ÇEVRE - 29 Kasım 2024 Cuma 09:11

Türkiye’de yeni bir bitki türü keşfedildi

A
A
A
Türkiye’de yeni bir bitki türü keşfedildi

Bilim insanları tarafından sadece Türkiye’de yayılım gösteren yeni tür bitki literatüre kazandırıldı.


Konyalı Fen Bilgisi Öğretmeni Süleyman Uysal’ın kendilerine gönderdiği bir örnekle yola çıkan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ), Giresun Üniversitesi (GRÜ) ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) mensubu bilim insanları, gönderilen bitkinin yeni bir tür olduğu kanaatine vardı. Yapılan çalışmalar neticesinde yanılmadıklarını gören ekip bitkiyi literatüre kazandırmış oldu. Halk dilinde Madımak olarak bilinen Polygonum bitki ailesine ait yeni bir tür literatüre kendisini bulan Süleyman Uysal’ın soyadından da esinlenerek ’Polygonum Uysalii’ olarak geçti.


Bitkinin Süleyman Uysal tarafından Antalya civarında bulunduğuna dikkat çeken RTEÜ Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Makbul “Türkiye, sahip olduğu bitki çeşitliliği nedeniyle dünyada eşine nadir rastlanan bölgelerden bir tanesidir. Bizler de bitki sistematiği açısından ülkemizde belli bitki gruplarını inceleyerek onları tanımaya ve karakterize etmeye çalışıyoruz. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ), Giresun Üniversitesi (GRÜ) ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nden (RTEÜ) bizler de dahil olmak üzere çalışma grubuyla birlikte, Madımak ailesi olarak bilinen Polygonum cinsine ait bitkileri toplamak üzere Türkiye’de saha çalışmaları yapıyoruz. Tabii ki, bu saha çalışmaları farklı kitleler tarafından da takip ediliyor. Konya Seydişehir’de yaşayan bir doğa sever bitki gözlemcisi olan bir öğretmen, doğaya çıkıp bitkiler üzerinde gözlemler yapıyor, fotoğraflar çekiyor ve bunları, o bitki grubunu çalışan bilim insanlarıyla paylaşıyor. Bu kapsamda, Seydişehir ilçesinden Süleyman Uysal adında bir fen bilgisi öğretmeni bizlere, Antalya Akseki civarında bulduğu bu bitkiyi göndermek istediğini ifade etti. Bitkiyi bizlere gönderdiğinde, ilk incelemelerimizde bu bitkinin, gerçekten dünyada eşine rastlanmayan, sadece ülkemizde yayılış gösteren endemik bir tür olduğu sonucuna vardık. Yani bu bitki, yeni bir tür olduğu kanaatine varıldı” ifadelerini kullandı.



Türkiye için endemik yeni bir tür


Bulunan yeni tür üzerinde araştırmalar gerçekleştirmek için sahaya indiklerinde bitkini sadece Türkiye’de yayılım gösterdiğini gördüklerini sözlerine ekleyen Makbul “Bunun üzerine, araştırma ekibimizle daha detaylı gözlemler yaptık. Bu gözlemler neticesinde, yaklaşık 2 yıl süren bir süreçte, bitkinin moleküler, mikromorfolojik, palinolojik, morfolojik özellikleri detaylı bir şekilde incelendi. Dünyadaki akrabalarıyla karşılaştırıldığında, gerçekten de bu bitkinin dünyada herhangi bir şekilde yayılış göstermediği kanaatine varıldı. Yaklaşık bir yıl süren bir yayın aşamasından sonra, bitki uluslararası saygın bir bilimsel dergide yayınlanarak, Türkiye için endemik yeni bir tür olarak teşhis edilmiştir” dedi.



Bulan öğretmenin soy ismi bitkiye verildi


Bitkiyi kendilerine ulaştıran Fen Bilgisi Öğretmeni Süleyman Uysal’ın isminden yola çıkarak isimlendirme yapıldığını ifade eden Makbul “Bitkinin ismini Polygonum Uysalii olarak verdik. Polygonum zaten bu grubun ismi olduğu için bilimsel olarak buna herhangi bir müdahale şansımız yok. Ancak, soyadı diyebileceğimiz ikinci kısmına, belirli kurallar gereği isimler verebiliyoruz. ‘Uysalii’ ismi de, bu bitkiyi ilk defa bizlere tespit eden, bizlerle paylaşan ve keşfinde önemli rol oynayan Süleyman Uysal hocamızın ismine atfen verilmiştir. Böylece, bitki bilimi ile doğrudan ilgisi olmamasına rağmen, Fen Bilgisi Öğretmeni olan hocamıza doğaya verdiği katkılardan dolayı teşekkür mahiyetinde bu ismi armağan etmiş olduk” şeklinde konuştu.



Madımak olarak bilinen Polygonumların kullanım alanı geniş


Polygonum, yani Madımak bitki grubu üzerinde çalışmalarını yürüten RTEÜ Biyoloji Bölümü Doktora Öğrencisi Suzan Kundakçı, Polygonum ailesinin Anadolu’da tedavi amaçlı ve gıda olarak kullanıldığı kaydederek “Bitkinin en dikkat çekici ve göze çarpan özellikleri, tedavi amaçlı kullanımları ve gıda olarak tüketilmesidir. İç ve Orta Anadolu Bölgesi’nde bu grup Madımak bitkisi olarak tanınmakta ve oldukça fazla tüketilmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda, glütensiz bisküvi veya glütensiz ekmek yapımı gibi ürünlerde de Madımak olarak adlandırılan bitki grubunun içeriğinden oldukça fazla yararlanıldığı görülmektedir. Tedavi olarak kullanım amaçlarına baktığımızda, kanser hastalıklarının tedavisinde, şeker hastalıklarının tedavisinde, iltihaplı yaralanmalarda ve bağırsak hastalıklarının tedavisinde sıklıkla kullanıldığı gözlemlenmektedir. Özellikle bitkinin antioksidan içeriği oldukça yüksek olup, bu özellikten dolayı birçok tıbbi ve kimyasal çalışmada kullanıldığı bilinmektedir. Ayrıca, ülkemiz için önemli bir sanayi kolu olan kozmetik sanayisinde de bu bitkilerin içeriğinden oldukça fazla yararlanılmaktadır. Çünkü Madımak bitkisi, Polygonum grubu olarak sahip olduğu kimyasal içeriklerin krem yapımlarında kullanımı tercih edilmektedir ve bu kremlerin yaşlanma karşıtı, kırışıklık giderici etkilerinin olduğu bilinmektedir” dedi.



İlaç ve kozmetik sanayi gibi önemli sanayi kollarına da önemli bir veri kaynağı


Polygonum grubu bitkilerin yemek ve ilaç sanayi dışında kozmetik sanayiinde de önemli bir veri kaynağı olduğuna dikkat çeken Kundakçı “Özellikle Madımak olarak bilinen bitkinin yemek olarak tüketilmesinin yanı sıra, kurutularak çay olarak da tüketildiği bilinmektedir. Çay olarak tüketildiğinde, grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi hastalıkların rahatlatılmasında etkili olduğu, ayrıca önemli sedatif etkilerinin bulunduğu bilinmektedir. Bitkinin bu tıbbi kullanımlarının ve özellikle ülkemizin gastronomik ekonomisine katkı sağlanması göz önünde bulundurulduğunda, çünkü bitkinin özellikle Madımak grubu olarak bilinen Polygonum türlerinin doğal ortamlarda yetiştirildiği gibi, kültüre edilmiş alanlarda da yetiştirildiği görülmektedir. Böylece, ülke ekonomisine de ticari katkılarının büyük olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, gerek yeni türümüzün keşfi gerekse Polygonum grubu bitkilerin dünya bitki biyoçeşitliliğine katkı sağlaması, ilaç ve kozmetik sanayi gibi önemli sanayi kollarına da önemli bir veri kaynağı oluşturacağı düşünülmektedir” diye konuştu.



Türkiye’de yeni bir bitki türü keşfedildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı uyardı: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz" Ramazan ayında bilinçsiz ve ani yemek tüketiminin sindirim sistemini zorladığına dikkat çeken Sivas Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, geçmişinde mide rahatsızlığı bulunan kişilerin mide kanaması riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Ramazan ayında değişen beslenme düzeni, sindirim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturuyor. Gün boyu süren açlığın ardından iftar sofralarında birden ve fazla miktarda yemek tüketilmesi mide ve bağırsak sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Özellikle sahurun atlanması durumunda, uzun süre aç kalan mideye bir anda yüklenilmesi ciddi sindirim problemlerine neden olabiliyor. Uzmanlar, işlenmiş ve ağır yağlı gıdaların özellikle iftar sofralarında sınırlandırılması gerektiğini ve bunun yerine sebze ağırlıklı ve hafif beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığı aktarıyor. İftar ile sahur arasında su tüketiminin kademeli olarak artırılması da önem taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça eğer oruç tutan hastanın geçmişinde mide rahatsızlıkları varsa iftar zamanı yemek yerken dikkat etmesi gerektiğini söyleyerek, "Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir" dedi. "Ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır" İftarda yemek yerken hafif gıdalar ile başlanması gerektiğini söyleyen Kurtça, "Şu anda on bir ayın sultanı Ramazan ayının içerisindeyiz. Bu ayda da dikkat etmemiz gereken hususlar var. Çünkü yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız değişmektedir. Burada da uzun süre aç kalmaktayız. Özellikle sahur yapılmadığı dönemlerde oruç tutan hastalarımızda ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır. Bu konuda da dikkatli olmalıyız. Uzun süre aç kalıp daha sonra birden yemek yenildiği zaman midenin de bir sindirim hacmi bulunuyor. Eğer bu hacminin üzerinden fazla bir giriş olursa da sindirim problemleriyle karşılaşmaktayız. Bunu açısından da önce bir ılık bir çorba içilmesi, su içmeyi unutmamak çok önemli. Hafif bir yemekle başlanmalı, ağır bir yağlı yiyecek, kızartmalardan da uzak durmamız gerekiyor. Ön planda kızartma yediğimiz zaman mide olduğundan aşırı bir tepki vermektedir. Bununla beraberde midedeki asit salgısı artmaktadır. Bu da hasta tarafından, oruç tutanlar tarafından aşırı bir yanma, hazımsızlık, şişkinlik rahatsızlık hissi oluşturmaktadır. Özellikle böyle işlenmiş gıdalar, yağlı gıdalar, kızartılmış besinlerden uzak durulması gerekiyor" dedi. "Kanamaya yol açabilir" Bol miktarda su tüketilmesi gerektiğini belirten Kurtça, "Ramazan ayı boyunca sahuru olabildiğince yapmamız gerekiyor. Çünkü en azından iki öğün yemiş oluyoruz. Bununla beraber de bol miktarda su tüketilmeli. Yani bizim iftar zamanımızdan başlayıp sahur zamanımıza kadar kademeli olarak su tüketmemiz gerekiyor. Yeşil gıdalar ile beslenip, hafif şeyler tüketmemiz gerekiyor. Bir de elimizden geldiğince bir hareket katmalıyız. Eğer oruç tutuyoruz diye hiç hareket etmezsek bu sefer kendi vücut metabolizmamız da yavaşlar ve sindirim sistemimiz de yavaşlar. Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir. Sahurda da böyle çok hızlı yemek yemeden, suyumuzu tüketerek, sıvı gıdamızı alarak bir kendimize de sindirim zamanı sağlamamız açısından da çok önemli. Bu süre zarfında susuz kalmaktayız. O onun için su alma miktarımız da saatimizi de ne kadar arttırırsak vücudumuzun sindirim sistemine de o kadar yardımcı oluruz" diye konuştu.
Tunceli Uzman desteğiyle sağlıklı yaşam: 36 kilo verdiler Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yürütülen multidisipliner program kapsamında iki hasta, beslenme düzeni ve fiziksel aktivite desteğiyle toplam 36 kilo verdi. Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi’nde obeziteyle mücadele kapsamında yürütülen multidisipliner çalışmalar, hastaların yaşam kalitesini artırmaya devam ediyor. Merkezde görevli Diyetisyen Ezgi Böler, obezitenin yalnızca kilo fazlalığından ibaret olmadığını, birçok sistemik sağlık sorununa yol açabildiğini belirterek tedavi sürecinde bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekti. Diyetisyen, fizyoterapist ve psikologlardan oluşan ekiplerin birlikte yürüttüğü programlarda hastaların beslenme alışkanlıkları düzenlenirken fiziksel aktivite düzeyleri artırılıyor, sürecin psikolojik boyutu da yakından takip ediliyor. Dahiliye hekimi yönlendirmesiyle merkeze başvuran hastalardan Ezgi Tuğral 3 ayda 16 kilo, Aynur Cesur ise 5 ayda 20 kilo vererek sağlıklı yaşam yolculuklarında önemli bir başarı elde etti. 5 ayda 20 kilo veren Aynur Cesur, "Kilolarımdan rahatsız olunca zayıflamaya karar verdim. Bunun için özel bir diyetisyene ücret ödemektense devletimizin bize sunduğu imkanların olduğunu bildiğim Sağlıklı Hayat Merkezi’ne geldim. Hocamızın desteği ve kendimin de azmiyle 5-6 aylık süreçte 20 kilodan fazla verdim. Daha vermeye devam edeceğim" dedi. 29 yaşında ve kısa sürede yaklaşık 16 kilo zayıflayan Ezgi Tuğral "Buraya başlama sürecimde kendimi bayağı yorgun, halsiz, bitkin hissediyordum. Normal kilomun oldukça üstündeydim. Bu da yaşantımı kısıtlıyordu. Dahiliye polikliniğine gidip kan tahlili yaptırdım, insülin direncimin yüksek olduğunu söyledi. Onların yönlendirmesiyle Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdum. Ağustos ayından ekim ayına kadar yaklaşık 16 kilo verdim. Hayat düzenim güzelleşti. Bol bol yürüyüş yapıyorum, sağlıklıyım, kendimi daha dinç hissediyorum. Arkadaşlarım da inanamadı bu halime" şeklinde konuştu. Diyetisyen Ezgi Böler, "Obezite vücutta aşırı yağ birikimi demektir. Günlük alınan kalorinin harcanan kaloriden fazla olmasıyla beraber ortaya çıkar. Obezitenin neden olduğu durumların başında hastalıklar geliyor. Kronik hastalıkların en bilindik nedeni maalesef obezite. Kalp rahatsızlığı, troid fonksiyon bozuklukları şeker hastalığı gibi birçok hastalığın başında obezite problemi geliyor. Obezite bir irade rahatsızlığı değil, maalesef kronik bir rahatsızlık haline geldi. Vücut kitle indeksi yüzde 30’un üzerinde olan bireylere obezite tanısı koyabiliyoruz. Obezite tedavisi için dahiliye hekimine gidip kan tahlili yaptırdıktan sonra Sağlıklı Hayat Merkezi’nde diyetisyene başvurup detaylı yağ-kas ölçülerini yaptırıp dengeli bir beslenme programıyla obezite sorunundan kurtulabilirsiniz" diye konuştu.
Manisa Selendi’de tütün üreticisinin zorlu mesaisi başladı Manisa’nın Selendi ilçesinin geçim kaynağının başında gelen tütünde yeni sezon hazırlıkları başladı. Geçtiğimiz yılın mahsulü evlerde beklerken üreticiler, 2026 hasadı için fide ocaklarını kurup tohumları toprakla buluşturdu. Selendi ilçe ekonomisinin temel taşlarından biri olan tütün üretiminde, 2025 yılı mahsulünün teslimat süreci devam ederken üreticiler gelecek yılın hazırlıklarına koyuldu. Üretimin en zahmetli aşamalarından biri olan fide yetiştiriciliği kapsamında, çiftçiler hazırladıkları ocaklarda tohumları naylon örtü altında toprakla buluşturuyor. İlçede hummalı bir çalışma sürerken, bazı bölgelerde ekilen fidelerin toprak yüzüne çıktığı görüldü. Ancak son günlerde Selendi genelinde etkili olan sağanak yağışlar nedeniyle bazı çiftçilerin ekim işlemlerine zorunlu olarak gecikmeli başladığı öğrenildi. Selman Hacılar Mahallesi’nde çiftçilik yapan Süleyman Zeybek, tütünün bölge insanı için hayati önem taşıdığını vurguladı. Zeybek, süreci şu sözlerle anlattı: "Geçtiğimiz yıl yetiştirdiğimiz tütünler henüz evlerimizde beklerken, biz yeni sezonun hazırlıklarına başladık. Tütün fidesi yetiştirmek için ocaklarımızı titizlikle kuruyoruz. Bu fideler yeterli büyüklüğe ulaştığında tarlalara dikeceğiz. Rabbim yardımcımız olsun, inşallah tüm üreticilerimiz için bereketli bir yıl olur". Fide döneminin sorunsuz atlatılması durumunda sezonun verimli geçmesini bekleyen Selendili üreticiler, tütünün ilçe ekonomisindeki yerini koruması için yoğun mesai harcamaya devam ediyor.