Son Dakika
|
ASAYİŞ
Fatih’te bitişik halde bulunan 2 gecekondu çöktü: Yaralılar var!
Katar’da askeri helikopter kazası: 3 Türk personel şehit
Trump, Hürmüz Boğazı’nı açması için İran’a 48 saat süre verdi
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
MHP ve DEM Parti bayramlaştı: "Terörsüz Türkiye" süreci öne çıktı
Arakçi: "Hürmüz Boğazı açık, temas halinde güvenli geçiş sağlamaya hazırız"
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İran’dan ABD’ye Hürmüz uyarısı: "Enerji tesislerine saldırı olursa Hürmüz tamamen kapatılacak"
Bayram bitiyor, tatilciler mega kentlere akın ediyor: 43 ilin geçiş noktasında yoğun trafik
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize’de komşularıyla bayramlaştı
Azerbaycan’dan Türkiye ve Katar’a başsağlığı
Isparta-Antalya kara yolunda feci kaza: 2 ölü, 4 yaralı
Vali Gül ve İl Emniyet Müdürü Yıldız’dan enkazdan kurtarılan yaralılara hastane ziyareti
Sadettin Saran: "İnşallah çok daha fazla kupalar alacağız"
POLİTİKA
MİT Başkanı Kalın, Hamas heyetiyle görüştü
22 Mart 2026 Pazar - 22:38:05
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, İstanbul’da Hamas Siyasi Büro üyeleri ile görüşme gerçekleştirdi.
22 Mart 2026 Pazar - 20:42
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile telefonda görüştü. Görüşmede, bölgedeki son gelişmeler ele alındı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile telefonda görüştü. Görüşmede, bölgedeki son gelişmeler ele alındı.
22 Mart 2026 Pazar - 19:53
Bakan Çiftçi, Kızılcahamam İlçe Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret etti
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kızılcahamam İlçe Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret ederek emniyet mensuplarıyla bayramlaştı. Bakan Çiftçi, Kızılcahamam İlçe Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret etti. Ziyarette, Kızılcahamam Kaymakamı Nuri Mehmetbeyoğlu, Kızılcahamam Belediye Başkanı Süleyman Acar, İlçe Emniyet Müdürü, İlçe Jandarma Komutanı ve siyasi parti ilçe başkanları hazır bulundu. Kızılcahamam Belediye Başkanı Süleyman Acar, Bakan Çiftçi’ye ilçede yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi verdi. İlçenin huzur ve güvenliğinin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldığını ifade eden Başkan Acar, Kızılcahamam’ın gelişimi adına yürütülen hizmetler hakkında da bilgi paylaşımında bulundu. Ziyaretin ardından değerlendirmelerde bulunan Başkan Acar, "Sayın Bakanımızı ilçemizde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduk. Nazik ziyaretleri bizleri onurlandırdı. Kızılcahamam’ımızın huzuru ve güvenliği için yürütülen çalışmalar üzerine verimli istişarelerde bulunduk. Devletimizin gücünü ve şefkatini her daim yanımızda hissetmek bizler için en büyük güven kaynağıdır. Sayın Bakanımıza kıymetli ziyaretleri için teşekkür ediyorum" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 19:13
İletişim Başkanı Duran: "İki binanın çökmesi sonucu hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum"
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul’da iki binanın çökmesi sonucu hayatını kaybeden vatandaş için başsağlığı mesajı yayımladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Mart 2026 Cumartesi- 18:16
Endonezya’nın Ankara Büyükelçiliğinden bayramlaşma programı
2
21 Mart 2026 Cumartesi- 10:36
MHP’den AK Parti’ye bayram ziyareti
3
21 Mart 2026 Cumartesi- 19:00
Akçadağ Belediyesi’nde bayramlaşma töreni
4
22 Mart 2026 Pazar- 18:06
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize’de komşularıyla bayramlaştı
5
19 Mart 2026 Perşembe- 22:44
Bakan Çiftçi ve Bakan Tekin, Erzurum’da 4 bin kişiyle iftarda buluştu
26 Aralık 2025 Cuma - 15:55
Başkan Önür’den CHP’li Çifteler Belediyesi’ne kandil eleştirisi
AK Parti Çifteler İlçe Başkanı Yakup Önür, CHP’li Çifteler Belediyesi’nin kandili tebrik mesajı yayınlamayıp İsmet İnönü’yü anma mesajı yayınlamasını eleştirerek, "Bu toprakların ruhunu yok sayan hiçbir yaklaşım, halkın vicdanında karşılık bulamaz. Unutulmasın: Milletin değerleriyle kavga edenler, er ya da geç milletin vicdanında kaybeder" diye belirtti. Önür, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Çifteler Belediyesi’nin, mübarek kandil gecelerinde tek bir tebrik mesajı dahi paylaşmaması, buna karşın bu milletin inancıyla yıllarca problem yaşamış bir ismi "saygı ve rahmetle" anmayı tercih etmesinin derin bir çelişkinin açık göstergesi olduğunu belirtti. İlçe Başkanı Yakup Önür, "Bu tutum, basit bir protokol tercihi değil; bir zihniyetin yansımasıdır. Bu ülke, nüfusunun ezici çoğunluğu Müslüman olan bir Türk yurdudur. Kandiller, bu milletin asırlardır yaşattığı manevi duraklardır. Kandil gecelerinde sessiz kalmak, milyonların inanç dünyasını yok saymak anlamına gelir. Buna karşılık, tek parti döneminde dini hayatın kamusal alandan silinmeye çalışıldığı, camilerin kapatıldığı, ezanın susturulduğu bir dönemin baş aktörlerinden birini övgüyle anmak, toplumsal hafızaya karşı ciddi bir saygısızlıktır. İsmet İnönü dönemi, müslüman Türk toplumu için sadece bir tarih başlığı değil; baskıların, yasakların ve inancın ötekileştirildiği yılların sembolüdür. Bu gerçeği görmezden gelerek yapılan "rahmet ve saygı" paylaşımları, bugün hâlâ aynı çizgide ısrar edildiğini göstermektedir. Türkiye, İsrail’i 28 Mart 1949 tarihinde devlet olarak tanıdı. Türkiye, İsrail’i tanıyan ilk Müslüman nüfuslu ülke olmuştur. Dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür. Belediyeler ideolojik vitrinler değil, hizmet ve temsil makamlarıdır. Çifteler Belediyesi’nin, halkının inanç değerlerine bu denli mesafeli durup, toplumun büyük bir kesiminde karşılığı olmayan bir hassasiyeti ön plana çıkarması kabul edilemez. Bu tavır, ne çoğulculuktur ne de tarafsızlık; bu açık bir seçiciliktir. Biz Müslüman Türk toplumu olarak şunu net söylüyoruz: İnancımıza saygı talep etmek bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Kandilleri görmezden gelen, milletin değerleriyle bağı kopuk anlayışlara sessiz kalmayacağız. Bu toprakların ruhunu yok sayan hiçbir yaklaşım, halkın vicdanında karşılık bulamaz. Unutulmasın: Milletin değerleriyle kavga edenler, er ya da geç milletin vicdanında kaybeder" diye kaydetti.
26 Aralık 2025 Cuma - 15:49
Bakan Göktaş: "Kadınlarımız kalkınmanın asli faktörüdür"
Kadınların girişimcilik projelerini desteklemek, üretim güçlerini artırmak ve yeni iş fikirlerinin hayata geçmesini sağlamak amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde yürütülen ’Yükselen Kadınlar: Kendi İşim Benim İşim’ projesinin tanıtımı Antalya’da gerçekleştirildi. Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş "Bir ülkenin büyümesi, fikrin ürüne; emeğin gelire, üretimin pazara dönüşmesiyle mümkün olur" dedi. Bakan Göktaş: "Kadınlarımız kalkınmanın asli faktörüdür" Programda yaptığı konuşmada Antalya’nın, üreten kadınlarıyla Türkiye’nin yükselen şehirlerinden birisi olduğunu belirten Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Serada alın teri döken kadından, turizmde emek veren, kooperatiflerde üreten ve istihdam sağlayan kadınlara kadar her biri bu şehrin kalkınmasının asli aktörüdür. Ekim ayında başlattığımız ‘Yükselen Kadınlar Programı’nı yedi bölgede gerçekleştirerek, yerelden ulusala, hatta uluslararasına uzanan güçlü bir girişimcilik ağı oluşturacağız. Diğer yandan şehir şehir dolaşarak ‘Bir fikrim var’ diyen kadınları bilgiyle, mentorlukla ve rol modellerle buluşturuyoruz. Bir ülkenin büyümesi, fikrin ürüne; emeğin gelire, üretimin pazara dönüşmesiyle mümkün olur" dedi. "Kadın girişimcilerimiz olmazsa olmazımızdır" Şimdi hedefin daha fazla işletmeyi işverenliğe taşıyan ve pazara daha güçlü bağlayan adımları hızlandırmak olduğunu hatırlatan Bakan Göktaş, "Hedefimiz; kadınların ekonomik ve sosyal hayatta güçlenmesi çalışmalarımızı, merkezi ve yerel düzeyde bütüncül, etkin ve koordineli biçimde yürütmek. Kadın girişimciler, bu dönüşümün olmazsa olmaz aktörleridir. Kadınların girişimde güçlenmesi, ekonominin daha dayanıklı büyümesi demektir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, kadınların her alanda güçlenmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" diye konuştu. Vali Şahin: "Türk kadını devletin ve toplumun temel taşı olmuştur" Türk toplumunun kadın ve erkeğin birlikte devlet kurup yükselttiği bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Vali Hulusi Şahin, "Tarihin en önemli kadın figürlerinden biri olan, ilk kadın belediye başkanı Magna Plancia’nın ev sahipliği yaptığı topraklardayız. Heredot Tarihi, İskit Kraliçesi Tomris Hatun’un detaylı hikâyeleriyle doludur. Orhun Abideleri’nde Bilge Kağan, ‘Gök Tanrı Türk milleti yok olmasın diye babam İlteriş Kağan ile anam İlbilge Hatun’u yükseltti’ der. Bütün belgelerde ana ve baba beraber söylenir. Tuğrul Bey bir cepheye giderken, eşi Altuncan Hatun başka bir cephede ordunun başındadır. Kutluk devletinin başında Türkan Hatun vardır. Delhi Sultanlığının başında Raziye Begüm Hatun vardır" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından program, "Ben de Yapabilirim" temalı İlham Veren Kadınlar paneli ile devam etti. Serik ilçesi Belek bölgesinde düzenlenen programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Milletvekilleri Mustafa Köse ve Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun, Vali Yardımcısı Erol Tanrıkulu, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Galip Sökmen, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Murat Yıldırım, akademisyenler ve girişimci kadınlar katıldı.
26 Aralık 2025 Cuma - 15:47
Adalet Bakanı Tunç: Suça sürüklenen çocuklarda caydırıcılığı artırmaya yönelik ayrı bir çalışma da şu anda yapılıyor"
11. Yargı Paketleri ile ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik yapılan düzenlemeler hakkında değerlendirmelerde bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Çocukların korunmasıyla ilgili suça sürüklenen çocuklarda caydırıcılığı artırmaya yönelik ayrı bir çalışma da şu anda yapılıyor. Meclisimizde meclis araştırma komisyonu kuruldu bu konuda" dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Karabük Valiliği’nde yaptığı açıklamada, 11. Yargı Paketleri ile ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik yapılan düzenlemeler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni yılın başında kamuoyuna duyurulmasının ardından ceza adaletinin etkinliğinin attırılmasına yönelik yargı paketleri ve kanun çalışmalarının gerçekleştirildiğini ifade eden Bakan Tunç, toplumu suçtan korumaya yönelik ve caydırıcılığı artırmaya yönelik çok önemli çalışmalar yaptıklarını söyledi. Tunç, "Yargı Reformu Strateji Belgesi 2025’in hemen başında yaklaşık bir yıl oldu. Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyu ile paylaşılmıştı. Ve o strateji belgesinde özellikle beş ana hedeften birisi, amaçtan birisi ceza adaletinin etkinliğinin arttırılmasına yönelik hedeflerdi. Ve bu anlamda da meclisimizde ceza adaletinin etkinliğinin arttırılmasına yönelik yargı paketleri, kanun çalışmaları gerçekleştirildi. Tabi ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik özellikle toplumu suçtan korumaya yönelik ve caydırıcılığı artırmaya yönelik çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Gerek idari uygulamalar gerekse de yasal düzenlemeleri meclisimiz gerçekleştiriyor" dedi. "Cezasızlık algısı ortadan kaldırıldı" Bakan Tunç, 10. Yargı Paketi ile denetimli serbestlikten kaynaklanan cezasızlık algısının ortadan kaldırıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bu kapsamda 10. Yargı Paketi geçtiğimiz aylarda yasalaşmıştı. 10. yargı paketinde özellikle denetimli serbestlik uygulamalarından kaynaklanan cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler yapılmıştı. İki yılın altındaki suçlar bakımından cezaevinde hiç kalmama gibi bir eleştiri söz konusuydu. Bunlar çözülmüştü 10. yargı paketinde. İki yılın altındaki suçlarda da yine cezaevinde belli bir süre kalma durumu sağlanmış oldu ve böylece toplumdaki ‘iki yılın altında ceza aldı, hiç cezaevine girmeden yapanın yanına kar kaldı’ gibi bir düşünce artık söz konusu değil 10. yargı paketiyle. Tabii o pakette aynı zamanda özel infaz usulleriyle ilgili gerek kadınlar gerek yaşlılarla ilgili cezaevi şartlarıyla ilgili birtakım düzenlemeler yapılmıştı hafta sonu ve konutta infaz şeklinde" 11. Yargı Paketi’nin bu hafta itibarıyla yasalaştığını belirten Tunç, paketin kapsamını şu sözlerle anlattı: "Yasalaşan bu hafta itibariyle meclisimizde çarşamba günü görüşülüp milletvekillerimiz tarafından kabul edilen ve Resmi Gazetede yayınlanan 11. yargı paketiyle de yine ceza adaleti sisteminin etkinliğine yönelik önemli düzenlemeler var. Burada tabii 40 maddeden oluşuyor bu kanun teklifi, yasalaşan kanun. 13 farklı kanunda düzenlemeler içeriyor. Başta Türk Ceza Kanunu olmak üzere ceza infaz kanunumuz ve ceza güvenlik tedbirleri infazı kanunu yanı sıra ceza usul kanunumuzda da farklı kanunlarda önemli düzenlemeler içeriyor." Örgütlü suçlarda cezalar arttırıldı Örgütlü suçlara yönelik cezaların artırıldığını vurgulayan Tunç, şöyle devam etti: "Tabii başta toplumsal huzur ve güvenliğin daha da sağlanması ve güçlendirilmesiyle ilgili önemli maddeler var. Örgütlü suçlar, örgüt suçları, örgüt üyeliği, örgüt yöneticiliğinin cezaları bu yargı paketiyle artırılmış oldu. Daha öncesinde 4 yıldan 8 yıla olan örgüt kurma ve yönetme cezası 5 yıldan 10 yıla çıkarıldı. Hem alt sınır hem üst sınır yükseltildi. Üyeliğin cezası da üst sınır 4 yıldan 5 yıla yükseltilmiş oldu." Çocukların korunmasına yönelik yeni düzenlemelere de değinen Tunç, şunları söyledi: "Tabii burada önemli bir husus çocukların korunması. Çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmamasını sağlamak maksadıyla burada önemli bir düzenleme var. Çocukların örgüt faaliyetinde kullanılması, örgütlü suçlar kapsamında çocukların suçta kullanılması, suça itilmesini önlemek için özellikle bu suçlar bakımından artırım sebebi sayıldı. Bu da ceza kanunumuza ilk kez giren bir husus oldu. Çocukların korunmasıyla ilgili suça sürüklenen çocuklarda caydırıcılığı artırmaya yönelik ayrı bir çalışma da şu anda yapılıyor. Meclisimizde meclis araştırma komisyonu kuruldu bu konuda. Özellikle 18 yaşın altındaki çocukların suçtan uzak tutulması bakımından hem suç mağduru çocuklar hem de suça sürüklenen çocuklar bakımından Meclis Araştırma Komisyonumuzun çizeceği yol haritası çerçevesi içerisinde yeni yasal düzenlemeler de önümüzdeki günlerde yapılacak. Ama bu pakette çocukların örgüt suçları kapsamında kullanılmasının önüne geçmek için önemli bir caydırıcılık getiren bir madde hayata geçmiş oldu, yürürlüğe girdi. Tabii örgüt silahlı olursa artırım sebebi daha da yükseltilmiş oldu. Burada da yarı oranında artırım şeklinde bir düzenleme gerçekleşmiş oldu." Meskûn mahalde silah atana hapis cezası Meskûn mahallede silah kullanımına ilişkin cezaların artırıldığını belirten Tunç, "Tabii örgütlü suçlardaki yaptırımın arttırılmasının yanı sıra bir de meskûn mahallede silah atma. Bu önemli bir problemdi. Özellikle düğünlerde, nişanlarda, kutlama günlerinde o sevinç günlerimizi mateme dönüştüren maalesef tatsız olaylara meydan veriliyordu. Bu anlamda meskûn mahallede silah atmanın cezası zaten mevzuatımızda vardı ama bunu artırmış olduk. 6 aydan 3 yıla kadarken 1 yıldan 5 yıla çıkarılmış oldu. Yani meskûn mahallede silah atan bir kişi yaralamaya ya da ölüme sebebiyet vermese bile zaten ondan ayrıca ceza alır sadece silah attığı için 5 yıla kadar ceza alabilir. Ama bu düğünlerde ve nişanlarda ve kutlama günlerinde ise burada artırım söz konusu olacak yarı oranında ve dolayısıyla 7,5 yıla kadar ceza, yaralama ya da ölüm olmasa bile bu tabii önemli bir caydırıcılığı meydana getirecek. Burada yeni bir durum. Ses ve gaz fişe atabilen silahlar, kuru sıkılar da dahil onların da üç yıla kadar kullanılması durumunda ceza mümkün olabilecek" dedi. "Trafikte yol kesme ceza kanunumuzda müstakil bir suç haline getirildi" Trafikte yol keserek başkasının aracını durduranlara hapis cezasına ilişkin detayları paylaşan Bakan Tunç, "Trafikte yol kesme konusu sürekli karşılaştığımız ve vatandaşlarımızı sıkıntıya sokan bir durumdu. Hoş hadiseler değildi. Ve bu anlamda da trafikte yol kesmenin ceza kanunumuzda müstakil bir suç haline getirilmesi sağlanmış oldu. Eğer trafikte yol kesip aracı durdurursa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilecek. Yine eğer aracın hareketini farklı yöne çevirmişse aracı başka bir tarafa yönlendiriyorsa bu durumda da ceza daha ağır olacak. İki yıldan beş yıla kadar ceza alabilecek" ifadelerine yer verdi. Taksirle yaralamaya ilişkin cezaları da anlatan Bakan Tunç, "Yine 11. Yargı Paketi’nde ceza hukukuyla ilgili taksirle yaralamaya sebebiyet vermenin cezaları arttırıldı. Orada da basit yaralamada üst sınır 1 yılda 2 yıla çıkmış oldu. Yine birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermişse 3 yıla kadar ceza alırken artık 5 yıla kadar ceza alabilecek taksirle yaralama suçlarında" şeklinde konuştu. Bilişim suçlarında banka hesaplarına hızlı müdahale dönemi Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 11. Yargı Paketi kapsamında bilişim suçları, banka hesaplarına yönelik yeni yetkiler ve güveni kötüye kullanma suçlarına ilişkin düzenlemeleri anlattı. Tunç, şöyle dedi: "Yine görevi kötüye kullanma suçunda bir değişiklik oldu. Özellikle güveni kötüye kullanma araç kiralamalardan kaynaklanan o kiralanan aracın suçta kullanılması, kaçırılması ve bu anlamda da caydırıcılığı artıran önemli bir düzenleme hayata geçmiş oldu. Tabii bir yandan toplumsal huzur ve güvenliği sağlamaya yönelik önemli düzenlemeler yapılırken diğer yandan da bilişim suçlarıyla mücadele önemli. Özellikle artık dijital çağda teknolojinin gelişmesiyle beraber suçların büyük çoğunluğu sanal ortamda işleniyor. Dolayısıyla gerçek hayatta bir suçsa, gerçek hayatta bir dolandırıcılık nasıl cezalandırılıyorsa, gerçek hayatta kumar için yer temini nasıl cezalandırılıyorsa aynı şekilde sanal ortamda da bunlar yapılırsa bunların cezalandırılması ve bu suçlarla özellikle suçluların tespiti ve suçun tespiti teknolojik imkanlar bakımından daha da zorlaştı ve bu suçların çoğalması toplumda sadece bizim ülkemiz için değil, bütün dünyada bir problem ama bu anlamda mevzuatımızı da bu suçların önlenmesine yönelik hazırlamamız gerekiyor. Özellikle bilişim suçları kullanılarak suç işlenmişse banka hesaplarının 48 saatte kadar askıya alınabilmesiyle ilgili olarak bankalara bir yükümlülük getiriliyor. Ceza Muhakemesi Kanunumuzun 128. maddesindeki rapor şartı aranmadan, vatandaş mağduriyet edilmeden hesaba el koyma bu noktada birtakım mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Bu önemli bir düzenleme. Yine cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerinin bilgi belge istediğinde bankalara yükümlülükler belli bir sürede cevap verme zorunluluğu, vermezse buna ilişkin yaptırımlar getiriliyor. Yine biyometrik yöntemlerle hesap açma, çipli kimliklerle banka hesabı ya da ödeme kuruluşlarında hesap açma GSM aboneliklerinde de yine telefon hatları, telefon aboneliğinde çiftli kimlik kartı, biyometrik doğrulamayla abonelik mümkün olsun şeklinde düzenlemeler getirildi." BTK’ya yeni yetki Bilişim suçlarıyla mücadeleye yönelik düzenlemeleri de aktaran Tunç, şöyle konuştu: "Tabii Bilgi Teknoloji Kurumu’na da bazı yetkiler verildi bu anlamda. Hat sayısını sınırlama. Çünkü özellikle patates hat dediğimiz, telefon hatlarıyla dolandırıcılık, yabancı hatlarla dolandırıcılığı önlemeye yönelik önemli düzenlemeler var. Bilgi Teknoloji Kurumu’na bu anlamda hat sayısını sınırlama yetkisi veriliyor. Yabancılara özgü telefon hattıyla ilgili onlara özgü bir numara tahsisi çünkü vatandaşımız o numaranın yabancıdan geldiğini görebilsin, bilsin ve bu anlamda kendi tedbirini alsın diye. Yine GSM aboneliklerinin güncellenmesi lazım. Yani ölen şahıslara ait hatlar var. Bunların suçta kullanılması var. Bu anlamda bu güncellemelerin yapılması ile ilgili olarak özellikle GSM şirketlerine birtakım yükümlülükler yükleniyor. Yine bu yükümlülükleri eğer yerine getirmezlerse bu anlamdaki yaptırım ve sorumluluklarla ilgili düzenlemeler de bu kanun çerçevesinde yapıldı." Dolandırıcılık suçları Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek Ağır Ceza Mahkemelerinde görülen dolandırıcılık suçlarının Asliye Ceza Mahkemelerine alındığını böylelikle ağır ceza mahkemelerindeki davaların nitelikli görülebilmesi için önünün açıldığını söyleyen Tunç şöyle devam etti: "Burada özellikle dolandırıcılık suçlarıyla ilgili olarak ağır ceza mahkemelerinde görülen dolandırıcılık suçlarının Asliye Ceza Mahkemelerine alınarak burada yargının daha hızlı bir şekilde işlemesi ve ağır ceza mahkemelerindeki davaların daha nitelikli görülebilmesi anlamında önemli bir yol açılmış oldu. Tabii başka düzenlemeler de var. Yani 40’a yakın madde var burada. Hakaret suçları sosyal medyada hakaret suçlarının çoğalması artması ve giderek de bir sorun haline gelmesi nedeniyle uzlaştırma kapsamından çıkarılmıştı, ön ödeme kapsamına alınmıştı. Özellikle bu bir sektör haline getirilmişti. Maalesef birtakım kişiler özellikle sosyal medyada yaptıkları açıklamalar, konuşmalarla birtakım halkı özellikle kendilerine hakaret edecek noktaya getirerek bir takım tavır ve davranışlar gerçekten çoğalmıştı. Bir sektör haline gelmişti. Sosyal medyada hakaretin uzlaştırma kapsamından ön ödeme kapsamına alınmasıyla beraber bu suçlarda bir azalma olduğunu gördük. Yine uzlaştırmacıya ödenecek maliyet azalmış oldu. Ön ödeme kapsamında bir caydırıcılık artmış oldu. Yine hakarete uğrayan vatandaşlarımız da yine eğer tazminat davası açmak istiyorsa hukuk mahkemelerinde haklarını takip edebiliyorlar. Tabii sosyal medyada bu düzenleme yapılınca Anayasa Mahkemesi özellikle yüze karşı ya da gıyapta yapılan hakaretler bakımından da bu düzenlemenin yapılması gerektiği yönde bir karar vermişti. Bu düzenleme yapıldı. Şu andan itibaren artık gıyapta, yüze yüze, yüz yüze ya da sosyal medya aracılığıyla yapılan hakaret suçları ön ödeme kapsamına alınmış oldu." Suç işleyen akıl hastalarına 1 yıllık rehabilitasyon Avukatların disiplin hükümlerinin yanı sıra suç işleyen akıl hastalarına yönelik rehabilitasyon uygulamalarına dikkat çeken Tunç, "Bir yandan avukatların disiplin hükümleriyle ilişkili düzenlemeler var. Yine önemli özellikle toplumda da hepimizin karşılaştığı suç işleyen akıl hastalarının rehabilitasyonu. Suç işleyen akıl hastalarına yönelik tedbirler var mevzuatımızda. Bunlar hastanelerde tedavi olmak durumunda akıl hastanelerine özellikle tedavi altına alınıyorlar orada. Kısmi akıl hastalığına özgü tedbirler yönünden de birtakım düzenlemeler var. Bunların ceza infaz kurumlarında kalmalarına yönelik. Tam akıl hastaları bakımından da eğer müebbet hapis cezasına ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmışsa en az bir yıl tedavi edilmesi lazım. Yani bir yıldan önce hastaneden taburcu edilmemesi lazım. Buna yönelik bir düzenleme yapıldı. Yine üst sınırı 10 yıldan fazlaysa aldığı ceza bunun da en az 6 ay sağlık kurumunda tedavi edilmesi gerektiği yönünde bir düzenleme yapıldı. Burada özellikle istinaf mahkemelerindeki süreci hızlandırmaya yönelik bazı düzenlemeler var. Yine usule ilişkin istinaf ve temyiz parasal sınırlarının dava açıldığı tarihte olabilmesine yönelik usulü düzenlemeler var. Yine icrada ihalenin feshini kötüye kullananların kötüye kullanmasını engellemeye yönelik önemli düzenlemeler var. Bir de tabii vatandaşlarımızın mağduriyetine yol açan ön alım davasıyla ilgili önemli bir düzenleme yapıldı. Burada da özellikle vatandaşlarımız bu davalarda mağdur oluyorlardı. Tapudaki değer dikkate alınıyordu ve tapudaki değer de düşük kaldığı için burada bir mağduriyet söz konusu oluyordu. Burada da rayiç bedel neyse onun dikkate alınması yönünde bir düzenleme yapıldı. Süre de burada şufa davalarında iki yıldan bir yıla düşürülmüş oldu" ifadelerini kullandı. Covid düzenlemesine de değinen Tunç, bunun bir af olmadığını vurgulayarak, "Covid düzenlemesi de bunun içerisinde. Covid düzenlemesi bir af değil. Covid düzenlemesi 31 Temmuz 2023 tarihi itibariyle, tarihinden önce suç işleyen, kararı kesinleşen ve cezaevinde bulunanlar Covid izninden yararlandı. Covid döneminde 3 yıl daha sonra Covid bittikten sonra da 31 Temmuz 2023’te çıkan kanunla 5 yıl şartlı salıvermesine 5 yıl kala cezaevine girmemesiyle ilgili bir düzenleme yapılmıştı. Tabii burada özellikle uzun süredir kamuoyunda da tartışılan 31 Temmuz 2023 tarihi öncesinde suç işlemiş ama kararı kesinleşmemiş. 31 Temmuz 2023 tarihi itibariyle kararı kesinleşen ve cezaevinde bulunan kişilerden önce suç işleyenlerin faydalanamadığı aynı tarihte suç işlemiş, aynı durumda ama faydalanamamış çünkü mahkemesi uzun sürdüğü için. Burada ceza adaleti bakımından bir düzenleme yapılması gerekti. Meclisimize bu yönde talepler çok iletildi ve meclisimiz de bunu yeniden düzenlemiş oldu. 31 Temmuz 2023 öncesinde suç işleyenler bakımından şartlı salıvermesine üç yıl kalanlar bundan yararlanmış olacak. Kapalı cezaevinden 3 yıl erken açık cezaevine çıkabilmesi yine açık cezaevinden de 3 yıl erken tahliye olabilmesiyle ilgili bir düzenleme. Bu tamamen ceza adaletini sağlamaya yönelik, eşitliği sağlamaya yönelik bir düzenleme. Burada tabii bazı suçlar istisna tutuldu meclisimiz tarafından. Özellikle kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, çocuk cinayetleri bunlar kapsam dışı tutuldu. Yine burada kapsam dışı tutulan terör suçları örgütlü suçlar kapsam dışı tutuldu. Yine deprem nedeniyle, depremde ölüme neden olanlarla ilgili olarak kapsam dışı tutulmuş oldu. Tabii kapsam dışında tutulan suçlar suçlular bundan yararlanamayacak" dedi. "Uçağın hangi arızadan kaynaklandığına ilişkin teknik incelemeler ve adli soruşturmalar titizlikle devam ediyor" Tunç, açıklamasının sonunda Libya heyetini taşıyan uçak kazasına da değinerek şunları söyledi: "Libya Genelkurmay Başkanı, yanındaki yardımcılarının ve mürettebatının vefatıyla sonuçlanan uçak kazası ülkemizi, milletimizi bizleri de derinden sarstı. Dost ve kardeş Libya halkına bir kez daha baş sağlığı diliyoruz. Tabii hızlı bir şekilde hem idari hem adli soruşturmalar başlamıştı kaza anından itibaren. Burada özellikle şu anda adli tıp süreci devam ediyor. Özellikle naaşların DNA tespitleri Libya’dan gelen akrabalarından alınan örneklerle beraber eşleştirme yapılıyor. Tabii çok acı verici bir kaza. Bu kaza sonucunda özellikle naaşların durumu biraz vakit alıyor adli tıp tespitleri bakımından. Hem İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı hem de Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nda DNA örnekleri, naaş parçalarından alınan örnekler ve bu anlamda da süreç devam ediyor. Diğer yandan adli soruşturma da devam ediyor. Tabii uçağın gelişinde, gidişinde, kalkışında, inişinde hem mürettebat bakımından, görevliler bakımından tüm detaylı bir şekilde titizlikle bütün soruşturma, adli soruşturma devam ediyor. Tabii kara kutusu bulunmuştu uçağın kara kutusunun da tarafsız bir ülkede tespiti gerekiyor. Bu anlamda Almanya ile irtibat kuruldu ve bu anlamda da kara kutu özellikle ses kayıtları da var. Uçağın hangi arızadan kaynaklandığına ilişkin teknik incelemeler ve adli soruşturmalar titizlikle devam ediyor. Bir kez daha Libya halkına baş sağlığı diliyoruz."
26 Aralık 2025 Cuma - 15:38
AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı yılı değerlendirip, vizyonlarını anlattı
AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlene toplantıda 2025 yılında yapılan icraatlar ve gelecek yılın planlamasının sunumu gerçekleştirildi. AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı yeni yıla sayılı günler kala geriye dönük kapsamlı bir değerlendirme yapmak ve 2026 yılı vizyonlarını anlatmak üzere 2025 yılının son 26’sında bir otelin konferans salonunda toplantı gerçekleştirdi. Toplantıya; Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti MKYK üyeleri, il ve ilçe teşkilatları, kadın ve gençlik kolları temsilcileri ile basın mensupları katıldı. Toplantıda konuşmaların ardından kürsüye çıkan AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, slaytlar eşliğinde yapılan hizmetleri ve çalışmalar hakkında verileri aktardı. Sunumun ardından 2026 yılında yapılacaklar ve vizyon AK Parti Eskişehir İl Başkanı Albayrak tarafından aktarıldı. Öte yandan 2026 yılına özel tasarlanan logo salonda tanıtıldı. Gazetecilerden alınan soru ve görüşlerle toplantı sonlanmış oldu.
26 Aralık 2025 Cuma - 15:28
Bakan Tunç:"Uçağın düşmesinin hangi arızadan kaynaklandığına ilişkin teknik incelemeler ve adli soruşturmalar devam ediyor"
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Karabük Valiliği’nde yaptığı açıklamada, 11. Yargı Paketleri ile ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik yapılan düzenlemeler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Tunç, düşen uçak ile ilgili adli tıp sürecinin devam ettiğini ifade etti. Tunç, " Çocukların korunmasıyla ilgili suça sürüklenen çocuklarda caydırıcılığı artırmaya yönelik ayrı bir çalışma da şu anda yapılıyor. Meclisimizde meclis araştırma komisyonu kuruldu bu konuda. Özellikle 18 yaşın altındaki çocukların suçtan uzak tutulması bakımından hem suç mağduru çocuklar hem de suça sürüklenen çocuklar bakımından Meclis Araştırma Komisyonumuzun çizeceği yol haritası çerçevesi içerisinde yeni yasal düzenlemeler de önümüzdeki günlerde yapılacak" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni yılın başında kamuoyuna duyurulmasının ardından ceza adaletinin etkinliğinin attırılmasına yönelik yargı paketleri ve kanun çalışmalarının gerçekleştirildiğini ifade eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, toplumu suçtan korumaya yönelik ve caydırıcılığı artırmaya yönelik çok önemli çalışmalar yaptıklarını söyledi. Tunç, "Yargı Reformu Strateji Belgesi 2025’in hemen başında yaklaşık bir yıl oldu. Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyu ile paylaşılmıştı. Ve o strateji belgesinde özellikle beş ana hedeften birisi, amaçtan birisi ceza adaletinin etkinliğinin arttırılmasına yönelik hedeflerdi. Ve bu anlamda da meclisimizde ceza adaletinin etkinliğinin arttırılmasına yönelik yargı paketleri, kanun çalışmaları gerçekleştirildi. Tabi ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik özellikle toplumu suçtan korumaya yönelik ve caydırıcılığı artırmaya yönelik çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Gerek idari uygulamalar gerekse de yasal düzenlemeleri meclisimiz gerçekleştiriyor" dedi. "Cezasızlık algısı ortadan kaldırıldı" Tunç, 10. Yargı Paketi ile denetimli serbestlikten kaynaklanan cezasızlık algısının ortadan kaldırıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bu kapsamda 10. Yargı Paketi geçtiğimiz aylarda yasalaşmıştı. 10. yargı paketinde özellikle denetimli serbestlik uygulamalarından kaynaklanan cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler yapılmıştı. İki yılın altındaki suçlar bakımından cezaevinde hiç kalmama gibi bir eleştiri söz konusuydu. Bunlar çözülmüştü 10. yargı paketinde. İki yılın altındaki suçlarda da yine cezaevinde belli bir süre kalma durumu sağlanmış oldu ve böylece toplumdaki ‘iki yılın altında ceza aldı, hiç cezaevine girmeden yapanın yanına kar kaldı’ gibi bir düşünce artık söz konusu değil. 10. yargı paketiyle. Tabii o pakette aynı zamanda özel infaz usulleriyle ilgili gerek kadınlar gerek yaşlılarla ilgili cezaevi şartlarıyla ilgili birtakım düzenlemeler yapılmıştı. Hafta sonu ve konutta infaz şeklinde" 11. Yargı Paketi’nin bu hafta itibarıyla yasalaştığını belirten Tunç, paketin kapsamını şu sözlerle anlattı: "Yasalaşan bu hafta itibariyle meclisimizde çarşamba günü görüşülüp milletvekillerimiz tarafından kabul edilen ve Resmi Gazetede yayınlanan 11. yargı paketiyle de yine ceza adaleti sisteminin etkinliğine yönelik önemli düzenlemeler var. Burada tabii 40 maddeden oluşuyor bu kanun teklifi, yasalaşan kanun. 13 farklı kanunda düzenlemeler içeriyor. Başta Türk Ceza Kanunu olmak üzere ceza infaz kanunumuz ve ceza güvenlik tedbirleri infazı kanunu yanı sıra ceza usul kanunumuzda da farklı kanunlarda önemli düzenlemeler içeriyor." Örgütlü suçlarda cezalar arttırıldı Örgütlü suçlara yönelik cezaların artırıldığını vurgulayan Tunç, şöyle devam etti: "Tabii başta toplumsal huzur ve güvenliğin daha da sağlanması ve güçlendirilmesiyle ilgili önemli maddeler var. Örgütlü suçlar, örgüt suçları, örgüt üyeliği, örgüt yöneticiliğinin cezaları bu yargı paketiyle artırılmış oldu. Daha öncesinde 4 yıldan 8 yıla olan örgüt kurma ve yönetme cezası 5 yıldan 10 yıla çıkarıldı. Hem alt sınır hem üst sınır yükseltildi. Üyeliğin cezası da üst sınır 4 yıldan 5 yıla yükseltilmiş oldu." Çocukların korunmasına yönelik yeni düzenlemelere de değinen Tunç, şunları söyledi: "Tabi burada önemli bir husus çocukların korunması. Çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmamasını sağlamak maksadıyla burada önemli bir düzenleme var. Çocukların örgüt faaliyetinde kullanılması, örgütlü suçlar kapsamında çocukların suçta kullanılması, suça itilmesini önlemek için Özellikle bu suçlar bakımından artırım sebebi sayıldı. Bu da ceza kanunumuza ilk kez giren bir husus oldu. Çocukların korunmasıyla ilgili suça sürüklenen çocuklarda caydırıcılığı artırmaya yönelik ayrı bir çalışma da şu anda yapılıyor. Meclisimizde meclis araştırma komisyonu kuruldu bu konuda. Özellikle 18 yaşın altındaki çocukların suçtan uzak tutulması bakımından hem suç mağduru çocuklar hem de suça sürüklenen çocuklar bakımından Meclis Araştırma Komisyonumuzun çizeceği yol haritası çerçevesi içerisinde yeni yasal düzenlemeler de önümüzdeki günlerde yapılacak. Ama bu pakette çocukların örgüt suçları kapsamında kullanılmasının önüne geçmek için önemli bir caydırıcılık getiren bir madde hayata geçmiş oldu, yürürlüğe girdi. Tabii örgüt silahlı olursa artırım sebebi daha da yükseltilmiş oldu. Burada da yarı oranında artırım şeklinde bir düzenleme gerçekleşmiş oldu." Meskûn mahalde silah atana hapis cezası Meskûn mahallede silah kullanımına ilişkin cezaların artırıldığını belirten Tunç, şu ifadeleri kullandı: "Tabii örgütlü suçlardaki yaptırımın arttırılmasının yanı sıra bir de meskûn mahallede silah atma. Bu önemli bir problemdi. Özellikle düğünlerde, nişanlarda, kutlama günlerinde o sevinç günlerimizi mateme dönüştüren maalesef tatsız olaylara meydan veriliyordu. Bu anlamda meskûn mahallede silah atmanın cezası zaten mevzuatımızda vardı ama bunu artırmış olduk. 6 aydan 3 yıla kadarken 1 yıldan 5 yıla çıkarılmış oldu. Yani meskûn mahallede silah atan bir kişi yaralamaya ya da ölüme sebebiyet vermese bile zaten ondan ayrıca ceza alır sadece silah attığı için 5 yıla kadar ceza alabilir. Ama bu düğünlerde ve nişanlarda ve kutlama günlerinde ise burada artırım söz konusu olacak yarı oranında ve dolayısıyla 7,5 yıla kadar ceza, yaralama ya da ölüm olmasa bile bu tabii önemli bir caydırıcılığı meydana getirecek. Burada yeni bir durum. Ses ve gaz fişe atabilen silahlar, kuru sıkılar da dahil onların da üç yıla kadar kullanılması durumunda ceza mümkün olabilecek." "Trafikte yol kesene hapis cezası Trafikte yol keserek başkasının aracını durduranlara hapis cezasına ilişkin detayları paylaşan Bakan Tunç, "Trafikte yol kesme konusu sürekli karşılaştığımız ve vatandaşlarımızı sıkıntıya sokan bir durumdu. Hoş hadiseler değildi. Ve bu anlamda da trafikte yol kesmenin ceza kanunumuzda müstakil bir suç haline getirilmesi sağlanmış oldu. Eğer trafikte yol kesip aracı durdurursa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilecek. Yine eğer aracın hareketini farklı yöne çevirmişse aracı başka bir tarafa yönlendiriyorsa bu durumda da ceza daha ağır olacak. İki yıldan beş yıla kadar ceza alabilecek" ifadelerine yer verdi. Taksirle yaralamaya ilişkin cezaları da anlatan Bakan Tunç, "Yine 11. Yargı Paketi’nde ceza hukukuyla ilgili taksirle yaralamaya sebebiyet vermenin cezaları arttırıldı. Orada da basit yaralamada üst sınır 1 yılda 2 yıla çıkmış oldu. Yine birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermişse 3 yıla kadar ceza alırken artık 5 yıla kadar ceza alabilecek taksirle yaralama suçlarında" şeklinde konuştu. Bilişim suçlarında banka hesaplarına hızlı müdahale dönemi Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 11. Yargı Paketi kapsamında bilişim suçları, banka hesaplarına yönelik yeni yetkiler ve güveni kötüye kullanma suçlarına ilişkin düzenlemeleri anlattı. Tunç, şöyle dedi: "Yine görevi kötüye kullanma suçunda bir değişiklik oldu. Özellikle güveni kötüye kullanma Araç kiralamalardan kaynaklanan o kiralanan aracın suçta kullanılması kaçırılması ve bu anlamda da caydırıcılığı artıran önemli bir düzenleme hayata geçmiş oldu. Tabii bir yandan toplumsal huzur ve güvenliği sağlamaya yönelik önemli düzenlemeler yapılırken diğer yandan da bilişim suçlarıyla mücadele önemli. Özellikle artık dijital çağda teknolojinin gelişmesiyle beraber suçların büyük çoğunluğu sanal ortamda işleniyor. Dolayısıyla gerçek hayatta bir suçsa, gerçek hayatta bir dolandırıcılık nasıl cezalandırılıyorsa, gerçek hayatta kumar için yer temini nasıl cezalandırılıyorsa aynı şekilde sanal ortamda da bunlar yapılırsa bunların cezalandırılması ve bu suçlarla özellikle suçluların tespiti ve suçun tespiti teknolojik imkanlar bakımından daha da zorlaştı ve bu suçların çoğalması toplumda sadece bizim ülkemiz için değil, bütün dünyada bir problem ama bu anlamda mevzuatımızı da bu suçların önlenmesine yönelik hazırlamamız gerekiyor. Özellikle bilişim suçları kullanılarak suç işlenmişse banka hesaplarının 48 saatte kadar askıya alınabilmesiyle ilgili olarak bankalara bir yükümlülük getiriliyor. Ceza Muhakemesi Kanunumuzun 128. maddesindeki rapor şartı aranmadan, vatandaş mağduriyet edilmeden hesabı el koyma. Bu noktada birtakım mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Bu önemli bir düzenleme. Yine Cumhuriyet Savcılarının ve mahkemelerinin bilgi belge istediğinde bankalara yükümlülükler belli bir sürede cevap verme zorunluluğu, vermezse buna ilişkin yaptırımlar getiriliyor. Yine biyometrik yöntemlerle hesap açma, çipli kimliklerle banka hesabı ya da ödeme kuruluşlarında hesap açma GSM aboneliklerinde de yine telefon hatları, telefon aboneliğinde çiftli kimlik kartı, biyometrik doğrulamayla abonelik mümkün olsun şeklinde düzenlemeler getirildi." BTK’ya yeni yetki Bilişim suçlarıyla mücadeleye yönelik düzenlemeleri de aktaran Tunç, şöyle konuştu: "Tabi Bilgi Teknoloji Kurumu’na da bazı yetkiler verildi bu anlamda. Hat sayısını sınırlama. Çünkü özellikle patates hat dediğimiz, telefon hatlarıyla dolandırıcılık, yabancı hatlarla dolandırıcılığı önlemeye yönelik önemli düzenlemeler var. Bilgi Teknoloji Kurumu’na bu anlamda hat sayısını sınırlama yetkisi veriliyor. Yabancılara özgü telefon hattıyla ilgili onlara özgü bir numara tahsisi çünkü vatandaşımız o numaranın yabancıdan geldiğini görebilsin, bilsin ve bu anlamda kendi tedbirini alsın diye. Yine GSM aboneliklerinin güncellenmesi lazım. Yani ölen şahıslara ait hatlar var. Bunların suçta kullanılması var. Bu anlamda bu güncellemelerin yapılması ile ilgili olarak özellikle GSM şirketlerine birtakım yükümlülükler yükleniyor. Yine bu yükümlülükleri eğer yerine getirmezlerse bu anlamdaki yaptırım ve sorumluluklarla ilgili düzenlemeler de bu kanun çerçevesinde yapıldı." Dolandırıcılık suçları Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek Ağır Ceza Mahkemelerinde görülen dolandırıcılık suçlarının Asliye Ceza Mahkemelerine alındığını böylelikle ağır ceza mahkemelerindeki davaların nitelikli görülebilmesi için önünün açıldığını söyleyen Tunç şöyle devam etti: "Burada özellikle dolandırıcılık suçlarıyla ilgili olarak ağır ceza mahkemelerinde görülen dolandırıcılık suçlarının Asliye Ceza Mahkemelerine alınarak burada yargının daha hızlı bir şekilde işlemesi ve ağır ceza mahkemelerindeki davaların daha nitelikli görülebilmesi anlamında önemli bir yol açılmış oldu. Tabii başka düzenlemeler de var. Yani kırka yakın madde var burada. Hakaret suçları sosyal medyada hakaret suçlarının çoğalması artması ve giderek de bir sorun haline gelmesi nedeniyle uzlaştırma kapsamından çıkarılmıştı, ön ödeme kapsamına alınmıştı. Özellikle bu bir sektör haline getirilmişti. Maalesef birtakım kişiler özellikle sosyal medyada yaptıkları açıklamalar, konuşmalarla birtakım halkı özellikle kendilerine hakaret edecek noktaya getirerek bir takım tavır ve davranışlar gerçekten çoğalmıştı. Bir sektör haline gelmişti. Sosyal medyada hakaretin uzlaştırma kapsamından ön ödeme kapsamına alınmasıyla beraber bu suçlarda bir azalma olduğunu gördük. Yine uzlaştırmacıya ödenecek maliyet azalmış oldu. Ön ödeme kapsamında bir caydırıcılık artmış oldu. Yine hakarete uğrayan vatandaşlarımız da yine eğer tazminat davası açmak istiyorsa hukuk mahkemelerinde haklarını takip edebiliyorlar. Tabii sosyal medyada bu düzenleme yapılınca Anayasa Mahkemesi özellikle yüze karşı ya da gıyapta yapılan hakaretler bakımından da bu düzenlemenin yapılması gerektiği yönde bir karar vermişti. Bu düzenleme yapıldı. Şu andan itibaren artık gıyapta, yüze yüze, yüz yüze ya da sosyal medya aracılığıyla yapılan hakaret suçları ön ödeme kapsamına alınmış oldu." Suç işleyen akıl hastalarına 1 yıllık rehabilitasyon Avukatların disiplin hükümlerinin yanı sıra suç işleyen akıl hastalarına yönelik rehabilitasyon uygulamalarına dikkat çeken Tunç şöyle devam etti: "Bir yandan avukatların disiplin hükümleriyle ilişkili düzenlemeler var. Yine önemli özellikle toplumda da hepimizin karşılaştığı suç işleyen akıl hastalarının rehabilitasyonu. Suç işleyen akıl hastalarına yönelik tedbirler var mevzuatımızda. Bunlar hastanelerde tedavi olmak durumunda akıl hastanelerine özellikle tedavi altına alınıyorlar orada. Kısmi akıl hastalığına özgü tedbirler yönünden de birtakım düzenlemeler var. Bunların ceza infaz kurumlarında kalmalarına yönelik. Tam akıl hastaları bakımından da eğer müebbet hapis cezasına ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmışsa en az bir yıl tedavi edilmesi lazım. Yani bir yıldan önce hastaneden taburcu edilmemesi lazım. Buna yönelik bir düzenleme yapıldı. Yine üst sınırı 10 yıldan fazlaysa aldığı ceza bunun da en az 6 ay sağlık kurumunda tedavi edilmesi gerektiği yönünde bir düzenleme yapıldı. Burada özellikle istinaf mahkemelerindeki süreci hızlandırmaya yönelik bazı düzenlemeler var. Yine usule ilişkin işte istinaf ve temyiz parasal sınırlarının dava açıldığı tarihte olabilmesine yönelik usulü düzenlemeler var. Yine icrada ihalenin feshini kötüye kullananların kötüye kullanmasını engellemeye yönelik önemli düzenlemeler var. Bir de tabii vatandaşlarımızın mağduriyetine yol açan ön alım davasıyla ilgili önemli bir düzenleme yapıldı. Burada da özellikle vatandaşlarımız bu davalarda mağdur oluyorlardı. Tapudaki değer dikkate alınıyordu ve tapudaki değer de düşük kaldığı için burada bir mağduriyet söz konusu oluyordu. Burada da rayiç bedel neyse onun dikkate alınması yönünde bir düzenleme yapıldı. Sürede burada şufa davalarında iki yıldan bir yıla düşürülmüş oldu." Covid düzenlemesine de değinen Tunç, bunun bir af olmadığını vurgulayarak şu açıklamayı yaptı: "Covid düzenlemesi de bunun içerisinde. Covid düzenlemesi bir af değil. Covid düzenlemesi 31 Temmuz 2023 tarihi itibariyle, tarihinden önce suç işleyen, kararı kesinleşen ve cezaevinde bulunanlar Covid izninden yararlandı. Covid döneminde 3 yıl daha sonra Covid bittikten sonra da 31 Temmuz 2023’te çıkan kanunla 5 yıl koşullu salıvermesine 5 yıl kala cezaevine girmemesiyle ilgili bir düzenleme yapılmıştı. Tabii burada özellikle uzun süredir kamuoyunda da tartışılan 31 Temmuz 2023 tarihi öncesinde suç işlemiş ama kararı kesinleşmemiş. 31 Temmuz 2023 tarihi itibariyle kararı kesinleşen ve cezaevinde bulunan kişilerden önce suç işleyenlerin faydalanamadığı aynı tarihte suç işlemiş, aynı durumda ama faydalanamamış. Çünkü mahkemesi uzun sürdüğü için. Burada ceza adaleti bakımından bir düzenleme yapılması gerekti. Meclisimize bu yönde talepler çok iletildi ve meclisimiz de bunu yeniden düzenlemiş oldu. 31 Temmuz 2023 öncesinde suç işleyenler bakımından koşullu salıvermesine üç yıl kalanlar bundan yararlanmış olacak. Kapalı cezaevinden 3 yıl erken açık cezaevine çıkabilmesi. Yine açık cezaevinden de 3 yıl erken tahliye olabilmesiyle ilgili bir düzenleme. Bu tamamen ceza adaletini sağlamaya yönelik, eşitliği sağlamaya yönelik bir düzenleme. Burada tabii bazı suçlar istisna tutuldu meclisimiz tarafından. Özellikle kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, çocuk cinayetleri bunlar kapsam dışı tutuldu. Yine burada kapsam dışı tutulan terör suçları örgütlü suçlar kapsam dışı tutuldu. Yine deprem nedeniyle, depremde ölüme neden olanlarla ilgili olarak kapsam dışı tutulmuş oldu. Tabii kapsam dışında tutulan suçlar suçlular bundan yararlanamayacak" Tunç, açıklamasının sonunda Libya’da yaşanan uçak kazasına da değinerek şunları söyledi: "Libya Genelkurmay Başkanı ve mürettebatının ve yanındaki yardımcılarının vefatıyla sonuçlanan uçak kazası ülkemizi, milletimizi bizleri de derinden sarstı. Dost ve kardeş Libya halkına bir kez daha baş sağlığı diliyoruz. Tabii hızlı bir şekilde hem idari hem adli soruşturmalar başlamıştı kaza anından itibaren. Burada özellikle şu anda adli tıp süreci devam ediyor. Özellikle naaşların DNA tespitleri Libya’dan gelen akrabalarından alınan örneklerle beraber eşleştirme yapılıyor. Tabii çok acı verici bir kaza. Bu kaza sonucunda özellikle naaşların durumu biraz vakit alıyor adli tıp tespitleri bakımından. Hem İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı hem de Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nda DNA örnekleri, naaş parçalarından alınan örnekler ve bu anlamda da süreç devam ediyor. Diğer yandan adli soruşturma da devam ediyor. Tabi uçağın gelişinde, gidişinde, kalkışında, inişinde hem mürettebat bakımından, görevliler bakımından tüm detaylı bir şekilde titizlikle bütün soruşturma, adli soruşturma devam ediyor. Tabii kara kutusu bulunmuştu uçağın kara kutusunun da tarafsız bir ülkede tespiti gerekiyor. Bu anlamda Almanya ile irtibat kuruldu ve bu anlamda da kara kutu özellikle ses kayıtları da var. Uçağın hangi arızadan kaynaklandığına ilişkin teknik incelemeler ve adli soruşturmalar titizlikle devam ediyor. Bir kez daha Libya halkına baş sağlığı diliyoruz."
26 Aralık 2025 Cuma - 15:08
Bakan Tunç: "18 yaş altı çocukların suçtan uzak tutulması için yasal düzenleme önümüzdeki günlerde yapılacak"
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Karabük Valiliği’nde yaptığı açıklamada, 11. Yargı Paketleri ile ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik yapılan düzenlemeler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Tunç, düşen uçak ile ilgili adli tıp sürecinin devam ettiğini ifade etti. Tunç, " Çocukların korunmasıyla ilgili suça sürüklenen çocuklarda caydırıcılığı artırmaya yönelik ayrı bir çalışma da şu anda yapılıyor. Meclisimizde meclis araştırma komisyonu kuruldu bu konuda. Özellikle 18 yaşın altındaki çocukların suçtan uzak tutulması bakımından hem suç mağduru çocuklar hem de suça sürüklenen çocuklar bakımından Meclis Araştırma Komisyonumuzun çizeceği yol haritası çerçevesi içerisinde yeni yasal düzenlemeler de önümüzdeki günlerde yapılacak" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni yılın başında kamuoyuna duyurulmasının ardından ceza adaletinin etkinliğinin attırılmasına yönelik yargı paketleri ve kanun çalışmalarının gerçekleştirildiğini ifade eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, toplumu suçtan korumaya yönelik ve caydırıcılığı artırmaya yönelik çok önemli çalışmalar yaptıklarını söyledi.Tunç, "Yargı Reformu Strateji Belgesi 2025’in hemen başında yaklaşık bir yıl oldu. Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyu ile paylaşılmıştı. Ve o strateji belgesinde özellikle beş ana hedeften birisi, amaçtan birisi ceza adaletinin etkinliğinin arttırılmasına yönelik hedeflerdi. Ve bu anlamda da meclisimizde ceza adaletinin etkinliğinin arttırılmasına yönelik yargı paketleri, kanun çalışmaları gerçekleştirildi. Tabi ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik özellikle toplumu suçtan korumaya yönelik ve caydırıcılığı artırmaya yönelik çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Gerek idari uygulamalar gerekse de yasal düzenlemeleri meclisimiz gerçekleştiriyor" dedi."Cezasızlık algısı ortadan kaldırıldı"Tunç, 10. Yargı Paketi ile denetimli serbestlikten kaynaklanan cezasızlık algısının ortadan kaldırıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:"Bu kapsamda 10. Yargı Paketi geçtiğimiz aylarda yasalaşmıştı. 10. yargı paketinde özellikle denetimli serbestlik uygulamalarından kaynaklanan cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler yapılmıştı. İki yılın altındaki suçlar bakımından cezaevinde hiç kalmama gibi bir eleştiri söz konusuydu. Bunlar çözülmüştü 10. yargı paketinde. İki yılın altındaki suçlarda da yine cezaevinde belli bir süre kalma durumu sağlanmış oldu ve böylece toplumdaki ‘iki yılın altında ceza aldı, hiç cezaevine girmeden yapanın yanına kar kaldı’ gibi bir düşünce artık söz konusu değil. 10. yargı paketiyle. Tabii o pakette aynı zamanda özel infaz usulleriyle ilgili gerek kadınlar gerek yaşlılarla ilgili cezaevi şartlarıyla ilgili birtakım düzenlemeler yapılmıştı. Hafta sonu ve konutta infaz şeklinde"11. Yargı Paketi’nin bu hafta itibarıyla yasalaştığını belirten Tunç, paketin kapsamını şu sözlerle anlattı:"Yasalaşan bu hafta itibariyle meclisimizde çarşamba günü görüşülüp milletvekillerimiz tarafından kabul edilen ve Resmi Gazetede yayınlanan 11. yargı paketiyle de yine ceza adaleti sisteminin etkinliğine yönelik önemli düzenlemeler var. Burada tabii 40 maddeden oluşuyor bu kanun teklifi, yasalaşan kanun. 13 farklı kanunda düzenlemeler içeriyor. Başta Türk Ceza Kanunu olmak üzere ceza infaz kanunumuz ve ceza güvenlik tedbirleri infazı kanunu yanı sıra ceza usul kanunumuzda da farklı kanunlarda önemli düzenlemeler içeriyor."Örgütlü suçlarda cezalar arttırıldıÖrgütlü suçlara yönelik cezaların artırıldığını vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:"Tabii başta toplumsal huzur ve güvenliğin daha da sağlanması ve güçlendirilmesiyle ilgili önemli maddeler var. Örgütlü suçlar, örgüt suçları, örgüt üyeliği, örgüt yöneticiliğinin cezaları bu yargı paketiyle artırılmış oldu. Daha öncesinde 4 yıldan 8 yıla olan örgüt kurma ve yönetme cezası 5 yıldan 10 yıla çıkarıldı. Hem alt sınır hem üst sınır yükseltildi. Üyeliğin cezası da üst sınır 4 yıldan 5 yıla yükseltilmiş oldu."Çocukların korunmasına yönelik yeni düzenlemelere de değinen Tunç, şunları söyledi:"Tabi burada önemli bir husus çocukların korunması. Çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmamasını sağlamak maksadıyla burada önemli bir düzenleme var. Çocukların örgüt faaliyetinde kullanılması, örgütlü suçlar kapsamında çocukların suçta kullanılması, suça itilmesini önlemek için Özellikle bu suçlar bakımından artırım sebebi sayıldı. Bu da ceza kanunumuza ilk kez giren bir husus oldu. Çocukların korunmasıyla ilgili suça sürüklenen çocuklarda caydırıcılığı artırmaya yönelik ayrı bir çalışma da şu anda yapılıyor. Meclisimizde meclis araştırma komisyonu kuruldu bu konuda. Özellikle 18 yaşın altındaki çocukların suçtan uzak tutulması bakımından hem suç mağduru çocuklar hem de suça sürüklenen çocuklar bakımından Meclis Araştırma Komisyonumuzun çizeceği yol haritası çerçevesi içerisinde yeni yasal düzenlemeler de önümüzdeki günlerde yapılacak. Ama bu pakette çocukların örgüt suçları kapsamında kullanılmasının önüne geçmek için önemli bir caydırıcılık getiren bir madde hayata geçmiş oldu, yürürlüğe girdi. Tabii örgüt silahlı olursa artırım sebebi daha da yükseltilmiş oldu. Burada da yarı oranında artırım şeklinde bir düzenleme gerçekleşmiş oldu."Meskûn mahalde silah atana hapis cezasıMeskûn mahallede silah kullanımına ilişkin cezaların artırıldığını belirten Tunç, şu ifadeleri kullandı:"Tabii örgütlü suçlardaki yaptırımın arttırılmasının yanı sıra bir de meskûn mahallede silah atma. Bu önemli bir problemdi. Özellikle düğünlerde, nişanlarda, kutlama günlerinde o sevinç günlerimizi mateme dönüştüren maalesef tatsız olaylara meydan veriliyordu. Bu anlamda meskûn mahallede silah atmanın cezası zaten mevzuatımızda vardı ama bunu artırmış olduk. 6 aydan 3 yıla kadarken 1 yıldan 5 yıla çıkarılmış oldu. Yani meskûn mahallede silah atan bir kişi yaralamaya ya da ölüme sebebiyet vermese bile zaten ondan ayrıca ceza alır sadece silah attığı için 5 yıla kadar ceza alabilir. Ama bu düğünlerde ve nişanlarda ve kutlama günlerinde ise burada artırım söz konusu olacak yarı oranında ve dolayısıyla 7,5 yıla kadar ceza, yaralama ya da ölüm olmasa bile bu tabii önemli bir caydırıcılığı meydana getirecek. Burada yeni bir durum. Ses ve gaz fişe atabilen silahlar, kuru sıkılar da dahil onların da üç yıla kadar kullanılması durumunda ceza mümkün olabilecek.""Trafikte yol kesene hapis cezasıTrafikte yol keserek başkasının aracını durduranlara hapis cezasına ilişkin detayları paylaşan Bakan Tunç, "Trafikte yol kesme konusu sürekli karşılaştığımız ve vatandaşlarımızı sıkıntıya sokan bir durumdu. Hoş hadiseler değildi. Ve bu anlamda da trafikte yol kesmenin ceza kanunumuzda müstakil bir suç haline getirilmesi sağlanmış oldu. Eğer trafikte yol kesip aracı durdurursa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilecek. Yine eğer aracın hareketini farklı yöne çevirmişse aracı başka bir tarafa yönlendiriyorsa bu durumda da ceza daha ağır olacak. İki yıldan beş yıla kadar ceza alabilecek" ifadelerine yer verdi.Taksirle yaralamaya ilişkin cezaları da anlatan Bakan Tunç, "Yine 11. Yargı Paketi’nde ceza hukukuyla ilgili taksirle yaralamaya sebebiyet vermenin cezaları arttırıldı. Orada da basit yaralamada üst sınır 1 yılda 2 yıla çıkmış oldu. Yine birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermişse 3 yıla kadar ceza alırken artık 5 yıla kadar ceza alabilecek taksirle yaralama suçlarında" şeklinde konuştu.Bilişim suçlarında banka hesaplarına hızlı müdahale dönemiAdalet Bakanı Yılmaz Tunç, 11. Yargı Paketi kapsamında bilişim suçları, banka hesaplarına yönelik yeni yetkiler ve güveni kötüye kullanma suçlarına ilişkin düzenlemeleri anlattı. Tunç, şöyle dedi:"Yine görevi kötüye kullanma suçunda bir değişiklik oldu. Özellikle güveni kötüye kullanma Araç kiralamalardan kaynaklanan o kiralanan aracın suçta kullanılması kaçırılması ve bu anlamda da caydırıcılığı artıran önemli bir düzenleme hayata geçmiş oldu. Tabii bir yandan toplumsal huzur ve güvenliği sağlamaya yönelik önemli düzenlemeler yapılırken diğer yandan da bilişim suçlarıyla mücadele önemli. Özellikle artık dijital çağda teknolojinin gelişmesiyle beraber suçların büyük çoğunluğu sanal ortamda işleniyor. Dolayısıyla gerçek hayatta bir suçsa, gerçek hayatta bir dolandırıcılık nasıl cezalandırılıyorsa, gerçek hayatta kumar için yer temini nasıl cezalandırılıyorsa aynı şekilde sanal ortamda da bunlar yapılırsa bunların cezalandırılması ve bu suçlarla özellikle suçluların tespiti ve suçun tespiti teknolojik imkanlar bakımından daha da zorlaştı ve bu suçların çoğalması toplumda sadece bizim ülkemiz için değil, bütün dünyada bir problem ama bu anlamda mevzuatımızı da bu suçların önlenmesine yönelik hazırlamamız gerekiyor. Özellikle bilişim suçları kullanılarak suç işlenmişse banka hesaplarının 48 saatte kadar askıya alınabilmesiyle ilgili olarak bankalara bir yükümlülük getiriliyor. Ceza Muhakemesi Kanunumuzun 128. maddesindeki rapor şartı aranmadan, vatandaş mağduriyet edilmeden hesabı el koyma. Bu noktada birtakım mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Bu önemli bir düzenleme. Yine Cumhuriyet Savcılarının ve mahkemelerinin bilgi belge istediğinde bankalara yükümlülükler belli bir sürede cevap verme zorunluluğu, vermezse buna ilişkin yaptırımlar getiriliyor. Yine biyometrik yöntemlerle hesap açma, çipli kimliklerle banka hesabı ya da ödeme kuruluşlarında hesap açma GSM aboneliklerinde de yine telefon hatları, telefon aboneliğinde çiftli kimlik kartı, biyometrik doğrulamayla abonelik mümkün olsun şeklinde düzenlemeler getirildi."BTK’ya yeni yetkiBilişim suçlarıyla mücadeleye yönelik düzenlemeleri de aktaran Tunç, şöyle konuştu:"Tabi Bilgi Teknoloji Kurumu’na da bazı yetkiler verildi bu anlamda. Hat sayısını sınırlama. Çünkü özellikle patates hat dediğimiz, telefon hatlarıyla dolandırıcılık, yabancı hatlarla dolandırıcılığı önlemeye yönelik önemli düzenlemeler var. Bilgi Teknoloji Kurumu’na bu anlamda hat sayısını sınırlama yetkisi veriliyor. Yabancılara özgü telefon hattıyla ilgili onlara özgü bir numara tahsisi çünkü vatandaşımız o numaranın yabancıdan geldiğini görebilsin, bilsin ve bu anlamda kendi tedbirini alsın diye. Yine GSM aboneliklerinin güncellenmesi lazım. Yani ölen şahıslara ait hatlar var. Bunların suçta kullanılması var. Bu anlamda bu güncellemelerin yapılması ile ilgili olarak özellikle GSM şirketlerine birtakım yükümlülükler yükleniyor. Yine bu yükümlülükleri eğer yerine getirmezlerse bu anlamdakiyaptırım ve sorumluluklarla ilgili düzenlemeler de bu kanun çerçevesinde yapıldı."Dolandırıcılık suçları Asliye Ceza Mahkemesinde görülecekAğır Ceza Mahkemelerinde görülen dolandırıcılık suçlarının Asliye Ceza Mahkemelerine alındığını böylelikle ağır ceza mahkemelerindeki davaların nitelikli görülebilmesi için önünün açıldığını söyleyen Tunç şöyle devam etti:"Burada özellikle dolandırıcılık suçlarıyla ilgili olarak ağır ceza mahkemelerinde görülen dolandırıcılık suçlarının Asliye Ceza Mahkemelerine alınarak burada yargının daha hızlı bir şekilde işlemesi ve ağır ceza mahkemelerindeki davaların daha nitelikli görülebilmesi anlamında önemli bir yol açılmış oldu. Tabii başka düzenlemeler de var. Yani kırka yakın madde var burada. Hakaret suçları sosyal medyada hakaret suçlarının çoğalması artması ve giderek de bir sorun haline gelmesi nedeniyle uzlaştırma kapsamından çıkarılmıştı, ön ödeme kapsamına alınmıştı. Özellikle bu bir sektör haline getirilmişti. Maalesef birtakım kişiler özellikle sosyal medyada yaptıkları açıklamalar, konuşmalarla birtakım halkı özellikle kendilerine hakaret edecek noktaya getirerek bir takım tavır ve davranışlar gerçekten çoğalmıştı. Bir sektör haline gelmişti. Sosyal medyada hakaretin uzlaştırma kapsamından ön ödeme kapsamına alınmasıyla beraber bu suçlarda bir azalma olduğunu gördük. Yine uzlaştırmacıya ödenecek maliyet azalmış oldu. Ön ödeme kapsamında bir caydırıcılık artmış oldu. Yine hakarete uğrayan vatandaşlarımız da yine eğer tazminat davası açmak istiyorsa hukuk mahkemelerinde haklarını takip edebiliyorlar. Tabii sosyal medyada bu düzenleme yapılınca Anayasa Mahkemesi özellikle yüze karşı ya da gıyapta yapılan hakaretler bakımından da bu düzenlemenin yapılması gerektiği yönde bir karar vermişti. Bu düzenleme yapıldı. Şu andan itibaren artık gıyapta, yüze yüze, yüz yüze ya da sosyal medya aracılığıyla yapılan hakaret suçları ön ödeme kapsamına alınmış oldu."Suç işleyen akıl hastalarına 1 yıllık rehabilitasyonAvukatların disiplin hükümlerinin yanı sıra suç işleyen akıl hastalarına yönelik rehabilitasyon uygulamalarına dikkat çeken Tunç şöyle devam etti:"Bir yandan avukatların disiplin hükümleriyle ilişkili düzenlemeler var. Yine önemli özellikle toplumda da hepimizin karşılaştığı suç işleyen akıl hastalarının rehabilitasyonu. Suç işleyen akıl hastalarına yönelik tedbirler var mevzuatımızda. Bunlar hastanelerde tedavi olmak durumunda akıl hastanelerine özellikle tedavi altına alınıyorlar orada. Kısmi akıl hastalığına özgü tedbirler yönünden de birtakım düzenlemeler var. Bunların ceza infaz kurumlarında kalmalarına yönelik. Tam akıl hastaları bakımından da eğer müebbet hapis cezasına ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmışsa en az bir yıl tedavi edilmesi lazım. Yani bir yıldan önce hastaneden taburcu edilmemesi lazım. Buna yönelik bir düzenleme yapıldı. Yine üst sınırı 10 yıldan fazlaysa aldığı ceza bunun da en az 6 ay sağlık kurumunda tedavi edilmesi gerektiği yönünde bir düzenleme yapıldı. Burada özellikle istinaf mahkemelerindeki süreci hızlandırmaya yönelik bazı düzenlemeler var. Yine usule ilişkin işte istinaf ve temyiz parasal sınırlarının dava açıldığı tarihte olabilmesine yönelik usulü düzenlemeler var. Yine icrada ihalenin feshini kötüye kullananların kötüye kullanmasını engellemeye yönelik önemli düzenlemeler var. Bir de tabii vatandaşlarımızın mağduriyetine yol açan ön alım davasıyla ilgili önemli bir düzenleme yapıldı. Burada da özellikle vatandaşlarımız bu davalarda mağdur oluyorlardı. Tapudaki değer dikkate alınıyordu ve tapudaki değer de düşük kaldığı için burada bir mağduriyet söz konusu oluyordu. Burada da rayiç bedel neyse onun dikkate alınması yönünde bir düzenleme yapıldı. Sürede burada şufa davalarında iki yıldan bir yıla düşürülmüş oldu."Covid düzenlemesine de değinen Tunç, bunun bir af olmadığını vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:"Covid düzenlemesi de bunun içerisinde. Covid düzenlemesi bir af değil. Covid düzenlemesi 31 Temmuz 2023 tarihi itibariyle, tarihinden önce suç işleyen, kararı kesinleşen ve cezaevinde bulunanlar Covid izninden yararlandı. Covid döneminde 3 yıl daha sonra Covid bittikten sonra da 31 Temmuz 2023’te çıkan kanunla 5 yıl koşullu salıvermesine 5 yıl kala cezaevine girmemesiyle ilgili bir düzenleme yapılmıştı. Tabii burada özellikle uzun süredir kamuoyunda da tartışılan 31 Temmuz 2023 tarihi öncesinde suç işlemiş ama kararı kesinleşmemiş. 31 Temmuz 2023 tarihi itibariyle kararı kesinleşen ve cezaevinde bulunan kişilerden önce suç işleyenlerin faydalanamadığı aynı tarihte suç işlemiş, aynı durumda ama faydalanamamış. Çünkü mahkemesi uzun sürdüğü için. Burada ceza adaleti bakımından bir düzenleme yapılması gerekti. Meclisimize bu yönde talepler çok iletildi ve meclisimiz de bunu yeniden düzenlemiş oldu. 31 Temmuz 2023 öncesinde suç işleyenler bakımından koşullu salıvermesine üç yıl kalanlar bundan yararlanmış olacak. Kapalı cezaevinden 3 yıl erken açık cezaevine çıkabilmesi. Yine açık cezaevinden de 3 yıl erken tahliye olabilmesiyle ilgili bir düzenleme. Bu tamamen ceza adaletini sağlamaya yönelik, eşitliği sağlamaya yönelik bir düzenleme. Burada tabii bazı suçlar istisna tutuldu meclisimiz tarafından. Özellikle kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, çocuk cinayetleri bunlar kapsam dışı tutuldu. Yine burada kapsam dışı tutulan terör suçları örgütlü suçlar kapsam dışı tutuldu. Yine deprem nedeniyle, depremde ölüme neden olanlarla ilgili olarak kapsam dışı tutulmuş oldu. Tabii kapsam dışında tutulan suçlar suçlular bundan yararlanamayacak"Tunç, açıklamasının sonunda Libya’da yaşanan uçak kazasına da değinerek şunları söyledi:"Libya Genelkurmay Başkanı ve mürettebatının ve yanındaki yardımcılarının vefatıyla sonuçlanan uçak kazası ülkemizi, milletimizi bizleri de derinden sarstı. Dost ve kardeş Libya halkına bir kez daha baş sağlığı diliyoruz. Tabii hızlı bir şekilde hem idari hem adli soruşturmalar başlamıştı kaza anından itibaren. Burada özellikle şu anda adli tıp süreci devam ediyor. Özellikle naaşların DNA tespitleri Libya’dan gelen akrabalarından alınan örneklerle beraber eşleştirme yapılıyor. Tabii çok acı verici bir kaza. Bu kaza sonucunda özellikle naaşların durumu biraz vakit alıyor adli tıp tespitleri bakımından. Hem İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı hem de Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nda DNA örnekleri, naaş parçalarından alınan örnekler ve bu anlamda da süreç devam ediyor. Diğer yandan adli soruşturma da devam ediyor. Tabi uçağın gelişinde, gidişinde, kalkışında, inişinde hem mürettebat bakımından, görevliler bakımından tüm detaylı bir şekilde titizlikle bütün soruşturma, adli soruşturma devam ediyor. Tabii kara kutusu bulunmuştu uçağın kara kutusunun da tarafsız bir ülkede tespiti gerekiyor. Bu anlamda Almanya ile irtibat kuruldu ve bu anlamda da kara kutu özellikle ses kayıtları da var. Uçağın hangi arızadan kaynaklandığına ilişkin teknik incelemeler ve adli soruşturmalar titizlikle devam ediyor. Bir kez daha Libya halkına baş sağlığı diliyoruz."
26 Aralık 2025 Cuma - 15:07
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sağlık alanında artık farklı bir ligin oyuncusuyuz"
Çekmeköy’de Özel Medistate Hastanesi’nin açılış programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sağlık hizmetlerinde kamu ya da özel fark etmeksizin esas amacın millete hizmet olduğunu vurgulayarak, "Sağlık hizmetlerinin standardını sadece belli bir kesim ya da bölge için değil, tüm Türkiye’de yukarı çektik" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çekmeköy’de bulunan Medistate Hastanesi’nin açılış törenine katıldı. Törende Türkiye’nin sağlık sektöründe kazandığı ivmenin önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu ya da özel sektör ayırt etmeksizin sağlık alanındaki her türlü hizmetin vatandaşlara hizmet noktasında eksiksiz bir şekilde yapılması gerektiğinin altını çizdi."Ülkeye hizmetin özeli, devleti olmaz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık hizmetlerinde kamu ya da özel ayrımının yapılamayacağını ve esas olanın halka hizmet olduğunun altını çizerek, şunları aktardı:"Bugün her açıdan donanımlı ve modern hastanemizi İstanbul’a kazandırmanın heyecanını paylaşmak üzere buradayız. Hastanemizin İstanbul’a ve İstanbullu kardeşlerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu modern hastanede sağlık hizmetleri alacak tüm kardeşlerimize şimdiden acil şifalar diliyorum. Tüm sağlık çalışanlarımız ve personellerimize de Cenab-ı Allah’tan başarılar niyaz ediyorum. Ülkeye hizmetin özeli, devleti olmaz. her türlü çaba takdire şayandır. Eskiden olduğu gibi sermayeyi renklerine göre tasnif etmeyen, yerli yabancı ayrımına gitmeyen ve ülkenin hayrına olacak her projeyi destekleyen bir iktidar olarak bu yatırımları çok değerli görüyoruz. Özellikle vatandaşlarımızın kaliteli sağlık hizmetlerine ulaşması için yapılması gereken bütün yaklaşımları gönülden destekliyoruz.""Sağlık alanında artık farklı bir ligin oyuncusuyuz"Sağlık alanında bir kesim tarafından ’kamuculuk’ ve özel sektör düşmanlığı anlayışının benimsendiğini dile getiren Erdoğan, "Etkilerini hala atlatamadığımız küresel bir salgın yaşadık. Bu salgın ülkelerin hem ekonomisini hem de sağlık sistemini test etti. Sağlık alt yapısının önemini hepimiz bizzat tecrübe ettik. Sağlık sistemi zayıf olan ülkeler salgın döneminde ağır bedeller ödedi. Türkiye son asrın en büyük sağlık krizi olan koronavirüs salgınını en iyi yöneten ülkelerden biri oldu. Özel sağlık kuruluşlarımız salgını yönetmemiz noktasında gerçekten kritik roller üstlendi. Türkiye de bu alanda öncü ve örnek bir ülke olduğunu son yıllarda defalarca kez gösterdi. Sağlık alanında artık farklı bir ligin oyuncusuyuz ve ülkemiz adına bundan kıvanç duyuyoruz. Ama nedense birileri bundan rahatsız oluyor. Ülkemizde hangi alanda olursa olsun özel teşebbüs deyince hemen saldırıya geçen bir kesim var. 1960 ve 70’lerin jargonuna hapsolmuş bu çevreler, kamuculuk adına son derece yanlış bir şekilde karşı çıkıyor. Özel sektör yol yapar, hastane yapar ama bakarsınız bunlar anında kötülemeye başlar. Türkiye’nin ufkunu açacak, ekonomimize katma değer sağlayacak hiçbir projeleri ve hiçbir fikirleri yoktur" şeklinde konuştu."Sağlık hizmetlerinin standardını sadece belli bir kesim ya da bölge için değil; tüm Türkiye’de yukarı çektik"Biz 23 yıl boyunca attığımız her adım ve hayata geçirdiğimiz her eserde, bunlarla çok sık muhatap olduk. Nasıl ki elinde çekiç olan her şeyi çivi görürse bunlar da her konuyu bir şekilde getirip özel teşebbüs düşmanlığına bağladılar. Asıl kamuculuk özel sektör düşmanlığı değildir. Halkın hayatını daha huzurlu hale getirmek ve hizmetleri en üst kalitede vatandaşlarına sunabilmektir. Biz de ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturuyla son 23 yıldır kimseyi ayırmadan çalıştık, çabaladık ve 86 milyona aşkla hizmet ettik. Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki insan merkezli siyasetimizin en güzel örneklerinden biri sağlıktır. Sağlığı temel insan hakkı olarak gördük. Parası olanın değil, ihtiyacı olanın hizmet gördüğü bir sistemi ülkemize kazandırdık. Sağlık hizmetlerinin standardını sadece belli bir kesim ya da bölge için değil; tüm Türkiye’de yukarı çektik. Aile hekimlerimiz, özel ve şehir hastanelerimizle çok güçlü bir altyapı oluşturduk."Türkiye’de bir günde 3 milyon muayene gerçekleştiriyoruz"Türkiye’nin özellikle son yıllarda sağlık hizmetlerinde büyük bir ivme yakaladığını aktaran Erdoğan, "Bugün 1539 sağlık kuruluşu, 270 binin üzerinde yatak kapasitesi ve 49 bine yaklaşan yoğun bakım üniteleriyle vatandaşlarına kesintisiz hizmet vermeye devam ediyoruz. İstanbul’da da 35 yeni hastane ve 24 ek hizmet binasıyla toplam 77 hastane inşa ettik. İstanbul’da sağlık yatırımları 170 milyar lirayı buldu. Bu rakam devam eden projelerin de bitmesiyle birlikte 250 milyar liraya çıkacak. Bugün 234 bini hekim ve 264 bini hemşire olma üzere 1 milyon 470 bin sağlık çalışanımız milletimize hizmet veriyor. Türkiye’de bir günde 3 milyon muayene gerçekleştiriyoruz. Tüm bu yatırımlar neticesinde İstanbul’un ve Türkiye’nin sağlık turizminde ciddi bir ivme kat ettiğini görüyoruz. Bugün dünyanın her yerinden insanlar tedavi için Türkiye’ye geliyor. Her yıl milyonlarca insan hastalığının şifasını Türkiye’de arıyor. Sağlık turizmi için ülkemizi ziyaret eden yabancı ziyaretçi sayısı 1,1 milyona ulaştı. Sağlık turizmi gelirimiz ise 2 milyar 200 milyon dolara ulaştı.""Sağlık hizmetlerinde milletimizin her bir ferdi birinci sınıf vatandaştır"Son olarak sağlık hizmetlerinde milletin her bir ferdinin birinci sınıf vatandaş olduğunun altını çizen Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:"Sağlık hizmeti doğrudan insan hayatına dokunan bir meseledir. Hükümet olarak sağlık hizmetlerinin sunumunda kara düzen çakışan kim varsa tespit ettiğimiz an gözünün yaşına bakmıyoruz. Daha fazla para kazanacağım diye kimse vatandaşlarımızın sağlığını tehlikeye atamaz. Bu konuda ne yapılması gerekiyorsa yapacağız. Prensibimiz şudur; milletimizin her bir ferdi birinci sınıf vatandaştır. Dolayısıyla her alanda birinci sınıf hizmete layıktır. Pek çok ülkenin kendisine uyarlamak için gelip incelediği ve vatandaşlarımızın sürekli memnuniyetini dile getirdiği bir sağlık sistemimiz var. inşallah bunu çok daha iyi seviyelere taşıyacağız ve bunu da kamu, özel hep birlikte yapacağız."
26 Aralık 2025 Cuma - 14:28
Bakan Tekin, "Eğitim-öğretim, ayrım gözetmeksizin hepimizin ortak alanıdır"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Deprem bölgesinin tamamında 13 bin 321 dersliği eğitime almış durumdayız. Planladığımız dersliklerin bittiğinde 11 ilin tamamında bin 553 okulda 23 bin 860 dersliğin yapımı tamamlanmış olacak" dedi. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir dizi inceleme, değerlendirme ve ziyaretlerde bulunmak üzere Osmaniye’ye geldi. Bakan Tekin, kentteki ilk ziyaretini Osmaniye Valiliği’ne gerçekleştirdi. Valilik binasında şeref defterini imzalayan Bakan Tekin, daha sonra Osmaniye Valisi Erdinç Yılmaz ile makamında bir süre görüştü. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, valilik ziyaretinin ardından Eğitim Değerlendirme Toplantısı’na başkanlık etti. Eğitim Değerlendirme Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Her Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde de biz bakanlar, kendi alanlarımız kapsamında deprem bölgesinde yaraların sarılmasına yönelik yaptığımız çalışmaları ve katkıları Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu süreci bizzat ve yakından takip etmektedir. Tüm bakanlıklarda olduğu gibi Millî Eğitim Bakanlığı’na da verilen talimat açıktır.6 Şubat depremleri öncesindeki koşullardan daha iyi imkânları, depremden etkilenen 11 ilimizdeki vatandaşlarımıza sunmak zorundayız. Kuşkusuz depremin hem maddi hem de manevi yaraları bulunmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı olarak bizler; bir yandan derslikler başta olmak üzere eğitim altyapısında yaşanan fiziki kayıpları telafi etmeye, diğer yandan ise psikolojik destek hizmetleri ve eğitim-öğretim altyapısının güçlendirilmesi yoluyla bu yaraları sarmaya gayret ediyoruz" diye konuştu. "Deprem bölgesinin tamamında 13 bin 321 dersliği eğitime almış durumdayız" 6 Şubat depremleri öncesindeki derslik sayısının en az yüzde 15 fazlasına ulaşmış olacağız diyen Bakan Tekin, "Depremden etkilenen 11 ilimizde, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı yaklaşık 9 bin 799 dersliğimiz kullanılamaz hâle gelmiştir. Biz deprem bölgesinin tamamında 13 bin 321 dersliği eğitime almış durumdayız. Planladığımız dersliklerin bittiğinde 11 ilin tamamında bin 553 okulda 23 bin 860 dersliğin yapımı tamamlanmış olacak. Bu rakamlar ilk bakışta kafa karıştırıcı olabiliyor. O nedenle şunu özellikle ifade etmek isterim. Tüm illerimizin tamamında, 6 Şubat depremleri öncesindeki derslik sayısının en az yüzde 15 fazlasına ulaşmış olacağız. Osmaniye de bu illerimizden biridir. Tamamlanan ve yapımı biten dersliklerle birlikte, 2026 yılı Eylül ayı itibarıyla Osmaniye’de, 6 Şubat öncesine kıyasla yüzde 15’lik artış hedefine ulaşılmış olacak. Bu durum, eğitim-öğretim altyapısı açısından ciddi bir rahatlama sağlayacaktır. Millî Eğitim Bakanlığı olarak biz yürütmüyoruz. Belediyelerimizin katkıları, valiliklerimizin yönlendirdiği hayırseverlerin destekleri bu süreçte çok kıymetlidir. Emeği geçen herkese, hem Osmaniye’deki çocuklarımız ve gençlerimiz adına hem de ülkemizdeki tüm öğrenciler adına teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Eğitim-öğretim, ayrım gözetmeksizin hepimizin ortak alanıdır" Eğitim-öğretim altyapısına bütçeden ayrılan pay, tüm bakanlıklar ve kamu kurumları arasında birinci sırada yer aldığını belirten Bakan Tekin, "Cumhurbaşkanımıza da ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. Kısa süre önce bütçe sürecini tamamladık. 2003 yılından bu yana olduğu gibi, bu yıl da eğitim-öğretim altyapısına bütçeden ayrılan pay, tüm bakanlıklar ve kamu kurumları arasında birinci sırada yer almıştır. Bu, bizim açımızdan son derece önemli bir ayrıntıdır. Aynı şekilde Cumhur İttifakı siyasi partilerinin güçlü bir desteği söz konusudur. Bu siyasi destek olmadan yapılan çalışmaların sağlıklı şekilde yürütülmesi mümkün değildir. Bu süreçte emeği geçen, iktidar ve muhalefet milletvekilleri başta olmak üzere, tüm siyasetçilere, sivil toplum kuruluşlarına ve katkı sunan herkese şükranlarımı sunuyorum. Eğitim-öğretim, ayrım gözetmeksizin hepimizin ortak alanıdır. Burada vereceğimiz her destek ve katkı, ülkemize daha büyük bir katma değer olarak geri dönecektir. Son olarak öğretmenlerimize özel olarak teşekkür etmek istiyorum. Biz yatırımları yapıyoruz; ancak bu yatırımları hayata geçiren, anlamlı kılan ve çocuklarımızın geleceğine dokunan asıl güç öğretmenlerimizdir" dedi.
26 Aralık 2025 Cuma - 14:26
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Acar: "Milli meselelerde tarafsızlık asla bir duruş olamaz"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tanıtım-Medya Başkanı Faruk Acar, "Hep birlikte Milli bir duruş sergilendi. Zira milli meselelerde tarafsızlık asla bir duruş olamaz" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tanıtım-Medya Başkanı Faruk Acar, Türkiye’nin son 25 yılda ulusal ve uluslararası alanda önemli sınamalardan geçtiğini ve ciddi reformlar gerçekleştirdiğini belirterek, bu süreçte farklı toplumsal kesimlerin önemli roller üstlendiğini ifade etti. Acar, yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu başarıların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde, millet ve devletin birlikteliğiyle hayata geçirildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Türkiye son çeyrek asırda ulusal ve uluslararası birçok badire atlattı. Çok ciddi reformlara imza attı. Bunlar, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde milletimizin ve devletimizin el ele vermesiyle başarıldı. Bu başarıda siyasetçilerden gazetecilere, STK gönüllülerinden teşkilat mensuplarımıza kadar birçok bileşen çok önemli roller üstlendi. Hep birlikte Milli bir duruş sergilendi. Zira milli meselelerde tarafsızlık asla bir duruş olamaz. AK Parti Medya ve İletişim politikalarında da her zaman bu düsturla hareket etmiş, rutinlerini de buna göre oluşturmuştur. Bu, dün olduğu gibi bugün ve yarın da aynı şekilde devam edecektir. Bizim tüm kurul üyelerimiz, teşkilat mensuplarımız ve Milletvekillerimiz de zaten ülke meselelerine ilişkin değerlendirmeleriyle medyada ve sahada her an etkin olarak bulunmaktadır. Gelişen gündeme göre daha aktif olmalarına ilişkin beklentileri karşılamak tabii olandır."
26 Aralık 2025 Cuma - 14:01
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey: "Soma’da yaşanan son olayı kimse tasvip etmiyor, doğru değil"
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursaspor taraftarının küfürlü tezahüratlarıyla ilgili konuşarak, "Soma’da yaşanan olayları kimse tasvip etmiyor. Doğru değil. Bizler her birimize bakarken rengimize, kimliğimize göre bakmamamız gerekiyor. Bir birimize bakarken insan olarak bakmamız gerekiyor" dedi. Başkan Bozbey, CHP’li Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ile arasındaki krizle ilgili de, "Parti içindeki gelişmeleri genel merkezimiz takip ediyor. Dün Genel Başkanımız ve yardımcılarıyla konuştuk. Genel merkezimiz gereğini yapacaktır. Ben söz söyleyecek durumda değilim. Genel merkezimiz Türkiye’nin dört bir yanını takip ettikleri gibi 408 belediyemizin takibini yapıyorlar. Yaşanan durum sonrası Osmangazi Belediye Başkanı ile bir görüşmemiz olmadı" diye konuştu. "Erkan Aydın beni aramadı, genel merkezimiz takip ediyor" Başkan Mustafa Bozbey, 2025 yılının değerlendirme toplantısının sonunda basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı. Başkan Bozbey, bir basın mensubunun Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımları hatırlatması üzerine şu cevabı verdi: "Ben dün Vakıflar’ın gönderdiği belgeyle ilgili genel başkanımız ve genel başkan yardımcılarımızla konuyu konuştum. Genel başkanımız özellikle Hatay Ulucami ile ilgili süreci takip ediyordu. Bilgisini verdim ve belgeyi paylaştım. Bu konuları konuştuk. Diğer konu partinin konusu. Genel merkezimiz gereğini yapacaktır. Ben söz söyleyecek durumda değilim. Genel merkezimiz de takip ediyor. Türkiye’nin dört bir yanını takip ettikleri gibi 408 belediyemizin takibini yapıyorlar. Genel merkezimiz bu süreci en iyi şekilde takip edecektir. Erkan Aydın beni aramadı. Bilgim de yok" diye konuştu. "Mahfelin pilavcı olması Bursalılara hakaret" Başkan Mustafa Bozbey, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kullanılan ya da restore ettirilen 16 eser hakkındaki kararıyla ilgili de konuşarak, "Son olarak Mahfel ile ilgili çağrı gelmedi bize. Biz halen daha Mahfel’in Bursa Büyükşehir Beledyiesi’ne ait olmasını istiyoruz. Bu konudaki hassasiyetimizi dile getiriyoruz. Davalık yerler, tarihi belediye binası, belediye bahçesi, Setbaşı Şehir Kütüphanesi, Mahfel kafe, Mahkeme hamamı, Bursa tahsilat ve eski lojman, Akınpaşa konağı, Hüsnü Züber evi, Mudanya Tahir Ağa Hamamı, İncirli Hamamı, Hünkar Köşkü yanındaki arsa, Beyatıpaşa Medresesi, Darphane kültür merkezi. Davasını açtık. Aslında Mahfel’in esas kimliği bahçeli Türk Ocağı Gazinosu ve salonu olarak geçiyor. Yıllarca orası çay salonu olarak kullanıldı. Bursalılar için kıymetli değerli bir yer. Vakıflarca nasıl ihaleye verildi bilemiyorum. Ancak orada pilavcı olması hepimizi yaralıyor. Bursalıları da yaralıyor. Hikayelerimizin olduğu Bursalıların bir çoğunun hikayesinin olduğu bir alanın kaldırılarak pilavcı dükkanına dönüştürülmesi Bursalılara hakaret. Çabamız tekrar kazandırıp eski kimliğine kavuşturmak. Hedefimiz bu. Bu konuda çalışmalarımızı yürütüyoruz. Vakıfların anormal bir tavrı var. Davaların tamamını kazanacağımızı düşünüyorum. Arkadaşlar arşivi taradılar. Tarama sonucunda çıkan b elgelere göre dava sürecini başlattık" şeklinde konuştu. "Sadece Kozahan değil tüm hanlara düzen getirilmeli" Başkan Mustafa Bozbey, tarihi Kozahan’daki çay bahçelerinin masa ve sandalyelerinin kaldırılmasıyla ilgili bir soruya da şu cevabı verdi: "Kozahan değil sadece diğer hanlar da aynı şekilde düzenlenmeli. Bizlerin tarihi mekanları koruma sorumluluğu var. Göze hoş görünmeyen yerlere müdahale etmek zorundayız. Oradaki esnafın da duyarlı davranması lazım. Oradan sürekli bir gelir elde etmek istiyorsa. Öncelikli o alanın korunması konusunda duyarlı olması lazım. Yurtdışında iki masalık yerde duruyor ama siz dışarıda ayakta bekliyor bir çayı kahveyi içiyorsunuz. O tarihine sahip çıkıyor. Alanına sahip çıkıyor. Biz niye sahip çıkmıyoruz. Bizim esnafımızın da o düzeye gelmesi lazım. Koruyacak kollayacak. Tarihi bir yapının yanında satış yapıyorsa. tarihi yapıyı sattığı ürünlerle kapatmayacak açacak çünkü oraya geldiği zaman tarihi yapıya bakarken ürününü de görecek. Ancak biz o zaman belli bir seviyeye geliriz. Bursa da hanlar bölgesi de sahipsiz değil. Oralarda düzenlemeler olduğunu göreceksiniz" diye konuştu. Başkan Bozbey, barajlara giden su havzalarındaki maden ocakları ve açılan davaların ve kararların uygulanmadığı iddialarıyla ilgili ise şöyle konuştu: "Suyumuzu korurken havzamızı kaybediyoruz. Suyun oluştuğu su havzasında halen daha mermer yatakları, ya da başka maden yatakları adı altında işletmelere verildiğini görüyoruz. Bunların doğru olmadığını Bursalıların huzurunda söylemek istiyorum. Her verilen maden ruhsatının bizim su havzalarımıza etkisinin negatif olacağını, su havzamıza başka minarelleri getireceğinin bilinmesini istiyorum, bunlar tehlikeli mineral veya kimyasallar da olabilir. Biz de bu konuda gerekli müdahaleleri yapıyoruz" Başkan Mustafa Bozbey, Altıparmak Çarşamba dönüşümü ile ilgili ise şu bilgileri verdi: "Çarşamba Altıparmak kentsel dönüşümü odalarla ortaklaşa devam ediyor. Yarışma projesiyle süreç gündemimizde. Yarışma projesi süreci devam ediyor. Bunun sonucunda değer ortaya çıkacak. Burada çıkacak sonuç nedir bilemiyorum. Yoğunluğu azaltmalıyız. Altıparmak bölgesinde 11 mahallede yoğun yapılaşma var. Bu yoğun yapılaşmanın yoğunluklarının azaltılması gerekecek. Bunun bilincindeyiz. Bu semtlerde kentsel ihtiyaçlar çok kısıtlanmış. Yok denecek kadar az. Bu projenin içerisinde bir çok kentsel ihtiyacın karşılanacağı alanlar ayrılacak. Çataltepe kooperatifi konusunda da halen 2800 kişisi dışarıda. 600 üye var. Çataltepe’yi iyi bildiğim için söylüyorum. Başlangıçta doğru değildi. Valimizin de konu içerisinde yer aldığını biliyorum. Herkesi kooperatife üye etmek zorundadır. Onları yatırdığı parayla satın alınan yerde hakları vardır. Onların bir an önce kooperatife üyeliklerinin şart olması lazım. Bugüne kadar para ödemiş mi ödememiş mi hesapları yapılır. Şu anda bir lira ödeyenin de bn lira ödeyenin de hakkı var. Bunun teslim edilmesi şart. Sonrasında bir yol haritası belirlenir" "Küfürlü tezahürat yanlış, Bursaspor şampiyon olacak" Bursaspor’un bu sene de üst lige çıkacağını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Ben yönetim kurulu başkanımız Enes Çelik ve yönetimini tebrik ediyorum. Gayet güzel çalışıyorlar. Zaman zaman bizi bilgilendiriyorlar. Bursaspor taraftarı ve Bursalıların istekleri doğrultusunda adım adım ilerliyorlar. Bursaspor bizim marka değerimiz. Eğer Bursa yükselirse Bursaspor yükselir. Bursaspor yükselirse Bursa yükselir. Buna sahip çıkmak her Bursalının sorumluluğu ve görevidir. Bursaspor markasına sahip çıkmak her Bursalının sorumluluğundadır. Bu konuyu önemsiyoruz. Yaşanan Soma’daki son olayı kimse tasvip etmiyor. Doğru değil. bizler her birimize bakarken rengimiz kimliğimize göre bakmamamız gerekiyor birbirimize bakarken insan olarak bakmamız gerekiyor. Onun için oradaki özellikle hiç bir insana bir canlıya da bir kediye dahi küfür edilmesini doğru bulmuyoruz. İçimize ajanlar mevzusunu ben bilemem. Bizler bu ülkede birlikte farklı renklerimizle güzeliz. Eğer hepimiz aynı renkte olsak, düşüncemiz aynı olsa, 86 milyonu 86 milyon olarak sayabilir misiniz. Farklıklarımız bizi zengin hale getirir. Yapılanları doğru bulmuyorum. Bursaspor taraftarı Türkiye’nin en iyi taraftarıdır. Bursaspor’un 12.oyuncusudur. Ortalamada 40 bin taraftar Bursaspor’u izliyor. Türkiye’nin örnek taraftarına böyle bir düşüncenin yansıması doğru değil. Ben Bursaspor’un yakın zaman içerisinde süper ligde Bursa’yı en iyi şekilde temsil edeceğine inancım tam. Yönetime güvencimiz de tam. Sporcularımıza da teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.
26 Aralık 2025 Cuma - 13:58
Başkan Aras: "Gençlerden gelen her fikri desteklemeye hazırız"
Muğla Gençlik Meclisi tarafından gerçekleştirilen buluşmada Gençlik Meclisi’nin yapısı ve işleyişi hakkında bilgilendirme yapılırken, öğrenci topluluklarının görüş ve talepleri de dinlendi. Yerel sorunlara çözüm önerilerinin geliştirileceği bir platform olarak hizmet vermek için çalışmalarını sürdüren Gençlik Meclisi’nin düzenlediği Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğrenci Topluluk Buluşması’na Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz, projelerle ilgili Büyükşehir daire başkanları, Gençlik Meclisi üyeleri ile birlikte çok sayıda öğrenci katıldı. Program kapsamında öğrencilere sunumlar yapılarak hem Gençlik Meclisi anlatıldı hem de kente dair ortak hedefler belirlendi. Buluşmaya katılan öğrenciler Gençlik Meclisi’ne dair heyecanlarını, beklentilerini paylaştılar. MSKÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğrencisi Perihan Namlı, "Bölgesel analiz topluluğu üyesi olarak bu buluşmaya katıldım. Gençlik Meclisi sayesinde toplulukların bu şekilde bir araya gelmesini faydalı buluyorum. Gençlik Meclisi’ni biz gençlerin fikirlerine doğrudan erişebilen ve çözüm sürecine doğrudan etki edebileceğimiz bir platform olarak görüyorum" Kariyer Topluluğu Genel Başkanı Recep Aras, "Bugün burada gerçekleştirilen etkinlik, hepimiz için son derece verimli geçti. Gençlik Meclisi’nin genç neslin beklentilerine hitap eden güçlü ve başarılı bir oluşum olduğunu düşünüyorum" dedi. MSKÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğrencisi Kardelen Paşalı, "Bu etkinliğin düzenlendiğini duyduğumda çok heyecanlandım. Çünkü Muğlalıyım ve Muğla’da topluluklar için yapılan ilk kapsamlı etkinlik diyebiliriz. Bu etkinlikle birlikte sorunlarımıza ortak çözümler arayıp bir adım daha ileriye gideceğimize inanıyorum." Muğla Gençlik Meclisi Başkanı Muzaffer Can Tekin, "Bu buluşmamızın amacı üniversitemizde yer alan öğrenci toplulukları arasındaki kopuklukları gidermek ve iletişimi güçlendirmek. Bu buluşmayı tabi ki Büyükşehir Belediyemizin destekleriyle sağladık. Buluşma esnasında hedefimiz ortak projeleri, ortak hedefleri, kente dair ortak ideallerimizi topluluklarımızla paylaşmayı hedefledik." Genel Sekreter Yılmaz: "Gençlik Meclisi, Bizleri Çok Heyecanlandıran Bir Yapı" Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğrenci Topluluk Buluşması’nda konuşan Muğla Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın önderliğinde Muğla Gençlik Meclisi’ni Büyükşehir Belediyemiz bünyesinde hayata geçirdik. İlk etapta 70 üyeyle başlayan ve ilerleyen süreçte 700 üyeye kadar ulaşması hedeflenen Gençlik Meclisi, bizleri son derece heyecanlandıran, gençlerin yönetime katılımını güçlendirecek önemli bir yapı." dedi. Başkan Aras: "Gençlik Meclisi’nde En Temel İlkemiz Eşitliktir" Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğrenci Topluluk Buluşması’na katılan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, gençlere seslendi. Başkan Aras: "Gençlik Meclisi’nin tamamen demokratik ve adil bir yapıya sahip olmasını istiyoruz. Sizlerin ürettiği ve hayata geçirmek istediği her çalışmada, süreci kolaylaştırmak ve gerekli desteği sağlamak bizim sorumluluğumuz olacak. Gençlik Meclisi’nde en temel ilkemiz eşitliktir. Herkesin fikrini özgürce savunabildiği bir ortamda düşünceler gelişir. Değişimi önce buradan başlatacak, ardından mahallelere, Muğla’ya ve belki de ülke geneline yayacağız. Gençlerden gelen her fikirde desteğe hazırız." açıklamalarında bulundu.
26 Aralık 2025 Cuma - 13:21
Bakan Kacır: "Askeri insansız hava aracı üretiminde dünya lideri olduk"
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Üretimde ve teknoloji geliştirmede attığımız uzun vadeli adımların neticesinde imalat sanayi katma değerimizi 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükselttik. Askeri insansız hava aracı üretiminde dünya lideri olduk. Ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya gibi pek çok üründe Avrupa’nın önde gelen üreticisi konumunda yer alan bir Türk sanayii inşa ettik. Yıllık ürün ihracatımız, imalat sanayimizin öncülüğünde 36 milyar dolardan 270 milyar dolara çıktı. Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan kuşakta ürettiği ürün ve ihracat yaptığı pazar çeşitliliği açısından en rekabetçi ülkedir" dedi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Hendek Meslek Yüksekokulu Açılış Töreni, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Hendek ilçesi Organize Sanayi Bölgesinde inşa edilen yüksekokulun açılışında konuşan Bakan Kacır, "Sanayisiyle, ticaretiyle ülkemizin lokomotif şehirleri arasında yer alan Sakarya’mızın üretim gücüne güç katacak yeni eğitim yuvamızın şehrimize, ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimize geçmişin fotoğrafını sunmak; bugünün Türkiye’sinin inşa sürecini doğru şekilde anlatmak, onları yarınlara daha güçlü hazırlayacaktır. 23 yıl önce üretimi montaj sanayinin ötesine geçemeyen, kabiliyetleri bastırılan, gençlerinin girişimlerini ve hayallerini askıda bırakan anlayışın hâkim olduğu bir Türkiye tablosu vardı. Vakti zamanında Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ, Şakir Zümre gibi nice öncü ismin girişimlerinin akamete uğratılması, ülkemizden çıkacak her kıvılcımın ateşini henüz yanmadan söndürdü. Türkiye’ye yıllar yılı hem vakit kaybettiren hem de milletimizin özgüvenini bastıran "biz yapamayız" anlayışı, 23 yıl öncesine kadar sürdürüldü. Ancak ayağımıza vurulan bu prangalardan 23 yıl önce Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kurtulduk. Özgüvenini tekrar kazanan, küllerinden yeniden doğan bu milletin hayallerini birer birer gerçeğe dönüştürdük. Güçlü, rekabetçi ve sürdürülebilir sanayi altyapısıyla, Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarıyla, nitelikli insan kaynağıyla ülkemizi bölgesinde ve dünyada söz sahibi konuma taşıdık. Üretimde ve teknoloji geliştirmede attığımız uzun vadeli adımların neticesinde imalat sanayi katma değerimizi 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükselttik. Askeri insansız hava aracı üretiminde dünya lideri olduk. Ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya gibi pek çok üründe Avrupa’nın önde gelen üreticisi konumunda yer alan bir Türk sanayii inşa ettik. Yıllık ürün ihracatımız, imalat sanayimizin öncülüğünde 36 milyar dolardan 270 milyar dolara çıktı. Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan kuşakta ürettiği ürün ve ihracat yaptığı pazar çeşitliliği açısından en rekabetçi ülkedir" dedi. "Stratejik alanlarda ülkemizin ihtiyaçlarına cevap veren 2 yeni endüstri bölgesi kurduk" Bakan Kacır, "Tüm bu kazanımları, yatırımcısının önünü açan bir yaklaşımla, vizyon projelerle; yatırım, istihdam, üretim ve ihracata katkı sağlayan her türlü girişimi destekleyerek elde ettik. Büyük ve güçlü Türkiye hedefine giden yolda, tüm imkanlarımızı seferber ederek; üreticimizin, girişimcimizin ve alın teriyle çalışan emekçilerimizin her daim yanında olduk. Yatırımcılara çevre dostu, maliyet etkin sanayi alanları sunarak ülkemiz büyümesinin, kalkınmasının sac ayaklarından olan OSB’lerimizi yurt sathına yaydık. Altyapısı, lojistiği, kümelenme imkanları ve nitelikli istihdam kapasitesiyle Türkiye’yi küresel değer zincirlerinde vazgeçilmez, güvenilir ve rekabetçi bir üretim merkezi konumuna taşıyan OSB’lerimizin sayısını 191’den 371’e yükselttik. 2002’de 11 bin olan OSB’lerdeki üretimdeki tesis sayısını 60 bine, istihdamı ise 415 binden 2,7 milyona çıkardık. Üretim odaklı kalkınma yolculuğumuzda, Sakarya’mızın sanayinin çarklarını çok daha güçlü, çok daha hızlı döndürecek tarihi adımları birer birer hayata geçirdik. Geçtiğimiz 23 yılda, planlı sanayileşmeyi hızlandırma ve yatırımcıların ihtiyaçlarına cevap niteliğinde sanayi alanları oluşturmak üzere 6 yeni organize sanayi bölgesini şehrimize kazandık. Organize sanayi bölgelerimizin toplam büyüklüğünü 725 hektardan 2 bin 679 hektara çıkardık. Stratejik alanlarda ülkemizin ihtiyaçlarına cevap veren 2 yeni endüstri bölgesi kurduk. KOBİ ölçeğindeki sanayi işletmelerimize; ahilik kültürümüzü modern imkanlarla yaşatacakları, lojistik ve altyapı gereksinimleri karşılayacak 3 sanayi sitesini hizmete açtık. KOBİ’lerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak, yatırım iştahını diri tutmak için KOSGEB aracılığıyla Sakarya’daki KOBİ’lerimize 3 milyar liralık destek sağladık; böylece üretim, istihdam ve ihracat zincirini daha da güçlendirdik. Yatırım teşviklerimizle 291 milyar lira yatırımın ve 60 bin 200 istihdamın önünü açtık. Yeni teşvik sistemimiz doğrultusunda Sakarya’da gerçekleştirilen yatırımları güçlü şekilde desteklemeye devam ediyoruz" diye konuştu. "SGK İşveren Payının yarısını 2 yıl boyunca Bakanlığımız karşılıyor" Bakan Kacır, "Öncelikli yatırımlar çerçevesinde, Sakarya Organize Sanayi bölgelerinde hayata geçirilecek yatırımlarda istihdam edilecek çalışanların SGK İşveren Payının yarısını 2 yıl boyunca Bakanlığımız karşılıyor. Şehrimizde yapılacak yatırımlarda kullanılacak krediler için finansman desteğini 24 milyon liraya çıkardık. 9,5 puan faiz, kar payı desteği sunuyoruz. Yatırımın niteliğine göre yüzde 30’a varan yatırıma katkı oranı ile vergi indirimi sağlıyoruz. Yatırım makinelerinde KDV istisnası ve gümrük vergisi muafiyeti veriyoruz. Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programımızla şehrimizi kendi kimliğine özgü yeni yatırımlarla buluşturuyoruz. Sakarya sanayiine, üretimine değer katacak; doğrusal hareket kızakları üretimi, endüstriyel otonom temizlik makinesi üretimi, gemiler ve yüzer araçlar için basınçlı hava ile çalışan sanitasyon sistemleri üretimi ve meyve ve atıklarından katma değerli ürünler üretimi yatırımları için nitelikli destekler sunuyoruz. Bu yatırımlarda 240 milyon liraya kadar finansman desteği ve yatırımın yüzde 50’si oranında vergi indirimi sağlıyoruz" şeklinde konuştu. "Birçok Avrupa ülkesine göre teknolojiyle bütünleşmiş bir nüfusa sahibiz" Kacır, "Bugün dünyada dengeler hızla değişiyor. Tedarik zincirleri yeniden kuruluyor, üretim modelleri yüksek teknolojiyle yeniden tasarlanıyor. Nitelikli insan kaynağını yetiştiren ve onu başarılı şekilde değerlendiren ülkeler kalkınmada hızlanıyor, refahını büyütüyor. Nüfusunun ortanca yaşı 34 olan bir ülke olarak bu anlamda birçok Avrupa ülkesine göre genç, dinamik ve bir o kadar da teknolojiyle bütünleşmiş bir nüfusa sahibiz. Ancak şunu çok iyi biliyoruz: Bu demografik avantajı, kalıcı bir rekabet üstünlüğüne ve ekonomik katma değere dönüştürmenin anahtarı; kuşkusuz gençlerimizi çağın gerektirdiği yetkinliklerle donatmaktan geçiyor. Bu anlayışla, organize sanayi bölgelerimizdeki 60 bin öğrencimizin olduğu 81 meslek lisesi ve 24 bin öğrencimiz bulunan 26 meslek yüksek okuluyla, mesleki eğitimi dört duvarla sınırlı bir eğitim anlayışının ötesine taşıyoruz. Gençlerimize, öğrendiklerini hızla hayata geçirebildikleri, gerçek üretim bantlarında tecrübe kazanma, mesleği sahada öğrenme ve iş dünyasına bir adım önde başlama imkanı sunuyoruz. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz meslek yüksekokulumuz da büyüme ve kalkınma hedeflerimize giden yolda insan kaynağımızı güçlendiren bu vizyonun somut bir tezahürüdür. 7 bilgisayar laboratuvarı, 8 uygulama laboratuvarı, 16 dersliği ve 3 amfisiyle hizmet veren bu modern eğitim tesisini; Türkiye’nin sanayi ve teknoloji vizyonunu taşıyacak nitelikli insan kaynağını yetiştiren güçlü bir eğitim altyapısı olarak hayata geçiriyoruz. Elektrik-elektronikten makineye, endüstriden işletmeye uzanan geniş bir yelpazede eğitim sunan meslek yüksekokulumuzda; dijital dönüşümden robotik ve yapay zekaya, otonom sistemlerden ileri üretim teknolojilerine kadar çağın ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri gençlerimize kazandırıyoruz. Onları hem Sakarya’mızın hem de Türkiye’mizin rekabet gücünü büyütecek nitelikli insan kıymetimiz olarak geleceğe hazırlıyoruz. Daha güçlü, daha büyük, daha müreffeh bir Türkiye tasavvuru ile insan kaynağımızı besleyecek adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Model fabrikalarımızın sayısını 11’e yükselttik" Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezlerinin sayısını arttığını belirten Bakan Kacır, "OSB’ler içinde ve çevresinde mesleki eğitimin sanayi ile entegrasyonunu daha da güçlendirecek, nitelikli iş gücü yetiştirecek sanayi ve teknoloji kolejleri kuracağız. Gençlerimiz mesleklerini bizzat sahada öğrenerek, teoriyi pratik ile tecrübe ederek yetişecekler. Bu kampüslerde dijital üretim, yapay zeka, siber güvenlik, yenilenebilir enerji ve robotik gibi çağın becerilerine odaklanacağız. Sektörel yetkinlik haritaları oluşturarak, her ilin ve bölgenin öncelikli sektörlerine göre özelleştirilmiş eğitim programları geliştireceğiz. Bir yandan gençlerimizi geleceğin yetkinlikleriyle donatırken diğer yandan mevcut iş gücümüzü dönüştürüyoruz. Sanayicimizi ve emekçilerimizi yalın üretim ve dijital dönüşüm odağında, model fabrikalarımızın çatısı altında buluşturuyoruz. İlkini 2018’de Ankara’da faaliyete aldığımız Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezlerimizin, yani model fabrikalarımızın sayısını 11’e yükselttik. Şimdi Sakarya sanayiinin de dijital çağa adaptasyonunu sağlayacak ve katma değerli üretimini ivmelendirecek model fabrikamız için çalışmalara başladık. İnşallah süratle tamamlayıp kısa sürede devreye alacağımız örnek tesisimiz Sakarya sanayiimizin dijital dönüşüm yolculuğunda önemli kazanımların kapısını aralayacak" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder