POLİTİKA
07 Mayıs 2026 Perşembe - 23:24 AK Parti’den Karşıyaka Belediyesi’ne ’yönetim krizi’ tepkisi: "Artık yönetilemiyor" AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, Karşıyaka Belediye Meclisinin CHP’li meclis üyelerinin boykotu nedeniyle toplanamamasına tepki göstererek, "Bugün Karşıyaka Belediyesi’nde yaşanan tablo artık bir yönetim zafiyeti değil, doğrudan bir yönetememe krizidir" dedi. İzmir’de Karşıyaka Belediye Meclisinin mayıs ayı ikinci oturumu, CHP’li 18 meclis üyesinin toplantıya katılmaması nedeniyle yeter sayıya ulaşılamadığı için gerçekleştirilemedi. Yaşanan yönetim krizine karşı tavrını ortaya koymak amacıyla AK Parti grubu da meclise katılım sağlamadı. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, Karşıyaka Belediyesi’nin siyasi çekişmelerin ve şahsi hesapların esiri haline geldiğini belirtti. "Belediye dışarıdan dayatılan isimlerle yönetilmeye çalışılıyor" Meclisin toplanamamasını CHP içerisindeki çatlağın açık bir göstergesi olarak nitelendiren Köse, "Bugün Karşıyaka Belediyesi’nde yaşanan tablo artık bir yönetim zafiyeti değil, doğrudan bir yönetememe krizidir. Belediye Başkanı Behice Yıldız Ünsal, Karşıyaka’yı ortak akılla değil, dışarıdan dayatılan isimlerle ve tek merkezden gelen talimatlarla yönetmeye çalışmaktadır" ifadelerini kullandı. Kararların dar bir kadro tarafından alındığını öne süren Köse, sürecin CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve belediyede etkili olduğu iddia edilen Utku Yılmaz üzerinden yürütüldüğünü iddia ederek şunları kaydetti: "Karşıyaka halkının oylarıyla oluşmuş belediye yönetimi bugün fiilen başka isimlerin kontrolüne bırakılmıştır. Meclis iradesi ve Belediye Başkanı’nın iradesi yok sayılmakta, Karşıyaka’nın şansı birkaç kişinin iki dudağı arasına sıkıştırılmaktadır. Özellikle Utku Yılmaz’ın tek imzayla belediyede belirleyici hale gelmesi, CHP’li meclis üyelerinin dahi artık isyan ettiği bir noktaya ulaşmıştır. Karşıyaka’nın taşınmazlarının ve değerlerinin yetkili kişilerin yönettiği iştiraklere devredilmesi, bu yönetim zaafının en somut örneğidir." "Kişisel kavgaların bedelini Karşıyakalılar ödüyor" Mevcut yönetim ile geçmiş dönem Karşıyaka Belediye Başkanı olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay arasındaki siyasi gerilimin ilçeyi felç ettiğini kaydeden Köse, "Karşıyaka Belediyesi’nin her geçen gün kan kaybetmesinin en büyük sebeplerinden biri de Sayın Cemil Tugay ile mevcut yönetim arasında yaşanan siyasi ve kişisel kavgalardır. Karşıyaka halkına hizmet etmek yerine birbirleriyle hesaplaşan bir anlayış ortaya çıkmıştır. Bu kavganın bedelini ise sokakta çöp gören vatandaş, maaşını alamayan işçi ve hizmet bekleyen Karşıyakalı ödemektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Meşruiyet kazandırmamak adına meclise katılmadık" AK Parti grubunun meclise katılmama kararının siyasi bir şov değil, halka karşı sorumluluğun bir gereği olduğunun altını çizen Başkan Köse, açıklamalarını şöyle tamamladı: "Biz AK Parti grubu olarak bu çürümüş yönetim anlayışına meşruiyet kazandırmamak adına meclise katılmadık. Çünkü ortada ne mali disiplin ne kurumsal ciddiyet ne de belediyeyi yönetecek irade kalmıştır. İşçisinin maaşını ödeyemeyen, memuruyla kavgalı, esnafıyla karşı karşıya gelen ve kendi meclis çoğunluğunu dahi bir arada tutamayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Karşıyaka Belediyesi bugün borç batağı içerisinde, siyasi hiziplerin savaş alanına dönüşmüş durumdadır. Karşıyaka’nın kaybedecek bir günü dahi kalmamıştır. Belediye kişisel hesapların değil, halkın makamıdır."
07 Mayıs 2026 Perşembe - 22:35 Başkan Boltaç: "Denetimlerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" Tarsus Belediyesi Mayıs Ayı Meclis Toplantısının 2. birleşiminde öğrenci yurdu, Avrupa Birliği projesi ve yeni araç alımları görüşülürken, Başkan Ali Boltaç, "Vatandaşlarımızın sağlığını ilgilendiren hiçbir konuda taviz vermeden denetimlerimizi sürdüreceğiz" dedi. Tarsus Belediye Meclisi Mayıs Ayı Olağan Toplantısının 2. Birleşimi, Belediye Başkanı Ali Boltaç başkanlığında gerçekleştirildi. Meclis toplantısında kent gündemine ilişkin çeşitli başlıklar değerlendirilirken, alınan kararlar ilgili komisyonlara sevk edildi ve oy birliğiyle kabul edilen maddeler meclisten geçti. Mecliste görüşülen gündem maddelerinden biri, Kaleburcu Mahallesi’nde öğrenci yurdu yapılması amacıyla taşınmaz tahsisi konusu oldu. Mülkiyetinin bir kısmı Tarsus Üniversitesine, bir kısmı ise Tarsus Belediyesine ait olan alanın Gençlik ve Spor Bakanlığına tahsisi değerlendirilirken, konunun hukuki ve teknik yönleriyle incelenmesi amacıyla ilgili komisyonlara sevk edilmesine karar verildi. Başkan Boltaç, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, öğrenci yurdu yapılmasına karşı olmadıklarını belirterek sürecin kamu yararı gözetilerek yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Boltaç, "Benim bu konudaki tavrım yurda karşı olmak değil. Bu süreçte kurumlarla diyalog içerisinde hareket ediyoruz. Ancak burası belediyemizin mülkü. Verilecekse de yurt yapılması şartıyla değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. Avrupa Birliği projesi kapsamında teknik heyet görevlendirilecek Mecliste, Avrupa Birliği İklim Değişikliği Hibe Programı kapsamında Polonya’ya teknik heyet görevlendirilmesi konusu görüşüldü. Yapılan değerlendirmelerin ardından 5 kişilik teknik heyetin belirlenmesi konusunda Başkan Boltaç’a yetki verilmesi oy birliğiyle kabul edildi. Boltaç, "Teknik bilgi akışını yerinde inceleyip ilgili çalışmaları hızlı bir şekilde başlatmak istiyoruz. Sürecin tüm masrafları da proje kapsamında karşılanıyor" dedi. Belediye envanterine yeni araçlar kazandırılacak Toplantıda, veteriner ve temizlik hizmetlerinde kullanılmak üzere 3 panelvan ile 3 sıkıştırmalı çöp kamyonunun belediye envanterine kazandırılması konusu görüşüldü. Araçların satın alınabilmesi için gerekli işlemlerin yürütülmesi oy birliğiyle kabul edildi. "Denetimlerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" Toplantıda Tarsus Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği denetimler ve uygulanan idari işlemlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Başkan Boltaç, "Ben bu memlekette yaşayan her bir vatandaşımın sağlığından sorumluyum. Bu kentte yaşayan her çocuk bizim evladımız. Vatandaşlarımızın sağlığını ilgilendiren hiçbir konuda taviz vermeden denetimlerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" sözleriyle Tarsus Belediyesinin yaklaşımını ortaya koydu. Mecliste söz alan farklı siyasi partilerden üyeler de zabıta ekiplerine destek verirken, halk sağlığının korunmasının Tarsus’un geleceği açısından siyaset üstü bir sorumluluk olduğu görüşü öne çıktı.
Bakan Güler: "Hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğiz"
18 Eylül 2025 Perşembe - 18:50 Bakan Güler: "Hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğiz" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Bayburt’ta 4 bin kişilik modern spor kompleksinin açılışı gerçekleştirildi. Bakan Güler, güçlü bir Türkiye’yi gençlere emanet etmek istediklerini belirterek, "Başta PKK, YPG, SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına ve farklı adlar altında faaliyet göstermesine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz" dedi. Genç Osman Mahallesi’nde inşa edilen kapalı spor salonunun açılış töreni, Bayburt barlarının oynanmasıyla başladı. Daha sonra Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak konuşma yaptı. "4 bin kapasitesiyle çok özel bir tesis" Bayburt’un özel bir gün yaşadığına dikkat çeken Bakan Bak, "Bu spor kompleksi, 4 bin kapasitesiyle ve alt spor salonlarıyla, yardımcı bölümleriyle beraber gerçekten çok özel bir tesis. Biz bu tesisin Bayburt’un gençlerine, çocuklarına, ailelerine ve Bayburt’a hayırlı olmasını temenni ediyoruz" dedi. "Cumhurbaşkanımızın 4 bin kişilik salon emrini yerine getirdik" Başta bin 500 kişilik spor salonu yapmayı planladıklarını ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla kapasitenin artırıldığını belirten Bakan Bak, "Bayburt’un nüfusuna oranla biz bin 500 kişilik bir salon yapmayı planlamıştık. Cumhurbaşkanımız, ‘Bayburt daha fazlasını hak ediyor, 4 bin kişilik salon yapacaksın’ dedi. Biz de emirlerini yerine getirdik. Bayburt’a bu tesis hayırlı uğurlu olsun" ifadelerini kullandı. "Türkiye büyük yatırım ve atılım içerisinde" Bakan Bak, ülke genelinde gençlere yönelik yapılan yatırımlara değinerek, "Yüzme Bilmeyen Kalmasın projesi çerçevesinde 12 milyon insanımıza, çocuğumuza, gencimize yüzme öğrettik. Kredi Yurtlar Kurumu vasıtasıyla 1 milyon yatak kapasitesine ulaştık. Bugün 1 milyon yatak kapasitesi demek, Avrupa’daki birçok ülkenin nüfusunu barındırmak demek. Sabah kahvaltısı ücretsiz, akşam yemeği ücretsiz. Türkiye gençlerine verdiği yatırımlarla, gençlik merkezleriyle, genç ofisleriyle, tesisleriyle beraber büyük bir yatırım ve atılım içerisinde. Bayburt’umuza da tesislerimizi yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Modern tesis Bayburt’a en iyi imkanları sunuyor" Bakan Bak’ın ardından konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, tesisin modern imkanlarından bahsederek, "Modern teknolojiye dayalı spor kompleksimiz, 4 bin kişilik seyirci kapasitesi, FİBA onaylı basketbol ve voleybol sahaları, koşu salonları ve bireysel spor alanlarıyla, başta gençlerimiz olmak üzere Bayburt’a ve buraya gelecek tüm sporcularımıza en iyi imkanları sunacak bir merkez olmuştur" dedi. "Bayburt, sporun kalbinin attığı merkez olacak" Bakan Güler, Bayburt’un yatırımlarla daha güçlü bir şehir olacağını vurgulayarak, "Bayburt bu yatırımla artık sadece sporcular yetiştiren bir şehir değil, aynı zamanda sporun kalbinin attığı bir merkez haline geliyor. Bayburt’un her alanda daha güçlü bir şehir olması için el birliğiyle çalışmalarımıza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Terörsüz Türkiye’yi gençlere emanet edeceğiz" Güler, konuşmasında güçlü Türkiye vizyonuna değinerek, "Yıllardır enerjimizi ve kaynaklarımızı tüketen terör belasını bitirerek şehirlerimizi kalkındırmak, ülkemizi huzura ve refaha taşımak ve çok daha güçlü bir Türkiye’yi gençlerimize emanet etmek en büyük arzumuzdur. Şüphesiz bu kutlu hedefe yürürken, terörsüz bir Türkiye önemli kilometre taşlarından biri olacaktır" dedi. "Hiçbir terör örgütüne müsaade etmeyeceğiz" Terörle mücadele konusunda net mesaj veren Güler, "PKK ve iltisaklı tüm gruplar, yapılan çağrı ve alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli, başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları bir an önce koşulsuz şekilde silahlarını teslim etmelidirler. Bir kez daha hatırlatmak isterim ki, başta PKK, YPG, SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına ve farklı alttan altında faaliyet göstermesine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından dualar edilerek spor kompleksinin açılışı gerçekleştirildi. Bakanlar, spor salonunu gezerek, incelemelerde bulundu ve salonda yapılan gösterileri izledi. Bakan Bak ve protokol üyelerinin basketbol takımıyla oynadığı maç ise renkli görüntülere sahne oldu. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Milletvekili Ün, TBMM’de Sumud nöbeti başlattı
18 Eylül 2025 Perşembe - 18:23 Milletvekili Ün, TBMM’de Sumud nöbeti başlattı DENİZLİ (İHA) – İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı kırmak ve insani yardımları ulaştırmak için yola çıkacak Küresel Sumud Filosuna destek için TBMM’de nöbet başlatan Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, "İlk gündemimiz Gazze’dir. Çünkü Gazze’yi savunmak; özgürlüğü ve insan onurunu savunmaktır" dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne basın toplantısı düzenleyen başlatan Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, Gazze ablukasını kırmak ve insani yardımları ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu için nöbet başlattığını duyurdu. Tunus üzerinden filoya katılmak için yola çıkan ancak Türkiye’ye dönmek zorunda kalan sivil toplum kuruluşu temsilcileri de Milletvekili Ün’e başlattığı nöbette destek verdi. Tüm çabalarına rağmen Sumud Filosuna katılamadığını hatırlatan Milletvekili Ün, "Bu günden itibaren bizler için Meclisimizde Sumud nöbeti başlamıştır. İlk gündemimiz Gazze’dir. Çünkü Gazze’yi savunmak; özgürlüğü ve insan onurunu savunmaktır. Bizleri her gün tekrar tekrar sömüren Siyonist küresel kapitalizm ağına karşı durmaktır. Bugünümüzü yarınımızı geleceğimizi savunmaktır. Filistin´de 77 yıldır süren zulüm Gazze´de 20 yıldır yaşanan hukuksuz abluka 2 yıldır kesintisiz devam eden katliamlar ve tüm bunlara son vermesi beklenen küresel siyasetin iflas etmesi. Uluslararası düzen Filistinlileri 77 yıldır hayal kırıklığına uğratıyor ve 7 Ekimden bu yana yaşananlar karşısındaki etkisizlik devlet merkezli uluslararası düzenden; tabanın, toplumun, hür iradenin etken olduğu bir düzeni kaçınılmaz kıldı. Tüm sivil girişimler devletler görevini yapmadığı için devreye girdi. Bugün burada bu tarihin en büyük girişimlerinden birine Özgürlük filosuna Sumud´a katılan arkadaşlarımızla buradayız. 1-15 Eylül tarihleri arasında Gazze´deki hukuksuz ablukayı kırmak üzere İspanya, İtalya, Yunanistan, dışında hareket ülkelerinden biri olan Tunus´taydık. Bu süre boyunca ana konusunu şiddetsizliğin oluşturduğu eğitimlerden geçtik. Tunus´ta bulunan 150 ye yakın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı daha önce isimleri akredite edilerek oradaydılar. Son birkaç gün gemi sayılarında, sabotajlar ve teknik sorunlar nedeniyle yaşanan eksilme, misyonun Avrupalı katılımcılara ağırlık verme stratejisi Türk vatandaşlarının sayılarında ciddi azaltmaya gidilmesine sebep oldu. Teknik ekip ve mürettebat dışında yaklaşık 10 vatandaşımız yer alabildi gemilerde. Gemilerde ise 500 dolayında aktivist yer alıyor" diye konuştu. Filoya ait 42 geminin İtalya açıklarında denizde birbirlerine yakın durumda olduklarını ifade eden Ün, "5 gemi Yunanistan üzerinden ilave olacak. 1 tane de şirin hukuk gözlem gemisi filoya eşlik ediyor. Bu gemi filonun tamamen uluslararası hukuka uygun şekilde barışçıl misyonu temsil ediyor. Önceki gün Dış İşleri Bakanlığımızın da içinde olduğu 16 ülke filoya gerçekleşecek muhtemel saldırılara karşı uyarılarda bulundu. Bunu önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz ve filoya kayıtsız kalmamalarını önemsiyoruz. Bu aşamada beklentimiz fiili olarak bu filoya eşlik edecek diplomatik himaye koalisyonu oluşturulmasıdır. Bu vatandaşlarımızın güvenli deniz geçişi için gereklidir. Gemiler iki gün olumsuz hava şartları nedeniyle daha sınırlı bir hareket halinde olacaklar. Cumartesi günü ise tüm gemiler birleşip Gazze´ye doğru yola çıkacaklar. Devletler üzerine düşeni yapmadığı sürece bu filolara yenilerini eklenecek. Bir sonraki aşamada çok yakın bir süreçte daha büyük gemilerle, yeni özgürlük filosu yola çıkacak. Ülkemiz tabiri caizse yoğun gündemler ülkesi, üstelik bu gündemler çok katmanlı bir biçimde eş zamanlı olarak farklı kesimlerimizi derinden etkileme kapasitesine sahip" ifadelerini kullandı. Son İslam İşbirliği Toplantısının bir kez daha tüm İslam dünyasını hayal kırıklığına uğrattığını öne süren Ün, konuşmasın şöyle sürdürdü: "Bugün itibariyle Gazze’nin umudu ne etrafındaki İslam ülkelerinin orduları ne saraylarının ihtişamı göz kamaştıran liderleridir. Bugün Gazze’nin tek umudu Akdeniz’de şu an, şu dakika fırtınalı denizlerde yol almaya çalışan elli küsur tane balıkçı teknesinden hallice gemiler ve o gemilerin içindeki dinleri dilleri milliyetleri farklı bir avuç cesur insandan başkası değildir. Bugünden itibaren bizler için de meclis de Sumud nöbeti başlamıştır. Bu süreçte inşallah sık sık huzurlarınızda olacağız. Bu girişim 38. ablukayı kırma girişimdir ve filonun tıpkı 2008’deki ilk misyon gibi başarılı olacağına inancımız tamdır"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Abbas ile görüştü
18 Eylül 2025 Perşembe - 18:11 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Abbas ile görüştü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi. Görüşmede İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları ve bölgesel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede İsrail’in Gazze’deki soykırımının son kara saldırılarıyla yeni bir aşamaya geçtiğini, İsrail’in sadece Filistin’i değil bölgesel istikrarı da tehdit ettiğini, Katar’a yönelik saldırının bunun göstergesi olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’i eleştiren lider ve kanaat önderi sayısının arttığını, İsrail’e yönelik uluslararası baskının artırılması için gayretlerin sürdüğünü, Türkiye’nin her platformda Filistin davasını ve İsrail saldırganlığını kararlılıkla gündeme getirmeye devam edeceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin önceliğinin Gazze’de acil ateşkesin sağlanması ve bölgedeki insanlık dramının sona erdirilmesi olduğunu, İsrail’in barışı baltalayan tutumunu her fırsatta ortaya koyduğunu, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistin’in sesi olacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyasının İsrail tehdidini bertaraf etmek için daha fazla bir ve beraber olması gerektiğini, Filistin’de tam anlamıyla siyasi birliğin tesis edilmesinin de bu çabaları güçlendireceğini, Türkiye’nin bu gayretlere de destek vermeyi sürdüreceğini belirtti.
Güçlü Yol Partisi siyasi yolculuğuna Denizli’den başladı
18 Eylül 2025 Perşembe - 17:05 Güçlü Yol Partisi siyasi yolculuğuna Denizli’den başladı Türkiye’nin yeni siyasi oluşumlarından Güçlü Yol Partisi, ilk kongresini Genel Başkan Kemal Seyhan’ın memleketi Denizli’de gerçekleştirdi. Partinin ilk yönetim kadrosunun belirlendiği kongre, siyasette yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirildi. Yoğun katılımın olduğu kongrede, partinin Türkiye genelinde hızla teşkilatlandığı ve seçime hazır hale geldiği mesajı verildi. Kongrenin açılışında konuşan Teşkilat Başkanı Feyyaz Memiş, siyasetin sadece makam arayışı olmadığını vurgulayarak, "Siyaset, temsilcisi olduğunuz partinin, ona gönül verenlerin ve umudunu bize bağlayan milletimizin aynasıdır. Biz bu yola makam için değil, millete hizmet için çıktık. Gece gündüz demeden büyük bir fedakârlıkla çalışarak, kısa sürede bu partiyi kurmayı başardık. Bu süreçte karşımıza çıkan tüm engellere rağmen halkımızdan aldığımız güçle yola devam ettik. Bugün burada gördüğümüz kalabalık, doğru yolda olduğumuzun en büyük kanıtıdır" diye konuştu. Ela Çelen: "Denizli’de güçlü yürüyüş başladı" Güçlü Yol Partisi’nin Denizli’de halkın sesi olacağını kaydeden Denizli İl Başkanı Ela Çelen de "Amacımız Denizli’nin her köşesine dokunmak. Hemşehrilerimizin sorunlarına çözüm üretmek, gençlerimize umut, kadınlarımıza fırsat, esnafımıza, çiftçimize ve işçimize daha adil bir gelecek sunmak için buradayız" şeklinde konuştu. Kemal Seyhan: "Demokrasiye yeni bir nefes getireceğiz" Partisinin kuruluşunun memleketi Denizli’den başlamasının kendisi için özel bir anlam taşıdığını söyleyen Genel Başkan Kemal Seyhan da, "Ülkemizin demokrasi hayatına yeni bir nefes, yeni bir umut kazandırmak üzere kurduğumuz Güçlü Yol Partisi’nin ilk yönetim görevlendirme toplantısına katılmış bulunmaktayız. Bu yolun temel taşlarını demokrasi, adalet, özgürlük, milli değerlerimize bağlılık ve insan onuruna saygı üzerine inşa edeceğiz. Biz yalnızca bir idari zorunluluğu yerine getirmiyoruz, ülkemize, milletimize ve gelecek nesillere karşı duyduğumuz sorumluluğu yerine getiriyoruz" ifadelerini kullandı. "42 il ve ilçelerimiz seçime hazır" Genel Başkan Seyhan, teşkilatlanma çalışmalarında kısa sürede önemli mesafe alındığını belirterek, şöyle konuştu: "Artık Güçlü Yol Partisi seçime hazırlanıyor. 42 ilimizde örgütlenmemiz tamamlandı, il başkanlarımız ve ilçelerimiz hazır. Dinamik ve genç kadrolarla sahaya ineceğiz. Özellikle gençler ve kadınlara daha fazla yer verilecek. Çok yakında tüm ilçe başkanlarımızın mazbatalarını dağıtacağız. Kutuplaştırıcı değil, birleştirici bir siyaset anlayışı güdeceğiz. Bizim için her vatandaşımız değerlidir. Güçlü Yol Partisi, kimseyi ötekileştirmeyen, kapsayıcı bir siyasetin temsilcisi olacaktır. Güçlü Yol Partisi, önümüzdeki süreçte Türkiye’nin dört bir yanında daha görünür hale gelecek"
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek ‘TRÇ’ ittifakının inşa ve ihya edilmesidir"
18 Eylül 2025 Perşembe - 16:33 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek ‘TRÇ’ ittifakının inşa ve ihya edilmesidir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Dünyaya meydan okuyan ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı akla, diplomasiye, siyasetin ruhuna, coğrafi şartlara ve yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek ‘TRÇ’ ittifakının inşa ve ihya edilmesidir. TRÇ ittifakının da; Türkiye, Rusya ve Çin’den müteşekkil olması arzu ve önerimizdir" dedi. MHP lideri Bahçeli, İsrail’in Gazze başta olmak üzere bölgede gerçekleştirdiği saldırıları ve saldırıların etkilerini değerlendirdi. Bahçeli yazılı açıklamasında Amerika-İsrail’in işbirliğinden söz ederek Türkiye, Rusya ve Çin ile oluşturulacak yeni bir ittifaka dikkat çekti. "İsrail’in tahrik dozunu arttırarak hunhar saldırganlığını devamlı genişletmesi hem ülkemiz hem de mücavir coğrafyalar aleyhine ciddi bir tehdittir" Gazze’de halkın imha ve itlaf süreci vahşetin akılları ihlal eden her türlü yol ve yönetimiyle ilerletildiğine dikkati çeken MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Haydut ve deccal devlet konumuna sabitlenen İsrail aleni şekilde işlediği ve ikmal ettiği yüzyılın soykırım suçuyla yeryüzü lanetlisi olarak serpilmiş ve sivrilmiş haldedir. Bu kapsamda en ağır siyasi ve hukuki bedelleri ödemekten de kurtulamayacaktır. Siyonist barbarlığın toplu cinayet ve katliamları hiçbir inanç ve kitaba sığmayacak seviyede ve şiddet noktasındadır. Artık ezbere dayalı açıklamaların bağlayıcılığını kaybettiği, şablon ve sıradan kınama mesajlarıyla dehşet verici vaziyeti geçiştirmenin mümkün olmadığı bir aşamaya gelinmiştir. İsrail sadece Filistin halkına değil, bölge ülkelerine ve dünya genelindeki suçsuz günahsız insanlara da musallat olmuş, vahim ölçüde melanet ve musibet odağı haline gelmiştir. Gazze Şeridi 712 gündür ateş ve saldırı altındadır. Sadece mazlum bir halkın yok oluşu ve yurdundan koparılışı değil, insani değer ve mirasın da harabelere gömüldüğü zulüm ve zulmet dolu sahneler insanlığın ortak hafızasına kazınmıştır. Artık Gazze’de süregelen insani felakete sabır ve tahammül kalmamıştır. İsrail’in tahrik dozunu arttırarak hunhar saldırganlığını devamlı genişletmesi hem ülkemiz hem de mücavir coğrafyalar aleyhine ciddi bir tehdittir. Bu tehdit karşısında tüm ihtimaller üzerine çalışılmalı, daha ötesi tetikte bekleyerek son derece tedbirli ve teyakkuz içinde hareket edilmelidir" ifadelerini kullandı. İsrail’in 9 Eylül’de Katar’a yaptığı hava saldırısının ardından 15 Eylül’de Doha’da toplanan Arap-İslam ülkeleri zirvesinin 25 maddelik sonuç bildirgesinin de Gazze’ye yönelik kara operasyonunu durdurmaya yetmediğini belirten Bahçeli, Körfez ülkeleri ve bütün İslam âlemi ‘Filistin davasına’ önşartsız sahip çıkarak gün geçtikçe derinleşen soykırım vahşetine somut, sonuç odaklı ve ikna edici politikalarla cephe açılması gerektiğini söyledi. "Toplum ABD-İsrail ortak yapımı cinayet ve yıkım politikasına sonuna kadar direniş göstermelidir" Gazzeli bebeklerin kanı üzerinden servet ve şöhret pazarlığına girişenlerin, haksızlık ve zulüm karşısında çıkarlarının kaygısıyla sessiz kalmayı tercih ederek zalimlerle aynı çizgiye düşen utanmazlar olduğunu dile getiren Bahçeli, "Hiçbir bahaneye sığınmadan başta İslam ülkeleri olmak üzere uluslararası toplum ABD-İsrail ortak yapımı cinayet ve yıkım politikasına sonuna kadar direniş göstermelidir. Gelecek hafta yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurul Toplantısı bu hususta mühim bir fırsat olarak ele alınmalı, İsrail küresel yalnızlığa hapsedilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) Genel Kurul’da yapacağı konuşmasının mazlum ve mağdurların ortak seslenişi, zalimlerin titreten ve alayının gözünün içine baka baka hakkı haykıran bir içerikte olması samimi dilek ve beklentimizdir. Ortadoğu’da adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışın Filistin sorunu yok sayılarak, mazlum Filistinli kardeşlerimizin meşru ve hukuki hakları göz ardı edilerek tesis ve temin edilmesi söz konusu değildir. İsrail Başbakanı’nın ilk kıblemiz Kudüs ile ilgili tahakkümcü ifadeleri, Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan söz ve beyanatları elbette ayağımızın altındadır. Kudüs’ün tarihsel, inanç ve kültür temelli manevi statüsüyle oynamaya azmetmiş çevreler insanlık vicdanında yok hükmündedir" diye konuştu. "Kulun hesabı varsa, Allah’ın da hesabı vardır" Türkiye’nin doğru stratejiyle, her türlü diplomatik imkanı kullanarak Kudüs meselesini uluslararası toplumun gündeminde sıcak tutmayı başardığını aktaran Bahçeli, şöyle devam etti: "İstanbul’da muhafaza edilen arkeolojik mahiyetli taş tablete dayanarak ‘Kudüs bizimdir’ demek bir yanda tarih bilmezliğin, diğer yanda meczup ve cahilane bir üslubun tezahürüdür. Şayet 2 bin 800 yıl öncesinden başlayarak iz sürecek olursak Türk milletinin her yerde, her coğrafyada hak ve tasarruf yetkisine haiz olduğu açıkça görülecektir. Unutulmasın ki, Kudüs Harem-i Şerif’tir. Kudüs Miracımızın onurudur. Kudüs ilk kıblemizin şeref payesidir. Kudüs İslam’dır, iftihardır, itibardır, iradedir, iffettir. Kudüs vatan, Kudüs vicdan, Kudüs ecdat, Kudüs hepimizin namusudur. Bu namusa el uzatan Siyonizmin tetikçileri ve onların işbirlikçileri kaybetmeye hem insanlık hem de Allah nezdinde mahkûmdur. Kulun hesabı varsa, Allah’ın da hesabı vardır. Kul tuzak kurmuşsa, onu bozacak, onu alt edecek ilahi bir tuzak muhakkak varlığını gösterecektir. Oyunlarla elimizden alınan yerin adıdır Kudüs. 9 Aralık 1917’de işgal edilen vatandır Kudüs. İstanbul’dan atanan idarecilerle 4 asır yönetimimiz altında bulunan şehrin şanıdır Kudüs. Efendimizin mukaddes mirası, Hz.Ömer’in şerefli emaneti, Selahaddin Eyyubi’nin göz nuru, Yavuz Sultan Selim’in tükenmez heyecanı, Kanuni Sultan Süleyman’ın kutlu rüyasıdır Kudüs." "Yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek ‘TRÇ’ ittifakının inşa ve ihya edilmesidir" Kudüs’ü yüzyıl önce bırakmak zorunda kalındığını vurgulayan Bahçeli, "Hiçbir zafer bedava kazanılmaz. Hiçbir başarı yattığımız yerden elde edilemez. Zorlayacağız, zora dayanacağız, zorbaların üstüne üstüne gideceğiz, haklı davamızdan tek bir adım geri atmayacağız. Çünkü Kudüs düşerse tarih düşer, İslam zaafa uğrar. Kudüs düşerse Ankara kaybeder, İstanbul kavrulur. Buna da kimsenin hakkı yoktur. Bunu da hiç kimse yapamayacaktır. Dünyaya meydan okuyan ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı akla, diplomasiye, siyasetin ruhuna, coğrafi şartlara ve yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek ‘TRÇ’ ittifakının inşa ve ihya edilmesidir. TRÇ ittifakının da; Türkiye, Rusya ve Çin’den müteşekkil olması arzu ve önerimizdir. Çaresizlik, ümitsizlik ve çözümsüzlük kuraklıktır, durgunluktur, eylem ve düşünce boyutuyla içe kapanmaktır" dedi.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TK’ları dinledi
18 Eylül 2025 Perşembe - 16:25 Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TK’ları dinledi Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplandı. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Doğu ve Güneydoğu’dan gelen sivil toplum kuruluşlarını dinledi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türk ve Kürt halkının ortak değerinin Müslümanlık olduğunu belirterek, "Bu kardeşliği bozacak her türlü söz ve eylemi kategorik olarak reddediyoruz. Yeni bir süreç başlamıştır. Bu ülkede Türklerin Kürtlerin arasına bir takım fitneler konmaya çalışıldı. Her acının arkasında kim var, niye var, nasıl var o günün şartlarında konuşmaya başlarsak, toplantılar, yıllar yetmez. Bu millet çok acılar çekti. On binlerce insan öldü, binlerce insanımız şehit oldu. Analar çok ağladı. Analar ağlamasın" ifadelerini kullandı. Mezopotamya Göç İzleme ve Araştırma Deneği Başkanı Murat Sarı, Kürtlerin Avrupa ve Amerika’ya sığınma talebinde bulunduklarını söyleyerek, "Elbette ki bu süreçle ilgili bu sürecin oluşturduğu bir takım travmalar mevcuttur. Bu travmalar zorunlu göçün bireylerde depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu, psikolojik sorunlara yol açmıştır. Kültürel uyum programları göç edilen yerlerde dil ve kültür farklılıkları nedeniyle uyum sorunları oluşturmuştur. Yine bu süreçte en çok bu süreçten en çok etkilenen kesimler kesim kadınlar ve çocuklar olmuştur. Bu durumda kadınlarla ilgili şuna değinebiliriz. Göç eden kadınlar kentlerde düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalmış, sosyal izolasyon ve aile içişleri gibi sorunlarla karşılaşmıştır. Yine çocukların eğitim hayatları kesinti uğramış, yeni ortaklara umut sağlamakta zorluk çekmiş ve psikolojik sorunlar yaşamışlardır. Bunun beraberinde işsizlik ve ekonomi sorunlarla beraberinde gelmiştir bu son sürecin devamında göç edenlerin çoğu kendi topraklarını bıraktıktan sonra aslında kendi topraklarında tarım ve hayvancılık faaliyetlerini yürütüp gayet mağdur şartlarda yaşarken kentlerin göç sonrası vasıfsız işlerde çalıştırılmış, ağır işlerde çalıştırılmışlardır. Ucuz iş gücü olarak kullanılmıştır. Esasen bu kişiler devamında ise bu kişilerin gittiği yerlerde çalışma hayatına başlamasıyla birlikte birtakım sosyal mutsuzluklar da ortaya çıkmıştır" ifadelerini kullandı. Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu Temsilcisi Abdullah Sağır şöyle konuştu: "İslam ana kaynağı aracılığıyla kardeşliğin kaynaklandığını ve nasıl başladığını ortaya koymuş. Bunun bazı temel ilkeleri ve zedeleyici bazı noktalarını açıklamıştır. Örneğin Kur’an ilk başta bizlerin bir erkek ve dişiden yaratıldığımızı beyan etmiş ardından hepimizi Adem’in çocukları olarak kabul edip ya ben ya Adem şeklinde muhatap almıştık. Yine etnik ve inanç bakımından tek bir topluluk olduğumuzu yüce Yaratıcı dileseydi bu şekilde kalacağımızı vurgulamış ancak birbirimizi tanımak ve olduğu gibi kabul etmek amacıyla halkları ve kavimleri Allah tarafından ayrılacağımızı ifade etmiştir. Bunun doğal neticesi olarak ortaya çıkan dillerimizin ve renklerimizin farklı oluşunun yüce Tanrı’nın varlığının ve birliğinin nişanelerinden biri olduğunu izah etmiş bu farklı oluşun bölümüne sebebi değil iyilik ve hayırlarda yarış ve vesile kılınmasını talep etmiştir. Ayrıca İslam bizleri yüce Allah’a inananlar olarak ancak kardeş olduğumuzu ilan etmiş kardeşlere de barışı yakışacağında rahmetin bazı umuduyla kardeşlerimiz arasında barışın tesir edilmesini birbirleriyle barıştırılmasını emretmiştir. Kur’an’ın Türk, Kürt ve Araplar başta olmak üzere hepimizin Adem’in çocukları ve inanmalar olmanız hasebiyle iki yönden kardeş olduğumuzu kabul ettiğini söyleyemeyiz. Aynı zamanda Kur’an dinde zorlama olmadığı temel ilkesini belirlemesinin gereği inanç bakımından çoğunluğu kabul etmiş, tüm inançların varlığını teslim etmiş, onunla birlikte iman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar, Asabi’ler, Meclis’ler ve Müşrikler gibi farklı inanç sahiplerini ve inancın gereği olarak ibadetlerin yerine getirildiği havralar, namazgahlar, kiliseler ve meclisler gibi ibadet mekanlarını tek tek anarak onlara eşit şekilde yaklaşmış, dünyada varlıklarını kıyamete kadar söndürmelerini ve kıyamet gününe Allah tarafında birbirlerine ayrılacaklarını bildirerek dokunulmadıklarını vurgulamıştır. Hatta bununla da yetinmeyerek ibadetlerin icra edilmesinde ve mekanların idaresinde görev alan ruhvar ve hırsız, hırsız hisleri muhabbet eliyle kibri olmayışlarına dolayı da örmüştür."