Son Dakika
|
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Çocukluk arkadaşına IBAN’ını verdi, hakkında 70 dava açıldı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
Samandıra’da Fenerbahçeli taraftarlar takım otobüsünü taşladı
Domenico Tedesco: "Bu akşam gol atamamamız çılgınca geliyor"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Almanya'da vicdani retçilerin sayısında dikkat çeken artış
Rusya, Odessa’yı vurdu: 10 yaralı
Küçükçekmece Gölü kırmızıya döndü
Beykoz’daki yangının bilançosu gün ağarınca ortaya çıktı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Erdoğan "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 16:10:13
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dünyanın teknoloji ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayarak "Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir" dedi. "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen OECD Beceriler Zirvesi’ne katıldı. Zirvede katılımcılara hitap eden Erdoğan, "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimim insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz yapmaktadır. Ama şunu hepimiz görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce hiç olmadığı kadar kritik olduğu bir dönemin içindeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişmelere paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor, bazı işler hükmünü yitirirken, yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşeri sermayelerin niteliği olacağı anlaşılıyor" ifadelerini kullandı. "Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor" Uluslararası araştırmaların OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, "Nüfusumuz giderek yaşlanırken, işgücü piyasalarımız yeni baskılara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm beceri özellikle talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak işgücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir. Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına ’karanlık fabrika’ denilen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekanın talimat verdiği, robotları uyguladığı, üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı, hatasız üretim imkanı sunarken, diğer taraftan ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece ’karanlık fabrika’ gerçeğine bakmak bile işgücü açısından sanayi devrimine bezer bir değişimi dalgası ile karşı karşıya olduğumuzu görmek için yeterlidir. Beceriler zirvesinde ele alınacak 3 konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum. Şüphesi eğitim bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket, bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi sahibi için yüktür Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısı ile eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor" şeklinde konuştu. "2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor" İş gücündeki yaşlanmaya dikkat çeken Erdoğan, "OECD değerlendirmelerine göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor. 2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha fazla süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, ’her koyun kendi bacağından asılır’ sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Hamdolsun ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesini çeşitli projelere güçlendirirken, diğer yandan dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemi ile kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz" diye konuştu. "Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır" Hayat boyu öğrenme sürecinin sadece bireylerin kariyerlerini değil ülkelerin rekabet gücünü de belirleyeceğini savunan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını sadece ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke, gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 25 sene önce hayal dahi edilmeyen başarılara imza attık. Göreve geldimizde yüze 27,9 olan kadıların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ey çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e çıktı. Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanun ile çok önemli bir kolaylığı kadınları istifadesine sunduk. Yeni düzenlemeyle çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik. Aynı şeklide gençlerimizin eğitim ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Göreve geldiğimizde bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Demokrasinin askıya alındığı günlerde ikinci plana atılan mesleki eğitimi tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Çeşitli programlarla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyor, eğitim kurumlarımızın iş dünyası ile irtibatını arttırıyoruz. Kamuoyu ile paylaştığımız Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programı bunlardan biridir. GÜÇ programı ile staj imkanlarından beceri kazandırmaya, mesleki yönlendirmeden ücret desteklerine kadar pek çok başlıkta gençlerimize ve işverenlerimize yeni destekler sunacağız. Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır. Projemizle çalışma hayatımıza yüzyıllardır yön veren usta-çırak ilişkisini de günümüz şartlarına adapte etmiş olacağız"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 16:08
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dünyanın teknoloji ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayarak "Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir" dedi."Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen OECD Beceriler Zirvesi’ne katıldı.Zirvede katılımcılara hitap eden Erdoğan, "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimim insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz yapmaktadır. Ama şunu hepimiz görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değiBşim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce hiç olmadığı kadar kritik olduğu bir dönemin içindeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişmelere paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor, bazı işler hükmünü yitirirken, yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşeri sermayelerin niteliği olacağı anlaşılıyor" ifadelerini kullandı."Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor"Uluslararası araştırmaların OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, "Nüfusumuz giderek yaşlanırken, işgücü piyasalarımız yeni baskılara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm beceri özellikle talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak işgücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir. Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına ’karanlık fabrika’ denilen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekanın talimat verdiği, robotları uyguladığı, üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı, hatasız üretim imkanı sunarken, diğer taraftan ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece ’karanlık fabrika’ gerçeğine bakmak bile işgücü açısından sanayi devrimine bezer bir değişimi dalgası ile karşı karşıya olduğumuzu görmek için yeterlidir. Beceriler zirvesinde ele alınacak 3 konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum. Şüphesi eğitim bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket, bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi sahibi için yüktür Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısı ile eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor" şeklinde konuştu."2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor"İş gücündeki yaşlanmaya dikkat çeken Erdoğan, "OECD değerlendirmelerine göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor. 2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha fazla süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, ’her koyun kendi bacağından asılır’ sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Hamdolsun ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesini çeşitli projelere güçlendirirken, diğer yandan dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemi ile kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz" diye konuştu."Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır"Hayat boyu öğrenme sürecinin sadece bireylerin kariyerlerini değil ülkelerin rekabet gücünü de belirleyeceğini savunan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü;"Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını sadece ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke, gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 25 sene önce hayal dahi edilmeyen başarılara imza attık. Göreve geldimizde yüze 27,9 olan kadıların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ey çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e çıktı. Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanun ile çok önemli bir kolaylığı kadınları istifadesine sunduk. Yeni düzenlemeyle çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik. Aynı şeklide gençlerimizin eğitim ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Göreve geldiğimizde bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Demokrasinin askıya alındığı günlerde ikinci plana atılan mesleki eğitimi tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Çeşitli programlarla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyor, eğitim kurumlarımızın iş dünyası ile irtibatını arttırıyoruz. Kamuoyu ile paylaştığımız Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programı bunlardan biridir. GÜÇ programı ile staj imkanlarından beceri kazandırmaya, mesleki yönlendirmeden ücret desteklerine kadar pek çok başlıkta gençlerimize ve işverenlerimize yeni destekler sunacağız. Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır. Projemizle çalışma hayatımıza yüzyıllardır yön veren usta-çırak ilişkisini de günümüz şartlarına adapte etmiş olacağız"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 16:04
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dünyanın teknoloji ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayarak "Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir" dedi. "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen OECD Beceriler Zirvesi’ne katıldı. Zirvede katılımcılara hitap eden Erdoğan, "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimim insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz yapmaktadır. Ama şunu hepimiz görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değiBşim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce hiç olmadığı kadar kritik olduğu bir dönemin içindeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişmelere paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor, bazı işler hükmünü yitirirken, yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşeri sermayelerin niteliği olacağı anlaşılıyor" ifadelerini kullandı. "Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor" Uluslararası araştırmaların OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, "Nüfusumuz giderek yaşlanırken, işgücü piyasalarımız yeni baskılara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm beceri özellikle talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak işgücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir. Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına ’karanlık fabrika’ denilen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekanın talimat verdiği, robotları uyguladığı, üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı, hatasız üretim imkanı sunarken, diğer taraftan ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece ’karanlık fabrika’ gerçeğine bakmak bile işgücü açısından sanayi devrimine bezer bir değişimi dalgası ile karşı karşıya olduğumuzu görmek için yeterlidir. Beceriler zirvesinde ele alınacak 3 konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum. Şüphesi eğitim bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket, bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi sahibi için yüktür Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısı ile eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor" şeklinde konuştu. "2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor" İş gücündeki yaşlanmaya dikkat çeken Erdoğan, "OECD değerlendirmelerine göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor. 2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha fazla süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, ’her koyun kendi bacağından asılır’ sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Hamdolsun ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesini çeşitli projelere güçlendirirken, diğer yandan dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemi ile kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz" diye konuştu. "Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır" Hayat boyu öğrenme sürecinin sadece bireylerin kariyerlerini değil ülkelerin rekabet gücünü de belirleyeceğini savunan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını sadece ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke, gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 25 sene önce hayal dahi edilmeyen başarılara imza attık. Göreve geldimizde yüze 27,9 olan kadıların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ey çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e çıktı. Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanun ile çok önemli bir kolaylığı kadınları istifadesine sunduk. Yeni düzenlemeyle çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik. Aynı şeklide gençlerimizin eğitim ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Göreve geldiğimizde bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Demokrasinin askıya alındığı günlerde ikinci plana atılan mesleki eğitimi tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Çeşitli programlarla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyor, eğitim kurumlarımızın iş dünyası ile irtibatını arttırıyoruz. Kamuoyu ile paylaştığımız Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programı bunlardan biridir. GÜÇ programı ile staj imkanlarından beceri kazandırmaya, mesleki yönlendirmeden ücret desteklerine kadar pek çok başlıkta gençlerimize ve işverenlerimize yeni destekler sunacağız. Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır. Projemizle çalışma hayatımıza yüzyıllardır yön veren usta-çırak ilişkisini de günümüz şartlarına adapte etmiş olacağız"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:59
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayan: "27 Nisan 2007’de verilen e-muhtıra, milletin iradesine karşı yapılmış açık bir müdahale girişimiydi"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Nilhan Ayan, "27 Nisan 2007’de verilen e-muhtıra, milletin iradesine karşı yapılmış açık bir müdahale girişimiydi" dedi. Ayan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "27 Nisan 2007’de verilen e-muhtıra, milletin iradesine karşı yapılmış açık bir müdahale girişimiydi. Eski alışkanlıkların devamıydı ama bu kez karşılıksız kalmadı. AK Parti geri adım atmadı, milletin iradesine sahip çıktı. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde verilen cevapla, bu ülkede sözün millette olduğu net şekilde ortaya kondu. Verilen mesaj açıktı; bu ülkede söz de karar da milletindir. O gün, demokrasiyle vesayet arasındaki fark açıkça görüldü" ifadelerine yer verdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Nisan 2026 Pazar- 17:25
MHP Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç göreve başladı
2
26 Nisan 2026 Pazar- 21:48
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile görüştü
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 20:47
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlarla kafede sohbet etti
4
24 Nisan 2026 Cuma- 18:41
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
5
26 Nisan 2026 Pazar- 13:49
AK Parti İstanbul Milletvekilleri, Cuma günleri sahaya inerek vatandaşlarla buluşuyor
11 Ekim 2025 Cumartesi - 18:00
Başkan Erol: "Demek ki mesele cami değilmiş"
Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, kendileri hakkında "camileri satıyorlar" başlıklı çıkan haberlere tepki göstererek, "Demek ki mesele cami değilmiş. Efeler Belediyesi de aynı yöntemi uygulayarak borçlarını ödeyebilmek için benzer bir karar almış" dedi. Geçtiğimiz aylarda belediye meclisi kararı ile vergi borçlarına karşılık bazı taşınmazların Maliye Hazinesi’ne devredilmesi kararı ile ilgili çıkan "camileri satıyorlar" başlıklı haberlere tepki gösteren Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, satışın söz konusu olmadığını, Maliye Hazinesi’ne vergi borçlarının ödenmesi için arsa devri yolunun tercih edildiğini belirtmişti. Yaşanan olay sonrasında Efeler Belediyesi meclisinde de vergi borçlarına karşılık benzer bir kararın alınmasının ardından tekrar açıklama yapan Başkan Erol, "Demek ki mesele cami değilmiş" diyerek yapılan haberlerin art niyetli olduğunu vurguladı. Efeler Belediyesi’nin de vergi borçlarının ödenmesine karşılık içerisinde okul, cami gibi yapıların da bulunduğu bazı taşınmazları Efeler Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne devretmesi ile ilgili kararı örnek gösteren Erol, "Demek ki mesele cami değilmiş. Geçtiğimiz aylarda belediyemiz hakkında ’camileri satıyorlar’ manşetleri atanları ve ardından yapılan kınama açıklamalarını unutmadık. Bugün görüyoruz ki, CHP’li Efeler Belediyesi de aynı yöntemi uygulayarak borçlarını ödeyebilmek için benzer bir karar almış. O haberleri yapan basın kuruluşlarını ve CHP Aydın İl Başkanı Sayın Hikmet Saatçı’yı da aynı kararlılıkla kınamaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.
11 Ekim 2025 Cumartesi - 17:08
Milli Savunma Bakanı Güler: "PKK ve iltisaklı tüm gruplar alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermelidir"
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "PKK ve iltisaklı tüm gruplar alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli, başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları bir an önce ve şartsız şekilde silahlarını teslim etmelidir" dedi. Ankara’nın Polatlı ilçesinde gerçekleştirilen, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterinde yer alan silah ve sistemlerin kullanıldığı ‘Ateş Serbest Faaliyeti-2025’nde konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler açıklamalarda bulundu. Yerli ve milli savunma sanayide önemli bir noktaya gelindiğini kaydeden Bakan Güler, "Bu kapsamlı faaliyet, kahraman ordumuzun üstün ateş gücünü, aynı zamanda yerli milli savunma sanayimizin ulaştığı yüksek seviyeyi bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bugün Türk Silahlı Kuvvetlerimizin sahip olduğu imkan ve kabiliyetler ile yüksek nitelikleri haiz personelimizin maharetine şahit olmaktan büyük bir mutluluk ve gurur duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. "Sistemlerimizi geliştirmeye, kahraman personelimizin niteliklerini artırmaya devam edeceğiz" Etkinlik sayesinde kuvvetler arasındaki çalışabilirliğin pekiştirildiğine değinen Bakan Güler, "Ordumuzun envanterindeki birbirinden farklı sistemlerin denendiği ve etkinliklerinin bir kez daha müşahede edildiği bu faaliyette; kuvvetlerimiz arasındaki birlikte çalışabilirlik pekiştirilmiş, ateş desteğinin koordinasyonu geliştirilmiş, aynı zamanda personelimizin muhtelif çap ve özelliklerdeki silahları tanıması bakımından da faaliyet, müstesna bir deneyim imkanı sunmuştur. Bu kapsamlı faaliyetten de elde ettiğimiz verilerle sistemlerimizi geliştirmeye, kahraman personelimizin niteliklerini artırmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Karşı karşıya olduğumuz küresel tehditler, hazır ve caydırıcı bir orduya sahip olmanın önemini hatırlatmaktadır" Türkiye’nin uluslararası platformlardaki aktif rolünün her geçen gün daha arttığından bahseden Bakan Güler, şunları dedi: "Bugün karşı karşıya olduğumuz küresel tehditler, terörizm ve jeopolitik riskler, bizlere daima güçlü, hazır ve caydırıcı bir orduya sahip olmanın önemini hatırlatmaktadır. Bu bilinçle kahraman ordumuzun harekat etkinliğini ve gücünü her geçen gün artırmakta; karada, denizde ve havada ülkemizin ve asil milletimizin güvenliği için çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliği ve burada kıymetli temsilcileri bulunan ülkemizin göz bebeği savunma sanayii kuruluşlarımızın büyük gayretleriyle Türkiye, yerli-milli savunma sanayinde çığır açıcı bir ilerleme kaydetmiştir. Ülkemiz, bir kısmını az önce tatbikatta müşahede ettiğimiz etkili silah sistemleri dahil artık pek çok kritik teknolojiyi tasarlayıp ihraç ederken, bölgesinde ve dünyadaki etkisini de artırmaktadır. Öyle ki personelimizin yüksek fedakarlığı, savunma sanayimizin başarısı ile stratejik ve çok yönlü politikamız doğrultusunda küresel güvenlik ve barışa katkı sağlamak için uluslararası görevlerimizi büyük bir başarıyla ifa etmekteyiz. Nitekim ortaya konulan çok boyutlu diplomasi sayesinde dost ve müttefiklerimizle iş birliğini derinleştiriyor, ülkemizin uluslararası platformlardaki aktif rolünü daha da artıyoruz." "Her zaman adil ve kalıcı çözümün savunucusu olmayı ilkelerimizden biri olarak görüyoruz" Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada her zaman kalıcı barışı savunduğunu belirten Bakan Güler, "Türkiye olarak, başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyada barışın sağlanmasına katkı sunmayı, her zaman adil ve kalıcı çözümün savunucusu olmayı ilkelerimizden biri olarak görüyoruz. Bu açıdan İsrail ve Filistin arasında ateşkese varılmasının, bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik çok önemli bir diplomatik adım olduğuna inanıyoruz. Ülkemiz uluslararası müzakere masalarının etkin bir üyesi olduğunu, Mısır’daki ateşkes görüşmelerinde de bir kez daha açıkça göstermiştir" şeklinde konuştu. "Gelişmeleri yakından izleyecek, ihtiyaç duyulabilecek her konuda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz" İsrail ile Filistin arasındaki ateşkes ile ilgili gelişmeleri yakından takip ettiklerini aktaran Bakan Güler, "Gazze’de çatışmaların tamamen durdurulmasına ilişkin planın uygulanabilirliğinin uluslararası desteğe ve adil güvence mekanizmalarının kurulmasına bağlı olduğu da unutulmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti olarak, tarihi misyonumuz çerçevesinde ve Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda, başta insani yardımların hızlıca bölgeye ulaştırılması, ateşkesin eksiksiz uygulanması ve sürekliliğine yönelik gelişmeleri yakından izleyecek, ihtiyaç duyulabilecek her konuda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz" ifadelerine yer verdi. "İç cephemizi tahkim etmekte, bin yıllık kardeşliğimizi pekiştirme anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz" Birlik ve beraberliğin önemine değinen Bakan Güler, "Dünya bir krizden geçiyor, asimetrik risk ve tehditler devam ediyor. Buna karşı devletimiz, mevcut gerilimleri en iyi şekilde yönetebilmek adına proaktif bir anlayış, stratejik ve kapsamlı bir planlama ile çok yönlü ve güçlü bir güvenlik politikası uyguluyor. Esasen ülkemizin savunma ve güvenliğini en üst seviyede sağlama noktasındaki en önemli dayanak noktalarımızdan biri milletçe sahip olduğumuz birlik ve beraberliktir. Bu çerçevede, iç cephemizi tahkim etmekte, bin yıllık kardeşliğimizi pekiştirme anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz" ifadelerini kullandı. "Hedefimiz, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır" Tüm terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesinin nihai hedeflerinin olduğunu kaydeden Bakan Güler, "Bugün artık ülkemizin huzurunu, güvenliğini ve geleceğini 40 yılı aşkın süredir tehdit eden terörle mücadelede önemli bir dönüm noktasına ulaşılmıştır. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz çerçevesinde, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine her alanda ulaşmak, ülkemizin tüm kaynaklarını ve enerjisini kalkınma, refah ve aydınlık dolu ortak bir geleceğe yönlendirmek için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir gayretle çalışıyoruz. Şüphesiz ki bugün bu seviyelere gelmemizde en büyük pay aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emsalsiz fedakarlıkları ve kahramanlıklarıdır. Nihai hedefimiz 86 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır" dedi. "PKK ve iltisaklı tüm gruplar alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermelidir" Terör örgütlerinin şartsız şekilde silahlarını bırakması gerektiğini dile getiren Bakan Güler, "PKK ve iltisaklı tüm gruplar, alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli, başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları bir an önce ve şartsız şekilde silahlarını teslim etmelidir. Başta PKK, YPG, SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına, komşumu ve farklı adlar altında faaliyet göstermesine müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak isterim" dedi. "Bu topraklar tarih ile bugünü buluşturan bir bölge olması hasebiyle büyük bir manevi mirası temsil etmektedir" Sakarya Meydan Muharebesi’nin yaşandığı bölgelerden biri olan Polatlı-Beylikköprü-Acıkır hattının manevi önem taşıdığını söyleyen Bakan Güler, "Bu topraklarda, bir asır önce istiklal mücadelesi veren bir ordunun mensupları olarak bulunmanın tarihi anlamına da dikkat çekmek isterim. Öyle ki, Sakarya Meydan Muharebesi’nin en yoğun çatışmalarının yaşandığı ve savaşın geleceğini belirleyen kritik bölgelerden biri olan Polatlı-Beylikköprü-Acıkır hattı asil milletimizin bağımsızlığı için her şeyini ortaya koyan Türk askerinin kahramanca mücadelesine şahit olmuştur. Dolayısıyla bu topraklar, şu anda da milli hak ve menfaatlerimizin korunması için icra ettiğimiz tatbikatlara ev sahipliği yaparak, tarih ile bugünü buluşturan bir bölge olması hasebiyle büyük bir manevi mirası temsil etmektedir" diye konuştu.
11 Ekim 2025 Cumartesi - 17:08
Cumhurbaşkanı Erdoğan Ayder Yaylası’nda
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki akşam geldiği dün de toplu açılış törenine katıldığı ve çeşitli toplantılarda bulunduğu Rize’de bugün öğle saatlerinde helikopterle Ayder Yaylası’na gitti.
11 Ekim 2025 Cumartesi - 17:06
Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşularıyla sohbet etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, memleketi Rize’nin Güneysu ilçesinde komşularıyla sohbet etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından bölgedeki kentsel dönüşüm çalışmalarını yerinde incelemek üzere geçtiği Ayder Yaylası’nda vatandaşlarla bir araya geldi.
11 Ekim 2025 Cumartesi - 17:04
Cumhurbaşkanı Erdoğan Rize belediyesini ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Rize belediyesini ziyaret etti
11 Ekim 2025 Cumartesi - 17:03
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize İl Halk Kütüphane’si çıkışında vatandaşları selamladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize İl Halk Kütüphane’si çıkışında vatandaşları selamladı
11 Ekim 2025 Cumartesi - 16:50
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müzmin muhalifler korosu tam bir ağız birliği içerisinde Türkiye’nin başarılarına kara çalıyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, birilerinin Türkiye’nin stratejik hamlelerini gölgelemek adına son derece art niyetli yorumlar yaptığına dikkat çekerek, "Ana muhalefetin assolistliğini üstlendiği müzmin muhalifler korosu, tam bir ağzı birliği içerisinde Türkiye’nin başarılarına kara çalıyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hükümet olarak çok farklı cephelerde aynı anda çok boyutlu bir mücadele yürüttüklerini belirterek, "İçeride ekonomide hayat pahalılığı sorununu çözmenin yanı sıra ülkemizi yarım asırlık terör belasından tamamen kurtarmanın gayretindeyiz. Hamdolsun her ikisinde de tüm zorluklara rağmen enflasyonda düşüş devam ediyor. İhracatımız artıyor, istihdam tek haneli oranlardaki seyrini 28 aydır sürdürüyor. Şimdi sizlere bir müjde veriyorum. Merkez Bankamızın rezervleri nerede biliyor musunuz? 183 milyar dolarla artış trendini sürdürüyor. Deprem bölgesindeki inşa faaliyetlerimizde bir ivme kaybı yok. İnşallah yakında 350 bininci konutun anahtarlarını teslim ediyoruz. Dışarıda ise Türkiye’nin gücünü ve itibarinı daha da artırmaya çalışıyoruz. Suriye’den Gazze’ye, Balkanlar’dan Türk devletlerine her yerde sahada ve masada güçlü Türkiye vizyonu ile hareket ediyoruz. Batı ile köklü ilişkilerimizi korurken, doğu ile özellikle Asya ile aramızda yeni köprüler kuruyor, yeni ortaklıklar geliştiriyoruz" diye konuştu. "Kirli siyasete bakın üzülerek söylüyorum Gazze’yi bile alet ettiler" Tüm bu çabalarına rağmen birilerinin Türkiye’nin bu stratejik hamlelerini gölgelemek adına son derece art niyetli yorumlar yaptığına dikkat çeken Erdoğan, "Ana muhalefetin assolistliğini üstlendiği müzmin muhalifler korosu, tam bir ağzı birliği içerisinde Türkiye’nin başarılarına kara çalıyor. İşte siz de gördünüz CHP Genel Başkanı, Amerika seyahatimizle ilgili ipe sapa gelmez bir sürü yalan savuruyor. Kendileri rüşvetsiz selam dahi almadıkları için aynı çamuru bize de bulaştırmaya çalışıyor. Kirli siyasete bakın üzülerek söylüyorum Gazze’yi bile alet ettiler. Sonuçta mahcup olan, rezil olan, yalanı elinde patlayan yine kendisi oluyor. Tıpkı baklava kutularından çıkan avrolar sonrası emniyet ve yargımıza ‘Kumpas kurdular’ deyip, iddiasını ispat edemediği gibi burada da faka bastı, hüsrana uğradı. Söylediği yalanların altında ezildi. Tabii burada şunu da söylemek durumundayım ana muhalefetin iddia, iftira ve saldırılarının hedefinde sadece biz yokuz. Bizim yanımıza yöremize yaklaşan, bizimle çay sohbetini paylaşan tüm siyasi partiler ve aktörler de aynı saldırılara mutahap oldular" dedi. "Meclis oturumuna katılan tüm milletvekillerine, fotoğraf karesine giren tüm genel başkanlara ağız dolusu hakaretler savurdular" "Meclisi açılışı sonrası yaşananları hep beraber takip ettik" diyen Erdoğan, "Siyasetçisi, gazetecisi, sosyal medya eliyle CHP’li tetikçiler mangası topyekün bir linç furyası başlattılar. Meclis oturumuna katılan tüm milletvekillerine, fotoğraf karesine giren tüm genel başkanlara ağız dolusu hakaretler savurdular. Öyle ki son genel seçimlerde beraber miting yaptıkları, il il beraber dolaştıkları, hatta ‘Türkiye’yi uyum içinde yöneteceğiz’ dedikleri ittifak ortaklarını bile çileden çıkardılar. Demokrasi, çoğulculuk, uzlaşma, hoşgörü, ötekine saygı gibi güya savundukları, iddia ettikleri ne kadar kavram varsa hepsini bir günde sadece bir fotoğraf karesi ile rafa kaldırdılar. Şimdi elimizi vicdanımıza koyup lütfen cevap verelim. Ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarım da şu soruları kendilerine samimiyetle sorsun; sadece bir fotoğraftan dolayı eski ittifak ortaklarına bunları yapanlar, Allah korusun ellerine güç geçince bu millete ne yapmaz. Meclis başkanının davetine icabet ettikleri için milletvekillerine hayatı zindan edenler, ellerinde imkan olsa bu millete ne yapmaz. Allah aşkına bunlara güven olur mu? Bunların sözde demokratlığına güven olur mu? Elbette güven olmaz. Bunların sözlerine itibar edilmez. Biz bunun için her fırsatta Allah bu milleti CHP zihniyetinin insafına bırakmasın diyoruz. Şunu da önemle ifade etmek isterim. Biz AK Parti olarak kardeşlik ve kucaklaşma siyasetinin temsilcisiyiz. Türkiye’yi, 783 bin kilometrekare vatan toprağını, 86 milyon insanımızı birbirinden ayırmadan, kimseyi inancı, siyasi görüşü, kökeni dolayısıyla ötekileştirmeden bir bütün olarak kucaklıyoruz. Bizim ana muhalefet ile en büyük farkımız bu. Onlar gerilimden besleniyor, biz kardeşliği savunuyoruz. Onlar kutuplaştırmanın, biz kucaklaştırmanın tarafındayız. Onlar belediyelere çökmüş tüfeylilere çalışıyor, biz 86 milyona çalışıyoruz. Onlar siyasi ikballerinin peşinde, biz ülkenin istikbalinin peşindeyiz. Onlar slogan üretiyor, biz ise Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretiyoruz. Yaptıklarımız ortada, 23 yıllık karnemiz ortada, muhalefet ile aramızdaki ufuk ve zihniyet farkı ortada. Allah’ın izniyle milletimizin desteğiyle Türkiye için daha büyük hedeflere yine sizlerle birlikte ulaşacağız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin" ifadelerini kullandı.
11 Ekim 2025 Cumartesi - 16:50
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "Ülkemizdeki 87 bin yabancı sermayeli şirket, Türkiye’yi entegre bir bölgesel üs haline getirmiştir"
Yatırım Danışma Komitesi (YDK) toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2002’de uluslararası sermayeli şirket sayısı 5 bin 600 iken, bugün ülkemizde bu profilde 87 bine yakın şirket bulunmaktadır. Bu şirketler sadece üretim değil, Ar-Ge, tasarım, tedarik, lojistik ve bölgesel yönetim merkezleri ile Türkiye’yi entegre bir bölgesel üs haline getirmiştir" diye konuştu.Toplamda 11 ülkeden 30’dan fazla uluslararası şirketin üst düzey yöneticileri ve iş dünyası temsilcilerinin "Küresel Tedarik Zincirleri" ve "Dijital Yatırımlar" başlıklarında görüş ve önerilerini paylaştığı Yatırım Danışma Komitesi toplantısı, (YDK) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde yapıldı. Toplantıya Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu’nun yanı sıra iş dünyasından ve sivil toplum kuruluşların temsilciler katıldı. Türkiye’nin iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesine küresel bir vizyon kazandırmak amacıyla uluslararası şirketlerin üst düzey yöneticilerini Türkiye’nin en üst düzey politika yapıcılarıyla bir araya getiren toplantıda; Pandemi sonrası dönem, iklim krizi ve jeopolitik kırılmaların küresel tedarik zincirlerinde ortaya çıkardığı etkiler, güvenilir üretim ve lojistik ortaklarının önemi ele alınacak başlıklar arasında yer aldı. Öte yandan Türkiye’nin hızla büyüyen teknoloji girişimciliği ekosistemi, özellikle yapay zekâ, büyük veri, 5G ve siber güvenlik, ekonomik büyümenin ve toplumsal dönüşümün ilgili alt başlıkları da yine YDK’nın gündeminde yer aldı. Toplantının ilk oturumu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasıyla gerçekleşirken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı M. Fatih Kacır’ın birer sunum yapacağı toplantının ikinci oturumu basına kapalı olarak gerçekleşti."2002’de uluslararası sermayeli şirket sayısı 5 bin 600 iken, bugün ülkemizde bu profilde 87 bine yakın şirket bulunmaktadır"Toplantının ilk oturumunda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "1973-2002 arası 30 yıllık dönemde yalnızca 15 milyar dolar doğrudan yatırım çeken Türkiye, 2025 yılı Temmuz ayı itibarıyla 2003’ten bu yana toplamda 282 milyar dolarlık yatırım çekmiştir. 2024 yılında uluslararası doğrudan yatırım girişi 11,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2025’in ilk yedi ayında ise 8,4 milyar dolara ulaşılmış, yıllıklandırılmış girişler 13,8 milyar dolar ile son yılların zirvesine çıkmıştır. 2002’de uluslararası sermayeli şirket sayısı 5 bin 600 iken, bugün ülkemizde bu profilde 87 bine yakın şirket bulunmaktadır. Bu şirketler sadece üretim değil, Ar-Ge, tasarım, tedarik, lojistik ve bölgesel yönetim merkezleri ile Türkiye’yi entegre bir bölgesel üs haline getirmiştir" diye konuştu."Daha seçici ve hedef odaklı bir yatırım teşvik sistemini hayata geçirmiş bulunuyoruz"Son 20 yılda yapılan reformların Türkiye’nin yatırım ortamını dünya standartlarında güvenli ve öngörülebilir bir ekosisteme dönüştürdüğüne vurgu yapan Cevdet Yılmaz, ‘’Bu başarı, siyasi istikrar ve yatırımcıyla kurulan güvene dayanmaktadır. Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki rolünün güçlenmesine katkı sağlayacak ve dijital ve yeşil dönüşüm yatırımlarını artıracak bir yatırım teşvik sistemini geçtiğimiz aylarda uygulamaya aldık. Bu yeni sistemle, katma değerli üretimi, yeşil ve dijital dönüşümü, bölgesel kalkınmayı önceleyen, daha seçici ve hedef odaklı bir yatırım teşvik sistemi ini hayata geçirmiş bulunuyoruz" ifadelerini kullandı."Cari açığın milli gelire oranının 2028’de yüzde 1 seviyesine inmesini hedefliyoruz"Geçtiğimiz yılın haziran ayından bu yana kesintisiz bir dezenflasyon süreciyle enflasyonu 42 puan düşürdüklerini aktaran Yılmaz, kararlı mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. ‘’Hedefimiz, 2026 da yüzde 20’nin altında, 2027 ve sonrasında tek haneli seviyelerle enflasyonu kalıcı şekilde düşürmek’’ diyen Yılmaz, ’’2024 yılında ekonomimiz yüzde 3,3 büyüdü ve 2025’te de aynı oranı korumayı bekliyoruz. Dezenflasyon süreci ilerledikçe ve yapısal dönüşümler hayata geçtikçe büyümenin kademeli olarak verimliliğe dayalı olarak güçleneceğini öngörüyoruz. Bu kapsamda, 2026’da yüzde 3,8’e, 2027’de yüzde 4,3’e ve 2028’de yüzde 5’e ulaşmayı hedefliyoruz. 2024 yılında cari açığın milli gelire oranı yüzde 0,8’e geriledi. Programda öngördüğümüz yüzde 1,7 idi. Bu olumlu gelişmenin devamıyla cari açığın milli gelire oranının daha da düşerek 2028’de yüzde 1 seviyesine inmesini hedefliyoruz. Böylece dış finansman ihtiyacımızın belirgin şekilde azalacağını öngörüyoruz. 3 Ekim itibarıyla brüt rezervlerimiz 186,2 milyar dolara yükseldi, risk primimiz 260 baz puanın altına geriledi, Türk lirasına olan güven artarak TL mevduatın payı yüzde 60’ın üzerine çıktı. Kamu maliyesinde disiplinli duruşumuz sürüyor. 2024’te bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 4,7 oldu. Deprem etkisi hariç tutulduğunda açığımız yüzde 3 seviyesinde gerçekleşti’’ ifadelerini kullandı."2028 sonunda ihracatımızın 300 milyar doların üzerinde olmasını bekliyoruz"Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2025’te bütçe açığını yüzde 3,6’ya, 2028’de ise yüzde 2,8’e düşürerek Maastricht kriterlerinin altına inmeyi öngörüyoruz. Program döneminde sıkı mali duruşumuzla bütçe açığımızı azaltırken faiz dışı fazla vermeyi hedefliyoruz. 2025 yılı sonunda milli gelirimizin ilk kez 1,5 trilyon doları aşması, kişi başına düşen gelirimizin 17 bin doların üzerine çıkması ve ülkemizin Dünya Bankası sınıflandırmasına göre ilk kez yüksek gelirli ülkeler grubuna dahil olmasını bekliyoruz. 2028’de ise milli gelirimizin 1,9 trilyon dolara yaklaşmasını, kişi başına gelirin 21 bin dolar seviyelerine yükselmesini bekliyoruz. 2028 sonunda ihracatımızın 300 milyar doların üzerinde olmasını, hizmet ihracatımızın ise 150 milyar doları aşmasını bekliyoruz. Program döneminde yaklaşık 2,5 milyon ilave istihdam yaratılmasını ve dönem sonunda ilk defa yüzde 8’in altında bir işsizlik oranı hedefliyoruz" diye konuştu."Türkiye küresel şirketler için güvenilir, bir tedarik ortağı olduğunu açıkça göstermiştir"Cevdet Yılmaz, "Bugünkü toplantıda ele alacağımız küresel tedarik zincirleri ve dijital yatırımlar, yalnızca ülkelerin rekabet gücünü değil, aynı zamanda dayanıklılığını ve sürdürülebilir kalkınma vizyonunu da belirleyen başlıca unsurlar haline gelmiştir. 2024 yılında duyurulan 383 UDY projesinin yüzde 72’si nitelikli UDY kriterleriyle örtüşmüş, toplam sermaye harcamasının da yüzde 71’ini oluşturmuştur. Bu projeler arasında küresel tedarik zincirlerine entegrasyonu artıran üretim, Ar-Ge, lojistik ve satın alma merkezi yatırımları özellikle öne çıkmaktadır. Dahası, Türkiye son 10 yılda küresel tedarik zincirleriyle doğrudan bağlantılı 539 yatırım projesi çekerek, benzer konumdaki ülkelerle kıyaslandığında öne çıkmış; küresel şirketler için güvenilir, sürdürülebilir ve yenilikçi bir tedarik ortağı olduğunu açıkça göstermiştir" dedi.
11 Ekim 2025 Cumartesi - 16:35
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye unutmayın Türkiye’den çok daha büyüktür"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Türkiye’den çok daha büyük olduğunu belirterek, "Türkiye 783 bin kilometrekare ile ufku sınırlandırılmayacak bir ülkedir. Türkiye’nin itibarı, gücü, sözünün ağırlığı, ekonomisinin de, nüfusunun da, topraklarının da çok çok ötesindedir" dedi.
11 Ekim 2025 Cumartesi - 16:31
Milli Savunma Bakanı Güler: "PKK ve iltisaklı tüm gruplar alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli, başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları bir an önce ve koşulsu
Milli Savunma Bakanı Güler: "PKK ve iltisaklı tüm gruplar alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli, başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları bir an önce ve koşulsuz şekilde silahlarını teslim etmelidir."
11 Ekim 2025 Cumartesi - 16:30
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Türkiye’den çok daha büyük olduğunu belirterek "Türkiye 783 bin km2 ile ufku sınırlandırılmayacak bir ülkedir. Türkiye’nin itibari, gücü, sözünün ağırlığı ekonomisinin de nüfusunun da topraklarının da çok çok ötesindedir" dedi. 3 günlük Rize ve Trabzon programları kapsamında bugün Çamlıhemşin ilçesindeki Ayder Yaylası’na geçen Erdoğan, Ayder gezisi sonrasında Rize il merkezindeki İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, memleketi Rize’ye hem hasret gidermek hem yaşanan afetten ötürü geçmiş olsun dileklerini iletmek hem de yapımı tamamlanan eserleri hizmete almak için geldiğini söyledi. Erdoğan, konuşmasında Gazze barışına değinerek Gazze’de ateşkes konusunda Hamas ile İsrail arasında varılan mutabakatı değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önceki gün Gazze ile ilgili yüreklerimize su serpen bir haber aldık. Bizimde dahil olduğumuz görüşmelerde ateşkes konusunda Hamas ile İsrail arasında mutabakat sağlandı. Dün sürecin nasıl geliştiğini, nasıl ilerlediğini, süreç boyunca Türkiye’nin nasıl bir diplomasi trafiği yürüttüğünü anlattım. Aynı şekilde Amerikan Başkanı Sayın Trump ile kardeş ülkelerimiz Mısır ve Katar liderlerinin müzakerelere verdiği desteğe dikkat çektim. Bir defa şuna açık ve net söylemek isterim. Türkiye unutmayın Türkiye’den çok daha büyüktür. Türkiye 783 bin km2 ile ufku sınırlandırılmayacak bir ülkedir. Türkiye’nin itibari, gücü, sözünün ağırlığı ekonomisinin de nüfusunun da topraklarının da çok çok ötesindedir. Unutmayın su yatağında akar. Yaşadığımız her hadise bize bunu tekrar tekrar hatırlatıyor. Türkiye kendi tabii mecrasında geleceğe doğru emin adımlarla ilerliyor. Nitekim ülkemiz aktif dış politikası, ilkeli duruşu ve diplomatik tecrübesiyle son sürecin lokomotiflerinden biri oldu. Filistinli kardeşlerimiz özellikle Hamas çok basiretli bir tavırla barışa hazır olduklarını gösterdi. Bölgedeki diğer Müslüman ülkelerde görüşmelere destek oldu. Böylece iki yıllık zulmün, soykırımın, yıkımın, vahşetin ardından Gazze’de buruk da olsa ilk defa yüzler gülmeye başladı" dedi. "Gazze’ye önce ben gideceğim sonra siz" İsrail hükümetinin attığı imzanın arkasında durması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunun altını tekrar önemle çiziyorum şahsınız da Filistin‘i ve Filistinlileri selamlıyorum. Kim ne derse desin Gazzeli mazlum ve mağdurları sevindiren her çaba, her imza, her adım bizim için de makbuldür. Gazze’ye önce ben gideceğim sonra siz. Gazze’de iki yıldır süren katliamı ve soykırımı kalıcı biçimde durduracak her projeye desteğimiz tamdır. Türkiye olarak hep şunu söyledik. Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Yapılan anlaşmanın Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında kalıcı barışa, huzura ve güvenliğe vesile olmasını canı gönülden arzu ediyoruz. Bu sürece destek veren tüm liderlere teşekkür ediyorum. Türkiye’nin vicdanlı, hakkaniyetli ve ilkeli duruşunu orada da güçlü biçimde temsil eden istihbaratçılarımızı ve diplomalarımızı tebrik ediyorum. Artık bundan geriye dönüş olmamalı. İsrail hükümeti attığı imzanın arkasında durmalıdır. Bölgenin tamamıyla birlikte kendi vatandaşlarının da güvenliğine tehdit oluşturan saldırgan politikalarına tamamen son vermelidir. Gazze’ye insani yardım girişlerinde hiçbir pürüz çıkarılmamalıdır. İki devletli çözüm bölgemizde kalıcı barışın anahtarıdır. İki devleti özellikle iki ayrı çözümle Müslümanı, Hristiyan ve Musevisi ile bölgedeki tüm halklar için en hayırlı yol olduğuna inanıyoruz. Biz dün olduğu gibi yarın da adil barışı savunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Filistinli kardeşlerimize tüm gücümüzle sahip çıkacağız" "Bize umut bağlayan Türkiye için ellerini semaya kaldıran bizimle sevinen bizimle üzülen mazlumlara mahcup olmamak için adeta çırpınıyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İki yıl boyunca çok büyük acılar çeken, çok ağır zulümlere maruz kalan Filistinli kardeşlerimize tüm gücümüzle sahip çıkacağız. Bundan kimsenin şüphesi endişesi olmasın. Her fırsatta vurguluyorum bugün bir kez daha tekrarlıyorum bize milletimizle birlikte mazlumların hayır duaları yeter. Hakkın rızasına, halkın duasına mazhar olabiliyorsak ne mutlu bize. Bilhassa Gazzeli yetimlerin, Gazzeli öksüzlerin ciğer paresini kara toprağa vermiş o yüreği yanık Gazzeli anne babaların samimi dualarını alabiliyorsa işte en büyük bahtiyarlık bizim için budur. Gerisi fani dünyanın gelip geçici meşgaleleridir. Allah’a şükürler olsun ki milletimizde bizim bu samimiyetimizi görüyor. Tüm hayatını karşıtlık üzerine bina etmiş bir avuç müzmin dışında benim milletim gayretlerimizi görüyor ne için mücadele ettiğimizi çok iyi biliyor. Bizde milletimizi hayal kırıklığı yaşatmamak için büyük bir fedakarlıkla çalışıyoruz. Bize umut bağlayan Türkiye için ellerini semaya kaldıran bizimle sevinen bizimle üzülen mazlumlara mahcup olmamak için adeta çırpınıyoruz. Rabbim bizi milletimize ve insanlığa hizmet yolundan ayırmasın diyorum" ifadelerini kullandı. (OK-ÖS-Y)
11 Ekim 2025 Cumartesi - 16:29
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İçerde ekonomide hayat pahalılığının çözmenin yanı sıra ülkemizi terör belasından kurtarma gayretindeyiz. Enflasyon düşmeye devam ediyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Türkiye’den çok daha büyük olduğunu belirterek "Türkiye 783 bin km2 ile ufku sınırlandırılmayacak bir ülkedir. Türkiye’nin itibari, gücü, sözünün ağırlığı ekonomisinin de nüfusunun da topraklarının da çok çok ötesindedir" dedi.3 günlük Rize ve Trabzon programları kapsamında bugün Çamlıhemşin ilçesindeki Ayder Yaylası’na geçen Erdoğan, Ayder gezisi sonrasında Rize il merkezindeki İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, memleketi Rize’ye hem hasret gidermek hem yaşanan afetten ötürü geçmiş olsun dileklerini iletmek hem de yapımı tamamlanan eserleri hizmete almak için geldiğini söyledi. Erdoğan, konuşmasında Gazze barışına değinerek Gazze’de ateşkes konusunda Hamas ile İsrail arasında varılan mutabakatı değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önceki gün Gazze ile ilgili yüreklerimize su serpen bir haber aldık. Bizimde dahil olduğumuz görüşmelerde ateşkes konusunda Hamas ile İsrail arasında mutabakat sağlandı. Dün sürecin nasıl geliştiğini, nasıl ilerlediğini, süreç boyunca Türkiye’nin nasıl bir diplomasi trafiği yürüttüğünü anlattım. Aynı şekilde Amerikan Başkanı Sayın Trump ile kardeş ülkelerimiz Mısır ve Katar liderlerinin müzakerelere verdiği desteğe dikkat çektim. Bir defa şuna açık ve net söylemek isterim. Türkiye unutmayın Türkiye’den çok daha büyüktür. Türkiye 783 bin km2 ile ufku sınırlandırılmayacak bir ülkedir. Türkiye’nin itibari, gücü, sözünün ağırlığı ekonomisinin de nüfusunun da topraklarının da çok çok ötesindedir. Unutmayın su yatağında akar. Yaşadığımız her hadise bize bunu tekrar tekrar hatırlatıyor. Türkiye kendi tabii mecrasında geleceğe doğru emin adımlarla ilerliyor. Nitekim ülkemiz aktif dış politikası, ilkeli duruşu ve diplomatik tecrübesiyle son sürecin lokomotiflerinden biri oldu. Filistinli kardeşlerimiz özellikle Hamas çok basiretli bir tavırla barışa hazır olduklarını gösterdi. Bölgedeki diğer Müslüman ülkelerde görüşmelere destek oldu. Böylece iki yıllık zulmün, soykırımın, yıkımın, vahşetin ardından Gazze’de buruk da olsa ilk defa yüzler gülmeye başladı" dedi."Gazze’ye önce ben gideceğim sonra siz"İsrail hükümetinin attığı imzanın arkasında durması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunun altını tekrar önemle çiziyorum şahsınız da Filistin‘i ve Filistinlileri selamlıyorum. Kim ne derse desin Gazzeli mazlum ve mağdurları sevindiren her çaba, her imza, her adım bizim için de makbuldür. Gazze’ye önce ben gideceğim sonra siz. Gazze’de iki yıldır süren katliamı ve soykırımı kalıcı biçimde durduracak her projeye desteğimiz tamdır. Türkiye olarak hep şunu söyledik. Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Yapılan anlaşmanın Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında kalıcı barışa, huzura ve güvenliğe vesile olmasını canı gönülden arzu ediyoruz. Bu sürece destek veren tüm liderlere teşekkür ediyorum. Türkiye’nin vicdanlı, hakkaniyetli ve ilkeli duruşunu orada da güçlü biçimde temsil eden istihbaratçılarımızı ve diplomalarımızı tebrik ediyorum. Artık bundan geriye dönüş olmamalı. İsrail hükümeti attığı imzanın arkasında durmalıdır. Bölgenin tamamıyla birlikte kendi vatandaşlarının da güvenliğine tehdit oluşturan saldırgan politikalarına tamamen son vermelidir. Gazze’ye insani yardım girişlerinde hiçbir pürüz çıkarılmamalıdır. İki devletli çözüm bölgemizde kalıcı barışın anahtarıdır. İki devleti özellikle iki ayrı çözümle Müslümanı, Hristiyan ve Musevisi ile bölgedeki tüm halklar için en hayırlı yol olduğuna inanıyoruz. Biz dün olduğu gibi yarın da adil barışı savunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu."Filistinli kardeşlerimize tüm gücümüzle sahip çıkacağız""Bize umut bağlayan Türkiye için ellerini semaya kaldıran bizimle sevinen bizimle üzülen mazlumlara mahcup olmamak için adeta çırpınıyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İki yıl boyunca çok büyük acılar çeken, çok ağır zulümlere maruz kalan Filistinli kardeşlerimize tüm gücümüzle sahip çıkacağız. Bundan kimsenin şüphesi endişesi olmasın. Her fırsatta vurguluyorum bugün bir kez daha tekrarlıyorum bize milletimizle birlikte mazlumların hayır duaları yeter. Hakkın rızasına, halkın duasına mazhar olabiliyorsak ne mutlu bize. Bilhassa Gazzeli yetimlerin, Gazzeli öksüzlerin ciğer paresini kara toprağa vermiş o yüreği yanık Gazzeli anne babaların samimi dualarını alabiliyorsa işte en büyük bahtiyarlık bizim için budur. Gerisi fani dünyanın gelip geçici meşgaleleridir. Allah’a şükürler olsun ki milletimizde bizim bu samimiyetimizi görüyor. Tüm hayatını karşıtlık üzerine bina etmiş bir avuç müzmin dışında benim milletim gayretlerimizi görüyor ne için mücadele ettiğimizi çok iyi biliyor. Bizde milletimizi hayal kırıklığı yaşatmamak için büyük bir fedakarlıkla çalışıyoruz. Bize umut bağlayan Türkiye için ellerini semaya kaldıran bizimle sevinen bizimle üzülen mazlumlara mahcup olmamak için adeta çırpınıyoruz. Rabbim bizi milletimize ve insanlığa hizmet yolundan ayırmasın diyorum" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder