POLİTİKA
07 Nisan 2026 Salı - 21:46 Bozbey’den boşalan koltuk için AK Parti’nin adayı belli oldu Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yolsuzluk iddiaları kapsamında tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının ardından, AK Parti’de başkanvekilliği süreci kapsamında aday adayları Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Genel Başkanvekili Efkan Ala ile bir araya geldi. Bursa’da, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yolsuzluk iddiaları kapsamında tutuklanmasının ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmasının ardından belediye yönetiminde yeni süreç başladı. Bu kapsamda Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde perşembe günü başkanvekilliği seçimi yapılacak. AK Parti’de aday belirleme süreci kapsamında dört meclis üyesi aday adayı, Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ile bir araya geldi. Yapılan görüşmelerin ardından AK Parti’nin başkanvekili adayı olarak Nilüfer Belediye Meclis Üyesi ve bir dönem Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Sözcülüğü görevinde bulunan Şahin Biba belirlendi. Cumhur İttifakı’nın belediye meclisinde çoğunluğu elinde bulundurması nedeniyle, perşembe günü yapılacak seçimde Şahin Biba’nın başkanvekili olarak seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Seçimin ardından Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yönetimin yeni başkanvekili ile devam etmesi bekleniyor.
07 Nisan 2026 Salı - 20:23 CHP lideri Özel: "Polisin 12-24 ve 12-36 çalışma saati bitmeli" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Polisin 12-24 ve 12-36 çalışma saati bitmeli. Fazla mesai ödemeli bir sisteme geçilmeli" dedi. Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasına Dünya Kupası’na 24 yıl aranın ardından katılmaya hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı tebrik ederek başlayan Özel, "Türkiye Futbol Federasyonu Başkanımızın davetleriyle Kosova’da milli takımın Dünya Kupası yolculuğuna eşlik etmek için orada olacaktık. Güne bu niyetle uyandık. Grup toplantımız yoktu. Ama 31 Mart tarihini iki yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi’nin, hatta Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihinin en büyük yerel seçim zaferinin yıl dönümünü zehretmek isteyenler, iki yıl önce kurulan sandıkta Bursa’yı alamayıp şimdi hakimin tokmağıyla, savcının cübbesiyle almak isteyenlerin yeni bir siyasete darbesiyle, bu sefer Bursa’nın iradesine darbesiyle uyandık. Maalesef devamında da bu dönemde hiçbir sorunu olmayan, beş yıl süreyle zaten sadece adaylık yapan, ondan önceki ilçe belediye başkanlığı döneminde belediyede bir şey bulamayanlar 500 kişiyi dolandırmış bir yalancı tanık, iftiracının ifadelerine sadece dayanarak Mustafa Bozbey’e, ailesine haysiyet suikastı yaptılar" diye konuştu. Yoğun bir çalışma ve direnme döneminde olduklarını ifade eden Özel, "Saldırılara karşı bir adım geri adımımız yoktur, çalışma konusunda da bir mazeretimiz yoktur. Belediye başkanlarımız kendi görev alanlarında bütün o silkelemelere, paranın yüzde 40’ının kesilmesine, kendinden önceki AKP’nin SGK’ya, vergi dairesine taktığı borcun faizle ödenmelerine rağmen çalışmaya devam ediyorlar. Çanakkale’deydik, Kuşadası’ndaydık, Bursa’daydık ve Kütahya’daydık. Çanakkale, Bursa ve Kütahya illerimizi de Kuşadası ilçemizi de Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları yönetti. Kimi gözaltındayken konuştum, kimi tutukluyken. İkisi görevinin başındaydı; Çanakkale ile Kütahya. Yaptıklarını gördüm, uzun uzun anlattık" dedi. "Türkiye’yi açık cezaevine çevirdiler" Türkiye’de iktidarın tehdit gördüğü herkesin tutuklu olduğunu söyleyen Özel, "2026 yılında Türkiye’yi bir rejime tehdit olanlar için açık cezaevine, tutuk merkezine çevirdiler. Ekrem İmamoğlu da belediye başkanlarımız, seçilmiş siyasetçiler, kıymetli bürokratlar da tutuklu. Hataylıların iradesiyle son kullandıkları oy ile yolladıkları milletvekili Can Atalay tutuklu. Selçuk Kozağaçlı’dan Mehmet Pehlivan‘a kadar avukatlar tutuklu. İşçi haklarını savunan sendikacı Mehmet Türkmen tutuklu. Gazeteci Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı ve 17 gazeteci tutuklu Türkiye’de. Köyünü, doğasını, zeytin ağaçlarını savunan İkizköylü Esra, o İkizköy’ün kadın muhtarının ninesiyle bir ağaçlarına sahip çıkan Esra Işık tutuklu. 19 Mart darbesinden sonra 301 öğrenci tutuklandı. Dün Çağdaş Gazeteciler Derneği’nde ödül aldı. Vatan Emniyet’teki işkencenin belgeseli var. Nasıl darp raporlarının sonradan değiştirildiği var. Askeri darbe dönemlerinde olmayan, önce darp raporu, sonra temiz raporunun dosyada değiştirildikleri var. İzledik, şaşırdık, kahrolduk" ifadelerini kullandı. "Polisin 12 - 24 ve 12 - 36 çalışma saati bitmeli. Fazla mesai ödemeli bir sisteme geçilmeli" Bu haftanın Polis Haftası olduğunu belirten Özel, "Öncelikle bugün İsrail Konsolosluğu’na bir silahlı saldırı girişimi oldu. Her türlü silahlı saldırıyı, şiddeti kınıyoruz. Hangi gerekçeyle ve kime yönlendirilirse yönlendirilsin, kınıyoruz. Yüreğimiz ağzımıza geldi. Kahraman polisimiz etkisiz hale getirdi. Biri herhalde ölü ele geçirilmiş, ikisi yaralı. İki polisimiz hafif yaralı, öyle bilgi aldım. Allah’tan şehidimiz yok. Bir kez daha Polis Haftası’nda kahraman Türk polisini sevgi ve saygıyla selamlıyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Maç olur, polis çalışır. Eylem olur, polis çalışır. Konser olur, polis çalışır. Pandemi olur, millet canıyla uğraşır, polis çalışır. Miting olur, polis çalışır. Sokağa çıkmak yasak olur, millet sokağa çıkmasın diye sokakta yine polis çalışır. Kimse çalışmaz, polis çalışır. Ama emeğinin karşılığını alamaz. İnanılmaz derecede zor bir görev icra diyorlar. 260 saat mesai, mobbing, ekonomik çıkmaz. Bunların hepsine son vermek gerekiyor. Polisin 12 - 24 ve 12 - 36 çalışma saati bitmeli. Fazla mesai ödemeli bir sisteme geçilmeli. Gece mesaisi sekiz saati geçmemeli. Sendikal haklar tanınmalı. Mülakat kalkmalı, liyakat olmalı. En önemli sorun; lojman ve kreş hakkı. Bilhassa büyükşehirlerde ve kiraların çok pahalı olduğu turizm şehirlerinde, hatta turizm ilçelerinde ve beldelerinde bu meseleler lojman sorunuyla çözülmeli" dedi. "Türkiye ikide bir rezervlerini yakıyor" ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa en hazırlıksız yakalanan ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen Özel, "Çok net ortada, kimsenin de bir itirazı yok. Çünkü Türkiye ikide bir rezervlerini yakıyor. Sonra yoksullaşma pahasına, yoksulların sırtına yük bindirme pahasına ve büyük gelir transferleri pahasına bu rezervleri yerine koymaya çalışıyor. 128 milyar dolarda da öyle olmuştu, geçen sene 60 milyar dolara mal olan İBB operasyonundan sonra da öyle oldu. Öyle olunca faizler düşerken düşemez oldu. Enflasyon inecekken inemez oldu. Maalesef İran savaşı geldiğinde de geçen sene 19 Mart’a harcanan rezervler yerine çok pahalıya konduğu için, manevra alanı, müdahale alanı olmaz oldu. Elimiz kolumuz bağlı şekilde yakalandık" ifadelerini kullandı. "Çiftçilere uygulanan haciz işlemleri durdurulmalıdır. Çiftçilere uygun kredi imkanları acilen sağlanmalıdır" En düşük emekli maaşının bir asgari ücret, asgari ücretin de 39 bin lira olmasını savunduklarını ifade eden Özel, "Bundan sonra da savunmaya devam edeceğiz. Emekliye bayram ikramiyesinin de bir asgari ücret olmasının arkasındayız. Bu konuda grubumuz bu hafta ne gerekiyorsa yapacak emekliler için. Kısaca ifade ediyorum. Eşel mobil devam etmelidir, yüzde 20’lik KDV yüzde 1’e düşürülmelidir. Çiftçilerin kredi borç faizleri silinmeli, anapara yapılandırılmalıdır. Çiftçilere uygulanan haciz işlemleri durdurulmalıdır, çiftçilere uygun kredi imkanları acilen sağlanmalıdır. Asgari ücret ve emekli maaşı dahil tüm ücretlere ara zam yapılmalıdır. Ücretlerin bu enflasyon yükünü taşıması artık mümkün değildir. Elektrik ve doğal gaz desteği hem esnafa, üreticiye, hem de yoksullara sağlanmalı, sosyal yardımda da hane gelirine göre kademeli değişen nakit destek sistemine derhal geçilmelidir" dedi. "Ara seçimin kaçınılmaz olarak yapılacağı dönemdeyiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Gündemimizde ara seçim de yok erken seçim de yok" şeklindeki sözlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Özel, "Biz DEM Parti’ye gittik, konuştuk, orada anlattık şimdi devam edecek. Net bir durum var ortada, önce bir ara seçim yapılacak mı yapılmayacak mı görelim. O ara seçimin yapılması için 30 milletvekiline, yani yüzde 5’in boşalmış olmasına ihtiyaç ilk 30 aydaydı. O tartışma dönemi bitti. Şimdi ara seçimin kaçınılmaz olarak yapılacağı dönemdeyiz. Son bir yıl olursa yapamayız. Bu ara seçim 1960’tan beri yapıldı. 1960’tan beri bundan İnönü kaçmadı, Demirel kaçmadı, Ecevit kaçmadı, Özal kaçmadı, Erbakan kaçmadı. Ara seçimin en geniş coğrafyada yapılmasını ister miyim? İsterim. Adımlar atar mıyım? Atarım" diye konuştu.
Bakan Göktaş: "2025 Aile Yılı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında topyekün seferberlik ruhu başladı"
20 Kasım 2025 Perşembe - 14:51 Bakan Göktaş: "2025 Aile Yılı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında topyekün seferberlik ruhu başladı" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "2025 Aile Yılı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında topyekün seferberlik ruhu başladı. Tüm kurumlarımız, yerel yönetimler, sivil toplum, akademi, iş dünyası ve gönüllüler samimi katkılarıyla bu vizyonu büyük bir harekete dönüştürdü" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğinde ‘Aile ve Kültür Sanat Sempozyumu’ düzenlendi. Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile kurumunun kültürel bir değer olduğuna dikkat çekerek, modern yaşam biçimlerinin aile yapısı üzerindeki dönüştürücü etkilerine işaret etti. Bakan Göktaş, dijital kültür, bireycilik ve tüketim odaklı yaşam tarzlarının aileyi hedef alan tehditler olduğunu söyledi. Bakan Göktaş ayrıca, demografik verilerle birlikte aile içi iletişim ve kuşaklar arası bağların zayıflamasına dair endişelerini dile getirdi. Sempozyum kapsamında aileyi kültürden sanata, mimariden dijital dünyaya kadar uzanan bir perspektifle değerlendireceklerini belirten Göktaş, ‘2025 Aile Yılı’ çerçevesinde ülke çapında başlatılan faaliyetlere atıfta bulunarak, aileyi merkeze alan kuşaklar arası dayanışma ve değer üretimi için yeni politika adımlarının atılacağını söyledi. "Kültürümüzün ve sanatımızın bütün büyük damarlarında hep ailenin izi vardır" Bakan Göktaş, aile unsurunun toplumun yapı taşı olduğunu belirterek, "Aile ve Kültür Sanat Sempozyumu ile medeniyetimizin asli unsuru olan aileyi ve geleceğe yön verecek politikaları tüm yönleriyle iki gündür ele aldık. İki gün boyunca kültür ve sanatın aileyi güçlendiren rolünü, dijital çağın fırsatlarını ve risklerini, gelecek nesillere aktaracağımız ortak değerleri geniş bir çerçevede değerlendirdik. Kültür ve Sanat Politikaları Kurulumuzun rehberliğiyle ele aldığımız konuları güçlü bir vizyona dönüştüren öncü rolünü özellikle vurgulamak isterim. Bu vesileyle el birliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu programa katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Gelenek ailede kök salar, kimlik evde şekillenir, merhamet evde öğrenilir. Sofra, birliğin ve muhabbetin mekanıdır. Kültürümüzün ve sanatımızın bütün büyük damarlarında hep ailenin izi vardır. Sözlü kültürden yazılı edebiyata, geleneksel mimariden modern sinemaya kadar her unsur aileyi hem değerlerimizi nesillere aktaran hem de kültürel yapıyı inşa eden kaynak olarak ele alır. Bu açıdan aileyi merkeze alan kültür politikaları aslında geleceğe yapılan en stratejik yatırımdır. Ancak aileyi kuşatan tehditler her geçen gün daha da artıyor. Bireyselleşme, yalnızlaşma, tüketim kültürü ve sanal bağımlılıklar, aile bağlarını ve demografik yapımızı sessizce aşındırıyor. Dijital mecralarda yayılan şiddet, istismar, siber zorbalık ve cinsiyetsizleştirme gibi zararlı akımlar aile yapımızı derinden sarsıyor. Bu tehditler karşısında aile, bizi dayanıklı kılacak kıymetli değerimizdir. Evlatlarımızı dijital çağın risklerinden koruyacak olan da, estetik, ahlak ve irfanla buluşturacak olan da köklü değerlerinden beslenen aile iklimidir" diye konuştu. "Aile ve Gençlik Fonu, gençlerimizin yuva kurma yolculuğunda onları destekleyen bir dayanaktır" Yeni evlenen çiftlere ‘Aile Yılı’ kapsamında yapılan yardımlardan da bahseden Bakan Göktaş, genç bireylere yönelik desteklere devam edeceklerini vurgulayarak, "2025 Aile Yılı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında topyekün seferberlik ruhu başladı. Tüm kurumlarımız, yerel yönetimler, sivil toplum, akademi, iş dünyası ve gönüllüler samimi katkılarıyla bu vizyonu büyük bir harekete dönüştürdü. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı, bu ortak gayretin ürünüdür. Aile Enstitümüz ve Nüfus Politikaları Kurulumuz, bu vizyonun stratejik ve sürdürülebilir temellerini güçlendiren iki önemli yeni kurumsal yapımızdır. Aile ve Gençlik Fonu, gençlerimizin yuva kurma yolculuğunda onları destekleyen, geleceğe daha güvenle adım atmalarını sağlayan güçlü bir dayanaktır. Doğum yardımları ve aile odaklı sosyal desteklerimiz, devletimizin her an vatandaşlarının yanında olduğunu gösteren önemli adımlardır. Memurlarımıza tanınan yarı zamanlı çalışma hakkı, aile içi dengeyi koruyan, çalışma hayatıyla aile hayatını uyumlu hale getiren kıymetli bir düzenlemedir. Ailelere ve gençlere sunulan çeşitli indirimler ve avantajlar, aile bütçesine doğrudan katkı sunan desteklerdir. Bugünkü sempozyumla Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, aileyi milletimizin asli taşıyıcısı olarak merkeze alan; kültür ve medeniyet anlayışımıza yön veren stratejik bir zemin oluşturdu. Bu süreçte yürüttüğümüz faaliyetler, etkinlikler ve saha çalışmaları, politikalarımızın vatandaşlarımızın nezdinde etkisini artırdı. Aileyi güçlendirmeye yönelik tüm bu adımlar, toplumun tüm kesimlerinde derin bir karşılık buldu. Bu anlamda "Aile Yılı" sadece bir takvim vurgusu değil, milletçe ortaya koyduğumuz birliğimizin, beraberliğimizin büyük bir dayanışmanın ilanı oldu. Bu gücü sahiplenme, ailenin bu topraklarda ne kadar köklü, ne kadar canlı bir değer olduğunu bir kez daha bütün açıklığıyla gösterdi" şeklinde konuştu. "Bizim medeniyetimiz yüzyıllardır aileyi merkeze alan köklü bir hikmet birikimi üzerine yükselmektedir" Türk toplumunda aile kavramının yüzyıllardır değişmediğini ve kültürel bozulmaya uğramaması için birtakım planları devreye sokacaklarını ifade eden Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye’nin aile ve dinamik nüfus yapısını sağlam temellere kavuşturan, uzun vadeli ve kararlı bir milli atılım olarak ülkemizin istikametini belirleyecektir. Bizim medeniyetimiz; yüzyıllardır aileyi merkeze alan köklü bir hikmet birikimi üzerine yükselmektedir. Tarih, bize hep şunu gösterdi; ailesi güçlü olan milletler, en zorlu dönemlerden güçlenerek çıkar. Çünkü aile; milletimizin ortak hafızasını taşıyan, devletimizin sürekliliğini belirleyen, dayanışmanın ilk ve en sağlam halkasıdır. Bu yüzden aileyi korumak, bizim için stratejik bir önceliktir. Kültür ve sanat, değerlerimizin taşıyıcısı olan ailemizi koruyan, destekleyen, güçlendiren bir yapıda olmalıdır. Bu yüzden tüm sanatçılarımıza eserlerini bu duyguyla üretmeleri çağrısında bulunuyorum. Kültür sanat dünyasının desteği ve gücüyle aileyi esas alan bu medeniyet hamlesini daha da taçlandırabiliriz." Düzenlenen programa Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir’in yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.
Merkezefendi ve Honaz belediyeleri ’Kardeş Şehir’ protokolü imzaladı
20 Kasım 2025 Perşembe - 14:02 Merkezefendi ve Honaz belediyeleri ’Kardeş Şehir’ protokolü imzaladı Merkezefendi Belediyesi ile Honaz Belediyesi arasında dayanışmayı büyütmek, yerel yönetimlerde iş birliğini güçlendirmek ve kentlerin potansiyelini birlikte geliştirmek amacıyla ‘Kardeş Şehir’ protokolü imzalandı. Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan ile Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek ‘Kardeş Şehir’ protokolünü imzaladı. Merkezefendi Belediyesi ve Honaz Belediyesi arasında imzalanan protokol ile iki belediye, kültürel, sosyal, ekonomik ve çevresel alanlarda ortak projeler yürütmeyi, bilgi ve deneyim paylaşımını artıracak. Kardeş şehir protokolü kapsamında önümüzdeki dönemde kırsal kalkınmaya yönelik projeler, ortak etkinlikler ve kültürel buluşmalar hedefleniyor. Başkan Doğan, "Yerel yönetimlerde dayanışmanın gücünü artırıyoruz" Kardeş şehir protokolünün her iki ilçeye de değer katacağını vurgulayan Başkan Doğan, "Geleceğe güvenle bakan, paylaşımı ve ortak üretimi esas alan bir belediyecilik anlayışıyla yolumuza devam ediyoruz. Bu iş birliği, hem ilçelerimizin gelişiminde yeni kapılar açacak hem de yerel yönetimlerde dayanışma kültürünü daha da pekiştirecek" diye konuştu. Başkan Kepenek, "Kültürel ve sosyal anlayışı geliştirerek, birlikte hayata geçireceğiz" Merkezefendi Belediyesi ve Honaz Belediyesi arasında imzalanan ’Kardeş Şehir’ protokolüyle iki belediye arasındaki iş birliğinin daha da güçlendirildiğini belirten Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, "İlçelerimizin ortak kültürel ve sosyal anlayışını geliştirecek, birlikte hayata geçireceğimiz projelere zemin hazırlayacak bu protokolün hayırlı olmasını diliyorum. Bu iş birliği sayesinde belediyecilik alanındaki bilgi ve deneyimlerimizi karşılıklı olarak paylaşarak, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda ilçelerimize değer katacak ortak çalışmalar yürütmeyi hedefliyoruz" dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Dünyanın en büyük yoksulluğu adalet yoksulluğudur"
20 Kasım 2025 Perşembe - 13:55 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Dünyanın en büyük yoksulluğu adalet yoksulluğudur" 26. Ulusal Çocuk Forumu dolayısıyla Ankara’da bulunan çocuk temsilcileriyle bir araya gelen Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Dünyanın en büyük yoksulluğu adalet yoksulluğudur" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis Başkanlık Divanı Toplantı Salonu’nda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile 26. Ulusal Çocuk Forumu dolayısıyla Ankara’da bulunan çocuk temsilcilerini kabul etti. Türkiye Çocuk Hakları koordinatörleri kabulde 26. Ulusal Çocuk Forumu Sonuç Bildirgesi’ni okudu. Kendisine takdim edilen bildirinin ardından konuşan Kurtulmuş, "Geçen sene de sizleri yine aynı bu salonda ağırlamıştık. Sizlerle gurur duyuyoruz. Sizleri Türkiye’nin ve dünyanın geleceği olarak görüyoruz. Hem büyük imkanların olduğu hem de büyük meydan okumalarının olduğu bir çağda yaşıyorsunuz. Bizlerin yaşadığı, büyüdüğü ve geliştiği dönemlerle kıyaslandığına çok daha hızlı bir dünyayı yaşıyorsunuz. Bizim birkaç senede gördüğümüz şeyi siz birkaç saat içerisinde karşılaşıyor onlarla yüz yüzey kalıyorsunuz. Bu gelişmelerin hiçbirisinden geri durmak, bunları yok saymanın da mümkün olmadığı bir dönemdeyiz. Dolayısıyla hem gelişmeleri çok iyi takip etmek ama aynı zamanda da gelişmelerin ortaya çıkarmış olduğu olumsuzluklardan da etkilenmeyecek bir şekilde tecrübelerimizi almak ve kendimizi geliştirmek durumundayız. Hiç şüphesiz dünyadaki bu kadar hızlı gelişmeyi sağlayan iki önemli etken birisi yüksek teknolojilerdeki akıl almaz hızla devam eden gelişmelerdir. Diğeri ise küreselleşme dediğimiz gelişme yani özellikle uygun teknolojilerin gelişmesiyle birlikte bilginin çok hızlı yayılma kabiliyetine sahip olması" ifadelerini kullandı. Bugün yeryüzündeki en önemli problemlerden birisinin bu kadar varlığın içerisinde bazı insanların büyük bir yoksullukla yaşıyor olması olduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Hiç şüphesiz dünyada gelir dağılımı adaletsizliği bölgeler arasındaki adaletsizlik, gelişme farklılıkları vesaire bütün bunlar var ama herhalde bana dünyanın en büyük yoksulluğu nedir diye sorarsanız dünyanın en büyük yoksulluğu adalet yoksulluğudur. Bugün dünya zıvanadan çıkmış bir vaziyette. Maalesef son derece adaletsiz bir dünyayı yaşıyoruz. Bunun en somut örneğine iki seneyi aşkı bir süredir Gazze’de karşılaşıyoruz. Sizin gibi umut dolu, gencecik çocukların hayattan koparıldığını biliyoruz. İnsanların ailelerinden koparılarak ailesiz kaldıklarını, eğitimsiz kaldıklarını, okulların yıkıldığını ve ne yazık ki dünyanın da buna seyirci kaldığını üzülerek takip ediyoruz" dedi.