YEREL HABERLER - 02 Ocak 2012 Pazartesi 18:52

RİZE ÜNİVERSİTESİ FRANSA`YI KINADI

A
A
A
RİZE ÜNİVERSİTESİ FRANSA`YI KINADI

Rize Üniversitesi Senatosu, Fransa’yı kınadı.
Rektör Prof. Dr. Arif Yılmaz başkanlığında toplanan Rize Üniversitesi Senatosu, sözde soykırımı inkara ceza öngören yasa tasarısının Fransa Ulusal Meclisi’nde kabul edilmesini kınadı.
Konuyla Prof. Dr. Arif Yılmaz’ın imzasını taşıyan yazılı açıklamada, "Rize Üniversitesi Senatosu olarak; 22 Aralık 2011 günü Fransa Ulusal Meclisi’nin, tek taraflı, haksız ve uluslararası hukuka aykırı bir biçimde Türk halkının şanlı tarihine iftira ederek halkımızı derinden yaralayan ’Sözde Ermeni Soykırımı iddialarını kabul etmeyenlere para ve hapis cezasını öngören’ yasa tasarısını kabul etmesini şiddetle kınıyoruz. Fransa Ulusal Meclisi’nin böyle bir konuyu kısa vadede Nisan 2012’de yapılacak olan
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, uzun vadede ise, bölgesel ve küresel etkinliği durdurulamaz bir şekilde artan ülkemizi itibarsızlaştırma çalışmalarına alet etmesi, tarihi siyasallaştıran, demokrasi ve ifade özgürlüğünü hiçe sayan, devlet ciddiyeti ve tarihi gerçeklerle bağdaşmayan, bilimsellikten uzak bir talihsizliktir. Dünya tarihinde düşünce ve ifade özgürlüğü açısından model olan Fransız Devrimi ilkelerine aykırı bir şekilde Fransız toplumunun ezici çoğunluğunun bilgisi olmaksızın çok az temsiliyetle ve
ciddiyetten uzak bir şekilde ele alınan bu tasarı, geçmişte kazanılan tüm değerlerin inkarı ve reddi mirasın ilanı olmakla birlikte, Fransa Ulusal Meclisi’nin usulsüzce tarih yazmaya çalışırken kendi tarihinin enkazı altında kaldığının da elim bir göstergesidir. Gerçeklerle çelişen, Türk tarihini tek taraflı bilgilere dayanarak karalayan ve bu haksızlığa karşı kendini savunma hakkını ihlal eden kanun tasarısının, tarihten gelen Türk-Fransız dostluğunu ve Türkiye ile Fransa arasındaki çok yönlü ilişkileri
derinden zedeleyerek telafisi imkansız yaralar açacağı kesindir. Rize Üniversitesi Senatosu olarak, tarihimizden asla utanmadığımızı ve tarihi olayların değerlendirilmesinin tarihçilere bırakılması gerektiğini belirtiyor; politik çıkarlar için girişilen bu tür bilim dışı ve ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı teşebbüslerin tarih yazma hevesine kapılanların tarihlerinde birer kara leke olarak yer alacağını ve 27 Ağustos 1789’da Fransa’da yayımlanan İnsan ve Yurttaşlık Hakları Bildirisi’ni hatırlatıyor; kararı,
insan hakları, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve adalet gibi evrensel değerleri yok sayan tarihi bir hata olarak görüyor ve bu girişiminden dolayı Fransız Ulusal Meclisi’nde bu kararı destekleyenleri şiddetle kınıyoruz" denildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya ALKÜ’de Alanya’nın su yönetimi masaya yatırıldı Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’nde (ALKÜ) 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında düzenlenen "Dünya Su Günü: Alanya Su Yönetim Çalıştayı"nda ülkenin ve Alanya’nın su yönetimi ele alındı. "Alanya Su Raporu" kitabının da tanıtıldığı çalıştayda konuşan ALKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kılıç, "Bakıyoruz ki topraksız üretim yapabiliyoruz ama susuz üretim yapabilecek hâlde değiliz’’ dedi. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’nde (ALKÜ) Rafet Kayış Mühendislik Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü tarafından "Dünya Su Günü: Alanya Su Yönetim Çalıştayı" düzenlendi. Çalıştayda Alanya’nın su yönetimi problemleri ve çözüm önerileri konuşuldu. Prof. Dr. Kılıç: "Susuz bir gelecek imkânsız" Çalıştayın açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kılıç, suyun stratejik önemine vurgu yaptı. Dünya Su Günü’nün hemen ardından gerçekleştirilen bu buluşmanın önemine değinen Prof. Dr. Kılıç, suyun hayatın kendisi olduğunu ifade etti. Geçmişten bugüne toprağın değerine vurgu yapıldığını ancak günümüzde topraksız üretimin mümkün hâle geldiğini belirten Kılıç, "Bakıyoruz ki topraksız üretim yapabiliyoruz ama susuz üretim yapabilecek hâlde değiliz. Su; medeniyetlerin doğduğu, geliştiği ve bazen de yok olduğu tek kaynaktır" dedi. ALKÜ’nün İlk Avrupa Birliği Projesi olan SWAMED’e değinen Kılıç, çalıştayın Avrupa Birliği Interreg NEXT MED programı kapsamında desteklenen projenin bir parçası olduğunu açıkladı. "Alanya su raporu" yolda Alanya’nın Toroslar ve Akdeniz arasında tarım ve turizmin iç içe geçtiği özel bir coğrafya olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Mehmet Kılıç, iklim değişikliği ve artan nüfus baskısının su yönetimini stratejik bir öncelik hâline getirdiğini söyledi. Çalıştay kapsamında tanıtılan "Alanya Su Raporu" kitabının önemine dikkat çeken Kılıç, "Üniversite olarak görevimiz su yönetimini bizzat gerçekleştirmek değil, karar alıcılara yol gösterecek bilimsel katkıyı sunmaktır. Bu çalışmanın yerel yönetimlere ve çiftçilerimize ışık tutacağına inanıyorum" diye konuştu. Alanya’ya Özgü Entegre Su Yönetim Planı Türkiye’de bulunan 25 havzanın 11’i için entegre su yönetim planlarının hazırlandığını belirten Kılıç, bu çalıştayın nihai hedefinin Alanya’ya özgü bir yönetim planı ortaya koymak olduğunu söyledi. Çalıştayda konuşan Mühendislik Fakültesi Dekanı ve Çalıştay Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erhan Cengiz ise, su yönetiminin günümüzdeki stratejik önemine vurgu yaptı. Disiplinler Arası Yaklaşım Vurgusu Prof. Dr. Cengiz, su yönetiminin artık sadece mühendislik disiplini ile sınırlı kalmadığını, çevre, tarım, şehircilik ve ekonomi ile doğrudan ilişkili, çok boyutlu bir yapı kazandığını ifade etti. Prof. Dr. Erhan Cengiz, "Burada yapılacak tartışmaların ve geliştirilecek önerilerin yalnızca akademik düzeyde kalmayıp, uygulamaya aktarılabilir olması en büyük beklentimizdir" dedi. "Gelecek, suyu koruyanların olacak" Çalıştayda konuşan ALKÜ Biyosistem Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atılgan Atılgan, suyun stratejik önemine ve verimli kullanımının bir tercih değil, zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Çalıştayın klasik toplantıların ötesinde sahada karşılık bulacak somut çözümler üretmeyi hedeflediğini belirten Atılgan, asıl meselenin suyu daha fazla kullanmak değil; doğru zamanda, doğru yerde ve doğru yöntemlerle kullanabilmek olduğunu ifade etti. "Alanya Su Raporu kitabı rehber olacak" ALKÜ Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fırat Arslan, sunumunda küresel su krizinden Alanya’nın tarımsal su ihtiyacına, Avrupa Birliği destekli projelerden suyun etik kullanımına kadar hayati konulara değindi. Doç. Dr. Arslan, dünyada 2,1 milyar insanın güvenli içme suyuna erişemediğini ve her gün 5 yaş altı yaklaşık bin çocuğun su kirliliği ile susuzluk nedeniyle hayatını kaybettiğini vurguladı. Tropikal meyvelerin su tüketiminin yüksek olduğunu ancak modern sulama teknolojileriyle toplam kullanılan su miktarının azaltılabileceğini vurgulayan Arslan, "Asıl mesele suyu daha fazla kullanmak değil; doğru zamanda, doğru yerde ve doğru yöntemlerle kullanabilmektir" dedi. ALKÜ’nün ilk Avrupa Birliği projesi olma özelliğini taşıyan ve toplam 2,7 milyon avro bütçeye sahip olan SWAMED Projesi hakkında bilgiler veren Proje Yürütücüsü Arslan, "İtalya, Yunanistan, Mısır ve Tunus iş birliğiyle yürütülecek 36 aylık projede dijital tarım, uydular, dronlar ve yapay zeka destekli karar destek sistemleri kullanılarak tarımsal sulamada maksimum verimlilik hedefleniyor. Alanya’da pilot olarak seçilen muz bahçelerinde akıllı sulama sistemleri uygulanacak" dedi. Alanya’ya dair dağınık hâldeki su verilerini tek bir akademik kaynakta toplamak amacıyla "Alanya Su Raporu" kitabını hazırladıklarını müjdeleyen Doç. Dr. Arslan, bu çalışmanın kurumlar arası kopukluğu gidereceğini ve karar vericilere bilimsel bir yol haritası sunacağını belirtti. Kitapta Alanya Kalesi’nin tarihi su yönetiminden orman yangınlarının etkilerine, yapay zekâ söyleşilerinden erken çocukluk eğitiminde çevre bilincine kadar geniş bir yelpazede konular yer alacak. Konuşmasını suyun etik ve stratejik önemine vurgu yaparak sonlandıran Arslan, suyun sadece parası verilerek satın alınan ekonomik bir meta olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Program hatıra fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi. Çalıştayda konuşulan konular ve yapılması gerekenler de kayıt altına alınarak, değerlendirmeler Alanya Su Raporu kitabında yer alacak.
İstanbul Görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’e 35 yıla kadar hapis talebi Görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney hakkında ‘dolandırıcılık’ ve ‘suç örgütüne yardım’ iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, 35 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamenin Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı yolsuzluk davası ile birleştirilmesi talep edildi. Görevinden uzaklaştırılan ve tutuklanan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’e yönelik ‘dolandırıcılık’ ve ‘suç örgütüne yardım’ iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan birleştirme talepli iddianamede, Deniz Göleli, İnan Güney, İsmail Akkaya, Mehmet Akif Bulut, Sabriye Akkaya, Seyhan Özcan ile Veysel Eren Güven ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. Yetkilisi olduğu şirketin resmi olmasa da fiiliyatta ortağı olduğu ve usulsüz ihaleler ile doğrudan işler bağladığı belirtildi Hazırlanan iddianamede, İnan Güney’in Serkan Ö. ve Rauf Cem I.’nın yetkilisi olduğu bir şirketin resmi olmasa da fiiliyatta ortağı olduğu, bu şirkete usulsüz ihaleler ve doğrudan işler bağladığı, bu işleri BELTAŞ Genel Müdürlüğü ve Beyoğlu Belediye Başkanlığı dönemlerinde Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla suç örgütü üyesi Kağan S. üzerinden gerçekleştirdiği ve gayriresmi ortağı olduğu şirketinin yetkilisi olan Serkan Ö. ile İnan Güney’in üniversiteden samimi sınıf arkadaşı olduğu aktarıldı. Arkadaşı aracılığıyla usulsüz verilen işler karşılığında arkadaşına aylık nakit para verdiği öne sürüldü Serkan Ö. ile İnan Güney’in arkadaşlıklarının Güney’in BELTAŞ Genel Müdürü ve Beyoğlu Belediye Başkanı olduğu dönemlerde ticari ortaklığa dönüştüğünün belirtildiği iddianamede, bu hususu Serkan Ö.’nün ifadelerinde, Güney’in söz konusu şirkete ‘iş bağladığı ve pasladığı’ şeklinde beyanlarıyla açıkça ikrar ettiği, Rauf Cem I.’nın ise Güney’in Serkan Ö. vasıtasıyla sahibi olduğu şirketine usulsüz işler verildiğini, bu işler karşılığında elde edilen haksız kazançtan da aylık düzenli olarak elden nakit para verdiğini ifadelerinde açıkça ikrar ettiği belirtildi. Serkan Ö.’nün bu paraları Rauf Cem I.’dan elden nakit aldığını ifadesinde kabul ettiğinin net ve tereddütte mahal vermeyecek şekilde anlaşıldığı da iddianamede ifade edildi. Elde ettiği haksız kazancı Ekrem İmamoğlu ve kendi illegal siyasi emellerine harcadığı belirtildi Açık hava reklam mecralarında faaliyet gösteren birçok şirket ve şahıs tarafından şüpheli İnan Güney’in söz konusu şirketin gayriresmi ortağı olduğunun bilindiğinin aktarıldığı iddianamede, şüpheli Güney’in elde ettiği haksız kazancı suç örgütü lideri olduğu öne sürülen Ekrem İmamoğlu ve kendi illegal siyasi emellerine harcadığı kaydedildi. "Açık hava reklam sektöründe İnan Güney’in çok yüksek miktarlarda haksız kazanç elde ettiği bilinir’’ İddianamede, İmamoğlu’nun ‘yolsuzluk’ davasında sanık olarak yargılanan Murat Kapki’nin de ifadesine yer verildi. Kapki’nin ifadesinde, "İhale tarihinden bir gün önce beni Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ozan İş arayarak ihaleye katılmamamı istedi. Nedenini sorduğumda burayı BELTAŞş’a ihale edeceklerini, bu yüzden teklif vermemem gerektiğini söyledi. ‘Bana bir oyun mu kuruyorsunuz?’ diye sordum, o da bana ‘Hayır’ diyerek tüm firmaları tek tek arayıp teklif vermemelerini söyleyeceğini söyledi. Ben de teklif hazırlığı yapan birkaç firmayı arayarak Ozan İş’in onları da aradığını teyit ettim ve ihaleye hiçbir şirket katılmadı ve ihale BELTAŞ’a verildi. Buradaki amaç BELTAŞ üzerinden bu reklam yerlerini dilediği kişilere dilediği şekilde vererek haksız kazanç elde etmektir. Şu an Beyoğlu Belediye Başkanı olan İnan Güney, daha önce Beşiktaş Belediyesi’nin iştirak şirketi olan BELTAŞ’ın genel müdürüydü. Beşiktaş Belediyesi’nde ve BELTAŞ’ta halen fiiliyatta yetkili ve söz sahibidir. Reklam alanları ile ilgili işleri organize etmektedir. Dosya kapsamında şüpheli bulunan Serkan Ö., İnan Güney’in çok yakın arkadaşıdır ve aynı zamanda kasasıdır. Bu reklam alanlarını Serkan aracılığıyla diğer şirketlere vermektedir. Açık hava reklam sektöründe İnan Güney’in çok yüksek miktarlarda haksız kazanç elde ettiği bilinir" şeklinde konuştuğu belirtildi. 35 yıla kadar hapis talebi Hazırlanan iddianamede, şüpheliler Deniz Göleli, İnan Güney, İsmail Akkaya, Mehmet Akif Bulut, Sabriye Akkaya, Seyhan Özcan ve Veysel Eren Güven’in ‘kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’ ve ‘suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etmek’ suçlarından toplamda ayrı ayrı 14 yıldan 35 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Ayrıca iddianamenin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun kurduğu suç örgütü ile yolsuzluk yapıldığı iddiasına ilişkin dava ile birleştirilmesi talep edildi. İddianame İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.