POLİTİKA
Başkan Selmanoğlu: "AK Parti milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir" 18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:32:48 AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, "AK Parti, yalnızca bir siyasi hareket değil; milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir"dedi. Elazığ’ın Maden ilçesi ile Gezin bölgesinden bir grup vatandaş, düzenlenen programla AK Parti saflarına katıldı. Gerçekleştirilen katılım programında yeni üyelik işlemleri yapılırken, birlik ve beraberlik mesajları verildi. Yeni üyelerle buluşma programına Ak Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekilleri Prof. Dr. Erol Keleş ve Ejder Açıkkapı, Merkez İlçe Başkanı Hasan Çalışkan ve Gençlik Kolları Başkanı Koray Adsız ile teşkilat mensupları katıldı. Programda yeni üyelik müracaatında bulunan vatandaşlar ile istişare edilerek, AK Parti’nin Elazığ genelinde büyümeye devam ettiği vurgulandı. AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, "Bugün Maden ve Gezin bölgemizden aramıza katılan kıymetli hemşehrilerimizle birlikte teşkilatımızın gücünü arttırmış bulunuyoruz. AK Parti, yalnızca bir siyasi hareket değil; milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir. Her geçen gün büyüyen bu aileye katılan her bir kardeşimiz, Türkiye’nin güçlü yarınlarına olan inancın en somut göstergesidir. Bizler; ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayışla yol yürümeye devam ediyoruz. Elazığ’ımızın her köşesinde gönül köprüleri kurarak, milletimizle omuz omuza, istişare ve ortak akıl çerçevesinde hizmet üretmeyi sürdüreceğiz. Bu vesileyle ailemize katılan tüm büyüklerime, kardeşlerime ‘hoş geldiniz’ diyor, katılımlarının ilimize ve partimize hayırlı olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. Program, hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:29 AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı’dan mecliste yaşananlara tepki AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde faaliyet raporu görüşmeleri sırasında yaşananlara tepki gösterdi. Saygılı, eleştiriden kaçan ve söz hakkını engelleyen bir anlayışın kente hizmet edemeyeceğini belirtti. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, mecliste gerçekleştirilen görüşmelere ilişkin bir açıklama yaptı. Saygılı, "İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde dün yaşananlar, tam anlamıyla demokrasiye gölge düşüren bir tabloyu ortaya koymuştur. Faaliyet raporları, bir belediye meclisinin kenti adına görüşeceği en önemli gündemlerden biridir" ifadelerini kullandı. "Eleştiriden kaçmıştır" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın tutumunu eleştiren Saygılı, "Sayın Cemil Tugay, iki yıllık icraatlarının konuşulacağı bu kritik oturumda yönetmeliklere ve siyasi teamüllere uygun olmayan bir tutum sergileyerek İzmir Büyükşehir Belediyesinde bir ilke imza atmıştır. Grup başkan vekillerine söz hakkı tanımayarak eleştiriden kaçmış, yapılmayan işlerin konuşulmasını engellemeye çalışmıştır" şeklinde konuştu. "Kabul edilemez bir yaklaşım" Meclis öncesinde alınan kararlara uyulmadığını savunan Saygılı, "Üstelik meclis öncesinde CHP Grup Başkanlığı ile yapılan toplantıda süreler ve işleyiş konusunda mutabakata varılmış olmasına rağmen, bu uzlaşıya aykırı şekilde sürelerin kısılması ve konuşmaların sınırlandırılması kabul edilemez bir yaklaşım olmuştur. Bu tavır, şeffaflıktan uzak bir yönetim anlayışının açık göstergesidir" sözlerine yer verdi. "Asıl engelin kim olduğu ortaya çıkmıştır" Konuşmaları engellemenin hizmet eksikliğini kapatmayacağını dile getiren Saygılı, "Şunu herkes bilmelidir ki, konuşmaları engellemek, süreleri kısmak ya da eleştiriden kaçmak, İzmir’in yaşadığı hizmet eksikliğini ortadan kaldırmaz. Aksine, bu tutum hizmet üretemeyen bir yönetimin gerçeğini daha da görünür hale getirir. Bugün gelinen noktada ’engelleniyoruz’ söyleminin de bir karşılığı kalmamıştır. Çünkü bizzat belediye meclisinde faaliyet görüşmelerini engelleyerek asıl engelin kim olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. İzmir, hizmet beklemektedir. Tartışmadan kaçan değil, hesap veren ve üreten bir belediyecilik anlayışını hak etmektedir" dedi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:16 Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: "Bu savaş Batı’nın Rusya’ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır" Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna savaşından NATO’nun genişlemesine, Filistin meselesinden küresel ekonomideki dönüşüme kadar birçok başlıkta Batı’yı hedef aldı. Lavrov, "Bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Batı, trajedileri kendi halkını seferber etmek ve kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Lavrov, Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun genişleme politikası, Batı’nın güvenlik yaklaşımı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve küresel ekonomik sistemdeki dönüşüme ilişkin sert değerlendirmeler yaptı. "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir" Sergey Lavrov, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya’nın eşit muhatap olarak görülmediğini savunarak, Batı’nın verdiği sözleri yerine getirmediğini öne sürdü. NATO’nun genişlemesine ilişkin sözlü taahhütlerin daha sonra yok sayıldığını belirten Lavrov, bu durumun yalnızca sözlü güvenceyle sınırlı kalmadığını, 1999 yılında İstanbul’da düzenlenen AGİT Zirvesi’nde kabul edilen belgelerde de "güvenliğin bölünmezliği" ilkesinin kayıt altına alındığını anlattı. Kasım-Aralık 2021 döneminde Batı’ya yeniden hukuki güvenlik garantileri önerdiklerini söyleyen Lavrov, bu girişimlerin karşılıksız bırakıldığını belirterek, "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir. Hepsi bu. Döngü kapanmış oldu" dedi. "Ukrayna, Rusya’ya karşı mücadele aracına dönüştürüldü" Lavrov, Ukrayna krizinin son yıllarda ortaya çıkmış bir başlık olmadığını savunarak, sürecin çok daha önce şekillenmeye başladığını ileri sürdü. Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılan bir araca dönüştürüldüğünü öne süren Lavrov, "Bugün konuştuğumuz olaylar, Ukrayna krizinden çok önce, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılacak bir Nazi devlete dönüştürülmesinden çok önce olgunlaşmaya başlamıştı. Başka hiçbir ülke yoktur ki dili yasaklanmış olsun. Ukrayna’da Rusça dil, Anayasa tarafından hâlâ korunmaktadır; ancak buna aldırış etmiyorlar ve eğitimde, kültürde, medyada, hatta günlük yaşamda Rusçayı her yerde yasaklayan kanunlar çıkardılar. Aynı zamanda Nazizm ideolojisini ve pratiğini teşvik eden bir dizi yasa da mevcut" ifadelerini kullandı. Avrupa’nın Ukrayna’ya verdiği desteği de bu çerçevede değerlendiren Lavrov, "Ukrayna’yı bugün en aktif biçimde destekleyenlerin, Nazizmin açık şekilde yeniden canlandığı Avrupa ülkeleri olması tesadüf değildir. Ne yazık ki buna Almanya ve Finlandiya gibi ülkeler de dahildir. Britanyalılar ise hiçbir zaman Nazizm felsefesinden çok da uzak olmadılar. Dolayısıyla evet, bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Bu savaş sırasında Zelensky’nin başlıca değerleri, Rus dilinin, kültürünün, kitle iletişim araçlarının tümüyle yasaklanmasıdır. Ve onun ün kazandığı ikinci değer de Nazizmin yüceltilmesi ve meşrulaştırılmasıdır. Yani, modern Avrupa’nın değerleri de demek ki bunlarmış; çünkü Avrupa açıkça, Zelensky’nin tam da kendi değerlerini savunduğunu söylüyor" dedi. Batı’nın kendi politikalarını meşrulaştırmak için savaşı propaganda zeminine taşıdığını savunan Lavrov, "Ukrayna meselesi, anlaşılır nedenlerle öne çıkarıldı; çünkü Batı, bizim özel askerî operasyonumuzla bağlantılı olarak propaganda kartını kullanmak istiyordu. Oysa kendisi, Ukrayna’yı Rusya Federasyonu’na karşı bir mücadele aracına dönüştürme yoluna girdiğinde bunun kaçınılmaz olduğunu çok uzun yıllar boyunca biliyordu. Ama yine de trajedileri, kendi halkını seferber etmek, kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyorlar" ifadelerini kullandı. Küresel düzlemde yaşanan ekonomik rekabetin de yeni bir safhaya geçtiğini söyleyen Lavrov, enerji alanındaki mücadelenin artık farklı yöntemlerle yürütüldüğünü belirtti. BM, uluslararası hukuk ve Batı’ya "çifte standart" suçlaması Lavrov, Batı’nın "kurallara dayalı düzen" söylemini de hedef aldı. Bu kavramın hiçbir zaman somut ve ortak kabul görmüş bir zemine dayanmadığını savunan Lavrov, Kosova ile Kırım örnekleri üzerinden uluslararası hukukta çifte standart uygulandığını öne sürdü. Batı’nın bir yerde "halkların kendi geleceklerini tayin hakkı" ilkesini öne çıkarırken, başka bir yerde "toprak bütünlüğü" ilkesini öncelediğini belirten Lavrov, bunun duruma göre değişen siyasal bir yaklaşım olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler çevresindeki tartışmalara da değinen Lavrov, Ukrayna ve Grönland örnekleri üzerinden aynı ilkelerin farklı biçimde yorumlandığını savunarak, "Bunu artık nasıl yorumlayacağımı bilmiyorum ama bana göre her şey herkes için fazlasıyla açıktır" dedi "Biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz" Rusya’nın komşu coğrafyalardaki tutumuyla Batı’nın yaklaşımını karşılaştıran Lavrov, Moskova’nın müttefiklerini zorlayıcı yöntemlerle yönlendirmediğini söyledi. Özellikle Orta Asya ülkeleri üzerinde Batılı aktörlerin ekonomik ve siyasi baskı kurduğunu savunan Lavrov, bazı çevrelerin yatırım ya da yaptırım tehdidiyle Rusya ile yürütülen projeleri durdurmaya çalıştığını öne sürdü. Lavrov, "Elbette hepimiz şunu kabul edebiliriz; biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz. Ne büyükelçilerimiz ne de mevcut şartlarda NATO üyesi Avrupa ülkelerinde bulunan diğer temsilcilerimiz, üye ülkelerin topraklarında dolaşıp müdahalede bulunmuyor. Ve biz, Batı’nın yaptığını yapmıyoruz. Taklitçilik etmiyoruz; Batı’nın ve özellikle Amerikalıların uzun zamandır yaptığı şeyi yapmıyoruz. Üstelik bunu Biden döneminde başlattılar ve şimdi de sürdürüyorlar. Avrupalılar da bizim komşumuz olan ülkelere, bir zamanlar aynı imparatorlukta ve aynı Sovyetler Birliği’nde bulunduğumuz, ayrıca ekonomi, savunma, güvenlik, kamu düzeni, gümrük işleri ve benzeri birçok alanda Rusya Federasyonu’yla çeşitli anlaşmalar çerçevesinde müttefik olan ülkelere gittiklerinde aynı şeyi yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Gönüllüler koalisyonu" değerlendirmesi ABD’nin Avrupa’nın güvenlik yükünü azaltma arayışına girdiğini savunan Lavrov, bunun yerine Avrupa Birliği, Britanya, Türkiye ve Ukrayna’yı da kapsayan yeni bir blok fikrinin tartışıldığını söyledi. Ukrayna ordusunun bu yapının çekirdeği haline getirilmek istendiğini ileri süren Lavrov, bu çerçevede Zelenskiy ve Ukrayna askeri yönetimiyle ilgili sert değerlendirmelerde bulundu. Lavrov, "Kısacası gidişat, ‘gönüllüler koalisyonu’na benzer bir oluşuma doğru ilerliyor. Bu ismi onlar buldu ve şimdi daha çok gerçekten öyle görünmek isteyenlerin koalisyonuna, yani gerçekmiş gibi görünmek isteyenlerin koalisyonuna benziyorlar. Ama bana kalırsa çok yakında bu yapı, modası geçmişlerin koalisyonuna dönüşecek. Ben, Avrupa ülkelerinin ulusal çıkarlarının açıkça rövanşist ve militarize bir politikanın dayatılmasıyla nasıl karşılanabileceğini göremiyorum. Üstelik modern insanlık tarihinde üçüncü kez küresel tehdit yine Avrupa’dan kaynaklanacak ve onlar şimdi her yolla Ukrayna’nın bu küresel tehdidin tetikleyicisi haline gelmesini sağlamaya çalışıyorlar. Ancak Devlet Başkanı bunu birçok kez söyledi: Bizim de cevap verecek imkânlarımız var" dedi. Filistin, Gazze, Golan Tepeleri ve Hürmüz vurgusu Lavrov, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde ise Filistin meselesinin geri plana itilmemesi gerektiğini söyledi. İsrail-Filistin sorununda Birleşmiş Milletler kararlarının zamanla etkisizleştirildiğini savunan Lavrov, Batı’nın burada da seçici bir hukuk anlayışıyla hareket ettiğini ileri sürdü. Golan Tepeleri, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Lübnan’la ilgili gelişmelere değinen Lavrov, iki devletli çözüm kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesinin "tarihî bir hata" olacağını ifade etti. Gazze için önerilen planların BM’nin önceki kararlarıyla ne ölçüde bağdaştığını sorguladıklarını belirten Lavrov, "Birleşmiş Milletler’in iki devletin, yani Yahudi devleti ile Arap Filistin devletinin kurulmasına ilişkin tarihî kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesi ve fiilen ortadan kaldırılması gerçekten üzücü olur" dedi. Hürmüz Boğazı ve Suriye başlıklarının da bölgesel denklemde dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgulayan Lavrov, bugünün manşetlerine sıkışan bir diplomasi anlayışının kalıcı sorunları çözmeyeceğini savundu. "Küreselleşme sona erdi" Biden döneminden bu yana parçalanma, bölgeselleşme ve ticaret savaşlarının hızlandığını söyleyen Lavrov, doların yaptırım aracı haline getirilmesinin küresel sistemde güven kaybına neden olduğunu ifade etti. BRICS başta olmak üzere birçok yapının Batı’dan bağımsız ödeme, sigorta, yatırım ve finans mekanizmaları üzerinde çalıştığını belirten Lavrov, şöyle devam etti: "Masumiyet karinesi ve en önemlisi, ticarette, ekonomide ve her alanda tüm engellerin kaldırılması. Bildiğiniz gibi bu küreselleşme artık sona ermiş bulunuyor. Şimdi uzun zamandır, daha Biden döneminden beri, parçalanmayı, bölgeselleşmeyi ve ABD’nin kendi konumunu güçlendirme, eski konumlarını koruma yöntemi olarak aktif biçimde kullandığı ticaret savaşlarını gözlemliyoruz. Bunların elbette küreselleşmeyle hiçbir ilgisi yok. Bu yeni bir hayat. Ve boşuna değil; giderek daha fazla sayıda alt bölgesel yapı, yalnızca düşünmekle de kalmıyor, artık aynı doların dayatmasından kendini korumak için fiilen çalışıyor. Çünkü dolar bir savaş aracına dönüştürülmüş durumda." "Bazıları bugün yaşananları Üçüncü Dünya Savaşı olarak görüyor" Konuşmasının sonunda değişen küresel tabloda diyalog kanallarının açık tutulmasının önemine işaret eden Lavrov, büyük güçler arasında doğrudan temasın önem kazandığını söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daha önce BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesiyle zirve önerdiğini hatırlatan Lavrov, bugün bazı Batılı liderlerin söylemleri nedeniyle geri adım atmasının zorlaştığını dile getirdi. Lavrov, "Bazıları, ‘İşte ’Üçüncü Dünya Savaşı budur; sadece artık dünya savaşlarının bu yöntemlerle yürütüldüğünü henüz tam kavrayamıyoruz’ diyor. Buna bizim hüküm vermemiz doğru olmaz; bunu tarihçiler değerlendirecektir" sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Kira borcu olan kiracılar için ‘kesin tahliye’ maddesi meclisten döndü
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:50 Kira borcu olan kiracılar için ‘kesin tahliye’ maddesi meclisten döndü MANİSA (İHA) – Kula Belediyesi’nin Kasım ayı olağan meclis toplantısında, belediyeye ait taşınmazları kiralayan ve kira ödemelerini aksatan kiracılara yönelik hazırlanan kesin tahliye maddesi, yapılan oylamada reddedildi. Belediye mülkiyetinde bulunan iş yerlerinde kiracı olan ve kira bedellerini üst üste 3 ay boyunca ödemeyen ya da yıl içinde toplam 4 kez aksatan kiracıların sözleşmesinin feshedilerek kesin tahliye edilmesini öngören madde, Kula Belediye Meclisinde uzun süre tartışıldı. Gündeme alınan teklif, Cumhur İttifakı Belediye Meclis Üyeleri ile bazı CHP’li meclis üyelerinin ret oylarıyla kabul edilmedi. Toplantıda söz alan bazı meclis üyeleri, ekonomik şartların giderek ağırlaştığını, ilçe esnafının zor dönemden geçtiğini belirterek tahliye yerine çözüm odaklı yaklaşım sergilenmesi gerektiğini ifade etti. Esnafa destek olunması gerektiğini vurgulayan üyeler, belediyenin kira tahsilatında disiplin sağlamasının önemli olduğunu ancak kesin tahliye kararının birçok işletmeyi zor durumda bırakabileceğini dile getirdi. Bazı meclis üyeleri ise belediye taşınmazlarının kamu malı olduğuna dikkat çekerek, kira ödemelerinde disiplin sağlanmasının zorunlu olduğunu ve tahliye maddesinin uygulanması gerektiğini savundu. Alınan karar doğrultusunda kira bedellerini geciktiren kiracılar için mevcut prosedür uygulanmaya devam edilecek, kesin tahliye uygulaması ise hayata geçirilmeyecek.
AK Partili Başdaş: "Konak iflas etti"
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:21 AK Partili Başdaş: "Konak iflas etti" AK Parti Konak İlçe Başkanı Mehmet Sait Başdaş, Konak Belediyesine düzenlenen operasyonda yaşanan gözaltılar ve belediyenin mali durumu hakkında açıklama yaptı. Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu ve ekibini birçok kez uyardıklarını ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını belirten Başdaş, "Açıkçası Konak Belediyesi iflas etti. Personel gideri yüzde 67’ye ulaşmış durumda. Belediye başkanının soyadı ‘Mutlu’ ama kendisi mutsuz. Sahaya ineceğiz, bu kötü yönetimi halkımıza anlatacağız" dedi. Halkın artık Konak Belediyesinden ümidini kestiğini ifade eden AK Parti Konak İlçe Başkanı Mehmet Sait Başdaş, şöyle devam etti: "Vatandaşların Konak Belediyesinden hizmet adına umudunu kesti, artık beklentisi yok. 300 milyon TL olan borç, 2 milyar TL’yi geçti. 2026 yılı bütçesi, genel giderlerin ancak yüzde 80’ini karşılayabilir. 2026 yılı boyunca Konak’ta sürekli işçi eylemleri göreceğiz. Maaşını alamayan işçi ve memurların eylemlerine hazır olalım. Zaten hizmet beklemiyoruz. Sayın Mutlu da bu söylediklerimizi kendisi ifade etti. Bu bütçe sadece maaş ödeme bütçesidir. Maalesef maaşları da ödeyemeyecek. Keşke maaşları ödeyebilse de çalışanlar mağdur olmasa. Belediye başkanının soyadı ‘Mutlu’ ama aslında kendisi de mutsuz." Kaynakları heba etmeyin Konak Belediyesinin seçim vaatlerini yerine getirmediğine dikkat çeken Başdaş, "Biz de Sayın Mutlu’ya buradan sesleniyoruz: Konak’ın kaynaklarını farklı yollarla heba etmeyin. 8 müdür değiştirerek iş bilmezliğinizi örtemezsiniz. 8 başkan yardımcısını değiştirerek sorumluluğu başkan yardımcılarına yükleyemezsiniz." ifadelerini kullandı. Başdaş, sık sık yapılan görev değişikliklerinin akıllara başka soruları da getirdiğini belirterek, "Bu kadar kişi değiştiriliyorsa seçim öncesinde herkese müdürlük veya başkan yardımcılığı mı vaat edildi? Bu kadar ismin değişmesi başka türlü nasıl açıklanabilir?" dedi. "Kötü yönetimin acısı esnaftan çıkarılıyor" Kötü yönetimin bedelini özellikle esnafın ödediğini kaydeden Başdaş, "Bu kadar kötü yönetimin acısını esnaftan çıkarıyorlar. Her üç-dört ayda bir tarifelere yüzde 1000, hatta yüzde 1600’ü bulan zamlar yapılıyor. Yetmedi, bütün dükkân sahipleri ruhsat alamamaktan şikâyetçi. Müdürler ve diğer yetkililer görevden ne zaman alınacaklarını bilmedikleri için esnafın işini de yapmıyor. Açıkçası Konak iflas etmiş durumda. Biz de bu kadar sorun içinde nereden başlayacağımızı, neyi anlatacağımızı bilemiyoruz." dedi. "Konak mutsuz, vatandaş mutsuz" "Bıçak kemiğe dayandı" diyen Başdaş, "Genel giderler konusunda belediyeyi uyardık. Personel giderlerinin yüzde 40’ı geçmemesi gerektiğini ifade ettik. Ancak şu anda belediyenin personel gideri yüzde 67’ye ulaşmış durumda. Başkan Nilüfer Mutlu, belediye meclisini dikkate almadan işleyiş dışı anlaşmalar yaparak kamu zararına yol açtı ve buna devam ediyor. Konak Belediyesi’ni bu kadar kötü yönetmeye kimsenin hakkı yok. 50 ilden büyük olan Konak’ta bu denli bir yönetim zaafı kabul edilemez. Sahaya ineceğiz ve vatandaşlarımız için yapabileceğimiz ne varsa yapmaya çalışacağız. Bu kötü yönetimi de halkımıza anlatacağız" diye konuştu.
Bursa’da 800 yeni üye AK Parti’ye katıldı
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:53 Bursa’da 800 yeni üye AK Parti’ye katıldı AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan’ın katılımıyla Gemlik ve Orhangazi’de danışma meclis toplantıları gerçekleşti. Gemlik’te düzenlenen törende farklı partilerden 800 yeni üyenin AK Parti saflarına katılmasıyla büyük bir coşku yaşanırken, Orhangazi’de yapılan Daraltılmış Danışma Meclisi Toplantısı birlik ve dayanışma mesajlarıyla öne çıktı. Gemlik’teki danışma meclis toplantısına AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Gemlik İlçe Başkanı Mehmet Taşar, önceki dönem Bursa Milletvekili Zafer Işık ve çok sayıda partili katıldı. Gemlik İlçe Danışma Meclisi toplantısında konuşan İl Başkanı Davut Gürkan, Yüzyılın Konut Projesi olan 500 bin TOKİ Sosyal Konut Projesi kapsamında Gemlik’e 3 bin konutun kazandırılacağını müjdeledi. Yeni rezerv alanlarına ilişkin onay sürecinin sürdüğünü belirten Gürkan, "Onayların gelmesiyle birlikte konut sayısını artırmak için gerekli adımları hızla atacağız" dedi. Her zaman sahada vatandaşla iç içe olduklarını vurgulayan Gürkan, "Sahayı dinliyoruz. Değişim mahalleden başlar. Bugün dünyada herkes Türkiye’nin başarılarıyla gurur duyuyor. Milli iradenin sandığa en güçlü şekilde yansıdığı ülke Türkiye’dir" ifadelerini kullandı. Gemlik’in eğitim, sağlık, yurt ve sosyal alanlardaki yatırımlarda öncelikli ilçelerden biri olduğunu vurgulayan Gürkan, "Gemlik her zaman bizim gözümüzde pozitif ayrımcılığı olan bir yerdir. TOGG, Gemlik’in Türkiye’ye ve dünyaya açılan kapısıdır" ifadelerini kullandı. Toplantıda, farklı siyasi partilerden ve çeşitli derneklerden 800 yeni üye AK Parti’ye katıldı. Bu isimler arasında, Gelecek Partisi Gemlik Belediye Başkan Adayı Cihan Palabıyık da yer aldı. Palabıyık’ın ve bazı yeni üyelerin rozetini AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan taktı. AK Parti Gemlik İlçe Başkanı Mehmet Taşar ise, "Partimize ilgi her geçen gün artıyor. Bugün aramıza katılan yeni üyelerimizle daha güçlü bir teşkilat olduk. Hedefimiz Gemlik’te AK Parti bayrağını daha yükseğe taşımaktır" dedi. Programda en fazla üye kazandıran teşkilat mensuplarına plaket takdim edilirken, Gürkan’a isminin yazılı olduğu Gemlikspor forması hediye edildi. Gemlik programının ardından İl Başkanı Davut Gürkan, Orhangazi İlçe Teşkilatı Daraltılmış Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. Toplantıya, AK Parti Orhangazi İlçe Başkanı Gökhan Ulusu, önceki dönem milletvekili Zafer Işık, Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın, önceki dönem Belediye Başkanı Neşet Çağlayan ile üç kademe teşkilat mensupları yer aldı. AK Parti Bursa teşkilatının saha çalışmalarına dikkat çeken Ak Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, "AK Parti her zaman sahadadır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ‘Ben teşkilatımla gurur duyuyorum’ diyor. Biz de bu sözü sahadaki çalışmalarımızla her gün yeniden ispat ediyoruz. Bursa teşkilatlarımız, Türkiye Yüzyılı hedeflerine inançla yürümeye devam ediyor. Milletimize hizmet yolunda durmadan, yorulmadan çalışacağız. Teşkilatlarımızın enerjisi, halkımızın güveniyle birleştiğinde aşamayacağımız engel yoktur. AK Parti Bursa teşkilatlarının hem yeni üyelerle güç kazandığını hem de sahadaki çalışmalarıyla halkın gönlünde yer edindiğini belirten Gürkan, "Bizim siyasetimiz gönül siyasetidir. Bursa’mızda her gönüle dokunmaya devam edeceğiz" dedi. Orhangazi İlçesinde çalmadık kapı bırakmadıklarını belirten AK Parti Orhangazi İlçe Başkanı Gökhan Ulusu ise, "Teşkilatımızın her bir ferdi, ülkemizin güçlü yarınları için gece gündüz demeden çalışmaktadır. İl Başkanımız Sayın Davut Gürkan’ın başkanlığında Bursa teşkilatları olarak saha çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonu çerçevesinde Bursa’mıza ve ilçemize hizmet etmeye devam edeceğiz" dedi. Açılış konuşmalarının ardından katılımcıların ilettikleri soru, öneri ve talepler, İl Başkanı Davut Gürkan ve parti yöneticileri tarafından tek tek yanıtlandı.
MHP Salihli Teşkilatı "Hayırlı Günler Komşum" ziyaretlerine başladı
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:42 MHP Salihli Teşkilatı "Hayırlı Günler Komşum" ziyaretlerine başladı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Salihli İlçe Teşkilatı, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin talimatıyla Türkiye genelinde başlatılan "Hayırlı Günler Komşum" ve "Derdin Derdimiz Sohbet" temalı ziyaret programları kapsamında sahaya indi. Ziyaretlerin ilk durağı Salihli’nin Kemerdamları Mahallesi oldu. Program kapsamında MHP teşkilatı, esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelerek hem ülke gündemini hem de yerel sorunları değerlendirdi. Ziyaretlere, MHP MYK Üyesi Ali Uçak, Manisa İl Başkanı Cüneyt Tosuner, Salihli İlçe Başkanı Halil Tüfek, KAÇEP İlçe Başkanı Esra Temel, yönetim kurulu üyeleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Ziyaretlerde "Terörsüz Türkiye" ve "Türkiye Gündemi" başlıkları altında değerlendirmelerde bulunulurken, vatandaşların görüş ve talepleri dinlendi. MHP teşkilatı, yerel sorunların çözümüne ilişkin önerilerini de paylaştı. MHP’nin her zaman halkın içinde olduğunu ve sahada yürütülen çalışmaların artarak devam edeceğini belirten MHP İl Başkanı Cüneyt Tosuner "Derdin Derdimizdir" ve "Hayırlı Günler Komşum" ziyaretleriyle MHP teşkilatı, toplumun farklı kesimlerine ulaşarak vatandaşlarla doğrudan iletişim kurması hedeflenmektedir. Bizde bu kapsamda Kemerdamları Mahallemizi ziyaret ettik" dedi. Programla ilgili açıklama yapan MHP MYK Üyesi Ali Uçak, partinin sahada olmaya devam edeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Ülkemizde terörün tamamen bittiği, barış ve kardeşliğin hüküm sürdüğü güne kadar durmadan çalışacağız. Halkımızın desteği ve inancı, bizim en büyük gücümüzdür. MHP teşkilatları, birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhuyla milletimizin yanında olmaya devam edecek." Salihli’de ziyaretlere devam edeceklerini belirten MHP İlçe Başkanı Halil Tüfek, kendilerini ağırlayan Mahalle Muhtarı Ahmet Ayyıldız ve mahalle halkına teşekkür etti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hacıyev: "Her ne kadar 30 yıl işgale maruz kalmış olsa da, bugün barışın öncüsü ve inisiyatifi Azerbaycan’ın elindedir"
06 Kasım 2025 Perşembe - 09:45 Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hacıyev: "Her ne kadar 30 yıl işgale maruz kalmış olsa da, bugün barışın öncüsü ve inisiyatifi Azerbaycan’ın elindedir" Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış Politika Dairesi Başkanı Hikmet Hacıyev, Bakü’de bulunan Kars, Erzurum ve Iğdırlı gazetecilerle bir araya geldi. Karabağ Zaferi’nin 5. yıl dönümü dolayısıyla Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı organizasyonunda ve Azerbaycan Kars Başkonsolosluğunun girişimiyle Bakü’de bulunan gazetecileri özel ofisinde kabul eden Hikmet Hacıyev, gündeme dair konuları ve Azerbaycan’ın devlet politikasını anlattı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış Politika Dairesi Başkanı Hikmet Hacıyev, "Azerbaycan, bağımsızlığını kazandığı ilk günlerinden itibaren Ermenistan’ın askeri saldırısına ve işgaline maruz kalmıştı. 30 yıl boyunca Azerbaycan toprakları işgal altında kaldı. 2020 yılında Azerbaycan halkı bir vatan savaşı başlattı ve bunun sonucunda topraklar işgalden kurtarıldı. Ancak 2023 yılına kadar hala bazı bölgelerde Ermeni silahlı kuvvetlerinin kalıntıları ve ayrılıkçılar bulunmaktaydı. 2023 yılının Eylül ayında gerçekleştirilen antiterör operasyonuyla Azerbaycan tam egemenliğini ve toprak bütünlüğünü yeniden sağladı. Bugün Azerbaycan halkı büyük bir gururla zaferinin 5’inci yıl dönümünü kutluyor. Bu zafer sayesinde Azerbaycan devleti, dünyaya toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve sınırlarının dokunulmazlığını sağlamış bir devlet olarak tanınmaktadır" dedi. "Her ne kadar 30 yıl işgale maruz kalmış olsa da, bugün barışın öncüsü ve inisiyatifi Azerbaycan’ın elindedir" Azerbaycan, barışı elde etmek ve tüm bölgeyi değiştirecek bir siyaset yürüten bir ülke haline geldiğine dikkat çeken Hacıyev, "Her ne kadar 30 yıl işgale maruz kalmış olsa da, bugün barışın öncüsü ve inisiyatifi Azerbaycan’ın elindedir. Bu vesileyle Azerbaycan, Ermenistan ile barış anlaşmasının imzalanması tekliflerini de ileri sürmüştür. 8 Ağustos’ta imzalanan Başkutan bildirgesiyle Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri ve Güney Kafkasya’daki statüko yeni bir aşamaya girdi. Artık bölgede barış mevcuttur. Bu barışın daha da pekiştirilmesi, sürdürülebilir hale getirilmesi ve gelecek nesillere barışa dayalı bir bölge bırakılması hedeflenmektedir. Zengezur Koridoru’nun açılması da bu hedefin bir parçasıdır. Bu doğrultuda yürütülen çalışmalar, bölgede tamamen yeni bir gerçeklik yaratacaktır. Herkes bu gelişmelerden faydalanacaktır. Azerbaycan’ın zaferinden sonra Ermenistan da bölgesel gerçeklikleri daha anlayışlı şekilde kabul etmeye başlamıştır. Ermenistan bugün anlamaktadır ki, gelecekteki gelişimi ekonomik, sosyal ve siyasi açıdan komşu devletlerle barıştan geçmektedir. Özellikle Azerbaycan ve Türkiye ile normal ilişkiler kurmak, toprak iddialarının sona ermesiyle mümkün olacaktır. Bu anlayış, Ermeni toplumu tarafından da kabul edilmektedir" diye konuştu. "Azerbaycan bugün dünyada sıfırdan 9 şehir ve 300’den fazla yerleşim birimi kuran bir ülke haline gelmiştir" İşgalden kurtarılan bölgelerin yeniden inşa edildiğini ifade eden Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış Politika Dairesi Başkanı Hikmet Hacıyev, "Güney Kafkasya bölgesinde Azerbaycan’ın zaferiyle birlikte yeni bir statüko oluşmuştur. Bu yeni statüko, hukukun üstünlüğüne, meşruiyete ve uluslararası hukuk ilkelerine dayanmaktadır. 5 yıl içinde işgalden kurtarılan bölgelerde büyük çaplı çalışmalar yürütülmüştür. Bu, dünya çapında savaş sonrası yapılan en büyük yeniden inşa projelerinden biridir. Yapılan restorasyon ve kalkınma çalışmaları devasa boyuttadır ve tamamen Azerbaycan’ın kendi iç kaynaklarıyla gerçekleştirilmiştir. Yeni altyapılar, evler, şehirler inşa edilmiştir. Azerbaycan bugün dünyada sıfırdan 9 şehir ve 300’den fazla yerleşim birimi kuran bir ülke haline gelmiştir. Bu büyük bir emek gerektirse de aynı zamanda bir gurur kaynağıdır. İnsani yatırımlar açısından da bu bölgeleri adeta bir cennete çevirmek ve zorunlu göçmenlerin onurlu bir şekilde topraklarına dönmesini sağlamak hedeflenmektedir" şeklinde konuştu. "Azerbaycan-Türkiye kardeşliği" Türkiye ile Azerbaycan’ın kalbinin birlikte attığını hatırlatan Hacıyev, daha sonra özetle şunları söyledi. "Bu vesileyle kardeş Türkiye’ye bir kez daha teşekkür etmek isteriz. Vatan savaşında Türkiye’nin Azerbaycan halkıyla dayanışma içinde olması, her zaman olduğu gibi, bizim için ayrı bir gurur ve güç kaynağıdır. Türkiye ve Azerbaycan’ın kalbinin birlikte atması, her Türk vatandaşının nabzının Karabağ’la birlikte atması bizim için çok kıymetlidir. Bu bağlamda Türkiye’nin siyasi ve diplomatik desteği, Cumhurbaşkanımızın liderliği sayesinde bugün Azerbaycan-Türkiye stratejik müttefikliği Şuşa Beyannamesi ile resmiyet kazanmıştır. Bu müttefiklik bizim için ayrıca bir katkıdır. Bu vesileyle Türkiye medyasına da teşekkür etmek isterim. Kardeş Türkiye medyası zaferimizde, savaşımızda bizimle omuz omuza durmuştur. Birlikte bu mücadelede değerli katkılar sunmuştur. Savaşın en kritik alanlarından biri olan bilgi savaşında Türkiye medyası önemli rol oynamıştır. Bugün Azerbaycan-Türkiye kardeşliği, Cumhurbaşkanımızın da belirttiği gibi, dünyada eşi benzeri olmayan bir kardeşliktir. Bu, devletlerarası ilişkilerin ötesinde "bir millet, iki devlet" anlayışına dayanmaktadır. Bu prensip doğrultusunda her alanda başarıyla gelişiyoruz. Şuşa Beyannamesi ile bir kez daha vurgulamak isterim ki, Azerbaycan-Türkiye ilişkileri stratejik müttefiklik düzeyindedir. Zaferimizin 5’inci yılı münasebetiyle Bakü’de büyük bir askeri geçit töreni planlanmaktadır. Kardeş Türkiye’den üst düzey temsilcilerin katılımı beklenmektedir."
Adalet Bakanı Tunç: "CHP Genel Başkanının seviyesiz, çirkin ve saldırgan tutumu, siyasi ahlaktan yoksun olduğu gibi devlet geleneğimize ve milletimizin ortak değerlerine de yapılmış büyük bir saygısızlıktır"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 23:58 Adalet Bakanı Tunç: "CHP Genel Başkanının seviyesiz, çirkin ve saldırgan tutumu, siyasi ahlaktan yoksun olduğu gibi devlet geleneğimize ve milletimizin ortak değerlerine de yapılmış büyük bir saygısızlıktır" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "CHP Genel Başkanının seviyesiz, çirkin ve saldırgan tutumu, siyasi ahlaktan yoksun olduğu gibi devlet geleneğimize ve milletimizin ortak değerlerine de yapılmış büyük bir saygısızlıktır" dedi. Adalet Bakanı Tunç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik hadsiz sözleri ve yargı mensuplarını hedef alan söylemleriyle ilgili olarak Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarınca Türk Ceza Kanunu’nun ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ ve ‘kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret’ suçlarından resen soruşturma başlatılmıştır. CHP Genel Başkanının seviyesiz, çirkin ve saldırgan tutumu, siyasi ahlaktan yoksun olduğu gibi devlet geleneğimize ve milletimizin ortak değerlerine de yapılmış büyük bir saygısızlıktır" dedi. Hiç kimsenin hukukun üstünde olmadığını vurgulayan Tunç, "Siyaset, millete hizmet yoludur. Saldırıyla, kötülükle, nefret diliyle devletin kurumlarını yıpratmaya çalışmak değildir. Milli iradeye ve yargı bağımsızlığına yönelik her türlü saldırının karşısında duracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Devletimizin en üst makamına ve yargı mensuplarına yönelik bu nefret dili hiçbir şekilde kabul edilemez. Hiç kimse, konumu ne olursa olsun, ayrıcalıklı değildir, hukukun üstünde değildir. Bu nefret söylemleri, hukuk önünde mutlaka hak ettiği karşılığı bulacaktır" ifadelerini kullandı.
Ticaret Bakanı Bolat: "22.5 yılda Türkiye’de toplam uluslararası şirket sayısı 87 bine ulaştı"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 23:34 Ticaret Bakanı Bolat: "22.5 yılda Türkiye’de toplam uluslararası şirket sayısı 87 bine ulaştı" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "2002’den sonra 22.5 yılda Türkiye’de toplam uluslararası şirket sayısı 87 bine ulaştı. Son 22.5 yılda gelen yabancı yatırım değer itibarıyla 284 milyar dolara ulaştı. O 86 bin şirket burada geliyor, iş yapmak istiyor" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2026 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katılarak, milletvekillerinin sorularını cevapladı. Bolat, ihracat rakamlarına değinerek, "TÜİK’in hazırladığı 2015 yılı dış ticaret indekslerine baktığımızda ihracatımız Ağustos 2025 itibarıyla 142,4’e ulaşırken, ithalatımız 109,0 seviyesindedir. Birim değerlere bakıldığında ise ihracat birim değer endeksi 121,3, ithalat birim değer endeksi ise 132,8 olarak gerçekleşmiştir. Dolayısıyla ithalat büyümesinin daha fazla yükselmesinde birim fiyatların etkili olduğu görülmektedir. Özellikle ham maddelerde çok büyük miktarda ithalat yapmamız gerçeğinden hareketle dünyadaki emtia fiyatlarındaki yükselişle bunu açıklamaktadır. Zayıf dış talep, yakın coğrafyamızdaki savaşlar, iç karışıklıklar ve jeopolitik gerilimlere ek olarak tarife savaşlarının ve yükseltmelerinin yol açtığı yeni belirsizlikler dünya ticaretini baskılamaktadır. Bütün bu zorluklar içinde biz küresel dünya mal ihracatından aldığımız payı 2002’de yüzde 0,55’teyken, 2022’de yüzde 1,02’ye, 2024’de yüzde 1,07’ye yükseltmeyi başardık. İhracatımızın kilogram değerini de 0,77 dolardan 1,59 dolara yükselttik. Küresel ticaretteki payı düşen ülkelere baktığımızda Avrupa Birliği G20 Avrupa Bölgesi’ne ek olarak Almanya, Belçika, Avustralya, Hollanda, Fransa, Japonya, İngiltere gibi büyük ekonomilerin paylarının azaldığını görmekteyiz" ifadelerini kullandı. Bakan Bolat, ihracat kalemlerinde yüksek teknoloji ürünlerinin payına ilişkin, "Türkiye’de orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatının toplam imalat sanayi ihracatının içindeki payını sürekli yükselttik. 2002’de yüzde 30.4 iken, geçen yıl yüzde 41.2 idi. Bu yıl ilk 10 ayda yüzde 42.9’a yükseldi. Orta yüksek dediğimiz ürünler içinde elektronik ürünler de var ve orta yüksek teknolojili makine ürünleri de var" şeklinde konuştu. Türkiye’ye gelen yabancı yatırım konusunda ise Bolat, "2002’ye kadar ülkemize gelen yabancı yatırım sayısı 14 milyar dolardı, şirket sayısı 5 bin 600 idi. 2002’den sonra 22.5 yılda Türkiye’de toplam uluslararası şirket sayısı 87 bine ulaştı. Son 22.5 yılda gelen yabancı yatırım değer itibarıyla 284 milyar dolara ulaştı. O 86 bin şirket burada geliyor, iş yapmak istiyor. O nedenle müsterih olduk. Türkiye hala yatırım yapmak için, üretim yapmak için çok cazip ve çok ciddi teşvikleri olan bir ülkedir. Batıdan, doğudan veya güneyden birçok ülke de yeni yeni yatırımlarla gelmektedir" dedi. Bolat, tekstil ve hazır giyim sanayisinin komşu ülkelere gittiği eleştirileriyle ilgili de, "Şimdi sektörler dünyada nasıl bizim ülkemize 86-87 bin yabancı firma yatırım ve üretim şartlarından faydalanmak için gelmek istiyorlarsa, bazı sektörler yeni yatırımlar bulmak için ve o ülkenin ABD ile olan özel serbest ticaret anlaşmasından faydalanmak için 2009’dan sonra peyderpey gittiler. Ama bunların hepsinin Türkiye’de de yatırımları vardı. Ben pandemi sonrası için size bilgi vereyim. Geçen yıl 310 yatırımcı Mısır’a şirket açtı. Bunun 155’i Suriyelilerdi. Türkiye’de çalıştılar kendilerince. Maliyet avantajı sağlamak ya da kendi ülkesiyle bağlantı kurmak adına oraya gittiler. Geçen seneki bu yatırımların toplamı 40 milyon dolardı arkadaşlar. Ve son rakamı söyleyeyim. Türkiye’de tekstili hiçbir zaman hükümet olarak bizler de, sizler de, hiçbirbirimiz asla gözden bırakmayız. Biz bir pamuk ülkesiyiz ve biz ihracatı tekstil giyimle öğrendik. Ve desteklemeye de biraz önce anlattığım desteklerle devam edeceğiz. O yatırımların gittiğini söylediğiniz ülkenin toplam tekstil ve giyim ihracat toplamı 4,4 milyar dolar. Bizimkisi geçen yıl 31,5 milyar dolardı" diye konuştu. 600 bin KOBİ’nin e-ticaret firmalarıyla çalıştığını söyleyen Bakan Bolat, "Yüz binlerce istihdam sağlandı ve e-ihracatta önemli artış oldu. 2023’de e-ihracatın miktarı 5 milyar dolara çıktı. Geçen yıl 6.4 milyar dolara çıktı. Bu arada özellikle e-ithalat kargo ticaretiyle ilgili bazı talepler oldu. E-ithalat konusunda geçen yıl 502 milyon dolar ithalat geldi. En son bundan bir ay kadar önce de başta deri, ayakkabı, deri ürünleri, saracı ürünleri, oyuncaklar, plastikler gibi ürünlerde sağlığa aykırı ürünlerin yoğunluğunu gerekçe göstererek laboratuvar incelemeleri sonunda ithalat sınırlaması getirdik. İthalat yapılamıyor. Diğer ürünleri de takip ediyoruz ve bizim bu çabalarımız sonucunda bu bahsedilen sitelerle alakalı bir yıl önce 520 milyon dolarken, 420 milyon dolara düşürmeyi başardık" diye konuştu.