POLİTİKA
26 Mart 2026 Perşembe - 16:46 TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı Dönmez: "Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır" TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, "Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır" dedi. Dönmez, TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı rapor ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Komisyonun kuruluş süreci, çalışma dönemi ve raporun hazırlanış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dönmez, "Bugün burada yalnızca bir raporun tamamlanışını değil; Türkiye’nin dijital çağdaki konumuna dair stratejik bir iradenin somutlaşmasını konuşuyoruz çünkü yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji başlığı değildir. Yapay zeka; ekonomik rekabetin belirleyicisi, ulusal güvenliğin çarpanı, toplumsal dönüşümün hızlandırıcısıdır. Ve en önemlisi; veri çağında egemenliğin yeni tanımıdır. Raporumuzun temel yaklaşımı nettir: Türkiye, yapay zeka alanında sadece uygulayıcı ya da tüketici değil; geliştiren, düzenleyen ve küresel normlara katkı sunan bir aktör olmalıdır. Bir G20 üyesi olarak hedefimiz yalnızca ekonomik büyüklüğümüzle ilk 20 içinde yer almak değildir. Hedefimiz; teknoloji üretim kapasitemiz, dijital altyapımız ve insan kaynağımızla da ilk 20 içinde kalıcı bir şekilde konumlanmaktır. Bu bir prestij meselesi değildir. Bu; rekabet gücü, stratejik bağımsızlık ve gelecek vizyonu meselesidir. Biz, ‘Teknolojiyi tüketen değil, üreten Türkiye’ idealini yapay zeka alanında da hayata geçirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Yapay zekanın büyük fırsatlar sunduğu kadar ciddi riskler de barındırdığını vurgulayan Dönmez, "Algoritmik ayrımcılık, veri güvenliği ihlalleri, mahremiyet sorunları, istihdam dönüşümü ve etik sınırlar; mutlaka doğru yönetişim mekanizmalarıyla ele alınmalıdır. Komisyonumuz; etik standartların belirlenmesi, risk temelli regülasyon modeli geliştirilmesi ve kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesi yönünde somut öneriler ortaya koymuştur. Bizim yaklaşımımız yasaklayıcı değil; düzenleyici ve dengeleyicidir. Amacımız inovasyonu boğmak değil; güven ortamı oluşturarak sürdürülebilir bir ekosistem inşa etmektir" dedi. "Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır" Yapay zeka alanında atılacak her adımın insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri, adaleti ve şeffaflığı merkeze almak zorunda olduğunu dile getiren Dönmez, "Bu rapor; teknolojik ilerleme ile demokratik değerler arasında güçlü bir denge kurma çabasının ürünüdür. Komisyon çalışmalarımız boyunca gördüğüm en kıymetli husus şudur: Türkiye’nin geleceği söz konusu olduğunda, ortak akıl ve ortak sorumluluk bilinci güçlüdür. Bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça ifade etmek isterim; Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır. Türkiye, dijital dönüşümün sadece tüketicisi değil; üreticisi ve düzenleyicisi olacaktır. Türkiye, insan odaklı yapay zeka yaklaşımıyla bölgesel bir güçten küresel bir öncüye doğru kararlılıkla ilerleyecektir" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi
14 Aralık 2025 Pazar - 18:06 Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi İstanbul’da gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Külliyesi’nde düzenlenen AK Parti Gençlik Buluşmaları Kampüs Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını cevapladı, onlarla sohbet etti. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sevgili gençler, sevgili genç kardeşlerim; her birinizi en kalbi duygularımla, sevgiyle selamlıyorum. Türkiye’nin pırıl pırıl yüzlü üniversiteli gençleriyle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Gençlik buluşmaları, Türk siyasetine bizim kazandırdığımız, bizimle sembolleşen özgün bir programdır. Şimdiye kadar Konya’dan Bursa’ya, Samsun’dan Şanlıurfa’ya, Mardin’den Muğla’ya kadar birçok ilimizde gençlerimizle bir araya geldik. Hasbihal ettik, farklı konularda ufuk turu yaptık. Bu buluşmaların şahsen benim de ufkumu açtığını ifade etmek isterim. Gençlerin kalbinde yer edinmeye, gençlerle yoldaşlık etmeye, işte bugün burada olduğu gibi gençlerle ruh ve gönül sohbeti etmeye siyaset yolculuğumda hep özel önem verdim. Hayalini kurduğumuz Türkiye’nin umudu olan siz genç kardeşlerimden sadece cesaret değil, aynı zamanda ilham da aldık. Mesuliyetimizin büyüklüğünü gördükçe, başta gençlerimiz olmak üzere 86 milyonun esenliği için daha çok çalıştık, daha çok koşturduk. Bugün gençlik buluşmalarına yeniden "Bismillah" diyoruz. Gençlik kollarımızın davetine icabet ettiğiniz için her birinize teşekkür ediyorum. Kısa bir takdimimin ardından, sizlerden gelecek soruların şekillendireceği samimi bir sohbet yapmak istiyorum. Gençlik buluşmalarımızın, Türkiye’deki tüm üniversitelerden böylesine geniş bir katılımla başlamasını da son derece kıymetli buluyorum" dedi."23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük"23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sevgili genç kardeşlerim; bugün çatısı altında bir araya geldiğimiz bu tarihî bina, hem şahsımın siyasi hayatında hem de Türk siyasal tarihinde özel bir yere sahiptir. Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane olarak uzun yıllar hizmet veren, İstanbul’un simge yapılarından olan bu bina, aynı zamanda gazeteci merhum Mehmet Ali Birand’ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün programının çekildiği mekândır. Burada kendisiyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik. O moderatördü ve sevgili gençler de orada bizi adeta soru yağmuruna tutmuştu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemde, 1998 yılında bu salonda rahmetli Birand’ın misafiri olmuş, üniversite öğrencilerinin sorularını cevaplamıştım. 27 yıl sonra bu kez Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yine aynı mekânda üniversite gençliğiyle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Böylesine tarihî bir mekânda bu anlamlı buluşmaya vesile olan Gençlik Kollarımızı huzurlarınızda tebrik ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Gençler, bakınız; biz genç dimağların enerjisini ve heyecanını siyasete katarak yola çıkmış bir hareketiz. 23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük. Siyasetten bürokrasiye, iş dünyasından her alana kadar gençlerin önünü açarak ilerledik. Bugün de gençlerin en çok teveccüh gösterdiği, gençlere en çok teveccüh gösteren siyasi hareket biziz. Çünkü biz, bu ülkenin en büyük gücünün; misyon sahibi, özgüveni yüksek ve idealist bir gençlik olduğuna inanıyoruz. Bugüne kadar da yanılmadık; aynı inançla bu yolda yürümeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı."Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın"Erdoğan, "Köklerinden güç alan ama gözünü ufka diken, dünyanın dönüşümünü okuyabilen; iddialı, şuurlu, ahlaklı ve nitelikli bir gençlik aradık ve bunu bulduk. AK Gençlik işte böyle bir sorumluluğu omuzlarında taşıyor. Biz, onca imkânsızlığa rağmen surda bir gedik açmayı başardık. Şimdi o gediği büyüterek zaferi kucaklayacak olan sizlersiniz. Sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. Bu yolda birlikte, emin adımlarla yürümekte kararlıyız. 21’inci yüzyılı Türkiye’nin asrına çevirecek; gemiyi menziline ulaştıracak ve küresel liderliğini kabul ettirmiş bir Türkiye’ye, ben sizlerle birlikte kavuşacağımıza inanıyorum. Bu hedefe giden yolda her şeyden evvel siz gençlerin enerjisine, yeteneklerine ve dinamizmine ihtiyacımız var. Ve bu dinamizmin sizlerde olduğuna inanmakta herhâlde yanılmıyorum, değil mi? Türkiye’nin gençleri olarak, bu milletin geleceğini avuçlarınızda taşıdığınızı lütfen bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Ülkemizin yarınlarına damga vuracak siyasetçiler, ekonomistler, kültür ve sanat insanları, bilim insanları, iş insanları ve her türlü alanda uzman isimler, unutmayın ki sizlerin arasından çıkacaktır. Onun için kendinize inanın, kendinize güvenin. Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın. Hükümet olarak biz de elimizden gelen her türlü imkanla sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar; burada şu gerçeği de ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye’de gençlere hep "elde var bir" mantığıyla bakanlar olmuştur. Bunları, 27 Mayıs’tan 12 Mart’a ve 12 Eylül’e kadar Türkiye’nin demokrasi yolculuğunu kesintiye uğratan tüm darbecilerde ve darbelerde görürsünüz. Ama biz böyle bakmadık. Biz gençlere inandık ve gençlerle yol yürümenin faziletine inandık. Gençleri sağcı, solcu, Alevi, Sünni diye ayırıp kışkırtarak sokaklarımızı alev topuna çevirenleri de görürsünüz. Bunları, Gezi olaylarında ağaç bahanesiyle hükümeti devirmeye çalışırken görürsünüz. Bunları, halkın parasını yağmalayan suç örgütlerini yargıdan kaçırma teşebbüslerinde görürsünüz. Bunları şimdi de sosyal medyada farklı maskeler altında provokatörlük yaparken görürsünüz. Genç kardeşlerim; bu istismarcılara, bu millet düşmanlarına karşı dikkatli olmanızı özellikle rica ediyorum. Sakın bunlara aldanmayın. Kendiniz için, mürüvvetinizi görmek isteyen anne babalarınız için, bu milletin ve bu ülkenin aydınlık geleceği için lütfen gençler, bunlara fırsat vermeyin. Kendi geleceğinize de ülkemizin geleceğine de sahip çıkın. Allah’ın izniyle önümüzde, birlikte yürüyeceğimiz daha uzun bir yol var. Rabb’im ömür verirse sizlerle birlikte daha nice başarılara, nice zaferlere imza atacağız. Bunun hayalini kuruyor, bu güzel ideal için her birinize güveniyorum. Sizlere, hayat adına belirlediğiniz hedeflerde başarılar diliyorum. Gençlik Buluşmaları Programı’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Yusuf İbiş kardeşimi bu güzel buluşma için tebrik ediyorum. 81 ilimizdeki 207 üniversitemizden gelen siz değerli genç kardeşlerime katılımlarınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi."Benim bayrağım yerde duramaz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca yabancı liderlerle Türkçe konuştuğu anların yer aldığı video gösterimine ilişkin : "Her şeyden önce kendimize inanacağız ve yolculuğumuzu kendimiz olarak yürüyeceğiz. Hiçbir zaman şaklabanlığa prim vermeyeceğiz. Biz olacağız ve biz olarak yolumuza devam edeceğiz. Çocukluğumdan, gençliğimden bu yana hep bu anlayışla büyüdüm. Hocalarımın bana verdikleri terbiye de hep bu istikamette oldu. Kimseye prim vermeden, her şeyden önce kendi yağımızla, kendimiz gibi büyüyerek geleceğe yürüdük. Tabii kimlerden, hangi terbiyeyi aldık? Bu çok ama çok önemli. Beni tanıyanlar, bilenler bilir; şiirlerimde yazdığım değil, okuduğum şiirlerimde hep Akif vardır. Evet, hep Akif’i okurum. Hep Necip Fazıl’ı okurum. Çünkü onlarla yetiştim, onlarla büyüdüm. Bunun aksini inkâr edemem ki. İşte diyor ya: "Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım, Çiğnerim, çiğnenirim, Hakk’ı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu." İşte böyle yetiştim. Bu anlayışla yetişmiş bir genç olarak aksini söylemek mümkün mü? Değil. Bununla birlikte, gençlik kollarında başkanlık yaptığım dönemler dahil olmak üzere, bütün genç arkadaşlarıma da hep bu anlayışı aşılamanın gayreti içinde olduk. Sağ olsun genç arkadaşlarım, kardeşlerim de bu anlayışla yetiştiler, yetişmeye de devam ediyorlar. Ve çok çok önemli bir husus var. Tabii ki Türkçe konuşacağım derken de işte bu anlayıştan gelen bir duruşla bunu söyledim. Şimdi uluslararası toplantılarda bütün liderleri görüyoruz; hepsini tanıdık, bildik. Bir gün baktım, orada bayrağımız yerde duruyor. Hemen yerden kaldırdım, aldım ve cebime koydum. Bu millî ruhtur, bu milliliktir, bu yerliliktir. Yerlere her milletin bayrağını koymuşlar ama kimsenin umurunda değil. Ama benim umurumda. Benim bayrağım yerde duramaz. Onu kaldırmak zorundayız. Bayrakların yanına geldiğimizde baktım, benim bayrağım yerde duruyor. "Niye bayrak yerde duruyor?" dedim. Koy oraya bir numara ama bayrak yerde duramaz. Aldım ve hiç unutmuyorum; Angela Merkel, ben bayrağı oradan alıp cebime koyunca gülmeye başladı, şaşkın şaşkın bana baktı. Ben de hamdettim. Çünkü bu bayrak yerde duramaz. Unutmayın, sizler de hiçbir zaman bu bayrağımızı yerde süründürmeyeceksiniz" dedi."Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir üniversite öğrencisinin, "Terörsüz Türkiye, bizim gençlere bırakacağımız en büyük mirastır" dediği sözünü hatırlatarak tam olarak neyi ifade etmek istiyorsunuz?" sorusunu üzerine, "Yıllarca Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu, özellikle bu bölgeler hep terörle yoğruldu. Bu terör öyle bir sirayet etti ki, başta sizin üniversiteniz olmak üzere üniversitelerimizin içinde dahi gençlerimiz sağlıklı bir şekilde okuma imkanı bulamadı. Halka baktığımız zaman da Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da terör acayip şekilde kan götürdü. Birçok insanımızı bu bölgelerde kaybettik. Dedik ki, biz bu işi aşmamız lazım. Oturduk; askerimizle, polisimizle, hepsiyle bu işi değerlendirdik. "Terörsüz bir Türkiye’yi nasıl inşa ederiz?" dedik. "Yapar mıyız bunu?" diye sorduk. Tüm arkadaşlarımız, "Yaparız" dediler. Bütün istihbarat teşkilatımız, hükümetimiz, kabinemiz hiç ağırdan almadan, hafife almadan bu adımı atacağız dedi. "Süratle terörsüz Türkiye adımını atalım" dedik ve attık. Şu an itibarıyla gerek Güneydoğu’da gerek Doğu Anadolu’da, belki birkaç mağara kaldı ama bunun dışında her yeri temizledik. Bu temizlik harekatı da devam ediyor. Parlamentodaki arkadaşlarımız da terörsüz Türkiye ile ilgili görevlerini üstlendiler ve bu çalışmaları süratlendirdik. Bu şekilde devam ediyor. Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi." Bu millet istediği zaman yapar"Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka bir öğrencinin Bayraktar’ın Türkiye’nin savunma ve teknoloji vizyonundaki rolü sorusuna ise " Gerek Akıncı gerek Kızılelma Bunlar şu anda kendi füzemizi havada ateşleyerek, hamdolsun hedefi vurma noktasına geldiler. Bu, Türkiye için çok çok önemli bir adım. Bugünleri de gördük, Allah’a hamdolsun. Kendi Kızılelmamızla, kendi füzemizle havada atışlar yaparak netice alma konumuna geldik. Bunun için özellikle Baykar Grubu’na, şahsım ve milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten nasıl bir heyecan içinde olduklarını kendilerinden dinledikçe, gördükçe ben de daha çok heyecanlanıyorum. Ve bununla birlikte şunu görüyoruz: Demek ki bu millet istediği zaman yapar. Ama bizim çok daha önemli işlerimiz de var, onu da söyleyeyim. Yapacak çok işimiz var, hafife alınacak işler değil. Bununla ilgili olarak gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek özel sektör, başta Baykar olmak üzere birçok alanda adımlar atıyoruz. Yatırımlarımıza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii burada özellikle İsrail’in yaptığı ihanetleri bir kenara koymak mümkün değil. Ama bu ihanetlerin karşısında en büyük güç kimdir, neresidir derseniz; burasıdır. Bunu birlikte yapacağız. Zaten sizin gözlerinizde ben o inancı, o güveni görüyorum" ifadelerini kullandı." 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı"4 ay hapiste kalmasına gerekçe yapılan Ziya Gökalp’e ait "Minareler süngü, kubbeler miğfer" dizelerini içeren ’İlahi Ordu’ şiirini yeniden okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: " Bu, aynı zamanda Ziya Gökalp’le eş anlamlı olarak da söylenen bir şiirdi. Ama buna rağmen, ne olursa olsun, kimin okuduğu önemliydi. Oradan yaklaşılarak hemen dava açıldı. Hayırlısıyla biz de cezaevine gittik. Ama bakın, oradan çıktık. Fazla sürmedi. 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı. Yeni bir dünya kuruldu ve Türkiye’de, yeni bir dönemin kapıları açıldı" diye konuştu. Programda söz alan bir başka öğrenci, daha önce okuduğu şiirin CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından okumaya çalışıldığını ifade etti , buna ilişkin hazırlanan bir videoyu izletti. Görüntüler üzerine gülümseyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karıştırdı ya, ‘Minareler mızrak oldu’ diyerek" ifadelerini kullandı.Bir başka öğrenci de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in anı kitabında yer verdiği ve kulislerde birlikte mısır yenilen anıyı hatırlatarak, bu hatırayı salondaki gençlerle paylaşmasını istedi. Bu soru üzerine Erdoğan, "İstanbul Dolmabahçe’de bir ziyareti olmuştu Stoltenberg’in. Mısırla kestanenin de mevsimiydi. "Mısırla tanışır mısın?" dedim. Baktım, biraz zor tanışıyor. Ben de, "Ben çok severim, sana da ikram edeyim" dedim. "Mısır kestanesi olmaz" deyince arkadaşlara, "Hemen mısır aldırın" dedim. Kestaneyle beraber o gün orada bir mısır yedik. Fakat böyle bir hatıratına bunları zikredeceğini, oraya koyacağını nereden bileyim? Sağ olsun, var olsun. İyi bir insandı, hoş bir insandı. Onunla uzun yıllar beraber çalıştık. Temenni ederim ki inşallah Rutte de, aynen Stoltenberg gibi bu süreci devam ettirir" dedi."Özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık"Programda söz alan bir üniversite öğrencisi, deprem bölgesinde yürütülen yoğun çalışmalar ile eş zamanlı hayata geçirilen sosyal konut projelerinin, Türkiye’nin sosyal devlet anlayışı açısından nasıl bir önem taşıdığını sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi: "Malatya, gerçekten çok büyük darbe yiyen illerimizden bir tanesiydi. Şu an itibariyle Malatya’da 350 bine yakın konutu ayağa kaldırdık. Sağ olsun ilgili bakanım ve ekibi, çalışmalarını burada kararlılıkla yürütüyorlar. Ve sadece konutlar değil, bunun yanında deprem konutlarıyla beraber köy evlerini de yapıyoruz. Köy evleriyle de buralarda çok farklı bir hava estiriyoruz. Yani özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık, hem köy evlerini yaptık ve artık vatandaşlarımız yerleşir hale geldi. Bir taraftan inşa ediyoruz, bir taraftan da açılışlar ve deprem konut teslim törenlerini yapıyoruz. Şimdi önümüzde inşallah aynı şekilde Adıyaman ile ilgili adımlarımız olacak ve oradaki konutları da yavaş yavaş teslim etmeye başlayacağız" şeklinde konuştu."Allah’a hesap veremeyiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de Türkiye’nin girişimleriyle sağlanan ateşkesin kalıcı olup olmayacağına dair soruya ise şu yanıtı verdi: " Tabii bize düşen görev, esbaba tevessüldür. Gerisi Allah Kerim. Biz her türlü adımı atıyoruz. Az önce de yine gördünüz; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bu konuşmayı yaparken, karşımda masalarda İsrailli delegeler vardı. Onların yüzlerine baka baka o konuşmayı yaptım. Korkaklarla savaşa gidilmez. Biz korkak değiliz. Bizim hükmümüz var ya; "Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmetine râm ol. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." Biz bu yola böyle çıktık ve hamdolsun bunun neticesini de aldık. İşte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığımız konuşmalar, özellikle Gazze’nin daha çok dayanma gücüne erişmesine vesile oldu. Aynı şekilde yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, dar kapsamlı olarak Sayın Trump’la yaptığımız toplantıda da özellikle Müslüman ülkelere mesajımızı verdik. Ama burada Türkiye olarak bizim söylediklerimiz, Trump’ın yanında iz bıraktı. Bundan sonraki süreçte de aynı şekilde kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bundan geri adım atmak yok. Geri adım atarsak, Allah’a da Gazze’ye de bunun hesabını veremeyiz" şeklinde konuştu."Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir"Programda söz alan bir öğrenci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin son yıllarda kriz yaşayan ülkeler arasında diyalog kuran "lider diplomasisi" yaklaşımını ve önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılacak zirvelerin bu süreç açısından nasıl okunması gerektiğini sordu. Erdoğan, "Ülkemiz Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir. Hem liderlik noktasında hem de şu an itibarıyla inşallah NATO Zirvesi’ne Türkiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ankara’da NATO Liderler Zirvesi toplantısını gerçekleştireceğiz. Daha önce İstanbul’da yapmıştık, şimdi de Ankara’da bu zirveyi yapacağız. Tabii Ankara’da bir Ay Yıldız Konsepti hazırlıyoruz. Bu Ay Yıldız konsepti içinde, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ayrı ayrı kuvvet komutanlıklarını aynı yerde, inşallah bir araya topluyoruz, toplayacağız. NATO Liderler Zirvesi’nde de yapmakta olduğumuz bu komplekste, inşallah gelecek misafirlerimizi ağırlayacağız. Güzel bir kompleks hazırlıyoruz. İnşallah bunu NATO Liderler Zirvesi’ne yetiştirmenin hesabı içerisindeyiz. Çünkü liderlere bu yakışır. İşte bizim Külliyemizin biliyorsunuz özellikleri var. Gerek Millet Kütüphanemiz gerek oradaki diğer alanlarla birlikte, gelen bütün misafirleri ağırladığımız yerler, onların farklı hatıralarla ayrılmasına da vesile oluyor. Şimdi Ay Yıldız Kompleksi ile de yeni bir güç katıyoruz. Yeni bir kompleksle, inşallah dünyaya mesajımızı vereceğiz." Programda söz alan başka bir öğrenci ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Marmaris ziyareti sırasında kamuoyunun dikkatini çeken kıyafet tercihlerinin nasıl belirlendiğini sorarak, giyim seçimlerinde kendi zevkinin mi yoksa eşi Emine Erdoğan’ın yönlendirmesinin mi etkili olduğunu merak etti. Bu soru üzerine gülümseyen Erdoğan, "Kıyafetim nasıl? Siz beğendiyseniz mesele yok. Ama tabii ki eşimin de bunda katkısı oluyor. Kravatımdan gömleğime kadar kendisiyle istişare ederek adım atıyorum. Bugüne kadar da pek yanılmadık. İyi gidiyoruz" dedi.Futbol hayatına ilişkin değerlendirmeCumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben, imam hatip okulu sıralarındayken İstanbul’da cami altında amatör futbola başladım. Bir tarafta imam hatip okulunda eğitim görürken, diğer tarafta amatör futbol oynadım ve üniversiteye başlayana kadar bu süreç devam etti. Üniversiteye başladığımda ise bu defa İETT’ye bir transfer yaptım. Oradan da nasibimizi aldık. Hem evliliğimiz hem de İETT’den aldığımız transferle birlikte, benim için amatör kümede yeni bir süreç başladı. Fena değildik, başarılı bir futbol sürecimiz oldu. Yaklaşık 14-15 yıl futbola devam ettim. Bu 14-15 yıllık futbol hayatım boyunca siyasete hiçbir zaman ara vermedim. Siyaseti de futbolla birlikte sürdürdüm. Şimdi tabii futbol bizim için artık bir mazi oldu. Ama bu kez de haftanın iki-üç günü basketbol oynayarak yolumuza devam ediyoruz. Gençlik ve Spor Bakanımız da benim takımımda, İbrahim Kalın Bey karşı takımda. Başarımız iyi. Bazıları, "Size torpil var mı?" diyorlar. Ben de diyorum ki, benim torpille filan alakam yok. Ama basketbolda iyiyiz ve şu anda onu da başarıyla sürdürüyoruz. Basketbolda milli takımımız da biliyorsunuz iyi gidiyor. İnşallah Dünya Kupası’na da gidecek gibi bir havamız var. Önümüzde Sırbistan maçı var, üçüncü maçımız. Bu maçta da Sırbistan’ı yenersek önümüz daha da açılacak. İlginize, alakanıza teşekkür ediyorum. Sporla ilgilenmeniz hakikaten çok çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Bütün arkadaşlara da şu anda, lisesinin ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin spordaki konumu nedir, ne değildir bilemiyorum ama hayırlı olsun diyorum."Hediye verildiKonuşmaların ardından AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlik yıllarında çalışarak aldığı ilk kitap olan ve 1951’de altı cilt halinde basılan "Hukuk-ı İslamiye ve Kamusü’l-Ahkâm"ın ilk baskısını, Ankara’daki bir sahaftan temin ederek günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını yanıtladı ve gençlerle sohbet etti. Etkinlikte sanatçı Ekin Uzunlar sevilen şarkılarını seslendirirken, Ahmet Kaya’nın ‘Şiire Gazele’ eserinden bir dinleti sunuldu. Tanıtım filmleriyle devam eden program, gençlerin yoğun ilgisiyle tamamlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi
14 Aralık 2025 Pazar - 18:05 Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi İstanbul’da gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Külliyesi’nde düzenlenen AK Parti Gençlik Buluşmaları Kampüs Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını cevapladı, onlarla sohbet etti. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sevgili gençler, sevgili genç kardeşlerim; her birinizi en kalbi duygularımla, sevgiyle selamlıyorum. Türkiye’nin pırıl pırıl yüzlü üniversiteli gençleriyle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Gençlik buluşmaları, Türk siyasetine bizim kazandırdığımız, bizimle sembolleşen özgün bir programdır. Şimdiye kadar Konya’dan Bursa’ya, Samsun’dan Şanlıurfa’ya, Mardin’den Muğla’ya kadar birçok ilimizde gençlerimizle bir araya geldik. Hasbihal ettik, farklı konularda ufuk turu yaptık. Bu buluşmaların şahsen benim de ufkumu açtığını ifade etmek isterim. Gençlerin kalbinde yer edinmeye, gençlerle yoldaşlık etmeye, işte bugün burada olduğu gibi gençlerle ruh ve gönül sohbeti etmeye siyaset yolculuğumda hep özel önem verdim. Hayalini kurduğumuz Türkiye’nin umudu olan siz genç kardeşlerimden sadece cesaret değil, aynı zamanda ilham da aldık. Mesuliyetimizin büyüklüğünü gördükçe, başta gençlerimiz olmak üzere 86 milyonun esenliği için daha çok çalıştık, daha çok koşturduk. Bugün gençlik buluşmalarına yeniden "Bismillah" diyoruz. Gençlik kollarımızın davetine icabet ettiğiniz için her birinize teşekkür ediyorum. Kısa bir takdimimin ardından, sizlerden gelecek soruların şekillendireceği samimi bir sohbet yapmak istiyorum. Gençlik buluşmalarımızın, Türkiye’deki tüm üniversitelerden böylesine geniş bir katılımla başlamasını da son derece kıymetli buluyorum" dedi."23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük"23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sevgili genç kardeşlerim; bugün çatısı altında bir araya geldiğimiz bu tarihî bina, hem şahsımın siyasi hayatında hem de Türk siyasal tarihinde özel bir yere sahiptir. Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane olarak uzun yıllar hizmet veren, İstanbul’un simge yapılarından olan bu bina, aynı zamanda gazeteci merhum Mehmet Ali Birand’ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün programının çekildiği mekândır. Burada kendisiyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik. O moderatördü ve sevgili gençler de orada bizi adeta soru yağmuruna tutmuştu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemde, 1998 yılında bu salonda rahmetli Birand’ın misafiri olmuş, üniversite öğrencilerinin sorularını cevaplamıştım. 27 yıl sonra bu kez Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yine aynı mekânda üniversite gençliğiyle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Böylesine tarihî bir mekânda bu anlamlı buluşmaya vesile olan Gençlik Kollarımızı huzurlarınızda tebrik ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Gençler, bakınız; biz genç dimağların enerjisini ve heyecanını siyasete katarak yola çıkmış bir hareketiz. 23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük. Siyasetten bürokrasiye, iş dünyasından her alana kadar gençlerin önünü açarak ilerledik. Bugün de gençlerin en çok teveccüh gösterdiği, gençlere en çok teveccüh gösteren siyasi hareket biziz. Çünkü biz, bu ülkenin en büyük gücünün; misyon sahibi, özgüveni yüksek ve idealist bir gençlik olduğuna inanıyoruz. Bugüne kadar da yanılmadık; aynı inançla bu yolda yürümeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı."Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın"Erdoğan, "Köklerinden güç alan ama gözünü ufka diken, dünyanın dönüşümünü okuyabilen; iddialı, şuurlu, ahlaklı ve nitelikli bir gençlik aradık ve bunu bulduk. AK Gençlik işte böyle bir sorumluluğu omuzlarında taşıyor. Biz, onca imkânsızlığa rağmen surda bir gedik açmayı başardık. Şimdi o gediği büyüterek zaferi kucaklayacak olan sizlersiniz. Sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. Bu yolda birlikte, emin adımlarla yürümekte kararlıyız. 21’inci yüzyılı Türkiye’nin asrına çevirecek; gemiyi menziline ulaştıracak ve küresel liderliğini kabul ettirmiş bir Türkiye’ye, ben sizlerle birlikte kavuşacağımıza inanıyorum. Bu hedefe giden yolda her şeyden evvel siz gençlerin enerjisine, yeteneklerine ve dinamizmine ihtiyacımız var. Ve bu dinamizmin sizlerde olduğuna inanmakta herhâlde yanılmıyorum, değil mi? Türkiye’nin gençleri olarak, bu milletin geleceğini avuçlarınızda taşıdığınızı lütfen bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Ülkemizin yarınlarına damga vuracak siyasetçiler, ekonomistler, kültür ve sanat insanları, bilim insanları, iş insanları ve her türlü alanda uzman isimler, unutmayın ki sizlerin arasından çıkacaktır. Onun için kendinize inanın, kendinize güvenin. Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın. Hükümet olarak biz de elimizden gelen her türlü imkanla sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar; burada şu gerçeği de ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye’de gençlere hep "elde var bir" mantığıyla bakanlar olmuştur. Bunları, 27 Mayıs’tan 12 Mart’a ve 12 Eylül’e kadar Türkiye’nin demokrasi yolculuğunu kesintiye uğratan tüm darbecilerde ve darbelerde görürsünüz. Ama biz böyle bakmadık. Biz gençlere inandık ve gençlerle yol yürümenin faziletine inandık. Gençleri sağcı, solcu, Alevi, Sünni diye ayırıp kışkırtarak sokaklarımızı alev topuna çevirenleri de görürsünüz. Bunları, Gezi olaylarında ağaç bahanesiyle hükümeti devirmeye çalışırken görürsünüz. Bunları, halkın parasını yağmalayan suç örgütlerini yargıdan kaçırma teşebbüslerinde görürsünüz. Bunları şimdi de sosyal medyada farklı maskeler altında provokatörlük yaparken görürsünüz. Genç kardeşlerim; bu istismarcılara, bu millet düşmanlarına karşı dikkatli olmanızı özellikle rica ediyorum. Sakın bunlara aldanmayın. Kendiniz için, mürüvvetinizi görmek isteyen anne babalarınız için, bu milletin ve bu ülkenin aydınlık geleceği için lütfen gençler, bunlara fırsat vermeyin. Kendi geleceğinize de ülkemizin geleceğine de sahip çıkın. Allah’ın izniyle önümüzde, birlikte yürüyeceğimiz daha uzun bir yol var. Rabb’im ömür verirse sizlerle birlikte daha nice başarılara, nice zaferlere imza atacağız. Bunun hayalini kuruyor, bu güzel ideal için her birinize güveniyorum. Sizlere, hayat adına belirlediğiniz hedeflerde başarılar diliyorum. Gençlik Buluşmaları Programı’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Yusuf İbiş kardeşimi bu güzel buluşma için tebrik ediyorum. 81 ilimizdeki 207 üniversitemizden gelen siz değerli genç kardeşlerime katılımlarınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi."Benim bayrağım yerde duramaz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca yabancı liderlerle Türkçe konuştuğu anların yer aldığı video gösterimine ilişkin : "Her şeyden önce kendimize inanacağız ve yolculuğumuzu kendimiz olarak yürüyeceğiz. Hiçbir zaman şaklabanlığa prim vermeyeceğiz. Biz olacağız ve biz olarak yolumuza devam edeceğiz. Çocukluğumdan, gençliğimden bu yana hep bu anlayışla büyüdüm. Hocalarımın bana verdikleri terbiye de hep bu istikamette oldu. Kimseye prim vermeden, her şeyden önce kendi yağımızla, kendimiz gibi büyüyerek geleceğe yürüdük. Tabii kimlerden, hangi terbiyeyi aldık? Bu çok ama çok önemli. Beni tanıyanlar, bilenler bilir; şiirlerimde yazdığım değil, okuduğum şiirlerimde hep Akif vardır. Evet, hep Akif’i okurum. Hep Necip Fazıl’ı okurum. Çünkü onlarla yetiştim, onlarla büyüdüm. Bunun aksini inkâr edemem ki. İşte diyor ya: "Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım, Çiğnerim, çiğnenirim, Hakk’ı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu." İşte böyle yetiştim. Bu anlayışla yetişmiş bir genç olarak aksini söylemek mümkün mü? Değil. Bununla birlikte, gençlik kollarında başkanlık yaptığım dönemler dahil olmak üzere, bütün genç arkadaşlarıma da hep bu anlayışı aşılamanın gayreti içinde olduk. Sağ olsun genç arkadaşlarım, kardeşlerim de bu anlayışla yetiştiler, yetişmeye de devam ediyorlar. Ve çok çok önemli bir husus var. Tabii ki Türkçe konuşacağım derken de işte bu anlayıştan gelen bir duruşla bunu söyledim. Şimdi uluslararası toplantılarda bütün liderleri görüyoruz; hepsini tanıdık, bildik. Bir gün baktım, orada bayrağımız yerde duruyor. Hemen yerden kaldırdım, aldım ve cebime koydum. Bu millî ruhtur, bu milliliktir, bu yerliliktir. Yerlere her milletin bayrağını koymuşlar ama kimsenin umurunda değil. Ama benim umurumda. Benim bayrağım yerde duramaz. Onu kaldırmak zorundayız. Bayrakların yanına geldiğimizde baktım, benim bayrağım yerde duruyor. "Niye bayrak yerde duruyor?" dedim. Koy oraya bir numara ama bayrak yerde duramaz. Aldım ve hiç unutmuyorum; Angela Merkel, ben bayrağı oradan alıp cebime koyunca gülmeye başladı, şaşkın şaşkın bana baktı. Ben de hamdettim. Çünkü bu bayrak yerde duramaz. Unutmayın, sizler de hiçbir zaman bu bayrağımızı yerde süründürmeyeceksiniz" dedi."Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir üniversite öğrencisinin, "Terörsüz Türkiye, bizim gençlere bırakacağımız en büyük mirastır" dediği sözünü hatırlatarak tam olarak neyi ifade etmek istiyorsunuz?" sorusunu üzerine, "Yıllarca Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu, özellikle bu bölgeler hep terörle yoğruldu. Bu terör öyle bir sirayet etti ki, başta sizin üniversiteniz olmak üzere üniversitelerimizin içinde dahi gençlerimiz sağlıklı bir şekilde okuma imkanı bulamadı. Halka baktığımız zaman da Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da terör acayip şekilde kan götürdü. Birçok insanımızı bu bölgelerde kaybettik. Dedik ki, biz bu işi aşmamız lazım. Oturduk; askerimizle, polisimizle, hepsiyle bu işi değerlendirdik. "Terörsüz bir Türkiye’yi nasıl inşa ederiz?" dedik. "Yapar mıyız bunu?" diye sorduk. Tüm arkadaşlarımız, "Yaparız" dediler. Bütün istihbarat teşkilatımız, hükümetimiz, kabinemiz hiç ağırdan almadan, hafife almadan bu adımı atacağız dedi. "Süratle terörsüz Türkiye adımını atalım" dedik ve attık. Şu an itibarıyla gerek Güneydoğu’da gerek Doğu Anadolu’da, belki birkaç mağara kaldı ama bunun dışında her yeri temizledik. Bu temizlik harekatı da devam ediyor. Parlamentodaki arkadaşlarımız da terörsüz Türkiye ile ilgili görevlerini üstlendiler ve bu çalışmaları süratlendirdik. Bu şekilde devam ediyor. Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi." Bu millet istediği zaman yapar"Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka bir öğrencinin Bayraktar’ın Türkiye’nin savunma ve teknoloji vizyonundaki rolü sorusuna ise " Gerek Akıncı gerek Kızılelma Bunlar şu anda kendi füzemizi havada ateşleyerek, hamdolsun hedefi vurma noktasına geldiler. Bu, Türkiye için çok çok önemli bir adım. Bugünleri de gördük, Allah’a hamdolsun. Kendi Kızılelmamızla, kendi füzemizle havada atışlar yaparak netice alma konumuna geldik. Bunun için özellikle Baykar Grubu’na, şahsım ve milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten nasıl bir heyecan içinde olduklarını kendilerinden dinledikçe, gördükçe ben de daha çok heyecanlanıyorum. Ve bununla birlikte şunu görüyoruz: Demek ki bu millet istediği zaman yapar. Ama bizim çok daha önemli işlerimiz de var, onu da söyleyeyim. Yapacak çok işimiz var, hafife alınacak işler değil. Bununla ilgili olarak gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek özel sektör, başta Baykar olmak üzere birçok alanda adımlar atıyoruz. Yatırımlarımıza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii burada özellikle İsrail’in yaptığı ihanetleri bir kenara koymak mümkün değil. Ama bu ihanetlerin karşısında en büyük güç kimdir, neresidir derseniz; burasıdır. Bunu birlikte yapacağız. Zaten sizin gözlerinizde ben o inancı, o güveni görüyorum" ifadelerini kullandı." 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı"4 ay hapiste kalmasına gerekçe yapılan Ziya Gökalp’e ait "Minareler süngü, kubbeler miğfer" dizelerini içeren ’İlahi Ordu’ şiirini yeniden okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: " Bu, aynı zamanda Ziya Gökalp’le eş anlamlı olarak da söylenen bir şiirdi. Ama buna rağmen, ne olursa olsun, kimin okuduğu önemliydi. Oradan yaklaşılarak hemen dava açıldı. Hayırlısıyla biz de cezaevine gittik. Ama bakın, oradan çıktık. Fazla sürmedi. 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı. Yeni bir dünya kuruldu ve Türkiye’de, yeni bir dönemin kapıları açıldı" diye konuştu. Programda söz alan bir başka öğrenci, daha önce okuduğu şiirin CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından okumaya çalışıldığını ifade etti , buna ilişkin hazırlanan bir videoyu izletti. Görüntüler üzerine gülümseyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karıştırdı ya, ‘Minareler mızrak oldu’ diyerek" ifadelerini kullandı.Bir başka öğrenci de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in anı kitabında yer verdiği ve kulislerde birlikte mısır yenilen anıyı hatırlatarak, bu hatırayı salondaki gençlerle paylaşmasını istedi. Bu soru üzerine Erdoğan, "İstanbul Dolmabahçe’de bir ziyareti olmuştu Stoltenberg’in. Mısırla kestanenin de mevsimiydi. "Mısırla tanışır mısın?" dedim. Baktım, biraz zor tanışıyor. Ben de, "Ben çok severim, sana da ikram edeyim" dedim. "Mısır kestanesi olmaz" deyince arkadaşlara, "Hemen mısır aldırın" dedim. Kestaneyle beraber o gün orada bir mısır yedik. Fakat böyle bir hatıratına bunları zikredeceğini, oraya koyacağını nereden bileyim? Sağ olsun, var olsun. İyi bir insandı, hoş bir insandı. Onunla uzun yıllar beraber çalıştık. Temenni ederim ki inşallah Rutte de, aynen Stoltenberg gibi bu süreci devam ettirir" dedi."Özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık"Programda söz alan bir üniversite öğrencisi, deprem bölgesinde yürütülen yoğun çalışmalar ile eş zamanlı hayata geçirilen sosyal konut projelerinin, Türkiye’nin sosyal devlet anlayışı açısından nasıl bir önem taşıdığını sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi: "Malatya, gerçekten çok büyük darbe yiyen illerimizden bir tanesiydi. Şu an itibariyle Malatya’da 350 bine yakın konutu ayağa kaldırdık. Sağ olsun ilgili bakanım ve ekibi, çalışmalarını burada kararlılıkla yürütüyorlar. Ve sadece konutlar değil, bunun yanında deprem konutlarıyla beraber köy evlerini de yapıyoruz. Köy evleriyle de buralarda çok farklı bir hava estiriyoruz. Yani özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık, hem köy evlerini yaptık ve artık vatandaşlarımız yerleşir hale geldi. Bir taraftan inşa ediyoruz, bir taraftan da açılışlar ve deprem konut teslim törenlerini yapıyoruz. Şimdi önümüzde inşallah aynı şekilde Adıyaman ile ilgili adımlarımız olacak ve oradaki konutları da yavaş yavaş teslim etmeye başlayacağız" şeklinde konuştu."Allah’a hesap veremeyiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de Türkiye’nin girişimleriyle sağlanan ateşkesin kalıcı olup olmayacağına dair soruya ise şu yanıtı verdi: " Tabii bize düşen görev, esbaba tevessüldür. Gerisi Allah Kerim. Biz her türlü adımı atıyoruz. Az önce de yine gördünüz; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bu konuşmayı yaparken, karşımda masalarda İsrailli delegeler vardı. Onların yüzlerine baka baka o konuşmayı yaptım. Korkaklarla savaşa gidilmez. Biz korkak değiliz. Bizim hükmümüz var ya; "Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmetine râm ol. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." Biz bu yola böyle çıktık ve hamdolsun bunun neticesini de aldık. İşte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığımız konuşmalar, özellikle Gazze’nin daha çok dayanma gücüne erişmesine vesile oldu. Aynı şekilde yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, dar kapsamlı olarak Sayın Trump’la yaptığımız toplantıda da özellikle Müslüman ülkelere mesajımızı verdik. Ama burada Türkiye olarak bizim söylediklerimiz, Trump’ın yanında iz bıraktı. Bundan sonraki süreçte de aynı şekilde kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bundan geri adım atmak yok. Geri adım atarsak, Allah’a da Gazze’ye de bunun hesabını veremeyiz" şeklinde konuştu."Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir"Programda söz alan bir öğrenci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin son yıllarda kriz yaşayan ülkeler arasında diyalog kuran "lider diplomasisi" yaklaşımını ve önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılacak zirvelerin bu süreç açısından nasıl okunması gerektiğini sordu. Erdoğan, "Ülkemiz Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir. Hem liderlik noktasında hem de şu an itibarıyla inşallah NATO Zirvesi’ne Türkiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ankara’da NATO Liderler Zirvesi toplantısını gerçekleştireceğiz. Daha önce İstanbul’da yapmıştık, şimdi de Ankara’da bu zirveyi yapacağız. Tabii Ankara’da bir Ay Yıldız Konsepti hazırlıyoruz. Bu Ay Yıldız konsepti içinde, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ayrı ayrı kuvvet komutanlıklarını aynı yerde, inşallah bir araya topluyoruz, toplayacağız. NATO Liderler Zirvesi’nde de yapmakta olduğumuz bu komplekste, inşallah gelecek misafirlerimizi ağırlayacağız. Güzel bir kompleks hazırlıyoruz. İnşallah bunu NATO Liderler Zirvesi’ne yetiştirmenin hesabı içerisindeyiz. Çünkü liderlere bu yakışır. İşte bizim Külliyemizin biliyorsunuz özellikleri var. Gerek Millet Kütüphanemiz gerek oradaki diğer alanlarla birlikte, gelen bütün misafirleri ağırladığımız yerler, onların farklı hatıralarla ayrılmasına da vesile oluyor. Şimdi Ay Yıldız Kompleksi ile de yeni bir güç katıyoruz. Yeni bir kompleksle, inşallah dünyaya mesajımızı vereceğiz." Programda söz alan başka bir öğrenci ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Marmaris ziyareti sırasında kamuoyunun dikkatini çeken kıyafet tercihlerinin nasıl belirlendiğini sorarak, giyim seçimlerinde kendi zevkinin mi yoksa eşi Emine Erdoğan’ın yönlendirmesinin mi etkili olduğunu merak etti. Bu soru üzerine gülümseyen Erdoğan, "Kıyafetim nasıl? Siz beğendiyseniz mesele yok. Ama tabii ki eşimin de bunda katkısı oluyor. Kravatımdan gömleğime kadar kendisiyle istişare ederek adım atıyorum. Bugüne kadar da pek yanılmadık. İyi gidiyoruz" dedi.Futbol hayatına ilişkin değerlendirmeCumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben, imam hatip okulu sıralarındayken İstanbul’da cami altında amatör futbola başladım. Bir tarafta imam hatip okulunda eğitim görürken, diğer tarafta amatör futbol oynadım ve üniversiteye başlayana kadar bu süreç devam etti. Üniversiteye başladığımda ise bu defa İETT’ye bir transfer yaptım. Oradan da nasibimizi aldık. Hem evliliğimiz hem de İETT’den aldığımız transferle birlikte, benim için amatör kümede yeni bir süreç başladı. Fena değildik, başarılı bir futbol sürecimiz oldu. Yaklaşık 14-15 yıl futbola devam ettim. Bu 14-15 yıllık futbol hayatım boyunca siyasete hiçbir zaman ara vermedim. Siyaseti de futbolla birlikte sürdürdüm. Şimdi tabii futbol bizim için artık bir mazi oldu. Ama bu kez de haftanın iki-üç günü basketbol oynayarak yolumuza devam ediyoruz. Gençlik ve Spor Bakanımız da benim takımımda, İbrahim Kalın Bey karşı takımda. Başarımız iyi. Bazıları, "Size torpil var mı?" diyorlar. Ben de diyorum ki, benim torpille filan alakam yok. Ama basketbolda iyiyiz ve şu anda onu da başarıyla sürdürüyoruz. Basketbolda milli takımımız da biliyorsunuz iyi gidiyor. İnşallah Dünya Kupası’na da gidecek gibi bir havamız var. Önümüzde Sırbistan maçı var, üçüncü maçımız. Bu maçta da Sırbistan’ı yenersek önümüz daha da açılacak. İlginize, alakanıza teşekkür ediyorum. Sporla ilgilenmeniz hakikaten çok çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Bütün arkadaşlara da şu anda, lisesinin ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin spordaki konumu nedir, ne değildir bilemiyorum ama hayırlı olsun diyorum."Hediye verildiKonuşmaların ardından AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlik yıllarında çalışarak aldığı ilk kitap olan ve 1951’de altı cilt halinde basılan "Hukuk-ı İslamiye ve Kamusü’l-Ahkâm"ın ilk baskısını, Ankara’daki bir sahaftan temin ederek günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını yanıtladı ve gençlerle sohbet etti. Etkinlikte sanatçı Ekin Uzunlar sevilen şarkılarını seslendirirken, Ahmet Kaya’nın ‘Şiire Gazele’ eserinden bir dinleti sunuldu. Tanıtım filmleriyle devam eden program, gençlerin yoğun ilgisiyle tamamlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor"
14 Aralık 2025 Pazar - 18:03 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor" İstanbul’da gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Külliyesi’nde düzenlenen AK Parti Gençlik Buluşmaları Kampüs Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını cevapladı, onlarla sohbet etti. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sevgili gençler, sevgili genç kardeşlerim; her birinizi en kalbi duygularımla, sevgiyle selamlıyorum. Türkiye’nin pırıl pırıl yüzlü üniversiteli gençleriyle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Gençlik buluşmaları, Türk siyasetine bizim kazandırdığımız, bizimle sembolleşen özgün bir programdır. Şimdiye kadar Konya’dan Bursa’ya, Samsun’dan Şanlıurfa’ya, Mardin’den Muğla’ya kadar birçok ilimizde gençlerimizle bir araya geldik. Hasbihal ettik, farklı konularda ufuk turu yaptık. Bu buluşmaların şahsen benim de ufkumu açtığını ifade etmek isterim. Gençlerin kalbinde yer edinmeye, gençlerle yoldaşlık etmeye, işte bugün burada olduğu gibi gençlerle ruh ve gönül sohbeti etmeye siyaset yolculuğumda hep özel önem verdim. Hayalini kurduğumuz Türkiye’nin umudu olan siz genç kardeşlerimden sadece cesaret değil, aynı zamanda ilham da aldık. Mesuliyetimizin büyüklüğünü gördükçe, başta gençlerimiz olmak üzere 86 milyonun esenliği için daha çok çalıştık, daha çok koşturduk. Bugün gençlik buluşmalarına yeniden "Bismillah" diyoruz. Gençlik kollarımızın davetine icabet ettiğiniz için her birinize teşekkür ediyorum. Kısa bir takdimimin ardından, sizlerden gelecek soruların şekillendireceği samimi bir sohbet yapmak istiyorum. Gençlik buluşmalarımızın, Türkiye’deki tüm üniversitelerden böylesine geniş bir katılımla başlamasını da son derece kıymetli buluyorum" dedi."23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük"23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sevgili genç kardeşlerim; bugün çatısı altında bir araya geldiğimiz bu tarihî bina, hem şahsımın siyasi hayatında hem de Türk siyasal tarihinde özel bir yere sahiptir. Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane olarak uzun yıllar hizmet veren, İstanbul’un simge yapılarından olan bu bina, aynı zamanda gazeteci merhum Mehmet Ali Birand’ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün programının çekildiği mekândır. Burada kendisiyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik. O moderatördü ve sevgili gençler de orada bizi adeta soru yağmuruna tutmuştu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemde, 1998 yılında bu salonda rahmetli Birand’ın misafiri olmuş, üniversite öğrencilerinin sorularını cevaplamıştım. 27 yıl sonra bu kez Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yine aynı mekânda üniversite gençliğiyle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Böylesine tarihî bir mekânda bu anlamlı buluşmaya vesile olan Gençlik Kollarımızı huzurlarınızda tebrik ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Gençler, bakınız; biz genç dimağların enerjisini ve heyecanını siyasete katarak yola çıkmış bir hareketiz. 23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük. Siyasetten bürokrasiye, iş dünyasından her alana kadar gençlerin önünü açarak ilerledik. Bugün de gençlerin en çok teveccüh gösterdiği, gençlere en çok teveccüh gösteren siyasi hareket biziz. Çünkü biz, bu ülkenin en büyük gücünün; misyon sahibi, özgüveni yüksek ve idealist bir gençlik olduğuna inanıyoruz. Bugüne kadar da yanılmadık; aynı inançla bu yolda yürümeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı."Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın"Erdoğan, "Köklerinden güç alan ama gözünü ufka diken, dünyanın dönüşümünü okuyabilen; iddialı, şuurlu, ahlaklı ve nitelikli bir gençlik aradık ve bunu bulduk. AK Gençlik işte böyle bir sorumluluğu omuzlarında taşıyor. Biz, onca imkânsızlığa rağmen surda bir gedik açmayı başardık. Şimdi o gediği büyüterek zaferi kucaklayacak olan sizlersiniz. Sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. Bu yolda birlikte, emin adımlarla yürümekte kararlıyız. 21’inci yüzyılı Türkiye’nin asrına çevirecek; gemiyi menziline ulaştıracak ve küresel liderliğini kabul ettirmiş bir Türkiye’ye, ben sizlerle birlikte kavuşacağımıza inanıyorum. Bu hedefe giden yolda her şeyden evvel siz gençlerin enerjisine, yeteneklerine ve dinamizmine ihtiyacımız var. Ve bu dinamizmin sizlerde olduğuna inanmakta herhâlde yanılmıyorum, değil mi? Türkiye’nin gençleri olarak, bu milletin geleceğini avuçlarınızda taşıdığınızı lütfen bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Ülkemizin yarınlarına damga vuracak siyasetçiler, ekonomistler, kültür ve sanat insanları, bilim insanları, iş insanları ve her türlü alanda uzman isimler, unutmayın ki sizlerin arasından çıkacaktır. Onun için kendinize inanın, kendinize güvenin. Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın. Hükümet olarak biz de elimizden gelen her türlü imkanla sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar; burada şu gerçeği de ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye’de gençlere hep "elde var bir" mantığıyla bakanlar olmuştur. Bunları, 27 Mayıs’tan 12 Mart’a ve 12 Eylül’e kadar Türkiye’nin demokrasi yolculuğunu kesintiye uğratan tüm darbecilerde ve darbelerde görürsünüz. Ama biz böyle bakmadık. Biz gençlere inandık ve gençlerle yol yürümenin faziletine inandık. Gençleri sağcı, solcu, Alevi, Sünni diye ayırıp kışkırtarak sokaklarımızı alev topuna çevirenleri de görürsünüz. Bunları, Gezi olaylarında ağaç bahanesiyle hükümeti devirmeye çalışırken görürsünüz. Bunları, halkın parasını yağmalayan suç örgütlerini yargıdan kaçırma teşebbüslerinde görürsünüz. Bunları şimdi de sosyal medyada farklı maskeler altında provokatörlük yaparken görürsünüz. Genç kardeşlerim; bu istismarcılara, bu millet düşmanlarına karşı dikkatli olmanızı özellikle rica ediyorum. Sakın bunlara aldanmayın. Kendiniz için, mürüvvetinizi görmek isteyen anne babalarınız için, bu milletin ve bu ülkenin aydınlık geleceği için lütfen gençler, bunlara fırsat vermeyin. Kendi geleceğinize de ülkemizin geleceğine de sahip çıkın. Allah’ın izniyle önümüzde, birlikte yürüyeceğimiz daha uzun bir yol var. Rabb’im ömür verirse sizlerle birlikte daha nice başarılara, nice zaferlere imza atacağız. Bunun hayalini kuruyor, bu güzel ideal için her birinize güveniyorum. Sizlere, hayat adına belirlediğiniz hedeflerde başarılar diliyorum. Gençlik Buluşmaları Programı’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Yusuf İbiş kardeşimi bu güzel buluşma için tebrik ediyorum. 81 ilimizdeki 207 üniversitemizden gelen siz değerli genç kardeşlerime katılımlarınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi."Benim bayrağım yerde duramaz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca yabancı liderlerle Türkçe konuştuğu anların yer aldığı video gösterimine ilişkin : "Her şeyden önce kendimize inanacağız ve yolculuğumuzu kendimiz olarak yürüyeceğiz. Hiçbir zaman şaklabanlığa prim vermeyeceğiz. Biz olacağız ve biz olarak yolumuza devam edeceğiz. Çocukluğumdan, gençliğimden bu yana hep bu anlayışla büyüdüm. Hocalarımın bana verdikleri terbiye de hep bu istikamette oldu. Kimseye prim vermeden, her şeyden önce kendi yağımızla, kendimiz gibi büyüyerek geleceğe yürüdük. Tabii kimlerden, hangi terbiyeyi aldık? Bu çok ama çok önemli. Beni tanıyanlar, bilenler bilir; şiirlerimde yazdığım değil, okuduğum şiirlerimde hep Akif vardır. Evet, hep Akif’i okurum. Hep Necip Fazıl’ı okurum. Çünkü onlarla yetiştim, onlarla büyüdüm. Bunun aksini inkâr edemem ki. İşte diyor ya: "Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım, Çiğnerim, çiğnenirim, Hakk’ı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu." İşte böyle yetiştim. Bu anlayışla yetişmiş bir genç olarak aksini söylemek mümkün mü? Değil. Bununla birlikte, gençlik kollarında başkanlık yaptığım dönemler dahil olmak üzere, bütün genç arkadaşlarıma da hep bu anlayışı aşılamanın gayreti içinde olduk. Sağ olsun genç arkadaşlarım, kardeşlerim de bu anlayışla yetiştiler, yetişmeye de devam ediyorlar. Ve çok çok önemli bir husus var. Tabii ki Türkçe konuşacağım derken de işte bu anlayıştan gelen bir duruşla bunu söyledim. Şimdi uluslararası toplantılarda bütün liderleri görüyoruz; hepsini tanıdık, bildik. Bir gün baktım, orada bayrağımız yerde duruyor. Hemen yerden kaldırdım, aldım ve cebime koydum. Bu millî ruhtur, bu milliliktir, bu yerliliktir. Yerlere her milletin bayrağını koymuşlar ama kimsenin umurunda değil. Ama benim umurumda. Benim bayrağım yerde duramaz. Onu kaldırmak zorundayız. Bayrakların yanına geldiğimizde baktım, benim bayrağım yerde duruyor. "Niye bayrak yerde duruyor?" dedim. Koy oraya bir numara ama bayrak yerde duramaz. Aldım ve hiç unutmuyorum; Angela Merkel, ben bayrağı oradan alıp cebime koyunca gülmeye başladı, şaşkın şaşkın bana baktı. Ben de hamdettim. Çünkü bu bayrak yerde duramaz. Unutmayın, sizler de hiçbir zaman bu bayrağımızı yerde süründürmeyeceksiniz" dedi."Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir üniversite öğrencisinin, "Terörsüz Türkiye, bizim gençlere bırakacağımız en büyük mirastır" dediği sözünü hatırlatarak tam olarak neyi ifade etmek istiyorsunuz?" sorusunu üzerine, "Yıllarca Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu, özellikle bu bölgeler hep terörle yoğruldu. Bu terör öyle bir sirayet etti ki, başta sizin üniversiteniz olmak üzere üniversitelerimizin içinde dahi gençlerimiz sağlıklı bir şekilde okuma imkanı bulamadı. Halka baktığımız zaman da Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da terör acayip şekilde kan götürdü. Birçok insanımızı bu bölgelerde kaybettik. Dedik ki, biz bu işi aşmamız lazım. Oturduk; askerimizle, polisimizle, hepsiyle bu işi değerlendirdik. "Terörsüz bir Türkiye’yi nasıl inşa ederiz?" dedik. "Yapar mıyız bunu?" diye sorduk. Tüm arkadaşlarımız, "Yaparız" dediler. Bütün istihbarat teşkilatımız, hükümetimiz, kabinemiz hiç ağırdan almadan, hafife almadan bu adımı atacağız dedi. "Süratle terörsüz Türkiye adımını atalım" dedik ve attık. Şu an itibarıyla gerek Güneydoğu’da gerek Doğu Anadolu’da, belki birkaç mağara kaldı ama bunun dışında her yeri temizledik. Bu temizlik harekatı da devam ediyor. Parlamentodaki arkadaşlarımız da terörsüz Türkiye ile ilgili görevlerini üstlendiler ve bu çalışmaları süratlendirdik. Bu şekilde devam ediyor. Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi." Bu millet istediği zaman yapar"Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka bir öğrencinin Bayraktar’ın Türkiye’nin savunma ve teknoloji vizyonundaki rolü sorusuna ise " Gerek Akıncı gerek Kızılelma Bunlar şu anda kendi füzemizi havada ateşleyerek, hamdolsun hedefi vurma noktasına geldiler. Bu, Türkiye için çok çok önemli bir adım. Bugünleri de gördük, Allah’a hamdolsun. Kendi Kızılelmamızla, kendi füzemizle havada atışlar yaparak netice alma konumuna geldik. Bunun için özellikle Baykar Grubu’na, şahsım ve milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten nasıl bir heyecan içinde olduklarını kendilerinden dinledikçe, gördükçe ben de daha çok heyecanlanıyorum. Ve bununla birlikte şunu görüyoruz: Demek ki bu millet istediği zaman yapar. Ama bizim çok daha önemli işlerimiz de var, onu da söyleyeyim. Yapacak çok işimiz var, hafife alınacak işler değil. Bununla ilgili olarak gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek özel sektör, başta Baykar olmak üzere birçok alanda adımlar atıyoruz. Yatırımlarımıza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii burada özellikle İsrail’in yaptığı ihanetleri bir kenara koymak mümkün değil. Ama bu ihanetlerin karşısında en büyük güç kimdir, neresidir derseniz; burasıdır. Bunu birlikte yapacağız. Zaten sizin gözlerinizde ben o inancı, o güveni görüyorum" ifadelerini kullandı." 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı"4 ay hapiste kalmasına gerekçe yapılan Ziya Gökalp’e ait "Minareler süngü, kubbeler miğfer" dizelerini içeren ’İlahi Ordu’ şiirini yeniden okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: " Bu, aynı zamanda Ziya Gökalp’le eş anlamlı olarak da söylenen bir şiirdi. Ama buna rağmen, ne olursa olsun, kimin okuduğu önemliydi. Oradan yaklaşılarak hemen dava açıldı. Hayırlısıyla biz de cezaevine gittik. Ama bakın, oradan çıktık. Fazla sürmedi. 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı. Yeni bir dünya kuruldu ve Türkiye’de, yeni bir dönemin kapıları açıldı" diye konuştu. Programda söz alan bir başka öğrenci, daha önce okuduğu şiirin CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından okumaya çalışıldığını ifade etti , buna ilişkin hazırlanan bir videoyu izletti. Görüntüler üzerine gülümseyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karıştırdı ya, ‘Minareler mızrak oldu’ diyerek" ifadelerini kullandı.Bir başka öğrenci de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in anı kitabında yer verdiği ve kulislerde birlikte mısır yenilen anıyı hatırlatarak, bu hatırayı salondaki gençlerle paylaşmasını istedi. Bu soru üzerine Erdoğan, "İstanbul Dolmabahçe’de bir ziyareti olmuştu Stoltenberg’in. Mısırla kestanenin de mevsimiydi. "Mısırla tanışır mısın?" dedim. Baktım, biraz zor tanışıyor. Ben de, "Ben çok severim, sana da ikram edeyim" dedim. "Mısır kestanesi olmaz" deyince arkadaşlara, "Hemen mısır aldırın" dedim. Kestaneyle beraber o gün orada bir mısır yedik. Fakat böyle bir hatıratına bunları zikredeceğini, oraya koyacağını nereden bileyim? Sağ olsun, var olsun. İyi bir insandı, hoş bir insandı. Onunla uzun yıllar beraber çalıştık. Temenni ederim ki inşallah Rutte de, aynen Stoltenberg gibi bu süreci devam ettirir" dedi."Özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık"Programda söz alan bir üniversite öğrencisi, deprem bölgesinde yürütülen yoğun çalışmalar ile eş zamanlı hayata geçirilen sosyal konut projelerinin, Türkiye’nin sosyal devlet anlayışı açısından nasıl bir önem taşıdığını sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi: "Malatya, gerçekten çok büyük darbe yiyen illerimizden bir tanesiydi. Şu an itibariyle Malatya’da 350 bine yakın konutu ayağa kaldırdık. Sağ olsun ilgili bakanım ve ekibi, çalışmalarını burada kararlılıkla yürütüyorlar. Ve sadece konutlar değil, bunun yanında deprem konutlarıyla beraber köy evlerini de yapıyoruz. Köy evleriyle de buralarda çok farklı bir hava estiriyoruz. Yani özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık, hem köy evlerini yaptık ve artık vatandaşlarımız yerleşir hale geldi. Bir taraftan inşa ediyoruz, bir taraftan da açılışlar ve deprem konut teslim törenlerini yapıyoruz. Şimdi önümüzde inşallah aynı şekilde Adıyaman ile ilgili adımlarımız olacak ve oradaki konutları da yavaş yavaş teslim etmeye başlayacağız" şeklinde konuştu."Allah’a hesap veremeyiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de Türkiye’nin girişimleriyle sağlanan ateşkesin kalıcı olup olmayacağına dair soruya ise şu yanıtı verdi: " Tabii bize düşen görev, esbaba tevessüldür. Gerisi Allah Kerim. Biz her türlü adımı atıyoruz. Az önce de yine gördünüz; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bu konuşmayı yaparken, karşımda masalarda İsrailli delegeler vardı. Onların yüzlerine baka baka o konuşmayı yaptım. Korkaklarla savaşa gidilmez. Biz korkak değiliz. Bizim hükmümüz var ya; "Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmetine râm ol. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." Biz bu yola böyle çıktık ve hamdolsun bunun neticesini de aldık. İşte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığımız konuşmalar, özellikle Gazze’nin daha çok dayanma gücüne erişmesine vesile oldu. Aynı şekilde yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, dar kapsamlı olarak Sayın Trump’la yaptığımız toplantıda da özellikle Müslüman ülkelere mesajımızı verdik. Ama burada Türkiye olarak bizim söylediklerimiz, Trump’ın yanında iz bıraktı. Bundan sonraki süreçte de aynı şekilde kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bundan geri adım atmak yok. Geri adım atarsak, Allah’a da Gazze’ye de bunun hesabını veremeyiz" şeklinde konuştu."Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir"Programda söz alan bir öğrenci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin son yıllarda kriz yaşayan ülkeler arasında diyalog kuran "lider diplomasisi" yaklaşımını ve önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılacak zirvelerin bu süreç açısından nasıl okunması gerektiğini sordu. Erdoğan, "Ülkemiz Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir. Hem liderlik noktasında hem de şu an itibarıyla inşallah NATO Zirvesi’ne Türkiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ankara’da NATO Liderler Zirvesi toplantısını gerçekleştireceğiz. Daha önce İstanbul’da yapmıştık, şimdi de Ankara’da bu zirveyi yapacağız. Tabii Ankara’da bir Ay Yıldız Konsepti hazırlıyoruz. Bu Ay Yıldız konsepti içinde, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ayrı ayrı kuvvet komutanlıklarını aynı yerde, inşallah bir araya topluyoruz, toplayacağız. NATO Liderler Zirvesi’nde de yapmakta olduğumuz bu komplekste, inşallah gelecek misafirlerimizi ağırlayacağız. Güzel bir kompleks hazırlıyoruz. İnşallah bunu NATO Liderler Zirvesi’ne yetiştirmenin hesabı içerisindeyiz. Çünkü liderlere bu yakışır. İşte bizim Külliyemizin biliyorsunuz özellikleri var. Gerek Millet Kütüphanemiz gerek oradaki diğer alanlarla birlikte, gelen bütün misafirleri ağırladığımız yerler, onların farklı hatıralarla ayrılmasına da vesile oluyor. Şimdi Ay Yıldız Kompleksi ile de yeni bir güç katıyoruz. Yeni bir kompleksle, inşallah dünyaya mesajımızı vereceğiz." Programda söz alan başka bir öğrenci ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Marmaris ziyareti sırasında kamuoyunun dikkatini çeken kıyafet tercihlerinin nasıl belirlendiğini sorarak, giyim seçimlerinde kendi zevkinin mi yoksa eşi Emine Erdoğan’ın yönlendirmesinin mi etkili olduğunu merak etti. Bu soru üzerine gülümseyen Erdoğan, "Kıyafetim nasıl? Siz beğendiyseniz mesele yok. Ama tabii ki eşimin de bunda katkısı oluyor. Kravatımdan gömleğime kadar kendisiyle istişare ederek adım atıyorum. Bugüne kadar da pek yanılmadık. İyi gidiyoruz" dedi.Futbol hayatına ilişkin değerlendirmeCumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben, imam hatip okulu sıralarındayken İstanbul’da cami altında amatör futbola başladım. Bir tarafta imam hatip okulunda eğitim görürken, diğer tarafta amatör futbol oynadım ve üniversiteye başlayana kadar bu süreç devam etti. Üniversiteye başladığımda ise bu defa İETT’ye bir transfer yaptım. Oradan da nasibimizi aldık. Hem evliliğimiz hem de İETT’den aldığımız transferle birlikte, benim için amatör kümede yeni bir süreç başladı. Fena değildik, başarılı bir futbol sürecimiz oldu. Yaklaşık 14-15 yıl futbola devam ettim. Bu 14-15 yıllık futbol hayatım boyunca siyasete hiçbir zaman ara vermedim. Siyaseti de futbolla birlikte sürdürdüm. Şimdi tabii futbol bizim için artık bir mazi oldu. Ama bu kez de haftanın iki-üç günü basketbol oynayarak yolumuza devam ediyoruz. Gençlik ve Spor Bakanımız da benim takımımda, İbrahim Kalın Bey karşı takımda. Başarımız iyi. Bazıları, "Size torpil var mı?" diyorlar. Ben de diyorum ki, benim torpille filan alakam yok. Ama basketbolda iyiyiz ve şu anda onu da başarıyla sürdürüyoruz. Basketbolda milli takımımız da biliyorsunuz iyi gidiyor. İnşallah Dünya Kupası’na da gidecek gibi bir havamız var. Önümüzde Sırbistan maçı var, üçüncü maçımız. Bu maçta da Sırbistan’ı yenersek önümüz daha da açılacak. İlginize, alakanıza teşekkür ediyorum. Sporla ilgilenmeniz hakikaten çok çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Bütün arkadaşlara da şu anda, lisesinin ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin spordaki konumu nedir, ne değildir bilemiyorum ama hayırlı olsun diyorum."Hediye verildiKonuşmaların ardından AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlik yıllarında çalışarak aldığı ilk kitap olan ve 1951’de altı cilt halinde basılan "Hukuk-ı İslamiye ve Kamusü’l-Ahkâm"ın ilk baskısını, Ankara’daki bir sahaftan temin ederek günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını yanıtladı ve gençlerle sohbet etti. Etkinlikte sanatçı Ekin Uzunlar sevilen şarkılarını seslendirirken, Ahmet Kaya’nın ‘Şiire Gazele’ eserinden bir dinleti sunuldu. Tanıtım filmleriyle devam eden program, gençlerin yoğun ilgisiyle tamamlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi
14 Aralık 2025 Pazar - 18:02 Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi İstanbul’da gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Külliyesi’nde düzenlenen AK Parti Gençlik Buluşmaları Kampüs Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını cevapladı, onlarla sohbet etti. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sevgili gençler, sevgili genç kardeşlerim; her birinizi en kalbi duygularımla, sevgiyle selamlıyorum. Türkiye’nin pırıl pırıl yüzlü üniversiteli gençleriyle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Gençlik buluşmaları, Türk siyasetine bizim kazandırdığımız, bizimle sembolleşen özgün bir programdır. Şimdiye kadar Konya’dan Bursa’ya, Samsun’dan Şanlıurfa’ya, Mardin’den Muğla’ya kadar birçok ilimizde gençlerimizle bir araya geldik. Hasbihal ettik, farklı konularda ufuk turu yaptık. Bu buluşmaların şahsen benim de ufkumu açtığını ifade etmek isterim. Gençlerin kalbinde yer edinmeye, gençlerle yoldaşlık etmeye, işte bugün burada olduğu gibi gençlerle ruh ve gönül sohbeti etmeye siyaset yolculuğumda hep özel önem verdim. Hayalini kurduğumuz Türkiye’nin umudu olan siz genç kardeşlerimden sadece cesaret değil, aynı zamanda ilham da aldık. Mesuliyetimizin büyüklüğünü gördükçe, başta gençlerimiz olmak üzere 86 milyonun esenliği için daha çok çalıştık, daha çok koşturduk. Bugün gençlik buluşmalarına yeniden "Bismillah" diyoruz. Gençlik kollarımızın davetine icabet ettiğiniz için her birinize teşekkür ediyorum. Kısa bir takdimimin ardından, sizlerden gelecek soruların şekillendireceği samimi bir sohbet yapmak istiyorum. Gençlik buluşmalarımızın, Türkiye’deki tüm üniversitelerden böylesine geniş bir katılımla başlamasını da son derece kıymetli buluyorum" dedi."23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük"23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sevgili genç kardeşlerim; bugün çatısı altında bir araya geldiğimiz bu tarihî bina, hem şahsımın siyasi hayatında hem de Türk siyasal tarihinde özel bir yere sahiptir. Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane olarak uzun yıllar hizmet veren, İstanbul’un simge yapılarından olan bu bina, aynı zamanda gazeteci merhum Mehmet Ali Birand’ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün programının çekildiği mekândır. Burada kendisiyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik. O moderatördü ve sevgili gençler de orada bizi adeta soru yağmuruna tutmuştu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemde, 1998 yılında bu salonda rahmetli Birand’ın misafiri olmuş, üniversite öğrencilerinin sorularını cevaplamıştım. 27 yıl sonra bu kez Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yine aynı mekânda üniversite gençliğiyle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Böylesine tarihî bir mekânda bu anlamlı buluşmaya vesile olan Gençlik Kollarımızı huzurlarınızda tebrik ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Gençler, bakınız; biz genç dimağların enerjisini ve heyecanını siyasete katarak yola çıkmış bir hareketiz. 23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük. Siyasetten bürokrasiye, iş dünyasından her alana kadar gençlerin önünü açarak ilerledik. Bugün de gençlerin en çok teveccüh gösterdiği, gençlere en çok teveccüh gösteren siyasi hareket biziz. Çünkü biz, bu ülkenin en büyük gücünün; misyon sahibi, özgüveni yüksek ve idealist bir gençlik olduğuna inanıyoruz. Bugüne kadar da yanılmadık; aynı inançla bu yolda yürümeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı."Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın"Erdoğan, "Köklerinden güç alan ama gözünü ufka diken, dünyanın dönüşümünü okuyabilen; iddialı, şuurlu, ahlaklı ve nitelikli bir gençlik aradık ve bunu bulduk. AK Gençlik işte böyle bir sorumluluğu omuzlarında taşıyor. Biz, onca imkânsızlığa rağmen surda bir gedik açmayı başardık. Şimdi o gediği büyüterek zaferi kucaklayacak olan sizlersiniz. Sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. Bu yolda birlikte, emin adımlarla yürümekte kararlıyız. 21’inci yüzyılı Türkiye’nin asrına çevirecek; gemiyi menziline ulaştıracak ve küresel liderliğini kabul ettirmiş bir Türkiye’ye, ben sizlerle birlikte kavuşacağımıza inanıyorum. Bu hedefe giden yolda her şeyden evvel siz gençlerin enerjisine, yeteneklerine ve dinamizmine ihtiyacımız var. Ve bu dinamizmin sizlerde olduğuna inanmakta herhâlde yanılmıyorum, değil mi? Türkiye’nin gençleri olarak, bu milletin geleceğini avuçlarınızda taşıdığınızı lütfen bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Ülkemizin yarınlarına damga vuracak siyasetçiler, ekonomistler, kültür ve sanat insanları, bilim insanları, iş insanları ve her türlü alanda uzman isimler, unutmayın ki sizlerin arasından çıkacaktır. Onun için kendinize inanın, kendinize güvenin. Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın. Hükümet olarak biz de elimizden gelen her türlü imkanla sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar; burada şu gerçeği de ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye’de gençlere hep "elde var bir" mantığıyla bakanlar olmuştur. Bunları, 27 Mayıs’tan 12 Mart’a ve 12 Eylül’e kadar Türkiye’nin demokrasi yolculuğunu kesintiye uğratan tüm darbecilerde ve darbelerde görürsünüz. Ama biz böyle bakmadık. Biz gençlere inandık ve gençlerle yol yürümenin faziletine inandık. Gençleri sağcı, solcu, Alevi, Sünni diye ayırıp kışkırtarak sokaklarımızı alev topuna çevirenleri de görürsünüz. Bunları, Gezi olaylarında ağaç bahanesiyle hükümeti devirmeye çalışırken görürsünüz. Bunları, halkın parasını yağmalayan suç örgütlerini yargıdan kaçırma teşebbüslerinde görürsünüz. Bunları şimdi de sosyal medyada farklı maskeler altında provokatörlük yaparken görürsünüz. Genç kardeşlerim; bu istismarcılara, bu millet düşmanlarına karşı dikkatli olmanızı özellikle rica ediyorum. Sakın bunlara aldanmayın. Kendiniz için, mürüvvetinizi görmek isteyen anne babalarınız için, bu milletin ve bu ülkenin aydınlık geleceği için lütfen gençler, bunlara fırsat vermeyin. Kendi geleceğinize de ülkemizin geleceğine de sahip çıkın. Allah’ın izniyle önümüzde, birlikte yürüyeceğimiz daha uzun bir yol var. Rabb’im ömür verirse sizlerle birlikte daha nice başarılara, nice zaferlere imza atacağız. Bunun hayalini kuruyor, bu güzel ideal için her birinize güveniyorum. Sizlere, hayat adına belirlediğiniz hedeflerde başarılar diliyorum. Gençlik Buluşmaları Programı’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Yusuf İbiş kardeşimi bu güzel buluşma için tebrik ediyorum. 81 ilimizdeki 207 üniversitemizden gelen siz değerli genç kardeşlerime katılımlarınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi."Benim bayrağım yerde duramaz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca yabancı liderlerle Türkçe konuştuğu anların yer aldığı video gösterimine ilişkin : "Her şeyden önce kendimize inanacağız ve yolculuğumuzu kendimiz olarak yürüyeceğiz. Hiçbir zaman şaklabanlığa prim vermeyeceğiz. Biz olacağız ve biz olarak yolumuza devam edeceğiz. Çocukluğumdan, gençliğimden bu yana hep bu anlayışla büyüdüm. Hocalarımın bana verdikleri terbiye de hep bu istikamette oldu. Kimseye prim vermeden, her şeyden önce kendi yağımızla, kendimiz gibi büyüyerek geleceğe yürüdük. Tabii kimlerden, hangi terbiyeyi aldık? Bu çok ama çok önemli. Beni tanıyanlar, bilenler bilir; şiirlerimde yazdığım değil, okuduğum şiirlerimde hep Akif vardır. Evet, hep Akif’i okurum. Hep Necip Fazıl’ı okurum. Çünkü onlarla yetiştim, onlarla büyüdüm. Bunun aksini inkâr edemem ki. İşte diyor ya: "Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım, Çiğnerim, çiğnenirim, Hakk’ı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu." İşte böyle yetiştim. Bu anlayışla yetişmiş bir genç olarak aksini söylemek mümkün mü? Değil. Bununla birlikte, gençlik kollarında başkanlık yaptığım dönemler dahil olmak üzere, bütün genç arkadaşlarıma da hep bu anlayışı aşılamanın gayreti içinde olduk. Sağ olsun genç arkadaşlarım, kardeşlerim de bu anlayışla yetiştiler, yetişmeye de devam ediyorlar. Ve çok çok önemli bir husus var. Tabii ki Türkçe konuşacağım derken de işte bu anlayıştan gelen bir duruşla bunu söyledim. Şimdi uluslararası toplantılarda bütün liderleri görüyoruz; hepsini tanıdık, bildik. Bir gün baktım, orada bayrağımız yerde duruyor. Hemen yerden kaldırdım, aldım ve cebime koydum. Bu millî ruhtur, bu milliliktir, bu yerliliktir. Yerlere her milletin bayrağını koymuşlar ama kimsenin umurunda değil. Ama benim umurumda. Benim bayrağım yerde duramaz. Onu kaldırmak zorundayız. Bayrakların yanına geldiğimizde baktım, benim bayrağım yerde duruyor. "Niye bayrak yerde duruyor?" dedim. Koy oraya bir numara ama bayrak yerde duramaz. Aldım ve hiç unutmuyorum; Angela Merkel, ben bayrağı oradan alıp cebime koyunca gülmeye başladı, şaşkın şaşkın bana baktı. Ben de hamdettim. Çünkü bu bayrak yerde duramaz. Unutmayın, sizler de hiçbir zaman bu bayrağımızı yerde süründürmeyeceksiniz" dedi."Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir üniversite öğrencisinin, "Terörsüz Türkiye, bizim gençlere bırakacağımız en büyük mirastır" dediği sözünü hatırlatarak tam olarak neyi ifade etmek istiyorsunuz?" sorusunu üzerine, "Yıllarca Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu, özellikle bu bölgeler hep terörle yoğruldu. Bu terör öyle bir sirayet etti ki, başta sizin üniversiteniz olmak üzere üniversitelerimizin içinde dahi gençlerimiz sağlıklı bir şekilde okuma imkanı bulamadı. Halka baktığımız zaman da Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da terör acayip şekilde kan götürdü. Birçok insanımızı bu bölgelerde kaybettik. Dedik ki, biz bu işi aşmamız lazım. Oturduk; askerimizle, polisimizle, hepsiyle bu işi değerlendirdik. "Terörsüz bir Türkiye’yi nasıl inşa ederiz?" dedik. "Yapar mıyız bunu?" diye sorduk. Tüm arkadaşlarımız, "Yaparız" dediler. Bütün istihbarat teşkilatımız, hükümetimiz, kabinemiz hiç ağırdan almadan, hafife almadan bu adımı atacağız dedi. "Süratle terörsüz Türkiye adımını atalım" dedik ve attık. Şu an itibarıyla gerek Güneydoğu’da gerek Doğu Anadolu’da, belki birkaç mağara kaldı ama bunun dışında her yeri temizledik. Bu temizlik harekatı da devam ediyor. Parlamentodaki arkadaşlarımız da terörsüz Türkiye ile ilgili görevlerini üstlendiler ve bu çalışmaları süratlendirdik. Bu şekilde devam ediyor. Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi." Bu millet istediği zaman yapar"Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka bir öğrencinin Bayraktar’ın Türkiye’nin savunma ve teknoloji vizyonundaki rolü sorusuna ise " Gerek Akıncı gerek Kızılelma Bunlar şu anda kendi füzemizi havada ateşleyerek, hamdolsun hedefi vurma noktasına geldiler. Bu, Türkiye için çok çok önemli bir adım. Bugünleri de gördük, Allah’a hamdolsun. Kendi Kızılelmamızla, kendi füzemizle havada atışlar yaparak netice alma konumuna geldik. Bunun için özellikle Baykar Grubu’na, şahsım ve milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten nasıl bir heyecan içinde olduklarını kendilerinden dinledikçe, gördükçe ben de daha çok heyecanlanıyorum. Ve bununla birlikte şunu görüyoruz: Demek ki bu millet istediği zaman yapar. Ama bizim çok daha önemli işlerimiz de var, onu da söyleyeyim. Yapacak çok işimiz var, hafife alınacak işler değil. Bununla ilgili olarak gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek özel sektör, başta Baykar olmak üzere birçok alanda adımlar atıyoruz. Yatırımlarımıza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii burada özellikle İsrail’in yaptığı ihanetleri bir kenara koymak mümkün değil. Ama bu ihanetlerin karşısında en büyük güç kimdir, neresidir derseniz; burasıdır. Bunu birlikte yapacağız. Zaten sizin gözlerinizde ben o inancı, o güveni görüyorum" ifadelerini kullandı." 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı"4 ay hapiste kalmasına gerekçe yapılan Ziya Gökalp’e ait "Minareler süngü, kubbeler miğfer" dizelerini içeren ’İlahi Ordu’ şiirini yeniden okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: " Bu, aynı zamanda Ziya Gökalp’le eş anlamlı olarak da söylenen bir şiirdi. Ama buna rağmen, ne olursa olsun, kimin okuduğu önemliydi. Oradan yaklaşılarak hemen dava açıldı. Hayırlısıyla biz de cezaevine gittik. Ama bakın, oradan çıktık. Fazla sürmedi. 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı. Yeni bir dünya kuruldu ve Türkiye’de, yeni bir dönemin kapıları açıldı" diye konuştu. Programda söz alan bir başka öğrenci, daha önce okuduğu şiirin CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından okumaya çalışıldığını ifade etti , buna ilişkin hazırlanan bir videoyu izletti. Görüntüler üzerine gülümseyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karıştırdı ya, ‘Minareler mızrak oldu’ diyerek" ifadelerini kullandı.Bir başka öğrenci de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in anı kitabında yer verdiği ve kulislerde birlikte mısır yenilen anıyı hatırlatarak, bu hatırayı salondaki gençlerle paylaşmasını istedi. Bu soru üzerine Erdoğan, "İstanbul Dolmabahçe’de bir ziyareti olmuştu Stoltenberg’in. Mısırla kestanenin de mevsimiydi. "Mısırla tanışır mısın?" dedim. Baktım, biraz zor tanışıyor. Ben de, "Ben çok severim, sana da ikram edeyim" dedim. "Mısır kestanesi olmaz" deyince arkadaşlara, "Hemen mısır aldırın" dedim. Kestaneyle beraber o gün orada bir mısır yedik. Fakat böyle bir hatıratına bunları zikredeceğini, oraya koyacağını nereden bileyim? Sağ olsun, var olsun. İyi bir insandı, hoş bir insandı. Onunla uzun yıllar beraber çalıştık. Temenni ederim ki inşallah Rutte de, aynen Stoltenberg gibi bu süreci devam ettirir" dedi."Özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık"Programda söz alan bir üniversite öğrencisi, deprem bölgesinde yürütülen yoğun çalışmalar ile eş zamanlı hayata geçirilen sosyal konut projelerinin, Türkiye’nin sosyal devlet anlayışı açısından nasıl bir önem taşıdığını sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi: "Malatya, gerçekten çok büyük darbe yiyen illerimizden bir tanesiydi. Şu an itibariyle Malatya’da 350 bine yakın konutu ayağa kaldırdık. Sağ olsun ilgili bakanım ve ekibi, çalışmalarını burada kararlılıkla yürütüyorlar. Ve sadece konutlar değil, bunun yanında deprem konutlarıyla beraber köy evlerini de yapıyoruz. Köy evleriyle de buralarda çok farklı bir hava estiriyoruz. Yani özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık, hem köy evlerini yaptık ve artık vatandaşlarımız yerleşir hale geldi. Bir taraftan inşa ediyoruz, bir taraftan da açılışlar ve deprem konut teslim törenlerini yapıyoruz. Şimdi önümüzde inşallah aynı şekilde Adıyaman ile ilgili adımlarımız olacak ve oradaki konutları da yavaş yavaş teslim etmeye başlayacağız" şeklinde konuştu."Allah’a hesap veremeyiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de Türkiye’nin girişimleriyle sağlanan ateşkesin kalıcı olup olmayacağına dair soruya ise şu yanıtı verdi: " Tabii bize düşen görev, esbaba tevessüldür. Gerisi Allah Kerim. Biz her türlü adımı atıyoruz. Az önce de yine gördünüz; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bu konuşmayı yaparken, karşımda masalarda İsrailli delegeler vardı. Onların yüzlerine baka baka o konuşmayı yaptım. Korkaklarla savaşa gidilmez. Biz korkak değiliz. Bizim hükmümüz var ya; "Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmetine râm ol. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." Biz bu yola böyle çıktık ve hamdolsun bunun neticesini de aldık. İşte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığımız konuşmalar, özellikle Gazze’nin daha çok dayanma gücüne erişmesine vesile oldu. Aynı şekilde yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, dar kapsamlı olarak Sayın Trump’la yaptığımız toplantıda da özellikle Müslüman ülkelere mesajımızı verdik. Ama burada Türkiye olarak bizim söylediklerimiz, Trump’ın yanında iz bıraktı. Bundan sonraki süreçte de aynı şekilde kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bundan geri adım atmak yok. Geri adım atarsak, Allah’a da Gazze’ye de bunun hesabını veremeyiz" şeklinde konuştu."Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir"Programda söz alan bir öğrenci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin son yıllarda kriz yaşayan ülkeler arasında diyalog kuran "lider diplomasisi" yaklaşımını ve önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılacak zirvelerin bu süreç açısından nasıl okunması gerektiğini sordu. Erdoğan, "Ülkemiz Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir. Hem liderlik noktasında hem de şu an itibarıyla inşallah NATO Zirvesi’ne Türkiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ankara’da NATO Liderler Zirvesi toplantısını gerçekleştireceğiz. Daha önce İstanbul’da yapmıştık, şimdi de Ankara’da bu zirveyi yapacağız. Tabii Ankara’da bir Ay Yıldız Konsepti hazırlıyoruz. Bu Ay Yıldız konsepti içinde, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ayrı ayrı kuvvet komutanlıklarını aynı yerde, inşallah bir araya topluyoruz, toplayacağız. NATO Liderler Zirvesi’nde de yapmakta olduğumuz bu komplekste, inşallah gelecek misafirlerimizi ağırlayacağız. Güzel bir kompleks hazırlıyoruz. İnşallah bunu NATO Liderler Zirvesi’ne yetiştirmenin hesabı içerisindeyiz. Çünkü liderlere bu yakışır. İşte bizim Külliyemizin biliyorsunuz özellikleri var. Gerek Millet Kütüphanemiz gerek oradaki diğer alanlarla birlikte, gelen bütün misafirleri ağırladığımız yerler, onların farklı hatıralarla ayrılmasına da vesile oluyor. Şimdi Ay Yıldız Kompleksi ile de yeni bir güç katıyoruz. Yeni bir kompleksle, inşallah dünyaya mesajımızı vereceğiz." Programda söz alan başka bir öğrenci ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Marmaris ziyareti sırasında kamuoyunun dikkatini çeken kıyafet tercihlerinin nasıl belirlendiğini sorarak, giyim seçimlerinde kendi zevkinin mi yoksa eşi Emine Erdoğan’ın yönlendirmesinin mi etkili olduğunu merak etti. Bu soru üzerine gülümseyen Erdoğan, "Kıyafetim nasıl? Siz beğendiyseniz mesele yok. Ama tabii ki eşimin de bunda katkısı oluyor. Kravatımdan gömleğime kadar kendisiyle istişare ederek adım atıyorum. Bugüne kadar da pek yanılmadık. İyi gidiyoruz" dedi.Futbol hayatına ilişkin değerlendirmeCumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben, imam hatip okulu sıralarındayken İstanbul’da cami altında amatör futbola başladım. Bir tarafta imam hatip okulunda eğitim görürken, diğer tarafta amatör futbol oynadım ve üniversiteye başlayana kadar bu süreç devam etti. Üniversiteye başladığımda ise bu defa İETT’ye bir transfer yaptım. Oradan da nasibimizi aldık. Hem evliliğimiz hem de İETT’den aldığımız transferle birlikte, benim için amatör kümede yeni bir süreç başladı. Fena değildik, başarılı bir futbol sürecimiz oldu. Yaklaşık 14-15 yıl futbola devam ettim. Bu 14-15 yıllık futbol hayatım boyunca siyasete hiçbir zaman ara vermedim. Siyaseti de futbolla birlikte sürdürdüm. Şimdi tabii futbol bizim için artık bir mazi oldu. Ama bu kez de haftanın iki-üç günü basketbol oynayarak yolumuza devam ediyoruz. Gençlik ve Spor Bakanımız da benim takımımda, İbrahim Kalın Bey karşı takımda. Başarımız iyi. Bazıları, "Size torpil var mı?" diyorlar. Ben de diyorum ki, benim torpille filan alakam yok. Ama basketbolda iyiyiz ve şu anda onu da başarıyla sürdürüyoruz. Basketbolda milli takımımız da biliyorsunuz iyi gidiyor. İnşallah Dünya Kupası’na da gidecek gibi bir havamız var. Önümüzde Sırbistan maçı var, üçüncü maçımız. Bu maçta da Sırbistan’ı yenersek önümüz daha da açılacak. İlginize, alakanıza teşekkür ediyorum. Sporla ilgilenmeniz hakikaten çok çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Bütün arkadaşlara da şu anda, lisesinin ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin spordaki konumu nedir, ne değildir bilemiyorum ama hayırlı olsun diyorum."Hediye verildiKonuşmaların ardından AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlik yıllarında çalışarak aldığı ilk kitap olan ve 1951’de altı cilt halinde basılan "Hukuk-ı İslamiye ve Kamusü’l-Ahkâm"ın ilk baskısını, Ankara’daki bir sahaftan temin ederek günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını yanıtladı ve gençlerle sohbet etti. Etkinlikte sanatçı Ekin Uzunlar sevilen şarkılarını seslendirirken, Ahmet Kaya’nın ‘Şiire Gazele’ eserinden bir dinleti sunuldu. Tanıtım filmleriyle devam eden program, gençlerin yoğun ilgisiyle tamamlandı.
Bakan Yardımcısı Aydın: "Terörsüz Türkiye sürecinin en önemli dayanaklarından biri komisyondur"
14 Aralık 2025 Pazar - 16:20 Bakan Yardımcısı Aydın: "Terörsüz Türkiye sürecinin en önemli dayanaklarından biri komisyondur" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çalışmalarını sürdüren Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, Terörsüz Türkiye hedefinin kurumsal ve demokratik zemindeki en önemli dayanaklarından biri olduğunu belirtti. Komisyonun bugüne kadar yürüttüğü çalışmalar neticesinde hazırlanacak raporun, sürecin sağlıklı, kalıcı ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesi açısından son derece önemli bir işlev üstleneceğini vurgulayan Aydın, raporda yer alacak tespit ve önerilerin, sürecin bundan sonraki aşamalarına ışık tutacağını ifade etti. Milli birlik ve kardeşlik anlayışıyla yürütülen sürecin, bazı sınırlı aksaklıklar dışında devlet aklı ve toplumsal sağduyu ile başarılı bir şekilde ilerlediğini kaydeden Aydın, bu ivmenin korunmasının ve daha da güçlendirilmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu dile getirdi. Süreci sekteye uğratabilecek söylem ve davranışlardan titizlikle kaçınılması gerektiğine dikkat çeken Aydın, hassas bir dönemden geçildiğini belirterek, tutum ve yaklaşımların sürecin ruhuna uygun şekilde özenle seçilmesinin hayati önem taşıdığını söyledi. Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, "İnşallah Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dirayetli duruşu ve tüm paydaşların sorumlu çabalarıyla birlikte yürütülen bu süreç, milletimizin beklentilerine uygun şekilde başarıyla neticelenecektir" diye konuştu.
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten CHP lideri Özel’e tepki: "Alevi canlarımızın değerlerinin ’yalan siyasetiyle’ partimize iftira atmak için anılması çok üzücüdür"
14 Aralık 2025 Pazar - 13:37 AK Parti Sözcüsü Çelik’ten CHP lideri Özel’e tepki: "Alevi canlarımızın değerlerinin ’yalan siyasetiyle’ partimize iftira atmak için anılması çok üzücüdür" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in ifadelerine tepki göstererek, "Alevi canlarımızın değerlerinin, ’yalan siyasetiyle’ partimize iftira atmak için bu şekilde anılması çok üzücüdür" ifadelerine yer verdi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ’AK Parti’nin mantığı ’cemevi, cümbüş evi’ dedikleri için cemevini Kültür Bakanlığına bağladılar’ sözü siyasi bir bühtandır. Biz Alevi canlarımıza dönük böyle çirkin yakıştırmaları nefret söylemi sayarız ve kökten reddederiz. AK Partimiz bu çirkin ve yakışıksız sözlerle yan yana getirilemez. Böylesi siyasi iftiraların muhalefet yapmakla ilgisi yoktur. Alevi canlarımızın değerlerinin, ’yalan siyasetiyle’ partimize iftira atmak için bu şekilde anılması çok üzücüdür. Herkes sorumlu siyaset yapmalıdır. Vatandaşlarımızın değerleri asla siyasi polemik konusu yapılmamalıdır. Cumhurbaşkanımız ve AK Partimiz ile Alevi canlarımız arasındaki köklü ve derin muhabbete kimse gölge düşüremez. Yine dün CHP tarafından iktidarımıza ’gayrı milli’ denmesi, tümüyle gayrımeşrudur. Çok partili hayata geçtiğimizden beri ’milli stratejilerin’ devlet hayatımızda en güçlü şekilde kurumsallaştığı bir dönemdeyiz. Cumhurbaşkanımızın gerçekleştirdiği ’yerli ve milli özgüven devrimi’ dünyadaki tüm güç odaklarının dikkatle takip ettiği milli sonuçlar üretmeye devam etmektedir" ifadelerine yer verdi.
Selçuklu vizyonuyla eğitim yatırımları 2025’te de hız kesmedi
14 Aralık 2025 Pazar - 11:54 Selçuklu vizyonuyla eğitim yatırımları 2025’te de hız kesmedi Konya’nın merkez Selçuklu ilçe Belediyesi, 2025 yılı boyunca eğitim alanında gerçekleştirdiği yatırım ve projeler ile eğitim kalitesini daha da yükseltti. Başkan Ahmet Pekyatırmacı, "Eğitim konusu her zaman önceliğimiz olmaya devam edecek" dedi. Selçuklu Belediyesi 2025 yılında da eğitim yatırımlarını önceleyen projelere imza attı. İlçenin eğitim altyapısını güçlendirmek adına kapalı spor salonlarından modern sınıflı okullara kadar birçok eğitim yatırımı bu dönemde devam etti. Selçuklu Belediyesi Güzel Sanatlar Lisesi de modern ve fonksiyonel yapısı ile Selçuklu Belediyesi’nin eğitim alanındaki vizyonunu taçlandıran önemli bir eser oldu. Selçuklu Fen Lisesi Kapalı Spor Salonu ve Suni Çim Saha öğrencilerin kullanımına sunuldu 2025 yılının önemli yatırımlarından biri olan Selçuklu Fen Lisesi Kapalı Spor Salonu ve Suni Çim Saha Projesi, Kosova Mahallesi’nde yer alan Selçuklu Fen Lisesi’nin fiziki altyapısını güçlendirmek amacıyla hayata geçirildi. Hem eğitim hem de spor alanında ilçeye değer katan tesisin yapımı tamamlanarak öğrencilerin kullanımına sunuldu. Tesiste 4 farklı spor branşına hizmet verecek bir spor salonu, 2 adet soyunma odası, teknik alanlar ve duşlar bulunuyor. Zemin katta ise hentbol ölçeğinde bir spor salonu, 2 adet soyunma odası, bay-bayan öğretmenler odası ve duş alanları yer alıyor. Ahmet Çalık’ın ismi Konya Spor Lisesi Kapalı Spor Salonu ve Suni Çim Sahası’nda yaşatılacak Eğitim ve spor alanında hız kesmeden yatırımlarına devam eden Selçuklu Belediyesi, Konya Spor Lisesi’ne Konyasporlu futbolcu merhum Ahmet Çalık’ın ismini taşıyan Ahmet Çalık Kapalı Spor Salonu ve Suni Çim Sahası’nı kazandırdı. Tesisin resmi açılışı 8 Ekim 2025 tarihinde protokol üyeleri ve Ahmet Çalık’ın yakınlarının da katılımıyla gerçekleştirildi. Bodrum ve zemin kattan oluşan spor salonu, 9 bin 877 metrekare arsa alanı üzerinde 3 bin 331 metrekare inşaat alanına sahip. Yapının bodrum katında 4 adet küçük ölçekli spor salonu bulunurken, zemin katta hentbol sahası ölçeğinde tasarlanmış ana spor salonu, 176 kişilik tribün, skorbord, ışıklandırma ve ses sistemi yer alıyor. Ayrıca 2 adet soyunma odası, 2 adet öğretmenler odası ve çeşitli ihtiyaç alanları da tesis bünyesinde hizmet veriyor. Yazır Mahalle Külliyesi’nin yapımı devam ediyor Selçuklu Belediyesi Türkiye’ye örnek projelerinden biri olan mahalle külliyesi uygulamasına bir yenisini daha eklemeye hazırlanıyor. İlki Hacıkaymak Mahallesi’ne kazandırılan ve büyük ilgi gören mahalle külliyesinin ikincisi Selçuklu Belediyesi ve hayırsever iş birliğinde Yazır Mahallesi’nde hayata geçiriliyor. Mart ayında protokolü imzalanarak kısa süre içinde tesisin yapımına başlanan cami merkezli külliye projesinde 4/6 yaş çocuklara eğitim sunacak olan Mahalle Mektebi de yer alacak. Külliyede çocukların gelişimine yönelik birçok birim de yer alacak. Bu kapsamda Elif Ba, oyun ve faaliyet, sahne sanatları, el becerileri ve sanat atölyelerinin yanı sıra yemekhane, yönetim odası ve diğer fonksiyonlar yer alacak. Türkiye’nin en kapsamlı ve modern liselerinden biri olacak Selçuklu Belediyesi Güzel Sanatlar Lisesi’nin yapımı tamamlandı Selçuklu Belediyesi, sanata ve eğitime verdiği önemi bir kez daha göstererek Türkiye’nin en kapsamlı ve modern liselerinden biri olan Güzel Sanatlar Lisesi’nin yapımını tamamladı. Yenilikçi tasarımı ve güçlü teknik donanımıyla öne çıkan okul, sanat alanında yetenekli gençleri yetiştirerek Selçuklu’nun kültür hayatına yeni bir soluk getirmeye hazırlanıyor. Yetenekli gençlerin umut ışığı olacak ve alanlarında keşfedilmesini sağlayacak olan okul, 10 bin 885 metrekare alana inşa edildi. Bodrum, zemin ve 1 kattan oluşan yapı, bünyesinde 16 adet kültür dersliği, 2 adet laboratuvar, 11 adet atölye, 7 adet müzik dersliği, 34 adet bireysel çalışma odası, kütüphane, kantin, çok amaçlı salon, sergi alanı, müze, 450 kişilik konferans salonu ve fuaye alanını bulunduruyor. Başkan Pekyatırmacı: "Eğitime yapılan yatırım geleceğe yapılan yatırımdır" 2025 yılında da eğitime önemli katkılar sağladıklarını ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Çocuklarımızın ve gençlerimizin daha donanımlı ve özgüvenli bir geleceğe hazırlanması için tüm imkânlarımızı seferber ettik. Eğitim konusu her zaman önceliğimiz oldu ve bundan sonraki süreçte de önceliğimiz olmaya devam edecek. Bu kapsamda okul öncesinden ilk ve ortaokula, liseden yükseköğrenime kadar eğitimin tüm aşamalarında elimizi taşın altına koyuyoruz. Okullarımızın bina yapımından spor salonu yapımına; teknik ekipmanlarından tefrişatına; çevre düzenlemelerinden bakım ve onarımına kadar tüm ihtiyaçlarını karşılamaya özen gösteriyoruz. Tüm bunların yanı sıra, okul dışı öğrenme ortamlarıyla da çocuklarımızın bir taraftan kendilerini tanımalarına, diğer taraftan bilgi ve becerilerini geliştirmelerine katkı sunuyoruz. Aydınlık geleceğimizin teminatı olan yavrularımızın en iyi imkânlardan faydalanması adına 2025 yılında da sahada bunun en güzel örneklerini ortaya koyduk. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiğimiz her eser, geleceğin parlak nesillerinin yetişmesine imkan sağlayacak. Selçuklu’yu eğitimin önemli bir merkezi konumuna taşıyan bu çalışmalarımızın eğitim camiamıza ve çocuklarımıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi.