POLİTİKA
26 Mart 2026 Perşembe - 17:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır" AK Parti’nin, Akif İnan’ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin’de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.
26 Mart 2026 Perşembe - 16:51 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır" AK Parti’nin, Akif İnan’ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin’de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.
26 Mart 2026 Perşembe - 16:46 TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı Dönmez: "Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır" TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, "Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır" dedi. Dönmez, TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı rapor ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Komisyonun kuruluş süreci, çalışma dönemi ve raporun hazırlanış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dönmez, "Bugün burada yalnızca bir raporun tamamlanışını değil; Türkiye’nin dijital çağdaki konumuna dair stratejik bir iradenin somutlaşmasını konuşuyoruz çünkü yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji başlığı değildir. Yapay zeka; ekonomik rekabetin belirleyicisi, ulusal güvenliğin çarpanı, toplumsal dönüşümün hızlandırıcısıdır. Ve en önemlisi; veri çağında egemenliğin yeni tanımıdır. Raporumuzun temel yaklaşımı nettir: Türkiye, yapay zeka alanında sadece uygulayıcı ya da tüketici değil; geliştiren, düzenleyen ve küresel normlara katkı sunan bir aktör olmalıdır. Bir G20 üyesi olarak hedefimiz yalnızca ekonomik büyüklüğümüzle ilk 20 içinde yer almak değildir. Hedefimiz; teknoloji üretim kapasitemiz, dijital altyapımız ve insan kaynağımızla da ilk 20 içinde kalıcı bir şekilde konumlanmaktır. Bu bir prestij meselesi değildir. Bu; rekabet gücü, stratejik bağımsızlık ve gelecek vizyonu meselesidir. Biz, ‘Teknolojiyi tüketen değil, üreten Türkiye’ idealini yapay zeka alanında da hayata geçirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Yapay zekanın büyük fırsatlar sunduğu kadar ciddi riskler de barındırdığını vurgulayan Dönmez, "Algoritmik ayrımcılık, veri güvenliği ihlalleri, mahremiyet sorunları, istihdam dönüşümü ve etik sınırlar; mutlaka doğru yönetişim mekanizmalarıyla ele alınmalıdır. Komisyonumuz; etik standartların belirlenmesi, risk temelli regülasyon modeli geliştirilmesi ve kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesi yönünde somut öneriler ortaya koymuştur. Bizim yaklaşımımız yasaklayıcı değil; düzenleyici ve dengeleyicidir. Amacımız inovasyonu boğmak değil; güven ortamı oluşturarak sürdürülebilir bir ekosistem inşa etmektir" dedi. "Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır" Yapay zeka alanında atılacak her adımın insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri, adaleti ve şeffaflığı merkeze almak zorunda olduğunu dile getiren Dönmez, "Bu rapor; teknolojik ilerleme ile demokratik değerler arasında güçlü bir denge kurma çabasının ürünüdür. Komisyon çalışmalarımız boyunca gördüğüm en kıymetli husus şudur: Türkiye’nin geleceği söz konusu olduğunda, ortak akıl ve ortak sorumluluk bilinci güçlüdür. Bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça ifade etmek isterim; Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır. Türkiye, dijital dönüşümün sadece tüketicisi değil; üreticisi ve düzenleyicisi olacaktır. Türkiye, insan odaklı yapay zeka yaklaşımıyla bölgesel bir güçten küresel bir öncüye doğru kararlılıkla ilerleyecektir" şeklinde konuştu.
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan "Türkiye satın alma gücü itibarıyla milli gelire bakıldığı zaman dünyada bu sene sonunda 11. sıraya yerleşecek"
13 Aralık 2025 Cumartesi - 23:50 İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan "Türkiye satın alma gücü itibarıyla milli gelire bakıldığı zaman dünyada bu sene sonunda 11. sıraya yerleşecek" "Türkiye Yüzyılında Erzincanlı İş İnsanlarının Misyonu" programında konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Türkiye satın alma gücü itibarıyla milli gelire bakıldığı zaman dünyada bu sene sonunda 11. sıraya yerleşecek" dedi. İstanbul Beyoğlu’nda bir otelde "Türkiye Yüzyılında Erzincanlı İş İnsanlarının Misyonu" programı gerçekleştirildi. Programda konuşan Necmeddin Bilal Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, 21. yüzyıl dünyasına Türkiye’nin damga vurması iddiasının adı aslında. Tabii Türkiye Yüzyılı hedeflerini düşünürken, bu kadar iddialı hedeflere ulaşabilir miyiz diye düşünenler için bazı verilere bakmak lazım. Türkiye 25 sene önce aşağı yukarı 67, 68, 70 milyonluk Türkiye’ydi. Milli gelirimiz 200 milyar dolardı, kişi başına 3 bin dolar civarındaydı. Toplam 200 milyar dolar kadar bir milli gelirimiz var. Geldiğimiz nokta ne oldu? 86 milyonluk Türkiye milli gelir bir buçuk trilyon dolar. 200 milyar dolar nerede, bir buçuk trilyon dolar nerede. Yani 7 kattan fazla büyümüş bir Türkiye. Kişi başına milli gelir 3 bin dolarlardan bu sene itibarıyla neredeyse 18 bin dolara gelecek. Türkiye satın alma gücü itibarıyla milli gelire bakıldığı zaman dünyada bu sene sonunda 11. sıraya yerleşecek" dedi. "23 yılda yüzde 5,4 büyümüşüz" Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "23 yılda ortalama yüzde 5,4 büyümüşüz. Bu 23 yılda neler oldu? Böyle küçük bir özet yapsak. Yüzyılın en büyük global ekonomik krizi, darbe girişimi, 17-25 Aralık olayları, iki günde iki tane inanılmaz büyüklükte asrın felaketi dediğimiz 15 milyon kişiyi etkileyen deprem, pandemi, bölgedeki savaşları düşünün. Yani Irak, Suriye, Ukrayna, Gürcistan, Mısır ve bölgedeki bütün bu karışıklık. Bütün bunlar olurken, 23 yılda yüzde 5,4 büyümüşüz. Bütün dünya yüzde 3,3 büyürken. Yani 200 milyardan bir buçuk trilyona böyle çıkıyoruz. Türkiye’nin ne kadar çok gücünün, enerjisinin, potansiyelinin olduğunu görmek için daha neyi görmemiz lazım." Programa, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Hazine ve Maliye Bakanı Yardımcısı Osman Çelik, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Gündüz, eski futbolcu Mesut Özil ve iş adamları katıldı.
Bakan Bayraktar: "Filomuza geçen yıl kattığımız yeni yüzer üretim platformumuz ’Osman Gazi’yle günlük üretim kapasitemizi 2026 yılında 20 milyon metreküpe çıkaracağız"
13 Aralık 2025 Cumartesi - 20:52 Bakan Bayraktar: "Filomuza geçen yıl kattığımız yeni yüzer üretim platformumuz ’Osman Gazi’yle günlük üretim kapasitemizi 2026 yılında 20 milyon metreküpe çıkaracağız" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Filomuza geçen yıl kattığımız yeni yüzer üretim platformumuz ’Osman Gazi’yle günlük üretim kapasitemizi 2026 yılında 20 milyon metreküpe çıkaracağız. 2028 yılında 2’nci yüzer üretim tesisimizle bunu 40 milyon metreküpün üzerine çıkaracağız ve merak etmeyin, bu gemilerin sadece adlarını değiştirmedik; bu gemilerimizde çalışan kendi çocuklarımız, bugün yerlilik yüzde 30’dan yüzde 70’lerin üzerine çıktı. Yani bizim gemilerimizde bin 100 çalışanımız var, bunların içerisinde Fatihler var, Yavuzlar var, Abdülhamitler var, Süleymanlar var, Alparslanlar var" dedi. Bakan Bayraktar, 2026 Merkezi Yönetim ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve milletvekillerine sunum yaptı. Bayraktar, madencilik sektörünün ekonomik büyümeye katkısı olduğu kadar istihdama ve bölgesel kalkınmaya da önemli katkılar sağladığını söyleyerek, "150 bin maden emekçimiz, ülkemizin dört bir yanında alın teri dökmekte, üretimimizin gücüne güç katmaktadır. Madencilik faaliyetlerinde, iş sağlığı, işletme ve çevre güvenliğini artırmak için arama ve üretim süreçlerinin her aşamasında etkin denetimler gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda, 2025 yılı Kasım sonu itibarıyla aylık ortalama 775 saha denetimi yaptık. Bu dönemde bin 578 firmaya idari para cezası uyguladık. Ayrıca 2 bin 225 adet faaliyet durdurma tedbiri aldık. Diğer taraftan, madencilik faaliyetlerinin çevreyle uyum içerisinde yürütülmesi için Temmuz ayında yapılan düzenlemeyle, yatırımcıların rehabilitasyon yükümlülükleri artırılmış ve rehabilitasyon çalışmalarının madencilik faaliyetiyle eş zamanlı yürütülmesi zorunlu hale getirilmiştir. Ayrıca, ruhsat sahiplerinden tahsil edilen rehabilitasyon bedelinin iki katının üzerine çıkarılması ve bu bedelin nemalandırılması ile rehabilitasyon faaliyetlerinin uygulanabilirliği sağlanmıştır. Madencilik yapılan sahaların doğaya yeniden kazandırılması konusundaki hassasiyetimizin bir sonucu olarak, bugüne kadar 18 bin futbol sahası büyüklüğündeki alan rehabilite edilmiş ve yaklaşık 24 milyon ağaç dikilmiştir" ifadelerini kullandı. Bayraktar, 2024 yılında altın dahil maden ithalatının 32 milyar dolar olduğunu kaydederek, "Bu alandaki dışa bağımlılığımızı düşürmek için, maden üretimimizi her geçen yıl artırıyoruz. 22 yıl önce Gayrisafi Yurtiçi Hasıla içinde bugünkü fiyatlarla 117 milyar TL olan madencilik sektörünün hacmini 2024 yılında 529 milyar TL’ye; maden ihracatımızı da aynı dönemde 7 kat artırarak 6 milyar dolara çıkardık. Dünya rezervinin büyük bir kısmına sahip olduğumuz bor madeninde, 2024 yılında 2,5 milyon ton satışla 1,3 milyar dolarlık gelir elde ederek rekor kırdık. İnşallah 2025 yılını da benzer seviyelerde tamamlayacağız. Nadir Toprak Elementleri modern teknolojilerin ve yeşil dönüşümün temel unsurlarından biridir. Enerji dönüşümünün hızlandığı, dijitalleşmenin vazgeçilmez bir hale geldiği dünyada, nadir toprak elementlerine sahip olmak, yalnızca bir maden zenginliği değil; ülkelerin en önemli stratejik güç alanlarından biri hâline gelmiştir. Elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji sistemleri, gelişmiş uzay ve savunma teknolojileri gibi birçok alandaki ilerlemeler Nadir Toprak Elementlerine olan ihtiyacı artırmıştır. Bizler; Nadir Toprak Elementlerindeki bu yükseliş trendini yıllar öncesinden tespit ederek, potansiyelimizin olduğu bölgelerdeki çalışmalarımıza hız verdik. Bu kapsamda, Eskişehir Beylikova’da 125 bin metreden fazla sondaj yaparak 694 milyon tonluk, dünyada tek sahada en büyük ikinci rezervi keşfettik. Akabinde, pilot tesisimizi 2023 yılı Nisan ayında devreye aldık. 570 bin ton kapasiteli endüstriyel tesisin temelini de önümüzdeki yıl atmayı hedefliyoruz. Bu kaynağı milli menfaatlerimize en uygun şekilde, devlet eliyle işletecek ve en katma değerli şekilde ekonomimize kazandıracağız" şeklinde konuştu. Doğal gaz tüketiminde Türkiye’nin dördüncü büyük ülkesi olduğunu belirten Bayraktar, "Bu yüksek tüketimi mümkün olduğunca kendi kaynaklarımızdan karşılamak için yurt içinde ve yurt dışında arama ve üretim faaliyetlerimizi artırıyoruz. Yurt içi ve yurt dışındaki kara ve deniz sahalarımızda günlük doğal gaz üretimimizi 22 milyon metreküpün üzerine çıkarak üretim rekoru kırdık. Bu üretim seviyesi, konut tüketiminin yüzde 42’sine, sanayi tüketiminin yüzde 63’üne, toplam doğal gaz talebinin ise yüzde 15’ine karşılık gelmektedir. Ayrıca, enerji altyapımızı geliştirmek adına birçok önemli yatırımı hayata geçiriyoruz. Devreye aldığımız doğal gaz iletim ve dağıtım hatları, yer altı depolama tesisleri, LNG terminalleri ve Yüzer Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Üniteleri (FSRU) ile doğal gaz altyapımızı güçlendirdik. Bu süreçte yalnızca yerli üretim kapasitemizi artırmakla kalmadık, aynı zamanda kaynak ülke ve tedarik güzergahlarımızı da çeşitlendirdik. Özellikle LNG alanında yaptığımız yatırımlar sayesinde, günlük gazlaştırma kapasitemizi beş katına çıkararak 161 milyon metreküpe ulaştırdık. Bugün, doğal gaz tüketimimizin neredeyse yarısını LNG tedarikiyle karşılayabilir durumdayız. Önümüzdeki dönemde bu kapasiteyi günlük 200 milyon metreküpe yükselteceğiz. Bu çalışmalarımızla Türkiye’yi yalnızca kendi talebini karşılayan bir ülke olmaktan çıkararak bölgesindeki ülkelere doğal gaz ihraç edebilen bir merkez ülke haline getiriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, sahip olduğumuz petrol ve doğal gaz potansiyelinin ortaya konması, yeni keşifler yapılması ve üretim kabiliyetimizin artırılması adına dünyada sayılı enerji filolarından birini kurduk. Kısa süre önce filomuza ilave iki adet yedinci nesil ultra derin deniz sondaj gemisi kazandırdık. Bu gemilerden ilki Eylül ayında ikincisi ise bu ayın başında mavi vatanımıza ulaşmıştır. Böylece, altı sondaj gemisi, iki sismik araştırma gemisi ve destek unsurlarıyla birlikte, Türkiye’yi dünyanın en büyük dördüncü arama ve üretim filosuna sahip ülkesi konumuna getirdik. Karadan 170 kilometre açıkta ve 2 bin 100 metre deniz derinliğinde, deniz tabanından sonra ilave 2 bin 500-3 bin metre sondajla bulduğumuz gazı 3 yıl gibi kısa bir sürede karaya çıkardık ve vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Millî filomuzla sürdürdüğümüz çalışmalar kapsamında, 2025 yılı içinde güncel ekonomik değeri yaklaşık 37 milyar dolar olan 92 milyar metreküpün üzerinde yeni doğal gaz rezervi bulduk. Sakarya Gaz Sahası’nda üretimimizi artırmaya yönelik çalışmalarımıza hız verdik. Bir yıl önce günlük 7 milyon metreküp olan üretimimizi 9,5 milyon metreküpe çıkardık. Böylece sadece son bir yılda sağladığımız bu üretim artışıyla ilave bir milyondan fazla evin ihtiyacını yerli doğal gazdan karşıladık. Filomuza geçen yıl kattığımız yeni yüzer üretim platformumuz ’Osman Gazi’yle günlük üretim kapasitemizi 2026 yılında 20 milyon metreküpe çıkaracağız. 2028 yılında 2’nci yüzer üretim tesisimizle bunu 40 milyon metreküpün üzerine çıkaracağız ve merak etmeyin, bu gemilerin sadece adlarını değiştirmedik; bu gemilerimizde çalışan kendi çocuklarımız, bugün yerlilik yüzde 30’dan yüzde 70’lerin üzerine çıktı. Yani bizim gemilerimizde bin 100 çalışanımız var, bunların içerisinde Fatihler var, Yavuzlar var, Abdülhamitler var, Süleymanlar var, Alparslanlar var" dedi. Bayraktar, konuşmasına şöyle devam etti: "Türkiye’yi enerjide tam bağımsız bir geleceğe taşıma gayesiyle, Karadeniz’in derinliklerinden Gabar’ın zirvesine kadar kararlılıkla çalışıyoruz. Dışa bağımlılığımızın yüksek olduğu petrol alanında, Şırnak Gabar’da tarihimizin en büyük petrol rezervini keşfettik. Yürüttüğümüz yoğun çalışmalarla, Ankara-Edirne otoyolu uzunluğuna tekabül eden yaklaşık 700 kilometrelik yol ağı inşa ettik. Geçen yıl bu zamanlarda Gabar’da günlük 61 bin varil petrol üretirken, bugün günlük 81 bin varil üretime çıktık. Gabar sahasındaki bu başarı, yalnızca üretim rakamlarıyla sınırlı değil. Sahadaki faaliyetlerimiz kapsamında 3 bin 500’ün üzerinde çoğunluğu Şırnaklı olmak üzere genç kardeşlerimize iş imkânı oluşturduk. Bölgenin istihdamına önemli bir katkı sağladık. Terörsüz Gabar’da hayata geçirdiğimiz bu proje ile Terörsüz Türkiye’nin ne kadar eşsiz fırsatları beraberinde getirdiğinin bir örneğini aziz milletimize gösterdiğimize inanıyorum."
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Deprem öncesinde kamu hastanelerinde 23 bin 733 yatak bulunmaktayken bugün yüzde 16 artarak 27 bin 503’e çıkmıştır"
13 Aralık 2025 Cumartesi - 20:11 Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Deprem öncesinde kamu hastanelerinde 23 bin 733 yatak bulunmaktayken bugün yüzde 16 artarak 27 bin 503’e çıkmıştır" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Deprem öncesinde kamu hastanelerinde 23 bin 733 yatak bulunmaktayken bugün bu sayı yüzde 16 artarak 27 bin 503’e çıkmıştır" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 2026 Merkezi Yönetim ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve milletvekillerine sunum yaptı. Memişoğlu, yurt dışından Türkiye’ye dönen hekim sayısının 249 olduğunu ve bunların sağlık sistemine yeniden başladığını söyledi. Memişoğlu, "943 hastanemiz, 8 bin 300 aile sağlığı merkezimiz, bin 237 laboratuvarımız, 973 toplum sağlığı merkezimiz, 137 ağız ve diş sağlığı merkezimiz, 327 sağlıklı hayat merkezimiz, 592 diyaliz merkezimiz ve 191 ruh sağlığı merkezimiz toplumun her noktasına ulaşan güçlü bir sağlık altyapımızı biliyorsunuz. Son 23 yılda mevcut hastanelerimizin yüzde 80’ini yeniledik veya yeniden yaptık. Birinci basamak sağlık hizmetlerini toplum sağlığının temel direği olarak çok daha güçlü bir yapıyla sunuyoruz. Aile sağlığı merkezleri, sağlıklı hayat merkezleri ve toplum sağlığı merkezlerinden oluşan birinci basamak yatırım programımız kapsamında toplam sağlık tesisimiz bulunmaktadır" ifadelerini kullandı. Memişoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: "435 sağlık tesisinin 165 inşaat çalışmaları devam ediyor. 234 proje ve arsa aşamasındayken 36’sı ihale aşamasına gelmiştir. 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerimizde sağlık hizmetlerini sürdürmenin yanında bölgenin yeniden ayağa kalkması için kalıcı sağlık altyapı yatırımlarını da hızlandırdık. Toplam 40.8 milyar liralık yatırım yaptık ve 109 sağlık tesisini tamamladık. Deprem öncesinde kamu hastanelerinde 23 bin 733 yatak bulunmaktayken bugün bu sayı yüzde 16 artarak 27 bin 503’e çıkmıştır." Şehir hastanelerinin yalnızca yatak sayılarla değil yüksek teknolojiye sahip altyapıları, modern tıp cihazları, donanımlı ameliyathaneleri ve geniş yoğun bakım kapasiteleriyle öne çıktığını belirten Memişoğlu, "Her biri birer sağlık kampüsü olarak planlanan bu tesisler dünyanın sayılı sağlık yatırımları arasında yer almakta ve Türkiye’nin sağlıkta fark oluşturan gücünü temsil etmektedirler. Bu büyük yatırımları hayata geçirirken kamu özel eş birliği modeli sağlık altyapısında sürdürülebilir yatırımı ve yüksek hizmet kalitesinin önemli bir aracı olmuştur. Önümüzdeki dönemde de vatandaşımıza doğrudan fayda sağlayan kamu kaynaklarımızı en etkin biçimde kullanan farklı finansman modellerini değerlendirmeye devam edeceğiz. Vatan taşımıza hangisi daha fazla katkı sunuyorsa biz bu yöntemi hayata geçirmeye kararlıyız" şeklinde konuştu. Memişoğlu, bebek ölümlerine ilişkin de bilgi vererek, "2002 yılında bin canlı doğumda 31.5 olan bebek ölüm hızını 2024 yılında 8.4’e kadar düşürdük. Sayın Emine Erdoğan hanımefendilerin himayelerinde 2024 tarihinde başlattığı normal doğum eylem planının neticesinde primer sezaryen oranını ilk kez düşürdük. Primer sezaryen oranı sadece son bir yılda yüzde bir düşüş sağladık. Ayrıca 3 bin 400 koordinatör eve ve bin 524 gebe okuluyla anne adaylarını bilinçli şekilde doğuma hazırlıyoruz. Gebenin hamilelik ve doğum sürecinde öğreneceği, bilgileneceği annelik yolculuğu mobil uygulamasını hayata geçirdik" ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özel: "Asgari ücret veren için 29, alan için 39 bin lira olmalı"
13 Aralık 2025 Cumartesi - 18:04 CHP Genel Başkanı Özel: "Asgari ücret veren için 29, alan için 39 bin lira olmalı" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Kayseri’de düzenlenen mitingde, "Asgari ücret; niyet edildiği gibi 27-28 bin TL değil 39 bin TL olmalı. Veren için 29, alan için 39 bin lira olmalı, verenin de içi rahat etmeli, alanın da yüzü gülmelidir" dedi. Kayseri Cumhuriyet Meydanı’nda partililere seslenen Özgür Özel, 35 yıldır Kayseri’de seçim kazanamadıklarını ancak son seçimde 4 belediye kazandıklarını söyledi. Kayserililere teşekkürlerini ileten Özel, "Bu şehirde 35 yıldır maalesef seçimleri kazanamadık. Ama hiçbir zaman Kayseri’ye kızmadık, kusuru Kayseri’de aramadık, bundan sonra da aramayız. Kayseri’nin iradesini yok sayıp darbe yapmaya kalkmadık, eksiği, kusuru kendimizde gördük. 2019 yılında Kayseri’nin hiçbir ilçesinde belediyemiz yokken son seçimlerde belediye sayımızı 4’e çıkardık. Akkışla’ya, Felahiye’ye, Pınarbaşı’na ve Sarız’a teşekkür ediyorum. 4 belediye başkanımız için sizlere teşekkür ediyorum. Onları size emanet etmiştik, siz de ilçelerinizi onlara emanet ettiniz. Şimdi size hizmet ediyorlar. Göreceksiniz yapılacak ilk seçimden sonra bu güzel hizmetler, Ankara’nın, İstanbul’un yüzünü güldüren, Türkiye’de 14 büyükşehrin göğsünü kabartan belediyecilik anlayışımız ilk seçimle birlikte ülkede iktidar olacak. Kardeşliği, eşitliği, zenginliği tabana yayacağız. Biz vergiyi tabana, refahı tavana değil biz vergiyi tavana, refahı tabana yayacağız. Hep birlikte kazanacağız" dedi. "Asgari ücretle mutlaka işverene prim desteği sağlanmalıdır" Asgari ücretin en az 39 bin TL olması gerektiğini ancak işverene de destek sağlanmasının önemli olduğunu aktaran Özel, "Asgari ücret AK Parti öncesi 7 çeyrek altın alıyordu, şimdi 2 çeyrek altın alıyor. En düşük emekli maaşı AK Parti öncesi 8 çeyrek altın alıyordu, şu anda 1 buçuk çeyrek altın alıyor. En düşük emekli maaşı AK Parti öncesi 8 çeyrek altın alıyordu. Asgari ücrete zam yapılacak. Bugün asgari ücret alan için çok düşük, bazı sektörlerde veren için çok yüksektir. Bunun için işverene mutlaka sosyal güvenlik prim desteği verilmelidir. Asgari ücret; niyet edildiği gibi 27-28 bin TL değil 39 bin TL olmalı. Veren için 29, alan için 39 bin lira olmalı, verenin de içi rahat etmeli, alanın da yüzü gülmelidir. 39 bin lira asgari ücret haktır, ancak buna mutlaka işverene prim desteği sağlanmalıdır. Devlet asgari ücretlinin arkasından çekilip onu patronun vicdanına bırakmaz. Kayseri’den söz veriyorum; gelecek ilk sandıkta bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacaktır" ifadelerini kullandı. 9 ay önce başlatılan imza kampanyasında 25.1 milyon imza toplandığını da açıklayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Türkiye’de 81 ilde, 973 ilçede sizlerin emekleriyle Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılmasını, erken seçim isteyenlerin imzalarını 9 ay boyunca topladık. Geçen hafta kurultayda saydık, 25.1 milyon imza. Türkiye’de; dünya siyaset tarihinin en büyük imza kampanyasına yüreğini koyanlara bir alkış. Türkiye’de seçmenlerin neredeyse yarısına yakınının imzası bu tırın içinde var" diye konuştu.
MHP Kemalpaşa, şehit aileleri ve gazilerle buluştu
13 Aralık 2025 Cumartesi - 17:33 MHP Kemalpaşa, şehit aileleri ve gazilerle buluştu Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kemalpaşa İlçe Başkanlığı tarafından geleneksel olarak düzenlenen kahvaltı programında, şehit aileleri ve gaziler bir araya geldi. Program, birlik ve beraberlik mesajlarının öne çıktığı anlamlı buluşmaya sahne oldu. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programa; MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, AK Parti Kemalpaşa İlçe Başkanı Dr. Metin Yaşar, Kemalpaşa Kaymakamı Musa Sarı, Cumhuriyet Başsavcısı Bahattin Bilen, Kemalpaşa Emniyet Müdürü Salih Şen, Jandarma Komutanı Mehmet Önder Ortoğlu, Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, kurum amirleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Programda ayrıca Kemalpaşa Şehit Aileleri ve Gaziler Yardımlaşma Derneği Başkanı Tuncay Kılıç da yer aldı. MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu ise programa telekonferans yoluyla katılarak katılımcılara hitap etti. Programın açılış konuşmasını MHP Kemalpaşa İlçe Başkanı Mustafa Gözütok yaptı. Gözütok şunları söyledi: "Bizim için vatan; mukaddes değerlerimizin hepsinin buluştuğu, imanımızın neşvünema bulduğu, hürriyet ve istiklalimizin sağlam temeller üzerine oturduğu, çocuklarımızın hür doğup hür yaşadığı kutlu topraklardır. Bu sebeple bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, bilhassa milletimizin birlik ve beraberliği için son derece önemli adımlar atmış, iç cephemizin tahkimatı için son derece dikkat çekici önlemler almıştır. ’Terörsüz Türkiye’, bu önlemlerin; yani ülkemizi bir ve bütün tutma gayretinin en önemli girişimlerinden biridir. Hiç kimse bunun altında bir şey arayamaz. Liderimizin halis niyetli ve kararlı tavrı karşısında kimse iftira atamaz, haddini aşamaz. Varlığını Türk varlığına hediye eden, aklı her zaman Türkiye olan liderimizin ’Terörsüz Türkiye’ konusundaki tavrı nettir, ilkeleri bellidir, teminatı açıktır. Pazarlık yoktur. Al-ver süreci yoktur. Ve hiç kimse şehit ve gazilerimizin aziz hatıralarını incitemeyecektir. Bu, Devlet Bahçeli sözüdür. Bu, Devlet Bahçeli imzasıdır." Tuncay Kılıç: "Tek millet, tek bayrak, tek vatan" Kemalpaşa Şehit Aileleri ve Gaziler Yardımlaşma Derneği Başkanı Tuncay Kılıç ise, "Bizler, yedi düvele karşı asırlardır süren varoluş mücadelemizde ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan’ şuurunu canıyla ve kanıyla perçinlemiş bu aziz milletin en onurlu temsilcileriyiz. Vatan dediğimiz bu topraklar yalnızca coğrafi bir sınır değil; şehitlerimizin al kanıyla sulanmış, her karışında iman ve aşk dolu mukaddes bir emanettir. Millet dediğimiz bu büyük aile ise tarihin en çetin sınavlarında bile sarsılmayan, birlik ve beraberlik ruhuyla ayakta duran ebedî bir çınardır" dedi. Veysel Şahin: "Hiç kimse şehitlerimiz üzerinden istismar parantezi açmaya kalkışmasın" MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin ise konuşmasında, "Hiç kimse şehitlerimiz üzerinden istismar parantezi açmaya kalkışmasın. Geçtiğimiz yıl 7 Ekim’de Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, ‘Müzakere yok, oyun kurmak yok, süreç yok; ya silahlar gömülecek ya da silahlarıyla birlikte gömülecekler’ diyerek Terörsüz Türkiye sürecini cesaretle ve kararlılıkla başlatmıştır" açıklamasına yer verdi. Tamer Osmanağaoğlu: "Yılmayacağız, yıkılmayacağız, mutlaka başaracağız" MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, katılımcılara telekonferans yoluyla hitap ederek şehitlik makamı ve terörle mücadele konularında değerlendirmelerde bulundu. Osmanağaoğlu şu açıklamalara yer verdi: "Şüphesiz şehitlik, Müslüman Türk milleti için en yüce makam, ulaşılacak en yüksek mertebedir. Kaldı ki şehitlerimizin peygamberlere komşu mesabesinde olduğu da şüphe götürmez bir gerçektir. Her şehidimizin, her gazimizin; samimi bir inançla, adanmış bir hayatla ve nihayetinde anıtlaşmış mücadeleleriyle kalbimizde müstesna bir yere sahip olduğu bir gerçektir. Bilinmelidir ki onlar bizim ilhamımız, iftiharımız, itibarımız ve istikbalimizdir. Kaldı ki şehitlerimiz; istiklal irademizin tescili, hürriyet meşalemizin sönmeyen ateşidir. Bugüne kadar ne şehitlerimizin muazzez ruhunu sızlatacak ne de onların emaneti olan ailelerimizi kaygılandıracak hiçbir oluşumun içinde olmadık. En ufak bir tereddüdün hasıl olacağı bir sürecin parçası olmadık. Biz; yolumuz hep alçakların içinden geçecek olsa da bağımsız kalmak için yiğitçe vuruşmayı tercih eden Devlet Bahçeli’nin yol arkadaşlarıyız. Terörsüz Türkiye mefkûremiz konusunda bugün vehim içinde olanlara, akıllarınca bizimle istihza etmeye kalkanlara verilecek tek bir cevabımız vardır: Bir hilal uğruna şehit düşen, yaşatmak için yaşamlarından vazgeçen vatan evlatlarının ülkülerine halel getirirsek kanımız kurusun. Terörsüz Türkiye sürecinin derdi buğday değil, tarlanın ta kendisidir. Hedefimiz dönemsel değil, ulvî bir hedeftir. Tavize ve teslimiyete asla boyun eğmeyeceğiz. Kimseyle bir al-ver sürecinde değiliz, pazarlık içinde değiliz. Dün ne dediysek bugün de aynısını söylüyoruz: Ya silahlar gömülecek ya da silahı tutanlar gömülecektir. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği gibi: ‘Yılmayacağız, yıkılmayacağız, mutlaka başaracağız."
MHP İl Başkanı Yurdagül, Ülkü Ocakları başkanları ile bir araya geldi
13 Aralık 2025 Cumartesi - 17:06 MHP İl Başkanı Yurdagül, Ülkü Ocakları başkanları ile bir araya geldi Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, Erzurum Ülkü Ocakları İl Başkanlığı tarafından organize edilen programda, mevcut ve geçmiş dönemlerde görev yapmış il ve ilçe Ülkü Ocakları başkanlarıyla bir araya geldi. Program, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu "Terörsüz Türkiye" ideali doğrultusunda bilgilendirme ve istişare amacıyla gerçekleştirildi. Ülkücülük beşikten mezara bir onurdur MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül yaptığı açıklamada, ‘Liderimize sadakat şerefimizdir ilkesiyle mücadele ettiğimiz Milliyetçi Ülkücü davamızda tüm kardeşlerimiz bizim başımızın tacıdır. Bu kapsamda kadim şehrimiz Erzurum’da geçmişten günümüze, kutlu yuvamız Ülkü Ocaklarımızda görev yapmış tüm başkanlarımızla bir araya gelerek, başta Terörsüz Türkiye olmak üzere bir çok konu üzerine istişarelerde bulunduk. Birlik, beraberlik ve davamıza sadakat ruhuyla gerçekleştirdiğimiz, bu istişare toplantısına katılım sağlayan tüm ülküdaşlarımıza şükranlarımı sunuyor, programın gerçekleşmesini sağlayan Erzurum Ülkü Ocakları İl Başkanımız, değerli kardeşim Mevlüt Özcan’a teşekkür ediyorum’ dedi. Liderimize sadakat şerefimizdir Erzurum Ülkü Ocakları İl Başkanı Mevlüt Özcan ise ‘Liderimize sadakat şerefimizdir ilkesiyle mücadele ettiğimiz Milliyetçi Ülkücü davamızda tüm kardeşlerimiz bizim başımızın tacıdır. Bu kapsamda kadim şehrimiz Erzurum’da geçmişten günümüze, kutlu yuvamız Ülkü Ocaklarımızda görev yapmış İl Ocak başkanlarımız Semt ve ilçe Ocak başkanlarımızla bir araya gelerek, başta Terörsüz Türkiye olmak üzere bir çok konu üzerine istişarelerde bulunduk. Birlik, beraberlik ve davamıza sadakat ruhuyla gerçekleştirdiğimiz, bu istişare toplantısına katılım sağlayan Milliyetçi Hareket Partisi il başkanımız sayın Adem Yurdagül beyefendiye ve tüm ülküdaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum’ dedi.
AK Parti Kayseri Teşkilatı’ndan Özgür Özel’e yYanıt: "Algı değil, belgeler konuşsun"
13 Aralık 2025 Cumartesi - 16:44 AK Parti Kayseri Teşkilatı’ndan Özgür Özel’e yYanıt: "Algı değil, belgeler konuşsun" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Kayseri’de düzenlenen mitingde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti teşkilatına yönelik sözlerine, AK Parti Kayseri teşkilatından sert tepki geldi. Yapılan açıklamada, muhalefetin söylemlerinin algı üretmeye yönelik olduğu belirtilerek, siyasetin sloganlarla değil somut belgelerle yapılması gerektiği vurgulandı. AK Parti Kayseri teşkilatı adına yapılan açıklamada; CHP yönetiminin açıklamalarının kamuoyunda güvenilirliğini yitirdiği ifade edilerek, "Tüm Türkiye biliyor ki, CHP yönetiminin yaptığı açıklamaların büyük bölümü ya gerçeği yansıtmıyor ya da ciddi şüpheler barındırıyor" denildi. Açıklamada özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi; "Eğer matematiğinize ve söylediklerinize güveniyorsanız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki muhasebe kayıtlarını, ortaya çıkan dosyaları ve kamuoyuna yansıyan belgeleri detaylı şekilde inceleyin. O zaman neyin ne olduğu çok daha net anlaşılacaktır." AK Parti cephesi, ortada yalnızca iddia değil; dosyalar, kayıtlar ve görüntüler bulunduğunu vurgulayarak, tüm bunlara rağmen ‘hiçbir şey yok’ söyleminin siyaset değil, açık bir inkâr olduğunu ifade etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Kayseri mitinginde kullandığı, ’Tayyip Erdoğan ve çevresi 22=4 dese ben kerrat cetvelini kontrol ediyorum’ sözlerine de açıklamada net yanıt verildi. AK Parti Kayseri teşkilatı açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Sayın Özel, kerrat cetveli basit bir hesaptır. Biz de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bugüne kadar bu millete ne söylediğine ve ne kazandırdığına bakarız". Açıklamanın devamında asıl meselenin matematik değil, siyasi samimiyet olduğu vurgulanarak şu değerlendirme yapıldı; "Ortada dosyalar, iddialar ve görüntüler varken kendi belediye başkanlarınıza ‘hiçbir şey yok’ demek matematik mi, siyaset mi? Biz doğruya ‘doğru’ deriz. Siz yanlışa kılıf ararsınız. Fark budur." Açıklama; "Milletin aklıyla alay edilmesine kimsenin tahammülü yok. Kamuoyunun gördüğü gerçekleri yok saymak, gerçeği değiştirmez" ifadeleriyle sona erdi.