlendirerek Türkiye’nin küresel zorluklara rağmen üretim, ihracat ve turizmde rekorlar kırdığını, enflasyonda ise kalıcı düşüş sürecine girdiğini belirtti. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, 2025 yılına ilişkin ekonomik değerlendirmelerde bulunarak, Türkiye ekonomisinin küresel belirsizliklere rağmen istikrarını koruduğunu ve güçlü bir direnç ortaya koyduğunu ifade etti. MÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Üyesi, MÜSİAD önceki dönem İzmir Şube Başkanı ve iş insanı da olan AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı, yaptığı yazılı açıklamada, 2025 yılının dünya ekonomisi açısından yüksek faizler, jeopolitik gerilimler, ticaret yollarındaki kırılmalar ve küresel yatırımlardaki yavaşlama ile anıldığını hatırlatarak, "Böylesine zor bir küresel tabloda Türkiye, büyümesini sürdüren, üretim ve ihracat kapasitesini artıran, enflasyonu kontrol altına alma sürecine giren ve yatırımcı güvenini yeniden inşa eden nadir ülkelerden biri olmuştur" dedi. "2025, kolay değil dirençli büyümenin yılıdır" Türkiye ekonomisinin 2025 yılında çeyrekler bazında büyümesini sürdürdüğüne dikkat çeken Bilal Saygılı, "TÜİK verilerine göre ekonomimiz yılın ikinci çeyreğinde yüzde 4,9, üçüncü çeyreğinde ise yüzde 3,7 büyümüştür. GSYH’nin cari fiyatlarla 17,4 trilyon TL seviyesine ulaşması, sadece büyümeyi değil, ekonomimizin ölçek olarak da güçlendiğini göstermektedir" ifadelerini kullandı. Bu büyümenin sanayi, hizmetler ve turizm odaklı olduğunu vurgulayan Saygılı, sanayi üretimindeki yüzde 6,5’lik artışın, büyümenin geçici tüketim ivmesine değil, üretim temelli bir yapıya dayandığını açıkça ortaya koyduğunu belirtti. "Enflasyonda yön aşağı dönmüştür" 2025 yılının en önemli başlıklarından birinin dezenflasyon sürecinin görünür hale gelmesi olduğunu ifade eden Saygılı, "Kasım ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 31 seviyelerine gerilemesi, 2022’de yaşanan yüksek oranlarla kıyaslandığında son derece önemlidir. Enflasyon bitmemiştir ancak artık kontrol altına alınma patikasına girmiştir" dedi. Merkez Bankası’nın öngörülebilir ve kararlı para politikalarının beklentileri olumlu yönde etkilediğini kaydeden Saygılı, bunun yatırım kararları ve piyasa güveni açısından kritik bir eşik olduğunu vurguladı. İhracatta tarihi rekor ve turizmde dev gelir Dış ticaret cephesinde 2025’in güçlü bir yıl olduğunun altını çizen Bilal Saygılı, Türkiye’nin ihracatta 273,4 milyar dolar ile tarihi rekor kırdığını hatırlatarak, "Küresel ticaretin yavaşladığı, özellikle Avrupa talebinin zayıfladığı bir dönemde bu rakamlar, Türkiye’nin pazar çeşitliliği, üretim kabiliyeti ve esnek tedarik zinciri yapısının ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. İhracat, büyümenin en sağlam sütunlarından biri haline gelmiştir" ifadelerini kullandı. Turizm gelirlerinin de 2025 yılında ekonomiye önemli katkı sunduğunu belirten Saygılı, üçüncü çeyrekte 24 milyar doların üzerinde gelir elde edilmesini ve 23 milyondan fazla ziyaretçinin ağırlanmasını, turizmin artık sadece mevsimsel değil, kalıcı bir ekonomik denge unsuru haline geldiğinin göstergesi olarak değerlendirdi. Yatırımcı güveni ve istihdam dengesi Küresel doğrudan yatırımların daraldığı bir yılda Türkiye’ye gelen yabancı yatırımların artmasının dikkat çekici olduğunu ifade eden Saygılı, "2025’in ilk 9-10 ayında 11 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım girişi, Türkiye’nin üretim gücüne, lojistik avantajlarına ve büyük iç pazarına duyulan güvenin açık göstergesidir" dedi. İşsizlik oranının yüzde 8,6 seviyesinde kalmasının da büyümenin toplumsal karşılığının olduğunu gösterdiğini belirten Bilal Saygılı, tek haneli işsizlik oranının korunmasının uygulanan politikaların sahaya yansıdığını ortaya koyduğunu ifade etti. "2025 bir sonuç değil, güçlü bir başlangıçtır" Açıklamasının sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde uygulanan ekonomi politikalarına dikkat çeken Bilal Saygılı, "Üretimi önceleyen, istihdamı koruyan, ihracatı teşvik eden ve mali disiplini esas alan bu politika çerçevesi, Türkiye’yi kırılganlıktan çıkararak daha öngörülebilir ve dirençli bir yapıya kavuşturmuştur. 2025 yılı bir sonuç değil, daha güçlü bir dönemin eşiğidir. Türkiye ekonomisi artık bugünü yöneten değil, yarını planlayan ve geleceğini inşa eden bir istikrar alanı haline gelmiştir" dedi.
Psikososyal Destek Ekipleri sıfırıncı dakikadan itibaren vatandaşın yanında
10 Ocak 2026 Cumartesi - 11:41 Psikososyal Destek Ekipleri sıfırıncı dakikadan itibaren vatandaşın yanında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Psikososyal Destek Ekipleri, afetin ilk anından itibaren sahaya inerek vatandaşların hem temel ihtiyaçlarını gideriyor hem de ruhsal dayanıklılığını güçlendiriyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı psikososyal destek ekipleri, Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın öncülüğünde afet ve acil durumlardan etkilenen vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Depremden sele, yangından kitlesel göçlere kadar pek çok olayda travma yaşayan vatandaşlara destek olan ekipler, 2025 yılında da sahada hizmetlerini sürdürdü. İlk andan itibaren vatandaşlarla birebir iletişim kuran ekipler, bunun yanı sıra destek için başvuran vatandaşların da hem temel ihtiyaçlarını karşılıyor hem de ruhsal dayanıklılığına katkı sunuyor. Travmatik olayların ardından vatandaşların korku, çaresizlik ve belirsizlikler yaşadıklarını aktaran Afet ve Acil Durumlarda Psikososyal Destek Daire Başkanı Gülşah Alakara Özcan, ekiplerin ilk temasının sahada durum tespiti yapmak olduğunu ifade etti. Vatandaşın bulunduğu yere giderek hizmet verdiklerini aktaran Özcan, olay sonrasında ekiplerin anında bölgeye konuşlanabildiğini belirtti. Travmanın 3 temel kaybı Bireylerin yaşadıkları olayların ardından kendilerini güvensiz hissettiklerini dile getiren Özcan, "Travma yaşayan bireylerin 3 temel kaybı olur. Kontrol kaybı, güven kaybı ve günlük işlevselliğin kaybı. Arkadaşlarımız ilk temaslarında zaten vatandaşı öncelikle güvende hissetmesini sağlarlar. Güvenli bir alana alırlar, kendilerini tanıtırlar ve akabinde stabilizasyon dediğimiz kişiyi şimdi ve buradaya getiren, o korkularını stabilize eden, en azından indiren teknikleri kullanırlar. Kişi şimdi ve buradaya geldikten sonra artık iletişim başlar, ihtiyaçlarını tespit ederler, o ihtiyaçları karşılamaya odaklanırlar ve kaynakla buluştururlar" açıklamasında bulundu. Özcan, travma sonrası psikososyal desteğin önemine dikkati çekerek, "Eğer insanlar travmatik olay yaşadıktan sonra hemen psikososyal destek ekipleri ve psikososyal destek hizmeti devreye girmezse, o yaşadıkları stres ve travma birikiyor, birikiyor ve ileride bir psikiyatrik rahatsızlığa sebep olabiliyor. Eğer psikososyal destek hizmeti verilirse o zaman işte biz psikiyatrik rahatsızlık yaşayan insan sayısını azaltmış oluyoruz" ifadelerini kullandı. "Kendinize de bir nevi hizmet ediyorsunuz" Çalışanlara da çalışan destek hizmeti verildiğini ifade eden Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Psikososyal desteğin içerisinde çalışan destek hizmeti de var. Çünkü bu tarz olaylarda, travmatik olaylarda görev alan her meslek grubu, bizler de dahil buna, yani psikologlar, sosyal hizmet uzmanları da dahil ya da arama kurtarmacılar ya da güvenlik personelli de dahil, hepimiz bu olaylardan etkileniyoruz. Çünkü biz de insanız ve etkilenmiyorum diyen aslında yanılmış olur. Bu noktada biz kendimiz için ne yapıyoruz? Bir kere bu olaylara daha müdahale etmeden önce özellikle çalışanların kendisini çok iyi bilmesi ve tanıması gerekiyor. Yani ben stresimle nasıl baş edeceğim? Stres tepkilerimi anlayabiliyor muyum sahada? Eğer o olaydan etkilendiysem bedenimde ne oluyor? Duygularımda ne oluyor? Bunu tanımam lazım. Mola vermem lazım gerektiğinde. Aile bağlarımı güçlü tutmam lazım sahadayken. Çünkü bir şekilde o depomuzu, kaynaklarımızı çalışanlar olarak doldurmamız gerekiyor. Akşamları çalışanlar bir araya gelip grup çalışması yapmamız gerekiyor. Biz gün içinde nasıl etkilendik, nasıl baş ettik diye. Eğer kendimizi sağaltmazsak devam edemeyiz yola. O zaman da hizmetimiz sürdürülebilir olmaz. Kendinize de bir nevi hizmet ediyorsunuz." Özcan, afet ve acil durumlarda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı psikososyal destek ekiplerinin Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın öncülüğünde hemen sahaya çıktığını dile getirdi. Daha küçük çaplı olaylarda ise vatandaşların başvuru yaparak hizmet alabileceğini de belirten Özcan, "Sosyal hizmet merkezlerimiz ve il müdürlüğümüz her daim psikososyal destek ekipleriyle hazır buralara başvurular olabiliyor. Doğrudan hizmeti buralardan da alabiliyor. Psikososyal destek hizmetlerinin dışında hatta psikososyal destek hizmetleri bittikten sonra bakanlığımızın daha uzun vadeli danışmanlık hizmetleri var. Bireysel danışmanlık var, aile danışmanlığı var. Bunları da doğrudan yine sosyal hizmet merkezlerimiz aracılığıyla alabiliyorlar. E-devletten başvuru yapabiliyorlar ya da birebir kendileri başvuru yapıp randevu oluşturabiliyorlar" diye konuştu. 2025 yılındaki faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Özcan şunları kaydetti: "Biz 43 tane olay yaşamışız. Yangınlar, seller, deprem olduğu noktada ve bu 43 olayda da yerel ekiplerimiz hep aktif olarak çalışıyor. Balıkesir depremi, İstanbul oldu 6.2. Gerçekten bunlar yıkım yaşatmasa dahi insanlarda ciddi bir korku, çaresizlik ve panik yaşatıyor. Çünkü daha büyüğü olacak mı korkusuyla. Mesela İstanbul’da yaşayan insanlarımız gerçekten sürekli bir tetiklenme halinde. Ya da 2025’in başında Bolu otel yangınını yaşadık. Uzun süre oradaki etkilenen vatandaşlarımıza hizmet verdik. Akabinde Balıkesir depremi, İstanbul depremi dediğimiz gibi güneydeki yangınlar da dahil olmak üzere birçok olay yaşadık. Bu noktada ekiplerimiz bizim sıfırıncı dakikada harekete geçerler. Can havliyle evinden çıkan vatandaşa anında müdahale edip yanlarında olarak aslında o yanınızdayız devlet olarak mesajını çok net verirler."