SAĞLIK - 19 Şubat 2025 Çarşamba 11:41

Ezber bozan makale: ‘Siyah çayların faydaları’ literatüre geçti

A
A
A
Ezber bozan makale: ‘Siyah çayların faydaları’ literatüre geçti

Siyah çay üzerine binlerce tezi çürüten makaleleri toparlayan RETÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz’ın ‘Siyah çayın sağlığa faydaları’ isimli makalesi bilimsel dergide yer alınca literatüre geçmiş oldu.

Geçmişten bugüne çayın insan sağlığına olumsuz etkileri insanlar arasında kulaktan kulağa dolaşır ve konuşulur. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Rektörü Profesör Doktor Yusuf Yılmaz dünyada yazılan tüm makalelerden yola çıkarak derlediği bilimsel yazısıyla çayın insan sağlığına zararı olmadığını, aksine çayın faydalı bir ürün olduğunu ispatladı. Özellikle çayın prostat kanserine neden olması konusunda ki bilginin yanlış olduğunu, çayın prostatı olan birini içerisindeki bazı bileşenler nedeniyle sık tuvalete çıkarma gibi bir yan etkisi olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Yılmaz, aynı zamanda kötü kolesterol olarak adlandırılan LDL kolesterolü de ufak oranda da olsa düşürdüğünü ifade etti. Çayın insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri hakkında yazılan makaleleri derleyerek yeni bir makale yazdığını, bu sayede çayın faydalarını literatüre kazandırdığını ifade eden Prof. Dr. Yılmaz "Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi çay alanında ihtisas üniversitesidir ve çay dünyada sudan sonra en fazla tüketilen içecektir. Dolayısıyla Rize için de çok büyük bir ekonomidir. Ben bir tıp profesörü olarak çayın sağlığa olan faydalarını mevcut bilimsel makaleleri derleyerek tek bir makale halinde literatüre kazandırmış oldum. Buradaki amacım şu ana kadar yapılmış bilimsel araştırmalardan kalitesi, güvenilirliği yüksek olanları derleyip bilim camiasında sunmak" dedi.

"En az 3-5 bardak çay içilmesi özellikle kalp damar sağlığına olumlu katkıda bulunuyor"

Çayın vücuda olumlu etkilerini sıralayan Yılmaz sözlerinin devamında "Klinik araştırmalar kabaca en az 3-5 bardak çay içilmesi özellikle kalp damar sağlığına olumlu katkıda bulunuyor. Damar sertliğini azaltıyor, tansiyon üzerine çok hafif düşüklükler yapıyor, kalp hastalığı için risk faktörü olan Ldl kolesterol dediğimiz kötü kolesterol üzerinde olumlu etki yani hafif bir düşüş sağlıyor, kandaki yağ miktarına azalıyor, anti inflamatuar antioksidan etkisi var, aynı zamanda bağırsağımızda ki yararlı bakterilerin mikrobiyota dediğimiz florayı iyi yönde iyileştiriyor. Bu da sağlığımıza sadece kalp damar değil, mikrobiyotik bir beyin diyoruz en büyük endokrin organ diyebildiğimiz bağırsaklarımız için psikoloji ve kalp damar sağlığına olumlu yönde etki ediyor" ifadelerini kullandı.

Ezber bozan makale: ‘Siyah çayların faydaları’ literatüre geçti

"Çay çok sağlıklı, faydalı bir içecek. Bir şifa kaynağı olduğuna inanıyoruz"

Siyah çayın kanser riskini azalttığına vurgu yapan Yılmaz, aynı zamanda şifa kaynağı olduğunu kaydederek "Şunu vurgulamak istiyorum çay içerken onun olumlu etkisini içine şeker katarak veya yanında sigara içerek asla azaltmayalım. Çay çok sağlıklı, faydalı bir içecek. Bir şifa kaynağı olduğuna inanıyoruz. Yoksa şunu söylemiyoruz; ‘çay için kanserden kurtuldun, çay için ömrünüz uzasın’ değil. Yanlış bir yönlendirmede yapmak istemem ama kanser riskini azaltıyor, yaşam süresini uzatıyor, sağlıkla ilgili diğer faktörleri de kendimize kazanım olarak elde edersek asıl sağlıklı yaşam bizi bekliyor" dedi.

Ezber bozan makale: ‘Siyah çayların faydaları’ literatüre geçti

"Çayın faydalarının yanında oluşabilecek yan etkileri çok çok daha az"

Çayın bir çok hastalığa yol açtığı yönündeki bilgilerin yanlış olduğuna dikkat çeken Yılmaz, "Benim yazdığım makale, dünyada yapılmış bilimsel araştırmaların derlemesi. Ben yeni bir bilimsel araştırma yapmadım. Var olanları derleyip bir başlıkta yazmış oldum. Yoksa kendimizin yaptığı bir bilimsel araştırmanın sonucunu paylaşmıyorum. Dünyada yapılmış, belirli bir kalitenin üzerindeki makalelerin yer aldığı, siyah çayın sağlığa olan olumlu etkileri. Çayın faydaların yanında oluşabilecek yan etkileri çok çok daha az. Örneğin bazı hassas bireylerde içerisinde kafein de barındırdığından mesela ritim problemin zaten varsa, çarpıntının zaten oluyorsa, çok fazla sayıda çay içersen onu tetikleyebilir. Ama bunlar çok az sayıda ve istisna şeyler. Çok çay içersen içindeki bazı bileşenler nedeniyle fazla idrara çıkabilirsin. Örneğin prostat rahatsızlığınız vardır, idrara çıkmak sizi daha fazla çıkmak daha fazla rahatsız edebilir. Gece geç saatte çok çay içerseniz uykunuzdan uyanıp sürekli tuvalete gitmek zorunda kalabilirsiniz. Prostat yapmaz, daha fazla idrara çıkmak gereksinimi nedeniyle sizi daha fazla rahatsız edebilir. Ama genel olarak baktığımız zaman çay çok faydalı. Bütün ilaçları kullanıyoruz ama prospektüsüne baktığımız zaman araştırmaları sırasında son ana kadar gözükmüş tüm yan etkileri orada olmak zorunda. Ama onların her birini yaşayacağınız anlamına gelmez. Çayın olumsuz nitelendirebileceğimiz etkileri, faydaları yanında çok az" diye konuştu.

Ezber bozan makale: ‘Siyah çayların faydaları’ literatüre geçti

"İngiltere’de 400 bin kişide yapılmış bir araştırma var. Orada 20 bardak çay içme verisi yok"

Çay hakkında yapılan bilimsel araştırmalarda şeker kullanımı, zararlı madde kullanımı gibi tüm etkenlerin not alınması gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Herkes kendisini bilir. Ben içtiğimde diyelim midemi rahatsız etti, veya reflü yaptı, veya çarpıntı yaptı. O zaman ben içmeyeceğim. Ama içmem bana hem keyif veriyor, daha enerjik hissediyorum, daha sağlıklı hissediyorum, güzel bir sosyalleşme aracı o zaman içmeye devam. Bazıları der ki ben günde en az 20 bardak çay içiyorum. Bu makalelerde 20 bardak, 30 bardak çay içmenin bir karşılaştırması yok. Örneğin İngiltere’de 400 bin kişide yapılmış bir araştırma var. Orada 20 bardak çay içme verisi yok. Dolayısıyla ona dair bir bilgi yok. O zaman bize düşen ne olabilir. Rize’de veya Türkiye’de en fazla içilen içecek. Çok fazla sayede içilen ne oluyor? Ama bu tarz araştırmalar yaparken, fayda var mı, yok mu ortaya koyarken yanında kafa karıştırıcı nedenleri de not almak lazım. Örneğin o kişi eğer çay bardağına şeker koyuyorsa veya çayla beraber sigara içme alışkanlığı varsa veya çay içmeye eğilimi bir taraftan zarar verici alkol alımı oluyorsa bunlar da not alınmalı. Bu sonuçlar onların etkisinden arındırarak sunulmalı. Yemekten sonra yemeği fazla miktarda yerseniz o yorgunluğu hissedersiniz. Siz onu çaya atfediyorsunuz. Çay aslında sindirimi kolaylaştırıyor" şeklinde konuştu.

Hasan Fehmi Demir 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığlı bilim insanı Quantum Pioneer Formunda Türkiye’yi temsil etti Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletlerinde Microsoft Research tarafından düzenlenen Microsoft Quantum Pioneer Forum’a Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı oldu. Fırat Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde Microsoft Quantum Pioneer Forum kapsamında düzenlenen ve yalnızca davetli bilim insanlarının yer aldığı kapalı bir uluslararası toplantıya katıldı. Harvard, MIT, University of Sydney ve University of Cologne gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden seçkin araştırmacıların yer aldığı buluşmada Gençoğlu, Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı olarak yer aldı. Quantum teknolojilerinin geleceğine yön veren araştırma başlıklarının ele alındığı üst düzey toplantıda Gençoğlu, ölçüm tabanlı topolojik quantum hesaplama alanına ilişkin özgün yaklaşımını uluslararası bilim camiasıyla paylaştı. Sunumun, mevcut yaklaşımlardan farklı bir perspektif sunarak yeni araştırma yönlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirildi. Sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve disiplinler arası bilimsel tartışmaların yürütüldüğü etkinlik, quantum bilgi teknolojileri alanında çalışan önde gelen araştırmacıları bir araya getirdi. Katılımcılar, alanın temel sorunları, gelecekteki araştırma yönleri ve muhtemel teknolojik uygulamalar üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulundu. Seçkin katılımcı profili ve yüksek bilimsel düzeyiyle dikkat çeken toplantı, quantum teknolojilerinin geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak değerlendiriliyor. Etkinlik, farklı ülkelerden gelen bilim insanları arasında iş birliği ve yeni araştırma ağlarının oluşmasına da katkı sağladı. Microsoft Research tarafından organize edilen ve davetli katılım esasına göre gerçekleştirilen toplantı, bilim insanlarına gösterilen ilgi ve sağlanan akademik etkileşim ortamıyla da öne çıktı. ‘Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu’ Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, "Bu gelişme hem akademik anlamda hem de akademik çalışmaların teknoloji ve iş dünyasındaki yansımaları açısından benim için oldukça önemli. Microsoft gibi bir firma tarafından davet edilmek ayrıca büyük bir mutluluk. Asıl mesele şu ki Microsoft Quantum Pioneers Forum her yıl fikir ve proje çağrısı açıyor. Bu yıl ben de oraya bir proje fikri gönderdim. Bu fikir ilk aşamayı geçerek seçilenler arasına girdi, ancak değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. 14-15 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde düzenlenen foruma katılmam için davet aldım. Çok seçkin üniversitelerden konuşmacıların yer aldığı, fotoğraf ve sunumların dışarıya yansıtılmadığı özel bir toplantıydı. Microsoft Research’ün Santa Barbara’da Station Q adıyla faaliyet gösteren ve tamamen Quantum araştırmalarına odaklanan bir grubu bulunuyor. Majorana 1 adı verilen bir quantum çip de geliştirdiler, ancak bu çipin halen bazı eksiklikleri ve çözülmesi gereken problemleri var. Quantum hesaplama alanındaki bu programa davet edilmem bizim için önemli bir fırsattı. Çünkü adeta üst düzey bir ‘devler ligi’ niteliğindeki, son derece seçkin araştırmacıların bulunduğu bir ortamda yer almak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca 28 davetli konuşmacının 27’si Avrupa ve Amerika’dan gelmişti, sadece Fırat Üniversitesi olarak Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu. Kendi alanlarında dünyanın ilk 5 ve 10’unda yer alan Harvard, MIT, California, Pennslyvania, Indiana gibi üniversitelerle aynı toplantıda bulunmak ve Fırat Üniversitesi’nin adını bu platformda zikretmek benim için son derece onur vericiydi. Toplantıya katılan 28 üniversitenin 25’i Amerika’dan, Amerika dışından ise Avusturalya’dan Sydney Üniversitesi, Almanya’dan Cologne Üniversitesi ve Türkiye’den Fırat Üniversitesi davet edilmişti. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında dışarıdan çağrılan üç üniversiteden biri olmak da ayrıca büyük bir mutluluktu" dedi. ‘Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok’ Kendi yaklaşımının ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama temelli olduğunu belirten Gençoğlu, "İlk kez, ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama sürecinin sonlu durum makineleri çerçevesinde modelleyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu fikir orada değerli bulundu; üzerinde çeşitli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. İnşallah çalışmaların devamını getireceğiz. Bu etkinliğe katılım, Türkiye’deki bilim insanlarının quantum teknolojileri gibi ‘derin’ ya da ‘yıkıcı’ olarak adlandırılan alanlarda geri kalmayacağını ve bu alanlarda var olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli. Ayrıca özellikle genç akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’den, Fırat Üniversitesi’nden bir bilim insanının dünyanın en seçkin üniversiteleri arasında yer alarak bir fikrini özgürce sunabilmesi ve bu fikrin tartışılması önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki pek çok üniversiteden bilim insanı bu eşiği daha önce aşmıştı, Fırat Üniversitesi’nden genç akademisyenlere örnek olabilmek, motivasyonlarını artırmak ve onlara güç katabilmek ise çok daha değerli. Bundan sonra Fırat Üniversitesi’nden ve Doğu’daki diğer üniversitelerden de benzer atılımların geleceğine inanıyorum. Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk tankerine ilişkin: "Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi, 27 personelimizde yaralanma yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk petrol yüklü tankere ilişkin, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok" dedi. Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan ‘Altura’ isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı açıklandı. Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı belirtilirken, gemiye dron isabet etmesi sebebiyle üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktığı, kayıtlarda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, geminin su aldığı ve acil yardım beklendiği açıklandı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiğini ve mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirtti. "27 personelimizde yaralanma yok" Bir televizyon programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirterek, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Erzurum Oltu’da coşkulu kurtuluş bayramı Erzurum’un Oltu ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla kutlama programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, "Bugün toprağımızın özgürlükle mühürlendiği esaretin zincirinin bir daha kırılmamak üzere parçalandığı Oltumuzun düşman işgalinden kurtulduğu büyük bir gurur heyecanla kutluyoruz bundan tam 108 yıl önce bu kadim topraklarda sadece bir askeri zafer değil bir milletin namusunu Bayrağını her şeyin üstünde tuttuğunun destanı yazıldı 1918 25 mart sabahı yükselen hürriyet sesi Anadolu’nun istilal müjdecisi oldu aziz Oltulular bizim tarihimiz sadece savunma tarihi değil aynı zamanda bir devlet kurma iradesidir" diye konuştu 25 Mart etkinlikleri kapsamında, Efkan Ala Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda temsili göç gösterisi canlandırılırken, müzik konseri, şiir okumaları ve öğrencilerin koro performansları izleyicilerden beğeni topladı. Oltu İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen temsili göç gösterisi duygusal anlara sahne oldu. Gösteride esaret süreci ve ardından Türk askerinin vatanı kurtarışı canlandırılırken, salonda bulunanlara hem hüzün hem de gurur dolu anlar yaşatıldı. Programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Garnizon Komutanı Tank Kurmay Albay Hakan Kan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Recep Kaplan, Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi Samsun’da akciğer ve pankreas kanseriyle aynı anda mücadele eden ve boynuna bağlı kemoterapi ilacıyla çalışmasını sürdüren kadın hekim yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. Samsun’da yaşayan 58 yaşındaki Acil Tıp Hekimi Bendegül Kuruçelik, 35 yıllık meslek hayatında sayısız hastaya şifa oldu. Bugün ise hem hekim hem hasta olarak hayat mücadelesini sürdüren Dr. Bendegül Kuruçelik, yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. FBM Tıp Merkezi’nde acil doktoru olarak çalışan ve iki çocuk annesi olan Kuruçelik, kendisine konulan akciğer ve pankreas kanseri tanılarının ardından zorlu bir tedavi sürecine girdi. Geçirdiği ameliyatların ardından kısa sürede yeniden görevine dönen deneyimli hekim, mesleğine olan bağlılığını bir an olsun kaybetmedi. Boynuna bağladığı aparat ile hem kemoterapi alıyor hem çalışıyor Kemoterapi sürecinin fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olduğunu ifade eden Dr. Kuruçelik, buna rağmen çalışmanın kendisine güç verdiğini belirtti. Boynuna takılı cihaz aracılığıyla 48 saat boyunca kemoterapi ilacı aldığını dile getiren Kuruçelik, "Akciğer ve pankreas kanseriyim. Kendi tanılarımı kendim koydum. Ameliyatlardan bir ay sonra çalışmaya başladım. Beni hayata bağlayan iki şey oldu: Kızlarım ve işim. İşimi yaptığım sürece sağlıklıyım. İşimi yapamamak kaygısı, hastalıktan daha çok korkuttu beni. İşimi yaptığım sürece hastalığımı unuttum ve tedaviye çok daha rahat devam edebildim. Bu süreç gerçekten çok zorlu. Hekimken bunun empatisini tam anlamıyla yapamıyormuş insan. Hasta olunca bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Kemoterapi zor bir süreç; bu süreçte çalışmak ise daha da zor. Bu anlamda FBM Tıp Merkezi bana kucak açtı. Kanser hastası bir hekimle çalışıyorlar" dedi. "Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" Kemoterapi ilacı alırken çalışmanın zorluklarını anlatan Dr. Kuruçelik, "Tabii ki sıkıntılarım oluyor. Bu sıkıntıları annelik ve meslek aşkımla minimize ediyorum. Kemoterapim hâlâ devam ediyor. Boynuma taktığım bir cihazla, 48 saat boyunca damardan ilaç alıyorum. Yan etkileri oldukça fazla: Ödem yapıyor, nöropatiye neden oluyor. Elleriniz ve ayaklarınız uyuşuyor. Soğuk bir şeye temas edemiyorsunuz. Gerçekten zor bir süreç. Bugünlere geldiğim için elbette çok mutluyum. Arkadaşlarım ilk zamanlarda çok endişeliydi. Benim rahatlığımı gördükçe onlar da rahatladılar. Hastalarım da memnun. Hatta şaşırıyorlar; boynumdaki cihazın ne olduğunu soruyorlar. Kanser hastası olduğumu öğrenince bana daha farklı bir saygıyla bakıyorlar. Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" diye konuştu.