ÇEVRE - 22 Aralık 2024 Pazar 10:17

Handüzü Yaylası’na karla birlikte Rus kayakçı ilgisi

A
A
A
Handüzü Yaylası’na karla birlikte Rus kayakçı ilgisi

Rize’nin Güneysu ilçesine bağlı Handüzü Yaylası’nda kar kalınlığı 2 metreye yanaşınca tüm kayak merkezlerini geride bırakarak yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeye başladı.


Rize’nin Güneysu ilçesine bağlı bin 800 rakımdaki Handüzü Yaylası, yaz aylarında olduğu gibi kış aylarında da yerli ve yabancı turistlerin ilgisini üzerine topluyor. Bu yıl Türkiye’deki ilk kar yağan bölge olması ve halen daha en yüksek kar kalınlığı olma özelliğini taşıması, Handüzü Yaylası’na kış sporlarıyla uğraşanların ilgisine de neden oluyor. Sahile olan yakınlığı ile de dikkat çeken Handüzü Yaylası, aynı zamanda bu yıl tüm kayak merkezlerini de kar kalınlığı noktasında geride bıraktı.


Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden edinilen verilere göre Erzurum’un Palandöken Kayak Merkezi’nde 110 santimetre, Erzincan’ın Ergan Kayak Merkezi’nde 84 santimetre, Bolu’nun Kartalkaya Kayak Merkezi’nde ise 77 santimetre olan kar kalınlığı, Handüzü Yaylası’nda 2 metreyi geçmiş durumda. Bu durumda kayakçılar, özellikle snowboard sporu ile uğraşanlar için Handüzü Yaylası ilgi odağı oluyor.


Öte yandan yayla yerli turistlerinde ilgisini çekiyor. Hafta sonunu kar eğlenceleri ile geçirmek isteyen Rizeliler de Handüzü Yaylası’na çıkarak keyifli vakit geçiriyor. Şehir merkezine yakın olduğu için tercihlerin en başında gelen Handüzü Yaylası’na gelen Rizeli vatandaşlar şambrellerle kayarak eğlencenin tadını çıkartıyor.



“Türkiye’de bu kadar bol ve kalitesi en iyi kar sadece burada”


Handüzü Yaylası’nın kar kalitesi bakımından Türkiye’nin diğer bölgelerinden daha iyi olduğuna vurgu yapan Ceren Muşkara isimli profesyonel kayakçı “Burası muhteşem. Kar kalitesi harika. 2 metre bir kar var ve daha da otelin önündeyiz. Buradan yaylalara gideceğiz. Oralarda herhalde 3 buçuk metreye yakın kar var. Kar kalitesi gerçekten çok iyi. İnanılmaz bir toz kar var ve buzlanma olmuyor. Birde tabi şehirleşme burada çok az olduğu için kar hiç bozulmuyor. Türkiye’de bir eşi benzeri yok. Bol karda kaymak, toz karda kaymak kayakçılar için çok önemli ama snowboardçılar için daha iyi. Bunu bulmak çok mümkün olmuyor. Şimdiye kadar sadece Sarıkamış’ta bulmuştuk ama bu yıl orada da kar yok. Şuan herhâlde Türkiye’de bu kadar bol ve kalitesi en iyi kar sadece burada. Sadece gelecek yıllar için değil, bu yıldan tahta oturdu burası. Türkiye’nin hiçbir yerinde böyle bir kar yok. Gelecek yıllarda bu daha da artacak. Çünkü maalesef Türkiye’nin diğer bölgelerinde kar kalitesi düşmeye başladı. Bu yıldan itibaren bence tahtın tek sahibi burası” ifadelerini kullandı.



“Kar çok güzel”


Rusya’dan Türkiye’ye kayak yapmak için gelen profesyonel kayakçı Artem Kurochkin ise “Türkiye ve Rusya dost bir ülke. İnsanları dost canlısı, muhteşem bir ülke. Buraya ilk kez kışın geldik, gerçekten her şeyi seviyoruz. Yemekler, hava, insanlar, her şey harika. Henüz ikinci günümüz şuanda. Hala keşfetmeye devam edeceğiz. Şu ana kadar her şeyi gerçekten beğendim. Kar çok güzel. Yemekleri çok güzel. Güneş, her şey çok mükemmel” dedi.



“Çok sıkı bir mutfak, ilginç insanlar”


Rusya’dan gelen bir başka profesyonel kayakçı Kristina Timofeeva ise ülkesine döndüğünde tüm arkadaşlarının Rize’ye gelmesi için doğayı anlatacağını ifade ederek “Rus halkının kesinlikle buraya geleceğinden ve her Rus’un burayı ziyaret etmesi gerektiğinden fazlasıyla eminim. Çünkü burası muhteşem, kara bakın, inanılmaz güzel doğa. Çok sıkı bir mutfak, ilginç insanlar, bu yüzden ben şahsen geleceğim. Döndüğümde de arkadaşlarımın da Rusya’dan geleceğini umuyorum” dedi.



“Biz sahile yarim saatlik mesafede 2 metre kar olan bir yerdeyiz”


Bölgenin sahile olan yakınlığına dikkat çeken Oya Kutlu isimli vatandaş ise “Hava çok güzel. Biz sahile yarım saatlik mesafede 2 metre kar olan bir yerdeyiz. Kayıyoruz, geziyoruz. Çok eğlenceli. Şuanda henüz burası keşfedilmemiş ama ileride bence çok güzel bir turizm merkezi olacak” şeklinde konuştu.



Handüzü Yaylası’na karla birlikte Rus kayakçı ilgisi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Pervin Buldan: "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak" DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak. Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da Genel Kurula gelir zaten" dedi. DEM Parti İmralı heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’e gerçekleştirdikleri ziyaretin ardından görüşmelere dair açıklamalarda bulundu. İki görüşmenin de önemli olduğunu belirten Buldan, "Yargıya güven meselesinde önemli bir görev üstlenen Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu dönemki bakanlık sürecinde kendisinden büyük bir beklenti içerisinde olduğumuzu kendisine bildirdik. Bu bir başlangıç olsun diye temenni ediyoruz. Bir güven tazeleme olsun Adalet Bakanlığı açısından. Çünkü gerçekten toplumun yüzünün en fazla dönük olduğu bir bakanlık. Birçok beklentinin olduğu, yine Anayasa Mahkemesi kararlarının son zamanlarda uygulanmadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir dönemde kendisi yeni bakanlığa geldi. Toplumun bu konuda büyük bir beklentisi var. İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’nin de aynı şekilde son dönemlerde atanan kayyumlarla ilgili toplumun büyük bir beklentisi var. Bu konuları her iki bakanla da açık açık görüştük. Çok olumlu, çok verimli bir görüşme olduğunun altını önemle çizmek isterim. Şundan gerçekten umutluyum; her iki bakan da bu dönemde kendi üzerlerine düşen görev ve sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirecekler izlenimini aldık diyebilirim. Hepimizin yolu açık olsun" şeklinde konuştu. "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak" Komisyon raporu baz alınarak hazırlanacak yasanın bayramdan sonra komisyonda görüşülmeye başlanacağını söyleyen Buldan, "Bir an önce meselenin tamamlanması için yasanın Adalet Komisyonu’na gitmesi konusundaki görüşümüzü ilettik. Onlar da bu yönlü bir hazırlık içerisinde olduklarını zaten ifade ettiler. Büyük bir ihtimal bayram sonrası hemen Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak. Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da Genel Kurula gelir zaten" dedi. "Adalet Bakanlığı hem hazırlık aşamasında hem de yasalar Meclisten çıktıktan sonra uygulama aşamasında önemli bir fonksiyon üstleniyor" Sancar ise yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Kendilerine hem hayırlı olsun demek için bu ziyaretleri gerçekleştirdik hem de süreçle ilgili ve toplumdaki hukuk devleti, adalet, demokrasi konusunda mevcut beklentileri aktardık. Sürecin temeli, hedefi barıştır. Barışın da şartı adalettir. Kalıcı barış için toplumun tümünü ayrımsız kapsayan bir adalete ihtiyaç var. Adalet Bakanlığı hem hazırlık aşamasında hem de yasalar Meclisten çıktıktan sonra uygulama aşamasında önemli bir fonksiyon üstleniyor. Bunun ne kadar acil ihtiyaçlar içerdiğini kamuoyuna da söylüyoruz, bakanlara da ilettik. Adalet ülkenin temeli, barışın temeli, demokrasinin de vazgeçilmez şartıdır diyerek görüşmeyi özetleyebiliriz." "Kayyum uygulaması anayasaya aykırıdır" İçişleri Bakanlığı tarafından Mardin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yürütülen kayyum görev süresinin 2 ay daha uzatılmasına değinen Sancar, "Kayyum uygulaması anayasaya aykırıdır. Daha önce olağanüstü hal döneminde çıkarılan kararnameye dayanıyor. O kararname kanunlaştı ama anayasaya aykırı. Umuyoruz ve bekliyoruz ki en kısa zamanda bu yanlış düzeltilir, bu hukuksuzluk giderilir" ifadelerini kullandı.
İstanbul CHP’li Tekin’den "uyuşturucu ve kayıp çocuklar" uyarısı Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin, "Uyuşturucu bağımlısı sayısı Türkiye açısından, 86 milyonluk bir ülkede bu sayı korkutucu bir sayı. Dehşet bir sayı. Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuklarımız var. Bu çocuklarımız bugün önlenemezse, bugün rehabilite edilemezse, bugün devletin, milletin eli bunların üstünde olmazsa şuna emin olun 3 yıl sonra burada başka bir hikaye konuşacağız" dedi. Tekin, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda dernek temsilcileriyle bir araya geldi. İstişare toplantısının ardından gazetecilerin karşısına geçen Gürsel Tekin, değerlendirmelerde bulundu. "Bu meseleleri ciddiye alabilseydik dün bir öğretmenimizi kaybetmemiş olacaktık" Tekin, uyuşturucu nedeniyle hiçbir ailenin huzurunun olmadığını savunarak, "Türkiye coğrafyasında, 2020’nin öncesini baz alırsak 150 bin kayıp çocuğumuz vardı. Bu 150 bin kayıp çocuğun içinde kaçı bulundu, kaçı bulunmadı? Hangi gerekçelerle gitti, nereye gitti, kimlerin eline düştü? Ne yazık ki bu verileri göremediğimiz için ancak dernek başkanlarımız ya da çeşitli yönetici arkadaşlarımızla el yordamıyla bu çalışmaları götürmeye çalışıyoruz. 2011 yılından itibaren eğer bu meseleleri ciddiye alabilseydik dün bir öğretmenimizi kaybetmemiş olacaktık. Ne yazık ki dün bir öğretmenimiz, tarihimizde hiç rastlamadığımız bir olaydır, bir öğrencisi tarafından katledildi. Çoğuna baktığımızda, bu çocuklarımızın hikayeleri ya suça bulaşmışlar; biraz önceki o kayıp çocuklar dediğim ya suça bulaşmışlardır ya da çocuk yaşta işlere başlamıştır. İş cinayetlerinde 8 bin ile 10 bin çocuğumuzun maalesef hayatlarını kaybettiğini görüyoruz. Sadece ailenizde çocuğunuz bağımlı değil, çocuğunuzun oluşturmuş olduğu iklimde ailenin tamamı sorunlu. Hiçbir ailenin huzuru yok. Hiçbir anne evladının kötülüğünü istemez. Eğer bugün annelerin yüzde 70’i, 80’i çocuğunu ihbar edebilecek duruma gelmişse nasıl bir iklimle karşı karşıya kaldığını siz tahmin edin. Nedeni de şu; ’Acaba çocuğum tutuklanırsa bu maddeden uzaklaşır mı?’ arayışı içinde olunca ne yazık ki cezaevine girip çıkanın da apayrı olarak çıktığını, hiçbirisinin ne ailesine ne de bağımlılıktan koptuğunu görebiliyorsunuz. Başka bir şeye dönüyorlar" dedi. "Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuk var" Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuğun olduğunu iddia eden Tekin, "Uyuşturucu bağımlısı sayısı Türkiye açısından, 86 milyonluk bir ülkede bu sayı korkutucu bir sayı. Dehşet bir sayı. Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuğumuz var. Bu çocuklarımız bugün önlenemezse, bugün rehabilite edilemezse, bugün devletin, milletin eli bunların üstünde olmazsa şuna emin olun 3 yıl sonra burada başka bir hikaye konuşacağız. Hiçbirimizin can güvenliği, mal güvenliği olmaz. Eğer bir bağımlı annesinin kafasını kesebiliyorsa, çocuğunu feda edebiliyorsa, ailede 6-7 kişi insanları katledebiliyorsa durumun ne kadar vahim olduğunu ne olursunuz siz düşünün ve ona göre bir toplumsal muhalefet oluşturalım. Bu sadece ailelerin imkanlarıyla olacak bir şey değil. Şimdi görüyoruz, hemen hemen bütün mahallelerde hangi sorunların yaşandığını hep beraber görüyoruz. Onun için bugün bir araya geldik" diye konuştu. Toplantının ardından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kadın hakları ve kadın emeğinin önemine vurgu yapılan bir kutlama programı düzenlendi.
Elazığ Fırat Üniversitesi’nde 6 Şubat depremi, sergi ve konferansla ele alındı Fırat Üniversitesi’nde ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ grafik tasarım sergisi ve ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı düzenlendi. Elazığ Fırat Üniversitesi’nde 1-7 Mart Deprem haftası nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bu çerçevede İletişim Fakültesi’nde Mersin Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar tarafından ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ adlı grafik tasarım sergisi düzenlendi. Aynı zamanda Öğr. Gör. Dr. Gülten Acar tarafından deprem konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı verildi. Önce sergiyi gezen öğrenciler ve akademisyenler ardından konferansı dinledi. Deprem döneminde yaşanan dezenformasyonlar hakkında öğrencilere deneyimlerini ve çalışmalarını aktaran Acar, daha sonra öğrencilerden gelen soruları cevapladı. Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar, "Ben Fırat Üniversitesi’nin çok eski bir öğrencisiyim. Ön lisans ile başladığım üniversitede doktora yaparak tamamlamıştım. Mersin Üniversitesi’nde görev yapıyorum ama burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Sergimiz 6 Şubat depremlerini konu edinen bir grafik tasarım sergisi. Tipografiyi ön plana alan bir sergi, teknik olarak ise karışık olarak yapıldı. Serginin amacı, bilindiği üzere deprem ülkesiyiz. Depremle alakalı bir farkındalık oluşturmak, yaşadığımız acıları unutmamak ve bundan sonra benzer acıları yaşamamak adına, bu konuya dikkat çekmek istedim" dedi. Depremle yıllardır karşı karşıya olduklarını aktaran Fırat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Recep Bağcı, "Yılların birikimi bizim neslin üzerinde geçiyor. Deprem haftası münasebetiyle düzenlenen programda emeği geçen hocalarımıza teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Afetlerde dezenformasyon konusuna olan ilgisini anlatan Mersin Üniversitesi akademisyeni Dr. Gülcan Acar, "Doktora tezimde, afet dönemlerinde habercilik gündem belirleme kuramına çalıştım. Dezenformasyon süreciyle ilgili olarak da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının düzenlediği ‘Eğiticilerin eğitim’ programlarına katıldım. Dezenformasyon konusunda çeşitli eğitimler aldım. Deprem konusu da dezenformasyonun çok yaygın olduğu bir alan olduğu için bu konuda bir farkındalık oluşturulması gerektiğini düşündüğüm için sizlerle bir araya geldim" sözlerini kullandı.