Son Dakika
|
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a tebrik mesajı
Jandarma Genel Komutanlığı SAHA EXPO’da sergilediği teknolojik ürünleriyle dikkat çekti
Dünyada ilk hibrit motorlu ALKA-KAPLAN HİBRİT aracı, dronları havada yakarak imha ediyor
İGA: "DHMİ’ye borcumuz bulunmamaktadır"
Macaristan’ın yeni Başbakanı Peter Magyar, yemin ederek göreve başladı
Yüksekova’da patlama: 1 çoban yaralı, 3 koyun telef oldu
Putin: "Zafer her zaman bizimdi ve her zaman bizim olacak"
SAĞLIK
Sağlık Bakanlığı: "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir"
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 23:59:42
Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan ve sağlık durumları yakından takip edilen 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir" denildi. Sağlık Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan ve sağlık durumları yakından takip edilen 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir. İlgili uluslararası otoritelerle koordinasyon içinde yürütülen takip sürecinde, vatandaşlarımızda herhangi bir semptom ve hastalık bulgusu olmadığı bildirilmiştir. Ülkemize ulaştıkları andan itibaren, karantinaya alınacak ve sağlık süreçleri Bakanlığımızca titizlikle yürütülecektir" açıklamasında bulunuldu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:43
Alanya’da tüketim tarihi geçmiş ürün satan zincir market mühürlendi
Alanya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin denetimlerinde son kullanma tarihi geçmiş tavuk ürünleri sattığı tespit edilen zincir market şubesi mühürlendi. Alanya Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik denetimlerini sürdürüyor. Kurban Bayramı öncesinde hijyen ve gıda denetimlerini artıran Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Avsallar Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir zincir market şubesinde, son tüketim tarihi geçmiş ve paket üzerindeki kullanım tarihi okunamayacak şekilde tahrip olmuş tavuk ürünlerinin satışa sunulduğunu tespit etti. İşletme hakkında tutanak tutulurken, söz konusu durum belediye encümenine sevk edildi. Ayrıca encümen kararıyla işletmeye idari para cezası uygulanırken, market şubesi mühürlenerek 3 gün süreyle ticari faaliyeti durduruldu. Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, halk sağlığının her şeyden önce geldiğini belirterek, gıda konusunda tavizsiz bir anlayışla çalıştıklarını ifade etti. Başkan Özçelik, vatandaşların sağlıklı ve güvenli alışveriş yapabilmesi için denetimlerin devam ettiğini kaydetti.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25
Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor"
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
3
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:04
Acil Tıp Teknisyenleri bu eğitimler sonrası hastaya hızlı bir şekilde ulaşıyor
4
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
5
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:24
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi tüm birimleriyle, Şehir Hastanesine taşındı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 16:11
Yeni doğan bebeklerde erken nörolojik değerlendirmenin hayati önem taşıyor
Denizli Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yasin Levend Özçelik, yeni doğan bebeklerde erken nörolojik değerlendirmenin hayati önem taşıdığını belirterek, özellikle ailesinde doğumsal beyin ve omurga hastalığı öyküsü bulunanların mutlaka uzman kontrolünden geçmesi gerektiğini vurguladı. Özel Denizli Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yasin Levend Özçelik, doğumsal beyin ve konjenital hastalıklar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Doğumsal beyin ve omurga hastalıklarının anne karnındaki gelişim sürecinde ortaya çıktığını belirten Özçelik, bu hastalıkların bir kısmının doğumdan hemen sonra fark edilebildiğini, bazılarının ise ilerleyen dönemlerde belirti verdiğini ifade etti. Yeni doğan bebeklerin mutlaka nörolojik değerlendirmeden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Özçelik, "Özellikle yeni doğan çocuklarımızın ileride daha ciddi sorunlarla yüzleşmemesi, kalıcı sakatlıklara yol açabilecek problemlerle karşılaşmaması için erken dönemde muayene büyük önem taşımaktadır. Bu ilk değerlendirmeleri çocuk hekimleri yapmaktadır. Ancak daha hassas ve nadir görülen hastalıklar açısından dikkatli olunmalıdır" dedi. Aile öyküsünün önemine dikkat çeken Özçelik, ailesinde doğumsal beyin ya da omurga hastalığı bulunan bireylerin daha titiz davranması gerektiğini belirterek, "Bu tür hastalıkların akrabalarda görülmesi durumunda, çocuk sahibi olmadan önce ve doğum sonrasında beyin cerrahisi uzmanı tarafından kontrol yapılmasını tavsiye ediyoruz" diye konuştu. Erken tanının çocukların geleceği açısından hayati olduğunun altını çizen Özçelik, erken dönemde tespit edilen pek çok hastalığın uygun tedavi ve takip ile ileride oluşabilecek ciddi nörolojik sorunların ve kalıcı hasarların önüne geçebileceğini sözlerine ekledi.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 15:55
Diyetisyen Zelal Ürek, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde
Diyetisyen Zelal Ürek, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde danışanlarını kabul etmeye başladı. Diyetisyen Ürek, 2013-2022 yılları arasında SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde yeni doğan yoğun bakımda hemşire olarak görev yaptı. 2017-2021 yılları arasında SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlayarak ‘diyetisyen’ unvanını aldı. 2023 yılından bu yana SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde diyetisyen olarak görev yapan Ürek, Şubat 2026 itibarıyla Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde danışanlarını kabul etmeye başladı. Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi Diyetisyeni de olan Ürek, hastalıklarda beslenme tedavisi, diyabette beslenme, sporcu beslenmesi, kilo alma ve kilo verme programları, besin intoleranslarına yönelik beslenme planlaması, çocukluk çağı beslenmesi, gebelik ve emzirme döneminde beslenme ile yaşlılık dönemine özgü beslenme alanlarında danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Sağlık alanında önceki yıllarda gerçekleştirdiği hemşirelik hizmetinin de olumlu katkılarıyla diyetisyen olarak bütüncül, bilimsel ve bireye özgü bir yaklaşımla danışanlarını kabul etmektedir.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:39
Alanya’da prostat büyümesi tedavisinde Holep dönemi
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde kullanılan en ileri tekniklerden biri olan HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostat) cerrahisi, Alanya’da ilk kez başarıyla gerçekleştirildi. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, gelişen teknolojiyi yakından takip ederek insan sağlığı adına en güncel yöntemleri uygulamaya devam ediyor. Bu kapsamda hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Üroloji Kliniği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Akkoç ve klinik ekibi, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde kullanılan en ileri tekniklerden biri olan HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostat) cerrahisini Alanya’da ilk kez başarıyla gerçekleştirdi. İdrar yapmada zorlanma şikâyetiyle takip edilen 68 yaşındaki A.A. isimli hastaya yapılan tetkiklerin ardından HoLEP ameliyatı önerildi. Hastanın onayının alınması sonrasında operasyon, kapalı yöntemle ve yüksek enerjili holmium lazer teknolojisi kullanılarak başarıyla tamamlandı. Güncel ve bilimsel gelişmeler yakından takip ediliyor Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Ali Akkoç, "Üroloji kliniği olarak güncel ve bilimsel gelişmeleri yakından takip ediyor, hastalarımıza en uygun ve etkin tedavi seçeneklerini sunmayı önemsiyoruz. HoLEP cerrahisi; prostat dokusunun lazer yardımıyla kapsül seviyesinden tamamen ayrılarak çıkarılmasına imkan tanıyan, her boyuttaki prostata uygulanabilen ve etkili sonuçlar sunan modern bir yöntemdir. Bu yöntemin uygulanabilmesi; ileri düzey cerrahi deneyimin yanı sıra güçlü bir teknolojik altyapı ve özellikli cerrahi ekipmanlar gerektirmektedir. Daha az kanama, kısa kateter süresi ve hızlı iyileşme gibi avantajları sayesinde doğru hasta grubunda yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Bu yöntemin artık hastanemizde uygulanabiliyor olması bizler için gurur vericidir." ifadelerini kullandı. Tedavi seçenekleri genişletildi Prof. Dr. Akkoç ayrıca, "Bu cerrahi yöntemin uygulanabilmesi için gerekli teknolojik altyapının hastanemize kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Sağlanan bu imkân, kliniğimizin tedavi seçeneklerini daha da genişletmiştir" dedi. Üroloji kliniği hekimleri, anestezi ekibi ve ameliyathane çalışanlarının koordineli çalışmasıyla gerçekleştirilen operasyon, Alanya’da prostat büyümesi tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemlere önemli bir yenilik kazandırmış oldu.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:28
Ramazanda hazımsızlığa demirhindi şerbeti
Kayseri’de 13 yıldır aktarıcılık yapan Muhammet Hanzala Altun; Ramazan ayında iftar sonrası yaşanan hazımsızlığa karşı önerilerde bulunarak; "Hazımsızlık gibi rahatsızlıklara ramazan şerbetleri öneriyoruz, vatandaşlarımız demirhindi şerbeti içilebilir" dedi. Ramazan ayının kış mevsimine denk gelmesi nedeniyle yaz aylarına oranla daha az susuzluk hissedileceğini belirten Altun, yine de gün içerisinde su tüketilememesi ve iftarda bir anda ağır yemekler yenilmesi nedeniyle hazımsızlık yaşanabildiğini söyledi. Hazımsızlık şikâyetine karşı demirhindi şerbetini tavsiye eden Altun; "Ramazan yaklaşıyor ve kışa denk geldi. Yaz kadar susuzluk yaşamayacak olsak da gün içerinde su tüketemediğimiz ve bir anda ağır yemekler yediğimiz için hazımsızlıklar yaşanıyor. Hazımsızlık gibi rahatsızlıklara ramazan şerbetleri öneriyoruz, vatandaşlarımız demirhindi şerbeti içilebilir. İçine narçiçeği ve tarçın katılarak gün içinde kaybetmiş olduğumuz sıvıyı dengelemek için kullanılır. Ayrıca kabızlık tarzı bir durum yaşanacak olursa da rezene, anason, kişniş tavsiye ediyoruz. Bu gıdaların düzenli olarak tüketilmesini öneriyoruz. Orucu açtıktan sonra sahura kadar bol miktarda sıvı tüketilmeli. Suyun içine tarçın atılabilir veya demirhindi şerbeti, hibiskus şerbeti, mor reyhan şerbeti yapıla bilir bu gıdaların tüketilmesi bağırsaklara ve hazımsızlığa faydalı olacağını sunuyoruz" şeklinde konuştu.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:13
Ramazan ayında reflü artıyor: Uzmanından sahur uyarısı
Medipol Sağlık Grubu, Ramazan ayında sağlığın korunması, kronik hastalıkların yönetimi ve doğru beslenme alışkanlıklarının ele alındığı ’Ramazan ve Sağlık Paneli’ni düzenledi. Dikkat edilmesi gereken noktaların multidisipliner bir bakış açısıyla ele alındığı panelde, oruç süresince artan reflü şikayetinin önüne geçmek için sahurdan hemen sonra uyumamak gerektiği belirtildi.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:08
Ramazan ayında reflü artıyor: Uzmanından sahur uyarısı
Medipol Sağlık Grubu, Ramazan ayında sağlığın korunması, kronik hastalıkların yönetimi ve doğru beslenme alışkanlıklarının ele alındığı "Ramazan ve Sağlık Paneli’ni düzenledi. Dikkat edilmesi gereken noktaların multidisipliner bir bakış açısıyla ele alındığı panelde, oruç süresince artan reflü şikayetinin önüne geçmek için sahurdan hemen sonra uyumamak gerektiği belirtildi. Ramazan ayının sağlık üzerindeki etkileri ve oruç sürecinde dikkat edilmesi gerekenler, Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde düzenlenen ‘Ramazan ve Sağlık Paneli’nde masaya yatırıldı. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun’un moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; iç hastalıkları, nefroloji, gastroenteroloji, ruh sağlığı ve beslenme alanındaki deneyimli uzmanlar, ramazanı sağlıklı geçirmek için önemli uyarı ve önerilerde bulundu. Ramazanda sağlıktan ödün vermeden ibadet edilmeli Panelin moderatörlüğünü üstlenen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, ramazan ayının hem ruhsal hem de fiziksel olarak dengeli geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Hastaların oruç tutma konusunda zaman zaman ısrarcı olabildiğini belirten Boztosun, sağlık faktörünün her şeyden önce geldiğini ifade ederek, "Sağlığımızı tehlikeye sokmayacaksa elbette oruç tutulabilir. Ancak önceliğimiz her zaman sağlığımız olmalı. Ramazanda kurulan zengin sofralar ve uzun süren sohbetler fazla yemek tüketimine yol açabiliyor. Dengeli beslenme ve egzersiz ihmal edilmemeli. İbadet ederken sağlıktan ödün verilmemesi gerekiyor" dedi. Prof. Boztosun, herkes için huzurlu ve sağlıklı bir Ramazan temennisinde bulundu. Yaşlılarda oruç bireysel olarak değerlendirilmeli İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Aras, Türkiye’de ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yaşlı nüfusun arttığına dikkat çekerek, yaşlanmaya bağlı fizyolojik değişimlerin Ramazan ayında daha yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti. Ağız kuruluğu, görme ve koku alma problemleri gibi durumların yaşlılıkla birlikte sık görülebildiğini ifade eden Prof. Dr. Aras, vücudun su ihtiyacı devam etmesine rağmen su içme isteğinin azalabildiğini söyledi. Yaşlılığın beslenme açısından da çeşitli zorlukları beraberinde getirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aras, oruç tutma kararının mutlaka bireysel sağlık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Orucun faydalarına dikkat çeken Prof. Dr. Aras, ancak bu sürecin hekim kontrolünde ve bilinçli şekilde yönetilmesinin önem taşıdığını ifade etti. "Suyu zamana yayarak tüketin" Nefroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şehmus Özmen, ramazanda su tüketiminin önemine vurgu yaparak, "Ramazanda suyu belli bir miktarı hesap ederek içmek gerekiyor. İki litreyi iftar-sahur arasına sığdırmamız gerekiyor. İftarda yarım litre, arada bir litre, sahurda da yarım veya 1 litre tüketilmesinin daha sağlıklı olduğunu söyleyebilirim. Su tüketme kısmı herkes için önemli ama kronik böbrek hastalığı olanlar için çok daha önemli. Çünkü böbrekler suya daha bağımlı oluyor ve su eksikliği onlarda bir hasara neden olabiliyor. Hastalıkların kötüleşmesine neden olabiliyor" dedi. "Kabızlığın önüne geçmek için lifli gıdalar tüketin" Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Esin Korkut, ramazan süresince mide sorunlarının önüne geçilmesi için önemli tavsiyelerde bulundu. İftarda hızlı yemek yemenin midede ağırlık, şişkinlik ve reflü yakınmaları oluşturacağını belirten Korkut, "İftarı bir çorba veya bir bardak ılık suyla açmak gerekir. Hızlı hızlı yemek değil, bolca çiğneyerek, yavaş yavaş yemek önemli. Küçük molalarla, çorbadan sonra sofrada 10 dakikalık bir sohbet molası iyi gelecektir. Lif oranını mutlaka artırmak gerekiyor. Çünkü ramazan süresince beraberinde kabızlık yaşanıyor. Ağır yemekler önermiyoruz. Daha çok sebze ağırlıklı, fırında pişmiş gıdalar ve balık gibi proteinler öneriyoruz" dedi. Ramazanda çay, kahve yerine bitki çayı önerisi Ramazanda su içmenin önemini hatırlatan Prof. Dr. Korkut, çay, kahve gibi içeceklerin suyun yerine geçmeyeceğini hatırlatarak, "Rezene çayı, kekik çayı gibi bitki dostu mide çaylarını ön plana almak gerekir" uyarısında bulundu. Korkut, kahvaltı benzeri sahur önerisinde bulunarak yumurta, zeytin, peynir gibi gıdalar tüketilmesini önerdi. Reflü tarzında yakınmaların çok sık yaşandığını belirten Korkut, özellikle sahurdan sonra hemen uyumanın bu şikayetlere neden olduğunu belirtti. Korkut, "Sahurdan sonra hemen yatmamayı, en azından yarım saat, bir saat oturmayı öneriyoruz. İş koşulları nedeniyle bunu sağlamak mümkün olmayabiliyor. Reflü yastıkları ya da yatak başını bir 30 cm yükseltip sol yana yatmayı reflü hastalarına önerebiliriz" diye konuştu. Oruç ruhsal dayanıklılığı artırıyor Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Taha Can Tuman, ramazan ayında tutulan orucun yalnızca fiziksel değil, ruhsal açıdan da önemli katkılar sağladığını belirtti. Oruç tutmanın stresi azalttığını, dikkat ve hafıza üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Tuman, bu sürecin ruhsal dayanıklılığı artırdığını söyledi. Uzun süreli açlığın bazı bireylerde depresyona karşı koruyucu etki gösterebildiğini dile getiren Doç. Dr. Tuman, ancak bu dönemde uyku düzeninin bozulabildiğine dikkat çekti. İftar ve sahur saatlerinin mümkün olduğunca düzenli tutulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Tuman, gün içerisinde yapılacak kısa süreli uykuların zihni dinlendirdiğini ve uzun vadede ruh sağlığını olumlu etkilediğini belirtti. Ramazan ayının aynı zamanda aile ve sosyal bağları güçlendiren özel bir dönem olduğuna işaret eden Doç. Dr. Tuman, bu sürecin manevi yönünün ruh sağlığına önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Doğru sıralama kilo kontrolünü belirliyor Diyetisyen Fatma Betül Çelebi, ramazan ayında kilo alımının temel nedeninin fazla kalori tüketimi olduğunu belirterek, kişinin oruç tutmasına rağmen kilo almaya devam etmesinin genellikle yanlış beslenme sıralamasından kaynaklandığını söyledi. İftarda sebze ve protein ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Çelebi, yemeğe pilav gibi karbonhidrat ağırlıklı besinlerle başlamanın kilo artışına zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Düşük kalorili ancak besleyici gıdaların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Çelebi, çorba tüketiminin ardından 10-15 dakika ara vererek ana yemeğe geçmenin tokluk kontrolü açısından faydalı olduğunu belirtti. Öğünlere avokado gibi sağlıklı yağ kaynaklarının eklenmesinin uzun süre tok kalmaya yardımcı olacağını dile getiren Çelebi, tam buğday ekmeğinin de tercih edilmesini önerdi.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:07
Mardin’de HOLEP yöntemiyle 3 büyük prostat ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ileri lazer teknolojisine dayalı HOLEP yöntemi ilk kez uygulanarak 3 prostat ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Sağır, yöntemin özellikle büyük hacimli prostatlarda etkili sonuç verdiğini söyledi. Yaklaşık bir aydır idrar yapamama şikayeti bulunan ve sondalı olarak yaşamını sürdüren bir hastaya da bu yöntemin uygulandığını belirten Uzm. Dr. Sağır, hastanın prostatının büyük olması nedeniyle kanamaya yol açtığını ve kan sulandırıcı ilaç kullandığını ifade etti. Hastaneye kısa süre önce kazandırılan HOLEP cihazı sayesinde bu tür vakaların artık kapalı yöntemle ve güvenli şekilde tedavi edilebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Sağır, şöyle konuştu: ’’Hastanemizin aldığı HOLEP cihazı ile hastamızın ameliyatını yapmayı uygun bulduk. 60 yaş üzeri hastalarımızda genellikle prostat sorunları ortaya çıktığından dolayı ve 60 yaş üzeri yeterli prostat cerrahi düşündüğümüz hastaların hepsinde uygulanabilir. Ameliyatı gayet güzel geçti ameliyattan sonra da genellikle açık cerrahi ameliyatlarda normalde bir hafta yatırdığımız hastaları HOLEP cihazı sayesinde yarın taburcu etmeyi düşünüyoruz" Başhekim Yardımcısı Dr. Akif Kaya da cihazın kısa süre önce hastaneye kazandırıldığını belirterek, "Yaklaşık bir ay önceden aldığımız HOLEP cihazı sayesinde hastanemizde artık daha kısa bir süre içerisinde bu prostat ameliyatlarına yapıp hastalarımıza daha kısa sürede taburcu etme imkanı sağladık. Bize bu imkanları sağladıkları için sağlık Bakanlığımıza Mardin Valiliğimize ve il sağlık müdürlüğümüze çok teşekkür ediyoruz" dedi. Ameliyat edilen hastanın kızı Şükriye Dalmaz ise operasyonun başarılı geçtiğini kaydederek, "Ameliyatı güzel geçti. Riskli diyorlardı kimse yapmıyordu. Hocamızdan Allah razı olsun ameliyatı güzel geçse gerçekten bu kadar güzel geçmesini beklemiyorduk" şeklinde konuştu.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:00
Mardin’de HOLEP yöntemiyle 3 büyük prostat ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ileri lazer teknolojisine dayalı HOLEP yöntemi ilk kez uygulanarak 3 prostat ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Sağır, yöntemin özellikle büyük hacimli prostatlarda etkili sonuç verdiğini söyledi. Yaklaşık bir aydır idrar yapamama şikayeti bulunan ve sondalı olarak yaşamını sürdüren bir hastaya da bu yöntemin uygulandığını belirten Uzm. Dr. Sağır, hastanın prostatının büyük olması nedeniyle kanamaya yol açtığını ve kan sulandırıcı ilaç kullandığını ifade etti. Hastaneye kısa süre önce kazandırılan HOLEP cihazı sayesinde bu tür vakaların artık kapalı yöntemle ve güvenli şekilde tedavi edilebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Sağır, şöyle konuştu: ’’Hastanemizin aldığı HOLEP cihazı ile hastamızın ameliyatını yapmayı uygun bulduk. 60 yaş üzeri hastalarımızda genellikle prostat sorunları ortaya çıktığından dolayı ve 60 yaş üzeri yeterli prostat cerrahi düşündüğümüz hastaların hepsinde uygulanabilir. Ameliyatı gayet güzel geçti ameliyattan sonra da genellikle açık cerrahi ameliyatlarda normalde bir hafta yatırdığımız hastaları HOLEP cihazı sayesinde yarın taburcu etmeyi düşünüyoruz" Başhekim Yardımcısı Dr. Akif Kaya da cihazın kısa süre önce hastaneye kazandırıldığını belirterek, "Yaklaşık bir ay önceden aldığımız HOLEP cihazı sayesinde hastanemizde artık daha kısa bir süre içerisinde bu prostat ameliyatlarına yapıp hastalarımıza daha kısa sürede taburcu etme imkanı sağladık. Bize bu imkanları sağladıkları için sağlık Bakanlığımıza Mardin Valiliğimize ve il sağlık müdürlüğümüze çok teşekkür ediyoruz" dedi. Ameliyat edilen hastanın kızı Şükriye Dalmaz ise operasyonun başarılı geçtiğini kaydederek, "Ameliyatı güzel geçti. Riskli diyorlardı kimse yapmıyordu. Hocamızdan Allah razı olsun ameliyatı güzel geçse gerçekten bu kadar güzel geçmesini beklemiyorduk" şeklinde konuştu.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 13:13
Doç. Dr. Eser, "Çay ve kahve demir emilimini azaltabilir"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, aneminin vücutta oksijen taşınmasını sağlayan hemoglobin düzeyinin düşmesi sonucu ortaya çıktığını belirterek önemli açıklamalarda bulundu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, aneminin en sık görülen belirtilerinin halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı ve soluk cilt olduğunu söyledi. Dr. Eser, "Kansızlık (anemi), toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman geç fark edilen önemli bir sağlık sorunu. Özellikle uzun süren halsizlik ve çabuk yorulma şikayetlerinin ciddiye alınması gerekiyor" dedi. "Her halsizlik basit bir yorgunluk değil" Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, aneminin en sık görülen belirtilerinin halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı ve soluk cilt olduğunu ifade ederek, "Hastalarımızın bir kısmı uzun süredir devam eden yorgunluğu günlük hayatın temposuna bağlıyor. Oysa basit bir kan testiyle kansızlık kolayca tespit edilebilir. Erken tanı, tedavi sürecini oldukça kolaylaştırır" ifadelerini kullandı. "En sık neden, demir eksikliği" Aneminin birçok nedeni olduğunu belirten Eser, en yaygın türün demir eksikliği anemisi olduğunu kaydetti. Bunun yanı sıra B12 vitamini ve folik asit eksiklikleri, kronik hastalıklar ve bazı genetik faktörlerin ve kemik iliği yetersizlikleri dahil diğer kemik iliği hastalıkları da kansızlığa yol açabildiğini söyledi. Özellikle adet gören kadınlar, hamileler, yetersiz beslenen bireyler ve kronik hastalığı olan kişilerin risk grubunda bulunduğuna dikkat çekti. "Bilinçsiz takviye kullanmayın" Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, "Her kansızlık demir eksikliğine bağlı değildir. Yanlış ve kontrolsüz takviye kullanımı farklı sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle mutlaka uzman değerlendirmesi sonrası tedavi planlanmalıdır" ifadelerine yer verdi. Beslenme ve düzenli kontrol önemli Demir açısından zengin besinlerin tüketilmesinin önemine değinen Eser, kırmızı et, baklagiller ve yeşil yapraklı sebzelerin beslenmede yer alması gerektiğini belirtti. Ayrıca C vitamininin demir emilimini artırdığını, çay ve kahvenin ise demir emilimini azaltabileceğini hatırlattı. Tedavi edilmediğinde aneminin kalp sorunları, gebelikte komplikasyonlar ve çocuklarda gelişim geriliği gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Eser, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 12:46
Çocuklarda göz tembelliğine dikkat: "Erken teşhis hayati önemde"
Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Candan Karaca, "Çocuklarda göz tembelliği erken dönemde fark edilmezse, ilerleyen yaşlarda kalıcı görme problemlerine yol açabilir" dedi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Candan Karaca, çocuklarda göz tembelliğinin erken fark edilmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, "Çocuk tek gözünü kapatarak bakıyorsa, okuma-yazmada zorlanıyorsa, boyama yaparken çizgilerin dışına taşıyorsa, oyun oynarken hareketli cisimleri takip etmekte güçlük çekiyorsa ya da başını ve boynunu eğerek bakıyorsa göz tembelliğinden şüphelenmek gerekir. Çocuklarda bu belirtilere mutlaka dikkat edin. Tek gözünü kapatarak bakma, okuma-yazmada zorlanma, boyama sırasında çizgilerin dışına taşırma, hareketli cisimleri takipte güçlük, başını/ boynunu eğerek görmeye çalışma. Bu işaretler göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Özellikle ailede şaşılık, kayma veya göz tembelliği öyküsü varsa risk daha da artmaktadır" diye konuştu. "Düzenli muayene şart" Göz tembelliğinin erken dönemde fark edilmesi gerektiğini belirten Candan Karaca, "İlerleyen yaşlarda kalıcı görme problemlerine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocukların belirli periyotlarla düzenli göz muayenesinden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okul öncesi dönemde ve ilkokul çağında yapılacak kontroller, olası sorunların erken teşhis edilmesini sağlamaktadır. Şüphe duyulan her durumda vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalı. Düzenli muayeneler sayesinde çocuklarımızın gelecekte sağlıklı bir görme yetisine sahip olması mümkündür" şeklinde konuştu.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 12:26
Zayıflama iğneleri obeziteyi tedavi etmez
Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi İç Hastalıkları (Dâhiliye) Uzmanı Mustafa Tektaş, son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğneleriyle ilgili önemli uyarılarda bulundu. Dr. Mustafa Tektaş, son dönemde sıkça gündeme gelen zayıflama iğneleri hakkında merak edilenleri anlattı. Mustafa Tektaş, bu ilaçların kilo vermeye yardımcı olabildiğini ancak herkes için uygun olmadığını ve mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerektiğini vurguladı. Zayıflama iğnelerinin iştah kontrolünü düzenleyerek ve mide boşalmasını yavaşlatarak kilo kaybına yardımcı olmayı hedeflediğini belirten Mustafa Tektaş "Bu ilaçlar vücutta tokluk hormonu olarak bilinen GLP-1 benzeri bir etki oluşturarak açlık hissini baskılar ve kişinin daha uzun süre tok kalmasını sağlar. Metabolizmayı destekleyebilir ve insülin direncinin düzenlenmesine katkı sunabilir." dedi. "Herkes için uygun değil" Ancak bu tedavilerin her birey için uygun olmadığını vurgulayan Mustafa Tektaş, kişinin genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar, hormonal dengesi ve yaşam tarzının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. "Doktor kontrolü olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Özellikle ailede pankreas hastalığı, pankreas kanseri ya da tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde dikkatli olunması gerekiyor" dedi. Yan etkiler görülebiliyor Zayıflama iğnelerinin en sık görülen yan etkilerinin mide-bağırsak sistemiyle ilgili olduğunu belirten Mustafa Tektaş, "Karın ağrısı, bulantı, kusma, şişkinlik, ishal veya kabızlık en sık karşılaşılan şikâyetlerdir. Kullananların yaklaşık yüzde 5-10’unda mide-bağırsak yan etkileri nedeniyle ilaç bırakılmaktadır. Daha ciddi ancak daha nadir görülen yan etkiler arasında pankreas iltihabı (pankreatit) bulunuyor. Ailevi yatkınlığı olan kişilerde pankreas kanseri, tiroid kanseri gelişme riskine yönelik bildirimler bulunmaktadır. Bazı hastalarda optik nöropatiye bağlı görme problemleri bildirilmektedir. Bu sebeple tedavi sürecinin mutlaka hekim kontrolünde yürütülmesi gerekir" diye anlattı. Yaşam tarzı değişikliği şart Zayıflama iğnelerinin obeziteyi tek başına tedavi etmediğine dikkat çeken Dr. Mustafa Tektaş, "Bu ilaçlar iştahı azaltarak kilo vermeye yardımcı olur. Ancak obezitenin temelinde yatan nedenler çözülmeden kalıcı başarı sağlanamaz. Obezite, metabolik bir hastalıktır. Tedavi sürecinde; insülin direnci, kontrolsüz diyabet, psikolojik kökenli yeme bozuklukları, cushing hastalığı ve tiroid hormon bozukluklarının mutlaka araştırılması gerekir. Bu sorunlar tedavi edilmeden verilen kiloların geri alınma ihtimali yüksektir. İlaç tedavisi sürecinde sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz büyük önem taşımaktadır. Yaşam tarzı düzenlenmeden kalıcı kilo kaybı mümkün değildir. Obezite metabolik bir bozukluktur ve tedavisi bütüncül yaklaşım gerektirir" ifadelerini kullandı.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 11:12
Profesör açıkladı: "Kadınlar hasta ve geç, erkekler ise sağlıklı ve erken ölüyor"
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, erkeklerin sağlık kontrollerini ihmal etmesi nedeniyle ani ve erken ölümlerin daha sık görüldüğünü, kadınların ise şikayetlerde daha erken doktora başvurduğu için daha geç yaşta hayatını kaybettiğini söyledi. Özkaya, özellikle enfeksiyon sonrası gelişen göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetlerinde zaman kaybedilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder