Son Dakika
|
MSB açıkladı! Adana'ya yeni Patriot sistemi konuşlandırıldı
İsrail, Lübnan’da 15 katlı binayı yerle bir etti
Adana’da rekor: 144 milyon kaçak makaron ele geçirildi
Sarp Sınır Kapısı’nda yolcu geçişi 5 milyonu aştı
İran’dan Trump’a gözdağı: "Sürprizlerimizi beklesin"
Mücteba Hamaney, iki aracı ülkenin ilettiği teklifi reddetti
Sultangazi’de kuyumcu soygunu girişimi kamerada
Ümraniye’de araca çarpan beton mikseri devrildi: 1 yaralı
İran, İsrail'in merkezini balistik füze ile vurdu
Usta sanatçı Orhan Gencebay, hastaneye kaldırıldı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Üsküdar’da iki İETT otobüsü çarpıştı
Beşiktaş’ın konuğu Kasımpaşa
Adana’da rekor: 144 milyon kaçak makaron ele geçirildi
ABD Başkanı Trump: "İran nükleer silaha sahip olamayacağını çok net bir şekilde anlıyor"
ABD: "Hürmüz Boğazı yakınlarındaki füze rampalarını vurduk"
İran’dan Tel Aviv’e füze saldırısı: "100’den fazla hedefi vurduk"
Barrack: "ABD’nin Suriye’yi Lübnan’a asker göndermeye teşvik ettiği haberleri asılsızdır"
SAĞLIK
Bakan Memişoğlu: "Türkiye’de ideal kilonu öğren sağlıklı yaşa kampanyası ile 513 bin kilo verildi"
18 Mart 2026 Çarşamba - 12:22:49
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Ardahan’daki programları kapsamında kente geldi. Ardahan Valiliği’nde Vali Mehmet Fatih Çiçekli, AK Parti Ardahan Milletvekili Kaan Koç, CHP Ardahan Milletvekili Özgür Erdem İncesu, AK Parti İl Başkanı Hakan Aydın, MHP İl Başkanı Turgay Mert tarafından karşılanan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, valilik çıkışında basın mensuplarına açıklama yaptı. "Biz insanlarımızın sağlıklı kalmasını istiyoruz" diyen Bakan Memişoğlu, "Gerçekten bin 800 rakımlı Ardahan, hayvancılığıyla ülkemize büyük bir katkı veren bir il. İnsanlar burada sağlıklı yaşıyor. Türkiye’de ideal kilonu öğren sağlıklı yaşa kampanyasından 10 milyon insanın kilosu ölçüldü. Özellikle bu kampanyaya katılıp sağlıklı hayat merkezlerimizde diyetisyenlerimizle takip ettiğimiz 210 bin vatandaşımız ideal kilolarına ulaşmış durumda. Türkiye’de şimdiye kadar bu kampanya ile 513 bin kilo veren vatandaşlarımız oldu. Biz insanlarımızın sağlıklı kalmasını istiyoruz. Bu nedenle de insanlarımızın kilolarından uzaklaşarak ideal kiloya gelmelerini istiyoruz. Ramazan ayındayız ve irademizi kuvvetlendirdik, bundan sonra da özellikle sigara gibi, tütün gibi kötü alışkanlıklardan ve kötü beslenmek uzak durmaya çalışacağız" dedi. Bakan Memişoğlu programı kapsamında AK Parti il Başkanlığı ve MHP İl Başkanlığı’nı ziyaret edecek. İl Değerlendirme Toplantısı’na katılacak, Sağlıklı Hayat Merkezi ziyareti ve Ardahan Devlet Hastanesi ziyaretinin ardından şehirden ayrılacak.
18 Mart 2026 Çarşamba - 12:06
MEAH’ta el ve ağız hijyeni farkındalık etkinliği
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Turhan Togan öncülüğünde, Tıp Fakültesi 1. sınıf öğrencileri tarafından sosyal sorumluluk projesi kapsamında el ve ağız hijyenine yönelik bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, hazırlanan afiş ve broşürler aracılığıyla vatandaşlara hijyenin önemi anlatıldı. Etkili el yıkama alışkanlıklarının kazandırılması amacıyla, özel cihazlar kullanılarak katılımcıların el hijyenini doğru uygulayıp uygulamadıkları değerlendirildi ve uygulamalı geri bildirim sağlandı. Ayrıca, doğru diş fırçalama teknikleri maketler üzerinde uygulamalı olarak gösterilerek ağız ve diş sağlığı konusunda bilgilendirme yapıldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlik alanını, Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Ercan Saruhan da ziyaret ederek çalışmalara destek verdi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 11:57
Ağız ve diş sağlığı genel sağlığın anahtarı
Dünya Oral Sağlık Günü dolayısıyla açıklama yapan Diş Hekimi Yudum Ertem, ağız ve diş sağlığının pek çok hastalığın önlenmesinde önemli rol oynadığını söyledi. Ertem, toplumun bu konuda bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. İzmir Eğitim Diş Hastanesinde görev yapan Dt. Yudum Ertem, dünya genelinde insanların yüzde 90’ının diş çürüğü ve diş eti rahatsızlıkları riski taşıdığını bildirdi. Ağız sağlığının sadece ağız içiyle sınırlı kalmadığını belirten Ertem, bu durumun diyabet, kalp ve solunum yolu gibi sistemik hastalıkları doğrudan tetikleyebileceğini dile getirdi. Toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI) tarafından 20 Mart’ın Dünya Oral Sağlık Günü olarak ilan edildiğini hatırlatan Ertem, bu özel günün ağız hastalıklarının önlenmesi ve sağlıklı alışkanlıkların kazandırılması açısından önemli bir fırsat olduğunu kaydetti. "En yaygın sağlık sorunlarından biri" Diş çürüklerinin günümüzde en yaygın sağlık sorunlarından biri olmaya devam ettiğine değinen Ertem, "Yanlış beslenme, artan şeker tüketimi ve yetersiz ağız bakımı başlıca nedenler arasında yer alıyor. Diş eti hastalıkları ise ilerleyen süreçte diş kaybına yol açabiliyor. Bu hastalıklar kronik enfeksiyon niteliği taşıyor. Kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere çeşitli sistemik hastalıklarla ilişkili olabiliyor" dedi. "Koruyucu sağlık hizmetleri" Ağız ve diş sağlığının korunmasında en etkili yaklaşımın koruyucu sağlık hizmetleri olduğunu vurgulayan Ertem, "Bireylerin düzenli ağız bakım alışkanlıkları kazanması büyük önem taşıyor. Sağlıklı bir ağız yapısı için dişler günde en az iki kez 2-3 dakika fırçalanmalıdır. Diş ipi kullanılmalı, dil temizliği ihmal edilmemeli, dengeli beslenilmeli ve altı ayda bir diş hekimi kontrolüne gidilmelidir. Ağız ve diş hastalıkları Türkiye’de en sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Çoğu zaman hayati risk taşımadığı düşüncesiyle ihmal ediliyor. Ancak yüksek görülme sıklığı ve diğer hastalıklarla ilişkisi nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir. Toplumun bilinçlendirilmesi ve koruyucu diş hekimliği hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerekiyor. Oral sağlık olmadan genel sağlıktan söz etmek mümkün değildir" ifadelerini kullandı.
18 Mart 2026 Çarşamba - 11:40
Prof. Dr. Koca, ameliyat sonrası geçmeyen bel ağrıların nedenlerini anlattı
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, ameliyat sonrası geçmeyen ağrılara dikkat çekti. Prof. Dr. Koca, tıp literatüründe "Başarısız bel sendromu" olarak tanımlanan ameliyat sonrası ağrılar için, "Bel ameliyatı sonrası ağrının devam etmesi ya da kısa süreli düzelme sonrası yeniden ortaya çıkması veya yeni şikayetlerin gelişmesi, genellikle birden fazla faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkmaktadır" dedi. "Ağrının kaynağı sadece disk olmayabilir" Prof. Dr. Koca, bel ağrısının her zaman ameliyat edilen diskle ilişkili olmadığını vurgulayarak, "Bel ağrısının kaynağı yalnızca disk patolojisi olmayabilir. Kas ve fasya disfonksiyonları, omurga ve sakroiliak eklem hareket bozuklukları, segmental biyomekanik dengesizlikler ve enflamatuar omurga hastalıkları de benzer şikayetlere yol açabilir. Bu nedenle değerlendirme sürecinde sadece yapısal değil, fonksiyonel ve sistemik nedenler de göz önünde bulundurulmalıdır" dedi. "Ameliyat sonrası gelişebilecek faktörler" Kas-iskelet sistemindeki dengesizliklerin, ameliyat sonrası dönemde ağrının sürmesine katkıda bulunabildiğine de vurgu yapan Prof. Dr. İrfan Koca, ameliyat sonrası gelişebilecek faktörleri sıralayarak, "Cerrahiye bağlı skar dokusu ve yapışıklıklar, Sinir çevresinde hassasiyet, Kas spazmı ve miyofasiyal ağrı, Fasiyal hareket kısıtlılıkları, Segmental omurga disfonksiyonları, Enflamatuar omurga hastalıkları ve Nadiren enfeksiyon gibi komplikasyonlar hastada devam eden ağrıya veya yeni gelişen şikayetlere yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Omurga sistemi bir bütün olarak değerlendirilmeli" Koca, ağrının her zaman görüntüleme tanılarıyla birebir örtüşmeyebileceğini belirterek omurga sisteminin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Koca, "Omurga; kas, fasya, eklemler ve sinir sisteminin birlikte çalıştığı dinamik bir yapıdır. Bu sistemde meydana gelen fonksiyonel bozukluklar da kronik ağrıya neden olabilir" şeklinde konuştu. "Bu şikayetlere multidisipliner değerlendirme gerekiyor" Bel ameliyatı sonrası Ağrının giderek artması, Bacağa yayılan şikayetler, Uyuşma, Güç kaybı, Uzun süre geçmeyen ağrı ve Yeni gelişen nörolojik belirtiler gözlendiğinde multidisipliner değerlendirmenin önerildiğini ifade eden Prof. Dr. İrfan Koca, bu tür durumlarda hastaların cerrahi ve fizik tedavi başta olmak üzere ilgili branşlar tarafından kapsamlı şekilde değerlendirilmesinin kritik olduğunu söyledi. Tedavide bütüncül yaklaşım Başarısız Bel Sendromu’nda tedavinin hastaya özel planlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Koca, uygun hastalarda uygulanabilecek yöntemleri söyleyerek, "Manuel terapi uygulamaları, Fasiyal gevşetme teknikleri, Egzersiz ve postür eğitimi, Gerekli durumlarda enjeksiyon uygulamaları, Nöralterapi ve Yaşam tarzı düzenlemeleri. Amaç yalnızca ağrıyı azaltmak değil, omurganın fonksiyonel dengesini yeniden kazandırmaktır. Başarısız Bel Sendromu’nun karmaşık ve çok faktörlü bir tablodur. Doğru tanı, kapsamlı ayırıcı değerlendirme ve bütüncül tedavi yaklaşımı ile birçok hastada anlamlı iyileşme sağlanabilir" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mart 2026 Cumartesi- 13:54
Maçta kaleciyle çarpışan genç futbolcunun böbreği parçalandı, ameliyatla hayatı kurtuldu
2
17 Mart 2026 Salı- 12:25
Uzmandan bayram öncesi diş sağlığı uyarısı
3
17 Mart 2026 Salı- 10:14
34 yaşındayken bayram arifesinde kanser olduğunu öğrendi, robotik cerrahiyle sağlığına kavuştu
4
16 Mart 2026 Pazartesi- 12:32
Usta sanatçı Orhan Gencebay, hastanede tedavi altında
5
17 Mart 2026 Salı- 10:53
Profesör uyardı: "Grip aşılarının etkinliği bu sezon düşük"
14 Aralık 2025 Pazar - 09:30
Kışın kalp krizi geçirme riski artıyor
Uzm. Dr. Nuri Cömert, kış aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklıklarındaki ani düşüşün, özellikle kalp damar hastalığı olan kişilerde ciddi riskler oluşturduğunu söyledi. Kış aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklığında yaşanan ani düşüşlerde vücudun ısı dengesini korumak için bir dizi fizyolojik tepki vermesine neden olduğunu ve bu tepkiler kalp üzerindeki yükü önemli ölçüde arttırdığını belirten Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Nuri Cömert Kış aylarında kalp krizi geçirme riski yaz aylarına göre arttığını söyledi. Soğuk havanın bir tetikleyici olduğunu vurgulayan Cömert, "Asıl sorun genellikle yıllardır sessizce ilerleyen damar sertliğidir. Bu nedenler özellikle risk altında olan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırması ve gerekli önlemleri alması kış aylarında daha da önemlidir" dedi. "Soğuk kalp ve damar sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşturur" Kış aylarında kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenleri anlatan Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Kış aylarında hava sıcaklığının ani düşmesi, vücudun ısı dengesini korumak için verdiği fizyolojik tepkiler nedeniyle kalp ve damar sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşturur. Özellikle kalp damar hastalığı riski taşıyan kişilerde bu tepkiler, kan basıncında yükselme, kalbin oksijen ihtiyacında artış ve pıhtılaşma eğiliminde artma gibi tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Soğuk hava cildi ve yüzeysel damarları daraltır. Kan, vücudun merkezine (kalbe ve hayati organlara) yönlendirilir. Bu durum kan basıncını yükseltir ve kalbin daha fazla güç harcayarak kan pompalaması gerekir. Özellikle hipertansiyonu olan hastalarda soğuk hava kan basıncını 10-30 mmHg arasında artırabilir. Kontrolsüz hipertansiyon ise kalp krizi ve inme riskini katlar" ifadelerini kullandı. Kimler risk altında Soğukta vücudun ısısını korumak için metabolizmanın hızlandığını, kalbin daha hızlı atmaya başladığını ve oksijen ihtiyacının arttığını vurgulayan Cömert, "Koroner damarlarda darlık olan kişilerde bu durum göğüs ağrısı (anjina pektoris) veya kalp krizine yol açabilir. Soğuk hava platelet aktivasyonunu artırır ve kanın pıhtılaşma eğilimini yükseltir. Bu da damar tıkanıklığı (tromboz) riskini artırır. Kış aylarında sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonları kalp yükünü daha da artırır. Özellikle influenza (grip) kalp krizi riskini 6 kata kadar yükseltebilir. Koroner arter hastalığı (damar tıkanıklığı) olanlar, daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler, kalp yetmezliği hastaları, kontrolsüz hipertansiyonu olanlar, diyabet hastaları, 65 yaş üstü bireyler, sigara içenler ve obezite sorunu olanlar risk altındaki kişilerdir" şeklinde konuştu. Alınacak önlemler Kış aylarında kalp sağlığı için alınması gereken önlemleri anlatan Uzm. Dr. Nuri Cömert "Kat kat giyinin, özellikle baş, boyun, el ve ayaklarınızı iyi koruyun (ısı kaybının çoğu bu bölgelerden olur), soğukta ağır egzersizlerden kaçının. Kar küreme özellikle 40 yaş üstü erkeklerde kalp krizi tetikleyici olarak bilinir. Grip aşısı yaptırın, Türk Kardiyoloji Derneği, kalp hastalığı olan herkesin yıllık grip aşısı olmasını önermektedir. İlaçlarınızı düzenli kullanın, tansiyon ve şeker takibinizi aksatmayın. Soğuk havada dışarı çıkmadan önce hafif bir şeyler yiyin; aç karnına soğuğa çıkmak riski artırabilir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı yorgunluk gibi şikayetlerde vakit kaybetmeden 112’yi arayın veya en yakın acil servise başvurun" dedi.
14 Aralık 2025 Pazar - 09:19
Kedide dünyada görülmemiş anomali: Başarılı operasyonla sağlığına kavuştu
Adana’da sokakta bulunan 6 aylık British Longhair cinsi erkek kedi, veterinere götürüldüğünde dünyada ilk kez görülen doğumsal bir "Genital Anomali" ile doğduğu ortaya çıktı. Yapılan operasyonla kedi sağlığına kavuştu. Katya Gödeliner (37), evine giderken sokakta 6 aylık British Longhair cinsi erkek bir kedi buldu. Perişan halde miyavlayan kediyi yanına alan Gödeliner, hemen veterinere götürdü. Yapılan kontrollerde kedinin doğumsal "Genital Anomali" adı verilen, dünyada daha önce kayıtlara geçmemiş bir sorunla doğduğu ortaya çıktı. Veteriner muayenesinde erkek kedinin cinsel organlarının bulunamadığı fark edildi. Yapılan detaylı incelemede genital organların makat bölgesinin içinde geliştiği tespit edildi. "Sağlığına kavuştu Veteriner Hekim Mete Betin,"Bu kedimiz sokakta bulundu. Genel muayenesi için aşıları için ön kontrole geldiğinde, cinsel organını bulamadık. Detaylı muayene sonrası ‘Genital Anomali’ dediğimiz doğumsal bir sorunla karşılaştık. Genital organları makatın içerisinde çıktı. Sahibine durumu bildirip operasyona ağladık. Genital organlarını normal anatomik pozisyona getirerek sağlıklı bir şekilde yaşamasına vesile olduk." sözlerine yer verdi. "Literatürlerde böyle bir anomaliye rastlamadım" Betin, "Literatürlere baktık, henüz böyle bir anomaliye Türkiye’de bir ilk ama ben dünyada da rastlamadım. Sanki dünyada ilk gibi diyebilirim. Literatürlere baktığımızda böyle bir anomaliye rastlamadım. Türkiye’de ve dünyada ilk vaka diyebiliriz." ifadelerini aktardı. "Sahiplenip eve alacak" Kediyi bulan Katya Gödeliner, "Eve geçiyordum, bir ses duydum. Kedi miyavlıyordu, baktım ki perişan durumda. Muayene için veterinere getirdim. Veterinere sorununu anlattı, şu an çok şükür iyileşti. Artık eve alacağım sahipleneceğim." dedi.
14 Aralık 2025 Pazar - 09:17
Kedide dünyada görülmemiş anomali: Başarılı operasyonla sağlığına kavuştu
Adana’da sokakta bulunan 6 aylık British Longhair cinsi erkek kedi, veterinere götürüldüğünde dünyada ilk kez görülen doğumsal bir "Genital Anomali" ile doğduğu ortaya çıktı. Yapılan operasyonla kedi sağlığına kavuştu. Katya Gödeliner (37), evine giderken sokakta 6 aylık British Longhair cinsi erkek bir kedi buldu. Perişan halde miyavlayan kediyi yanına alan Gödeliner, hemen veterinere götürdü. Yapılan kontrollerde kedinin doğumsal "Genital Anomali" adı verilen, dünyada daha önce kayıtlara geçmemiş bir sorunla doğduğu ortaya çıktı. Veteriner muayenesinde erkek kedinin cinsel organlarının bulunamadığı fark edildi. Yapılan detaylı incelemede genital organların makat bölgesinin içinde geliştiği tespit edildi. "Sağlığına kavuştu Veteriner Hekim Mete Betin,"Bu kedimiz sokakta bulundu. Genel muayenesi için aşıları için ön kontrole geldiğinde, cinsel organını bulamadık. Detaylı muayene sonrası ‘Genital Anomali’ dediğimiz doğumsal bir sorunla karşılaştık. Genital organları makatın içerisinde çıktı. Sahibine durumu bildirip operasyona ağladık. Genital organlarını normal anatomik pozisyona getirerek sağlıklı bir şekilde yaşamasına vesile olduk." sözlerine yer verdi. "Literatürlerde böyle bir anomaliye rastlamadım" Betin, "Literatürlere baktık, henüz böyle bir anomaliye Türkiye’de bir ilk ama ben dünyada da rastlamadım. Sanki dünyada ilk gibi diyebilirim. Literatürlere baktığımızda böyle bir anomaliye rastlamadım. Türkiye’de ve dünyada ilk vaka diyebiliriz." ifadelerini aktardı. "Sahiplenip eve alacak" Kediyi bulan Katya Gödeliner, "Eve geçiyordum, bir ses duydum. Kedi miyavlıyordu, baktım ki perişan durumda. Muayene için veterinere getirdim. Veterinere sorununu anlattı, şu an çok şükür iyileşti. Artık eve alacağım sahipleneceğim." dedi.
13 Aralık 2025 Cumartesi - 13:42
ADÜ’nün ’OED Projesi’ Türkiye genelinde örnek gösteriliyor
ADÜ’nün kampüs geneline yaydığı Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) Projesi, ani kalp durmalarında müdahale süresini kısaltmayı hedefleyerek Türkiye genelinde örnek uygulama olarak dikkat çekti. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından hayata geçirilen Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) Projesi, Türkiye genelinde örnek uygulama olarak kabul edilerek ulusal ölçekte dikkat çekti. ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent’in öncülüğünde yürütülen proje, ani kalp durması vakalarında müdahale süresini azaltmayı ve hayat kurtarma oranlarını artırmayı hedefliyor. Proje kapsamında kampüs geneline yerleştirilen OED cihazlarıyla ADÜ Hastanesi, bu sistemi uygulayan Türkiye’deki ilk üniversite hastanesi oldu. Bilimsel temellere dayanan ve toplumsal faydayı önceleyen çalışma, oluşturulan geniş kapsamlı OED güvenlik ağıyla ülkemizde ilk kez bu ölçekte hayata geçirildi. Sağlık Bakanlığı tarafından da yakından takip edilen projenin, 9 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan Taşınabilir Otomatik Şok Cihazı Hakkında Yönetmelik ile örtüşmesi dikkat çekti. Yeni düzenleme ile OED cihazlarının birçok kurum ve toplu kullanım alanında bulundurulmasının zorunlu hâle getirilmesi, ADÜ’nün bu alandaki öncü yaklaşımının ulusal politikalara yansıması olarak değerlendirildi. Rektör Danışmanı ve ADÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mücahit Avcil, OED cihazlarının güvenli kullanımına dikkat çekerek, cihazların kullanıcıyı adım adım yönlendirdiğini vurguladı. Avcil, "Cihaz, kişiye ne yapması gerektiğini net ve anlaşılır şekilde söyler. Kullanıcı yalnızca pedleri yerleştirir ve cihazı açar; sonrasında tüm süreci cihaz yönetir. Şok gerekiyorsa ‘düğmeye basın’, kalp masajı gerekiyorsa ‘kalp masajına başlayın’ komutunu verir. Eğer hastanın kalbi çalışıyorsa da ‘hastanın kalbi çalışıyor, 112’yi arayın’ şeklinde uyarır" ifadelerini kullandı. "Yaşam kurtarmaya yönelik stratejik bir adım olarak tasarlandı" Rektör Prof. Dr. Bülent Kent ise projenin yalnızca cihaz yerleştirmeden ibaret olmadığını belirterek, "Bu proje, yaşam kurtarmaya yönelik stratejik bir adım olarak tasarlanmıştır. OED cihazları, kalp ritmini analiz ederek yalnızca gerekli olduğunda şok uygular ve kalbi çalışan bir kişiye kesinlikle şok vermez. Güvenli altyapısı ve kullanıcıyı yönlendiren yapısı sayesinde acil durumlarda tereddütsüz müdahale yapılmasına imkan tanır. Üniversitemiz tarafından ilk kez uygulanan bu sistemle birlikte kapsamlı eğitim faaliyetleri de başlattık" dedi. ADÜ, OED Projesi ile sağlık alanında öncü ve örnek bir üniversite olma konumunu güçlendirirken, toplumsal farkındalık ve yaşam kurtarma bilincinin yaygınlaşmasına da önemli katkı sağlamayı sürdürüyor.
13 Aralık 2025 Cumartesi - 12:40
Prof. Dr. Çevik: "Sosyal medyadaki rastgele egzersizlere güvenmek tehlikelidir"
Diyarbakır’da Prof. Dr. Mehmet Uğur Çevik, sosyal medyadaki rastgele egzersizlere güvenmenin tehlikeli olduğuna dikkat çekerek, "Çünkü yutma bozukluğu herkeste aynı değildir ve doğru tedavi mutlaka kişiye göre belirlenmelidir. Tedavinin ilk adımı, kişinin hangi kıvamı güvenle yutabildiğinin uzmanlar tarafından belirlenmesidir" dedi. DÜ Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Uğur Çevik, yutmanın yaşam olduğunu, yutma bozulduğunda insanın nefessiz, güçsüz ve sessizce hayattan kopabileceğini söyledi. Su içerken öksürmek, yemek yerken boğaza takılma hissi yaşamak çoğu kişinin önemsemediği ama aslında ciddi bir yutma bozukluğunun işareti olabileceğine dikkat çeken Çevik, inme, alzheimer, parkinson gibi hastalıklar arttıkça disfaji artık her evin kapısını çalan bir halk sağlığı sorunu hâline geldiğini ifade etti. Sosyal medyadaki rastgele egzersizlere güvenmenin tehlikeli olduğunu belirten Çevik, "Çünkü yutma bozukluğu herkeste aynı değildir ve doğru tedavi mutlaka kişiye göre belirlenmelidir. Tedavinin ilk adımı, kişinin hangi kıvamı güvenle yutabildiğinin uzmanlar tarafından belirlenmesidir. PEG, ağızdan yiyemeyen insanların beslenmesini sağlayan güvenli bir tüptür; hastayı aç kalmaktan ve zatürreden koruyan bir hayat yoludur. PEG’in etkisi doğru zamanlamayla ortaya çıkar. Çok erken yapılırsa gereksiz olur, çok geç yapılırsa risk büyür. Doğru zamanda yapılan PEG kötü bir son değil, hastayı güçlendiren hayati bir destektir. Yutma ihmal edilirse tehlike büyür; erken fark edilirse hayat kurtulur. Doğru kıvam, doğru tedavi, doğru zamanlama ve uzman ekipler sayesinde hastalar yeniden güvenle yemek yiyebilir ve güç kazanabilir. Bu açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" dedi.
13 Aralık 2025 Cumartesi - 11:47
Geleceğin diş hekimleri mesleğe ilk adımlarını attı
Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Beyaz Önlük Giyme Töreni, akademisyenler, öğrenciler, aileler ve çok sayıda davetlinin katılımıyla coşkulu bir şekilde gerçekleştirildi. Toplum sağlığı açısından kritik bir yere sahip olan diş hekimliği mesleğinin öneminin vurgulandığı törende, geleceğin diş hekimleri için anlamlı bir başlangıç yapıldı. Dekan Orbak: "Yarım Asrı Aşan Fakültemiz, Bilimin ve Etik Değerlerin Merkezidir" Açılış konuşmasını gerçekleştiren Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Recep Orbak, fakültenin 1971 yılında Türkiye’nin dördüncü, Atatürk Üniversitesinin ise altıncı fakültesi olarak kurulduğunu hatırlatarak, geçen yarım asrı aşkın süreçte fakültenin sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda bilimsel üretimin ve klinik mükemmeliyetin önemli bir merkezi hâline geldiğini söyledi. Prof. Dr. Orbak, ağız ve diş sağlığının bireyin yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini vurgulayarak koruyucu hekimlik anlayışının fakültenin temel misyonlarından biri olduğunu ifade etti. Rektör Hacımüftüoğlu: "Meslek Hayatınız Boyunca Her Hastanızın Yaşam Kalitesine Dokunacağınızı Unutmayın" Törenin devamında konuşmalarını yapmak üzere sahneye davet edilen Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Beyaz Önlük Giyme Töreninin yalnızca bir başlangıç merasimi değil, aynı zamanda toplum sağlığına hizmet etme yolunda verilen büyük bir söz olduğunu belirtti. Rektör Hacımüftüoğlu konuşmasında şunları kaydetti: "Toplum sağlığının en temel yapı taşlarından birini oluşturan diş hekimliği mesleğinin kutsal sorumluluğunu bugün gençlerimize emanet ediyoruz. Beyaz önlük, sadece bir üniforma değildir; bilgiyle, ahlakla, empatiyle ve insan sevgisiyle taşınması gereken bir değerdir. Sizler, Atatürk Üniversitesinin köklü geleneğine yakışır şekilde eleştirel düşünen, teknolojik gelişmeleri takip eden, evrensel etik ilkelere bağlı diş hekimleri olarak yetişeceksiniz. Meslek hayatınız boyunca her hastanızın yaşam kalitesine dokunacağınızı unutmayın." Rektör Hacımüftüoğlu ayrıca Diş Hekimleri Gününü kutlayarak, ülkenin her köşesinde büyük bir özveriyle hizmet sunan tüm diş hekimlerine teşekkür etti. Başarılı öğrencilere ödül takdimi Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında ilkokul öğrencileri arasında düzenlenen resim ve şiir yarışmalarında dereceye giren Nisa Kapucu ve Solmaz Şahin’e ödülleri, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu tarafından takdim edildi. Rektör, çocukların ağız ve diş sağlığı konusunda bilinçlendirilmesinin geleceğe yapılan en önemli yatırımlardan biri olduğuna dikkat çekti. Geleceğin diş hekimleri beyaz önlüklerini giydi Programın en heyecanlı anlarından biri, fakültenin 1. sınıf öğrencilerinin sahneye tek tek davet edilerek beyaz önlüklerini giymeleriydi. Öğrenciler, akademisyenleri ve ailelerinin gurur dolu bakışları eşliğinde mesleğe ilk adımlarını attı. Beyaz önlüklerini giyen öğrenciler, sağlık hizmetinin etik, bilimsel ve insani sorumluluğunu taşıyacaklarına dair güçlü bir mesaj verdi. Tören, sahnede gerçekleştirilen hatıra fotoğrafı çekimi ve salon dışında düzenlenen kokteyl ile sona erdi. Katılımcılar törenden büyük memnuniyet duyduklarını ifade ederek fakültenin yeni öğrencilerine başarı dileklerini iletti.
13 Aralık 2025 Cumartesi - 11:39
Pazaryeri’nde kan bağışı seferberliği
Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde Çarşı Meydanı’nda konuşlandırılan mobil kan bağışı aracında vatandaşlar kan vererek örnek bir dayanışma sergiledi. Türk Kızılayı Eskişehir Kan Merkezi tarafından düzenlenen kan bağışı kampanyası, Pazaryeri İlçe Kaymakamlığı ve Pazaryeri Belediyesi’nin desteğiyle gerçekleştirildi. Gün boyunca süren kampanyaya ilçe halkı yoğun ilgi gösterirken, birçok vatandaş gönüllü olarak kan vererek Kızılay’ın yürüttüğü çalışmalara katkıda bulundu.Yetkililer, düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek Pazaryeri halkına gösterdikleri duyarlılık için teşekkür etti. Kampanya kapsamında toplanan kanların, ihtiyaç sahibi hastalar için büyük önem taşıdığı vurgulanırken, benzer etkinliklerin belirli aralıklarla devam edeceği bildirildi.
13 Aralık 2025 Cumartesi - 10:37
Kışın kuruyan cildi soğuğa yormayın
Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, cilt kurumasının sadece soğuk havalarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyleyerek, "Hastanın alt yapısında cilt kuruluğuna neden olacak sebepleri araştırmak gerekiyor" dedi. Kışın cilt rahatsızlıklarının arttığını söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, "Öncelikle tabi kış mevsiminin gelmesiyle birlikte bu konu hastalarımız açısından çok daha önem kazanmaya başladı. Cilt kuruluğu dediğimiz durumun bir sürü sebebi olabilir bunun. Yani bazı hastalarımızda tabi doğuştan gelen cilt kuruluğu, atopik hastalıklarda alerjik hastalıklarda gördüğümüz şekilde cilt kuruluğu doğuştan gelen genetik sebeplerle olabileceği gibi özellikle ev hanımlarında, kimyasal maruziyeti fazla olan çalışanlarda, bazı mesleki faktörlere bağlı da cilt kuruluğu çok çeşitli sebeplere bağlı meydana gelebilir. Burada en önemli şey tedaviden ziyade esasında önleyici faktörler. Dolayısıyla şimdi havanın nem dengesinin de azalması ile birlikte kışın bu rahatsızlıkların biz arttığını görüyoruz. Hastaları da kategorize ederek esasında biz önerilerimizi yapmaya çalışıyoruz. Mesela ne gibi diyelim sürekli ev işlerine maruz kalan, çamaşır, bulaşık suyu gibi kimyasallara çok maruz kalan ev hanımlarında ya da bu tarz işlerle kimyasal maruziyeti olan meslek gruplarında biz özellikle yoğun nemlendiricileri tercih ediyoruz ve bunları kendi mesleklerine bağlı maruz kaldıkları maddelerden hemen sonra tercih ediyoruz. Yani mesela bir ev hanımı çamaşır bulaşık suyuna çok maruz kalıyorsa, ellerinde çok dezenfektan kullanımı ya da su teması çok fazla varsa ellerini kolları aldıktan hemen özellikle üre bazlı nemlendiricileri çok çok sık tercih ediyoruz bu tarz şikayeti olan hastalarımızda. Onun dışında majistral ilaçlarımız da var tabii ki. Belirli yağlarla vücudun nem dengesini koruma amaçlı belirli majsitral yani hazırlatma ilaçları eczanelerden çok sık kullanıyoruz. Bazen etkilenen bölgeye yani el ise bu el, vücut ise vücut, bazen tüm vücut yüzeyine kullanmamız gereken tedavilerimiz de olabiliyor" dedi. Dr. Yücel, hastaların cilt kuruluğuna sebep olacak durumların olup olmadığının araştırılması gerektiğini söyleyerek, "Burada tabii dikkat etmemiz gereken diğer bir noktada sistemik belirti ile eşlik eden yani cilt kuruluğuna sebep olan, hastanın alt yapısında belirli durumlar var mı? Ne gibi mesela tiroid hormonlarının azlığı gibi. Hipotiroidi dediğimiz hastalarımız arasında böyle bilinebilir bunlar. Bunları araştırmak lazım. Herhangi bir vitamin mineral eksikliği var mı, hastanın anemisi var mı, kansızlığı var mı bunları da araştırıyoruz tabi ki. Çünkü dışarıdan verdiğimiz tedaviler eğer sistemik hastanın kendi hastalığıyla alakalı bir durum varsa ve buna bağlı cilt kuruluğu oluşuyorsa buna yardımcı oluyor. Esasında bizim altta yatan sebebi bulmamız ve ona yönelik tedavilerde vermemiz gerekiyor. Burada hastalarımız mutlaka eğer yoğun cilt kuruluğu yaşıyorlarsa, buna bağlı egzama şikayetleri dediğimiz ciltte kaşıntı, kızarıklık, kuruma ile giden ve hastaların günlük aktivitelerini yapmasına mani olan şikayetleri de oluyorsa mutlaka dermatoloji uzmanlarına muayene olsunlar ve hem altta yatan sebeplerinin araştırılması açısından hem de önlem ve tedavi tedbir konularında gerekli bilgilendirmeyi doktorlarından alarak bundan sonraki hayatlarında biraz daha en azından kendi kendinin de doktorları olarak tedbire ve tedavi şartlarına dikkat ederek hayatlarını daha konforlu şekilde devam edebilirler" ifadelerini kullandı. Soğuk havalarda cilt kuruluğunun altında farklı sebeplerin yatabileceğini söyleyen Yücel, "Soğukta cilt kuruluğunun altında farklı sebepler yatabilir. Bunları hastalarımızın tabi ki günlük kendilerine dikkat ettikleri zaman bulmaları tabi ki zor. Çünkü hepsi üç aşağı beş yukarı cilt kuruluğu ile ve bazen egzamatize şikayetlerle kendilerini gösterecektir. Buna bazen hastalarımız ‘biz sürekli nemlendirici kullanıyoruz hocam ama herhangi bir şekilde kuruluğum geçmiyor benim ve şikayetlerim artarak devam ediyor’ şeklinde bize ifade ederler çok kez. Eğer böyle şikayetlerle hastalarımız bize başvuruyorlarsa biz altta yatan sebepleri genelde araştırıyoruz. Mutlaka ayrıntılı kan tahlillerine, mutlaka hastanın öyküsüne yani ne iş yaptığına, aile içi davranışlarına, günlük neye maruz kaldığına, detaylı bir dermatolojik muayene ve hasta öyküsüne dayanan bir fizik muayene yapıyoruz. Bunun sonucunda tabi ki hastalarımıza biz önerilerde bulunuyoruz ve tedaviyi buna göre şekillendiriyoruz. Bu açıdan tabi ki altta yatan farklı sebepler de vardır cilt kuruluğunun altında demek çok doğru" dedi.
13 Aralık 2025 Cumartesi - 09:36
Masal kahramanlarıyla minik hastalara moral
Duvarlara masal kahramanları çizilerek, minik hastalara moral verildi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Güzel Sanatlar Kulübü öğrencileri, sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında hayata geçirdikleri ’Beyaz Önlükler Renkli Duvarlar’ projesinin ikinci etkinliğini bu yıl Çocuk Acil binasında gerçekleştirdi. Geniş bir öğrenci grubunun katılımıyla pediatri binasının dış duvarları, masal kahramanları, doğa figürleri, su altı manzaraları ve sevimli hayvanlarla donatıldı. Çocukların kaygılarını azaltmayı amaçlayan çizimler; terapi edici renk kullanımı, pozitif motifler ve çocukların hayal dünyasına hitap eden karakterlerle özenle tasarlandı. Projeye öncülük eden Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, çalışmanın hem çocuklar hem de öğrenciler için büyük anlam taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: "Bizler çocuklarımızın sağlığı için çalışıyoruz. Aynı zamanda geleceğin iyi hekimlerini yetiştirmek için büyük bir özveri gösteriyoruz. Öğrencilerimizin heyecanı ve motivasyonu bize umut veriyor. Hastalarımızın acılarını unuturcasına duvarlara bakarken gülümsemesi ise paha biçilemez. Hem hastalarımızın motivasyonu hem de gelecekteki "iyi hekim" olma misyonunu adım adım gerçekleştirmeye başlayan tüm gönüllü öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Ayrıca, bu soğuk duvarlara hayat verilmesini sağlayan isimlerden biri de çocukluğunda burada tedavisini yaptığımız Doğukan Şimşek. Sevgili Doğukan tedavi gördüğü yuvayı unutmadı, büyük bir fedakarlıkla tüm boyaları temin edip, projenin tamamlamasına önemli bir katkı sundu. Kendisine de çok teşekkür ediyoruz". Kulüp Başkanı Hatice İkra Bahsi koordinasyonunda yapılan çalışmaya, Uzm. Dr. Elif Kılıç Könte de destek verdi. Çocuklar hem boyadı hem eğlendi Boyama süreci boyunca pediatri servisinde bulunan çocuklar da etkinliğe katılarak hem eğlendi hem de üretmenin mutluluğunu yaşadı. Aileler, renklenen duvarların çocukların moraline olumlu etki edeceğini belirtirken, sağlık çalışanları da yeni atmosferin iyileşme sürecine destek sağlayacağını ifade etti.
12 Aralık 2025 Cuma - 16:16
Aynı anda görülen karın ağrısı ve nefes darlığına dikkat
Medical Point Gaziantep Hastanesi Acil Servis Uzmanı Prof. Dr. Polat Durukan, aynı anda görülen karın ağrısı ve nefes darlığı şikâyetleriyle ilgili uyarılarda bulundu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Acil Servis Uzmanı Prof. Dr. Polat Durukan, son günlerde artış gösteren karın ağrısı ve nefes darlığı şikâyetleriyle ilgili uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Polat Durukan, bu belirtilerin kimi zaman hayati risk taşıyan hastalıkların erken sinyali olabileceğini belirterek vatandaşları uyardı. "Bu iki belirti göz ardı edilmemeli" Acil servise yapılan başvuruların analiz edildiğini belirten Prof. Dr. Durukan, özellikle ani başlayan karın ağrısı ile nefes darlığının birlikte görülmesinin, yalnızca sindirim sistemiyle değil, kalp, akciğer, diyafram veya damar sistemiyle ilişkili ciddi sorunlara işaret edebileceğini ifade etti. Durukan, değerlendirmesinde, "Karın ağrısı çoğu zaman masum bir nedenle ortaya çıkabilir fakat nefes darlığıyla eşleştiğinde klinik tablo tamamen değişir. Akut karın, iç kanamalar, akciğer embolisi, kalp krizi, diyaframa bağlı komplikasyonlar ve daha birçok durum acil müdahale gerektirir. Vatandaşlarımız şikâyetleri geçiştirmeden mutlaka acil servise başvurmalıdır" dedi. "Erken müdahale kritik rol oynuyor" Acil servis yetkilileri, karın ağrısı ve nefes darlığının eşlik ettiği vakalarda hastanın ilk değerlendirmesinin hızla yapıldığını, gerek görüldüğünde kan tetkikleri, görüntüleme yöntemleri ve kardiyolojik incelemelerin acil protokoller kapsamında başlatıldığını belirtti. Hastaneden vatandaşlara çağrı Medical Point Gaziantep Hastanesi, özellikle aniden başlayan ve şiddetlenen karın ağrısı, nefes almada güçlük, göğüste sıkışma hissi, baş dönmesi, soğuk terleme, çarpıntı, karın bölgesinde sertleşme veya hassasiyet, ağrının sırta, göğse veya omza yayılması gibi durumlarda acil yardım çağrısında bulunulması gerektiğini hatırlattı.
12 Aralık 2025 Cuma - 15:23
Bursa Şehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nde ilk bebek dünyaya geldi
Bursa Şehir Hastanesi bünyesinde 2024 yılı Aralık ayında hizmete giren Tüp Bebek Merkezi’nde ilk bebek doğumu gerçekleşti. Merkezin başarıyla tamamladığı doğum sonrası hem aile hem de sağlık çalışanları büyük mutluluk yaşadı. Bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya geldiği ve annenin durumunun iyi olduğu bilgisini veren Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Özlem Çaylan Canıtez, yaptığı açıklamada merkezin henüz ilk yılında böyle bir başarı elde etmesinin, ekip çalışmasının ve modern teknolojilerin doğru kullanımının bir sonucu olduğunu belirtti. İlk gebeliğin sağlıklı bir doğumla sonuçlanmasının kendileri için gurur kaynağı olduğunu dile getiren Canıtez, "Bakanlığımız desteğiyle tedavi sürecinde ileri embriyoloji teknikleri, titiz laboratuvar çalışmaları ve kişiye özel tedavi protokolleri kullandık. Hastamızın yumurta rezervi, rahim içi yapısı ve hormon profili detaylı şekilde değerlendirildi. Bu analizler sonucunda en uygun tedavi yöntemini belirleyerek kontrollü bir şekilde ilerledik. Embriyonun gelişim süreci boyunca son teknoloji inkübatörler ve embriyo izleme sistemleri kullandık. Transfer sonrası dönemi de yakından takip ettik ve bugün sağlıklı bir bebeği ailemize kavuşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu. Ortaya çıkan başarının sadece tıbbi bir sonuç değil, aynı zamanda hastayla kurulan güven ilişkisinin de bir yansıması olduğunu kaydeden Canıtez, Bursa Şehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nin bundan sonra da aynı hassasiyetle birçok aileye umut olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. 1 yılda 242 çifte tüp bebek tedavisi 1 yıldır faaliyet gösteren üremeye yardımcı tedavi merkezlerine yaklaşık 10 bin hastanın başvurduğuna dikkat çeken Embriyoloji Laboratuvar Sorumlusu Uzm. Dr. Nur Pınar Çimen ise, "Bu hastaların çocuk sahibi olabilmeleri için uygun tanı ve tedavi yöntemleri uygulanmıştır. 136 çifte aşılama tedavisi, 242 çifte tüp bebek tedavisi uygulanmıştır. Merkezimizin laboratuvarları çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yanı sıra kanser hastalarının da üreme hücrelerini dondurmaktadır ve bu hastaların doğurganlıklarının korunmasına önemli bir hizmet vermektedir" dedi.
12 Aralık 2025 Cuma - 15:15
Van’da 3 hastane "Anne-Bebek Dostu Hastane" unvanı aldı
Van’da Gevaş, Muradiye ve Özalp devlet hastaneleri, Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda "Anne-Bebek Dostu Hastane" unvanını almaya hak kazandı. Bakanlık denetim ekibi tarafından yapılan incelemelerde; hastanelerde doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası süreçlerin anne ve bebek odaklı yürütülmesi, mahremiyet ve güvenliğin sağlanması, anne dostu doğum uygulamaları ile bebek dostu hizmet standartlarına uyum detaylı şekilde değerlendirildi. Yapılan denetimlerde üç hastanenin de tüm kriterleri başarıyla yerine getirmesi, ilde sunulan doğum hizmetlerinin niteliğinin ulusal standartlarla uyumlu olduğunu gösterdi. İl genelinde anne ve bebek sağlığını önceleyen hizmet anlayışının güçlenmesine katkı sağlayan bu başarı, sağlık tesislerinde kaliteli ve güvenli doğum hizmetlerinin sürdürülebilirliğine yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder