SAĞLIK
14 Mart 2026 Cumartesi - 19:05 Hastane çalışanları iftar sofrasında buluştu Kahramanmaraş’ta Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanları, iftar programında bir araya geldi. Hastane yönetiminin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda doktorlar, hemşireler, sağlık personeli ve idari çalışanlar aynı sofrada buluşarak oruçlarını birlikte açtı. Programa hastanenin yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler de katıldı. Programda konuşan Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Emir Sular, 15 yılı aşkın süredir sağlık sektöründe hizmet veren bir kurum olarak insan hayatına dokunmanın büyük bir sorumluluk ve onur olduğunu söyledi. Sağlık hizmetlerinin yalnızca bir meslek olmadığını, aynı zamanda özveri, sabır ve gönül isteyen kutsal bir görev olduğunu belirten Sular, "Doktorlarımızdan hemşirelerimize, sağlık personelimizden idari kadrolarımıza kadar herkesin katkısı kurumumuzun bugünlere gelmesinde büyük rol oynamıştır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor olsak da sağlık alanındaki hizmetlerimizin yeri her zaman ayrıdır. Çünkü yaptığımız her işin merkezinde insan vardır. Bu mübarek Ramazan akşamında aynı sofrayı paylaşmak birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendiren çok kıymetli bir vesiledir" dedi. Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sular ise Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu belirterek programa katılan çalışanlara teşekkür etti. Sular, "Depremden bu yana üç yıl geçti. Bu vesileyle deprem şehitlerimize ve hastanemizden depremde hayatını kaybeden 12 çalışma arkadaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Rabbim bu tür afetleri bir daha yaşatmasın. Ayrıca tüm hekimlerimizin ve sağlık camiamızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Yaklaşan bayramın da tüm çalışanlarımız ve aileleri için sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Program, sağlık çalışanlarının sohbet ederek Ramazan ayının birlik ve beraberlik atmosferini paylaşmasıyla sona erdi.
Uzmanı açıkladı: "Hedeflerin uygulanabilir olması başarıyı güçlendiriyor"
29 Aralık 2025 Pazartesi - 10:18 Uzmanı açıkladı: "Hedeflerin uygulanabilir olması başarıyı güçlendiriyor" Medicana Sivas Hastanesi görev yapan Uzman Psikolog Duhan Töre Yolalan, hedeflerin basit ve uygulanabilir olmasının başarıyı güçlendirdiğini belirterek, gerçekçi ve ölçülebilir planların hayal kırıklığını azalttığını söyledi. Yolalan, motivasyonun ilk günlerde yüksek olup zamanla düşebildiğini söyleyerek, bu düşüşü dengelemede küçük ödüllerin etkili olduğuna vurgu yaptı. Yeni yılın yaklaşması, toplum genelinde geçmiş yılın değerlendirilmesi ve yeni başlangıç heyecanını beraberinde getiriyor. Aralık ayının son günleri, bireylerde başarı, kayıp ve deneyimlerin harmanlanmasıyla oluşan karmaşık bir duygu yoğunluğu oluşturabiliyor. Yeni yılın, psikolojik olarak tazelenme hissini güçlendirdiği ve insanlarda ‘hayatını kontrol etme’ isteğini artırdığı görülüyor. Kariyer hedefleri, ilişkilerde mutluluk ve kişisel gelişim beklentileri yeni yıl planlarının odağını oluşturuyor. Soyut ve büyük hedefler yerine net, ölçülebilir ve ulaşılabilir adımların planlanmasının, motivasyon ve öz disiplin sürecinde başarı oranını yükselttiği belirtiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görev yapan Uzman Psikolog Duhan Töre Yolalan, yeni yıla girmeden büyük ve soyut hedefler yerine daha basit eylemlerin planlanması başarı oranını arttırdığını söyleyerek, "Beklenti ve yönetimi psikolojik sağlığımız için önem taşır. Gerçekçi olmayan hedefler hayal kırıklıklarına yol açabilir. Bu nedenle hedefleri net, ölçülebilir ve ulaşılabilir bir şekilde belirlemek bizim için önemlidir. Yenilik kararlarımızda kendini geliştirmek ve motivasyonunu arttırmak ancak bu kararların uygulanabilir olması bizim için önemlidir" dedi. Yolalan, bireyin motivasyonunun yeni yılın verdiği enerji ile ilk başlarda yüksek olduğunu ve daha sonrasında motivasyon kaybı yaşadığını belirterek, "Motivasyon kaybımızı korumak ve hedeflere ulaşmak için kendimizi küçük küçük ödüllendirebiliriz" diye konuştu. "Duygu karışımına yol açabilir" Beklenti yönetiminin psikolojik sağlık açısından önem taşıdığını belirten Duhan Töre Yolalan, "Yeni yıl hayatımızda yeni bir dönemin başlangıcını simgeler, her yılın sonu geride bırakılanları değerlendirip yeni umutlar beslemek için eşsiz fırsatlar sunar. Geçmişin izleri bu yılın bize sunduğu başarılar, kayıplar ve deneyimlerin bir araya gelmesiyle birlikte zihnimizde karmaşık bir duygu karışımına yol açabilir. Bu süreç bazen rahatlatıcı bir özgürleşme sağlarken bazen de hayal kırıklığı, pişmanlık ya da eksik duyguları oluşturabilir. Kendimize bu dönemde nazik ve anlayışlı olmak geçmişin ağırlığından kurtulmak ve yeni başlangıçlara odaklanmamız için çok önemlidir. İnsan psikolojisi yeni başlangıçlara önem verir, yeni bir yıla başlamak bireylerde tazelenme hissini uyandırır. Yeni yıldan beklentilerimizden bahsedersek genelde daha iyi bir hayat, ilişkilerde mutluluk ve kariyer hedefleri etrafında yoğunlaşır. Beklenti yönetimi, psikolojik sağlığımız için önem taşır. Gerçekçi olmayan hedefler hayal kırıklıklarına yol açabilir. Bu nedenle hedefleri net, ölçülebilir ve ulaşılabilir bir şekilde belirlemek bizim için önemlidir. Yenilik kararlarımızda kendini geliştirmek ve motivasyonunu arttırmak ancak bu kararların uygulanabilir olması bizim için önemlidir. Büyük ve soyut hedefler yerine daha basit eylemlerin planlanması başarı oranını arttırır. Yeni yıl hedeflerini belirlemek bireylerin hayatlarını kontrol etme isteğini arttırır" dedi. "Öz disiplin süreci önemlidir" Alınan yeni kararlarda başarısız olunduğunda bireyin yıkıcı yaklaşımda olduğunu söyleyen Yolalan, "Motivasyon, öz disiplin ve alışkanlık oluşturma hedefe ulaşmanın temel unsurlarıdır. Motivasyonumuz yeni yılın verdiği enerjiyle birlikte genellikle ilk başladığımız zaman yüksektir. Ama sonrasında yavaş yavaş kayıplar olabiliyor. Bunun için küçük ödüllerle her başarıyı veya hedefimizi kutlayarak, motivasyon kaybımızı korumak ve uzun vade hedeflere ulaşmak için kendimizi küçük küçük ödüllendirebiliriz. Öz disiplin süreci bizim için önemlidir. Kısa vadelerde zoru yönetme, uzun vadelerde hedeflere odaklanma yeteneğimizle alakalıdır. Alışkanlıklarımızda da yeni kararlarımızla beraber eski alışkanlıkların da değiştirilmesi gereklidir ve bu süreçte tutarlılık önemlidir. Her gün aynı saatte yapılan küçük adımlar alışkanlıkların kalıcı olmasında önemlidir. Aldığımız yeni yıl kararlarında başarısız olduğumuzda genelde yıkıcı bir yaklaşımda oluyoruz. Burada başarısızlıklarımızı bir öğrenme fırsatı olarak görmek bizim için önemlidir. Hedeflerimizi gözden geçirip daha gerçekçi ve ölçülebilir hale getirmemiz gereklidir" diye konuştu. "Değişimi ancak siz sağlayabilirsiniz" Anın tadını çıkarıp devam edilmesi gerektiğini ifade eden Yolalan, "Psikoterapi yeni yıl kararlarını öz disiplin geliştirme, motivasyon arttırma konularında bireyleri destekler. Yeni yıl kararlarında ruhumuza iyi gelebilecek şeyler olarak düzenli egzersiz ve meditasyon yapabiliriz, sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirebiliriz, sosyal bağlantılarımızı güçlendirmeye özen gösterip, teknoloji kullanımı sınırlandırmak, yeni bir hobi edinmek, profesyonel yardım almak, doğayla zaman geçirmek ya da iyi bir uyku rutini oluşturmak bizim için önemlidir. Tarihler değişir buna müdahale etme şansınız yoktur. Kendinizle ilgili değişim söz konusuysa kontrol sizdedir. Değişimi ancak siz sağlayabilirsiniz. Aslında yılın sonunu bitirmekle beraber karın yağması, eğlence, etrafın daha süslü olması bizi daha çok motive ediyor. Eğlencedeki geceyi sonlandırdıktan sonra herkesin kendi rutinine döndükten sonra ister istemez motivasyon kaybına sebep oluyor. Anı anda yaşayıp tadını çıkararak devam etmek gerekir" şeklinde konuştu.
2025’te en çok yüz gençleştirme ameliyatı yapıldı
29 Aralık 2025 Pazartesi - 10:11 2025’te en çok yüz gençleştirme ameliyatı yapıldı Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, 2025 yılında en çok yüz gençleştirme ameliyatı gerçekleştirdiklerini belirterek, Samsun’un estetik cerrahi alanında yurt içinden ve yurt dışından yoğun talep gördüğünü söyledi. 2025 yılının bitimine sayılı günler kala FBM Tıp Merkezi çalışanları, düzenlenen moral ve motivasyon yemeğinde bir araya geldi. Programda yılın personellerine ve kurumdan ayrılacak çalışanlara plaket takdim edildi. "En çok ilgi yüz gençleştirme ameliyatlarına oldu" Etkinlikte konuşan Prof. Dr. Hayati Akbaş, "2025 yılında kliniğimizde en sık yapılan estetik ameliyat yüz gençleştirme oldu. Türkiye’nin yanı sıra dünyanın birçok ülkesinden hastalar estetik uygulamalar için Samsun’u tercih etti. Özellikle Amerika başta olmak üzere farklı ülkelerden hastalar yüz gençleştirme ameliyatları için kliniğimize başvurdu. Vasküler malformasyonlar, burun deformiteleri, kepçe kulak, büyük göğüsler, doğuştan meme yokluğu, karın germe ve doğum sonrası deformiteler gibi birçok farklı ameliyat gerçekleştiriyoruz. Ancak en yoğun talep yüz gençleştirme ameliyatlarına oldu" dedi. "Erkeklerde estetik ameliyatlara ilgi artıyor" Kadınların estetik ameliyatlara ilgisinin erkeklere göre daha fazla olduğunu belirten Akbaş, "Ancak erkeklerde de son yıllarda ciddi bir artış söz konusu. Saç ekimi, burun estetiği ve liposuction gibi operasyonlarda bazı alanlarda erkek hasta sayısı kadınları geçebiliyor. Genel tabloya bakıldığında kadınların estetik yaptırma oranı hâlâ biraz daha yüksek" diye konuştu. "Genç yaşta estetik başvurularına uyarı" Sosyal medyanın yaygın kullanımının estetik konusunu suistimale açık hâle getirdiğini ifade eden Akbaş, özellikle genç yaş gruplarına dikkat çekerek şunları söyledi: "13-14 yaşındaki çocukların aileleriyle birlikte estetik talepleriyle başvurduğunu görüyoruz. Bu son derece yanlış bir durum. Estetik ameliyatlar, vücut gelişimi tamamlandıktan sonra yapılmalıdır. Bunun istisnası kepçe kulak ameliyatlarıdır; bu operasyonlar çocukların sosyal hayata başlamasından önce yapılabilir. Diğer estetik ameliyatlar ise 18-19 yaşından sonra, vücut gelişimi tamamlandıktan sonra uygulanmalıdır. 2025 yılında sosyal medyanın etkisiyle 13-17 yaş grubundan başvuruların arttığını gözlemledik. Bu noktada hekimlerin çok daha titiz ve dikkatli olması gerekiyor." Etkinlik yemek ikramı ve müzik dinletisinin ardından sona erdi.
Kış geldi: Grip mi, soğuk algınlığı mı?
29 Aralık 2025 Pazartesi - 10:07 Kış geldi: Grip mi, soğuk algınlığı mı? Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Serkan Altıparmak, kış aylarında grip ve soğuk algınlığı vakalarında artış yaşandığını belirterek iki hastalık arasındaki farklara dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Serkan Altıparmak, kış aylarının gelmesiyle birlikte "üşüttüm" ve "grip oldum" şikâyetiyle hastanelere yapılan başvuruların belirgin şekilde arttığını söyledi. Toplumda grip ve soğuk algınlığının sıkça karıştırıldığını ifade eden Dr. Altıparmak, her iki hastalığın da üst solunum yollarını etkilediğini ancak seyir ve sonuçlarının farklı olduğunu vurguladı. Soğuk algınlığının genellikle hafif seyirli olduğunu belirten Altıparmak, burun akıntısı, hapşırık, boğazda yanma ve hafif halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterdiğini, ateşin ise çoğu zaman görülmediğini ya da düşük seyrettiğini söyledi. Şikâyetlerin genellikle 3-5 gün içinde kendiliğinden geçtiğini kaydetti. Gribin ise ani başlayan ve daha ağır seyreden bir hastalık olduğunu dile getiren Altıparmak, yüksek ateş, şiddetli halsizlik, kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, kuru öksürük ve titremenin en sık görülen belirtiler arasında yer aldığını belirtti. Özellikle 65 yaş üzerindeki bireylerde, kronik hastalığı olanlarda, hamilelerde ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde gribin zatürre gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini ifade etti. Grip aşısı koruyucu etki sağlıyor Grip ve soğuk algınlığının öksürük ve hapşırıkla havaya yayılan damlacıklar yoluyla kolayca bulaştığını söyleyen Altıparmak, kapalı ve kalabalık ortamlarda riskin arttığını belirtti. Gripten korunmanın en etkili yolunun aşı olduğunu vurgulayan Altıparmak, grip aşısının hastalığa yakalanma riskini azalttığını, hastalık geçirilse bile daha hafif seyretmesini sağladığını ve risk grubundaki bireylerde hastaneye yatış ile ölüm riskini düşürdüğünü dile getirdi. El hijyenine dikkat edilmesi, kapalı alanların havalandırılması, dengeli beslenme, yeterli uyku ve bol sıvı tüketiminin de korunmada önemli rol oynadığını belirten Altıparmak, hastalık belirtileri olan kişilerin maske kullanarak çevrelerini korumaları gerektiğini söyledi. Antibiyotik uyarısı Kış aylarında en sık yapılan hatalardan birinin gereksiz antibiyotik kullanımı olduğunu ifade eden Dr. Altıparmak, grip ve soğuk algınlığının virüs kaynaklı olduğunu ve antibiyotiklerin bu hastalıklarda etkili olmadığını vurguladı. Antibiyotiklerin yalnızca hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini belirten Altıparmak, ateşin üç günden uzun sürmesi, nefes darlığı, şiddetli halsizlik veya göğüs ağrısı durumlarında vakit kaybedilmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. Grip iş gücü kaybına da neden oluyor Grip ve benzeri solunum yolu enfeksiyonlarının yalnızca sağlık sorunlarına değil, ciddi iş gücü kaybına da yol açtığını belirten Altıparmak, yapılan çalışmalarda grip nedeniyle çalışan bireylerin ortalama 3-7 gün iş gücü kaybı yaşadığının ortaya konulduğunu ifade etti. Kış aylarında bu enfeksiyonlara bağlı iş gücü kaybının yüzde 20-40 oranında arttığını belirterek, gripten korunmanın bireysel olduğu kadar toplumsal ve ekonomik açıdan da büyük önem taşıdığını vurguladı.
Bakan Memişoğlu: "Sağlık uygulamalarımızla, etkin ve güvenli çözümler sunuyoruz"
28 Aralık 2025 Pazar - 15:50 Bakan Memişoğlu: "Sağlık uygulamalarımızla, etkin ve güvenli çözümler sunuyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlıkta dijital dönüşümü yerli ve milli teknolojilerimizle güçlendiriyor; vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini hızlandıran mobil sağlık uygulamalarımızla, etkin ve güvenli çözümler sunuyoruz" dedi. Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından sağlıkta dijital dönüşümün yerli ve milli teknolojilerle güçlendirildiğini, vatandaşların sağlık hizmetine erişimi hızlandıran mobil sağlık uygulamaları ile etkin ve güvenli çözümler sunduğunu belirtti. Aynı zamanda Memişoğlu, 2025 yılında 79 milyonu aşkın vatandaşa hizmet veren e-Nabız Kişisel Sağlık Sistemi’nin kullanıcı dostu bir ara yüzle yenilendiğini ifade etti. "Sağlık uygulamalarımızla, etkin ve güvenli çözümler sunuyoruz" Bakan Memişoğlu tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Sağlıkta dijital dönüşümü yerli ve milli teknolojilerimizle güçlendiriyor; vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini hızlandıran mobil sağlık uygulamalarımızla, etkin ve güvenli çözümler sunuyoruz. Bu kapsamda 2025 yılında, 79 milyonu aşkın vatandaşımıza hizmet veren e-Nabız Kişisel Sağlık Sistemi’ni kullanıcı dostu bir ara yüzle yeniledik. Dijital Organ Bağışı düzenlememizi hayata geçirerek, son 2 ayda 45 binden fazla vatandaşımızı e-Devlet ve e-Nabız üzerinden güvenli dijital bağış sürecine dahil ettik. Annelik Yolculuğu Mobil Uygulaması ile gebelikten doğuma, lohusalık ve bebek bakımına kadar tüm süreçlerde on binlerce anne ve aileye rehberlik ediyoruz. NeyimVar? Uygulaması ile 5,9 milyon vatandaşımızın klinik bulgularına göre ihtiyaçlarına uygun branşa hızlı ve doğru şekilde yönlendirilmesini sağladık. ESİM Mobil Uygulaması üzerinden son bir yılda 109 binin üzerinde işitme engelli vatandaşımıza erişilebilir sağlık hizmeti sağladık. Sağlıkta dijital dönüşüm hamlelerimizle, Türkiye Yüzyılı’nda geleceğin sağlık teknolojilerini insanı merkeze alan, sürdürülebilir ve tam bağımsız bir yapıda kararlılıkla inşa etmeye devam ediyoruz."
Bolu’da nargile keyfi hastanede bitti, 6 kişi fenalaştı
28 Aralık 2025 Pazar - 15:44 Bolu’da nargile keyfi hastanede bitti, 6 kişi fenalaştı Bolu’da bir evde nargile içtikten sonra fenalaşan 6 kişi, karbonmonoksit gazından zehirlendikleri şüphesiyle hastaneye kaldırıldı. Tedaviye alınanlardan 3’ü taburcu edilirken, durumları ciddiyetini koruyan 3 kişi Ankara’ya sevk edildi. Olay, Alpağut Mahallesi’ndeki bir apartman dairesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, evde bulunan H.A., S.A., Y.A., B.K., S.K. ve E.Ö. nargile içtikleri sırada bir süre sonra fenalaştı. Mide bulantısı, kusma ve baş dönmesi şikayetlerinin artması üzerine evdekiler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaptıkları ilk müdahalenin ardından zehirlenme belirtisi gösteren 6 kişiyi ambulanslarla Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi’ne kaldırdı. Yapılan ilk incelemelerde şahısların, nargilede kullanılan kömürden çıkan karbonmonoksit gazından zehirlendikleri değerlendirildi. 3 kişi Ankara’ya sevk edildi Hastanelerde tedavi altına alınan B.K., S.K. ve E.Ö., sağlık durumlarının iyiye gitmesi üzerine tedavilerinin ardından taburcu edildi. Ancak hayati tehlike riski ve ileri tedavi gerekliliği nedeniyle H.A., S.A. ve Y.A., ambulansla Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne (GATA) sevk edildi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Bakan Memişoğlu: "Sağlık uygulamalarımızla, etkin ve güvenli çözümler sunuyoruz"
28 Aralık 2025 Pazar - 15:39 Bakan Memişoğlu: "Sağlık uygulamalarımızla, etkin ve güvenli çözümler sunuyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlıkta dijital dönüşümü yerli ve milli teknolojilerimizle güçlendiriyor; vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini hızlandıran mobil sağlık uygulamalarımızla, etkin ve güvenli çözümler sunuyoruz" dedi. Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından sağlıkta dijital dönüşümü yerli ve milli teknolojilerle güçlendirildiğini, vatandaşların sağlık hizmetine erişimi hızlandıran mobil sağlık uygulamaları ile etkin ve güvenli çözümler sunduğunu belirtti. Aynı zamanda Memişoğlu, 2025 yılında 79 milyonu aşkın vatandaşa hizmet veren e-Nabız Kişisel Sağlık Sistemi’ni kullanıcı dostu bir ara yüzle yenilendiğini ifade etti. "Sağlık uygulamalarımızla, etkin ve güvenli çözümler sunuyoruz" Bakan Memişoğlu tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Sağlıkta dijital dönüşümü yerli ve milli teknolojilerimizle güçlendiriyor; vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini hızlandıran mobil sağlık uygulamalarımızla, etkin ve güvenli çözümler sunuyoruz. Bu kapsamda 2025 yılında, 79 milyonu aşkın vatandaşımıza hizmet veren e-Nabız Kişisel Sağlık Sistemi’ni kullanıcı dostu bir ara yüzle yeniledik. Dijital Organ Bağışı düzenlememizi hayata geçirerek, son 2 ayda 45 binden fazla vatandaşımızı e-Devlet ve e-Nabız üzerinden güvenli dijital bağış sürecine dahil ettik. Annelik Yolculuğu Mobil Uygulaması ile gebelikten doğuma, lohusalık ve bebek bakımına kadar tüm süreçlerde on binlerce anne ve aileye rehberlik ediyoruz. NeyimVar? Uygulaması ile 5,9 milyon vatandaşımızın klinik bulgularına göre ihtiyaçlarına uygun branşa hızlı ve doğru şekilde yönlendirilmesini sağladık. ESİM Mobil Uygulaması üzerinden son bir yılda 109 binin üzerinde işitme engelli vatandaşımıza erişilebilir sağlık hizmeti sağladık. Sağlıkta dijital dönüşüm hamlelerimizle, Türkiye Yüzyılı’nda geleceğin sağlık teknolojilerini insanı merkeze alan, sürdürülebilir ve tam bağımsız bir yapıda kararlılıkla inşa etmeye devam ediyoruz."
Adet sancılarının çaresi mutfakta
28 Aralık 2025 Pazar - 12:19 Adet sancılarının çaresi mutfakta Şişkinlik, karın ağrısı, iştah artışı ve benzeri durumlar; adet dönemlerinde çoğu kadın için zorlayıcı ve can sıkıcı olabiliyor. Buna karşı adet sürecinde görülebilen bu etkilerin hafif geçmesinde beslenmenin etkili olabileceğini aktaran Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. M. Zeynep Kuşku, "Adet döneminde beslenme, hormonel dengesi ve sancılar üzerinde etkili olabilir. Ancak tek başına çözüm olarak düşünülmemelidir. Adet sancısının ana biyolojik sürücüsü çoğu kişide prostaglandin artışıyla oluşan rahim kasılmalarıdır. Beslenme; inflamasyon düzeyi, kan şekeri dalgalanmaları, su ile tuz dengesi ve bazı mikrobesin yeterlilikleri üzerinden şişkinlik, ödem, yorgunluk ve ağrı algısını etkileyebilir. Diyet örüntülerinin dismenore şiddetiyle ilişkili olabildiğini gösteren çalışmalar vardır" dedi. Adet dönemleri çoğu kadın için sıkıntılı geçebiliyor. Özellikle adet sancısı ve şişkinlik durumu çoğu kadının yaşam konforunu bozabilecek noktalarda seyredebiliyor. Bu dönemi konforlu geçirmek adına çeşitli ilaçlar kullanılabiliyor. Ancak adet sürecinde hafiflemenin daha sağlıklı ve dengeli bir yolu olduğuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. M. Zeynep Kuşku, beslenmenin hormon dengesi ve sancılar üzerinde etkili olabileceğini dile getirdi. Kuşku, "Adet döneminde beslenmeyi tek başına çözüm gibi düşünmemek gerekir. Adet sancısının ana biyolojik sürücüsü çoğu kişide prostaglandin artışıyla oluşan rahim kasılmalarıdır. Beslenme; inflamasyon düzeyi, kan şekeri dalgalanmaları, su-tuz dengesi ve bazı mikrobesin yeterlilikleri üzerinden şişkinlik, ödem, yorgunluk ve ağrı algısını etkileyebilir. Diyet örüntülerinin (yüksek şeker/atıştırmalık ağırlığı gibi) dismenore şiddetiyle ilişkili olabildiğini gösteren çalışmalar vardır" açıklamalarını yaptı. Adet döneminde özellikle aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdaların ödem ve şişkinliği artırabildiğini, bunun yanında; yüksek şeker ve rafine karbonhidratlı gıdaların kan şekeri dalgalanmasına neden olmakla birlikte iştah artışı, yorgunluk ve ağrı gibi sorunlara neden olabildiğini aktaran Kuşku, "Adet döneminde paketli işlenmiş gıdalardan, şeker ve karbonhidrat içeren gıdalar mümkün olduğunca tüketilmemeli. Ayrıca, yağdan çok zengin, ağır kızartmalar: sindirim yükü ve inflamatuar yanıt üzerinden yakınmaları artırabilir; düşük yağlı diyetle ağrıda azalma bildiren çalışmalar vardır. Alkol de PMS yakınmalarını artırabildiği için bu dönemde sınırlanması önerilir. Öte yandan gaz yapan gıdalarda belirlenerek tüketiminde dikkatli olunmalıdır" diye konuştu. Zencefil, bitkisel destekçilerden biri Adet sancılarıyla beslenme arasında bir ilişki olduğunun artık daha net bilindiğini aktaran Kuşku, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle bazı besin grupları ağrının şiddetini azaltmada destekleyici olabiliyor. Omega-3’ten zengin besinler, örneğin haftada 2 kez tüketilen yağlı balık, ceviz ya da chia tohumu, vücuttaki iltihap yolaklarını baskılayarak adet ağrısında hafif-orta düzeyde azalma sağlayabiliyor. Etkisi çok keskin değil ama düzenli tüketim genel sağlık açısından da oldukça faydalı. Magnezyum içeren besinler (ıspanak, avokado, kakao gibi) kas gevşetici etkileri sayesinde adet sancılarını hafifletebilir. Bu konuda çalışmalar umut verici olsa da herkese rutin magnezyum takviyesi önermek doğru değil. En güvenli yol, magnezyumu gıdalardan almak ve gerekirse kişiye özel değerlendirme yapmak. Kalsiyum, özellikle PMS belirtilerinde; şişkinlik, hassasiyet ve duygu durum değişikliklerinde fayda sağlayabiliyor. Potasyum ise doğrudan ağrı kesici bir etki göstermese de sıvı dengesini düzenleyerek ödem ve şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilir. Özellikle zencefil adet sancısı konusunda en çok çalışılmış bitkisel desteklerden biri. Zencefilin klinik çalışmalarda ağrıyı azaltabildiği gösterilmiş durumda. Rezene ve papatya çayı da bazı kadınlarda rahatlama sağlayabiliyor. Ancak bitkisel ürünlerin de bilinçsiz ve sürekli kullanımının riskleri olabileceğini unutmamak gerekir. D vitamini eksikliği olan kadınlarda, bu eksikliğin giderilmesiyle adet ağrılarında azalma görülebiliyor. B6 vitamini daha çok PMS semptomları üzerinde etkili; B12’nin ise doğrudan ağrı azaltıcı güçlü bir kanıtı yok, ama eksiklik varsa mutlaka yerine konmalı. Yeterli su tüketimi de önemli. Hidrasyon, hem ağrı şiddetini hem de şişkinliği azaltmada destekleyici olabilir." Vücudunuz uyarı veriyor olabilir Adet sürecinde beslenmeye dikkat edildiği halde şiddetli sancı durumunun geçmemesi durumunda mutlaka altta yatan bir neden olup olmadığına bakılması gerektiğini vurgulayan Kuşku, "Özellikle ağrının ilk kez çok şiddetli başlaması ya da yıllar içinde giderek artması, ağrı kesicilere rağmen belirgin rahatlama olmaması önemli bir uyarı işaretidir. Bunun yanında aşırı veya pıhtılı kanama, ara kanama, ateş, kötü kokulu akıntı, cinsel ilişkide ağrı, idrar yaparken ya da dışkılama sırasında ağrı, bayılma hissi ya da günlük yaşamı ciddi şekilde aksatan sancılar mutlaka değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, uluslararası kılavuzlarda da açıkça vurgulanmaktadır. Adet ağrısı yalnızca adet günleriyle sınırlı değilse, adet dışı pelvik ağrı da eşlik ediyorsa; cinsel ilişkide derin ağrı, çocuk sahibi olamama öyküsü varsa veya kanamalar belirgin şekilde artmışsa endometriozis, miyom ya da adenomyozis gibi altta yatan hastalıklardan şüphelenmek gerekir. Muayene ve ultrason temel değerlendirme yöntemleridir; gerekirse ileri tetkikler planlanır" ifadelerini kullandı. Toplumda adet süreciyle ilgili bazı yanlış inanışlar olduğunu da belirten Kuşku, şöyle konuştu: "Soğuk içeceklerin herkeste mutlaka sancıyı artırdığı ya da şeker tüketilmezse ağrının dayanılmaz olacağı düşüncesi bilimsel bir genelleme değildir. Bitki çaylarının tamamen zararsız olduğu ve sınırsız içilebileceği algısı da doğru değildir. ‘Adet sancısı normaldir, katlanmak gerekir’ düşüncesi de yanlıştır. Şiddetli ve yaşam kalitesini bozan ağrı mutlaka ciddiye alınmalıdır."