POLİTİKA
TBMM özel oturumu 23 Nisan 2026 Perşembe - 15:17:12 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlamak durumundayız. Cumhuriyet halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime en etkili biçimde taşınması çabasıdır. Güçlü cumhuriyet güçlü Meclisle yaşar, güçlü Meclis ise güçlü teamüllerle, güçlü İç Tüzük’le, etkili komisyonlarla, açık denetim mekanizmalarıyla ve toplumsal katılımla sağlanır" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM’nin kuruluşunun 106. yılı dolayasıyla 23 Nisan özel oturumu gerçekleşti. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, özel oturumda yaptığı konuşmada Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına değinerek, saldırıda hayatını kaybeden çocuklara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi. Kurtulmuş, yaşanan hadisenin milletçe yüreklerini dağlayan ağır bir ikaz olduğunu söyleyerek, "Hepimizin önünde duran mesuliyet açıktır. Çocukların güven içinde öğrenim gördüğü, yaşadığı bir iklim kurmak, siyaset kurumunun ertelenemez bir ödevidir. Bu tür hadiselerin tekrarını yaşamamak adına Meclisimiz, 21 Nisan 2026 günkü birleşiminde, yani bu salı günü yaptığı birleşimde partilerimizin ittifakıyla Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların araştırılması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi için bir Meclis araştırması komisyonu kurmuştur. Bundan dolayı Mecliste grubu bulunan ve grubu bulunmayan bütün partilere bu destekleri dolayısıyla yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, 23 Nisan’ın sadece bir kutlama günü olmadığını belirterek, "Meclisteki 23 Nisan törenleri ve özellikle Meclis özel oturumu sadece rutin bir törenden ibaret değildir. Bu vesileyle topyekûn bağımsızlığımıza, egemenliğimize, milli iradeye ve demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha teyit ve ilan ediyoruz. 23 Nisan, milletin iradesinin tarih sahnesine çıktığı gündür. İşgalin, dağınıklığın ve yoksunluğun içinden milli meşruiyet çıkaran irade Ankara’da güçlü bir temsile dönüşmüştür. Devletimizin temelleri atılırken milletimizin sözü de bir kürsüye kavuşmuştur. Cumhuriyet, bilindiği gibi daha sonra ilan edilmiştir fakat cumhuriyet fikrinin ilk adımları ilk günden itibaren Meclisimizin içerisinde atılmıştır. Egemenliğin kaynağını imtiyazda ve dar kadrolarda aramayan siyasal ahlak 23 Nisan ruhunun özüdür. Parlamento, milletin ortak aklının çalıştığı yerdir. Parlamento, öfkeyi usule, itirazı müzakereye ve toplumsal talebi meşru kararlara dönüştüren yüksek siyaset mekânıdır. Temsilin kuvveti de meşruiyetin asıl menşesi de doğrudan doğruya milletten gelmektedir. Meclisimizin değeri kriz anlarında hep daha belirgin hâle gelmiştir. Toplumumuz her sıkıştığında yönünü Meclise çevirmiştir. Darbe dönemlerinde, vesayet teşebbüslerinde, iç gerilimlerde veya dış baskılarda çözümün adresi daima millî iradenin kurumsal çatısı olan bu yüce mekân olmuştur. Millet sesini burada aramıştır, mesajını burada vermiştir, itirazını burada büyütmüştür, uzlaşmasını burada olgunlaştırmıştır" şeklinde konuştu. Kurtulmuş şöyle konuştu: "Millet adına konuşmanın ne manaya geldiğini öğreten kurucu kürsü Türkiye Büyük Millet Meclisinin Birinci Meclisidir. Orada bulunan mebusların her biri farklı vilayetlerden, toplumsal köklerden ve hayat hikâyelerinden gelmişlerdi fakat aynı hakikatle birleşmişlerdi; ’memleketin kaderi milletin rızası olmadan tayin edilemez’ anlayışında. 23 Nisan’ın tarihi içindeki önemi tam olarak da buradadır. Egemenliğin ve meşruiyetin tek sahibi millet olarak tescil edilmiştir. Egemenliğin tescilinin bir bayram olarak çocuklara armağan edilmesi, siyasetin nihai hedefini de göstermesi bakımından önemlidir. Gelecek nesillerin güven ve huzur içinde yaşadığı, refahtan hakkaniyetle pay aldığı ve çocukların neşe içinde oyunlar oynadığı bir ortamda egemenlik fikri tam manasıyla kök salar ve gelişir. Evlatlarımızı yaşadığımız çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Dijital imkânların arttığı, bilgi akışının hızlandığı bir devirde çocuklarımızı ezber yerine idrakle, korku yerine özgüvenle, kalıpçı anlayış yerine eleştirel muhakemeyle büyütmek durumundayız. Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlamak durumundayız. Cumhuriyet halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime en etkili biçimde taşınması çabasıdır. Güçlü cumhuriyet güçlü Meclisle yaşar, güçlü Meclis ise güçlü teamüllerle, güçlü İç Tüzük’le, etkili komisyonlarla, açık denetim mekanizmalarıyla ve toplumsal katılımla sağlanır. Toplum, gündelik sarsıntıların ötesine geçip kurumsal çözüm aradığında yine Meclise yönelmektedir ve yönelecektir. Bu sebeple Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hâle getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir. Anayasa, milletin kendisiyle yaptığı yüksek sözleşmedir. İç Tüzük de yasama vakarının Meclis faaliyetine yönelik yansımasıdır. Birincisi kurucu ilke ise, diğeri ise kurucu ilkenin çalışma ahlakını belirleyen çerçevedir. Kastettiğim reform arayışı, bir metin değişikliğinin ötesinde siyaset tarzı meselesidir. Amaç, milletin sesinin daha çok duyulduğu, farklı kanaatlerin daha sağlıklı konuşulduğu ve uzlaşının daha sistemli üretildiği bir Meclis düzenini oluşturmaktır. Siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüme dönüştüğü bir yer hâline asla getirilemez. Tekraren söylüyorum; siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüm hâline dönüştüğü bir yer hâline getirilemez. Meclisler işlevsizliğinde toplumlar sokaktaki gerilim ile idari katılık arasında sıkışıp kalır. Oysa millî irade, siyasal farklılıkların meşru zeminde konuşulmasını sağlayan en meşru zemindir. " Kurtulmuş, dünya siyasetinin bugün büyük bir kırılma evresinde olduğunu kaydederek, "Önemli bir düşünürün de ifade ettiği gibi ’Eski dünya ölüyor, yenisi ise doğmak için debeleniyor. Tam da bu alaca karanlıkta canavarlar ortaya çıkıyor.’ Uluslararası sistemin hâlini tarif ederken kimi zaman böylesi cümlelere ihtiyaç duyduğumuz açıktır. Gazze soykırımında görüldüğü gibi uluslararası kurumların çöktüğü, kuralların geçersiz hâle geldiği, hatta uluslararası ilişkilerin kavramlarının dahi hakikati taşımakta zorlandığı bir küresel atmosfer içinde canavarların ortaya çıktığı bir atmosferin olması kaçınılmazdır. İşte, tam da bu anda, bu zaman eşiğinde meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha kıymetli hâle geldiği aşikârdır. Türkiye olarak tüm kurumlarımızla, tarihimizden ve bölgesel ağırlığımızdan gelen birikimimizle yeni uluslararası denklemin adalet ekseninde kurulması gerektiğini savunuyoruz. Okulun, hastanenin, ibadethanenin, pazar yerinin güvenli sayılmadığı bir dünyada insanlığın ilerleme iddiası gerçekten akıldan ve mantıktan uzak kalır. İnsanlığın ortak vicdanı çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz, alışmamalıdır. 23 Nisan’ı buruk kılan hissiyatın başlıca kaynağı yurdumuzdaki elim can kayıpları, bir başka kaynağı ise uluslararası alandaki tablodur. Okulların emniyeti insanlığın müşterek haysiyetidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî sınırlarımız içinde ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır, asla sessiz kalamaz. Filistin’de, Gazze’de, Sudan’da, Ukrayna’da, Lübnan’da, İran’da ve başka kriz bölgelerinde hayatları karartılan çocukları unutan bir siyaset anlayışı kendi çocuklarına da umut veremez" diye konuştu. Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinerek, Komisyonun büyük bir demokratik olgunlukla çalıştığını ve nihai raporunu tamamlayarak görevini hakkıyla yerine getirdiğini ifade etti. Kurtulmuş, "Umarım ki önümüzdeki dönemde bu sürecin gerektirdiği adımlar nitelikli bir şekilde atılarak Türkiye’de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır. Milletin meclisi, milletin tüm renklerini taşıdığı kuvvetli bir alandır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye, büyük şehirlerden sınır ilçelerimize kadar memleketin her sesi burada yankı buldukça milli egemenlik kökleşmektedir. Türkiye demokrasi tecrübesini daha olgun hale getirecek imkana da, birikime de sahiptir" dedi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 14:59 ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’nın ortak sonuç bildirisi yayımlandı ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı programına ilişkin ortak sonuç bildirisi yayımlandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ev sahipliğinde Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği iş birliğiyle ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ programı 21-22 Nisan’da gerçekleştirildi. 2 gün süren ve dijital dünyada çocukların güvenliği ile haklarının nasıl korunacağının müzakere edildiği programın ardından, çocuklar için daha güvenli dijital alanların oluşturulmasına yönelik öncelik alanları ve çözüm yollarını içeren bir sonuç bildirisi yayımlandı. Bildiride, çevrim içi platformlarda çocukların güvenliğinin sağlanmasına yönelik ortak irade vurgulandı. Ayrıca, daha güçlü hak temelli yasal çerçevelerin belirlenmesi, dijital hizmet sağlayıcıların, güvenliği artırabilecek önlemler almasının zorunlu kılınması, aileleri, okulları ve çocuk koruma hizmetlerini destekleyecek entegre çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi, genişletilmiş dijital okuryazarlık ve farkındalık artırma çalışmalarının yapılması, Çocukların çözümün bir parçası olarak sürece dahil edilmesi gerekliliği üzerinde duruldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği tarafından yayımlanan ortak bildiri kapsamında çocuklar ve gençlerin dijital yaşamlarını etkileyen kararlara dahil edilmesi gerektiği belirtildi. Toplantıda küresel, bölgesel ve ulusal düzeylerde yasal ve yargısal adımlar atıldığı aktarılan bildiride, "Çocukların dijital deneyimlerini şekillendirmede kritik rol oynayan dijital hizmet sağlayıcıların ve suç faillerinin hesap verebilirliği güçlendirmiştir. Ancak bugüne kadarki çabalar, ihtiyaç duyulan sonuçları ortaya koyamamıştır. Atılan adımlar, dijital ortamdaki hızlı değişimlerin ve çocukların bu ortama erişimindeki dönüşümün gerisinde kalmaktadır" ifadeleri kullanıldı. Bildiride ayrıca, çocukların dijital ortamdaki haklarının korunmasını güçlendirecek somut ve uygulanabilir adımların acilen ortaya konulması gerektiği vurgulanarak, bu bağlamda, mevzuat, politika ve uygulama arasında köprü kuran, etkin eş güdüme dayalı ve çocuk merkezli yaklaşımların güvence altına alınmasının hayati önem taşıdığı belirtildi. Her devletin özel sektör ve teknoloji şirketlerinin, meslek uzmanlarının, sivil toplumların, toplulukların, ailelerin, bakım verenlerin, çocukların ve gençlerin bizzat kendilerinin birlikte hareket etmesi gerektiği ifade edilen açıklamada, hangi alanlarda neler yapılacağına ilişkin şunlar kaydedildi: "Çocuklara yönelik tüm çevrim içi şiddet, istismar, sömürü ve suç biçimlerini ele alan, dijital hizmet sağlayıcıların platform ve hizmetlerini çocuklar için güvenli hale getirmelerine uygun önlemleri de içeren, daha güçlü hak temelli yasal çerçeveler. Dijital hizmet sağlayıcıların, çocukların güvenliğinin ve mahremiyetinin tasarım ve varsayılan ayarlar yoluyla gözetilmesini sağlamak üzere güçlü ve önlemler uygulamasını zorunlu kılmayı da içeren, etkili sektör yönetişimi. Buna ek olarak, teknoloji şirketleri çocukların dijital ortamdaki güvenliğini artırabilecek dijital araçlar geliştirmeye ve paylaşmaya teşvik edilmelidir. Aileleri, okulları ve çocuk koruma hizmetlerini destekleyecek entegre çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi; çevrim içi şiddet mağduru çocukların ve şiddete ve zararlı içeriklere maruz kalanların entegre, çocuk dostu destek hizmetlerine, şikayet ve bildirim mekanizmalarına ve adalete hızlı ve etkili şekilde erişiminin sağlanması. Çocukların çevrim içi güvenlik becerilerini güçlendiren, eleştirel düşünmeyi ve sorumlu dijital katılımı teşvik eden, aynı zamanda ebeveynlerin, bakım verenlerin, eğitimcilerin ve diğer meslek uzmanlarının kapasitesini geliştiren, genişletilmiş dijital okuryazarlık ve farkındalık artırma çalışmaları. Çocukların çözümün bir parçası olarak dahil edilmesi; güvenli, kapsayıcı ve çocukların gelişen kapasitelerine saygılı katılım yolları sunularak, dijital yaşamlarını etkileyen kararlara anlamlı katılımlarının sağlanması. Özellikle kolluk kuvvetleri, adalet sektörleri ve mağdur desteği bağlamında, bilgi paylaşımını, akranlar arası etkileşim ve eğitimi de içeren uluslararası iş birliği." Bildiride, çocukların dijital ortamlarda karşı karşıya kaldığı risklerin gerçek olduğu anlatılarak "Bu yuvarlak masa toplantısı, tepkisel önlemlerden önleyici, hak temelli eyleme kararlılıkla geçilmesi ve dijital ortamın her çocuk için güvenli ve yararlı hâle getirilmesi yönünde ivme oluşturma yolunda çok taraflı önemli bir adımdır" denildi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 13:14 Bakan Çiftçi’den okul güvenliğine ilişkin açıklama: "81 il valiliğimize uygulanacak tedbirleri içeren bir genelge göndereceğiz" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki saldırıların ardından okul güvenliğinin tüm boyutlarıyla yeniden ele alındığını belirterek, 81 ile kapsamlı tedbirleri içeren genelge gönderileceğini açıkladı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bulunan Vilayetler Evi’nde basın mensupları ile bir araya geldi. Bakan Çiftçi, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan saldırıların ardından okul güvenliğine ilişkin yeni tedbirlerin hayata geçirileceğini duyurdu. "81 il valiliğimize uygulanacak tedbirleri içeren bir genelge göndereceğiz" Bakan Çiftçi, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla valiler, il emniyet müdürleri, il jandarma komutanları ve il millî eğitim müdürleriyle kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirildiğini belirterek, "81 il valiliğimize uygulanacak tedbirleri içeren bir genelge göndereceğiz. Öncelikle bütün okulların çevresi yeniden risk esaslı değerlendirilecek; giriş-çıkış yoğunluğu, öğrenci hareketliliği, servis güzergâhları, kör noktalar ve çevresel risk alanları tek tek gözden geçirilecek. Okul giriş ve çıkış saatlerinde kolluk görünürlüğü artırılacak. Metruk yapılar, parklar, internet kafeler, oyun salonları ve öğrencilerin yoğun bulunduğu güzergâhlarda devriye ve denetimler sıklaştırılacak. Kamera sistemleri, giriş-çıkış kontrolü, ziyaretçi usulleri ve güvenli toplanma alanları yeniden değerlendirilecek; eksikler süratle giderilecek. Daha önce yılda iki kez yapılan ‘Okul Güvenliği’ toplantıları artık her ayın ilk haftasında düzenli yapılacak. Her okulda okul müdürü, rehber öğretmen, en yakın kolluk amiri ve sosyal hizmet uzmanının yer alacağı bir ‘güvenlik kurulu’ oluşturulacak. Biz burada yedi basamaklı bir çerçeve üzerinde çalışıyoruz: risk ve tehdit analizlerinin yenilenmesi, fiziki güvenlik önlemlerinin artırılması, erken uyarı sistemi, takip görevi, rehberlik-güvenlik koordinasyonu, bakanlıklar arası eşgüdüm ve acil durum farkındalık eğitimi. Bakan Çiftçi, akran zorbalığı, dijital riskler ve öğrencilerin psikososyal durumlarının da yakından izleneceğini belirterek, devamsızlık yapan ve risk altında olduğu değerlendirilen çocuklar için okul-aile-kamu kurumları arasında daha güçlü bir takip mekanizması kurulacağını ifade etti. Rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin güçlendirileceğini vurgulayan Çiftçi, ruhsatlı silah sahibi ebeveynlere yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yapılacağını, ruhsatsız silahla mücadelenin de kararlılıkla süreceğini kaydetti. Her ilin kısa, orta ve uzun vadeli plan hazırlayarak tedbirleri düzenli şekilde Bakanlığa raporlayacağını bildiren Bakan Çiftçi, olası olaylara müdahale kapasitesinin de yeniden değerlendirileceğini ifade etti. Okul saldırılarının ardından dijital mecraların da yakından takip edildiğini belirten Bakan Çiftçi, bazı hesapların suçu övdüğünü, saldırganlığı teşvik ettiğini ve toplumu provoke etmeye çalıştığını söyledi. Bakan Çiftçi, "Kolluk kuvvetlerimizin sanal devriye faaliyetleri kapsamında 2025 yılında 210 bin 234, 2026 yılı 16 Nisan itibarıyla da 86 bin 937 hesap yöneticisi ve kullanıcısı tespit edildi. Sadece bu iki okul saldırısı sonrasında saldırgan içerikli 539, provokatif içerikli 379 hesap yöneticisi veya kullanıcısı hakkında gerekli işlemler başlatıldı. Olaylarla bağlantılı 8 bin 11 URL için içerik çıkarılması ve erişim engellenmesi süreci işletildi; toplamda 8 bin 270 URL hakkında karar uygulandı. ‘C31K’ isimli oluşuma ait Telegram üzerinde faaliyet gösteren 259 kanal kapatıldı. Provokatif paylaşım yapan çok sayıda sosyal medya hesabı tek tek incelendi; bunlarla ilgili adli süreçler devreye alındı. Tutuklama, adli kontrol, erişim engeli ve yakalama süreçleri de eş zamanlı yürütüldü. Ayrıca kamu düzenini bozan, suçu ve suçluyu öven, olayları manipüle eden çok sayıda hesap ve şahıs hakkında erişim engeli talebinde bulunuldu. Muhterem Cumhurbaşkanımızın da ortaya koyduğu kararlı irade doğrultusunda sanal devriye kapasitemizi artırdık. Bizim için dijital alan, hukukun dışında kalan bir alan değildir. Sokakta suça nasıl geçit vermiyorsak, sosyal medya ve dijital mecralarda suçu öven yapılara da aynı kararlılıkla müdahale ediyoruz. Sanal dünya da hukuk dışı bir alan değildir; suçu övene de toplumu provoke edene de dijital mecralarda alan bırakmayacağız" Gülistan Doku dosyasında yeni gelişmeler Bakan Çiftçi, Gülistan Doku dosyasına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Dosyada maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının öncelikleri olduğunu belirten Çiftçi, 17 Nisan tarihli onayla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında ortaya atılan iddiaların incelenmesi için iki mülkiye müfettişi görevlendirildiğini ifade etti. Aynı tarihte Sonel’in görevden uzaklaştırıldığını ve gözaltına alındığını belirten Bakan Çiftçi, 21 Nisan’da çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandığına dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı: "20 Nisan 2026 tarihli onayla da olay sonrasındaki inceleme, araştırma ve soruşturma süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek üzere 2 Mülkiye Müfettişi ve 2 Polis Müfettişi daha görevlendirildi. Jandarma Genel Komutanlığımız cesedin bulunması için teknik ve lojistik destek sağlıyor. Süreç çok yönlü şekilde devam ediyor. Dün Bakan Yardımcımız Kübra Güran Hanımefendi, hem yerinde incelemeler yapmak, hem de Adalet Bakanlığımızla ortak bir toplantı yapmak üzere Tunceli’deydi. Bizim yaklaşımımız nettir: hiçbir iddia karşılıksız bırakılmaz, hiçbir ihmal görmezden gelinmez, hiçbir süreç karanlıkta kalmaz. Bu dosyada tek hedefimiz vardır: Somut gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkması." Bakan Çiftçi, kasten öldürme suçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, temel önceliklerinin her olayın aydınlatılması ve faillerin adalete teslim edilmesi olduğunun altını çizdi. Bakan Çiftçi, "2003’ten bugüne yani AK Parti hükümetimiz döneminde meydana gelen kasten öldürme olaylarının yüzde 97,2’si aydınlatıldı. Özellikle faili meçhul dosyalarda son yıllarda çok ciddi bir düşüş sağladık. 2023, 2024, 2025 yıllarında ve 2026’nın ilk döneminde faili meçhul olay kaydı bulunmuyor. Bu sonuç; kriminal kapasitenin güçlenmesinin, olay yeri inceleme kabiliyetinin gelişmesinin ve emniyet-jandarma koordinasyonunun kuvvetlenmesinin somut sonucudur. Faili firar dosyalarında da mücadelemiz kesintisiz sürüyor" değerlendirmesinde bulundu. Firari failler için uluslararası takip Faili firar dosyalarında da mücadelenin kesintisiz sürdüğünü belirten Bakan Çiftçi, 262 kişi hakkında kırmızı bülten çıkarıldığını, 94 kişi için ise kırmızı bülten talebinde bulunulduğunu bildirdi. Yurt içine ya da yurt dışına kaçan faillerin yakalanması için tüm ulusal ve uluslararası mekanizmaların devreye alındığını ifade eden Bakan Çiftçi, "Hiçbir dosya sahipsiz değildir; her olay sonuna kadar takip edilir" dedi. Bakan Çiftçi, kasten öldürme suçlarında hiçbir dosyanın sahipsiz bırakılmadığını vurgulayarak, "Her failin peşine düşüyor, adalete teslim ediyoruz" ifadelerini kullandı. Faili meçhul cinayetler ve firari faillere ilişkin de bilgilendirmelerde bulunan Bakan Çiftçi, kasten öldürme gibi insan hayatını hedef alan suçlarda temel önceliklerinin her olayın aydınlatılması ve faillerin adalete teslim edilmesi olduğunu belirtti. Çiftçi, "2003’ten bugüne yani AK Parti Hükümetimiz döneminde meydana gelen kasten öldürme olaylarının yüzde 97,2’si aydınlatıldı. Özellikle faili meçhul dosyalarda son yıllarda çok ciddi bir düşüş sağladık. 2023, 2024, 2025 yıllarında ve 2026’nın ilk döneminde faili meçhul olay kaydı bulunmuyor. Bu sonuç; kriminal kapasitenin güçlenmesinin, olay yeri inceleme kabiliyetinin gelişmesinin ve emniyet-jandarma koordinasyonunun kuvvetlenmesinin somut sonucudur. Faili firar dosyalarında da mücadelemiz kesintisiz sürüyor. 262 kişi hakkında kırmızı bülten çıkarıldı. 94 kişi için kırmızı bülten görüşü soruldu. Yurt içine ya da yurt dışına kaçmış faillerin yakalanması için ulusal ve uluslararası bütün mekanizmaları devreye alıyoruz. Hiçbir dosya sahipsiz değildir; her olay sonuna kadar takip edilir. Kasten öldürmede hiçbir dosyayı sahipsiz bırakmıyoruz; her failin peşine düşüyor, adalete teslim ediyoruz" ifadelerine yer verdi. Sokak çetelerinin ise ‘Yeni Nesil Suç Örgütleri’ tanımlandığını kaydeden Çiftçi, bunların hem asayişi bozan hem de mahalle huzurunu hedef alan, gençleri suça sürükleyen ve şehir güvenliğini tehdit eden yapılar olduğuna dikkati çekti. Çiftçi, 2026 yılını ‘Yeni Nesil Suç Örgütleri’ mücadele yılı ilan ettiklerini kaydederek, "Kendilerine çizgi film karakterlerinden ya da takma isimlerden esinlenerek adlar veriyorlar. Gösterişi, sosyal medya görünürlüğünü ve korku yaymayı bir yöntem olarak kullanıyorlar. Yaş ortalamaları düşüyor, hızlı para kazanma hevesi öne çıkıyor. Dijital platformları hem propaganda hem de suç gelirleri bakımından daha yoğun kullanıyorlar. Sabit merkezleri zayıf, örgütsel bağları daha gevşek, hareket tarzları daha öngörülemez. Bu nedenle bunlarla mücadele de klasik yöntemlerle sınırlı kalamaz" diye konuştu. Geçen yıl yılında 652 organize suç çetesine yönelik bin 730 operasyon gerçekleştirdiklerini anımsatan Çiftçi, bu operasyonlarda 14 bin 75 şahsın gözaltına alındığını, 7 bin 659 şahsın tutuklandığını, 3 bin 463 şahıs hakkında ise adli kontrol işlemi yapıldığını bildirdi. Çiftçi 1 Ocak-16 Nisan 2026 döneminde ise 274 organize suç çetesine yönelik 676 operasyon yaptıklarını belirterek, geçen yılın aynı döneminde 222 çeteye yönelik 556 operasyon düzenlendiğini belirtti. Hem operasyon sayısını hem de darbe indirdikleri yapı sayısını artırdıklarına dikkati çeken Çiftçi, aynı dönemde 4 bin 963 şahsın gözaltına alındığını, 2 bin 219 şahsın tutuklandığını ve bin 129 şahıs hakkında adli kontrol kararı verildiğini dile getirdi. Operasyon yapılan suç çetelerinin 191’nin KOM, 41’nin narkotik ve 42’sinin ise siber bağlantılı organize suç örgütlerinden oluştuğunu ifade eden Çiftçi TCK 220 kapsamında mevcut planlı dosya sayısının da 489 olduğunu kaydetti. "1 Ocak-16 Nisan 2026 arasında 32 bin 523 ruhsatsız silah yakalandı" Çiftçi, ruhsatsız silah konusunun doğrudan kamu düzenini, vatandaşların güvenliğini ve toplumsal huzuru etkileyen bir başlık olduğunu söyleyerek, bu konudaki mücadelelerini tavizsiz sürdürdüklerini vurguladı. Çiftçi, son iki sene içerisinde ruhsatsız silah kapsamında 243 bin 208 şahıs hakkında işlem yapıldığını kaydetti ve 1 Ocak-16 Nisan 2026 arasında 32 bin 523 silah yakalandığını ve 33 bin 120 şahsa işlem yapıldığını sözlerine ekledi. Yakalanan silahların 14 bin 226’sının tabanca, 6 bin 170’inin kurusıkı tabanca, 11 bin 554’ünün av tüfeği ve 573’ünün uzun namlulu silah olduğunu açıklayan Çiftçi, Emniyet ve jandarma güçlerinin ruhsatsız silahları kaynağında tespit etmek, ele geçirmek ve sorumluları adli mercilere teslim etmek için aralıksız çalıştığını belirtti. Belediyelere yönelik soruşturmalara ilişkin de bilgilendirmelerde bulunan Çiftçi, İçişleri Bakanlığı’nın belediyelere yönelik işlemleri siyasi aidiyete göre değil, ihbar, şikayet, teftiş ve denetim sonuçlarına göre yürüttüğünün altını çizdi. Çiftçi, 31 Mart 2024 mahalli idareler seçimlerinden 17 Nisan 2026 tarihine kadar 3 bin 309 araştırma ve inceleme yürütüldüğünü söyleyerek, bunların bin 535’i hakkında soruşturma izni verildiğini aktardı. Yapılan soruşturmalarda mükerrer dosyalar da olduğunu söyleyen Çiftçi, sözlerine şu şekilde devam etti: "Dağılıma baktığımızda 677’si AK Partili belediyelerle ilgili. 371’i CHP’li, 128’i MHP’li, 18’i DEM Partili, 9’u İYİ Partili, 332’si de diğer partilere mensup belediyelerle ilgili. Bu veriye göre en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Partili belediyelerdir. Yaklaşık toplamın yüzde 44’üne tekabül ediyor. Bu tablo bile tek başına ‘sadece muhalefet belediyeleri hedef alınıyor’ iddiasının gerçekle örtüşmediğini gösteriyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi özelinde ise Sayın Mansur Yavaş’ın görev dönemini kapsayan yaklaşık 7 yılda toplam 49 araştırma ve ön inceleme onayı verildi. 23 ön inceleme raporu düzenlendi. 32 iddia konusu değerlendirildi. Müfettiş önerileri doğrultusunda 7 konuda soruşturma izni verildi. Bunların 2’si Danıştay tarafından kaldırıldı, 2’si halen Danıştay incelemesinde, 3 dosyada ise karar sonrası işlemler sürüyor. 25 iddiada ise Yavaş’ın imzası, onayı veya talimatı tespit edilemediği için soruşturma izni verilmedi. Ayrıca 18 konuda suç unsuruna rastlanmadı. 13 tevdi raporu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, 1 tevdi raporu Hazine ve Maliye Bakanlığına gönderildi. 2 tazmin raporu da belediyeye iletildi. Halen 11 araştırma ve ön inceleme süreci devam ediyor. Dolayısıyla burada yapılan işlem siyasi değil; iddia, inceleme, müfettiş raporu ve hukuk süreci temelinde yürüyen idari bir mekanizmadır. Çiftçi, İçişleri Bakanlığınca verilen soruşturma izinlerinin nihai hüküm niteliği taşımadığını da belirterek bu kararların, 4483 sayılı ‘Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’ çerçevesinde alınan idari kararlar olduğunu ve yargı denetimine tabi olduğunu söyledi.
CHP Genel Başkanı Özel, CHP Kastamonu İl Başkanlığı 39. İl Kongresi’ne katıldı
21 Ekim 2025 Salı - 21:24 CHP Genel Başkanı Özel, CHP Kastamonu İl Başkanlığı 39. İl Kongresi’ne katıldı CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Kastamonu İl Başkanlığı 39. İl Kongresi’ne katıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Kastamonu İl Başkanlığı 39. İl Kongresinde konuştu. Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi olarak 47 yıldır 1’inci parti olamamıştık, iktidar yüzü görememiştik. Sabrettik, kusuru ne Kastamonu’da aradık ne de Türkiye’deki insanlardan aradık. ‘Hata bizdedir, daha çok çalışmalıyız, bir şekilde başarmalıyız’ dedik. 47 yıl sabrettik ve son seçimlerde doğru adaylarla, genç adaylarla, kadınlara alan açarak, belediye meclislerinde gençlik ve kadın kotalarını tam uygulayarak ve Türkiye’ye gençler ile kadın erkek eşitliğiyle ve bilimsel yöntemlerle saptanmış adaylarla Türkiye’nin karşısına çıktık ve 47 yıl sonra seçimlerden 1’inci parti olarak çıkmayı başardık. Bizim 47 yıl gösterdiğimiz sabrı Adalet ve Kalkınma Partisi 47 ay gösterseydi, Cumhurbaşkanlığı seçim süreci başlayacaktı. Bırakın 47 ay, 47 gün bile göstermediler, sabretmediler" dedi. Anket sonuçlarında CHP’nin birinci parti olmasının ardından normalleşme sürecinin bitirilmek istendiğini kaydeden Özel, "O yüzden Cumhuriyet Halk Partisinin, Cumhuriyet Halk Partililerin nasırına basmaya başladılar. Hiçbir şey yok ortada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ülkede, orduda, yüzüncü yılında kara, deniz ve havada okul birincileri kadın teğmenler. Gelip selam veriyorlar, Erdoğan selamı alıyor, ödülünü veriyor, kalem hediye ediyor, saat hediye ediyor, sohbet ediyor. Yerlerini alıyorlar. Tören bitiyor, ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ diye kılıç çatıyorlar. 8 gün geçiyor, işte sana fırsat, o teğmenlere soruşturma açıyorlar" diye konuştu. "İstanbul Büyükşehir iddianamesini de sabırsızlıkla bekliyoruz" "Aziz İhsan Aktaş suç örgütü"ne yönelik hazırlanan iddianameye ilişkin Özel, "Dünkü iddianameyi gördük ki 570 sayfa iddianame beklediğimiz gibi tel tel dökülüyor. İçinde kanıt değil, içeri alınıp konmuş, ‘şuna imza atarsan çıkartırım’ diyerek itirafçı adı altında iftiracı yapılmışların ifadeleri dışında hiçbir şey yok. Kanıt yok, ispat yok, ‘rüşvet’ diyor, alan, veren yok. Sadece oraya attırılmış yalanlar, gizli tanık diye, x,y,z,49 bilmem ne diye numara verdiği kendi gizli tanıklarının iftiraları var. İstanbul Büyükşehir iddianamesini de sabırsızlıkla bekliyoruz diyorum, sabrımız tükendi artık, sabırla bekliyoruz" şeklinde konuştu. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in, TBMM’de gerçekleştirilen grup toplantısındaki ifadelerine ilişkin Özel, "O iddianameyi yargılanmak için değil, yargılamak için bekliyoruz. Ben bu lafı söyleyince AK Parti’nin sözcüsü Ömer Çelik, o kadar atik bir arkadaş ki hemen cevap vermiş. Ben bunu bugün demiyorum, 3 aydır söylüyorum. O iddianameyi yargılanmak için değil, bu iftiraları yargılamak için bekliyoruz, bu iftiracıları yargılamak için, bu iftiralardan hesap sormak için bekliyoruz " ifadelerini kullandı. "Biz ne demokrasi dışı bir yerlerden medet umarız ne Amerika’ya gider Trump’tan medet umarız, sadece ve sadece milletimize güveniriz" diyen Özel, "Mecliste bugün bir kağıt imzaladık. Oraya bıraktım, diyoruz ki ‘Türkiye nadir toprak elementlerini sadece ve sadece kendi çıkartmalı, kendi işlemeli, bunların yabancı ülkelere ihracı yasak olmalı" dedi. "Ezilsen de teslim olmamayı yenilmemeyi vaad ediyorum" Salondaki partililere seslenen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hiçbirinize hemen önümüzde güzel günler vaad etmiyorum, kolay yol yürüyüşü, dikensiz gül bahçeleri vaad etmiyorum. Ben size 100 yıl önce olduğu gib uşartlar ne kadar zor olursa olsun, rakip ne kadar zalim olursa olsun, karşımızdaki iş birliği ne kadar güçlü, ne kadar gözü dönmüş, ne kadar dışarı bağlı olursa olsun, ben size cesaretle mücadele vaad ediyorum. Dikenlerin üzerine basa basa yürüyeceğimiz bir yol ama teslim olmamak, ezilmemek. Ezilsen de teslim olmamayı yenilmemeyi vaad ediyorum."
Antalya’da 300 yataklı yeni hastane süreci başladı
21 Ekim 2025 Salı - 20:23 Antalya’da 300 yataklı yeni hastane süreci başladı AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Atatürk Devlet Hastanesi binasının yıkılacağını, yerine yapılacak 300 yataklı yeni hastanenin sürecinin resmen başladığını belirterek, "Hiç kimsenin hayatını tehlikeye atamayız. Binanın çürük raporları mevcut. Artık hizmet vermeye devam etmesi mümkün değil" dedi. AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, MÜSİAD Antalya Başkanı Yusuf Akgül ve yönetimini ziyaret etti. Ziyarette kentte bir süredir tartışma konusu olan Atatürk Devlet Hastanesi hakkında önemli açıklamalar yapıldı. Akgül, Antalya ekonomisinin ve kent dinamiklerinin her geçen gün güçlendiğini vurgulayarak, MÜSİAD’ın şehrin tüm paydaşlarıyla iş birliği içinde çalışmaya devam ettiğini söyledi. Akgül, "Sadece iş dünyasının değil, toplumun her kesiminin gelişimi için katkı sunmaya çalışıyoruz. Sağlık yatırımları da bu anlamda çok önemli. Sağlıklı bireyler, güçlü bir ekonomi demektir" dedi. 300 yataklı yeni hastane projesinde süreç başladı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 300 yataklı hastane yapım sözleşmesinin onaylandığını belirten Çetin, Sağlık Bakanlığı’nın mimari çizim için ihaleye çıktığını ve ihalenin tamamlandığını ifade etti. Şu anda mimarlık firmasının proje çizimlerini hazırladığını kaydeden Çetin, "Çizim süreci tamamlandıktan sonra hastane yapım ihalesine çıkılacak. Antalya’ya yakışır modern bir sağlık kompleksi inşa edilecek" şeklinde konuştu. Çetin ayrıca, bölgede iş hanı veya rezidans yapılacağı yönündeki iddiaların tamamen asılsız olduğunu vurgulayarak, "Bu tür karalama kampanyaları art niyetli yaklaşımlardır. Buranın sağlık yatırımı için verimli kullanılacağı ortadayken, farklı amaçlarla kamuoyunu yanıltmaya çalışan açıklamalar doğru değildir" diye konuştu. "Yıkım süreci kaçınılmaz" AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, hastane binasının yıkım sürecinin kaçınılmaz olduğunu belirterek, "Hiç kimsenin hayatını tehlikeye atamayız. Binanın çürük raporları mevcut. Artık hizmet vermeye devam etmesi mümkün değil" ifadelerini kullandı. Çetin, sağlık çalışanlarının ve vatandaşların mağdur olmaması için gerekli planlamaların yapıldığını belirtti. Atatürk Devlet Hastanesi’nde görev yapan personelin Aksu ile Şehir ve Eğitim-Araştırma Hastanelerinde görevlendirileceğini aktaran Çetin, ayrıca Aksu’da yapımı devam eden hastanenin de 4-5 ay içinde tamamlanacağını söyledi. Ekonomi, yatırım ve sağlık el ele AK Parti İl Başkanı Ali Çetin’in MÜSİAD Antalya’ya yaptığı ziyarette, Antalya’da devam eden sağlık yatırımları, yeni projeler ve iş dünyasının gündemindeki ekonomik gelişmeler ele alındı. Hem sağlık alanında hem de ekonomideki yeni yatırımların, kentin geleceği açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı.
TBMM’de küfürlü tartışma
21 Ekim 2025 Salı - 20:09 TBMM’de küfürlü tartışma TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti Siirt Milletvekili Mervan Gül ile CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır arasında küfürlü tartışma yaşandı. TBMM Genel Kurulu Meclis Başkan Vekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da milletvekillerine verilen 1 dakikalık bölümde söz alan AK Parti Siirt Milletvekili Mervan Gül, "Ali Mahir Başarır’ın, Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik alçakça Silivri tehdidi ve iğrenç hakaretleri ahlaksızlığın ve çirkefliğin zirvesidir. Bu hadsiz sözler ne demokrasiye ne de milletimizin değerlerine sığar. Sadece CHP’nin kin kusan kaos tüccarı zihniyetini ifşa eder. Cumhurbaşkanımıza yani milletimizin iradesine yapılan bu aşağılık saldırıdır" şeklinde konuştu. AK Partili Gül’ün konuşması sırasında CHP’li milletvekilleri masalara vurdu. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ile AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı karşılıklı sataşmaların ardından birbirlerinin üzerine yürüdü. Başarır, "Sen kimsin lan. Terbiyesiz. Ayar mı veriyorsun bir de buraya" derken Kıratlı ise, "Lan sensin lan, yavşak. Lan ne olacak, artist. Oğlum, oradaki yaptığın konuşmayı çıkıp burada yapsana lan, yap bakayım, hadi yap, yap hadi lan" dedi. İki isim arasındaki sataşmalar sürerken Meclis Başkanvekili Celal Adan araya girerek milletvekillerine temiz dil kullanmaları gerektiğini ifade etti. "Alçak diye bir ithamda bulunmak nasıl bir şey" CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise, "Konuşmayla ilgili televizyonda ayrıntılarıyla söylediklerimi belirttim ama diyelim ki yanlış bir dil kullandım, bunu anlatırken, ’Alçak’ diye bir ithamda bulunmak nasıl bir şey? Soruyorum size. Medya İletişim Başkanınız konuşmayı alıyor, üstüne, ’Hoşşt’ yazıyor. Bu, doğru bir dil mi? Ya, soruyorum. Dava açıldı, gece jet hızıyla soruşturma başlatıldı, manevi tazminat davası açıldı" dedi. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül tartışmaya ilişkin, "Grup Başkan Vekili az önce de ifade edildi, bir gündem oldu. Kullanmış oldukları dil gerçekten demokrasiye de CHP’ye yakışmayan bir dil yani toplumu, seçmenleri ayırt eden ve Cumhurbaşkanımıza yönelik kabul edemeyeceğimiz ifadeleri kullanan bu dilin hiçbir şekilde kabul edilebilir bir tarafı yoktur" ifadelerini kullandı.
MHP Genel Sekreteri Büyükataman’dan Özgür Özel’e sert tepki: "Kıbrıs Türklüğü asla vazgeçmeyeceğimiz milli bir davadır"
21 Ekim 2025 Salı - 18:31 MHP Genel Sekreteri Büyükataman’dan Özgür Özel’e sert tepki: "Kıbrıs Türklüğü asla vazgeçmeyeceğimiz milli bir davadır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, "Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’yi ve vatan sevdamızı utanmadan hedef almaya yeltenen Özgür Efendi şunu iyi bilmelidir. Kıbrıs Türklüğü asla vazgeçmeyeceğimiz milli bir davadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatan toprağıdır" dedi. Büyükataman, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Mandacı zihniyetin sözcüsü gibi yurt dışında Türkiye’yi şikayet etmeyi gelenek haline getiren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün TBMM kürsüsünde teslimiyetçi söylemlerine bir yenisini daha eklemiştir. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’yi ve vatan sevdamızı utanmadan hedef almaya yeltenen Özgür Efendi şunu iyi bilmelidir. Kıbrıs Türklüğü asla vazgeçmeyeceğimiz milli bir davadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatan toprağıdır. Genel Başkanımızın yaptığı da Türk milliyetçilerinin sarsılmaz iradesiyle vatan toprağına ve milletin bekasına sahip çıkmaktır" dedi. Büyükataman, "Yabancıların konforlu sahnelerinde gezip iktidar hayali kuranların, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin milli mesele olduğunu anlaması elbette beklenemez. Bilinmelidir ki; Kıbrıs’tan taviz vermek Anadolu’nun ateşe atılmasıdır. Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi; ‘Kıbrıs Doğu Akdeniz’deki sancak, Türk milletinin can damarı, Türk istiklal ve varoluş ruhunun siyasi, stratejik ve jeopolitik misyonudur. Kıbrıs’ın güvenliği ve geleceği Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenlik ve geleceğiyle bir ve aynıdır" dedi. Özgür Özel’in açıklamalarını ciddiyetsizlik ve gaflet olarak nitelendiren Büyükataman, "Özgür Efendinin EOKA ve ENOSİS ile söylem birliğine girmiş gibi Genel Başkanımızı hedef alması büyük bir ciddiyetsizlik ve gaflettir. Türk’süz ve Türkiye’den koparılmış bir Kıbrıs hayal edenlerin hesapları mutlaka bozulacaktır. Kıbrıs Türk’tür ve sonsuza kadar da Türk kalacaktır" ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanı Yerlikaya: "Narko Kapan Mersin’le 3 organize suç örgütü çökerildi, 370 şahıs yakalandı"
21 Ekim 2025 Salı - 18:15 İçişleri Bakanı Yerlikaya: "Narko Kapan Mersin’le 3 organize suç örgütü çökerildi, 370 şahıs yakalandı" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Mersin merkezli 10 ilde yapılan operasyonda 403 adrese baskın düzenlendi, 3 organize suç örgütü çökerildi, 370 şahıs yakalandı" dedi. Mersin merkezli 10 ilde ’Narko Kapan’ operasyonu düzenlendi. 3 bin 250 polis, 590 ekip, 30 detektör köpek, 2 iha, 1 helikopter ve 3 dron ile yapılan eş zamanlı operasyonda 403 adres basıldı, 3 organize suç örgütü çökertildi, 370 şüpheli ise yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonla ilgili açıklamayı ise İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Mersin İl Emniyet Müdürlüğü’nde yaptı. Bakan Yerlikaya, "Mersin’de bu sabah vatandaşlarımızın hayatına kasteden zehir tacirlerine karşı,kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyan geniş kapsamlı bir operasyon gerçekleştirdik. Operasyonumuzun adı ’Narko Kapan Mersin’. Bu operasyonda hedefimizde Organize suç örgütleri ve ’torbacı’ olarak tabir edilen ’sokak satıcıları’ vardı. Operasyonumuzun hazırlık çalışmaları 4 ay sürdü. Bu süre zarfında veri analizleri, saha takipleri ve teknik hazırlıklarımızı tamamladık. Her adımı titizlikle yürüttük. Ve bugün şafakla beraber düğmeye bastık. Polislerimiz, karadan ve havadan eşzamanlı biçimde harekete geçti. Mersin merkezli 10 ilimizde gerçekleşen operasyonumuza 3 bin 250 kahraman polisimiz, 590 ekibimiz, 30 özel eğitimli narkotik detektör köpeği, 2 İHA, 1 helikopter ve 3 drondan oluşan hava destek unsurlarımız katıldı. Eşzamanlı olarak 403 farklı adrese baskın düzenledik. 3 organize suç örgütünü çökerttik. 370 şüpheli şahsı gözaltına aldık ve halen operasyonumuz sürüyor" diye konuştu. "Bu zincirin her halkasıyla aynı kararlılıkla mücadele ediyoruz" Mersin’in emeğin, bereketin ve kardeşliğin şehri olduğunu belirten Bakan Yerlikaya, "Akdeniz’de bulanan en önemli liman kentlerimizden biri olan Mersin, aynı zamanda ülkemizin stratejik kapısıdır. Bugün bu şehir, bakanlığımızın uyuşturucuya karşı yürüttüğü, en kararlı ve organize hamlelerinden birine sahne olmuştur. Şunu özellikle belirtmek isterim uyuşturucu ile mücadele, organize suçlarla mücadelenin ikiz cephesidir. Finansman kaynakları, yöntemleri, hedefleri çoğu zaman ortaktır. Gençlerimizi hedef alır, toplumun direncini kırmaya çalışır. Bu yüzden bizim mücadelemiz de çok boyutludur. Hem arzla, hem taleple aynı anda savaş veriyoruz. Üreticiye, taşıyıcıya, depocuya, torbacısına, baronuna bu zincirin her halkasıyla aynı kararlılıkla mücadele ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Suç odakları yöntem değiştiriyor, biz de kendimizi her gün yeniliyoruz" Sadece sokakta olmadıklarını, siber dünyanın karanlık ağlarında da 7 gün 24 saat iş başında olduklarının altını çizen Yerlikaya, "Artık mücadelemizi, yeni güvenlik konseptleriyle yürütüyoruz. Siber devriyeler, dijital istihbarat analizleri, veri tabanlı hedefleme ve yapay zekâ destekli risk haritalarıyla suç ağlarının her hamlesini önceden okuyoruz. Dijital mecralarda, Dark web’de, şifreli mesajlaşma platformlarında, kripto para transferlerinde iz sürüyor, bıraktıkları her dijital izi takip ediyoruz. Evet, suç odakları yöntem değiştiriyor. Ama biz de kendimizi her gün yeniliyoruz. Siber devriyelerimizin, veri analitiği ve dijital istihbarat kabiliyetlerini sürekli güncelliyoruz. Ve bu stratejinin başarısını, sahadaki somut sonuçlar gösteriyor" dedi. "331 uyuşturucu organize suç örgütünü çökerttik" Bu kabine döneminde uyuşturucuya yönelik düzenlenen operasyonlarda 89 bin 69 zehir tacirinin tutuklandığını vurgulayan Yerlikaya, "217 ton uyuşturucu madde ile 246 milyon adet uyuşturucu hapı da ele geçirdik. Organize suç örgütlerine yönelik yürüttüğümüz operasyonlar sonucunda 331 uyuşturucu organize suç örgütünü çökerttik. Aynı dönemde Mersin’de ise zehir tacirlerine yönelik yapılan operasyonlarda, 2 bin 167 şahıs tutuklandı. 3,5 ton uyuşturucu madde ile 8 milyonu aşkın uyuşturucu hap ele geçirdik. Yine Mersin’de, bu kabine dönemimizde 42 organize suç örgütünü çökerttik. Bunun 7’si de narkotik suçlara yönelikti. Bu tablo, devlet aklının ve sahadaki mücadelemizin rakamsal arşividir. Güvenlik teşkilatlarımızın alın terinin kaydıdır. Evlatlarımıza uzanan her kirli el, güvenlik güçlerimizin çelikten iradesine, er ya da geç toslayacaktır. Kararlıyız. Bu zehir tacirlerine geçit vermeyeceğiz. Uyuşturucu, İnsanlığın en büyük düşmanıdır. Buna cüret eden zehir tacirleriyle ülkemiz ve insanlık adına mücadele etmeye devam edeceğiz" diye konuştu. Açıklama sırasında Bakan Yerlikaya’ya, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ömer Urhal, Vali Atilla Toros ve İl Emniyet Müdürü İdris Yılmaz eşlik etti.
Bakan Tekin: "CHP’liler 12 yıllık zorunlu eğitime ne demişler görsünler, oynadıkları bir tiyatro, makul önerileri varsa dinlerim"
21 Ekim 2025 Salı - 18:13 Bakan Tekin: "CHP’liler 12 yıllık zorunlu eğitime ne demişler görsünler, oynadıkları bir tiyatro, makul önerileri varsa dinlerim" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, zorunlu eğitim süresine ilişkin muhalefetin eleştirileriyle ilgili, "Biz karşıyız diyen CHP’lilere bir tavsiyem var: 2011-2012’de 4+4+4 sistemi tartışılırken komisyon tutanaklarına bir baksınlar. Orada CHP’li vekiller 12 yıllık zorunlu eğitime ne demişler, görsünler. Oynadıkları bir tiyatro. Mantıklı, makul önerileri varsa dinlerim" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da Pusula Gazetesi’nin gündem toplantısına katıldı. Zorunlu eğitim süresine ilişkin Bakan Tekin, "Bir adım atılırken o adımın beraberinde getireceği olası sonuçları düşünerek yol yürümek gerekir. Şu an için önümüzdeki eğitim öğretim yılında ‘kısalttık’ diyeceğimiz bir tablo yok. Ancak muhalefeti yapan kişilerin de biraz sağduyulu davranması gerekiyor. Neyin ne olduğunu bilmeden görmeden ‘biz muhalefet ediyoruz’ demek doğru değil. Cumhuriyet Halk Partisi şöyle bir yerden bakıyor: bir niyet okuyuculuk mantığıyla. Mesela ‘Atatürk bizimdir bizden başkası sevemez’, ‘Cumhuriyet bizimdir siz bizden olmadığınıza göre Cumhuriyeti sevemezsiniz’ gibi bir mantık. Bu akıl baliğ olmamış çocukların bile yürütemeyeceği bir mantık. Biz karşıyız diyen CHP’lilere bir tavsiyem var: 2011-2012’de 4+4+4 sistemi tartışılırken komisyon tutanaklarına bir baksınlar. Orada CHP’li vekiller 12 yıllık zorunlu eğitime ne demişler, görsünler. Oynadıkları bir tiyatro. Mantıklı, makul önerileri varsa dinlerim" diye konuştu. Toplantıya Pusula Gazetesi Genel Koordinatörü Sevda Güneş İncesu, Haber Müdürü İrfan Tarakçıoğlu, İstihbarat Şefi Manolya Bulut ve gazetepusula.net Yazı İşleri Müdürü Nesrin Demir, konuk gazeteci olarak ise İHA Bölge Müdürü Ayhan Türkez ve Kardelen TV Genel Yayın Yönetmeni Soner İstanbullu katıldı.
Bakan Bak: "Güzel projeler kazandırıldıkça gençlerimiz faydalanacak, desteklerimiz 2026’da da devam edecek"
21 Ekim 2025 Salı - 18:01 Bakan Bak: "Güzel projeler kazandırıldıkça gençlerimiz faydalanacak, desteklerimiz 2026’da da devam edecek" Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, bir dizi programa katılmak üzere geldiği Malatya’da Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’i ziyaret etti. Bakan Bak, "Güzel projeler kazandırıldıkça gençlerimiz faydalanacak. Ciddi destekler veriyoruz ve 2026 yılında da bu desteklerimiz devam edecek" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Malatya’da yapımı tamamlanan ve devam eden gençlik ile spor tesislerinde incelemelerde bulunmak ve Ziraat Bankkart ile Fenerbahçe Medicana arasında oynanan 2025 AXA Sigorta Erkekler Şampiyonlar Kupası Finali’ni izlemek amacıyla kente geldi. Bakan Bak, programı kapsamında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’i makamında ziyaret etti. Ziyarete Malatya Valisi Seddar Yavuz, AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ve kurum müdürleri katıldı. Ziyarette konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’yı yeniden ayağa kaldırmak için yoğun çaba gösterdiklerini belirterek, "Göreve geldiğimizde ‘Malatya’yı spor, eğitim ve kültür şehri yapacağız’ dedik. Sayenizde bunun çok ciddi bir karşılığı var. Depremde yara alan şehrimize yaptıklarınız takdire şayan" dedi. Başkan Er, ayrıca hayata geçirilmesi planlanan ‘Yaşayan Stat’ ve ‘Spor Köyü’ projeleri hakkında da Bakan Bak’a bilgi verdi. Er, "Mevcut stadımızla ilgili bir projemiz var. Bunun yanında ‘Spor Köyü’ projemiz bulunuyor. İnönü Üniversitesi’nin karşısındaki alanı spor adası haline getirmek istiyoruz. Kırsal bölgelerde de tesis anlamında çalışmalarımız olacak. İkizce gibi yeni yerleşim yerlerinde projeler planlıyoruz." ifadelerini kullandı. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, depremden etkilenen şehirlerin yeniden ayağa kaldırılmasının önemine vurgu yaparak, "Deprem yaşayan şehirlerimizi ayağa kaldırmak önemli. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde desteklerimizi sürdürüyoruz. Güzel projeler kazandırıldıkça gençlerimiz faydalanacak. Ciddi destekler veriyoruz ve 2026 yılında da bu desteklerimiz devam edecek." diye konuştu.